EÇS IV 257a
Evsâf-ı sarâyhâ-yı kibâr-ı a‘yân: Cümle kırk aded sarây-ı ma‘mûrelerdir. Cümleden Ortakapu'nun iç yüzünde Hüsrev Paşa Câmi‘i kurbünde Paşa sarâyı, cümle kırk aded hücre ile ârâste ve kâl‘a vü dîvânhâne-i tahtânî ile pîrâste olmuş, kal‘a dîvârı tarafı bâğçeli ve Uğrunkapusu üzre kasr-ı âlîli ve bir hammâmlı sarây-ı azîmdir ve dîvânhâne odasının târîhi böyle vâki‘ olmuşdur:
EÇS IV 257a
Şâniyâ oldu sâl-i târîhi:Tarh-ı dîvânhâne-i âlî. Sene 1055.
EÇS IV 257a
Gönül levhinde yazdı kilk-i fikrin Şânî târîhin:Süleymânî binâ vü tarh-ı zîbâ kasr-ı sultânîSene 1047.
EÇS IV 257a
Süleymân Paşa binâsı olmağile târîhi böyle vâki‘ olmuşdur. Bu dahi paşaların hâsodası târîhidir:
EÇS IV 257a
Şânî berâ-yı târîh-i sâleş Goftâ:"Mübârek în beyt-i ra‘nâ"Sene 1058.
EÇS IV 257a
Bu dahi Ketenci Ömer Paşazâde Van'ı ta‘mîr etdikde bir kal‘a-i bâlâ üzre binâ etdiği kasr-ı âlînin târîhidir:
EÇS IV 257a
Görüp itmâmını Şânî dedi ana târîhEyledi sa‘y edüp Van'ı mücedded[en] ta‘mîrSene 1055.
EÇS IV 257a
Bu sarây-ı azîmin enderûn-ı gılmân-ı hâssa içün kırk elli aded tahtânî hücreleri ortasında bir meydân-ı azîmi vardır. Hatta taşra dîvânhânesi dahi tahtânî bir vâsi‘ meydândır. Bu hakîr ol dîvânhâne dîvârına bir kalyon ve kadırga tasvîri tahrîr etdim, hâlâ alâmetimizdir ve bu dîvânhânenin cânib-i garbındaki pençereler sarây bâğına nâzır bir bâğ-ı İremezâtü'l-imâd'dır. Ve dîvânhâne kapusundan taşra sarây meydânıdır kim bizim Melek Ahmed Paşa efendimiz ol meydânda tabl [u] kudümün döğerek her gün cirid oynadup iç ağaları silâhşörlük ederlerdi. Tâ bu mertebe meydân-ı vâsi‘dir. Bu fezânın cânib-i erba‘asında dâ’iren-mâdâr tahtânî ve fevkânî ikişer kat altı yüz aded müte‘addid hücrelerdir. Çârsûya nâzır bir kapusu vardır kim şeb [ü] rûz anda pâsbânlar bevvâblık ederler.
EÇS IV 257a
Andan yine bu aşağıda Hüseyin Ağa sarâyı ve Kadı Efendi sarâyı ve Süleymân Beğ sarâyı ve Demircioğlu sarâyı ve Mallı kayaçlı sarâyı ve Çendedanoğlu sarâyı ve Hadım Ca‘fer Ağa sarâyı ve Defterdâr Şânî Efendi sarâyı (---) (---) (---) (---)
EÇS IV 257a
Bu sarâylardan mâ‘adâ bâlâda ve aşağı kal‘ada cümle sekiz bin sekiz yüz hücre add olunur. Cümle hâneleri kireç ve cibis ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. Çoğu ikişer kat musanna‘ ve kârgîr binâ hânedânlardır ve cemi‘î şâhrâhları pâk u pâkîze kaldırımlı vâsi‘ tarîk-ı âmlardır.
EÇS IV 257a
Üç aded mahalle Ermenîlerdir kim bunlar da kal‘a huddâmlarıdır kim harâclarına bedel kal‘anın ta‘mîr ü termîmine memûrlardır. Bunlardan gayrı bu kal‘ada millet-i Nasârâ'dan Urûm u Yahûdî ve Fireng ü Kıptî ü Râfızî yokdur. Ve gâyet mün‘im bâzergân Ermenîleri vardır. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IV 257a
Sitâyiş-i sarây-ı kârbân-ı revân: Cümle (---) aded tâbhâne-i âyende vü revendegândır.
EÇS IV 257a
Ta‘rîf-i hân-ı hâcegân: Cümle (---) aded hândır. Evvelâ Gümrük hânı ve Kürd Ahmed Ağa hânı ve Kapân hânı ve,
EÇS IV 257b
Der-vasf-ı çârsû-yı bezzâzistân: Cümle (---) sûk-ı sultânî âbâdândır. Ammâ bezzâzistânı (---) (---) (---) (---) (---) zî-kıymet eşyâ bî-kıymet bulunur. Ammâ Mezgitli çârsûsu ve Hüsrev Paşa çârsûsu ve Haffâfhâne bâzârı ma‘mûr u müzeyyendir.
EÇS IV 257b
Van kal‘ası altından cümle (---) aded uyûn-ı âb-ı zülâller cereyân edüp Horhor nâm mahalde değirmân yürüdür enhâr-ı âb-ı hayâtdır. Ve Tebrîz kapusunun iç yüzünde kezâlik bir kaynağ-ı azîm mücellâ kırk bir âb-ı zülâldir kim nûş eden bir kuzu tenâvül edüp hazm eder. Ve bir kaynak dahi Suluk kal‘asındadır kim Bâlâburç'undan aşağı kayalar içre nüzûl olunur su yolu vardır. Bu su yoluna nâzır Bâlâburç nâmıyla bir burc-ı Kahkahâ vardır kim bu su yolunu korudur, kirpi yünü gibi dizilmiş balyemez topları vardır. Ve bir konak dahi Van kal‘asının şimâlinde yine su kullesi vardır. Anda dahi kayadan aşağı iner su yolu vardır. Bâlâburç Sultân Türbesi'nden aşağı nüzûl eder, kayalar içre su yolları vardır ve bu yollara nâzır hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kulle-i gevher-nigînler var kim balyemez toplar kat-ender-kat dizilmişdir kim aşağı su kullesin muhafaza eder. Bu kayanın aşağısı sazlı bataklı yerdir. Hergiz yanına âdem varamaz. Zîrâ Van topları bu mahalde âdem değil kuş kondurmaz.
EÇS IV 257b
Van kal‘asının zîr [u] bâlâsında cümle yedi yüz altmış topdur. Hudâ cümlesin hıfz ide. Ammâ cümlesinden mefret Ağzı kesik top elli vukiyye demir gülle atar. (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IV 257b
Sitâyiş-i hammâm-ı râhat-ı cân: Cümle (---) aded hammâm-ı gâsilândır. Evvelâ Mezgitli çârsûsu başında Sultân hammâmı, gayet musanna‘ ve şîrîn ve âb [u] hevâsı ve binâsı latîf hammâm-ı dilküşâdır. Andan Çifte hammâm (---) (---) (---) (---) ve Nakışlı hammâm (---) (---) (---) (---) ve Tebrîz kapusu kurbünde Çukur hammâm.
EÇS IV 257b
Şehrin kibârlarının takrîrleri üzre şehir içre cümle yedi yüz ev hammâmlarımız vardır kim her bir hammâm hâs u âm olmağa lâyık hammâmlarımız vardır deyü tefâhur kisb ederler. Hakkâ ki kelâmlarından dürûğ u lâğ yokdur. Zîrâ bu Van halkı gazûb u lecûc ve sâhib-gayret ü sâhib-nâmûs âdemler olduklarından havâtînlerinin birisi taşra düğüne ve derneğe ve bir yere çıkdıkları yokdur. İllâ hâtûnları merhûme oldukda kapudan taşra Arapça ile ol zamân kapudan taşra çıkar. Ol ecilden cümle ehl-i ırz âdemlerin hânelerinde ev hammâmları vardır kim kavl-i sahîhleri üzre yedi yüz ev hammâmı olduğu muhakkakdır ve ba‘de'z-zuhr âm hammâmlarına ricâl girmeyüp hammâmları olmayan tâ’ife-i nisvân girer. Ammâ ol hammâmların avretler gideceği başka sokakları var kim ol yollardan ba‘de'z-zuhr ricâllerden bir ferd-i merd geçmeğe kâdir değillerdir. Ol avretler râhında şehirliden bir âdem görseler amân vermeyüp bilâ-su‘âl katl ederler, ta bu mertebe nisvânların sakınurlar, gayûr kavimdirler.
EÇS IV 257b
Bu şehrin ekseriyyâ ricâl makûlesi kemâl mertebe müsinn ü mu‘ammer oldukça reng-i rûyi gendüm-gûn olup, Zâl-ı zamân oldukça gazûb u şecî‘ levend olup tâzeleri cenge terğîb ederler ve cüvân fetâları kezâlik buğday iğlü zinde yiğitlerdir.
EÇS IV 257b
Sitâyiş-i mahbûb-ı gulâm-ı Van: Ekseriyyâ cüvânları ablak u soblak ve maralî ü gazâlî gözlü ve şîrîn sözlü ve hûb-manzar ve perî peyker ve midilci(?) kaşlı ve bâğrı yaşlı levend cüvânları olur kim her cünbüş-i harekâtları ve reftâr u güftârları cümle merdâne âteşpâre cüvânları olur.
EÇS IV 257b
Tavsîf-i mahbûbe-i zamâne: Hudâ âlimdir nisâların görmedim, ammâ sikâ yâr-ı gârlarımızın nakilleri üzre cümlesi hüsn-i cemâlde ve latîf-i i‘tidâlde olup her biri bir zâhide-i sâhib-cemâl havâtînlerdir ve duhter-i pâkîze-ahterleri pederlerinden gayrı er yüzü görmemişlerdir. Müşerref olduğumuz dostân, evvelâ velî-ni‘metimiz Mallı Kaya Çelebi ve bürâderi (---) çelebi ve Hadım Ca‘fer Ağa ve Kulağası Hüseyin Ağa ve oğulları.
EÇS IV 257b–258a
Gerçi bu belde-i tayyibenin hevâsı letâfetinden hukemâ lâzım değildir ammâ müsta‘idd olduklarından etıbbâsı vardır. İlm-i nabızda Mes‘ûd Çelebi lâ-nazîrdir ve Şeyhî Bay Çelebi bî-bedel tabîb-i hâzıkdır kim dâr-ı hukemâdandır, eyle hâkim yokdur. 258a
EÇS IV 258a
Medh-i üstâd-ı cerrâhân: Bu şehrin halkı şecî‘ ü dilîr olduklarından şeb [u] rûz ceng [ü] cidâlleri eksik olmadığından üstâd-ı kâmil cerrâhları vardır. Evvelâ,
EÇS IV 258a
Der-vasf-ı sulehâ-yı meşâyihân: Niçe yüz müstecâbü'd-da‘ve kimesneleri vardır ammâ cümleden Ulucâmi‘ Şeyhi (---) (---) Efendi azîz erdir. Ve,
EÇS IV 258a
Tasnîf-i musannifîn-i şâ‘irân: Evvelâ zamânenin sultân-ı şu‘arâsı Şânî Efendi, cemî‘i ulûmda bahr-i ma‘ânîdir. Hatta Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi'in mevlûdına bu târîh-i hâtif anındır:
EÇS IV 258a
Nûrdur geldi, Mehemmed sulb-i Ibrâhîm'den.Sene 1051.
EÇS IV 258a
Menâkıb-ı mazanne-i mecâzibân: Evvelâ ser-çeşme-i büdelâ Yûsuf Dede, Paşanın Uğrunkapusu kullesi içinde yatır bir Melâmiyyûn cândır kim niçe yüz kerâmeti âşikâre olmuşdur. "Yûsuf ekmek ister" demeden gayrı bir kelâm demez iken bir gün "Kır hânı, öldür hânlıyı" demeğe başladı. Âhir {Bitlîs hânıyla ceng-i azîm olup niçe yüz askeri kılıçdan geçdi}.
EÇS IV 258a
Der-beyân-ı kabâ-yı râcilân: Van kavminin ekseriyyâ giydikleri çuka serhaddî ve çekmândır. Semmûr kürklüsü azdır ve cümle Acem boğasısı giyerler ve kemerlerinde alaca çarık harîr kuşak üzre birer hançer, elbette başlarında mukarrerdir ve başlarında katîfe kavukları gâyet büyükdür. (---)
EÇS IV 258a
Der-ayân-ı kaba-yı nisvân: Cümle havâtînleri ayağı sarı çizmeli ve başlarında altun ve gümüş ve dîbâ sivri tâc giyüp yüzlerine kıl nikâb ve beyâz burka‘ dutak koyup üzerlerinde cümle beyâz miskâli boğası câr bürünür mestûrelerdir.
EÇS IV 258a
Der-na‘t-ı esmâ-i merdân: Bu şehr-i Van'ın ekseriyyâ halkı Behlüloğlu ve Çendevânoğlu ve Demircioğlu ve Beşâretoğlu ve Alî Paşaoğlu, Keremeddînoğlu nâm isimli âdemlerdir. Mallı Kaya ve Rüstem Ağa ve Burhan Ağa ve Toğar Ağa ve Esed Beğ ve Gazanfer Beğ nâm âdemleri vardır.
EÇS IV 258a
Tavsîf-i esmâ-i bintân: Bu şehrin Râbi‘a-i Adeviyye misilli hâtûnlarının esmâları Âyişe ve Fâtıma ve Gülsûme ve İsmihân ve Ümmühân nâmlı oldukdan sonra Selîme ve Sâlime ve Kâlime ve Kâmile ve Esmâ hanım ve Perîbuy hanım ve Hümâ ve Müşkbâr ve Dâye nâm zenânları vardır.
EÇS IV 258a
Der-alâmet-i esmâ-i çâkerân: Ekser Gürcî köleleridir kim isimleri Usuf ve Evreng ve Çelerdi ve Hakverdi ve Çömez ve Zâl ve İskender ve Kubad ve Şağad ve Server ve Hurrem ve Levend ve Elvend ve Sıyâmî ve Pervîz ve Şükrullah ve Kâsım ve Şâhkırân nâm gulâmları var.
EÇS IV 258a
Müş‘ar-ı esmâ-i cevâriyân: Meselâ Zülnigâr ve Mürdecân ve Hatme ve Verka ve Şâkire ve Heniyye ve Mâhiye ve Dürrî ve Cevher ve Hümâ ve Serviboy ve Hanpây ve Dilârâ ve Pürçîne ve Perîşân ve Cânnisâr ve Mâye ve Sîme ve Hâlisa ve Zûzebân ve Şâhûbân esmâlı cevâriyeler var.