İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS III 85a
Ba‘dehû bu Palu'da İbrâhîm Beğ'den ihsânlar ve refîkler alup cânib-i (---) sarp çengelistân ve sengistân yerler ile ma‘mûr kurâlar içre (---) sâ‘atde gidüp,
EÇS III 85a–85b
Der-sitâyiş-i şehr-i ma‘mûr ya‘nî kal‘a-i azîm Çapakçur ve {hâsse-i ayn-ı Bitlis}: Sebeb-i tesmiyesi bi-kavli Târîh-i Mığdîsî İskender-i Zülkarneyn derlerdi. Ammâ İskender bu iki boynuzun veca‘ından bir sâ‘at hâb-ı râhatda olamazdı. Veca‘-ı karneyne dâ’-i devâ içün niçe zamân seyâhat edüp niçe bin hükemâ ile hem sohbet olup karnlarının def‘ine çâre bulamayup tâ zulumâta gidüp âb-ı hayâtdan şifâ bulam dedi. Âhir hayât [u] şifâyı bulmayup Basra'da Şattü'l-Arab'dan nûş edüp karnının veca‘ları teskîn olup boynuzları dahi küçülmeğe başlayup netîce-i kelâm âb-ı Şatt'dan nûş edüp Şatt başına gelerek Diyârbekir'e gelüp andan nehr-i Batman'a gelüp nef‘in müşâhede edemeyüp nehr-i Batman'a mahlût olan nehr-i Kefender'den nûş edüp andan hazz eder. Anın kenarınca nûş ederek şehr-i Bitlis'e gelince nehir iki çatal olur. Âvih deresinden gelen nehirden nûş edüp nef‘in bulamaz. Bitlis kal‘asının sağ tarafında cereyân eden uyûndan nûş edince hemân kal‘a kayası dibinde hâb-ı râhata varup safâ eder. Hâbdan bidâr olup ol nehrin tulû‘ı mahalline varup yedi gün nûş edüp hayât-ı câvidân bulup karnının biri düşüp bir boynuz kalır. "Bre meded Basra'dan berü nef‘in müşâhede ede ede nûş etdigim ab-ı hayâtlara meğer bu mâ’-i zülâl mahlût olurmuş" deyüp Bedlîs nâm hazînedârına niçe bin kîse mâl-i firâvân verüp "Tez bu mahalde Bedlîs, bana bir kal‘a inşâ et kim azametimle ben muhâsara etsem fethinde âciz olam" deyü fermân edüp Betlîs-i hazînedâr Bitlis kal‘ası binâsına şürû‘ etmede. Yine İskender 85b hükemâlarının tahrîkiyle seyâhat ederek Bitlis'den bir günde Muş sahrâsına andan kat‘-ı menâzil ederek âb-ı Murâd'ı nûş ederek murâdına ermeğe bu Çapakçur dağı zeylinde serâperde-i İskenderîsin kurup zevk [u] safâya meşgûl olup Murâd'ı nûş ederek bir karn'ı dahi düşer. Nehr-i Murâd'ın nef‘in müşâhede edince "Ne çapak çur" der. Mığdîsî lisânı üzre çapak çur, cennet suyu demekdir. Hâlâ lisân-ı Ermenî-i Yârmenîde çur suya derler. Hakkâ ki nehr-i Murâd âb-ı hayâtdır. İskender hükemâlarından Filikos (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) katına kığırup eydür: "Bu kadar zamân benim yâr-ı gâr [u] nedîmlerim idiniz, benim karnlarımın veca‘ına bir ilâc etmeğe kâdir olmadınız. Dâ’-i devâ, Cenâb-ı Allah'ın cennet nehirlerinden oldu. Tez bu mahalde benim-içün bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ü sedd-i metîn binâ olunup ismini Çapakçur kosunlar" deyü emr edince kal‘a’yı 315 günde tamâm edüp ismine Çapakçur dediler. {Lafz-ı Çapakçur kal‘anın şürû‘undan itmâmına varınca İskender fermâniyle târîh olmuşdur.} Nehr-i Murâd kenarında evc-i âsumâna ser-çekmiş bir yalçın kaya üzre metîn ve müstahkem bir seng-binâ kal‘a-i köhne-âbâd bir kâr-ı Ferhâd binâdır. Burc [u] bârûsı gâyet metânet üzre inşâ olunmuş seng-i sahre üzre şekl-i muhammes sûr-ı kadîmdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır ve cümle (---) kapudur. Cânib-i (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS III 85b
Derûn-ı kal‘ada cümle (---) aded bâğsız ve bâğçesiz hânelerdir kim cümle turâb-ı pâk ile setr olunmuş evlerdir. Câmi‘i ve gılâl anbârları ve cebehânesi ve su sarnıçları ve nehr-i Murâd'dan def‘-i atşân içün su alınur mâ’-i hayât yolları var.
EÇS III 85b
Bu kal‘a niçe mülûkden mülûke niçe yüz kere intikâl edüp âhir Âl-i Abbâsiyân'dan Bitlis hâkimi Abdal Hân efendimizin ecdâd-ı ızâmlarından Sultân Evhadehüllâh destine girüp niçe zamân mutasarrıf olup anların destinde iken Muş Ermenî küffârları bir takrîb ile kal‘ayı serîka edüp yedi sene mutasarrıf oldular. Ba‘dehû Ekrâd beğlerinden hâlâ hâkim-i vakt olan (---) Beğ ceddi Suhrân-cân feth edüp keyfe mâ yeşâ’ evlâd-ı evlâda mutasarrıf iken sene 921 târîhinde Çıldır gazâsından sonra Selîm Şâh-ı Evvel'e mutî‘ [u] münkâd olup Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya miftâhların teslîm etdiklerinde taraf-ı pâdişâhîden anların itâ‘atına karşılık vilâyetleri kendülere mülkiyet üzre yurdluk ve ocaklık ihsân olunan tokuz aded ocaklık sancağın biri dahi bu Çapakçur'dur. Ammâ ülkesi bir mîr-i mîrânlık kadar vâsi‘ hükûmetdir. Senevî kırk yük akçe hâsıl olup iki bin atlı ile hükûmet eder. İnkırâz bulsa devlet-i âliye tarafından sancağı âhire tevcih olunmak kânûn-ı Süleymân Hân'dır. Beğinin hâssı 337.000, ze‘âmet 5, timar 35, kânûn üzre cebelüleriyle alaybeğisi ve çeribaşı sancağı altında cümle üç yüz asker olur ve yüz elli akçe kazâ-yı âsumânîdir. Müftî ve nakîb ve kethüdâyeri ve serdârı ve dizdârı ve neferâtları yokdur. Kal‘a beğinin hükmünde olup hurde topları vardır. Aşağı varoşu nehr-i Murâd kenarından cümle hâk-ı pâk ile mestûr (---) aded hâne-i ma‘mûrlardır. Ammâ âb [u] hevâsı ve mahbûb u mahbûbesi memdûh-ı Ekrâdistân'dır. Cümle (---) aded mihrâbdır.
EÇS III 85b
Bu şehre Palu kal‘asından sekiz sâ‘atde gelirken nehr-i Murâd üzre Çapakçur cisr-i azîminden ubûr ederken Bingöl yaylasına çıkan aşîret-i Hâltî ve aşîret-i Çekvânî ve aşîret-i Yezîdî ve aşîret-i Zâzâ ve Zebârî ve Lolo ve aşîret-i İzoli ve Şakâkî ve Giygi aşîretleri ki cümle iki yüz bin âdem-i Ekrâd ve on kerre yüz bin gûsfend-i devâbât olup bu cisr üzre Çapakçur beğinin âdemleri kuş uçurmayup öşür alırlar ve yayladan avdetleri mahalde hedâyâların alup azîm vezni üzre der-âmed peydâ olur.
EÇS III 86a
Andan cânib-i (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS III 86a
Evsâf-ı kal‘a-i Dinç-i hükûmet-i genc
EÇS III 86a
Sebeb-i tesmiyesi (---) (---) (---) (---) (---) (---) Bânîsi Âl-i Abbâsiyân'dan (---) (---) binâsıdır. Niçe devlet destine girüp âhir sene (---) târîhinde ahâlîsi ve hâkimi Selîm Şâh'ın hâk-i pây-i semendine yüz sürüp kal‘anın yetmiş aded miftâhıyla Süleymân Hân'a teslîm edüp hizmet [u] istikâmetleri mukâbelesinde ahâlîsin cümle tekâlîf-i şâkkadan mu‘âf u müsellem edüp mîr-i livâsına yine hâkimliğin ibkâ ve mukarrer edüp Diyârbekir eyâletinde mefrûzü'l-kadem ve maktû‘u'l-kalem olan beş aded hükûmetlerdir kim biri hükûmet-i Cezîre'dir ve biri hükûmet-i Eğil'dir ve biri hükûmet-i Palu'dur ve biri hükûmet-i Hazzo'dur ve biri dahi bu hükûmet-i Dinç'dir. Bunlara taraf-ı pâdişâhîden evâmir-i şâhî ve yarlığ-ı belîğ-i pâdişâhî gelse bu hâkimlerin elkâb ibârâtında Cenâb-me’âb deyü tahrîr olunur beş hükûmetdir. Cümleden ulusu Cezîre hükûmetidir. Andan ikincisi bu Dinç hükûmetidir. Zamân-ı kadîmde üç bin asker ile sefer eşermiş, ammâ hâlâ hâkimi Alî Beğ bin askere mâlikdir. Muş sahrâsıyla müşa‘ ma‘mûr [u] âbâdân bir hükûmetdir. Cümle ebvâb-ı mahsûlâtı beğine hâss ifrâz olunmuşdur. Eyâletinde timar ve ze‘âmet yokdur. Taraf-ı Âl-i Osmân'dan üç yüz akçe pâyesiyle bir kadı gelüp hükûmet-i şer‘-i Muhammedî edüp ber-vech-i adâlet dörd ve beş kîse tahsîl eder. Şeyhülislâmı ve nakîbi şehr-i Bitlis'dedir, zîrâ cümle ahâlîsi Ekrâd-ı Şâfi‘îlerdir. Yezîdî Ekrâdları ve Ermenîleri cümle re‘âyâdır. Sipâh kethüdâyeri ve serdârı ve dizdârı ve neferâtı yokdur. Kal‘ası hâkimi hükmünde olup âsitâne tarafından yeniçeri müstahfazânı yokdur ve ulemâ-yı Ekrâdı gâyet çokdur ve hakkâ ki şehr-i Dinc olmağıla âb [u] hevâsının letâfetinden halkı dincdir ve memâliki günçdür. Cümle a‘yânı sâhib-gencdir ve vilâyet-i vâsi‘i gülüncdir, bir koyun on akçeye, bir sığır bir rub‘a ve iki vakiyye beyâz nân-pâre bir akçeye ve bir somar buğday (---) at yemi olur on akçeye. Sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbât [u] hubûbâtlar dahi hâkezâ kıyas-ı re-mev-misâlidir.
EÇS III 86a
Eşkâl-i kal‘a-i Dinc: Kal‘ası sâhil-i nehr-i Murâd'a â (---) evc-i âsumâna ser-i bülend çekmiş bir püşte-i âlî üzre şekl-i müseddes Şeddâdî seng-binâ-yı ibret-nümâdır. Cânib-i (---) bir kapusu var. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Cümle ebrâcları ilm-i mi‘mârî ile metânet üzre inşâ olunmuşdur. Derûn-ı kal‘ada cümle turâb ile mestûr (---) aded hâne-i ma‘mûrlardır. Câmi‘i ve anbârları ve sahrıncı vardır, ammâ hammâm u hân ve çârsû-yı bâzârdan bir alâmet yokdur ve hâ’it-i kal‘anın kaddi düvâzdeh zirâ‘ı melikîdir ve her cânibi evce ser-çekmiş şuhûr-ı bâlâlardır. Cânib-i şimâli sahrâ-yı Muş'a gider müstakîmdir. Bu şehrin cânib-i kıblesinde kal‘a-i Meyyâfârikîn iki menzil yerdir, ammâ râhları sengistândır. Şehr-i Bitlis cânib-i şarkîsinde kal‘a-i Müdîkî üzre yine iki menzildir, ammâ sa‘b u meşakkatlı râh-ı belâlardır. Bu kal‘a-i Dinc Van eyâletiyle müşâ‘ bir vâsi‘ vilâyetdir.
EÇS III 86a
Bu şehirden
EÇS III 86a
Tavsîf-i binâ-yı kal‘a-i atîk-i Atak: Sebeb-i tesmiyyesi
EÇS III 86a–86b
ve bânî-i ibtidâsı (---) (---) (---) (---) (---) (---) Yezdân Behrâm destinden Şâh İsmâ‘îl alup Çıldır gazâsında be-dest-i Selîm Hân Şâh İsmâ‘il münhedim olup derûn-ı kal‘ada olan bed-ma‘âşı sâbıkan hâkimi olan Yezdân Behrâm cümle katl edüp kal‘a-yı Selîm Hân'a be-dest-i müftî-i Surân 86b Monlâ İdrîs'e teslîm edüp Selîm Hân dahi itâ‘at etdikleriyçün vilâyetin yurdluk ve ocaklık tarîkiyle yine hâkimi Yezdân Behrâm'a ihsân edüp hâlâ Diyârbekir eyâletinde ocaklık hükûmetdir. Beğinin hâssı 447.300 akçedir. Ze‘âmet 9, timar 76. Cümle sekiz yüz asker olur. Alaybeğisi ve çeribaşısı vardır ve yüz elli akçe kazâdır. Kethüdâyeri ve serdârı ve müftîsi ve nakîbi ve dizdârı yokdur, ammâ subaşısı ve muhtesibi vardır.
EÇS III 86b
Eşkâl-i kal‘a-i Atak: Nehr-i (---) kenarında (---) bir püşte-i âlî üzre şekl-i murabba‘ seng-binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır ve cânib-i (---) kapusu var. Derûn-ı kal‘ada
EÇS III 86b
Cânib-i (---) (---)
EÇS III 86b
Evsâf-ı kasaba-i ma‘mûr-ı Cıska
EÇS III 86b
Diyârbekir eyâletinde Dinc hâkinde ve (---) kenarında bâğ-ı İreme-zât-misâl şehr-i müzeyyen iki bin hâneli câmi‘ ve hân [u] hammâmlı ma‘mûr kasabadır. Hâkimleri (---). Cemî‘i ahâlîsi kâr-ı Dâvûdî'dir kim bunda işlenen şeyhânî ve mu‘arrâvî ve zıvzıgî kılıçlar ve bıçak ve hançerler Diyârbekir'de ve İsfahân'da yapılmaz. Cıska hançeri ve çakısı meşhûrdur.
EÇS III 86b
Taraf-ı (---) (---)
EÇS III 86b
Evsâf-ı kal‘a-i kadîm, bender-i Kürdistân, Kulp
EÇS III 86b
Sebeb-i tesmiyesi (---). Bânîsi Âl-i Abbâsiyân'dan el-Mu‘temid Billâh'dır. Niçe mülûke nakl edüp âhir Selîm-i Evvel'e ahâlîsi mutî‘ olduklarından yine hâkimine ocaklık ve yurdlık tarîkîyle sadaka olunup beğinin hâssı 166.668 akçedir. Ze‘âmet 2 timar 74. Alaybeğisi vardır. Mîr-i livâsıyla cümle yedi yüz Ekrâd askeri olur ve yüz elli akçe kazâdır. Kal‘a dizdârı ve gayri hâkimi yokdur. Kal‘a-i Kulp
EÇS III 86b
Cânib-i (---) (---) (---)
EÇS III 86b
Der-beyân-ı cebel-i celîl, ya‘nî kal‘a-i Tercîl
EÇS III 86b
Sebeb-i tesmiyesi (---) (---) (---). Banîsî (---) (---). Bunun dahi hâkimi Selîm Hân'a itâ‘at edüp ocaklık hükûmet olmuşdur, ammâ inkırâz bulsa Diyârbekir valisi arzıyla der-i devletde sancağı erbâb-ı istihkâka tevcîh olunur. Beğinin hâssı 445.300 akçedir. Ze‘âmeti 4, timarı 163 ve alaybeğisi var. Cümle bin aded güzîde asker olur. Yüz elli akçe kazâdır. Gayri hâkimi yokdur. Kal‘ası mîr-i livâ hükmünde.
EÇS III 86b
Eşkâl-i kal‘a-i Tercîl:
EÇS III 86b
Şatt'ın bir fırkası dahi bu Tercîl'den tulû‘ eder. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---).
EÇS III 86b
Bu Tercîl, Hazzo'ya 8 sâ‘at karîb. Bu bâlâda tahrîr olunan Dinc ve Atak ve Cıska ve Kulp ve Tercîl ve Mihrân birbirlerine birer menzil-i dırâz karîbdir. Cânib-i (---) (---) (---).
EÇS III 86b
Evsâf-ı şehr-i Şems-hânî, ya‘nî kal‘a-i Mihrânî
EÇS III 86b
Sebeb-i tesmiyesi (---) (---) (---) (---) (---) (---) ve bânîsi (---) (---). Bunun hâkimi dahi Selîm Hân vezîri fâtih-i Kemah Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya itâ‘at etdiler be-dest-i Monlâ İdrîs-i Surânî. Bu ol İdrîs'dir kim Selîm-i Evvel Tarabefzûn'da şehzâde-i âzâde hâkim iken sene (---) târîhinde "Kayser-zemîn şâhı olup İrân-zemîn şâhın münhezim edüp Kürdistân'ı ve Alâüddevle ve ümm-i dünyâ Mısır ve Mekke ve Medîne şâhı olursun" deyü tebşîr eden Monlâ İdrîs'dir kim ilm-i nücûmda gûyâ İdrîs Nebî idi. Hakkâ ki Selîm-i Evvel yedi sene ma‘ahu ziyâde hâdim-i Haremeyn olup yedi yüz yetmiş hutbe sâhibi oldu.
EÇS III 86b
Eşkâl-i kal‘a-i Mihrânî (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS III 86b
Beğinin hâssı 200.000 akçedir ve ocaklık hükûmetdir. Timar 101 ve ze‘âmet 9 ve alaybeği vardır. Cümle beş yüz asker olur ve yüz elli akçe kazâdır.
EÇS III 87a
Ve andan cânib-i şimâle (---) gidüp,
EÇS III 87a
Evsâf-ı vâdî-i bî-mûş, ya‘nî sahrâ-yı Mûş-ı bî-hûş
EÇS III 87a
Van eyâleti hükmünde Bitlis hânı ve Atak ve Tercîl hânları hudûduyla müşâ‘ bir sahrâ-yı vâdî-i Hâmûndur kim vasatında cereyân eden nehr-i Murâd'da nûn-ı gûnâgûn bulunur kim gûyâ her biri mâ’ide-i Mûsâ'dır. Bu sahrânın çemenistânı üzre Çemâpûr askeri meks etse devvâbâtına ve sâ’ir hayvânâtına yedirse yine ke'l-evvel cemî‘i kiyâhâtı sâbit u nâbite olmadadır kim Cenâb-ı Bârî bu sahrâya nazar etmişdir. Şarkdan garba tûlânîce vâki‘ olup tûlı kâmil üç menzildir. Arzı iki konakdır ve dahi akalldır. Bu sahrânın cânib-i kıblesinde kal‘a-i Meyyâfârikîn'dir. Mâbeyninde iki merhale-i dırâzdır. Bu sahrâ-yı ferah-fezânın evsâfın manzûrumuz olduğu üzre nemene aşâ’ir [u] kabâ’il meks eder anları tahrîr eylesek ve ne kadar ma‘mûr ve âbâdân kurâları var, terkîm etsek, bir mücelled-i tomar-ı dırâz olur. Ancak bu vâdîden cânib-i şimâle giderken nehr-i Murâd'ı at ayağıyla ubûr etdik, zîrâ menba‘-ı tulû‘ı kûh-ı Bingöl'de karîbdir. Andan,
EÇS III 87a
Der-sitâyiş-i medîne-i kadîm-i Muş {ve sedd-i Şeddâd-ı la‘în}
EÇS III 87a
Van eyâleti hükmünde Van deryâsı sâhilinde Taht-ı Van subaşılığına iki menzildir. Bitlis'e bir menzil-i dırâz-ı azîmdir. Tevârîh-i Şerefnâme kavli üzre bu medîne-i Muş Âzerbâycân-ı Ermen şehirlerinden bir şehr-i azîm idi. Âd ibn Şeddâd Van deryâsı zemîninde evc-i âsumâna beraber bir sedd-i âlî binâ edüp, hâşâ sümme hâşâ Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet ile ceng etmeğe kasden ol seddi Şeddâd itmâm etdikde Cibrîl-i emîn emr-i İlâh ile ol seddin zîrinden kanât urup evc-i asmâna ol kadar çıkardı kim cümle bennâların feza‘ [u] ceza‘ların cemî‘i kerrûbiyân istimâ‘ edüp Allah'ın azabından isti‘âze ederlerdi. Ol binâyı Cibrîl-i emîn dörd pâre edüp rûy-ı zemîne eyle urdu kim bir pâresinden Karadeniz zâhir oldu, bir pâresi zarbından bahr-i Hazer zâhir oldu ve bir pâresinden Tebrîz deryâsı âşikâre oldu ve bir pâresi zarbından bu Van deryâsı zâhir olup gayri ammâllerin kamusu itleri ve ester ü üştürleriyle taş taşırlarken cümle taş olmuşlardır. Hâlâ cümle mahlûk-ı Hudâ Van deryâsı garbî sâhilinde Râhova nâm mahalde taş olan mahlûklar kimi berpâ durur kimi çöküp yüklenmiş durur, kimi münhedim olmuş durur temâşâ-yı ibret-nümâdır. Ba‘dehû Van deryâsının şimâlinde Adilcevâz kal‘ası kurbundaki Sübhân dağında hâlâ mahbûs durup kırk elli senede bir sadâsı istimâ‘ olunup yetmiş seksen senede bir kerre beş on gün Sübhân kayasından kuyruğu çıkan ejder-i heft-ser ol asırda rehâ bulup cemî‘i Nemrûdîleri tenâvül edüp bi-emr-i Hayy-ı Kadîr yine mezkûr ejder Sübhân dağındaki gârına girüp mahbûs olur. İnşâ’allah bu ejder dahi Van-ı sedd-i îmân seyâhatinde manzûrumuz olduğu minvâl üzre tahrîr olunur. Ba‘dehû yine Nemrûd-i la‘în kavmine Cenâb-ı Hayy-i Kadîr Muş sahrâsından bir fâre-i azîm hâsıl edüp cümle Nemrûdîleri tenâvül edüp şehr-i Muş ahâlîsin helâk etdüğüyçün şehr-i Mûş derler. Zirâ bu şehir kurbunda mûşun tulû‘ etdüğü gâr-ı azîm nümâyândır. Bu gâr içinde olan gûnâ-gûn fâre ve sıçan ve pündika ve mûş bir diyârda yokdur. Ammâ bi-emri Hudâ İskender Filikos'u tılsımı sebebiyle Muş sahrâsına aslâ sıçan olmaz. Ammâ kadîm zamânda mûş-ı kebîr sebebiyle mûş şehri derler. Sene (---) târîhinde Âl-i Osmân üzre Timur-ı bî-nûr hurûc etdikde bu şehr-i Muş'u ve kal‘asın harâb [u] yebâb ve halkın kebâb ü hânelerin turâb edüp hâlâ âsâr-ı azîmleri zâhir ü bâhirdir. Ancak bir kasaba-misâl bir ma‘mûr büleydedir kim Muş sahrâsında ağzında bir cebelin zeylindedir. Bu şehr-i harâbın seyr [u] temâşâ edüp ertesi cânib-i şimâle yine sahrâ-yı Muş içre (---) sâ‘atde gidüp,
EÇS III 87a–87b
Ta‘rîf-i bî-mâ‘nî, meşhûr-ı âfâk Çanlı kenise-i Yârmenî: Akâlim-i seb‘ada cemî‘i milel-i muhtelife mâbeyninde şöhre-i şehîr olup yılda bir kerre vakt-i (---) niçe yüz bin âdem cem‘ olup yedi gün yedi gece hayme vü hargâhler kurulup bey‘ [u] şirâlar olup yük bozulup yük bağlanup kârbân gelüp Revân cânibine ve gayri diyârlara revâne olmadadır. Bu mahalde Van vezîri müsellimi ve Bitlis hânı müsellimi ve Atak beği müsellimi hâzır olup cümle tüccârı ve ecnâs-ı mahlûkâtı muhâfaza ederler, zîrâ bu Çanlı mahalli üç hükûmet mâbeyninde vâki‘ olmağıla Celâlî ve Cemâlî âyende vü revendeyi nehb ü gâret 87b etmesin içün, Van müsellimi ziyâde askerle gelüp ziyâde bâc alur. Zîrâ aslında Van eyâleti hudûdudur.
EÇS III 87b
Eşkâl-i deyr-i Çanlı: Muş sahrâsının şimâlinde bir sık hıyâbân ve çengelistân ve ormanistân-ı gülistân-ı bâğ [u] bostân içre iki aded eflâke kadd çekmiş kubbe-i mehîbli bir deyr-i Mığdısiyândır. Bânîsi Ermenîlerin dahi ma‘lûmları değildir. Ba‘zılar Şeddâd binâsıdır derler. Hakkâ ki Şeddâdî binâdan nişân verir. Havlısının cânib-i erba‘asında niçe yüz ruhbân u bıtrîk ve papas u kıssîs hücreleri ve imâretinde beher yevm niçe bin sahn-ı ta‘âmı âyende vü revendeye mebzûldür. Bed-nâm günlerinde yüz koyun ve beş sığır ve ellişer somar buğday pişüp misâfirine bezl olur. Üçyüzden mütecâviz ruhbânları ruhbânları ve mûğpeçeleri var kim her biri deyr-i Mesîh'de dem urup makâm-ı rehâvîde İncîl kırâ’at etdükde gûyâ dem-i Mesîh ile mürde diller ihyâ olup her dem, dem-i cân-bahş olur. Cemî‘i misâfirîne ol kadar ri‘âyet edüp şîr-hurmâ ve katr-ı nebât-i Hamevîler yedirüp her şeb niçe yüz dibâ ve şîb ve zerbâf câme-i hâbler getürüp misâfirîne hizmet ederler. Evkâf-ı azîmdir. Paşaya beş kîse ve hâna beş kîse ve Atak beğine iki kîse hizmet edüp bî-hadd hedâyâlar verirler. Ammâ her sene gelen âdemlerden bin kat o kadar ziyâde mâl tahsîl ederler ve cemî‘i kâfiristâna papasları giderler. Niçe bin gurûş nezerât dib-i Frengistân'dan tahsîl ederler.
EÇS III 87b
Ekâlîm-i seb‘ada temâşâ etdiğimiz yedi manastır-ı mu‘azzamdır. Biri Revân kurbunda Üç kenîsesi biri Nahşevân kurbunda Yedi kenîse üçüncüsü yine Van kurbunda Vereg kenîsesi dördüncü Nemçe çâsârı olan Beç'de İstefân Kenîsesi beşinci Macaristân'da nehr-i Tise'ye bir menzil karîb Faşa kenîsesi altıncı Kudüs-i şerîf kurbunda Hazret-i İsâ'nın müştak olduğu Beytü'l-lahm deyri yedincisi Kudüs-i şerîf içinde cemî‘i Nasârânın bilâ teşbîh ma‘bedgâhları olan Kumâme deyri ol dahi acîb ü garîb deyr-i kebîr-i musanna‘dır kim tavsîf olunmuşdur. Ammâ bu Çanlı kenîse dahi ibret-nümâ bir binâ-yı acîbdir.
EÇS III 87b
Der-beyân-ı sebeb-i cem‘iyyet-i deyr-i Çanlı
EÇS III 87b
Hikmet-i garâ’ib: "Te’sîr-i mutalsemâtı mıdır, âyâ nedir kim niçe bin âdem Rûm u Arab u Acem'den gelüp cem‘ olur. Herkes nezerâtın getirüp derûn-ı deyre girüp edâ-yı nezir edüp derûnında ne hâyr [u] murâdât var ise du‘â edüp taşra çıkar. Hikmet-i Hudâ günden güne cemî‘i murâdı hâsıl olur" deyü bir alay ecnâs-ı haşerât cem‘ olup bu zu‘m-ı bâtıl sevdâsına düşmüşler. Garâ’ib bu kim ba‘zı mü’min ü muvahhid ümmî-i Ebü'l-hevl ü Ebü'l-cuhâ ve Ebü'l-bülh âdemler nezerâtın verüp ilm isteyüp kurbân keser. Hikmet-i Hudâ ana ulûm-ı garîbe vü acîbe keşf olur ve niçe Müslim ve gayri Müslimler tanbûr u çenk, rebâb u santûr ve ney [ü] mûsîkâr ve çeşde ve ravze ve karadüzenin ve çöğürün bu deyrde ziyâret mahalline koyup ertesi sâzın ele alup üstâdâne bir fasıl eder kim gûyâ fasl-ı Hüseyin-i Baykara'dır. Ekseriyyâ Ermenî tâ’ifeleri şâ‘ir-i mâhir olup "Bize bu ilm-i şi‘ir Çanlı'da verildi" deyü zu‘m-ı bâtıl ederler. Ammâ derûn-ı deyrde bir muzlim küncde bir kabir vardır. Ermenîler ol kabrin ismine Sıp Garabıt derler. Hakîkî Ermenîlerden su’âl etdim Hazret-i Yahyâ'nın ammîsidir dediler. Urûm Nasârâlarından su’âl etdim Hazret-i İsâ aleyhisselâmın on iki havâriyyûn halîfesi var idi. Anlardan (---) havâriyyûndur dediler. Hulâsa-i kelâm garîbe vü acîbe temâşâgâh-ı deyr-i ibret-nümâdır, ve's-selâm.
EÇS III 87b
Bu deyrde Atak beği müselliminden Murtezâ Paşa efendimizin me’mûr etdüğü üç kîse gurûşu cümle altun alup yine cânib-i Sivas'a,