EÇS III 113a
Menzil-i karye-i Ablanova : Bir câmi‘i var. Gâyet ma‘mûr ze‘amet köydür. Andan 9 sâ‘atde,
EÇS III 113a
Niçeler Ziştova derler. Niçeler Ziştavi derler. Niçeler Ziştva derler. Ammâ sebeb-i tesmiyyesi Zişva nâm bir Eflâk hatmanı binâsıdır kim Gâzî Hudâvendigâr Rûmeli'n feth [ü] fütûh etmeğe başladıkda anın havfinden Ziştva bu kal‘ayı binâ edüp ol ecilden Ziştva kal‘ası derler. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî fethidir. Nigebolu sancağı hâkinde voyvadalıkdır. Ve yüz elli akçe kazâdır. Ve cümle (---) aded nâhiye kurâlârıdır. Kethüdâyeri ve serdârı vardır. Kal‘ası, nehr-i Tuna kenarında bir yalçın püşte üzre şekl-i murabba‘ seng-binâ bir küçücük kal‘a-i ra‘nâdır. Cânib-i şarka bir kapusu var. Derûn-ı kal‘ada dizdârhânesi ve bir câmi‘i ve neferâthânesi ve kifâyet mikdârı cebehânesi ve bir kaç şâhî topları var. Ve Tuna'ya nüzûl eder su yolları vardır. Ammâ cirmi ne kadar olduğu ma‘lûmum değildir. Yedi aded kullesinin zirve-i a‘lâları tahta şındıra örtülüdür. Ammâ kal‘anın hâricinde yine sâhil-i Tuna'da varoşu üç yüz hânedir. Cümle şındıra tahta örtülü bâğlı ve bâğçeli hânelerdir. Ensesi dere ve depeli bağlardır. Bir câmi‘i ve bir hânı var. Hammâmı yokdur. Ve yigirmi aded dükkân-ı muhtasarı vardır. Re‘âyâsı ekseriyyâ Eflâk ve Bulkar'dır. Ve a‘yânı yokdur. Ammâ bâğları çokdur. Ve hevâsı latîfdir. Andan (---) sâ‘atde,
EÇS III 113a–113b
Bânîsi Rûm krallarından İslâmbol bânîsi Kostantin-i sânî karındâşı Nigepoli kraldır. Ya‘nî "Cennet kuşu kral" demek olur. Lisân-ı Yunan'da poli kuşdur. Nige bir uçmağın ismidir. Ol kralın ismiyle müsemmâ Nigepoli'den galat Nigebolı derler. 113b Rûy-ı dîvârlarında çok Urûm hattıyla târîhleri var. Gâyet kal‘a-i kadîm imiş. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Yıldırım Hân feth edüp Nîkbolı demiş. Ya‘nî eyisi çok dimek ola. Ba‘dehû Süleymân Hân kânunu üzre Özü eyâletinde başka sancak beği tahtıdır. Paşasının taraf-ı pâdişâhîden hâsı 400.000 akçedir. Erbâb-ı zâ‘imi 19 ve erbâb-ı timarı 344 ve alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşısı vardır. Kânûn üzre cümle erbâb-ı timarı cebelüleriyle iki bin asker olup paşası askeriyle üç bin müsellah ve mükemmel ve müretteb asker olur. Ve üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Ve cümle (---) aded kurâdır. Bu nevâhîlerden kadıya beş bin guruş, paşasına kırk elli bin guruş hâsıl olur. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve bir yerde şehir nâ’ibi ve muhtesibi ve sîpâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve mîrî bâcdârı ve şehir kethüdâsı ve kal‘a dizdârı ve kal‘a neferâtları ve liman kapudanı ve neferâtları vardır.
EÇS III 113b
Eşkâl-i kal‘a-i âlî Nigebolı: Nehr-i Tuna kenarında Edirne hâkinde evc-i âsumâne ser çekmiş çakmak taşlı bir kızıl yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî binâ-yı hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i bâlâdır. Ve dâ’iren-mâdâr kâmil cirmi dörd bin adımdır. Ammâ Tuna'ya nâzır olan tarafı gayet yalçın kanara kayalar olmağıla ol tarafda kal‘a dîvârı yokdur. Cümle şâhâne şâhnişînli sarây-ı azîmlerdir kim cümle revzenleri nehr-i Tuna'ya nâzırdır. Bu taraflar çâh-ı gayyâ-misâl uçurum olmağıla kadîm-i ezelden kal‘a dîvâr etmemişler ve bu taraf sokakları cümle sarp taşlık olmağıla taşdan kesilme kaldırımlı nerdübân nerdübân yokuşdur.
EÇS III 113b
Bu kal‘a cümle yigirmi altı kulledir ve iki kapudur. Biri cânib-i şarka mekşûf çârsû kapusudur. İki kat demir bâb-ı kavîdir. Bu kapu kullesi içinde bir mescidi var, pencereleri cihân-nümâdır. Ve bu kapu dibinde bir demir pencere vardır. Bârân-ı rahmet oldukda cümle kal‘anın seylâbı bu pencereden taşra cereyân eder. Ve bir kal‘a kapusu dahi cânib-i garba nâzırdır. Kal‘a içindeki yukaru çârsûya çıkar. Bu kapunun iç yüzünde zindân-ı medyûn u kâtildir. Bu kapu mâbeyninde bir tuç âdem pençesi vardır. Salsâl'in elciği imiş. Acâ’ib büyük pençedir. Ve yine bu aralıkda at geymleri, bu dahi iki kat bâb-ı cedîddir. Cümle kal‘a neferâtları bunda dîdebânlık ederler. Dizdâr bu kal‘ada sâkin olup her şeb tablhâne çalınup pâsbânlar "Allah yekdir yek!" deyü feryâd ederler. Zîrâ Eflâk serhaddidir. Husûsan Tuna nehri buz olduğu mahalde cümle ibâdullah zî-kıymet eşyâların aşağı şehirden bu kal‘aya korlar. Tâ bu mertebe serhaddir. Düşman ile beynlerinde ancak nehr-i Tuna vardır. Ve bu kal‘a içre cümle altı yüz hânedir. Cümle kâr-ı kadîm kiremit ile mestûr beyt-i ma‘mûrlardır. Cümleden Çerkes Ömer Ağa hânesi ve (---) (---) (---) (---) (---) (---) .
EÇS III 113b
Ve cümle yedi mihrâbdır. Cümleden kâr-ı kadîm Yıldırım Hân câmi‘i. Tula minâreli ve kiremit örtülü câmi‘-i atîkdir. Bu kal‘ada cümle hevâdâr dâr-ı karârlardır. Kal‘anın şarkîsi ve kıblesi ve cenûbı tarafı dîvârlarının burc [u] bârûları ve handakları gâyet metîn ü müstahkem sur-ı üstüvârdır. Handakı cümle çakmak taşlı kesme handakdır.
EÇS III 113b
Eşkâl-ı Aşağı Hisârpeçe: Kal‘a-i merkûm yukaru kal‘anın yalçın kayası altında düzde Tuna kenarında kayalara muttasıl başka liman kal‘ası bu dahi Şeddâdî kal‘a-i Ferhâdîdir ammâ yalın katdır. Burc [u] bârûları kâr-ı üstâddır. Bu dahi şekl-i murabba‘dır ammâ küçükdür. Cirmi kâmil beş yüz adımdır. Ve cânib-i şarka bir kapusu vardır. Başka dizdârı ve neferâtları vardır. Ve elli aded kiremit örtülü hâneleri vardır. Mâ tekaddem bu kal‘a liman imiş. Hâlâ Tuna kenarında olan dîvârlarda gemiler girüp çıkacak kemerleri zâhir ü bâhirdir.
EÇS III 113b
Der-sitâyiş-i varoş-ı azîm Nigebolı: Bu liman kal‘asının cânib-i şarkîsinde dere aşrı varoş-ı azîm ve şehr-i kadîmin kal‘ası ve handakı yokdur. Cümle üç bin {sekiz yüz} aded mükellef ve mükemmel kiremitli ve şındıra tahta örtülü tahtânî ve fevkânî ma‘mûr [u] âbâdân hânedân-ı a‘yânlardır.
EÇS III 113b
Cümle on bir mahalle-i müslîmîn ve altı mahalle-i nasârâdır.
EÇS III 113b–114a
Şâh Melik câmi‘i: Cemâ‘at-i 114a kesîreye mâlikdir. Tûlen ve arzen yüz elli ayakdır. Ve bir musanna‘ tarz-ı âhar mermer minberi var kim diyâr-ı İslâm'da misli yokdur. Ve bu câmi‘in iki kapusunun biri sağ cânibinde Derziler içine açılup altı kademe taş nerdübân ile çıkılır. Bir kapusu çârsû içine on kademe nerdübân ile nüzûl olunur. Lâkin bu câmi‘ çârsû-yı teng mahallinde olmağıla aslâ ve kat‘â haremi yokdur. Ve Eski câmi‘i ve Çelebi Efendi câmi‘i ve Kabrancı câmi‘i ve Emîr Çelebi câmi‘i ve Yukarı Çârsû'da kal‘a kapusu önünde Kadı Avn câmi‘inin bâb-ı sa‘âdeti atebe-i âlîsi üzre târîhi böyle merkûmdur:
EÇS III 114a
Çün yapıldı mescid-i Kadı IvazBir şemessî yapdı anı bî-garazÇün tamâm oldu dedi târîhiniCehd edüp yapdı anı bu dem Ivaz. Sene 1051"
EÇS III 114a
Ve bâlâda Kâtib Balı câmi‘i: Kurşum ile mestûr ma‘bedgâh-ı ma‘mûrdur. Minâresi câmi‘in sol tarafında olup kapusu üzre târîhi budur:
EÇS III 114a
Kad büniye'l-mescidi'l-vechi'l-meliki'r-rahmâneş-Şehir bi'l-kâtibi Balı el-Emîn OsmânZamân-ı Devlet-i Sultân Bâyezîd HânCe‘allallahu mülkehû fi'l-emni ve'l-amânLi-hâzâ kad ketebnâ mine't-târîhTekabellallehu'l-mehdi'l-Mennân.Sene 806.
EÇS III 114a
Bu câmi‘ mâ-tekaddem mescid iken Osmân Ağa câmi‘ edüp ol târîh yanında bu târîh tahrîr olunmuşdur.
EÇS III 114a
Balı Kâtib Mescidi'ydi bu makâmCâmi‘ etdi Osmân Ağa ol hümâmDedi târîhini Hâtif bü’l-hevesOldu bin kırk sekizinde bil tamâm sene 1048.
EÇS III 114a
Bu tahrir olunan cevâmi‘lerden mâ‘adâ mahalle mesâcidleridir. Cümleden mükellef ve müzeyyen câmi‘ olmağa layık Paşa sarâyı kurbunda Hacı Kâsım mescidi, kurşumludur ve kâr-ı kadîm mescid-i musanna‘dır. Bir tula minâresi var kim vâcibü's-seyrdir. Kapusu üzre târîhi budur:
EÇS III 114a
"Sâhibü'l-hayrât el-Hacı Kâsım b. Ömer fî şa‘bâni'l-mu‘azzam li-sene hamse ve aşere seb‘a mi’e".
EÇS III 114a
Ve Sücâh mescidi ve İskele mescidi ve Kapan mescidi ve Sarraçhâne mescidi ve'l-hâsıl on yedi aded mahallenin 26 mihrâbının cümle 19 adedi mesâcid-i şerîflerdir {sekiz adedi câmi‘-i cum‘alardır.}
EÇS III 114a
Ve cümle on bir tekye-i dervîşândır. (---) (---) (---) (---) (---) .
EÇS III 114a
Ve cümle 16 aded çeşme-i âb-ı zülâldir. Evvelâ aşağı şehirde mahkeme kurbundaki çeşmenin târîhidir:
EÇS III 114a
Sâhibü'l-hayrât ve'l-hasenât el-fakir Ömer b. Mustafâ
EÇS III 114a
Ve bu târîhe muttasıl çâr-kûşe bir mermer-i hâm üzre bir hüsn-i hatt ile târîhi yazılmışdır ammâ hakkâ ki sikkesi mermer üzre kazılmışdır. Târîh:
EÇS III 114a
Çünki çeşme oldu ayn-ı câriyeNûş eden yârâna sıhhan âfiye, sene 953.
EÇS III 114a
Ve cümle yigirmi mekteb-i tıflânı var. Sâhibü'l-hayrâtı çok olmağıla cümle sıbyâna beher mâh cânib-i vakıfdan vazîfe-i mu‘ayyeneleri dâ’imdir. Ve her sene birer kat ıydiyye libâsları ve surreleri verilir.
EÇS III 114a
Ve cümle üç aded hammâm-ı dilsitândır. Evvelâ çârşu başında yol kenarında altı ayak taş nerdübân ile enilir Çifte hammâm, müferrihdir. Hevâsı ve binâsı ve mâsı gâyet latîf hammâm-ı rûşenâdır. Bu hammâmdan yukarıca Eski hammâm, bu dahi müferrih hammâmdır. Bu hammâmlardan mâ‘adâ şehir a‘yânı nakli üzre yetmiş aded hammâmın hâsları vardır. Ve kal‘a altında Tuna'ya nâzır Oyulma hammâmı gâyet latîf hammâmdır. Lâkin ba‘de'z-zuhr bizim vâlidelerimiz girerler.
EÇS III 114a
Ve cümle yedi aded hân-ı tüccârândır. Evvelâ Şâ‘bân Çelebi hânı ve Mustafâ Çelebi hânı ve Eskihân. Bunlar metîn ü ma‘mûr u meşhûr hânlardır. Mâ‘adâsı hurde mihmânhânelerdir.
EÇS III 114a
Ve cümle bin aded ma‘mûr u müzeyyen dükkânlardır. Ve gâyet izdihâmdır. Zîrâ bender şehirdir. Ve bir metîn bezzâzistânı vardır. Cemî‘i ehl-i hıref mevcûddur. Ammâ derzileri çokdur ve üstâd-ı kâmillerdir. Çerkezî tarzı kırık esbâb biçerler. A‘yân eşrâfı atlas ve kemha ve prankon çuka giymeğe mâyillerdir. Vasatü'l-hâl kimesneleri cümle elvân boğası giyerler. Ve ednâ hâlli kimesne hâline göre esbab giyüp başlarına Tatar kalpağı giyerler. Zîrâ re‘âyâsı ekseriyyâ Çıtak kavmidir ve Eflâk ve Boğdan ve Bulkardır. Ve cümle halkı fasîh Eflâk ve Bulkar lisânı tekellüm ederler.
EÇS III 114a–114b
Ve cümle hâne-i âbâdânları dere ve depe ve bayırlara vâkı‘ olup hânedân-ı azîmlerinin iki kapusu vardır. Bundan araba girüp çıkar, ammâ her bâr küşâde değildir. Ve biri küçük kapu büyük kapuya muttasıldır. Da’imâ andan girilüp çıkar, mu‘tâd-ı kadîmeleri ve ihtişâmları budur. Ve mevzûn minâre-misâl dûdkeş bacaları var kim bir diyâra mahsûs değildir. İllâ Sivas eyâletinde Köprü şehrinin bacaları 114b dahi serâmed dûdkeşleri vardır. Ve bu şehr-i Nigebolı gâyet ganîme şehir olduğundan halkı gâyet ganî ve bâbları meftûh ve ni‘metleri mebzûl ve garîbü'd-diyâr kimesneleri hânelerine da‘vet edüp ziyâfet ederler. Ve dâ’imâ a‘yânı re‘âyâ-perver olup fukarâyı himâye edüp birbirleriyle hüsn-i zindegâneleri vardır. Birbirlerine adâvet edüp nemmâm ü zemmâmlık etmeyüp münâfakat edeni şehirde komayıp cümle muhabbet üzre geçinüp akrabâ ve ta‘allukât olmuşlardır.
EÇS III 114b
Ve cümle üç bin sekiz yüz kiremitli ve şındıralı hânelerinin dîvârları serâpâ kârgîr taş dîvârdır. Zîrâ kıblesi tarafı taşlıkdır. Anınçün cümle şâhrâhları musanna‘ kaldırım döşeli tarîk-i âmlardır.
EÇS III 114b
Ve âbı ayn-ı hayât nehr-i Tuna olup hevâsı latîf olduğundan mahbûb u mahbûbesi memdûh-ı âlemdir. Ammâ gâyet mü’eddeb ve mü’eddebelerdir.
EÇS III 114b
Ve memdûh-ı sanâyi‘âtından, Nigebolılı Hacı Mustafâ tüfengi, rub‘-ı meskûnda misli yokdur. Gerçi Taşlıca ve Yenibâzâr'da ve Cezâyir'de tüfenk çokdur ammâ bu Nigebolı tüfengi gibi yokdur. Zîrâ içi burmadır. Bu tarza göre bir üstâd taklîd edememişdir. Beş yüz guruş tüfengi bey‘ olunur. Ve (---) (---) (---) (---) (---) .
EÇS III 114b
Ziyâretgâh-ı Nigebolı: O şehrin kıblesi tarafında şehre hâ’il bâğlar içinde,
EÇS III 114b
Ziyâret-i Alî Koç Baba Sultân: Aceb âsitânedir. Kuddise surruhû (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) .
EÇS III 114b
Bu Nigebolı şehrinin cânib-i garbîsi üst yanına üç günde kal‘a-i Vidin'dir. Ve Nigebolı'nın cânib-i kıblesinde kasaba-i
EÇS III 114b
Nigebolı'nın bu mertebe seyr [u] temâşâların edüp ve a‘yânlarından iki Ömer Ağalardan hedâyâlar alup ve Melek Ahmed Paşa efendimizin muhâsebecisi mâlından Müsellim Erganeli Ahmed Ağa'dan Paşanın yigirmi kisesin alup hakîre dahi bir kise guruş ve bir Rusu'l-asl köle ve bir Nigebolı tüfengi ve iki re’s yorga bârgîr ihsân edüp Tuna kapudanı Maksûd Ağa donanma firkatelerine cümle bârhânelerimiz ve atlarımız ile gemilere girüp tüfeng şâdımânlıkları ederek nehr-i Tuna ile cânib-i şarka cereyân ederek sağ tarafımız diyâr-ı Âl-i Osmân ve sol tarafımız vilâyet-i Eflâkân, kurâ ve kasabâtların seyr [u] temâşâ ederek iki gün üç gicede def‘an,
EÇS III 114b
Menzil-i kal‘a-i Uruscuk: Dâhil olduğumuz ân bir kat top ve bir yaylım tüfeng şâdımânı edüp paşa efendimize buluşup yigirmi kise Nigebolu sancağı mahsûlün teslîm edüp yüz altun hakîre ihsân edüp bir hil‘at-i fâhire giydirdi. Ve şeb [u] rûz Uruscuk şehrinde şeref-i sohbetleriyle müşerref olurduk.