EÇS III 46b–47a
Der-beyân-ı binâ-yı imârât. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) 47a
EÇS III 47a
Şehr-i kadîm, belde-i azîm Remle'de medfûn olan enbiyâ-yı ızâm ve kibâr-ı evliyâullahın merâkidlerin bildirir
EÇS III 47a
Evvelâ, ziyâret-i Hazret-i Erfahuş ibn Hazret-i Sâm ibn Nûh'dur: Hazret-i Erfahud'un ömr-i azîzleri dörd yüz altmış beş sâldır. Bi-kavli İbn Abbâs Cemşîd asrında vefât edüp bu Remle hâricinde âsûdedir. Hâlâ ziyâretgâh-ı ehl-i dilândır. Ammâ Cemşîd'in müddet-i ömrü ma‘lûm değildir. Ancak niçe müverrîhler yedi yüz yıl pâdişâh olup taht üzre oturmak ve bahs-i ilm etmek ve silâh düzmek ve yün ve ibrişim peydâ etmek gûnâ-gûn hayvânât derilerin dibâğat edüp kürk giymek ve gavvâslık etdirüp derya ka‘rından incü çıkartmak ve şehirden şehire yol açmak ve kerpiç ve kireç ve üstübeç ve müşk ve ûd u anber ü kaliye misk ve gûnâ-gûn itrıyyât bulmak ve çadır u hammâm ve nefîr u surnâ ve gözlük ve sabun ve kiriş yapmak ve halkı dörd bölük edüp birin ulemâ ve birin sipâhî ve birin ehl-i san‘at ve birin ehl-i zirâ‘at edüp şehr-i Istacr'ı imâr eyleyüp tahtında karâr edüp adl [u] dâd ederken kendüye cünûn el verüp diyâr-ı Rûm'da Filibe ve Tırhala ve Maşkolor panayırları semtinde hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsında olup Cemşîd üzre Şeddâd ibn Âd hurûc edüp Cemşîd Boğazhisâr'dan Anadolu tarafına geçep deryâ-misâl asker ile Ayasuluk nâm şehr-i kadîmin sahrâsında Cemşîd ile Şeddâd oğlu ve Dahhâk ile ceng-i azîm edüp âhir Cemşîd askeri münhedim olup Cemşîd'i kayd-bend ile Dahhâk'ın huzûruna getirüp iki levha mâbeynine Cemşîd'i koyup destere ile iki pâre ederken "Erre fahışda îmân getirdim. Erre fahışd! Erre fahışd" deyü iki pâre olup mürd oldu. Ba‘zı müverrihîn {Cemşîd'in âhir nefes îmân getürmesine} îmân-ı ye’sdir, demişler. Anınçün Erfehişid ibn Sâm'a Erre Fahışıd dahi derler. Salavâtullahı ve selâmehu. Hâlâ Cemşîd Kuşadası şehri kurbunda Ayasuluk hârici şarkında medfûndur ve ziyâreti memnû‘dur.
EÇS III 47a
Ez în-cânib yine şehr-i Remle'de ziyâret-i Hazret-i Lokmân ibn (---) Vilâyet-i Sûdân'dan siyâh-çerde bir hakîm idi. Cenâb-ı Bârî kendüye ilm-i hikmet verüp cemî‘i kûhlarda olan haşâyiş makûlesi kendüye lisân-ı hâl ile tekellüm edüp "Yâ Lokmân! Ben fülân derde dâ‘-i devâyım" derler idi. Hattâ ecele dermân bulmağa çalışdı. Arz-ı Mukaddes'in nihâyetinde Adana şehri kurbunda şehr-i Misis cisrinden nehr-i Cihân üzre ubûr ederken Cibril-i Emîn elinden, kitâbın, kanadıyla nehr-i Seyhân'a atdı. Lokmân âhir âlem-i seyâhete düşüp arz-ı sa‘îd-i âlîde şehr-i Asvân'da Hazret-i İdris'in gârı içre niçe zemân sâkin olup hakîr ol gâra girmek müyesser olup bi-hakk-ı Hudâ hâlâ ol gâr-ı nazargâh içinde zencebîl ve darçın ve karanfil ve besebâse ve kebâbe ve kakule râyihasından âdemin dimâğı mu‘attar olur.
EÇS III 47a
Andan tebdîl-i hevâ ederek bu arz-ı Filistîn-i Remle'de ecel derdine dermân bulmayup hakîkat üzre tebdîl-i hevâ edüp cânib-i hayâta gidüp şehr-i Remle hâricinde medfûndur. Ammâ ba‘zı müverrihîn nübüvvetinde ihtilâf etmişler, ammâ ba‘zı müfessirîn sûre-i (---) Arapça âyeti tefsîrinde nübüvvetine zâhib olmuşlar. Netîce-i ziyâretgâh-ı ünâsdır. Andan,
EÇS III 47a
Ziyâret-i Enûş ibn: (---) (---) müddet-i ömr (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS III 47a
Andan, ziyâret-i Hazret-i Kaffâh ibn (---) : Müddet-i ömr
EÇS III 47a
(---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS III 47a
Andan, ziyâret-i Hazret-i Hanûh ibn (---) (---): Müddet-i ömr (---) (---) (---) Ve,
EÇS III 47a
Ziyâret-i Hazret-i Kînân ibn (---) (---): Dahhâk-ı Mârî asrında vefât edüp bu Remle hâricinde medfûn olmuşdur. Müddet-i ömr-i azîzleri dörd yüz altmış sene olmuşdur. Ve
EÇS III 47a
Ziyâret-i Ubâde b. es-Sâmit: Kavm-i Ensâr'dandır. Amr ibnü'l-Âs ile Mısır fethinde bulunup hilâfet-i Osmân'da sene 34 merhûm oldu.
EÇS III 47a–47b
Bi-kavli Tevârîh-i Rûm Yanvan, Şehr-i Filistîn Remle'de yetmiş üç peygamber medfûndur. Kable't-Tûfân intikâl edenler ol kadar 47b ma‘lûm değildir ammâ ba‘det-Tûfân civâr-ı Hayy [u] Kadîr'e vâsıl olup merkad-i pür-envârları ma‘lûm olan bunlardır. Ammâ kibâr-ı evliyâullahın merkad-i pür-envârlarına hadd [u] hasr yokdur. Rahmetullahi aleyhim ecma‘în.
EÇS III 47b
Andan yine cânib-i kıbleye çöl [ü] çölistân içre (---) sâ‘atde düz sahrâ-yı âbâdân içre gidüp,
EÇS III 47b
Menzil-i hân-ı Sedûd: Gazze hâkinde bir ma‘mûr u müzeyyen kasaba-i şîrindir. Kal‘a-misâl bedenleri var bir hân-ı azîmdir. Câmi‘i ve hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı var,
EÇS III 47b
Hudûd-ı arz-ı Hâsân, şehr-i kadîm Marmâşim ya‘nî kal‘a-i Gazzetü'l-Hâşim: Bu şehr-i kadîme kadem basınca doğru hâkim-i vilâyet olan Hüseyin Paşa hânesine varup müşerref oldukda Murtezâ Paşa efendimizin mektûbları ve pervâne yayı ve Frengî hâre hedâyâların verdiğimizde cihân kadar hazzedüp muhabbetnâmeler kıra’et olunup "Belî deynimizdir. İnşâallah sizinle gönderüp edâ-yı deyn ederiz" deyü hakîre bir hâne-i bî-minneti tehniye edüp paşa ile şeb [u] rûz sohbet-i hâs ederdik. Meğer paşa bir sebük-rûh ve yârândan Hâtem-i Tayy gibi sâhib-i kerem münşî ve müverrih kimesne imiş. Bu hakîrin seyâhate tâlib ü râgıb olduğunu kendülerinin ma‘lûm-ı şerîfleri olup şehrin ulemâ vü sulehâ ve müverrihînin cem‘ edüp şeb [u] rûz niçe tevârih-i kütüb-i mu‘tebereler tetebbu‘ edüp anlardan istihrâc etdiğimiz üzre ba‘de't-Tûfân imâr olan şehr-i kadîmlerin biri dahi bu mahrûse-i Gazzetü'l-Hâşim'dir. Bi-kavli Müverrih ibn Zolak ve el-Hıtatı'l-Kazâ‘î ve Târîhu't-Tecrîd fi's-Sahâbe li-Zehebî nâm tevârîhlerdir kim evsâf-ı Gazze anlardan me’hûzdur kim ibtidâ bânîsi ba‘de't-Tûfân Mermaşim ibn Sâm ibn Nûh aleyhi's-selâmdır. Bu Mermaşim bin yüz elli sene mu‘ammer olup Arz-ı Hâsân [u] Teberîstân'da niçe şehirler binâ edüp bu Gazze'yi Marmâşim'den üç mil ba‘îd bir şehr-i azîm inşâ edüp ismine Marmâş kodu. Hâlâ Buhtunnasr'dan berü harâbdır. Hâlâ bir büleyde-misâl kalmışdır. Calinus-ı hakîm zamân-ı imâretinde anda medfûndur. Ammâ bu Gazze nazargâh-ı evliyâ ve enbiyâ olmağıla hâlâ ma‘mûrdur. Ve niçe bin düvelden düvele düşüp âhir-ı kâr Mısır hulefâlarından Âl-i Çerâkise Sultân Gavrî destinden Âl-i Osmâniyân'dan Selîm Hân-ı Evvel sene 922 târîhinde feth edüp Şâm eyâletinde sancak beği tahtıdır. Mîr-i livâsının taraf-ı pâdişâhîden hâssı 508.338 akçedir ve erbâb-ı zu‘amâsı 7 ve erbâb-ı timari 107. Kânûn üzre cebelüleri ile cümle bin yüz elli asker olup paşası ve alaybeğisi livâsı altında sefer eşerler. Üç yüz akçe şerîf kazâdır. Cümle (---) aded âbâdân nâhiye kurâlarından beher sene ber-vech-i adâlet kadıya dörd bin guruş ve paşasına seksen bin guruş hâsıl olur. Sancağ-ı mezbûr gâyetü'l-gâye ma‘mûr vilâyet-i âbâdândır. Ve mezâhib-i erba‘adan tekmîl-i fünûn etmiş şeyhülislâmları ve nakîbü'l-eşrâfı ve şehrinin a‘yân u eşrâfı ve kibâr-ı ulemâ vü sulehâları, vâfir ve muhteşem sipâh tâ’ifesi ve ehl-i tüccârı ve ankâ ehl-i hizmetleri ve ehl-i hırefleri vardır. Şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı ve şehir muhtesibi ve şehir bâcdârı vardır. Zîrâ bu şehir mü’ebbed kayd-ı hayât ile Hüseyin Paşa'nın, Selîm Hân'dan beri mülk-i mevrûs ocaklıkları olmağıla cümle muhtesib ve bâcdârının ebvâb-ı mahsûlâtları paşanın hâssıdır.
EÇS III 47b–48a
Eşkâl-i kal‘a-i Gazze: Kadîm-i evvelde binâ olunan kal‘asının Buhtunnasr harâb etmeğile sene (---) târîhinde kal‘asının bânîsi (---) Leb-i deryâdan cânib-i şarka bir sâ‘at ba‘îd kumistân içre şekl-i murabba‘ bir küçücük taş bina bir kal‘a-i ra‘nâdır. Dîvârının kaddi yigirmi zirâ‘-i bennâdır. Ve cümle (---) burcdur. Ve cümle (---) bedendir. Ve cânib-i kıbleye mekşûf bir demir kapusu var ammâ etrâfında handak (---) ve dâ’iren mâdar cirmi (---) adımdır. Bu kal‘anın dizdârı ve (---) aded kal‘a neferâtları dâ’ima mevcûd olup nigehbânlık ederler. Zîrâ gâyet muhâtara Urbân serhaddi olmağıla düşmanı çokdur. Ve derûn-ı kal‘ada cümle Gazze a‘yânının ve sâ’ir kurâ halkının zî-kıymet eşyâları bu kal‘ada mahfûzdur. Derûn-ı kal‘ada cümle hâk-i pâk ile mestûr bâğsız ve bâğçesiz müfîd ü muhtasar neferât hâneleri vardır. Bir câmi‘i ve buğday anbarları ve 48a cebehâne mahzenleri ve müstevfâ cebehânesi ve a‘lâ latîf şâhî topları vardır. Bu kal‘anın kıblesi tarafında şehr-i azîm varoşdur. Ve kal‘a kapusu önünde yol aşırı bir mescidi var, üç vakit namâz edâ olunur ve cemâ‘at-i kesîreli mesciddir.
EÇS III 48a
Der-sitâyiş-i şehr-i Gazze: Düz vâsi‘ sahrâda cümle altı mahalle ve cümle bin üç yüz hâneli şehirdir. Cümle imâristânı kârgîr seng-binâ ve sütûhları cümle hâk-i ambar-i pâk ve kireç ve cıbız ile mestûr sarây-ı âlîler ve büyût-ı vâlâlar ile ârâste ve gûnâ-gûn imâretler ile pîrâste bâğlı ve bâğçeli bir şehr-i kadîm ve mahrûse-i azîmdir.
EÇS III 48a
Cümle (---) aded sarâydır. Evvelâ Hüseyin Paşa sarâyının vasfında lisân kâsırdır kim her gice yüz, iki yüz atlı müsâfir eksik değildir.
EÇS III 48a
Der-vasf-ı cevâmi‘hâ-yı Gazze: Cümle yetmiş mihrâbdır. On biri cum‘a namâzı edâ olunur câmi‘-i pür-envârlardır. Evvelâ çârsû içinde cemâ‘at-i kesîreye mâlik,
EÇS III 48a
Vâli-i vilâyet Hüseyin Paşa câmi‘i: Nev-binâ bir câmi‘-i ra‘nâdır kim cümle Mısır ve Şâm ve Kudüs mi‘mârlarının birbirlerine tegallüben arz-ı ma‘rifet ile inşâ etdikleri câmi‘-i bî-bedeldir kim ilm-i hendese sâhibi olan kimesneler im‘ân-nazar ile nazar etdiklerinde engüşt-ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalırlar. Üstâd-ı kâmil bu câmi‘e üç tabaka şerîfeli bir minâre-i serâmed-i mevzûn etmişdir kim Mısır ve Şâm ve Irâk-ı Arab ve Irâk-ı Acem'de nazîri yokdur. Andan,
EÇS III 48a
Câmi‘-i Sinân Paşa: Fâtih-i Yemen Sinân Paşa'nındır. Ammâ ol kadar vâsi‘ değildir.
EÇS III 48a
Ve'l-hâsıl bu câmi‘lerden mâ‘ada cümle mesâcidlerdir. (---) (---) (---) (---) (---)(---) (---) (---) (---) (---)
EÇS III 48a
Der-sitâyiş-i dârü't-tedrîs-i dârü'l-hadîs: Cümle,
EÇS III 48a
Ta‘rîf-i dârü'l-kurrâ-i Kur‘ân ve mekteb-i dârü't-ta‘lim-i sıbyân: Cümle,
EÇS III 48a
Der-beyân-ı tekyegâh-ı dervîşân: Cümle yedi tekyedir. Şehrin kıblesinde tekye-i Şeyh Şâvân, bâğ-ı cinân-misâl âsitânedir. Ve dahi şehrin vasatında tekye-i Abdüllâzim. Ana karîb tekye-i Alî Mürğân, azîm ziyâretgâhdır. (---) (---) (---) (---) (---)(---) (---) (---) (---) (---)
EÇS III 48a
Manzara-i kârbânsarây-ı âyende vü revendegân:
EÇS III 48a
Tavsîf-i sebîl-i atşân: Cümle iki yüz sebîlhânedir. Bu şehir çölistânda vâkı‘ olmağıla nehr-i cârîsi olmamağile bir âb-ı hayât çâh-ı mâsı var. Cümle askere kifâyet edüp şehir içre cümle sebîllerin âb-ı hayâtın develer ile bu kuyudan taşırlar.
EÇS III 48a
Der-medh-i hammâmât-ı dilsitân: Cümle (---) hammâmdır. Ammâ Paşa hâmmâmı ve Üşkür hammâmı müferreh ve hoş-hevâ ve hûb-binâ bir gûne hammâm-ı rûşenâdır
EÇS III 48a
Der-beyân-ı çârsû-yı bezzâzistân: Cümle altı yüz dükkândır. Gerçi bender şehir değildir ammâ sûk-ı sultânîsinde cümle zî-kıymet bî-minnet bulunur. Ammâ sarrâchânesi ve gazzâzhânesi gâyet mahbûbları ile müzeyyen kârgîr binâ dekâkîn bâzâr-ı hüsn-âbâd demişler.
EÇS III 48a–48b
Der-sitâyiş-i mahbûb [u] mahbûbât: Şâm Havrânı'nın mahbûbundan sonra bu Gazze'nin maralî ve gazâlî mükehhâl gözlü, şîrîn sözlü ve münevver beyâz yüzlü mahbûblarının gerdânlarında ve çâh-ı zenahdânlarında benleri çok olduğundan "hâl-i Gazzetü'l-Hâşim deyü memdûh-ı âlemdir. 48b
EÇS III 48b
Ta‘rîf-i libâs-ı pîr [ü] cüvân: A‘yân [u] kibârı semmûr ve sûf ve çuka ferrâce ve atlas kabâlar giyerler. Vasatü'l-hâli londoz çuka ve beyâz sâdeler geyerler. Ehl-i sanâyi‘i ve fukarâları cümle alaca kereke abâ giyer. (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS III 48b
Der-sitâyiş-i letâfet-i âb [u] hevâ reng-i rûy-ı mahbûban: Âb [u] hevâsının letâfetinden halkı gâyet beyâzu'l-vech siyâh kaşlı ve ba‘zıları esmerü'l-levn ve tendürüst ve ten-perver şahî ve sâhib-i kerem ve garîb-dost ve halîm ve selîm ve halûk merdüm âdemleri var.
EÇS III 48b
Der-beyân-ı iklîm ü tâli‘ ve arz-ı beled-i büldân: Cemî‘i münecimînin kavli üzre bu şehrin tâli‘i Müşterîdir. Anınçün cümle ahâlisi kâr [u] kisb ile kifâflanırlar ve iklîm-i râbi‘in vasatında olup hevâsı sevâhildir. Arz-ı beledi (---) ve tûl-ı nehârı (---)
EÇS III 48b
Memdûhât-ı hubûbât: Beyâz deve dişi buğdayı ve şa‘îri ve hummûsu ve,
EÇS III 48b
Memdûhât-ı mahsûlât: Evvelâ yigirmi yedi aded mahsûlâtı vardır. Cümleden pembesi ve harîri ve
EÇS III 48b
Memdûhât-ı sanâyi‘ât Alaca sûf kerekesi ve Gazze makremeleri ve peşkîrleri ve fetâları ve siyâh poşuları memdûhdur.
EÇS III 48b
Memdûhât-ı me’kûlât [u] meşrûbât: Yedi bin bâğdır. Zeytûnu ve dudu ve limonu ve turuncu ve narı ve inciri ve âbdâr üzümü ve kavunu ve karpuzu ve hurması cihânı dutmuşdur. Ammâ zeytûnyağı Mısır'a niçe bin deve yükü gidüp Mısır'ı ganîmet eder latîf yağdır.