EÇS IV 190a
221. Ziyâretgâh-ı harâbe-i kasaba-i Hızır ve evsâf-ı kal‘a-i Âşık u Ma‘şûk.
EÇS IV 190a
221. Menzil-i kasaba-i cedîd Düceyle ya‘nî şehr-i kadîm Sümeyke.
EÇS IV 190a
221. Menzil-i Cirbeli ve menzil-i Akşerî‘a.
EÇS IV 190a
221. Menzil-i kasaba-i Hazret-i İmâm Mûsâ ve menzil-i Kuşlar kal‘ası.
EÇS IV 190a
221. Evsâf-ı Bağdâd-ı behişt-âbâda dâhil olundu.
EÇS IV 190a
221. Seyyâhân-ı âşıkâna ma‘lûm ola kim tâ diyâr-ı İslâmbol'dan Bağdâd'a ne kadar sâ‘at yerdir anı bildirir.
EÇS IV 190a
221. Ve cümle kaç konak yerdir ve Bağdâd ile İslâmbol'un nısf-ı menzili neredir anı bildirir.
EÇS IV 190a
221. Ve Diyârbekir'den Bağdâd kaç sâ‘at yerdir anı bildirir.
EÇS IV 190a
222. Bağdâd-ı Hurrem-âbâd'dan vilâyet-i Van'a revâne olduğumuz beyân eder.
EÇS IV 190a
222. Murtezâ Paşa efendimizden ihsân [u] in‘âmlar alup âhir-i kâr vedâ‘ edüp,
EÇS IV 190a
222. Bağdâd ağası (---) Ağa ile refîk olup ibtidâ menzilimiz kal‘a-i Kuşlar'da meks olundu.
EÇS IV 191b
Evvelâ bismiİllah Allah veliyyü't-tevfîk ve hüve ni‘me'r-refîk
EÇS IV 191b
Elhamdülillahi'llezî şerrefenâ bi-teşrîfi's-seyyâhâti ale'l-ibâd ve lekaynâ bi-tevfîkı rabbâniyeti sâhibü'l-cevâd ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû efdalü min nutkı bi'd-dâd ve sallallahu ve sellem aleyhi ve alâ âlihî ve sahbihî ilâ yevmi'l-mî‘âd.
EÇS IV 191b
Emmâ ba‘d, bu abd-i kemter-i ahkarü'l-ibâd, seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem Evliyâ-yı bî-riyâ-yı cihân-geşt tahrîr-i bilâd ederek evvelâ
EÇS IV 191b
İşbu sene 1065 târîhi mâh-ı Cemâziyelevvelinin gurresinde şehr-i Üsküdar’dan çıkup Melek Ahmed Paşa efendimizin akîbince vilâyet-i Van-ı sedd-i îmân olan şehre giderken âlâm u şedâyidi ve manzûrumuz olduğu kurâ vü kasabât ve şehr-i kılâ‘ u büldânları âb [u] hevâsı ve bânîsi ve fâtihleri ile ayân u beyân eder
EÇS IV 191b
Evvelâ şehr-i bender-âbâd Üsküdar'dan bism-i Hudâ ile yedi nefer kimesne-i esb-süvâr çıkup cânib-i şarka gidüp ol leyle-i muzlimde ne reh ne râhber peydâ mazmûnu üzre yetmiş bin renc [ü] anâ ve meşakkat-i râh çekerek,
EÇS IV 191b
Menzil-i karye-i Sarıkadı: Üsküdar mevleviyyeti nâhiyesinde bir hıyâbân-ı Acem-misâl bir koru içinde bir kûhî zemîn-i mesîregâhda bâğ u bâğçeli ve iki yüz aded hâneli bir ma‘mûr bir câmi‘li ve bir mekteb ve bir tekyeli ve bir hânlı ve bir hammâmlı dükkânsız bir ma‘mûr ve mahsûllü kurâdır kim kiraz mevsiminde cümle İslâmbol halkı niçe bin arabalar ile bunda gelüp hayme vü hargâhları ile meks edüp zevk u safâlar edüp niçe bin züvvârlar evlere ve tekye-i Sarı Gâzî Sultân âsitânesine konup kisb-i tarâvet ederler.
EÇS IV 191b
Ziyâret-i Sarı Gâzî Sultân: Bunda medfûn olduğu kasabanın vasfı ile cild-i evvelimizde Üsküdâr mesîregâhı evsâflarında mufassal mevsûfdur. Andan yine Sultân Gâzî'yi ziyâret edüp rûh-ı pür-fütûhiyçün bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî ile yâd edüp yine ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar içre cânib-i şarka 5 sâ‘atde gidüp,
EÇS IV 191b
Menzil-i karye-i Tavşanlı: Anadolu eyâletinde Kocaili sancağında İslâmbol Boğazhisârı kullarının iki yüz hâneli bâğlı u bâğçeli ve bir câmi‘li ze‘âmetleri köyüdür kim cümle halkı müslimlerdir. Andan yine cânib-i şarka nısfu'l-leylde âlem-i ağyârdan bî-haber iken 13 sâ‘at gidüp,
EÇS IV 191b
Menzil-i kal‘a-i Aleksandıra-i Makedonin ya‘ni şehr-i İzimgit, ya‘nî şehr-i İzmit: Galat-ı meşhûru İzmit'dir kim iznim git'den galatdır. Lisân-ı Yunan-ı Rûm'da Pirgaz-ı Aleksandıra derler. Ya‘nî İskender-i Zülkarneyn'e lisân-ı Yunan'da Aleksandıra derler. Bu İskender, Hazret-i Kevneyn'den sekiz yüz seksen iki sene mukaddem bu şehr-i Makedonya'yı binâ edüp Kavala kal‘asında Rûm hâkinde vücûda gelmişdir kim Filkosoğlu İskender'dir.
EÇS IV 191b
Bu şehr-i İzmit'in bânîsi ve galat-ı meşhûru ve fâtihi ve eşkâl-i kal‘ası cümle cild-i evvelimizde mufassal tahrîr olunmuşdur.
EÇS IV 191b
Bu şehirde yeniçeri serdârı Abaza Ahmed hânesinde sehel istirâhat edüp sehel ta‘âm tenâvül edüp ve bir atın yedeğe alup vakt-i Şâfi‘îde yine cânib-i şarka gidüp kasaba-i Sabanca'yı geçüp ağaç deryâsı içre çamur deryâsı içre gezerken altı atlıya râst gelüp bizim üzerimize hemân hamle etdiklerinde bunlara tarfetü'l-ayn içre bir yaylım ok serpüp der-ceng-i evvel birin atı tepesi üzre yıkılup asla anlara bakmayup nehr-i Sakarya kenârınca gidüp yine nehr-i Sakarya üzre Sultân Bâyezîd-i Velî'nin on dörd göz ibret-nümâ cisr-i azîmin geçüp yine Sakarya nehri kenârında kasaba-i Geyve'yi ubûr edüp andan yine şarka gidüp dağlar içinde kal‘a-i Taraklı kasabası ve kal‘a-i Türbeli Gönlük, galat-ı meşhûru Torbalı Göynük'dür.
EÇS IV 191b
Andan Nasıf Paşa hânın geçüp yine cânib-i şarka imâristân içre dereler üzre ubûr edüp Köste Beğ hânı ve yine şarka âbâdân kurâlar içre gidüp karye-i Sarılar, andan kal‘a-i Beğbâzârı.
EÇS IV 191b–192a
Bu şehirde paşa efendimize yetişüp Kaya Sultân'ın ve Hasan Çelebi'nin mektûbların verüp kırâ’at etdikde "Bre Evliyâm! Kudde Kethudâ'yı ve Defterdârı ve Mevkûfâtîyi katl etdiler" dedikde, "Belî efendim, katl etdiler", deyü cümle maktûlleri ve mağdûrları ve gaddârları bir bir takrîr edüp kaziyye-i ser-encâmlarımız nakl etdim. Netîce-i kelâm "Efendim, cesedün aşı gâfilin başı Kara Hasan Paşa iğvâsıyla İpşir'in size intikâmı var, gâfil mebâş, bir ayak evvel Kürdistân'a 192a düşüp bugünden gerü başına asker cem‘ edüp çokluk gâfil gezüp minâresi çok şehirlere girmeyelim." dedim. Hemân paşa on aded ağaların beşer kîse ile Engürü ve Kankırı ve Amasiyye ve Çorum ve Merzifon {şehirlerine ağalar} gönderüp sekban ve sarıca cem‘ine gitdiler ve sâ’ir vilâyetlerde sâkin olan paşa efendimiz çerağlarına âdemler gitdiler ve paşa efendimiz hakîre iki yüz guruş ve bir kılıç ve Gürcî gulâmı verüp cümle memlûklarımız sağ ve esen bulup yine haymemiz önünde atlarımız kayd [ü] bend etdik.
EÇS IV 192a
Ammâ yine şiddet-i şitâ şedîd idi. Bebekbâzârı şehrinden cânib-i kıbleye Ayaş beli nâm belâlı beli kar ve boran ile aşınca ol belde niçe âdemlerin belleri üzüldü.
EÇS IV 192a
Andan kasaba-i Ayaş, andan kasaba-i Isfanoz, andan kıbleye kal‘a-i Engürü, andan karye-i Nenekler, andan Kurbağılı, andan kal‘a-i Kal‘acik, andan karye-i Şeyh Şâmî, andan karye-i Koçı Baba Sultân, andan karye-i Akçakoyunlu, andan karye-i Sunkuroğlu, andan karye-i Yekbastı, andan karye-i Sincallı, andan karye-i İnallı, andan karye-i Sorkun, andan karye-i Akçaasma, andan karye-i Kabidli, andan karye-i Tekye-i Şeyh Halîl, mukaddemâ bâlâdaki kurâlar gibi meks edüp evsâfı tahrîr olunmuş idi. Hâlâ Sivas eyâletinde Keskin sancağı hâkinde iki yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir tekye-i Bayrâmîli ma‘mûr kend-i müzeyyendir. Hacı Bayrâm-i Velî tarîkinin güzîdesi Şeyh Halîl âsitânesi vardır kim âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldur ve niçe kibâr-i kümmelîn bu tekyede medfûndur.
EÇS IV 192a
Hakîr bu sultânı ziyâret edüp hâtıra bu ebyât hutûr etdi. Beyt:
EÇS IV 192a
Gel ziyâret eyle gez bu tekye mihmângâhdırSıdkile mâlîde-rû et Şeyh Halîlullahdır
EÇS IV 192a
Andan karye-i Mirzâ Çavuş, andan 9 sâ‘atde kasaba-i Yenişehir, andan 9 sâ‘atde,
EÇS IV 192a
Menzil-i kal‘a-i şehr-i Behcet-i rüsûm taht-ı kadîm ân merz-i bum, ya‘nî kal‘a-i dârü'l-alâ-i nâs köhne-âbâd-ı şehr-i Sivashafazakallahu min kifâti'l-vesvâs
EÇS IV 192a
Bu şehr-i dilâvîzi ibtidâ binâ eden Hazret-i Zekeriyyâ asrında Kayseriyye'yi binâ eden Erces oğullarından Ermen-Kayser Sivas binâ etdi. Ammâ Ermenî tevârîhlerinde bu Sivas'ı binâ eden Sivas-ı Asvas'a Keyûmers derler, Sivas'ı Geyumers yapdı derler. Bir kavllerinde Sivas'ı Dahhâk-i mârî yapdı derler. Timur harâb etdiği gibi Dahhâk-i mârî asrında demirci Gâve Dahhâk'ı katl edüp Sivas'ı harâb etdi, derler. Hakkâ ki Gâve-i âhenger Timur-ı bî-nûr gibi sâhib-i hurûc idi. Hâlâ Sivas'ın harâbistânı âbâdânistânından çokdur. Timur harâb idelden beri kal‘a-i Sivas münhedim olmuş yatar. Netîce-i kelâm bu şehr-i Sivas'ın bânîsi ve fâtihi ve sebeb-i inhidâmı ve cemî‘i imâristânı ve âb [u] hevâsı bâlâda yine bu cild içre sene (---) târîhinde Murtezâ Paşa vâlî iken evsâfı mufassal-ı meşrûh üzre tahrîr olunmuşdur.
EÇS IV 192a
Bu şehirde paşa üç gün meks edüp yigirmi bayrak sekban ve sarıca ve iki bin ağavât cem‘ edüp cümle dört bin altmış benî Âdem harcı ve altı bin üç yüz at ve deve ve katır harcı cem‘ oldu.
EÇS IV 192a
Dördüncü gün Sivas'dan çıkup cânib-i şarka Eğriköprü'den ubûr edüp 7 sâ‘atde,
EÇS IV 192a
Menzil-i kasaba-i Ulaş: Türkman ağaları tahtı olup câmi‘ ve hân, dekâkînleri olduğu bâlâda mastûrdur. Bu kasabadan yine şarka şiddet-i şitâ çekerek, kar içinde niçe küheylân atlar kalarak,
EÇS IV 192a
Yaylağ-ı Sultân Hasan: Âzerbaycân şâhlarından Uzun Hasan Şâh yaylası idi. Bu mahalde dağlar içre taş direkler ve amûd çamlar dikmişler kim âyende vü revendeler ol çam amûdları gözedüp ubûr ederler. Eğer ol sütunları gözetmeyüp giderlerse minâre boyu kar içinde gark olup helâk olurlar. Anınçün Türkman ağaları ol sütunları reh-i râst üzre diküp alâmet etmişlerdir. Bu mahalli yüz bin anâ ile ubûr edüp 7 sâ‘atde,
EÇS IV 192a
Menzil-i kasaba-i Kankal: Sivas hâkinde Türkman ağası hükmünde (---) hükûmetdir. Hân ve câmi‘ ve bir kaç dükkânları vardır. Bu dahi Türkman yatağı mahûf u muhâtara yerdir.
EÇS IV 192a
Menzil-i Alacahân: Bu dahi Sivas hâkinde Türkman ağası hükmünde Türkman yatağında bir küçük hândır. Der-i dîvârları münakkaş taş ile mebnî olup Alaben hân derler. Reh-i râst üzre elzem-i levâzımından bir hândır. Bânîsi Sultân Uzun Hasanoğlu Ya‘kûb Hân'dır. Andan yine cânib-i şarka ol yayla içre anâ çekerek,
EÇS IV 192a
Menzil-i karye-i Hasan Çelebi: Sivas hâkinde üç yüz hâneli ve câmi‘li ve hânlı ma‘mûr kurâdır. Bu mahal dahi Türkman yatağıdır ve bu kurâ halkı cümle şâhsevenlerdir. Andan cânib-i kıblede dağlar içre,