EÇS IV 199b
hâss-ı ze‘âmet-i defterdâr-ı timârhâ-yı Âmid
EÇS IV 199b
Kânûn-ı Süleymân üzre eyâlet-i Diyârbekr'in cümle sancak beğlerinün hâss-ı hümâyûnları pâyeleri cihetiyle bu yüzden tahrîr ü terkîm olundu.
EÇS IV 199b
Eyâlet-i Diyârbekir'de cümle askerî tâ’ifesi hâkimlerini ayân u beyân eder
EÇS IV 199b
Evvelâ cümleye zâbıt [u] râbıt serdâr-ı mu‘azzam Diyârbekir vezîridir.
EÇS IV 199b
İkinci kethudâsıdır; üçüncü hâkim-i Cizre ve dördüncü hâkim-i Egîl ve beşinci hâkim-i Genc ve altıncı hâkim-i Palu ve yedinci hâkim-i Hazzo.
EÇS IV 199b
Ve bâlâda hâslarıyla tahrîr olunan on sekiz aded hâkim ümerâlar ile yigirmi beş hâkimdir. Yigirmi altıncı hâkim mâl defterdârıdır; yigirmi yedinci kethudâ-yı çavuşândır; yigirmi sekizinci hâkim (ve) ze‘âmet defterdârı; yigirmi dokuzuncu defter emîni ve otuzuncu çavuşlar emînidir, otuz birinci çavuşlar kâtibidir; otuz ikinci alâybeğidir. ve otuz üçüncü çeribaşıdır.
EÇS IV 199b
Ammâ her sancakta birer alâybeği ve çeribaşı olmağile otuz sekiz aded zâbıtlar dahi olur. Ol hesâb üzre eyâlet-i Diyârbekir'de yetmiş bir zâbıt eder.
EÇS IV 199b
Yetmiş birinci hâkim sipâh kethudâyeridir. Yetmiş ikinci yeniçeri serdârıdır ve yetmiş üçüncü kal‘a dizdârıdır ve yetmiş dördüncü rûznâmeci Hüseyin Efendi'dir ve yetmiş beşinci paşa beytü'l-mâlcısıdır ve yetmiş altıncı şehir voyvodasıdır ve yetmiş yedinci hâkim muhtesib ağadır ve yetmiş sekizinci zâbit gümrük bâcdârıdır. Ve yetmiş tokuzuncu muhassıl-ı harâcî ağadır. Ve sekseninci hâkim hâne avârızcısıdır ve seksenbirinci hâkim şâhbenderdir.
EÇS IV 199b
El-hâsıl üç yüz boy beğleriyle cümle eyâlet-i Diyârbekir dört yüz hâkim add olunur. Bunlar cümle hâkim-i örflerdir kim şer‘ile âdem katl ederler.
EÇS IV 199b
Evvelâ şehr-i Âmid beş yüz akçe şerîf mevleviyyetdir. Rü’ûs-ı hümâyûn ile taraf-ı pâdişâhîden dergâh-ı âlî kapucularından keçeli muhzırbaşısı ve keçeli yeniçeri çukadârı vardır ve esbâb-ı ihtişâm içün atına saçaklı abâyî urur ve taht-ı hükûmetinde cümle (---) aded nâhiye nâ’ibleri vardır. Bu nevâhîden mollâsına ber vech-i adâlet beher sene kırk kîse-i Rûmî olur, ammâ paşasına bu vâsi‘ eyâletden yüz bin guruş olur.
EÇS IV 199b–200a
Ve kadı'nın taht-ı hükûmetinde Diyârbekir sancağı cümle (---) aded kazâdır kim anları beyân eder 200a
EÇS IV 200a
İkinci hâkim şeyhülislâm-ı imâm-ı Hanefî. Üçüncü hâkim-i şer‘î müftî-i Şâfi‘î, dördüncü müftî-i Mâlikî, beşinci mütfî-i Hanbelî'dir, ammâ Kürdistân olup cümle halkı Şâfi‘îyyü'l-mezheb olmağile Şâfi‘î müftîsi iştihârdadır. Altıncı hâkim-i şer‘î sâdât-ı kirâmlar üzre hasîbü'n-nesîb nakîbü'l-eşrâfdır. Yedinci hâkim-i şer‘î ayak nâ’ibidir.
EÇS IV 200a
Diyârbekir kal‘asının zemînin ve eşkâlin ve dâ’iren-mâdâr cirmin beyân eder
EÇS IV 200a
Evvelâ kal‘a-i Kara Âmid: Eyle meşhûr-ı âfâk kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olan sûr-ı üstüvâr Şattu'l-Arab kenârında evc-i semâya ser çekmiş Fızkayası bu rûy-ı arzda meşhûr-ı âfâk olan püşte-i bülend üzre siyâh seng-i hârâ ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim bu gerdiş-i devâyir-ı kecrev-i felekde bir kal‘a-i ser-bülenddir. Gerçi yalçın kaya üzredir, ammâ ol kûh-i azîmün zirve-i a‘lâsı vâsi‘ sahrâ-yı çemenzâr-ı lâle-izârdır. Kal‘anın cânib-i şarkîsi ve şimâlî tarafına meyyal semti evc-i âsumâna kad çekmiş kayalar üzredir kim Fız mağâraları bu kal‘a-i bâlânun altındadır. Ve makâm-ı Hazret-i Yûnus aleyhisselâm andadır. Andan aşağı âdem nazar etmeğe cür’et idemez. Gûyâ bir derk-i esfeldir. Nehr-i azîm cereyân edüp tarafeyni gül-i gülistân u bâğ u müşebbek bostân ve reyhânistândır kim her sene beş altı ay ahâlî-i Diyârbekr'ün Şattu'l-Arab faslı idecek teferrücgâhlarıdır kim rûy-ı arzda mesîregâhlar içre bu dahi meşhûr-ı âfâk bir seyrângâh-ı işretgâhdır.
EÇS IV 200a
Bu kal‘anın burc [u] bârûları üzre aşağıda cereyân eden Şatt-ı azîme nazar olundukda mezkûr nehir gûyâ bir tur‘acik gibi nümâyândır. Bu kal‘anın ol tarafı tâ bu mertebe kulle-i feleğe kad-keşân olmuşdur. Ammâ yıldız tarafı ve garb u cenûb ve kıble tarafları düz zemîndir. Ve dîvârınun kaddi cümle kırk zirâ‘-ı melikî-i âlîdir ve onar arşın arîz esâs-ı dîvârı vardır. Ve dâ’iren-mâdâr cümle kulle-i bülendlerdir. Ve cümle (---) aded dendân-ı bedendir. Ve bu kal‘a-i müzeyyen siyâh seng-i tırâş ile mebnî olduğundan "Kara Âmid" derler. Ve üstâd-ı sâhib-hendese bu kal‘ayı şekl-i murabba‘dan şimâl [u] cenûba tûlânîce binâ edüp cümle kulleleri ve dendân-ı bedenleri birbirine nâzırdır. Hîn-i muhâtarada birbirini korudur. Ve seng-i hârâdan inşâ olunmak ile zemîni dahi yalçın kaya üzre binâ olunmağın düşman muhâsara etse bir tarafından lâğım [u] meteris sürüp zafer bulmak mümkin değildir. Meğer bir sene muhâsara olunup derûn-ı kal‘ada kaht [u] galâ olup kal‘ayı teslîm ideler. Ve şekl-i murabba‘ının şarkîsi derk-i esfel olmağile handak lâzım değildir.
EÇS IV 200a
Ammâ şimâli ve cenûbu ve garbîsinde handakı (---) (---) Ve şekl-i murabba‘ı rükünlerinde sedd-i Ye’cûc-misâl bürûcları var kim gûyâ her biri birer kulle-i Kaf'dır. Ammâ sâ’ir kal‘alar gibi üçer dörder kat değildir. Ancak bir kat hisâr-ı üstüvârdır.
EÇS IV 200a
Ve cümle aded bâb-ı hadîdlerdir. Evvelâ şimâl cânibine mekşûf Dağ kapusu; Şerbetîn'e ve Eğîl'e ve Arganî ve Çermik'e ve Harput ve Palu'ya giden bu Dağ kapusundan gider. Ve cânib-i garba meftûh Rûmkapusu; mezâristâna ve Karadağlar'a gidenler bu bâb-ı azîmden gider. Ve kıble semtine küşâde Mardinkapusu. Ve taraf-ı şarka nâzır Yeni kapu. Bundan aşağı Şatt kenârına inüp cisirden Şatt'ı ubûr edüp andan kal‘a-i Mifârıkîn'e ve nehr-i azîm-i cisr-i Batmân'ı geçüp bir menzilde kal‘a-i Hazzo'ya varır. Ve bir kapu dahi paşanın olduğu içkal‘a sarâyında cânib-i şarkda nehr-i Şatt'a açılır uğrun kapusudur. Ammâ şâh-râh değildir.
EÇS IV 200a
Bu bâb-ı hadîdler ile ârâste olmuş sûr-ı metînin dâ’iren-mâdâr, bu hakîrün adımıyla kâmil on bir bin germe adımdır. Ammâ şark tarafı kûşesi paşa sarâyı olup çâh-ı Gayyâ ve muhâlif uçurum olmağile adımlamak mümkin olmadı. Ancak Dağ kapusundan Mardinkapusuna varınca bu kal‘anın içi iki bin adım yerdir. Bu takdîrce yalçın kaya üzre adımlayamadığımız dîvârun tûlu iki bin adım hisâb edüp bu minvâl üzre kal‘a-i Kara Âmid dâ’iren-mâdâr on dört bin adım olmuş olur. Ve bu kal‘anın Şatt'a nâzır tarafında şimâle müteveccih kûşesinde {ve kal‘a-i Diyârbekr'ün seng-i hârâsı bir gûne sengîn seng-i siyâhdır kim ana seng-i hadîd te’sîr etmez. Ve aslâ âteş te’sîr edüp kireç olmaz. Bir acâ’ib ma‘den-i garîbdir kim vasfında lisân kâsırdır}.
EÇS IV 200a–200b
Kâmil dörd bin adımdır. İçinde yüz elli aded hücreli ve müte‘addid dîvânhâneli sarây-ı azîmdir. Her gelen vüzerâ [vü] vükelâlar birer hücre ve hammâm ve havuz ve şadırvânlar inşâ edüp kat-ender-kat bir sarây-ı müzeyyen olmuşdur. 200b Cümle revzenleri ve şâhnişînleri Şattu'l-Arab'a ve Sa‘dî köy sahrâsına ve Karadepe nâm vâdîlere nâzır manzara-ı cihân-nümâlardır. Ve sarâyun bir dîvânhâne-i atîki var. Selâtîn-i selefden Sultân (---) (---) binâsıdır. Bunda olan tarz-ı kadîm nakş-ı bukalemun meğer Mısr-ı Kâhire'de kâl‘a-ı Sultân Kalâvân'da ola. Bu kal‘a-i enderûnda cümle (---) aded neferâthâneleridir. Ve bir hammâm ve bir Hâlid ibn Velîd câmi‘i var. Ve on aded su değirmânları var. Bir içkal‘ada böyle âsiyâb-ı mâ yokdur. Ve bir diyâra mahsûs değildir kim paşalar içkal‘aya gireler, değil ki sâkin olalar. İllâ cümle vüzerâ bu Diyârbekr'ün içkal‘asında olurlar. İbtidâ bu sarâyun bânîsi Selîm Hân-ı evvel vezîri fâtih Bıyıklı Mehemmed Paşa'dır. Haylî vâsi‘ sarây-ı azîmdir. Ve içkal‘a-i metîndir. Şehir içinde cânib-i kıbleye nâzır bir demir kapusu var. Dâ’imâ dîdebânları âmâde olup nigehbânlık ederler. Ve dahi bu içkal‘a değirmânları suyu kudretden yine içkal‘a içinde kayadan tulû‘ edüp âsiyâbları deverân etdirüp paşa sarâyından geçüp kal‘a dîvârında bir demir kafes pencereden çıkup Fızkayası'ndan aşağı rîzân olup taşdan taşa kendüyi urup selsebîl-âsâ cereyân ederek nehr-i Şatt'a munsabb olur. Ammâ âb-ı nâbdan nişân verir İçkal‘a aynı'dır. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IV 200b
Evsâf-ı imâret-i cevâmi‘hâ-yı şehr-i kadîm DiyârbekirhafazahuIllahu min âfati'l-mekr
EÇS IV 200b
Evvelâ tâ vasat-ı şehirde ma‘bedgâh-ı kadîm ve câmi‘-i azîm âb-ı rûy-ı Diyârbekir ya‘nî Câmi‘-i Kebir. Eğer müverrih-i Rûm ve ger ukalâ-ı dûrbîn-i zevî'l-mefhûm cümlesi müttefiklerdir kim bu ibâdetgâh-ı atîk tâ Hazret-i Mûsâ aleyhisselâmun zamân-ı sa‘âdetlerinde binâ olunmuşdur. Harem amûdlarının sağ tarafında bir amûd-ı beyâz üzre İbrî lisâniyle târîhi vardır. Her divel destinde bu kal‘a oldukça bu binâ-yı kadîm ibâdethâneden gayrı bir şey olmamıştır. Hâlâ eyle rûhâniyyet var kim bir musallî rek‘ateyn ibâdet etse kabûl olduğuna âdemün kalbi şehâdet eder. Gûyâ Haleb'ün Ulu câmi‘i ve Şâm'un câmi‘-i Ümeyyesi ve Kuds-i şerîfün Mescid-i Aksâsı ve Mısr'un câmi‘-i Ezher'i ve İslâmbol'un Ayasofya-i kebîri gibi müstecâbü'd-da‘ve bir câmi‘-i Diyârbekir'dir. Ve kenîseden vely olduğuna eser-i binâlarında niçe bin şâhid-i âdil vardır. Zîrâ minâresi çâr-kûşedir. Deyr-i kadîm iken nâkûshâne imiş. Ve mihrâbı ve minberi tarz-ı kadîmdir. Derûn-ı câmi‘ âvîzeler ve kanâdîller ile müzeyyendir. Ve cümle sağîr ü kebîr gûnâ-gûn üçer kat amûdlar biri biri üzre vaz‘ olunmuşdur. Ve derûn-ı câmi‘de bir câmi‘ dahi Şâfi‘î câmi‘dir. Cümle Şâfi‘î mezhebinde olanlar bunda ibâdet ederler. Ve bu câmi‘ün dört kapusu vardır. Kıble kapusundan mihrâba varınca (---) adımdır. Yemîn ü yesârına varınca tûlu (---) adımdır. Bu câmi‘ içre şeb [ü] rûz cemâ‘atden hâlî olmayup yetmiş seksen yerde gûnâ-gûn ulûm görülür. Ve niçe yerinde sâhib-i sülûk olan kimesneler erba‘îne girüp tevhîd [ü] tezkîre meşgûllerdir.
EÇS IV 200b
Ve taşra haremi dahi beyâz mermer-i hâm ile mefrûş olup tâ vasat-ı haremde bir âbdest havzı vardır. Cümle uyûnlarından musallîler tecdîd-i vuzû‘ edüp ibâdet ile Rabbü'l-izzet'e takarrub ederler. Bu çeşmesârlarun cümlesi ayn-ı Hamrevât'dandır ve nehr-i Alî bınarındandır. Ve hareminün cânib-i erba‘ası İslâmbol'da Süleymâniye gibi yan soffalarıdır. Ve soffalar üzre cümle (---) aded biri biri üzre inşâ olunmuş gûnâ-gûn mermer ve sommaki ve hacer-i zenbûrî ve yerakânî amûd-ı müntehâlardır. En bâlâda olan rakîk ü nahîf ü sağîr amûdcüklerdir. Anın altındakiler dahi kalındır. Andan aşağıdakiler sütûn-ı azîmlerdir. Bu amûdlar üzre cümle ibretnümâ kıbâb-ı ser-nigûnlardır.