EÇS IV 227a
Koma şûr-ı tiyek-veş hânigal ileİğ üzerine sarılan pembe ve elde dolanan iplikdir.
EÇS IV 227a
Ahâlî-i Bitlîs'in bu tahrîr olunan lûgat-i mahsûsalarından gayrı niçe kerre yüz bin elfâzları vardır ammâ bu kadar kifâyet eder.
EÇS IV 227a
Der-beyân-ı aded-i imâret-i bâğavât-ı İremezât
EÇS IV 227a
Evvelâ bâlâda tahrîr olunduğu minvâl üzre şehr-i Bitlîs'in cânib-i erba‘asında cereyân eden on yedi dere içre yigirmi yedi aded uyûn-ı câriyelerdir kim her dere ve enhârların yemîn ü yesârında kat-ender-kat kârgîr binâ bâğ hânedânları ve külbe-i ahzânları ve çalaşdan müfîd ü muhtasar imâr olmuş bâğ evleri vardır kim hân-ı âlîşânın mîr-âbı tahrîri üzre cümle on iki bin bâğdır ve hânedânlar ve külbe-i ahzânlardır. Ahâlî-i memleketin a‘yân [u] eşrâfı ve sağîr ü kebîri yay mahallinde bây u gedâsı şehirden bu bâğlara göçüp kâmil sekiz ay bâğ faslı edüp bir hay [u] huy ile şeb [u] rûz Hüseyin-i Baykara fasılları ederler. Her bâğda gûnâ-gûn musanna‘ havz u şadırvânlar ile ârâste ve gûnâ-gûn ebniyye-i âlîler ile pîrâste olup bir sevâd-ı mu‘azzam şehirdir, ammâ pârekendedir. Zîrâ bâğları gâyet vâsi‘dir. Kadîm a‘sârdan berü bu bâğlar eyle kuyağ-ı hıyâbân-ı İremdir kim gûyâ hıyâbân-ı Isfahân-ı nısf-ı cihândır kim bu bâğların vasfında lisân kâsırdır. Ammâ ekseriyyâ gâyetü'l-gâye imâr olan bâğ-ı İremezâtlar Ya‘kubî Ermenîleri destinde kim her biri kal‘a-misâl kârgîr dîvârlı ve kepân kulleli bâğlardır. Ba‘zı bâğ iki bin guruş mahsûl verir.
EÇS IV 227a
Ammâ Şîrek bâğı ve Bağdo bâğı ve Mîrek bâğı ve Arablı bâğı ve Haydar bâğı ve Kara Murâd bâğı bunlar meşhûr bâğ-ı İremlerdir kim ba‘zı zamân hân kendüsü varup ayş u işret eder. Ve her bâğda bâz evi derler birer gûne hâneleri var kim içine bir âdem girse vâlih olur, gûyâ her biri birer nigârhâne-i Çîn'dir kim ıtriyyâtdan ve niçe kerre yüz bin elvân ezhârın râyiha-i tayyibesinden âdemin dimâğı mu‘attar {olur}.
EÇS IV 227a–227b
Bu bâğların cemî‘i dıraht-ı müsmirrâtları tertîb üzre şatranç nakşı tarh olup dikilmişdir. Ve hıyâbân-ı rez dedikleri üzüm asmalarını kamışdan örülmüş kafesler üzre yol yol hıyâbân-rez etmişlerdir kim benî Âdem sâye-i zıll-ı himâyesinde seyerân u deverân etdikçe safâ-yı hâtır bulur. 227b
EÇS IV 227b
Sitâyiş-i bâğ-ı ravza-i Rıdvân-ı hân-ı âlîşân: Bu bâğ-ı İrem şehr-i Bitlîs'in cânib-i garbîsi tarafında kûh-ı Taklaban nâm bir yalçın kaya üzre vâki‘ olmuş bir gaytândır. Cânib-i şarkîsi ve taraf-ı cenûbîsi uçurum kayalardır kim aşağıdan nehr-i Bitlîs cereyân eder. Bu kayanın ta zirve-i a‘lâsı kimi amelî ve kimi Hudâyî vâki‘ olmuş bir sahrâ-yı azîmdir. Bu sahrâ-yı vâsi‘in cânibeyni kal‘a dîvârları gibi binâ-yı sûr-ı üstüvârdır. Ancak burc [u] bârû-yı bedenleri yokdur. Şarkî ve cenûbî tarafı evce ser çekmiş yalçın kayalar olmağile bu iki tarafda kal‘a dîvârından metîn ü müstahkem dîvâr üzre hânın sarây-ı azîmi ve kâ‘aları ve dîvânhâne-i müte‘addideleriyle ârâste ve niçe yüz şâhnişîn ü revzenler ile pîrâste olup cânib-i şarkîsi Değirmân deresine nâzır hân askerinin yedi yüz aded hücreleriyle imâr olmuş bir bâğdır ve bu hücrelerin tahtânîleri cümle ıstabl-ı anter-i ahûr-ı câğdır.
EÇS IV 227b
Cümle dörd kapusu vardır. Biri cânib-i şarka Değirmân deresine nüzûl edüp şehre gider yokuş aşağı sarp kayadır. Biri cânib-i garba Kefindir kapusu, biri cânib-i garba Dağ kapusu ve biri cânib-i şimâle harem tarafında Taklaban mahallesi deresine mekşûf kapulardır. Bu taşra sarâyın ta vasatında bir meydân-ı azîm vardır kim bir habbe-i fûl kadar hacer yokdur, serâpâ sâ‘at rimâli döşenmişdir kim cümle cündîler bu meydânda silâhşörlük edüp icrâ-yı silâh ederler ve cemî‘i sûrahbâz u hokkabâz ve âteşbâz u zorbâz ve gürzbâz ü şîşebâz ve kadehbâz u kûzebâz ve humbarabâz u kumarbâz ve perendebâz u şebbâz ve kuklabâz u tasbâz ve resenbâz u meymunbâz ve ayubâz u hımârbâz ve kelbbâz u keçibâz ve darbbâz u matrakbâz (---) (---) (---) (---) (---) u şemşîrbâz ve küştegirân-ı pehlivân ve'l-hâsıl cümle bâz-ı bâzân bu meydân-ı muhabbetde arz-ı ma‘rifetler edüp hândan ihsân u in‘âm alurlar.
EÇS IV 227b
Ve bu meydânın cânib-i erba‘asında kat-ender-kat kârgîr ile mebnî asâkir-i hân odalarıdır kim cümle revzenleri bu meydâna nâzırdır. Bu hücrelerin dahi mâfevkinde kat-ender-kat Kâşî çinili harem-sarâydır kim sedd-i İskender-vâr bir harem-i muhteremdir. Bir demir kapusu var, şeb [u] rûz kırk elli aded tavâşî ağalar bâb-ı haremde pür-silâh âmâde olup nigâhbânlık ederler.
EÇS IV 227b
Derûn-ı harem manzûrum olmamak ile ma‘lûmum değildir, ammâ mesmû‘umuz olduğu üzre anda dahi bir meydân ve cânib-i erba‘ası üç yüz aded hânedândır. Ve derûn-ı haremde hân'a mahsûs kırk aded dükkândır. Her esnâf dükkânçesi mukarrerdir, ammâ cümlesinde hân işler. Bir dükkânın bisâtı bir dükkâna varmak ihtimâli yokdur. Cümle engez avânîler her dükkânda mükerrer mükerrer mevcûddur.
EÇS IV 227b
Evvelâ ilm-i kimyâda ve ilm-i simyâda niçe yüz felsefiyyât-ı ulûm-ı garîbe vü acîbeye mâlik olduğundan gayrı,
EÇS IV 227b
hadîs-i sahîhi üzre üstâd-ı hâzıkdır kim Calinus ve Bukrat ve Sokrat-ı feylesof ve Filkos nâm hukemâ-yı kudemâlar bu hânın yanında tıfl-ı ebcedhân değillerdir.
EÇS IV 227b
Zîrâ anlar evvel asrın benî Âdemine göre hukemâlar idi. Ammâ bu hân asrın za‘îf ve nahîf âdemlerinin tabî‘atine göre nabz-şinâs-ı hâzık ve fassâd-ı kâmildir. Hatta seksen yıllık bir za‘îf ü nahîf lades kemiğine dönmüş bir berş-nâk ve afyon esîri herîfe muklalar verüp hammâma koyup buna bir ilac etmişdir kim vasfında lisân kâsırdır. Bu herîf-i zarîf tâze cân bulup üç günde ter ü tâze la‘l-gûn tabekânî elma yanaklı bir âdem oldu. Niçe bin bunun emsâli kimesnelere Mesîh-âsâ hayât verir.
EÇS IV 227b
Cerrâhlıkda hod lâ-nazîrdir. Atdan tekerlenüp dam u bâmdan uçan âdemleri sarup sarmalayup yedi günde ol herîf ayağa kalkar. Hattâ bir gûne mumya-yı kânîsi vardır. Hurd olmuş âdem ol mumyadan tenâvül etse mumya-yı kemer-i İskender olur.
EÇS IV 227b
Ve eyle fârisü'l-hayl silâhşördür. Hüseyn-i sabâ-sür‘ate süvâr olup cirîd ü çevgân lu‘bedebâzlığı eyledikde gûyâ Rüstem(istân)-ı Zâbilistân yâhûd Şağât-ı İrânistân'dır. Ve kitâb-ı Baytarnâme kavlince atların ilel-i bedeniyyesin eyle bilirdi kim gûyâ Hûşeng Şâh'dır.
EÇS IV 227b–228a
Ve eyle sayyâddır kim tülekhânesinde sayf [u] şitâda niçe yüz doğan ve çakır ve balaban ve zağanos ve şahin ve sayağı ve sunkur ve toygun ve kırgıl ve karcığa ve kücügez ve devlengeç ve karakuş ve atmaca ve karagöz nâm tuyûrları kendüye râm edüp Bitlîs derelerinde senede bir kerre keklik göçgünü mahallinde bir günde yetmiş bin keklik alduğu sicillâtda müsbetdir, ammâ bu şikâr hânın fermânıyla yılda bir kerre cümle aşîreti Kürdleri üç gün dağları süzerek 228a Bitlîs deresi hûş u tuyûr ve gûnâ-gûn vahşî canavarlar ile dere ve depeler ile mâl-â-mâl hayvânâtlar olup lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ niçe yüz bin keklik şikâr olunup üç ay bu mahallerde şehr-i Bitlîs içre keklik fürûht olunup ol mahalde cümle ahâlî-i Bitlîs koyun ve kuzu etlerinden müstağnî olurlar. Bu şikâra beyne'l-Ekrâd helû derler. Niçe yüz bin Ekrâdın hâyuhûları ile dağlar içre velvele-nâk olur
EÇS IV 228a
Ve hân mezkûr bâzların hastalığın bilmede gûyâ Menûçehr idi. Kiminin karnın yarup içinden kirecin çıkarır, kiminin sanın çıkarup kursağın {yarup} yine diküp bi-emri Hudâ a‘lâ sıhhat bulup ol murg-ı zeyrek şikâr alur. Ve kiminin burnun üstün keser ve kiminin kanatlarına çeleng ekler ve kimine tırnak aşlar.
EÇS IV 228a
{Mücerrebât-ı Hân :Karınca olmuş doğanın kanadların iki kerre sirke ile pâk yıkayup sonra kuyumcu potasıyla su kabağının tohumunu yumuşak sahk eder. Ba‘dehû sığır ödüyle hamîr eder. Ol karınca şüşelerin içine koyar. Andan sonra doğanın fâsid kanları dirseği üzerinde çıban gibi cem‘ olur. Sonra anı ustura ile ol çıbanları iki yerden yarup bi-emrillah şifâ bulur}.
EÇS IV 228a
El-hâsıl ilm-i bâzlıkda Menûçehr-i sânîdir.
EÇS IV 228a
Ve kehhâllıkda ol kadar mahâreti vardır kim kırk yıldan berü gözüne perde ve kara su inüp alîl olmuş âdemin gözünün bınarı tarafından bir eğrice içi boş mili sokup gözünün ardına ol mil vardıkda hân beri tarafda ol mili emüp buhardan hâsıl olmuş kara suyu cümle çıkarup herîf-i alîlin gözleri bi-emrillah münevver olur. Ve ak nâzil olan gözlere dehc-i hindî ve şiyâf-ı zekûrî ve gubâr-ı beyza-i leyleği mil ile göze çeküp soğan zarı gibi perde alduğun bu hakîr gördüm.