İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS III 64a
Ve Lala Paşa câmi‘ ve Osmân Paşa câmi‘i ve Hacı Paşa câmi‘i. Bu üç aded câmi‘ vüzerâ-yı Süleymân Hân asrında Koca Mi‘mâr Sinân üstâd binâsıdır.
EÇS III 64a
Ve Çiğdelizâde câmi‘i Sivas kapusunun iç yüzündedir ve cemâ‘at-ı kesîreye mâlik bir minâreli câmi‘dir. Ve Âhund Hânım câmi‘i mülûk-i selef hanîlerinin Âhund nâm bir melike hatunun câmi‘idir kim medrese ve imâreti vardır ve cemâ‘ati vefret üzredir.
EÇS III 64a
Andan ve Katırcızâde câmi‘i bir minâre-i musanna‘lı câmi‘-i zîbâdır ve Kurşumlu câmi‘ (---) binâsıdır kim ortasında bir havz-ı şadırvan ile mebnî bir câmi‘-i rûşendir ve Ulvân câmi‘i bir ser-âmed minârelidir ve Kurşumlu câmi‘e karîbdir ve Hacı Ivazânlar câmi‘i (---) (---) (---) ve Hacı Kılıç câmi‘i medrese ve imâreti vardır. Tabahâne kurbunda vâki‘ olmağıla cemâ‘atı çokdur ve evkâfı gâyet metîndir ve e’imme ve hutabâ ve huddâmları mevcûdlardır. Ve Yeni câmi‘ (---) kurşumlı câmi‘ dil-küşâdır. Dilâver Paşa sarayı kurbundadır. Ve diğer Yeni câmi‘, Süleymân Çelebi'nindir. Sâhibi hayâtda olmağıla evkâfı kavîdir. Ve Tabbâklar câmi‘i (---) ve Gönül câmi‘i Kiçikapusunda Hüseynî mahallesindedir, ammâ müferrih câmi‘dir ve Akkaş Çorbacı câmi‘i bir câmi‘-i cedîddir ve sâhibü'l-hayrâtda olmağıla gâyet ma‘mûr câmi‘-i pür-nûrdur.
EÇS III 64a
Sitâyiş-i mesâcidhâ-yı âbidân: Cümle (---) aded mahalle mezgitleridir. Evvelâ
EÇS III 64a
Ma‘lûmumuz olan bunlardır.
EÇS III 64a
Der-beyân-ı medrese-i âlimân: Cümle (---) aded dârü't-tedrîs-i tahsîl-i ulûmdur. Evvelâ medrese-i Sultân Erbiyâ gâyet musanna‘ binâ-yı atîkdir ve medrese-i Âhund Hânım tarz-ı kadîm ve binâ-yı azîm bir medrese-i mübârekedir kim bunda bir kerre Bismillâh diyen mahrûm kalmayup elbette müfessir ve muhaddis ve mü’ellif olmuşdur ve medrese-i Hacı Kılıç ve medrese-i Müftî, Sivas kapusundadır ve,
EÇS III 64b
Der-beyân-ı dârü'l-kurrâ-yı hazret-i Kur’ân: Cümle (---) aded dârü't-ta‘lîm-i hazret-i Kur’ân'dır. Evâ’il-i kadîmede ehl-i beled hazret-i Kur’ân'a ri‘âyet edüp mahâric-i hurûfiyle kemâ hüve hakkuhu icrâ edemezlerdi, ammâ ilâ hâze'l-ân her câmi‘de kırâ’at-ı Hafs üzre Kur’ân-ı azîm tilâvet olunur.
EÇS III 64b
Der-ıyân-ı dârü'l-hadîs-i peygamberân: Cümle (---) aded mahalde ilm-i hadîs okunur. Zirâ ekseriyyâ halkı zekî ve ehl-i tab‘ u erbâb-ı dâniş ve mü’ellif ü musannif ve kavâ’il-i ezkiyâsı çok âdemleri vardır. Her câmi‘de ve her medresede ilm-i hadîs görülür, ammâ mahsûs darü'l-hadîs yokdur.
EÇS III 64b
Der-medh-i mekteb-i tıflân-ı ebcedhân: Cümle (---) aded mekteb-i nûr-ı dîde-i püserândır. Bu şehrin ciger köşeleri gâyet necîb ü reşîd ü tîz-fehm olduklarından hâfız-ı Kur’ân'ı ve huffâz-ı kitâb-ı Muhammediyyesi gâyet çokdur ve bâlâda tahrîr olunan câmi‘lerde elbette birer mekteb mukarrerdir. Evvelâ {mekteb-i (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)}.
EÇS III 64b
Der-fasl-ı tekye-i dervîşân-ı zî-şân: Cümle (---) aded dâr-ı hırka-pûşân [u] terk [u] tecrîdân [u] ârifândır.
EÇS III 64b
Evvelâ tarîk-i Nakşibendiyye'de Hazret-i Celâleddîn-i Rûmî âsitânesi Mevlevîhâne'dir kim cümle erbâb-ı ma‘ârif [u] fakr [u] fâka erenleriyle mâl-â-mâldır. Haftada iki kerre âyîn-i Mevlânâ edüp semâ‘-ı safâ edüp cümle yârân-ı bâ-vefâ anda cilvelenirler. Bu âsitânenin bâğçe kapusu önünde bir âb-ı hayât çeşmesi vardır. Cümle dervîşân andan def‘-i atşân ederler ve derûn-ı tekyede müte‘addid savma‘a ve kâ‘a ve matbah ile ârâste ve semâ‘hâne ve mutrıbhâne ile pîrâste olmuş bir âsitâne-i kadîmdir. Ve Seyyid (---) ve Seyyid Battâl Ca‘fer Gâzî tekyesi şehrin (---) âsitâne-i Bektâşiyân'dır. Cümle fukarâsı âşıkândır. Âyende vü revende cânlara ni‘metleri mebzûldür ve Kırk Nisâlar bunda medfûn olduğundan ziyâretgâh-ı azîmdir.
EÇS III 64b
Menâkıb-ı Kırk Nisâ: Bu kırk hatun tokuz ay on günde rahm-ı mâderden kırkı bir kerreden müştakk olup rûy-ı arza kadem basup kırkı dahi kırkar sene mu‘ammere olup her biri Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde merd kişi sözün ve nâ-merd yüzin görmeden kırkı dahi bikr-i nâ-şüküfte kırkar yaşında iken kırkı dahi bir ânda rûh teslim ederler. Garîb u acîb menâkıbları vardır, ammâ biz ihtisâr etdik. Hikmet-i Hûdâ bir batında bir müddetde kırk nisâ vücûda gele ve cümlesi kırkar sene mu‘ammere olup bir ânda merhûme olalar.
EÇS III 64b
Âyet Arapça bi-kudretihi ve yahkümü mâ yürîdü bi-izzetihi.
EÇS III 64b
Ve Kayseriyye'nin (---) cânibinde Yılanlıdağı'nda Koyun Baba tekyesi bu dahi âsitâne-i Bektâşiyân'dır ve eski Kayseriyye kurbunda tekye-i Kalenderân âsitâne-i kadîmdir. Hâlâ birkaç aded fukarâ-yı Bektâşiyân'dan fenâ fillâh cânlar vardır. Gâhîce şehre gelüp pârsâ edüp anınla kût-i lâ yemût edinirler ve tekye-i Koyun Baba Sultân Yılanlı dağında cihân-nümâ bir âsitâne-i Bektâşiyân'dır (---) (---) (---) ve tekye-i (---) (---) (---) (---) ve tekye-i,
EÇS III 64b
Ma‘lûmımız olan tekyeler bunlardır.
EÇS III 64b
Der-vasf-ı çeşme-sâr-ı âb-ı hayvân: Cümle (---) aded çeşme-i mâ’-i zülâl-ı cân-perverdir. Cümleden şarâb-ı tahûr Mevlevîhâne'nin bâğçesi kapusu önündeki ayn-ı zülâldır. Andan Büyük Çeşme mahallesinde ve Küçük Çeşme mahallesinde âb-ı hayât aynlardır. Andan Sîremitli çeşmesi ve Kiçikapusu çeşmesi ve Paşa Sarâyı çeşmeleri ve Kuyumcularbaşı çeşmesi ve,
EÇS III 64b
Bunlardan mâ‘adâ niçe yüz çeşmeler var.
EÇS III 64b
Evsâf-ı sebîlhâne-i atşân: Cümle (---) aded sebîl-i cân-sitân berây-ı rûh-ı şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ'dır. Evvelâ şehrin sûk-ı sultânîsi izdihâmî mahallerinde ve ba‘zı şâh-râhların yemîn [ü] yesârında musanna‘ binâ ile mebnî sebîl-i cân-perverler vardır.
EÇS III 64b
Evvelâ Kığlamaz sebîli ve Hûndiyye sebîli (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---).
EÇS III 64b
Bu mezkûr sebîlhânelerin ve bâlâda tahrîr olunan çeşme-i âb-ı hayvânların âb-ı nâbları ekseriyyâ şehrin cânib-i (---) vâki‘ olmuş Ayn-i Kenis derler bir aynü'l-katr-misâl turna gözü sâf [u] berrâk u revâk bir sun‘-ı Hallâk [u] Rezzâk mâ’-i Kevser'dir kim bu Ayn-i Kenis Kezmürî nâm bir (---) önünden çıkup niçe bâğ u besâtinleri reyy ederek cereyân edüp şehrin cümle imâretlerin saky edüp şehri imâr eder.
EÇS III 64b
Der-medh-i sarây-ı kârbân-ı revân: Cümle (---) aded mihmânhâne-i âyende vü revende kârbânsarâydır.
EÇS III 64b–65a
Der-fasl-ı hân-ı hâcegân [u] sevdâgerân: Cümle (---) aded vekâle-i esnâf-ı tüccârândır. Evvelâ Boyacı kapusunda Kığlamazzâde hânı kârgîr bir hân-ı ra‘nâ-yı izdihâmdır {Boyacı kapusundadır} ve Kapan hânı gâyet cem‘iyetli hân-ı kavîdir ve Gön hânı Uzun çârsû içre kârgir binâ hân-ı ra‘nâdır. 65a
EÇS III 65a
Evsâf-ı çârsû-yı bâzâr-ı sultânî: Cümle (---) aded dekâkin-i sûk-ı sultânîdir. Evvelâ bu şehr-i Kayseriyye'nin Bursa ve Edirne ve İslâmbol gibi iki yerde kârgir binâ bezzâzistân-ı ra‘nâları vardır. Biri kuyumculardır kim cemî‘i dünyânın zî-kiymet murassa‘ cevâhir-i kimyâb makûlesi tuhef âvânîler bulunup ve üstâd-ı gevher-furûş zergerleri mücevher şeyler işlerler ve Büyük bezzâzistânda ankâ hâcegîler hemyânlar ile bey‘ u şirâ edüp niçe bin gûne akmişe-i fâhire fürûht olunur. Müşk ü anber râyihası erbâb-ı hâcâtın dimağların mu‘attar eder.
EÇS III 65a
Der-beyân-ı dekâkîn-i şâh-râh: Cümleden Uzun çârşû müzeyyendir, ammâ t bâzârı yanında şâfî Kapamacılar çârsûsudur. Bunun sağ tarafında un kapanı vardır. Cümle dakîk-i rakîk-i hâss [u] beyâz bu mahalde fürûht olunur. Aceb hikmetdir kim bu şehirde un çuvalı içre yovanca otu kosalar unı on sene dursa aslâ çürümeyüp yine hâs ve beyâz ekmeği ve çöreği olur ve İçkal‘a kapusun çıkınca Attârlar çârsûsudur kim cemî‘i itriyâtın ve edviyye-i gûnâ-gûnların râyiha-i tayyibesinden âyende vü revendenin dimağları müşk ü amber-bû olur ve attârlardan aşağı pâk u pâkize Selmân-ı Pâk berberler dükkânlarıdır kim her birinde pâk-dâmen ve pâk-rû berber cüvânları vardır. Ve andan aşağı sûk-ı pînedûzân ya‘nî eski pabuc ve çizme yamayıcı dükkânlarıdır.
EÇS III 65a
Ve andan yine şâhrâhın iki tarafı Karakeçili dükkânına varınca cümle kapama ve zubun işler hayyât dükkânlarıdır. Ve andan pâk u pâkîze ballı ve yağlı kelimât eder bakkâl cüvânları dükkânlarıdır ve muhtesib dükkânı bu mahaldedir kim bir ehl-i hıref vezn-i sultâniye hilâf edüp bir dirhem nâkıs vermeğe kâdir değildir. Ve bu mahal cümle kassâb dükkânlarıdır kim niçe yüz aded zebh olunmuş Karamân koyunları ve kuzuların şerha şerha edüp her şerhaya berk-i gül takup ve za‘ferânlar sürüp bey‘ ederler ve bu kassâbların alt yanında hâss [u] beyâz çörekciler ve börekciler dükkânlarıdır kim gûnâ-gûn biberli börek ve bâdemli ve susam ve çörek otlı çörek ve mutabbak ve kaymak börek pişirirler. Tâ sarrâchâne başına varınca böyle ni‘met pişer çörekci ve börekci ve aşçı ve başcı ve gûnâ-gûn hoşâbcı dükkânlarıdır.
EÇS III 65a
Ve muhtesib ağa dükkânın geçince Arpacılar çârsûsu ve Kazancılar bâzârı ve Semerciler çârsûsudur.
EÇS III 65a
Andan iç kal‘a önüne varılır ve sol tarafı Mevlevîhâne bâğçesi kapusudur ve Uzun çârsû'su gâyet müzeyyendir. Tâ Uzun çârsû başında nihâyet bulur ve serrâchâne ile haffâfhâne bâzârı rûşen ve ma‘mûr u izdihâm bâzârdır ve dabbâhlar bâzârı pâkdir, Ahi Evran pîrleriyle ma‘mûrdur ve Odun bâzârı kal‘a kapusu önünde olmağıla Odunpâzârı kapusu derler ve Atpâzârı kapusu Paşa sarâyı kurbundadır ve Koyunbâzârı
EÇS III 65a
Sitâyiş-i reng-i rûy-ı pîr ü cüvân: Bu şehr-i atîk kûh-ı Ercîs dâmeninde olmağile hevâsı bürûdet üzre olup cemî‘i halkı zinde ve yigitlik kârı özünde, kimi yüz'ünde ve kimi yüz altmışdan yüz yetmişe yetmiş buğday anlı ve siyâh püskürme benli pîr u cüvân âdemleri vardır ve cümle şecî‘ ü tuvânâ ve fetâ erler birbirinden yeğ server ü hünerverlerdir (---) (---) (---).
EÇS III 65a
Der-vasf-ı mahbûb [u] mahbûbân: Bu şehir kûh-ı Ercîs dâmeninde vâki‘ olmağıla hevâsı lütf [u] i‘tidâl üzredir ve ekseriyyâ halkı tendürüst olup mahbûb u mahbûbesi çokdur, ammâ mahbûbu tez sakallanup fetâ yiğit olup sayd [u] şikâre ve avân zümresine mâ’il olurlar.
EÇS III 65a
Ta‘rif-i kibâr [u] eşrâf [u] a‘yân: Evvelâ Dilâverpaşazâde Murâd Paşa ve Müftî Efendi ve Nakîbü'l-eşrâf Efendi ve Alî Çavuş ve Çiğdelizâde ve Akkaş Ağa ve Kamışçızâde ve Mûsâ Efendi ve sâdât-ı kirâmdan müftî-i sâbık Kamışçızâde ve Mulaylı Alî Ağa ve Hüseyin Efendizâde.
EÇS III 65a
Sitâyiş-i üstâd-ı tabîbân-ı hâzıkân: Evvelâ cümleden bi-lâ teşbîh hekîm-i kâmil ve fassâd-ı âmil Elkayıranoğlu gâyet üstâd-ı kâmildir. Husûsen ilm-i nabzda gûyâ Restetalis'dir, ammâ ilm-i sihirde gûyâ köhne-i kudemâ Kalimon hekîm olmuşdur. Bu şehrde kavm-ı Etrâk hekîme Elkayıran derler.
EÇS III 65a–65b
Der-vasf-ı cerrâhân [u] üstâdân: Evvelâ cümleden Boyacı kapusunda zimmî Karakaş Ermenî gâyet üstâd-ı kâmil cerrâhdır. İlm-i cerrâheti tekmîl etmek içün Frengistân'ın İşpaniye diyârına gitmişdir. Hattâ bir adamın dişi ağrısa bir mâvî su sürer dişin veca‘ı teskîn olur. Eğer ol dişi çıkartmak murâd edinirsen ol ağrıyan dişe bir la‘l-gûn su sürer kelpedâna muhtâc eylemeyüp ol dişi kendi elinle çıkarırsın 65b ve bu cerrâh Karakaş-ı zimmînin iki veled-i pelîdi var, biri Ucân ve biri Balıhan ikisi de bî-bedel üstâd-ı bî-cedellerdir.
EÇS III 65b
Der-vasf-ı sulehâ-yı meşâyihân: Evvelâ sulehâ-yı ümmetden Alî Efendi ilmiyle âmildir.
EÇS III 65b
Der-na‘t-ı musannifîn-i şâ‘irân: Bu şehr-i Kayseriyye'nin şitâsı şedîd olmağın ahâlî-i beledi ilme meşgûllerdir ve zekiyyü't-tab‘ [u] tîz-fehm olduklarından şu‘ârâsı çokdur. Cümleden Şihâb Çelebi divân sâhibidir ve Hicrânî Çelebi ve (---)
EÇS III 65b
Der-medh-i mazanne-i kerâme-i mecâzibân: Evvelâ Dervîş Mustafâ-yı Uryânî. Sayf u şitâda bî-pîrehen gezer, ammâ şiddet-i şitâda aşk-ı İlâhî ile şeb [u] rûz la‘l-gûn çehre ile arak-âlûd gezer. Ve Dervîş Ahmed-i Halhâlî, mecâzibûndan mazanne-i kerâme-i merd-i Hudâ'dır.
EÇS III 65b
Der-ta‘rif-i kabâ-yı ricâl [u] nisvân: Evvelâ şehr a‘yânı cümle saya çuka ile semmûr ve zerdeva ve tilki boğazı ve nâfesî ve zincâb kürk geyüp atlas haftân giyerler. Vasatü'l-hâl olanları iskerled ve londura çuka ve boğası haftân giyerler ve zenâneleri sivri takye giyüp üzerlerine izâr bürünürler.
EÇS III 65b
Der-vasf-ı lehce-i ahâlî-i lisân: Evvelâ şehr zurefâları Fârisî ve Arabî kelimât ederler, ammâ elsine-i nâsı Etrâk lisânıdır. "Abba", "Bre alatla", "Bre götüberi" şekilli sözleri vardır ve ekseriyâ Ermenî lisânın re‘âyâlarıyla kelimât ederler, ammâ lisân-ı Kürd ve lisân-ı Urûm kelimât edemezler.
EÇS III 65b
Sitâyiş-i havâ-yı nesîm-i hûb-i câvidân: Şehrin zemîni cebel-i Ercis dâmeninde olmağıla şehrin cümle hânedânlarının yüzi cânib-i şimâle mekşûfdur. Ol ecilden havâsı bâd-ı sabâ-misâl bir gûne-i râhatü'l-ervâh havâsı vardır kim seher-hîz olan cân şemmü'l-hevâ etdikde hevâ-yı nesîmin müşâhede eder.
EÇS III 65b
Der-beyân-ı iklîm-i arz-ı beled-i büldân: Bi-kavl-i Batlamyus bu şehr iklîm-i hakîkiyyenin üçüncüsünde ve iklîm-i örfiyyenin on yedincisinin vasatında bulunmuşdur. Anın içün arz-ı beledi (---) dir ve tûl-i nehârı (---) sâ‘at ve derîcedir ve şeb-i yeldâsı kezâlik eyle bulunmuşdur.
EÇS III 65b
Der-fasl-ı tâli‘-i imâristân: Bi-kavl-i hakîm Kolon bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı sünbüle ve beyt-i utârid-i turâbîde bulunmuşdur. Anın içün her sene mahsûlât-ı sünbülâtı vefret üzre olup ganîmet olur (---) (---). Ve halkının tabî‘atları türâb gibi süflî mertebedirler.