EÇS III 87b
Muş sahrâsından Sivas-ı Rûma müteveccih olduğumız menâzilleri iyân u beyân ederHudâ sehel ede!
EÇS III 87b
Evvelâ Çanlı deyrden Atak beği âdemleriyle cânib-i şimâle uryân dağları ile 7 sâ‘atde arz-ı hâlî bir çemenzâr boğazda cümle hüssânlarımız nebâtât [u] giyâhâte salup bir gece cân-sohbeti etdik. Andan ale's-sabâh yine cânib-i şimâle 10 sâ‘atde urûc edüp,
EÇS III 87b
Der-sitâyiş-i sun‘-ı Hudâ-yı kâdim ve tell-i âlî-i azîm, kûh-ı ibret-nümâ, makâlid-i bâlâ, püşte-i bülend, mânend-i kûh-ı Demâvend, yaylalar güzîdesi ya‘nî Bingöl yaylası
EÇS III 87b–88a
Bi-kavl-i müverrihîn ü mü’ellifîn-i sâhib-hey’et ve cihân-dîde-i sun‘-ı Hudâ-yı yed-i kudret beyyin olan kitâb-ı atlas ve cogrâfiyyelerde ve kitâb-ı Papamuntalarda tahrîr etdikleri üzre bu vech-i dünyâ bahr-i Ummân içre cirmi dâ’iren-mâdâr seksen yedi bin mîl bir cezîre-i dünyâdır. Niçe bin hükemâ-yı kudemâ bu âlemde edîm-i arz üzre tekâpû edüp niçe bin kerre bu kevn-i fesâdı berren u bahren dere ve depesi ile ve niçe bin enhâr-ı câriyyesiyle ve büldân [u] kılâ‘larıyla ve âb [u] 88a hevâsıyla ve cemî‘i ahcâr [u] eşcarâtiyle netîce-i kelam cemî‘i yed-i kudret ile halk olunan zerre ve şemme mikdâr-ı ibretnümâları ile bu dünyânın hey’et-i eşkâliyle ekâlîm-i seb‘ayı tarh edüp hatt-ı üstüvâdan tâ karanlık dünyâyı ve fethatâ lafzı târîhinde cânib-i garbda bulunan yeni dünyâ ve fethatâ lafzı târîhinde bulunan bahr-i Okyanûsu ve içinde olan cezâ’irleri ve cemî‘i ma‘âdinlerin dahi beyân etmişlerdir. Hakkâ ammâ bu cezîre-i dünyâ içre cemî‘i hey’et sâhibleri bu Atlas-ı bûkalemûnı kalem-i cevâhir-nisâr-ı gûyâ ile manzûrları olduğu üzre eyle terkîm eylemişler kim bu vec-i arzda cümle-i cümele yüz kırk sekiz aded cebel-i azîmler var. Niçe yüz bin sagîr u kebîr kûhlar vardır.
EÇS III 88a
Ammâ bu yüz kırk sekiz kûh-ı bâlâlardan âlî, evc-i âsumâna ser çekmiş ser-bülend ü ser-firâz kûhlar yokdur demişler. Bu kûhları Cenâb-ı İzzet edîm-i arz nizâm-ı intizâm bulsun içün makâlîd halk etmişdir. Makâlîd kilîd ma‘nâsıdır. Âyet: Arapça âyetinden murâd, yeryüzünün dağlar kilîdidir. Bir âyet-i şerîfede dahi âyet Arapça buyurmuşdur. Zîrâ bu dağlar olmasa rûy-ı zemîn lerzân olurdu. Ammâ mezkûr yüz kırk sekiz dağlardan kebîr bu dünyâ cezîresin bahr-i Muhît ile ve bahr-i Ummân ile ve bahr-i Okyanus ile mâverâ’-i bahrlerden ihâta edüp dünyâyı ber-karâr eden kûh-ı Kâf'dır kim anın hakkında âyet: Arapça buyurmuşdur. Cebel-i Kâf'ın mâverâsın Cenâb-ı Bârî bilir kim el-ilmü indallah anı âkıl olan su’âl etmemek gerek. Hey’et kitâblarında dahi tahrîr olunmamışdır. Anın tecessüsi akîdeye halel verir, zîrâ "Tefekkerû fî âlâillâh ve lâ tefekkerû fî zâtillâh" buyurulmuşdur. Ammâ bu dünyâ cezîresinin cânib-i şarkı ve şimâli mâbeyninde diyâr-ı Moskov tarafından kûh-ı Sedd-i Ye’cûc ve Me’cûc-i kadîme İskender-i Zülkarneyn emr-i Rabbi'l-İzzet ile varup anda cemî‘i ma‘âdinden bir sedd binâ edüp ol boğazı sedd etdi kim ol boğazdan taşra kavm-i Ye’cûc güzer etmeye sûre-i Kehf'de
EÇS III 88a–88b
nassı nâzil olmuşdur kim İskender'den mâ‘adâ bu sedd-i Ye’cûc'e Kılmak tâ’ifesi ellişer senede bir kerre cem‘-i vefîr ile karanlık deryâyı şiddet-i şitâda buz üzre ılgar ile yedi gün yedi gicede geçüp yine aydınlığa çıkup andan sedd-i Ye’cûc dâmeninde İskender'in tuçdan çâr-köşe ve çâr revzenli binâ etdüğü mutalsam kubbeye varırlar. Ol kubbe Kılmah kavminin bilâ-teşbîh ka‘beleridir. Ellişer senede bir kere Kılmah'ın anda gidüp Ye’cûc kavminin sadâların istimâ‘ etdikleri müsbitdir. Ammâ Sedd-i Ye’cûc idiğin bilmez bir alay-ı behâ’im makûlesi Kılmahlardır kim Çin u Huten ve Fağfûr u Kozak ve Riyân ü Moskov diyârının mâverâsın ihâta edüp mezkûr diyârlara istîlâ etmiş benî asfer ve gazanfer u şecî‘ u dilîr mezheb-i hulûlî kavimdir. Ammâ anlar sedd-i Ye’cûc'e Cıldırak Tav derler ya‘nî Yalabır Dağ derler. Ammâ kûh-ı Ye’cûc'e kavm-i Ye’cûc sadâsı havfından karîb varamayup ancak sedâların istimâ‘ edüp bilâ-teşbîh İskender binâsı tuçdan kubbe-i ka‘belerine vardıkları inşâallah diyâr-ı Kırım ve Deşt-i Kıbçağ ve vilâyet-i Dağıstân ve Heyhât u Kazan ve Heşdek ü Alatır seyâhatleri etdiğimiz mahalde bu Kılmak ahvâlî ale't-tafsîl tahrîr olunur. Ammâ bu Dağıstân mahallinde olan yüz kırk sekiz kûh-ı bülendin biri kûh-ı Elbruz idi kim sene (---) târîhinde Erzurûm'dan Acem diyârında Şirvân ve Şamahı ve Bâkû ve Demirkapu seyâhatlerinde tahrîr olunmuşdur. Ammâ kûh-ı Elbruz'un misâli bu mezkûr Bingöl yaylağıdır kim zirve-i a‘lâsına iki buçuk günde ve üç günde urûc olunur. Kûh-ı Elbruz'un zirvesi ebrler içre olmağıla muzlimdir ve şiddet-i rîh-i sarsardan berf ü selc ü yah-pâre olamaz ve zirve-i a‘lâsında eşcârât olmayup rîh-i akîm şecerleri bîhinden kal‘ eder. Yalçın kayaları gücile ber-karâr olur. Ammâ gûl-i beyâbânîleri gâyet çokdur. Ol ecilden ve rîh-i şedîdi şitâsından benî Âdem çıkamazlar ve çıkmış yokdur. Ancak üç günlük bâlâ-râh olan yerlerine Kaytak ve Haydak ve Kumuk ve Kımık ve Borgusând ve Çerkez ve Kabartay kavimleri çıkup ba‘zı ma‘âdin çıkarırlar. Yohsa yaylamağa çıkmazlar, zîrâ kendülerinin aslında şehirleri cümle yaylakdır. Ammâ bu Bingöl yaylası iklîm-i hâmisin vasatında asıl zemîni âlî olup kendüsü de üç günlük yol-ıbülend olduğu ecilden zirve-i a‘lâsı küşâde yetmiş aded çemenzâr sahrâ-yı azîmlerdir. Cânib-i garbda bir ucu Kiğı Dağlarıdır. Cânib-i şark tarafından Acem diyârı 88b hâkinde Revân kal‘ası dibinde cereyân eden nehr-i Zengî'nin karşu garb tarafında Osmânlı hudûdunda Ağrı dağına varır. Bir kûh-ı tavîl Bingöl yaylağıdır. Kiğı ile Revân mâbeyninde tûlu on altı konakdır ve bu yaylanın cânib-i şimâli Erzurûm sahrâsıdır kim vasatından nehr-i Furât akar ve cânib-i kıblesi sahrâ-yı Muş'dur. Vasat-ı Muş'dan nehr-i Murâd akup tulû‘u bu kûh-ı Bingöl'dendir kim Furât u Murâd Arz-ı Mukaddes'e cereyân eder. Mezkûr nehreynin ve sahrâtının mâ-beynehümâsında bu Bingöl yaylasının arzı iki menzil ve üç ve dörd menzil yerleri var. Ziyâde değildir, ammâ tûlânîce vâki‘ olmuşdur. Şimâlinde eyâlet-i Erzurûm ve garbında eyâlet-i Sivas kıblesinde eyâlet-i Diyârbekir ve şarkında eyâlet-i Van ve diyâr-ı Acem olup gâyet ma‘mûr âbâdân vilâyetlerin tâ vasatında bu Bingöl yaylası vâki‘ olmağıla yedi ay benî Âdem ile ma‘mûr olup andan şiddet-i şitâ gelüp herkes sevâhile nüzûl eder.
EÇS III 88b
Evvelâ Ekrâd-ı Zâzâ ve Lulu ve İzoli ve Yezîdî ve Hâlitî ve Çekvanî [ve] Şakâkî ve Gigî ve Biseyânî ve Mûdîkî ve,
EÇS III 88b
Bunun emsâli niçe bin aşâ’ir [u] kabâ’il niçe kerre yüz bin hayvânâtlarıyla çıkup hayât-ı cân bulup Erzurûm vezîrine yayla hakkı verirler, zîrâ Erzurûm hudûdunda Erzurûm şehrinin kıblesi kurbundadır.
EÇS III 88b
Mahsûlât-ı ibret-nümâ-yı Bingöl: Cümle hey’et sâhibleri müttefekun aleyhdirler kim iklîm-i hâmisde 29 dağdır. Cümlesinden bu Bingöl dağı mahsûldârdır. Niçe bin gûne nebâtât [u] giyâhâtı olduğundan mâ‘adâ kimyâ otu vardır. Niçe bin kerre koyunların dişleri altun ve gümüş gibi mutallâ görülmüşdür ve sarı tûtyâ ve kırmızı tûtyâ ve mor tûtyâlar var kim râyiha-i tayyibesinden âdemin dimâğı mu‘attar olur.
EÇS III 88b
Cemî‘i kehhâller bu tûtyâları cem‘ edüp vec‘-ı ayne mübtelâ olanların ayneynine vesme edüp bi-emrillâh kuvvet-i basar ve medd-i nazar hâsıl olur ve yetmiş seksen hâneli müşk-i Rûm ve perçemli beyâz ve kebûd sünbülleri olur. Ve kırk elli elvân yigirmişer hâneli müşk-bû zerrînleri olur ve zambak-ı ebyaz ve asfer ve ahmer levnî ve gûnâ-gûn fûlü ve benefşe ve reyhânı ve fülfül ve erguvânı ve rîbâsı ve merîsî ve gülleri içinde gûnâ-gûn nîlûferleri ve meyve-i çileği olur kim her dânesi Arabkîr dudu kadar lezîz olur ve gûnâ-gûn yergülü ve kengeri ve evşesi ve râvendi yebrûhu's-sanemi ve sünbül-i Rûmîsi ve usfûru ve nergisi ve'l-hâsıl cemî‘i hükemâlara lâyık ahsâbâtlar olur kim hesâbın Cenâb-ı Bârî bilür.
EÇS III 88b
Ve Bingöl derler, ammâ niçe bin göl vardır. Evvelâ Hızır gölü, İlyâs gölü, Zülyezen gölü, Cân gölü, Meryem gölü, Huvâren gölü, Bel‘am gölü, Bel‘am ibn Ba‘ûr bu gölün şimâlinde Erzurûm'a hâ’il Eğerli dağda yatar. Îmânsız gitdiğinde hâlâ mezârı leş gibi kokar. Ve,
EÇS III 88b
Kuş gölü: Bir kuşu sayyâd şikâr edüp zebh edüp bu gölde murgu gasl ederken murg hayât bulup göle dalup gâ’ib olduğundan sonra bi-emri Hudâ bin göl zâhir olup kankısı âb-ı hayât gölüdür, gâ’ib olur. Anıniçün Kuş gölü derler.
EÇS III 88b
Hurme gölü: Avratlar girüp batnındaki hamli semîn ve ol hatun cesîm ve küsâmı kebîr olup mahall-i vaz‘-ı hamle usret çekmeyüp sühûletle vaz‘-ı haml eder.
EÇS III 88b
Er gölü: Bir âdem gasl edüp taşra çıkınca küçük birâderi tuvakâna gelüp yine cimâ‘ eder.
EÇS III 88b
Kıllı göl: Bir ma‘sûm-ı nâ-bâliğ iken üç kerre girüp gasl etse kıllı olup sâhib-i rîş [u] şevârib ola. Ve,
EÇS III 88b
Miskin gölü: Nûş eden cüzâmdan halâs ola. Ve,
EÇS III 88b
Mütârmık gölü: Sar‘a dutan nûş etse istifrâğ ede ede halâs olur yâhûd merhûm olur mücerrebdir. Ve,
EÇS III 88b
Muhannes gölü: Elbette nûş eden korkak olur. Ve,
EÇS III 88b
Cebbâr gölü: Nûş eden benî Âdem ve hayvânât bî-rahm olur.
EÇS III 88b
Ballı göl: Şekerden lezîz olup vakt-i sabâh kenarında Diyârbekir'in gezengevîsi gibi kudret helvâsı bulunur.
EÇS III 88b
Kanlı göl: Bilmeyüp girenden elbette her sene birer âdem gark olur. Ve
EÇS III 88b
İçme gölü: Üç kerre nûş eden on beş kerre müshil şerbet içmiş kadar amel edüp hekîm şerbetine muhtâc olmayup tendürüst olur. Ve
EÇS III 88b
Salbaş gölü: Bir kaç kerre nûş eden başı salbaş olur. Ve
EÇS III 88b
Aynü'l-hayât gölü: Elbette yedi kerre nûş eden cemî‘i emrâz-ı muhtelifeden halâs olup tendürüst olur.
EÇS III 88b–89a
Bike gölü: Bunda bir balık olur anı tenâvül eden cimâdan bîzâr olur gâyet mukavvîdir. 89a
EÇS III 89a
Hatun gölü: Nûş eden kısır nisvân-ı sâhib isyân bi-emrillâh hâmile kalup cimâ‘ı lezîz ola. Ve
EÇS III 89a
Sindibân gölü: Her bâr nûş eden bed ahlâk olup gazûb u lecûc ola. Ve
EÇS III 89a
Kâsım gölü: Bir küçük göldür. İçinde cevâhir ve altun ve gümüş râygândır. Ammâ âdem almak kasdına bu buhayreye girse gark olur. Âl-i Çobâniyân'dan tama‘kâr bir melik bu gölü kesüp âhir mahalle cereyân etdirem derken buhayre içinde bî-hesâb kelb mâhîleri ve gûnâ-gûn haşerâtlar zâhir olup niçe yüz aded ammâl [u] bennâları helâk ederler. Ve
EÇS III 89a
Kerkes gölü: Her sene niçe bin akbaba murgu gelüp bu gölde çimüp gider. Bu gölde bir âdem gasl edüp nûş etse sakalı ak olur. Ve
EÇS III 89a
Zırnık gölü: Bu göle ekseriyyâ Yezîdî ve Haltî ve Çekvânî Ekrâdları girüp barak gibi kıllı vücûdlarında cümle mûyları dökülüp vücûdı bî-mûy olup yine Yezîdîlikleri kalır. Ve
EÇS III 89a
Şûr gölü: Her kankı ta‘âm tabh olurken sudan kifâyet mikdârı ilkâ etseler a‘lâ lezîz tuz yerine tutar. Anıniçün Şûr gölü derler.
EÇS III 89a
Bundan gayri göller âb-ı hayâtdan nişân verir. Esvâb gasl ederken aslâ sâbûn isti‘mâl olunmaz. Ve hikmet-i Hudâ bu kadar bin sagîr u kebîr halîc u buhayreler vardır. Bir gölde olan mâhî bir gölde yokdur. Cümleden kırgı balığı ve ala balığının gûnâ-gûnu ve hârûn balığı ve sıka balığı ve sarık balığı alcık balığı ve çüngüs balığı ve acarlı balık ve pullu balık ve yassı balık niçe bin envâ‘ mâhîleri vardır. Aslâ birinde balık râyihası yokdur. Ve cümlesi mukavvî ve müferrihdir ve her birinin âb [u] hevâsı ol kadar latîfdir kim diller ile ta‘bîr olmaz ve mülûk [u] selef selâtînlerin âsâr-ı binâları var kim her biri tâk-i Kisrâdan nişân verir.
EÇS III 89a
Bu Bingöl'in evsâfın Târîh-i Kaytak'da acâ’ib tahrîr etmişdir. Lakin bu hakîr on gün meks edüp bu kadarca ahvâline vâkıf olmuşuz. El-hâsıl Anadolu diyârında cümle üç yüz altmış yaylag-ı azîm vardır. Cümleden meşhûr-ı âfâk bu Bingöl'dür. Andan Adana kurbunda Ramazânoğlu yaylağı, Karamânda Dölendi yaylağı, Alâ’iyye ensesinde Koç Dâvûd yaylağı, Adâliyye kurbunda Istanâz yaylağı, Silifke'de Mut yaylağı, Kayseriyye'de Erces yaylağı, ana karîb Mar‘aş kurbunda Göksun yaylağı ve Malâtiyye'de Aspozu yaylağı, Diyârbekir'de Karadağ yaylağı ve Sancâr yaylağı ve Cezîr yaylağı ve Ârdilân yaylağı, Van kurbunda Vereg yaylağı ve Pinyânişî yaylağı ve yine Van gölü kenarında Sübhân dağı yaylağı, Revân dibinde Ağrı yaylağı, Erzurûm kurbunda Bayburd'a karîb Hoşoğlan yaylağı, Sivas kurbunda Kankal yaylası, Tokat kurbunda Yıldız yaylası, Bursa hâ’ilinde Ruhbândağı yaylası, Mağnisa hâ’ilinde Hünkâr yaylası, Tire hâ’ilinde Balpınarı yaylası, Birgi hâ’ilinde Bozdağ yaylası, Bayas dibinde Şolkay yaylası ve ana karîb Bakra yaylası ve Arz kurbunda Cüm yaylası ve Urfa kurbunda.
EÇS III 89a–89b
Ve'l-hâsıl Anadolu diyârında ma‘lûmumuz olan yaylaların cümlesinden memdûh-ı âlem [u] cihân-ârâ bu tahrîr u terkîm olunan yaylağ-ı azîmlerdir. Ammâ yine cümleden bu Bingöl yaylasıdır kim cümle ahvâline Erzurûm ahâlîsi vâkıf olmuşlardır. Ve's-selâm. 89b
EÇS III 89b
Bingöl'den huddâmlarımız ve refîklerimizle yine cânib-i şimâle (---) sâ‘atde,
EÇS III 89b
Menzil-i Büyükçayır: Tirfil giyâhâtlı bir çemenzâr yerdir. Aslâ imâretden nişân yokdur, ammâ Erzurûm eyâleti sancaklarından Tekman sancağı hudûdudur. Andan ale's-sabâh kalkup sağ tarafda Erzurûm râhına gitmeyüp
EÇS III 89b
Tekman ve Kiğı yollarına gitdiğimizi beyân eder