İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS III 114b
Evsâf-ı nehr-i azîm ve atiy-yi kadîm Sun‘-ı Hudâ, ya‘nî nehr-i Tuna. Bu kal‘a-i Ruscuk ile mukâbelesinde Yirgöği kal‘ası mâbeyninde nehr-i Tuna gâyet vâsi‘ ve amîk olup ve ibtîdâ nehr-i Tuna'yı bu mahalde görüp nûş etdiğimiz içün manzûrumuz olduğu üzre yemîn ü yesârında ne kadar nehr-i azîmler kendüye mahlût olup tulû‘undan gurûbuna varınca ana rizân olan enhâr-ı azîmleri ayân u beyân ederve billahi‘t-tevfîk.
EÇS III 114b
Evvelâ Bismillah ile bed‘ edelim. Bu nehr-i azîmler Cenâb-ı İzzet'in cemâl-i bâ-kemâlin görüp cerayân etmişdir. Ukalâ-yı dûrbîn ve hukemâ-yı hayret-karîn olanların müttefekun-aleyh oldukları budur kim; bu rûy-ı arzda cereyân eden enhâr-ı azîmeler hakkında İbn Abbâs'dan Urefî rivâyet eder kim, vech-i arzda cümle uyûn-ı sağîr ü kebîr beden-i insânda cemî‘i damarlar niçe ise yire yüz bin hayât veren damarları cümle sulardır, demişler. Sûre Arapça der. Cemî‘i zîrûh olan mahlûk-ı Hudâ'ya ve ahcâr u eşcârât [ve] cemâdât [u] türâba hayât veren enhâr-ı azîmlerdir.
EÇS III 114b–115a
Be-kavl-i Batlamyus: Edîm-i arzda iki yüz kırk nehr-i azîm ve kırk dörd bin uyûn-ı sağîr câriye vardır. Ve üç yüz altmış buhayre vardır. Yedisi deryâ-yı mâlih buhayrâtdır. Meselâ Karadeniz gibi ve bahr-i Harez gibi ve halic-i Kıyamenk gibi ve Buhayre-i Azak gibi ve Buhayre-i Vân gibi ve Buhayre-i Harput gibi. Bu buhayre-i seb‘a ekâlîm-i seb‘a içre buhayrat-ı mâlihlerdir. Ammâ Karadeniz Akdeniz'e {muttasıldır. Ammâ Akdeniz dörd Karadeniz kadar vardır. Ammâ hakîkatinde nazar olunsa cemî‘i deryâların menba‘ı Karadeniz'dir}. 115a Bunlar bu cezîre-i dünya içinde acı deryâlardır. Bu cezîre-i dünyâyı bahr-i Muhît ve bahr-i Ummân ve bahr-i Okyanus ihâta edüp mezkûr iki yüz kırk aded nehr-i azîmler ve kırk dörd bin enhâr-ı sağîreler bu zikr olunan üç yüz altmış buhayreye ve yedi aded deryâ-yı muhîte cârî olarak mahlût olur. Ve iki yüz nehrin birbirinden ba‘îd tûlı elli fersahdan bin fersaha varıncadır kim bin fersahdan ziyâde ve elli fersahdan eksik değildir. Cümle seyyâhân-ı berr [u] bihâr ve hukemâ-yı kudemâ niçe bin kerre bu atlas-ı rûy-ı arzı geşt [u] güzâr edüp böyle bulmışlardır. Ve cümle enhârın kebîrlerin hadîs-i sahîh ile bilmişlerdir. Hadîs-i Şerîf:
EÇS III 115a
el-hadîs ihrâcından Müslim müteferriddir. Kavlihi Te‘âlâ âyet sûre-i (---)
EÇS III 115a
nass-ı şerîfi dahi delîl-i kat‘îdir kim cemî‘i enhâr-ı azîmler cennet ırmaklarıdır. Ammâ hadîs ile mertebede âlî Ceyhûn ve Seyhûn ve Nîl ü Furât'dır. Ammâ Ceyhûn u Seyhûn diyâr-ı Acem-i Horâsân'da kalup arz-ı Mısır'da kalan nehr-i Nîl'dir. Ammâ Arz-ı Mukaddes'de cereyân edüp rûz-ı mahşerde cemî‘i ehl-i Arasât'ın nûş edeceği nehr-i Furât ve nehr-i Âsî'dir. Bu iki nehirden gayrı Arz-ı Mukaddes içre cereyân eder nehr-i azîmler yokdur. Gerçi bu hadîs ile mertebede âlî olan mezkûr dörd enhârdır.
EÇS III 115a
{Der-sitâyiş-i nehr-i azîm Edil}: Ammâ ru-yı arzda Cenâb-ı Bârî cümleden büyük Moskov diyârında nehr-i azîm Edil'i halk etmişdir kim tulû‘undan gurûbına gelince kırk mil ve elli mil arzı vardır. Ve umkı yigirmi kulaç ve otuz kulaç derindir. İbtidâ tulû‘ı Moskov diyârının cânib-i garbîsinde bahr-i Muhît kenarındaki dağlardan tulû‘ edüp yedi aylık yol cânib-i şarka cereyân edüp Heyhât sahrâsının şark tarafı nihâyetinde bahr-i Haraz'a (---) koldan derya-misâl mahlût olur. Moskov gemileri ve Acem'in Bakü ve Demirkapu ve Gilân gemileri bu nehre girüp Moskov'a tüccâr-ı sevdâgerân götürürler. Hattâ Murâd Hân-ı Sâlis'de Sokollu Mehemmed Paşa kal‘a-i Azak dibinden cereyan eden Ten nehrinin başı, Edil nehrine üç menzil olmağıla nehr-i Edil'den hafirler kazup nehr-i Ten'e mahlût etmeğe iki sene çalışup husûle gelmişken bi-emri Hayy [u] Kadîr şiddet-i şitâ gelüp asker kırılup cümle mühimmât anda kalup Moskov ahz eylemişdir. Eğer ol Edil ile nehr-i Ten birbirine mahlût olsa İslâmbol'dan gemilerle cümle asker-i İslâm cebehâne ve mühimmâtlarıyla Karadeniz'den Azak bahrine, andan nehr-i Ten ile tâ nehr-i Edil'e, andan gemiler ile Acem diyârında Demirkapu'yu ve Bakü'yü ve Şirvân [u] Şemâkı'yı ve Gîlân'ı bî-bâk ü bî-pervâ zabt etmek mümkin idi. Allahümme yessir. Hâlâ mülûk-ı Âl-i Osmân murâd edinse emr-i sehildir. Zîrâ Edil nehrine handaklar varmağa bir sâ‘atlik yer kalmışdır. Nehr-i Edil'in irtifâ‘ı âlîdir. Nehr-i Ten süflîdir. Ol ecilden nehr-i Edil deryâsı kal‘a-i Azağa gelirdi. Bu hakîrin Mehemmed Girây Hân asrında Edil handakları manzûrumuz olmuşdur.
EÇS III 115a
{Manzara-i nehr-i Cayık}: Ba‘dehû nehr-i Edil'den küçük nehr-i azîm Cayık'dır. Bu dahi Moskov diyârında Kozak ve Heşdek müselmânları içinden cereyân edüp bu dahi bahr-i Harez'e rîzân olur. Bu nehirden küçük, bu Uruscuk önünde evsâfın tahrîr edeceğimiz nehr-i azîm Tuna'dır. Andan küçük Basra ve Kurna önünde Şattü'l-Arab'dır. Amma tuğyânı mahallinde meşhûrdur. Andan küçük, Mısır'da nehr-i Nîl'dir. Ammâ yılda bir kerre tuğyân edüp üç ayda Kıbtî hesâbı üzre bunun gurresinde Nîl kesiminde üç ay deryâ olup taşar ve sâ’ir zaman nısıf mil bir âb-ı hayâtdır. Ammâ Ceyhûn ve Seyhûn küçük enhârlarmış, hakîr görmedim. Allahümme yessir...Ammâ
EÇS III 115a
{Der-beyân-ı Ümmü'n-nühûr-ı Rûm, nehr-i azîm Tunay}
EÇS III 115a–115b
Mezkûr nehr-i Tuna tuğyânında ve tuğyânsız zamânda Uruscuk önünde ve Silisre ve İshâkçı önlerinde ana Tuna'dır, Çatal değildir. İkişer mil arîzdir. Ve otuz ve kırk kulaç amîk bir deryâdır kim ibtidâ tulû‘ı Nemse çesarı tahtı olan Beç kal‘asının cânib-i garbında on bir konak içeri Alaman dağlarından tulû‘ edüp cânib-i garba cereyân ederek iki yüz yetmiş pâre kılâ‘ ve şehri reyy ederek yüz on yedi konak cânib-i 115b şarka cereyân ederek deryâ-misâl olup beş yerden Karadeniz'e munsab olur. Bir kolu evvelâ Karadeniz ile Tuna'nın temevvüc etdüğü mahalde Kili kal‘ası boğazında Karadeniz'e rîzân olup andan İsmâ‘îl ve İbrâ’îl ve Kalas ve İshâkça ve Hırsova ve Silisre ve Uruscuğa ve tâ Budin'e gidince niçe bin şayka ve tıransa gemileri gidüp gelirler. Böyle bir deryâ-misâl nehr-i azîmdir. İkinci fırkası Tolça kal‘ası kurbunda Karadeniz'e Sülüne boğazında mahlût olur. Üçüncü kolu Sülüne'den ayrılıp Hızır-İlyâs boğazında yine Bahr-i siyâha munsab olur. Dördüncü şu‘besi Beşdepe kurbunda yine Karadeniz'e karışır. Andan beşinci kolu Karaharman kal‘ası dibinde yine Bahr-i siyâha katılıp azîm gemiler bağlayup kışla ederler. Ammâ yüklü gemiler çokluk girüp çıkamazlar. İşte nehr-i Tuna Karadeniz'e bu gûne mahlût olur, manzûrumuz olmuşdur.
EÇS III 115b
Nehr-i Tuna'ya Rûmeli cânibinde tâ Alaman'a varınca mahlut olan gördüğümüz enhârlarıayân [u] beyân ederYâ Fettâh ...
EÇS III 115b
Evvelâ kal‘a-i Uruscuk dibinde
EÇS III 115b
Nehr-i Lom: Niş şehri yaylalarından gelir. Ve,
EÇS III 115b
Nehr-i Yantuvur: Şıpka yaylalarından gelüp Ziştova ile Nigebolı kurbunda Tuna'ya rîzân olur.
EÇS III 115b
Nehr-i Rosita Torvakurudan dağından çıkup Ziştova ile Ruscuk mâbeyninde Tuna'ya ve,
EÇS III 115b
Nehr-i Otma: Lofça şehrinden geçüp Karlıova dağlarından hurûc edüp Nigebolı kurbunda Tuna'ya,
EÇS III 115b
Nehr-i Vit: Pilevne'ye nîm sâ‘at karîbdir. Tatyon dağlarından gelüp Nigebolı kurbunda Tuna'ya,
EÇS III 115b
Nehr-i Işkır: Samako dağlarından gelüp Sofya şehri kurbunda Ken‘ân Paşa'nın Çiftliği dibinde Vitoş dağı dâmeninde Büklence limanın geçüp Sofya sahrâsına uğrayıp İzladi dağların ubûr ederek şehr-i Pileve'nün garbına nîm sâ‘at karîb uğrayup anda gemilerle geçilüp andan Rahova kasabasıyla Nigebolı mâbeyninde Zamat nâm karyede Tuna'ya karışır.
EÇS III 115b
Nehr-i Lofdir: Lofdir dağlarından gelüp Nigebolı kurbunda at ile ubûr olunup Tuna'ya,
EÇS III 115b
Nehr-i Okus: Viraca dağlarından gelüp nehr-i Lofdir kurbunda Tuna'ya rîzân olur küçük nehirdir. Ammâ âb-ı hayâtdan nişân verir.
EÇS III 115b
Nehr-i Tokmak: Yine ol dağdan çıkup Vidin kurbunda Tuna'ya,
EÇS III 115b
Nehr-i Morava-yı azîm: Hersek sancağında Öziça şehri dağlarından tulû‘ edüp {kal‘a-i} Yogodina ile {kal‘a-i} Perakin arasında gemiyle geçilüp {kal‘a-i} Güvercinlik ile Göylüç kal‘ası mâbeyninde Tuna'ya mahlût olur.
EÇS III 115b
Manzara-i nehr-i azîm Sava: İbtidâ menba‘ı Bosna eyâletinde Karka sancağı hâkinde Zerrînoğlu diyârlarından ve Doduşka dağlarından cem‘ olup {kal‘a-i} Odvine, {kal‘a-i} Lika ve {kal‘a-i} Kurna ve {kal‘a-i} Bihke ve {kal‘a-i} Kosdaniçse nâmân kal‘alar kenarlarından ubûr ederek yetmiş aded sular dahi karışup Sirem sancağı kal‘alarından Raça nâm kal‘a dibine gelüp karşu tarafdan nehr-i azîm Dirin-i derin ile mahlût olur. Ammâ bu hakîr [ü] fakîr-i pür-taksîrin manzûrı olduğu üzre,
EÇS III 115b
Nehr-i Dirin: Hersek sancağında Çemerne yaylasından ve İlok dağlarından cem‘ olup iner, Zagor dereleriyle bir olup iner, Foça şehri içinde
EÇS III 115b
Nehr-i Tihotine: İle bir olur. Mezkûr Tihotine, Pirizren ve Dukagin sancağı hudûdında Arnavutluk içre Palak kal‘ası dağlarından çıkup Istarı Ulah kurbundan geçüp Foça'da nehr-i Dirin'e mahlût olur. Dirin nehriyle ikisi Foça şehrinden aşağı Ostikolina kasabasına uğrar. Andan kal‘a-i Vişgrad şehri dibinde Sokullu Mehemmed Paşa'nın on iki göz cisr-i azîmi altından ubûr edüp mezkûr kal‘a-i Dıraç dibinde nehr-i azîm Sava'ya mahlût olup andan Böğürdelen kal‘asını geçüp Tuna Belgrad kal‘ası dîvârını döğerek nehr-i azîm Tuna'ya mahlût olan deryâ-misâl nehrin evvelkisi,
EÇS III 115b–116a
Nehr-i Işkır'dır kim gemiyle geçilir. İkincisi bu nehr-i Sava'dır. Gemiyle ubûr olunur ammâ Tuna gibi lezîz değildir. Zîrâ Kıradışka dağlarında demir me‘âdinlerine uğradığından şehr-i Belgrad'ın sâhib-i tab‘ olan ahâlîleri nehr-i Sava, Tuna'ya mahlût olmadığı mahallerde Zimon kal‘ası cânibinden kayıklar ile sâfî Tuna suyu getirdirler. Yakova Budin yolu üzre kal‘a-i Volkovar dibinde Tuna'ya mahlût olup Yakova dağlarından gelir küçük 116a nehirdir.
EÇS III 116a
Nehr-i azîm Dırava: Hırvad diyârından Ligorad ve Çakatorna ve Doduşka dağlarından gelüp Kanije kurbunda Keçkuvar kal‘asından ve Maslovin iskelesinden geçüp kal‘a-i Ösek dibinde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Cisir tutmaz tumbaz gemi cisirler ile geçilir nehr-i azîmdir.
EÇS III 116a
Nehr-i Kırasiçe: Yakova ile Pejeğe dağlarından cem‘ olup Ösek'e karîb Valpova kal‘asından geçüp nehr-i Dirava ile nehr-i Tuna'ya rîzân olur.
EÇS III 116a
Nehr-i Şerviz: Kanije serhadlerinde Balatin gölünden gelüp Budin yolunda Yenikal‘a dibinde Tuna'ya, nehr-i Raba, Hırvadistân'da Ni‘met Uyvar kal‘ası dağlarından beri gelüp Çobaniçse kal‘ası kurbundan geçüp kal‘a-i Yanık handakları içinde Tuna'ya rîzân olur kanlı sudur ammâ geçit verir.
EÇS III 116a
Nehr-i Rayçe: Nemse çesarının Senmartin dağlarından gelüp bu dahi kal‘a-i Yanık varoşunun handakında nehr-i Raba ile Tuna'ya mahlût olur.
EÇS III 116a
Nehr-i Kalka: Paçarhont yaylasından gelüp kal‘a-i Ovar dibinde Tuna'ya mahlûl olur büyük nehirdir.
EÇS III 116a
Nehr-i Layta: Bu dahi Nemse dağlarından çıkup kal‘a-i Porok dibinde Tuna'ya, küçük nehirdir, geçit verir.
EÇS III 116a
Ve'l-hâsıl Âl-i Osmân'ın Usturgon kal‘asından yedi konakda Nemse çasarı tahtı Beç kal‘asına varınca mâbeynehümâda geçit verir kâmil dokuz aded nehirler geçmişiz, ammâ geçit verir nehr-i azîmleri bâlâda tahrîr olunan altı nehirdir. Andan,
EÇS III 116a
Nehr-i Beç: Alaman dağlarından tulû‘ edüp Nemse çesarının tahtı olan Gülvar kal‘ası dibinde nehr-i Tuna'ya munsab olur. Bu nehir sebebiyle kal‘a-i Beç derler. Ammâ ismi Gülvar'dır. Geçit verir âb-ı hayâtdır.
EÇS III 116a
Nehr-i Fulande: Alaman'dan gelüp Eski Beç dibinde Tuna'ya karışır.
EÇS III 116a
Nehr-i Beyora: Bu dahi Alaman'dan gelüp Şimeş varoşu dibinde Tuna'ya katılır.
EÇS III 116a
El-hâsıl Beç kal‘asından tâ Birak kal‘asına varınca (---) konak yerde on bir aded geçit verir nehirler vardır. Cümle Tuna'ya mahlût olur. Ammâ esmâları kefere lisânı üzre olmağıla hâtırda kalmamışdır.
EÇS III 116a
Der-beyân-ı menba‘-ı nehr-i Tuna
EÇS III 116a
Alaman dağının zirve-i a‘lâsından çıkup şadırvan gibi pertâb eder bir ayn-ı sağîredir. Başında niçe değirmânları ve niçe çuka dollâbları vardır. Şadırvan gibi pertâb etdüğü mahalde altından âdemler ve arabalar geçer. Andan aşağı üç aded nehir mahlût olup Süleymân Hân asrında Kâsım Paşa bu mahalde on iki {bin} âdemiyle gark olup Kâsım Paşa halâs oldu. Ve bu Alaman dağının zirve-i a‘lâsından bir nehr-i azîm dahi cereyân edüp cânib-i garba on yedi konak gidüp bahr-i Muhît kenarında şehr-i azîm Lonçat dibinde deryâya mahlut olur, nehr-i Tunaç ya‘nî Tuna'nın karındaşıdır, ammâ tulû‘ [u] gurûbu on yedi konakdır ve şarkdan garba cereyân eder. Ammâ nehr-i Tuna garbdan şarka cereyân edüp yüz {on} yedi konakda Karadeniz'e boş yerden mahlût olur. Bu mahalde nehr-i Tuna'nın gurûbundan tulû‘ı olan bu Alaman dağına gelince Rûmeli eyaletinde ve Budin eyâletinde ve Nemse hudûdunda nehr-i Tuna'ya 46 nehr-i azîmlerin meşhûr [u] memdûhu karışmışsa cümle tahrîr olundı, ve’s-selâm.
EÇS III 116a
Ammâ nehr-i Tuna'nın sol tarafında Macaristân'dan ve eyâlet-i Eğre'den ve eyâlet-i Tımışvâr'dan ve Eflâk ve Boğdan'dan ne kadar geçid vermez nehr-i azîmler Tuna'ya mahlût olursa anı beyân eder,ve billahi’t-tevfîk
EÇS III 116a
Evvelâ Nemse haddinde kal‘a-i Bırak mukâbelesi kurbunda Siman Kurulsa dağlarından gelüp Tuna'ya