EÇS III 163b
Cümle (---) aded hammâm-ı dilküşâ ve hoş-binâ ve rûşenâlardır kim alâ kadri'l-imkân ma‘lûmumuz olduğu mertebe tahrîr olunur.
EÇS III 163b
Evvelâ cümleden Üçşerîfeli hammâmı, âb [u] hevâsı ve binâsı ve huddâmları latîf pâk u pâkîze hammâm-ı kebîrdir. Cemî‘i der-i dîvârından ve cemî‘i kıbâblarından bir katre arak çekîde olmak ihtimâli yok bir hammâm-ı hoş-bûdur.
EÇS III 163b
Andan Tahtalkal‘a hammâmı (---) (---) Binâsı kâr-ı kadîm hammâm-ı azîmdir. Andan İbrâhîm Paşa hammâmı, andan Boyacılar hammâmı (---) (---) binâsıdır. İshak Paşa hammâmı, andan Selîmiyye hammâmı, andan Murâd Beğ hammâmı tarz-ı kadîm ve binâ-yı azîm hammâmdır, ammâ suyu âb-ı zülâldir.
EÇS III 163b–164a
Andan ve Mezîd Beğ hammâmı, hakkâ ki gâsilânı ziyâdedir. Ve kal‘a içinde Topkapusu hammâmı, memdûh u ma‘rûf değildir. Ve Bâyezîd Hân hammâmı, câmi‘e karîb Tunca nehri kenarındadır, ammâ sehel sovucaktır, ammâ pâkdir. 164a Ve Mihal Beğ hammâmı, gâyet büyük hammâm olmağıla bir kaç halvetinde debbâğlar âsumânî ve kırmızı ve sarı ve gül-reng ve turuncu sahtiyân boyarlar. Ve Ağa hammâmı, Kıyık mahallesinde bir hammâm-ı hûb-hevâdır ve Kâsım Paşa hammâmı, Eşe Kadın kurbundadır. Ve Sultân Mehemmed hammâmı (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS III 164a
Ve Beğlerbeği hammâmı, aceb hammâm-ı dilküşâdır. Ve Ahî Çelebi hammâmına Oğlan hammâmı derler. Zîrâ bir halvetinde bir kurna yanında beyâz mermer-i hâmdan bir mahbûb pençe-i âfitâb dellâk cüvânı tasvîri var kim gûyâ ol sûret zî-rûhdur. Her ne tarafından ol sûrete nazar etsen ol dahi sana nazar edüp tebessüm eder zann edersin. Anınçün bu hammâma Oğlan hammâmı derler. Ammâ câmi‘ sâhibi Molla Ahî Çelebi hazretlerinin binâsı bir hammâm-ı hoş-hevâdır.
EÇS III 164a
Andan Kadı‘asker hammâmı, her bisâtı ve huddâm-ı dellâkleri ve mermer-i hâmları pâk hammâmdır.
EÇS III 164a
Ve Kızlarağası hammâmı, Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘in Dârüssa‘âde Ağası Yûsuf Ağa bu hammâm-ı harâbe filhâne iken mahall-i münâsibde elzem-i levâzımından olmağıla bir hammâm-ı latîf etmişdir kim Edirne şehrinde değil diyâr-ı Rûmeli'nde nazîri yokdur. Hakkâ ki mahallinde bir hayrât-ı azîm oldu.
EÇS III 164a
Evsâf-ı hammâmât-ı mahsus, hânedân-ı a‘yân der-şehr-i Edirne-i taht-ı Âl-i Osmân
EÇS III 164a
Şehr-i Edirne a‘yânlarının şehâdetleriyle bu taht-ı sâlis olan Edirne'de cümle üç bin yüz elli aded hânedân-ı azîm hammâmları vardır kim niçe yüz sarây-ı vûzerâ, vükelâ ve a‘yân [u] kibâr hânedânlarında ikişer ve üçer hammâm-ı mahsûsaları vardır. Ekallu mâ yekûn en ednâ hânede bir guslhâne mukarrerdir, deyü kibâr-ı Edirne tefâhür kesb ederler. Hakkâ ki niçesine hakîr vâkıf-ı esrârım ki ikişer üçer hammâmları vardır. İsimleriyle tahrîr eylemekde kelâl vardır.
EÇS III 164a
Ancak Hünkâr Sarâyı hammâmı bir tarh-ı bedî‘ ve bir resm-i garîb üzre mebnî bir hammâm-ı selâtîndir kim misli meğer İslâmbol'da Yeni Sarây'da gılmân-ı hâssalar içre hazîneye muttasıl hammâm içinde hammâm-ı ibret-encâm ola. Lâkin bu Edirne şehri içre manzûrumuz olan ebniye-i hayrât-ı selâtînlerden mâ‘adâ niçe bin ebniye-i âliye ve imârât-ı sâmiye ve esvâk-ı âmireleri bî-hadd u bî-pâyândır. Ammâ bu hakîr ihtisâr üzre tahrîr etdik. Zîrâ imârât-i bi-nefsihîsi tahrîr etdiğimizden bin kez o kadar ekserü min en-yühsâdır. Seyecîü mahalliyle yazılır.
EÇS III 164a
Der-vasf-ı reng-i rûy-ı pîr ü cüvân: Ricâl makûlesi kemâl mertebe müsînn ü mu‘ammer ve zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i gîrânmâyesi yüz yetmişe yâhûd bitmişe yetmiş olup musâhabetten sehel kalmış olurlar. Ammâ yine kâr-ı kisbinde zinde ve devende ü revende reng-i rûlar humret üzre âdemlerdir.
EÇS III 164a
Der-sitâyiş-i mahbûb-ı dilberân: Gâyetü'l-gâye dilberân çokdur. Ekserî lütf-i cemâlde ve hüsn-i i‘tidâlde olup kelimâtları mevzûn, dişleri dürr-i meknûn ve kâkül-i çîm-ender-çîm müşkbârların târ kılup nehr-i Tunca ve Meriç [ve] Arda nehirlerinde deniz mâlikleri gibi şinâverlik etdiklerinde uşşâkın aklı târımâr olur. Hakkâ ki sîm-endâm mahbûbları var.
EÇS III 164a
Der-ta‘rîf-i esmâ-i eşrâf [u] a‘yân: Cümleden Koca Kırkayak Sinân Paşa ve Küçük Sinân Ağa,
EÇS III 164b
Der-medh-i fassâdân-ı cerrâh-ı üstâdân : Bâyezîd Hân dâr-ı şifâsında vazîfe-i mu‘ayyeneli hukemâ-yı hâzıkı ve ilm-i nabzda cerrâhânı fâsıdı vardır, ammâ dahi meşhûr-ı âfâk olan Ulucâmi‘ kurbunda Hızır Çelebi gûyâ Hazret-i Hızır sâhib-i ahzar-ı sânîdir.
EÇS III 164b
Ve İsmâ‘îl Çelebi ilm-i hitânda bî-bedeldir kim sünnet üzre ma‘sûmları sünnet eder. Ma‘lûmum olan bunlardır.
EÇS III 164b
Ta‘rîf-i e’imme ü hutebâ-yı meşâyihân: Bu şehr-i Edirne'de altı bin yüz elli aded ulemâ ü sulehâ ve meşâyihân hutebâları var ammâ kuzât tâ’ifesi bî-hisâbdır. Hancızâde Efendi ve Kara Kadı ve Mes‘ûd Efendi (---) (---) (---)
EÇS III 164b
Hutebâlarından Bâyezîd Hân hatîbi İbrâhîm Efendi. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS III 164b
Tavsîf-i musannifîn ve fusehâ-yı şâ’irân: Zamânımızda bu şehr içre on yedi emlahu'ş-şu‘arâ ve musannifînden kimesneler var idi. Cümleden
EÇS III 164b
Hâsılı mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ ü sulehâ kânı ulûm-ı garîbeye ü fünûn-ı kesîreye mâlik ders-i Aristo çelebileri var. Müşerref olduğumuz ihvân-ı yârân,
EÇS III 164b
Der-ayân-ı kabâ-yı ricâl [u] nisvân: Bî-hadd u bî-add a‘yân [u] kibârı semmûr kürk ve gûnâ-gûn akmişe-i fâhire giyüp destârlarının taylesân-ı Muhammedîlerin sarkıdup reftâr ederler. Vasatü'l-hâl olanları çuka ve boğası haftân giyerler. Ammâ nisâ tâ’ifesi çuka ferrâce ve elvân sûflar giyüp yassıbaş ile gezerler. İslâmbollu gibi selâmiyye takye giymezler.
EÇS III 164b
Takrîr-i kelimât-ı ehl-i büldân: Cemî‘i ârifân-ı zarîfânın sözleri mevzûn ve yâddaş-ı kelimâtları dükeli mazmûn kelâm-ı örfiyyede beyne'l-ihvân söze gelseler bedî‘u'l-beyân ve fasîhü'l-lisân derler. Hakkâ ki bu vilâyetin umûman ahâlîsinin zarâfet ve letâfeti gibi hoş-sohbet ve hem-meşreb ve ehl-i şevk ve ehl-i aşk âdemler olmazdır.
EÇS III 164b
Sitâyiş-i hevâ-yı hûb-ı câvidân: Şehr-i Edirne iklîm-i râbi‘in sülüs-i ahîri arzında vâki‘ olmağıla âb [u] hevâsı gâyet latîf ve yazı yâbisdir, kışı katıdır. Zîrâ bu şehr-i latîf üç nehr-i nazîfin ortasında vâki‘ olmuşdur. Ba‘zı senelerde bu üç nehr yah-bend olur. Hukemâlar kışını vezn edüp Erzurûm ile beraber yetmiş vakiyye şitâsı olmuşdur.
EÇS III 164b
Alâmet-i ekâlim-i arz-ı beled tûl-ı nehârân-ı şehr-i Edirne bâb-ı büldân: Dördüncü iklîm-i hakîkîde bulunmuşdur. Bi-kavli mü’ellif ü musannif Alî Kuşçu rahmetullahi aleyh.
EÇS III 164b
Ve hükm-i ilm-i usturlâb-ı nâ-savâb tûl-ı nehârî (---) sâ‘at (---) (---) derece (---) ve dakîkadır. Ve arz-ı beledî (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS III 164b
Tahrîrât-ı tâli‘-i nücûm-ı imâristân: Bi-kavli sâhib-i mahkeme el-Mevlâ Ahî Çelebi: Bu şehr-i Edirne sa’d-sâ’atde binâ olmak ile nücûm-ı tâli‘i zühre olduğunda cemî‘i halkı mesrûr u handân ve ehl-i safâ ve ehl-i şevk ve ehl-i hevâdır. Ve dâ’imâ her mülûk destinde oldukça imâretden hâlî değildir. Niçe yerde imârât içün medfûn mutalsamât-ı garîbeleri vardır.
EÇS III 164b
Der-beyân-ı esmâ-i râcilân u nisvân: Evvelâ nâmdâr fetâlarından Sehî Beğ ve Sıyâmî Beğ ve Kubad Beğ ve Polâd Beğ ve Kâsım Beğ ve Sührâb Beğ ve Haydar Beğ ve Memi Cân Beğ ve Resûl Ağa ve Kadrî Ağa ve Hudâverdi Ağa ve Şehsüvâr Ağa ve Ahmed Ağa.
EÇS III 164b
Nisvânlarının isimleri, Emetullah ve Afîfe ve Emîne ve Mihrimâh ve Zühre ve Abîde ve Zübeyde ve Gülşâh ve Ümmühân ve Havvâ.
EÇS III 164b
Der-vasf-ı esmâ-i çakerân u cevâriyân: Ferhâd ve Ken‘ân ve Tezgel ve Kademli ve Kutlubây ve Laçin ve Şâhin ve Çelerdi ve Çalapverdi ve Allahverdi ve Sevindik ve Hüdâverdi ve Gündoğdu ve Yaşar ve Müyesser ve Muzaffer
EÇS III 164b–165a
Ve esmâ-i cevârî, Çiğdem ve Gülnâr ve Gül‘izâr ve Gülbûy ve Gülfâm ve Gülruh ve Evecân ve Peymâne ve Lâlebuy ve Verdişâh 165a
EÇS III 165a
Der-medh-i dâne-i gendüm, hubûbât-ı mahsûlât: Yedi elvân deve dişi nâmıyla ma‘rûf buğday olur, ammâ kılçıksız ve kızılca ve Beğlerce buğdayı ancak Şâm Havrânı'nda olur. Ve baklası ve mercimeği ve böğrülcesi ve gayri hubûbâtı firâvân olur ammâ şa‘îri az olur.
EÇS III 165a
Ve gülâbı rub‘-ı mekânda yokdur. Ve gül-i gülistânı cihânı zeyn etmişdir. (---) (---)
EÇS III 165a
Der-vasf-ı güzîde-i me’kûlât: Gûnâ-gûn mümessek ve mu‘amberîn helvası arâzî-i dehrde olmak ihtimâli yokdur. Meğer şehr-i Basra'da halvâ-yı Hamevî ve helvâ-yı Kureyşî ola.
EÇS III 165a
Der-şehr-i zübde-i me’kûlât-ı müsmirrât: Evvelâ bir vakıyye gelir gûnâ-gûn ekmek ayvası ve papa ayvası ve mümessek ayva perverdesi ve şeftâlûsu, ammâ et şeftâlûsunun al tebekânî yanaklısı memdûhdur.
EÇS III 165a
Der-ayân-ı envâ‘-ı mükeyyifât-ı meşrûbât: Evvelâ hamr-ı ahmer-gûn-ı la‘l-gûnun katresi harâmdır, lâkin fâsık [u] fâcirler mâbeyninde memdûh şire-i zehr-i mârı vardır. Ve Mu‘âviye ve Saltık Bay te’lîfi cüllâb gibi koyu bozası olur. Ve şinnâbı ve bal suyu ve hardaliyyesi ve pilavniyyesi meşhûrdur. Ammâ mümessek ayva perverdesi Amasiyye perverdesinden memdûhdur.
EÇS III 165a
Der-beyân-ı dârü'l-it‘âm-ı imârât: Cümle (---) aded imâret-i dârü'z-ziyâfeleri vardır. Cümleden Sultân Bâyezîd-i Velî'nin ta‘âmı mâh u sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl ganî ü fakire mebzûldur.
EÇS III 165a
Der-sitâyiş-i memdûhât-ı sanâyi‘ât: Evvelâ arabası ve musanna‘ koçuları ve müşebbek taht-ı revânları bir diyâra mahsûs değildir. Ve kırmızı sahtiyânı
EÇS III 165a
Der-alâmet-i kâr [u] kesb-i ricâlât: Niçe yüz bin gûnâ-gûn kâr [u] kesb-i tüccârân [u] sevdâgerân vardır. Her garîbin selîka-i kârı bir semte düşüp ol tarafa zâhib olmuşdur. Ammâ kâr-ı pür-me’âli esnâf-ı debbâğândır ve hayli insândır. Andan pâk berberleri ve ayak dellâlları ve pâk aşbâzları ve üstâd-ı hayyâtları ve gazzâz ve yorgancıları ve ketâncıları çokdur.