İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS III 146a
Menzil-i evvel Ken‘ân Paşa Çiftliği: Nehr-i Işkır kenarında kal‘a-misâl bir otardır. Bu nehr-i Işkır'ın menba‘ı Samakov yaylarından cem‘ olup rabta-i Samakov içinden ubûr edüp Sofya sahrâsın reyy ederek cereyân edüp kasaba-i Izladi sahrâsından güzer edüp iner, Nigebolu sancağında Kabirova hâssı hâkinden cereyân ederken deryâ olup cemî‘i âyende vü revendegân nehr-i Işkır'ı gemiler ile ubûr edüp andan aşağı Gürcî Mehemmed Kethüdâ kurâlarından Zamet nâm bir büleyde kurbunda Nigebolu hâkinde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Ammâ Samakov yaylalarında demir ma‘âdinleri içinden cereyân ederek geldiğinden ol kadar memdûh nehr-i azîz değildir. Demir taşı gibi âdemin yüreğine durur. Ezîn-cânib nehr-i Işkır'ı bu Ken‘ân Paşa Çiftliği dibinde haşeb cisr ile ubûr edüp yine cânib-i şarka,
EÇS III 146a
Menzil-i karye-i Kızlar Derbendi: Sofya hâkinde Vitoş dağı tetimmâtı zeylinde üç yüz hâneli mu‘âf u müsellem sâfî Bulgarlardır. Hakkâ ki kızları bir diyârda olmak ihtimâli yokdur. Evlerinde müsâfirîn meks edüp beyâz poğaça ve bal peynir getirüp halk ile yâğ u bâlî kelimât ederler. Andan yine taraf-ı şarka:
EÇS III 146a
Evsâf-ı kal‘a-i harâb, şehr-i atîk Köstence
EÇS III 146a–146b
Zamân-ı Bulgar'da ismi Ispavod idi, ya‘nî Allah suyu. Bu şehirde kudret ılıcası olmağıla Ispa-voda derlerdi. Sırp tâ’îfesi bu şehre Köstence derlerdi, ya‘nî ılıca derlerdi. Ammâ bu şehir azîz iken Bulgar ve Voynuk ve Sırp kavmleri bu şehri bilâ teşbîh Kuds-i şerîf kadar ziyâret ederlerdi. Zîrâ bunda bir baş papas var idi. İrim papa gibi üç yüz sene dalâlet içre ifnâ-yı cesed edüp cemî‘i kâfiri dîn-i Hazret-i Yahyâ'dan nükûl etdirir idi. Ammâ riyâzât-ı mücâhede ile ol mertebeye varmışdı kim kırk günde bir badem ve bir zeytin ve bir kâse süd içerdi. Bu riyâzetle niçe mugayyabâtlardan haber verirdi. Hattâ hâşâ sümme hâşâ "Mesîh ibnullah gelir" deyü haber verüp hikmet-i Hudâ Hazret-i İsâ babasız Hazret-i Meryem'den 146b vücûda gelince bu mel‘ûn papasın gayba hükm etdüğü muhakkak olduğundan cemî‘i Rûmeli kefereleri ruhbâna i‘tikâd ve i‘timâd edüp dibelik küffârlar buna muhabbet edüp niçe kerre yüz bin kefereyi dîn-i Yahyâ'dan çıkarup dîn-i İsâ'ya da‘vet ederdi. Ammâ cemî‘i ulûm-ı garbiyye ü acîbe ü bî-hisâb fünûn-ı şettâya mâlîk idi. Hattâ yedi bin ruhbân u bıtrîk ü kıssîs ve papas [u] papa ve ladika ve râhib mel‘ûnları huddâm-ı bî-dîn-i pür-deynleri var idi. Ol asırda bu papas Bulgar lisânın ve Sırp lisânın ve Voynık ve Çakona lisânın ve Hırvad u Boşnak ve Leh u Rus ve Latin ü Çek ü İsfeç lisânların üç yüz yılda peydâ edüp yedi bin aded huddâmlarına bu lisânları ta‘lîm edüp vilâyet vilâyet bu huddâmları gönderüp her diyâr-ı deyrde papaslara ve gayrı Nasârâlara ta‘lîm ederek Hazret-i Yahyâ asrında ve Hazret-i İsâ sabâvetinde kâfiristâna bu elsine-i muhtelife müstevlî olup iştihâr buldu. Bu keyfiyetle mezkûr papas dahi Köstence şehrinde iştihâr bulup cemî‘i kâfiristândan bu bıtrîk kâfire nezerâtlar gelüp ol kadar mâl-ı Kârûn cem‘ etdi kim âhir ol mâl-ı bî-hisâb ile bu şehri eyle imâr etdi kim Kudüs yerine Bulgar ve gayri küffâr-ı murdar-ı bed-girdârlar bu şehri ziyâret edüp ol papasın ismiyle bu şehre Hazret-i Yahyâ asrında Lâdika derlerdi. Hatta Hazret-i İsâ halîfelerinden Semmun nâm bir havâriyyûn bu Lâdika şehrinde Lâdika papas ile müşerref olup Lâdika papas havâriyyûnun kudûmü şerefiyyetine niçe yüz bin milyon mâl-ı firâvân harc edüp bir deyr-i kebîr binâ edüp sîm-i hâlis döşeyüp Meryem Ana'ya hîbe eyledi. Âhir ol deyr Hazret-i Risâlet rahm-ı mâderden müştak olduğu leyle-i mübârekde ol Lâdika deyri zelzeleden münhedim olup zemîne beraber oldu. Halâ eser-i binâları Rila kûhı dâmeninde râygândır. Netîce-i kelâm, bu Lâdika mürd olup Bulgar'ın devletleri bergeşte olup bu şehir niçe divelden divele intikâl edüp âhir sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr asrında Despot Kraloğlu Yıvan Ban havfinden bu şehre bir sûr-ı üstüvâr binâ edüp mütehassın oldu. Hudâvendigâr bu kal‘a olduğun istimâ‘ edüp râhımız üzre bu gûr iki olmasın içün yer götürmez asker-i bî-pâyân ile Gâzî Balaban Paşa'yı serdâr-ı mu‘azzam edüp bu kal‘ayı muhâsara edüp emân u zemân vermeyüp yedi günde seyf-i Muhammedî ile feth edüp sene 773 târîhinde kal‘asın yire beraber eyledi. Hâlâ der-i dîvâr-ı sûr-ı bî-nûrdan eser-i binâları nümâyândır. Ol asırdan berü Köstence nâmıyla müsemmâ bir kasabadır. Rila dağı tetimmâtı derclerinde bir vâsi‘ öz içinde bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr kasabadır. Rûmeli hâkinde (---) hâssıdır.
EÇS III 146b
Subaşısı hâkimdir. Ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâ-yı mübremdir. Cümle kırk yedi aded nâhiye kurâlarından kadıya senevî iki kise hâsıl olur. Kethüdâyeri ve serdârı vardır. Ammâ müftî ve nakîbi ve a‘yânı yokdur. Ve cümle yedi aded mahallât ve yedi yüz kiremitli hâne-i mühmelâtı vardır. Zîrâ zulmden ve dere içi olmağıla hevâsı sakîlliğinden ol kadar ma‘mûr değildir.
EÇS III 146b
Ve cümle tokuz mihrâbdır. Cümle çârsû içinde kiremit ile mestûr bir câmi‘-i ma‘mûru vardır ve minâresi kârgîr binâ-yı serâmeddir. Bundan mâ‘adâ mahalle mesâcidleri vardır. Andan,
EÇS III 146b
Cümle üç aded mekteb-i sıbyân ve bir hân ve on mikdârı dükkânı vardır. Ammâ hammâmı ve gayri imâretleri yokdur. Ammâ bâğçeleri gâyet çokdur.
EÇS III 146b
Evsâf-ı germâb-ı Köstence
EÇS III 146b
Müfîd ü muhtasar bir küçük kubbeli ılıcası var. Suyu ol kadar suhûniyet üzre değildir. Ve gümüş makûlesin altun gibi sarı eder. Havzı gâyet küçükdür.
EÇS III 146b–147a
Memdûhâtından bir şeyi meşhûr değildir. Mahbûb [u] mahbûbesi hod ûlâ bi't-tarîk yokdur. Nisvânları cümle beyâz aba ferrâce giyerler. Halkının ekseriyyâ kârları aba ve ihrâm-bâflık ederler. Ve niçesi âhengerlik ederler. Zîrâ dere ve depelerinde demir ma‘âdinleri samakovı, ya‘nî çarhları vardır. Çekiçlerin su çarhları urar. İnşâallah mahallinde tavsîf olunur. Ve ekseriyyâ halkı Bulgarca ve Voynıkca ve Sırfca tekellüm ederler. Zîrâ lisân-ı Bulgar bu şehirde iştihâr bulmuşdur. 147a Ve ol lisân-ı murdârı ihdâs [u] îcâd eden Lâdika nâm papas bunda mürd olmuşdur. Anınçün bu şehir halkı cümle lisân-ı Bulgarca bilirler. (---) (---)
EÇS III 147a
Lisân-ı Bulgar, ya‘nî kavm-i küffâr (---) (---) (---). Gerçi bu makûle lisân-ı turrehâtı tahrîr etmede fâ’îdesi ve beyânında â’îde yokdur. Ammâ seyyâh-ı âlem ve nedîm-i benî Âdem olan kimesnelere her lisândan ekmek ve su isteyecek kadar ve kendüye bir zarar geleceğin fehm edecek kadar gûnâ-gûn lisân bile kim kendüyi girdâbdan halâs ide. Zîrâ her şey’in cehlinden ilmi yeğdir. Anınçün bu lisân-ı Bulgar bu mahalle tastîr olundu. Ammâ lisân-ı Latin gibi fasîh değildir.
EÇS III 147a
Bu kasaba diyâr-ı Rûm'da ikidir. Biri dahi Karadeniz sâhilinde Babadağı kurbunda Köstence benderi derler. Buna Samakov Köstencesi ve Bana Köstencesi derler. Zîrâ kasaba-i Samakov bu Köstence'nin cânib-i garbîsinde yayla aşrı bir konak yerdir. Ammâ mahûf u muhâtara yoldur ve haydud mekânı sa‘b beldir. Bu rabta-i Köstence'yi seyr [ü] temâşâ edüp yine cânib-i şarka
EÇS III 147a
Menzil-i kasaba-i Saruhânbeğli: Rûm eyâletinde Tatarbâzârcığı nâhiyesi hükmünde bir vâsi‘ dere ağzında bâğlı ve bâğçeli ve yedi yüz kiremit örtülü ma‘mûr [u] âbâdân hâneli ve yedi mihrâblı ve bir câmi‘li ve bir hammâmlı ve üç hânlı ve yigirmi aded dükkânlı müfîd ü muhtasar bir rabta-i zibâdır. Vitoş yaylası dâmeninde vâkı‘ olmağıla hevâsı latîfdir. Ammâ âbı nehr-i Meriç'in menba‘ı olan derelerdir kim,
EÇS III 147a
Evsâf-ı nehr-i azîm Meriç
EÇS III 147a
Bu Saruhânbeğli dereleri ve Rila yaylaları ve Destpot yaylaları ve Köstence dereleri ve Kız Derbendi derelerinden cereyân eden uyûn-ı câriyeler demir ma‘âdinlerine uğrayarak bu Saruhânbeğli altına ve Tatarbâzârcığı sahrâsına, andan Filibe şehri içinden güzer edüp Edirne kurbunda Koca Mustafâ Paşa cisrinden geçüp Edirne şehri içinde Mihal cisri dırâzı altında nehr-i Tunca ve nehr-i Arda'ya mahlût olup üç nehr-i azîm bir olup kal‘a-i Enez altında deryâ-misâl bahr-i Rûm'a mahlût olur.
EÇS III 147a
{Sitâyiş-i bahr-i Rûm-ı Merzbûm}
EÇS III 147a–147b
Bu mahalle bahr-i Rûm ta‘bîr etdiklerinin aslı Bahr-i siyâh ile bahr-i Sefîd'in iki boğazı mâbeyninde bir küçük buhayredir. Ammâ aslı Karadeniz'den gelüp Akdeniz'e munsab olur. Kızıladalar ve Marmara cezîresi bu bahr-i Rûm içindedir. Hattâ Tekirdağı ve Gelibolu bu halic-i Rûm sâhilindedir. İslâmbol'un Sarâyburnu'ndan Akdeniz boğazına varınca tûlu iki yüz mildir. Ammâ arzı yetmiş ve seksener mildir. Ammâ İzmit Körfezi ve Gemleyik Körfezi bu bahr-i Rûm'dan iki kulakdır. Anadolu tarafında Darıca ve İzmit mukâbelesinde Kazıklı ve Değirmanderesi ve Halıdere ve Yalova ve Gemleyik ve Mudanya ve Mihalıç ve İdincik ve Bandırma ve Erdek ve Kapudağı ve Boğaz ve Lapseki nâm kasaba-i mezkûr cümle bu bahr-i Rûm kenarında gâyet ma‘mûr kasabalardır. 147b Ve bu bahr-i Rûm'a Anadolu ve Rûmeli cânibinde yüz beş aded nehirler mahlût olur. Be-kavl-i Papamunta. Amma bu Rûmeli tarafında nehr-i Arda ve Tuna ve nehr-i Meriç üçü bir olup bahr-i Rûm'a mahlût oldukda bu nehirden gayri ulu su yokdur. Hattâ Enez'den Gelibolu ve İzmir firkateleri girüp tâ Edirne'ye gelüp yanaşırlar. Tâ bu mertebe nehr-i Meriç ulu nehr-i azîmdir. Ammâ bu Saruhânbeğli merkûmun altında ibtidâ tulû‘u olmağıla azdır. Giderek amîk u arîz olur. Lâkin memdûh değildir. Zîrâ demir ma‘âdinlerinden gelir.
EÇS III 147b
Ezîn-cânib kasaba-i sağîr Saruhânbeğli'den yine taraf-ı şarka,
EÇS III 147b
Menzil-i kasaba-i Tatarbâzârcığı: Bâlâda Sofya'ya giderken cemî‘i imâretiyle mevsûfdur. Ammâ paşa şikeste-hâtır olmağıla bir gün meks [u] ikâmet olundu. Yine semt-i şarka,
EÇS III 147b
Menzil-i şehr-i azîm, Filibe-i kadîm: Bu dahi bâlâda ale't-tafsîl memdûhdur. Ammâ bunda Nâzır Celeb Mehemmed Paşa hânesinde paşa mihmân olup üç gün zevk u safâlar etdik. Andan yine şarka meyyâl Papas Korusu nâm çengelistân, hıyâbân-ı kûyâğı geçerken sun‘-ı Hâlık-ı Bîçûn olan dıraht-ı müntehâları seyr [u] temâşâ ederek
EÇS III 147b
Menzil-i karye-i Papaslı: Filibe nâhiyesinde mu‘âf u müsellem koru mustahfızları Bulgar köyüdür. Üç yüz kiremitli hâne ve bir câmi‘ ve yedi dükkân ve bir azîm hân, Gürcî Mehemmed Paşa'nındır, ammâ acâ’îb hayrât-ı azîmdir.
EÇS III 147b
Andan karye-i Kayalı'yı geçüp karye-i Semizce'yi geçüp bu iki hânlar ile ve hâne-i ma‘mûrlar ile ve câmi‘ ve imâretli ve kurşumlu ma‘mûr var, anları ve hânları bizim cânlar geçüp Semizce mukâbelesinde
EÇS III 147b
Menzil-i Altunçayırı: Bu mahal Çirmen sancağı hâkidir. Hakkâ ki altun çayırıdır. Eyle giyâhât u alefzâr, lâlezâr, çemenzâr, zemîn-i mahsûldârdır kim bir gicede cümle küheylân atlarımız cüssedâr oldu. Andan semt-i şarka
EÇS III 147b
Menzil-i kasaba-i Hırmenli: Hâk-i pâk-i sancağ-ı Çirmenli'dendir ve nâhiyedir. Cümle iki yüz hâneli rabtacıkdır. Bir câmi‘i var, kapusu atebesi üzre târîhi budur:
EÇS III 147b
Sâlikî dedi o demde târîh:Hâsılı câmi‘-i rûşendir bu Sene [1021]
EÇS III 147b
Hakkâ ki imâret ve mescid ü medreseli câmi‘-i şîrîndir. Ve bir minâre-i musanna‘ı var. Ve bir hammâmı ve kifâyet mikdârı dükkânları var. Ammâ kal‘a-misâl elli ocaklı ve müte‘addid harem hâneli ve develikli ve ıstabl-ı anterli bir hân-ı azîmi var.
EÇS III 147b
Sene (---) târîhinde (---) (---) vezîri (---) (---) binâsıdır.
EÇS III 147b
Ammâ katı a‘lâ yerinde hân-ı mihmânsarâydır. Mü’ebbed ola. Bu hânın cânib-i cenûbunda dağlar içinde tekye-i azîm Osmân Baba'dır. Andan yine cânib-i şarka niçe ma‘mûr kurâlar ubûr ederek,
EÇS III 147b
Menzil-i kasaba-i cisr-i azîm Mustafâ Paşa: Çirmen sancağı hâkinde nehr-i Meriç kenarında bir bâğlı ve bâğçeli ve yedi yüz aded kiremit örtülü ma‘mûr hânelerdir.
EÇS III 147b
Cümle yedi mihrâbdır. Ammâ cisr-i azîm başında (---) câmi‘i, selâtin-misâl bir câmi‘-i rûşendir. Haremin yol üzre olan kapunun atebe-i ulyâsı üzre Karahisârî Hasan Çelebisi hattıyla beyâz mermer üzre sihr-âsar mastûr târîh-i zîbâdır:
EÇS III 147b
Hel-mescid üssise ale‘-takvâ. Sene [921]
EÇS III 147b
Bu câmi‘in imâreti ve mekteb-i sıbyânı ve hân [u] hammâmı ve çârsû-yı bâzârı cümle rasâs-ı hâs ile mestûr bir hayrât-ı ma‘mûrdur kim Süleymân Hân asrında Koca Mi‘mâr Sinân binâsıdır. Ammâ minâresi ve câmi‘i gâyet musanna‘dır. Ve imâret-i dârü'z-ziyâfesinde dâ’imâ âyende vü revende ni‘meti mebzûldür. Ve nehr-i Meriç üzre on iki göz cisr-i azîm Koca Lala Mustafâ Paşa hayrâtıdır. Diyâr-ı Rûm'da memdûh-ı âlem olan kantara-i musanna‘ın biri dahi bu püll-i azîmdir kim her tâkı kavs-i kuzahdan nişân verir köprüdür. Târîh-i musanna‘ı budur:
EÇS III 147b
Bildi merhûm Mustafâ PaşaKöprüdür fi'l-hakîka bu dünyâGöçdi merhûm dediler târîh:Köprüden geçdi Mustafâ paşa. Sene [858]
EÇS III 147b–148a
Hattâ Süleymân Hân Budin gazâsına giderken "Lala iyi köprü binâ eylemişsin. Bize ihsân edersen geçüp gazâya gidelim" dedikde pîr-i fânî ebleh-i dihkânî eydür: "Pâdişâhım! Allah gazânı müyesser ide. Avdetde geçen guzâtın 148a savâbı pâdişâhımın olsun" deyince hemân Süleymân Hân ol ân cisrden sapup kendüyi atıyla deryâ-yı Meriç'e urunca, solak kulları kadrince, Süleymân Hân'ın yanınca, rikâbdan ayrılmayup cümle karşu ubûr etdükde Süleymân Hân bu beyti terennüm eder. Beyt:
EÇS III 148a
Minnet ile kokma gülü al eline süseniGeçme nâmerd köprüsünden ko aparsın su seni
EÇS III 148a
derler. Meğer ol asırda Süleymân Hân rikâbında cümle peykler {mukaddem} gidermiş, yeniçeri solakları talî‘a gidermiş. Hikmet ol gün aslâ peykler hünkârın rikâbında bulunmayup cümle cisrden geçerler. Ammâ solaklar hünkâr ile suya uğradıklarından tesellî-i hâtır bulup cümle peykleri ileri kovup solaklar rikâbında gitmeği fermân ederler. Andan sonra cisr sâhibi Mustafâ Paşa menkûb olup Anadolu'da ve Gekbizi'de câmi‘ ve imâret yapmağıla ömrü geçer. Rahmetullahi aleyh.
EÇS III 148a
Niçe hayrât [u] hasenâtlarına râst gelmişiz ammâ bu Edirne kurbundaki cisrin nazîri yokdur. Meğer kim Hersek diyârında bir göz Mostar köprüsü ola. Bu cisrden paşa efendimiz ubûr idip Edirne'ye azîmet edüp hakîr saltça üç gulâmımla cânib-i cenûba (---) sâ‘atde ma‘mûr kurâlar ubûr ederek,
EÇS III 148a
Evsâf-ı kal‘a-i Hırmen, ya‘nî sancağ-ı Çirmen
EÇS III 148a
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim Hazret-i Zekeriyyâ nübüvvetinde Edirne sâhibi İdrivne Kral Zekeriyyâ Nebî'ye imân getirüp terk-i tâc u raht u baht edüp bu Çirmen ensesinde bir deyr-i mu‘azzam binâ edüp savâbın Zekeriyyâ Nebî'ye hîbe edüp ol deyr-i kamâmede sâkin idi. Bu İdrivne Kralın bir kızı mu‘ammere olup ismine Çirmene derlerdi. Lisân-ı Latin'de çirmen ve sirmene dünyâyı terk etmişe derler. Bu Sirmene krâle babası İdrivne Kral içün bu mahalde bir kal‘a binâ edüp ismine Çirmene kodular. Andan galat-ı meşhûr evlâ olup sene 767 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr vüzerâlarından Timurtaş Paşa Rûm keferesi elinden feth edüp cümle guzât bu kal‘aya Çirmen dediler. Zirâ niçe bin aded cüyûş-ı muvahhidîn çirmenüp geçdikleri içün Çirmen dediler. Hâlâ Rûmeli eyâletinde sancak beği tahtıdır. Beğinin hâssı (---) (---) akçedir. Ve livâsında cümle (---) adet ze‘âmetdir. Ve cümle (---) aded timardır. Hîn-ı gazâda beğinin livâsı altında kânûn üzre cebelüleri ile (---) asker-i pür-silâh olur. Lâkin ba‘zı zamân bu sancak Özi eyâleti muhâfazasına me’mûr olurlar. Zirâ ol taraflara karîb sancakdır. Kal‘ası nehr-i Meriç'in karşı cânibinde bir bayır başında şekl-i murabba‘dan tûlânîce bir Şeddâdî seng binâ-yı ferhâdîdir. Ammâ iç il olmağıla cebehânesi ve dizdârı ve neferâtları yokdur. Ve câ-be-câ sûrunun niçe yerleri rahnedâr olmuştur. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS III 148a
Ve yüz elli akçe kazâdır ve (---) aded nâhiye kurâları vardır. Kadıya senevî ber-vech-i adâlet beş kîse olur. Ammâ müftîsi ve nakîbi yokdur. Ammâ çiyânfu eşrâfı çokdur. Ve sipâh kethüdâyeri ve alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşı ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve bâcdârı ve subaşısı ve şehir na’ibi ve şehir kethüdâsı vardır. Şehri bir düz vasi‘ yerde bağlı ve bâğçeli sekiz mahalle ve sekiz yüz aded kırmızı kiremit ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. Cümle hâneleri cânib-i şimâldeki sahrâ-yı çemenzâr-ı mahsûldâra nâzır revzenleri vardır. Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ cümleden Paşa sarâyı kurbunda,