İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS IV 354a
Tâ Mâlik ibni'n-Nazr'a varınca on iki aded atası Âl-i Hâşimî'dir. Yigirmi sekizinci atada Hazret-i İsmâ‘îl'e çıkar. Yigirmi dokuzuncu atada Hazret-i İbrâhîm b. Âzer'e müntehîdir kim Hazret-i Alî Hazret-i Resûl-i Kirâm'ın ammîzâdesidir. Ammîsi Hazret-i Ebû Tâlib'dir. Hazret-i Resûl'ün pederi Mekke'den ticâret ile Şâm kurbünde Busrâ şehrine ticârete gidüp ba‘de'l-ganîme gelirken Hazret'in pederi Abdullah ibn Abdülmuttalib Medîne kurbünde Dâru't-tâbi‘a nâm mahalde müşevveş-hâl olup müddet-i ömrü sene 25 yaşında iken merhûm olup vilâdet-i Resûl'den altı sene sonra Hazret-i Resûl'ün vâlidesi Emîne Hâtun ehli Abdullah'ın mîrâsı içün taleb ederek Hazret'i kucağında bile Medîne'ye götürüp mîrâsdan cüz’î ve küllî alup yine Mekke'ye gelirken Mekke kurbünde Ebvâ nâm (nâm) karyede Hazret'in vâlidesi Emîne Hâtûn merhûm olup na‘ş-ı vâlide-i Resûl'i Mekke'ye götürüp defn etdiler.
EÇS IV 354a
Hazret'in dedesi Abdülmuttalib cânı gibi gözedüp anadan babadan yetîm kalup ismine Muhammed-i Yetîm derlerdi. Hazret-i Resûl ile Hazret-i Hamza ve Ebû Seleme b. Abdullahi'l-Mahzûmî ve Abdullah b. Cahşi'l-Esedî ile Hazret-i Muhammed bunlar ile uhuvvet-i rıdâ‘a sû[re]t buldu. Ammâ rıdâ‘an hâherleri Selmâ nâm ferişte-sîmâ kız ile Hazret-i Resûl süd karındaşlar idi. Ve Hazret'in pederinden intikâl eden Birke nâm câriye Hazret'e huddâme idi.
EÇS IV 354a
Ammâ Hazret'in vilâdetinden iki yıl dörd ay sonra Hazret-i Ebâbekir vücûda geldi ve Hazret-i Resûl yedi yaşına bâliğ iken Hazret-i Osmân ibn Affân Mekke'de vücûda geldi. Ve bu mahalde Mekke'de kaht u galâ olup Hazret'in dedesi Abdülmuttalib cümle Kureyş halkıyla Cebel-i Ebû Kubeys'e urûc edüp Abdülmuttalib Muhammed'in başın açup "Yâ Rabbî, bu ma‘sûm Muhammed hürmetine ve yüzü suyuna bize su ver, ganîmet olsun!" dedikde azametullah bir matar-ı rahmet nâzil oldu kim Mekke'yi sel aldı ve ol kadar nebâtât [u] giyâhât oldu kim cümle kabâ’il-i Kureyş Muhammed-i Yetîm'e muhabbet edüp başına yemîn edüp Muhammed-i Emîn demeğe başladılar. Ve bu mahalde Abdülmuttalib yüz yigirmi yaşında iken cümle kavm-i Kureyş huzûrunda Muhammed'i oğlu Ebî Tâlib'e Allah emâneti verüp Abdülmuttalib ve Enûşirvân ve Hâtem-i Tay merhûm oldular. Ba‘dehû Hazret'in ammîsi Ebû Tâlib Mekke'de kabâ’il-i Kureyş üzre ebü'l-kelâm olup Hazret-i Muhammed'i terbiye ederdi.
EÇS IV 354a
Ba‘dehû Hazret on ikisine bâliğ iken Ebû Tâlib ile Şâm'a ve Şâm'a karîb Busrâ şehrine ticârete gitdiler. Yine Mekke'ye geldikde mevlûdun 23. senesinde Hazret-i Ömer vücûda geldi. Ve bu sene Ebû Tâlib Hazret-i Resûl'ü ve Abbâs'ı ve Zübeyr b. Abdülmuttalib'i ticâret ile Yemen'de belde-i Aden'e gönderdi ve Yemen'den geldikde Hazret yigirmisine bâliğ iken melâ’ike-i mukarrebîni görür oldular ve kelimât ederlerdi. Ve mevlûdün sene 22 Sa‘du Vakkâs rahm-i mâderden müştakk oldu. Ve sene 24 Zübeyr ibnü'l-Avvâm ve Talha ibn Ubeydullah vücûda geldi ve sene 25 sâlde Hazret-i Hadîce-i Kübrâ mâlıyla Hadîce'nin Müyesser nâm gulâmı bile Şâm'a ticârete gidüp fâyide-i firâvân ile Mekke'ye geldikde Hadîce kırk yaşında Hazret yigirmi beş yaşında iken Hadîce Hazret'in menkûhası oldu.
EÇS IV 354a
Ezîn-cânib menâkıb-ı Esedullahi'l-Gâlib, Hazret-i Alî b. Ebî Tâlibkerremallahu vecheh
EÇS IV 354a
Hazret-i Resûl'in mevlûd-i şerîfi 30. senesinde Hazret-i Alî ibn Ebî Tâlib ibn Abdülmuttalib ibn Hâşim Mekke-i Mükerrem'in Beyt-i şerîfi hareminde vücûda geldi. Hazret'den otuz sene kiçidir ve ammîzâde-i Resûl'dür. Babadan ve anadan Hâşimî'dir. Vâlidesi Fâtıma binti'l-Esed b. Hâşim b. Abdî Menâf'dır.
EÇS IV 354a–354b
Ba‘dehû vilâdet-i Resûl'ün sene 34 Mu‘âviye ibn Ebî Süfyân vücûda geldi ve ol ân Mu‘âz ibn Cebel-i Elhem dahi müştakk olup Ebû Süfyân kabîlesiyle Ebû Tâlib kabîlesi şehr-i Mekke'de birbirleriyle ceng-i azîm edüp tarafeynden bî-hisâb âdemler merhûm oldular. Kavm-i Hâşimî ve kavm-i Kureyş mâbeyninde ilm-i nücûmda kâmil olanlar eyitdiler: "Bu Mu‘âviye mevlûdü günü böyle ceng-i azîm olup nahs-ı ekber oldu. Âhir Mu‘âviye ile Alî 354b mâbeynleri ceng ü cidâl ve harb ü kıtâl ile güzer eyleye" deyü istihrâc etdiler.
EÇS IV 354b
Ba‘dehû Hicret-i Nebeviyye'nin 9. senesinde Hazret-i Alî'nin pederi Ebî Tâlib vefât edüp Mekke hâricinde Cebel-i Mu‘allâ'da bir kubbe-i âlîde medfûndur. "Cehâletde kaldı." deyü huccâclar ziyâret etmezler ammâ Hazret-i Alî hâtıriyçün Acem huccâcları ziyâret ederler.
EÇS IV 354b
Ba‘dehû Hicretin ikinci senesinde Hazret-i Alî yigirmi yaşında idi. Hazret-i Fâtımatü'z-Zehrâ binti Hazret-i Resûl-i Ekrem on sekiz yaşında iken izdivâc-ı Alî bâ-Fâtıma vâki‘ olup ibtidâ Hazret-i Hasan vücûda geldikde Hazret-i Alî'ye "Ebü'l-Hasen" deyü künye kodular. Bu günde bâ ceng-i azîm-i pehlivân Ebû Cehil ve Ebû Leheb-i hîlekâr Hazret ile Ebû Cehil güleş edüp Hazret Ebû Cehil'e gâlib gelüp ceng-i azîm oldukda Ebû Cehil münhezim olup yetmiş nefer müte‘addid a‘yân-ı cühele-i Kureyş katl olunup Hazret-i Resûl'ün ammîleri Abbâs ve ammizâdesi Ukayl kim Hazret-i Alî'nin bürâder-i kihteridir, bunlar ile yetmiş nefer kimesneleri bu Gazâ-yı Bedir'de Ka‘b b. Ömer-i Ensârî kayd ü bend ile huzûr-ı Resûl-i Ekrem'e getirdiklerinde Abbâs ve Ukayl muvâcehe-i Resûl'de İslâm ile müşerref olup Hazret-i Resûl Ömer-i Ensârî gazâsı mukâbelesinde Hükûmet-i Tâyif'i verdi ve ammîsi Abbâs'a diyâr-ı Abbâs'ı verdi. Ukayl ibn Ebî Tâlib'e bürâderi Hazret-i Alî hâtıriyçün Hazret-i Resûl kendi maskat-ı re’si olan vâlidesi Emîne Hâtûn hânesin Ukayl'a ihsân eyledi. Hazret-i Alî ile Hazret-i Ukayl Hazret'in irs ile intikâl eden hânesinde olurlardı.
EÇS IV 354b
Ba‘dehû Ukayl vârisleri beyt-i Resûl'ü Haccâc-ı zâlim Yûsuf'a bey‘ etdiler. Ba‘dehû zamân-ı Âl-i Abbâsiyân'dan Hârûnu'r-Reşîd vâlidesi Hîzrân Hâtûn hacca gelüp bu hâne-i Resûl'i iştirâ edüp bir pes-i pâye yigirmi kademe nerdübân ile nüzûl olunur bir minâreli mescid kıldı.
EÇS IV 354b
Ba‘dehû sene 659 târîhinde Yemen Tubba‘î el-Melikü'l-Muzaffer Şemseddîn Yûsuf dahi tevsî‘ edüp imâr etdi. Hâlâ bu câmi‘ beyt-i Resûl'ün mukâbelesinde Hazret-i Alî hânesi ma‘mûrdur ve mekteb-i dârü't-ta‘lîm-i Kur’ân'dır.
EÇS IV 354b
Ba‘dehû Hazret-i Alî Hicret-i Nebeviyye'nin 35. senesinde mâh-ı Zilhicce'de halîfe-i Resûl emîrü'l-mü’minîn oldukda elli üç yaşında ve dokuz aylık idi. Mesnevî,
EÇS IV 354b
Evc-i ihsân u mekremet-bedrVâlî-i dîn ü âlî-i kadrYâr-ı râbi‘dürür Alîyy-i velîMüşkil-i dîn bununla oldu celîSened-i mesned-i ecvet oldurVâzı‘-ı süfre (ve) fütüvvet oldurKat‘a-i (nokta-i) dâ’ire-i sıdk u safâNükte-i nâdire-i sırr-ı HudâFâyiz-i çeşme-i ilm-i ezelîMenba‘-ı ma‘rifet-i Lem-Yezelî
EÇS IV 354b
Beyt:
EÇS IV 354b
Vâris-i ilm-i Nebî Hazret-i Kerrâr Alîİbn ammi'n-Nebevî ya‘nî ki şâhân-ı Velî
EÇS IV 354b
Âhir-ı kâr sene 36 Hicret-i Nebevî'de Alî hilâfetinde Hazret-i Mu‘âviye Şâm vâlîsi bulunup hilâfet iddi‘âsında olup mâbeynde hayli güft [ü] gûy-ı nifâk bulunup Hazret-i Alî ile Hazret-i Mu‘âviye nehr-i Furât sâhilinde Ca‘ber kal‘ası nâm hisâr-ı üstüvârın fezâsında bin ceng-i azîm olup tarafeynden niçe bin Sahâbe-i kirâm ve tebe-i tâbi‘in evlâd-ı zevi'l-ihtirâm şehîd olup bu ceng-i perhâşa Sıffîn cengi dediler. Âhirü'l-emr Mu‘âviye gâlib ve Hazret-i Alî tarafı bi-emrillah mağlûb olup Hazret-i Resûl'ün dâmâdı Hazret-i Alîyy-i Velî dâğ-ı derûnundan cümle ehl [ü] ıyâliyle Mekke'ye ve Medîne'ye uğramayup diyâr-ı Kûfe'de şehr-i Hille'ye hicret edüp anda sâkin olup Irâk-ı Arab şâhı idi. Cemî‘i Hind ü Sind ü Acem ve Horasân u Belh [u] Buhârâ {kavimleri} kendüye fermân-ber idiler. Mu‘âviye ancak Şâm u Haleb ve Kuds ü Mısır'a mâlik idi. Ammâ yine Hazret-i Alî ile hüsn-i zindegânesi yok idi.
EÇS IV 354b
Âhirü'l-emr Hazret-i Alî Kûfe şehrindeki câmi‘inde Hicret-i Nebeviyye'nin 40. senesinde namâz kılarken Abdurrahmân Mülcem nâm la‘în ale'l-gafle harbe ile ol Alîyy-i Velî'yi urup mecrûh etdikde bi-emrillahi Ta‘âlâ Kûfe câmi‘inin cümle bâbları mesdûd olup Mülcem nâm la‘în firâr edemeyüp girîbânın ele verdi.
EÇS IV 354b–355a
Hazret-i Alî eydür: "Lillahi ve Resûlihî bu Mülcem'i incitmen. Bu mâdde ezelü'l-ezelde bey‘ [u] şirâ olunmuş metâ‘dır. Şimdi bâzâra çıkdı". Mülcem'i kendi eliyle Hazret-i Alî halâs edüp cümle cemâ‘ate ve İmâm Hasan ve İmâm Hüseyn'e vasiyyet edüp eydür, "Ben merhûm oldukda beni pâk gasl edüp techîz [ü] tekfînimle kaput içre koyup karındaşım Ukayl namâzım kılsın ve nikâblı bir şütürbân devesiyle gelüp benim na‘şımı tabutumla devesine yükledüp ne cânibe giderse vücûdum götürsün ve illâ olmaya kim ol deveciye bir kîl [u] 355a kâl diyesen. Ve ey oğlum İmâm Hasan, şimden gerü sen de Medîne-i Münevvere'de deden Hazret-i Muhammed civârında sâkin ol, dedi. Ve ey nûr-ı hûn-ı ciğer-kûşem İmâm Hüseyin, sen de bu hâk-i Irâk'ın Deşt-i Kerbelâ'sında vatan edin" deyü (---) (---) vasiyyetler edüp Hicret'in kırkıncı sâlinde Arapça emrine imtisâlen rûh-ı şerîfi cânib-i Hakk'a revâne olup vasiyyeti üzre cümle müheyyâ etdiler.
EÇS IV 355a
Gördüler kim yüzü nikâblı bir deveci Arab gelüp bî-bâk ü bî-pervâ na‘ş-ı Alî'yi cemeline tahmîl edüp çöl cânibine revâne olup gitmede. Beri tarafda İmâm Hasan ve İmâm Hüseyin ve sâ’ir muhibb-i Alî "Bre cânım bu efendimizi bu A‘râbî kande götürür. Buna bir kubbe ve bir âsitâne edüp bir kabr-i münevver etsek. Niçün bu Arab'a pederimiz verdik?" deyü atlarına {Hasan u Hüseyin} süvâr olup tarfetü'l-ayn içre deveci Urbâna yetişüp "Pederimiz kande götürürsüz-" dediklerinde hemân ol şütürbân Urbân yüzünden nikâbın uryân edince gördüler kim bizzât Hazret-i Alî kendüsü cemmâl olup na‘ş-ı şerîfin götürür.
EÇS IV 355a
Hemândem Hasan u Hüseyin pederlerinin ayağına düşdüklerinde Hazret-i Alî eydür: "Ey oğullar, dedeniz Muhammedü'l-Mustafâ'ya Cenâb-ı Kibriyâ, habîbim ‘Arş [u] Kürsî ve Levh u Kalemi senin içün yaratdım.’ demişken bu fânî cihânda bir harman yeri kalmayup min muhabbetillahi Ta‘âlâ dest-i kudret ile o da şehîd oldu ve cemî‘i makbûl-i Hudâ olanlar huzûr-ı Hakk'a şehâdetle varırlar. Ben de eyle gitdim ve siz de eyle gidersiz. Benim kabrimden sakının su’âl etmen. Zamân ola kim kabrimi nûrumdan müşâhede edeler." deyü niçe bin kelimâtlar edüp yine deve ile tabutu Hazret-i Alî Urbân şeklinde götürüp çölde gâ’ib oldu. İmâm Hasan ve İmâm Hüseyin Kûfe'ye gelüp niçe zamân kendi umûrlarına mukayyed oldular.
EÇS IV 355a
Cemî‘i ehl-i Irâk, Arab u Acem İmâm Hasan'dan bî‘at etdiler. Âhir-ı kâr Mu‘âviye'nin tasallutundan İmâm Hasan {hüsn-i rızâsıyla Hasan} hilâfetden fâriğ olup Medîne-i Münevvere'ye gidüp hâtûnu kendüye zehir verüp merhûm oldukda şehr-i Medîne-i Münevvere'de Hazret-i Abbâs kubbesinde medfûndur.
EÇS IV 355a
Bu kerre Şâm'da Mu‘âviye Âl-i Emeviyyûn'un ibtidâsı olup müstakil pâdişâh oldu ve sene 60 târîhinde Şâm'da lakve marazından merhûm olup oğlu Yezîd yerine halîfe olup İmâm Hüseyin Yezîd'den bî‘at etmediğiyçün İmâm Hüseyin üzre Yezîd çeri gönderüp Deşt-i Kerbelâ'da İmâm Hüseyin'i şehîd etdirüp Yezîd müstakil pâdişâh olduğu bâlâda ve niçe bin tevârîhlerde mastûrdur. Ammâ,
EÇS IV 355a
Şehâdet-i Hazret-i Alî: Niçe müverrihlerin kavilleri üzre yine Mu‘âviye'den oldu, derler. El-uhdedetü ale'r-râvî. Eğer eyle ise da‘vâları huzûr-ı Rabbü'l-İzzet'de görülür. Ammâ bi-kavl-i müverrihîn, ibtidâ hilâfet-i Hazret-i Alî ba‘de Hicreti'n-Nebevî sene 35 târîhinde idi ve müddet-i hilâfetleri 3 sene ve 9 ay idi. Ve târîh-i şehâdetleri sene 40 ve müddet-i ömr-i azîzleri sene 63 mu‘ammer olup âhir Abdurrahmân Mülcem destinden şehd-i şehâdeti nûş etdi ve dâr-ı fenâdan dâr-ı bekâya gitdi kim Arapça âyeti sûretü'r-Rahmân'da nâzil olmuşdur.
EÇS IV 355a
Der-beyân-ı kabr-i pür-envâr-ı Hazret-i İmâm Alî
EÇS IV 355a
Ol vakit kim cesed-i İmâm Alî'yi Arab cemmâl götürdüğü gice hâlâ meşhed-i İmâm Alî mahallinden bir nûr zâhir olup cânib-i kıbleye kavs-ı kuzah gibi müdevver çekilüp tâ Hazret-i Risâlet-penâhın kabr-i şerîfi üzre bir ucu nihâyet bulup yedi gün yedi gice kehkeşân-âsâ semâya ser çeküp necm-i gîsûdâr gibi zâhir u bâhir ve sâbite idi kim zıyâsı cemî‘i ekâlîm-i seb‘aya fer verirdi. Ve birkaç kerre bu nûrdan şihâb gibi pâreler kopup Şâm üzre Mu‘âviye'nin dam-ı bâmına düşüp Mu‘âviye havfinden ka‘r-ı zemînde serdâb ve zîr-i zemînlere ve muzlim künce ve bunca yerlere girerdi. Âhir Mu‘âviye havfından lakve marazına mübtelâ olup andan vefât etdi derler.
EÇS IV 355a
Ve kırk gün kırk gice bu nûr, ber-devâm durduğundan bildiler kim Kûfe diyârına ibtidâ zâhir olan nûr yerinde cesed-i Alî'dir, deyü Hazret-i İmâm Hasan ve İmâm Hüseyin ve niçe bin muhibb-i Hânedân-ı Alîyân bir yere cem‘ olup müşâvere-i netîce edüp "Hâk-i Kûfe'de nûr-ı Alî hâk-i Medîne'de nûr-ı Muhammedü'l-Mustafâ tulû‘ edüp evc-i semâda birbirleriyle iki nûr-ı mübîn cem‘ oldu." deyü müttefekun aleyh olup kırk birinci gün Medîne ve Kûfe'den tulû‘ eden nûreyn-i bedreyn-i münîreyn gâyib oldukda İmâm Hasan ve İmâm Hüseyin nûr tulû‘ eden mahalle müfîd ü muhtasar bir kubbe inşâ etdiler. İmâm Hasan Medîne'de merhûm olduğu gün kubbe-i pür-envârın bir tarafı münhedim oldu.
EÇS IV 355a–355b
Ba‘dehû 355b Deşt-i Kerbelâ hâdisesi olacağı gün kubbe-i âlî serâpâ münhedim olup bir taşı taş üzre kalmayup kabr-i münevverin zemîninde bir hûn-ı la‘l-gûn kaynayup eyle cereyân etdi kim kabr-i Alî olan fezâ-yı hûn semâya seyelân etdi. Cümle ehl-i Kûfe ve ehl-i Medâyin bildiler kim bu alâmet hayr alâmet değildir.
EÇS IV 355b
Hikmet-i Hudâ ol günlerde Yezîd ile İmâm Hüseyin ceng edüp elli bin Ashâb-ı güzîn Deşt-i Kerbelâ'da şehîd olup hûn-ı Hüseyin ve hûn-ı Ehl-i Beyt ile hâmûn-ı Kerbelâ la‘l-gûn oldu. Ve bu bir gûne hâdise-i kübrâdır kim tahrîrinde ve takrîrinde çendân meze yokdur kim âdemin ciğeri hûn-ı Hüseyin yerine pür-hûn olur.
EÇS IV 355b
Bu mâdde-i kübrâyı ve Hazret-i Alî'nin kabr-i şerîfinden nûr zâhir olup Medîne-i münevvere'den dahi nûr tulû‘ etdüği kırk gün kırk gice sâbite olduğunu cemî‘i müverrihân-ı mü’minânların tahrîr etdiklerinden mâ‘adâ milel-i Nasârâ'dan Târîh-i Yunan-ı Yanvân'da ve Târîh-i Mıkdısî dahi yazmışdır. Ve kavm-i Latin'de ve târîh-i Kıbtî'de gâyet mufassal tahrîr etmişlerdir. Ammâ Fuzûlî-i Bağdâdî muhibb-i Hânedân-ı Âl-i Abâ olduğu haysiyetden dâğ-ı derûn hâsıl edüp Hadîkatü's-Sü‘adâ nâm kitâbında hâdise-i Kerbelâ'yı eyle tahrîr etmiş kim kırâat edenin zehresi çâk olur. Andan,
EÇS IV 355b
İmâret-i sânî, merkad-i pür-envâr-ı Hazret-i Alî-i Velî: Sene (---) târîhinde Irâk şâhlarından el-Melik Adud binâsıdır. Niçe yüz mülûk imâr etmişlerdir ammâ Hazret-i İmâm-ı A‘zam'ın şehâdetiyle dahi ziyâde imâr eden Mansûr-ı Devânıkî'dir. Ammâ Âl-i Emeviyyûn'un Âl-i Abâ-yı Ehl-i Beyt'e ihânetleri mukarrer iken sene 96 târîhinde Âl-i Emeviyyûn'dan Velîd b. Abdülmelik Şâm halîfesi iken bin pâre gemiyle cezîre-i Kıbrıs'ı ve cezîre-i Girid'i ve diyâr-ı İspanya ve Mağrib-zemînde şehr-i Kurtuba ve Tilemsan ve Fes ve Merânkeş vilâyetlerin cümle feth edüp gazâ mâlıyla Şâm'da Câmi‘-i Ümeyye tevsî‘ ve müceddeden binâ etdiği mahalde Hazret-i Alî'nin dahi kabr-i şerîfin sene 99 târîhinde eyle imâr etmişdi ki gûyâ "Ravzatün min riyâzi'l-cenne." edüp Emeviyyûn'un kabâhatlerin afv etdirmiş idi. Zîrâ Âl-i Emeviyyûn'un sâdâte etdikleri hiyâneti ve ihâneti kavm-i Nasârâ bile etmemişdir.
EÇS IV 355b
Hatta Firdevsü'l-Ahbâr nâm kitâbında Mu‘âz ibn Cebel hazretleri buyurmuşlardır kim
EÇS IV 355b
buyurmuşlardır. Ve kâle'ş-Şâfi‘î radıyallahu anh,
EÇS IV 355b
buyurmuşlardır. Ve Âl-i Abâ-yı Ehl-i Beyt hakkında niçe hadîs-i şerîfler olduğundan mâ‘adâ Kur’ân-ı Azîm'de sûre-i (---):
EÇS IV 355b
âyeti nâzil olmuşdur kim cemî‘i müfessirîn müttefekun aleyhdirler kim Âl-i Abâ-yı Ehl-i Beyt'den murâd Penc-i Yâr-ı Âl-i Abâ'dır kim bizzât Hazret-i Resûl-i Ekrem ve Hazret-i Alî ve Fâtımatü'z-Zehrâ ve Hasan ve Hüseyin'dir demişler. Ve bir rivâyetde Ehl-i Beyt'den murâd Çâr-yâr-ı güzîndir kim Ebâbekir, Ömer, Osmân, Alî'dir demişler.
EÇS IV 355b
Hulâsa-i kelâm Alî hakkında niçe bin gûne ta‘rîf ü tavsîf etmişlerdir. Ammâ kavm-i Acem yüz mücelled kitâb kesret-i muhabbetlerinden "Hazret-i Alî peygamberdir." deyü Kelâm-ı Alî cem‘ edüp "Kâle Hazret-i Alî sallallahu aleyhi ve sellem" derler. Peygamber değildir desek "Cibril-i Emîn şaş getiripdir yohsa nübüvvet Hazret-i Alî'nin hakkı idi." deyü zu‘m-ı bâtıla düşmüşlerdir. Ve cümle teberrâî ve melâhide ve Kalenderî râfizîler otursa ve dursa ve yatsa ve kalksa "Yâ Muhammed, Yâ Alî!" derler ve niçe bin Kızılbaş her sene hacca niyyet edüp niçe bin altun harc edüp şedd-i rihal çekerek Hazret-i Alî ve İmâm Hüseyin'i ziyâret edüp "Hacc-ı ekbereyn etdim." deyü avdet edüp vatanına gider ammâ âsitâne-i Hazret-i Alî'ye bir kerre yüz süren elbette birkaç kerre dahi gelüp ziyâret kasd eder.
EÇS IV 355b
Sitâyiş-i eşkâl-i binâ-yı merkad-i pür-envâr-ı Hazret-i Kerrâr-ı Alî radıyallahu anh
EÇS IV 355b–356a
Evvelâ hâk-i Necef'de ve sahrâ-yı Kûfe'de ve şehr-i İmâm Alî içre evc-i âsumâna kubbesi ser çekmiş bir kubbe-i ser-bülenddir kim ayyûka kad keşândır kim gûyâ kubbe-i Kâşân'dır. Deryâ-yı Necef-i eşrâfdan üç menzil yakındır. Çölistândan nümâyân bir kubbe-i imâmdır. Ve kubbenin tâk-ı revâkına im‘ân-ı nazar ile nigerân edenin dîdeleri pür-nûr olur. Ammâ bu kubbe-i âlî sâ’ir bir diyârın kıbâbları gibi rasâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr değildir. Serâpâ yah ve cıbıs ve kireç ve (---) ile mestûr bir kubbe-i ma‘mûredir. Bu hakîr diyâr-ı Bağdâd u Basra ve Lahsa [vü] 356a Ummân ve Yemen ü Aden ve Mekke vü Medîne'de bu kadar seyâhat etdim, asla kurşum örtülü imâret görmedim.
EÇS IV 356a
Husûsan bu hâk-i Bağdâd ve Kûfe ve Ummân'da şiddet-i hârdan kurşum eriyüp mahv olur. Ol kadar ıssı hevâsı vardır. Ammâ bi-emri Hudâ benî Âdeme ve gayrı hayvâna mü’essir değildir. İllâ hikmet-i Hudâ bu diyârda arslanı ısıtma dutar, o da taraf-ı Hak'dan bir rahmetdir. Eyle olmasa diyâr-ı Bağdâd'da esed derdinden bir âdem çöle çıkamazdı. Ammâ hikmet-i Hayy-ı Kadîr Hazret-i Alî kasabasında asla hummâ ve tâ‘ûn ve zâtü'l-cenb misilli emrâz-ı muhtelife yokdur. İllâ maraz-ı zahîr çokdur. Ve hevâsı gâyet latîf olduğundan cümle ahâlîsi ten-dürüstlerdir. Ve bu âsitâneye bir marîz gelse bi-emr-i Hudâ cemî‘i illetinden pâk olur ve bu âsitânenin bâb-ı mu‘allâsı cânib-i (---) meftûh bir bâb-ı sa‘âdetdir kim cemî‘i selef pâdişâhları atebe-i âlîsi ve süflîsi ve bâb-ı şerîfinin cenâhları ve halka vü mismâr ve miftâh ü kıfilleri cümle (---) (---) mebnî bir bâb-ı musanna‘dır kim cihân meddâhlarının zebânları midhatinde kâsır ve küttâbların kalemleri kâsirdir. Ve bu derveze-i cinândan içeri cümle ahâlî-i züvvâr duhûl etdikde âdem gûyâ hayât-ı câvidân bulup mesrûr [u] handân olur. Bu kubbe-i bülendin tâ vasatında sandûka içre ol Dâmâd-ı Hazret-i Resûl-i Ekrem ve güzîde-i imâm-ı muhterem ol Düldül-süvâr Alî mehbit-i nûr-ı Hudâ'ya müstağrak olup gazanfer fer esed-i heybet-misâl yatır.
EÇS IV 356a
Ve ba‘zı müverrihân-ı selef bu Hazret-i Alî sandûkası içre Hazret-i Âdem Safî ve Hazret-i Nûh Necî ile üçü medfûndur derler. Ammâ bu hakîr bir târîhde görmedim ki Hazret-i Nûn Nebî Tûfân'dan evvel Hazret-i Âdem'i ve Hazret-i Havvâ'yı Cidde şehrinde azâb suyun görmesinler deyü Âdem ü Havvâ'yı kabrinden çıkarup Kuds-i şerîfin {Halîlü'r-Rahmân kasabasında} Cânlar Kuyusunda defn etmişdir deyü tahrîr etmiş ve hakîr Hazret-i Nûh'u bir dahi Şâm kurbünde Bekâ‘ sahrâsında Cebelü'l-Lübnân dâmeninde Kerek-i Nûh nâm bir büleydede Hazret-i Nûh'u ziyâret etdim. Binâ-yı âlîler ile mebnî bir âsitâne-i azîmi var kim bu hakîr anda da ziyâret etdim. Ve Hazret-i Alî kabrinde dahi medfûndur deyü tevâtür ile meşhûrdur. El-ilmu indallah.
EÇS IV 356a
Ve bu kubbe-i pür-envârın içinde ol kadar ibret-nümâ âvîzeler ve maslûbât ve musanna‘ât eşyâlar var kim vasfında lisân kâsırdır. Ve niçe yüz bin seyyâhân-ı berr ü bihâr-ı züvvârânın birer gûne tuhef-i yâdigâr kıt‘a ve ebyât-ı eş‘ârlarıyla rûy-ı dîvâr eyle nakş-ı bukalemun olmuşdur kim bir kıt‘a koyacak mahal kalmamışdır.