EÇS IV 363b–364a
Hakîkatü'l-hâl gâyet zinde kavmi vardır ve gâyet ganîmet şehirdir kim hurması cihânı {dutmuşdur ve şehr-i Merre bu şehr-i Ummân'a karîbdir ammâ ol kadar imâr değildir. Bunda buğday olmaz. Me’kûlât u ekmekleri ve meşrûbât [u] bozaları cümle pirinçdir ve mâlları cümle devedir ve gâvları çokdur ve lisânları müsta‘cemdir kim gayrı lehceleri vardır kim tercümân ile lisânları fehm olunur}. Ve bu şehr-i Ummân Basra'dan aşağı yine Basra ve Ummân bahri üzredir. Hind ü Sind ü Sîn gemileri limanında yatır kim a‘lâ lenger bırağacak yerdir. 364a
EÇS IV 364a
Bu diyâr-ı Ummân'ı ve bilâd-ı Cezâyir-i Harıdât'ı ve şehr-i Mühre'yi ve (---) (---) seyr ü temâşâ edüp cümle refîklerimiz ile yek-dil ü yek-cihet olup Basra hâkimi Efrâsiyâbzâde Hüseyin Paşa'nın mektûb-ı muhabbet-uslûblarıyla Acem diyârına gitme arzûları derûna gelüp,
EÇS IV 364a
Vilâyet-i Basra cezâyirinden diyâr-ı Acem'e gitdiğimiz menâzilleri ve seyr [ü] temâşâ etdiğimiz kend ü kılâ‘ vü şehirleri ayân u beyân eder
EÇS IV 364a
Evvelâ cezâyir-i Harıdât'ın benderlerinden,
EÇS IV 364a
Bender-i Mekrânâbâd: Nâm bender kim şehr-i mu‘azzamdır. Basra'nın Lahsa ile intihâ-yı hudûdunda bahr-i Hürmüz ile bahr-i Muhît bir olduğu mahalde Basra hükmünde Mekrânâbâd bir bender-âbâddır. Hâkimi Basra hâkimi cânibinden yedi bin askere ve yetmiş pâre gemiye mâlik sekiz bin hâneli ve yetmiş mihrâblı ve hân u hammâm u imâret [ve] mescid ü medrese ve mekteb ü tekye ve çârsû-yı bâzârlı şehirdir ammâ cümle eser-i binâsı türâb u top ile mebnî beyt-i kavîlerdir. Ammâ sutûhları yine türâb-ı pâk iledir. Ve nahlistânı bî-hadd [ü] bî-pâyândır. Bu şehirde bir gice mihmân olup ertesi ale's-sabâh yedi pâre gemiler cümle refîklerimizle süvâr olup mütevekkilen alallah deyüp muvâfık eyyâm-ı sa‘d ile bir günde bahr-i Hürmüz'ü ubûr edüp,
EÇS IV 364a
Evsâf-ı vilâyet-i Hürmüz-i tâcdâr, hudûd-ı diyâr-ı Acem Şâh-ı âlî-vakâr, sâhib-i İrân u Turan u Kandehâr, {ya‘nî Bender-i Tâcdâr}
EÇS IV 364a
Evsâf-ı Bender (---) âbâd: Şâh-ı İrân-zemîn Âzerbaycân hükmünde başka hânlıkdır. Yedi bin müsellah nökerâtla bu benderi hırâset eder. Zîrâ intihâ-yı serhadd-i Fireng-i bed-reng-i pür-ceng Portukal-ı dâlldır. Sene 925 târîhinde Şâh İsmâ‘îl çağında bu Benderçeye Portukal talâva vuranda bist-hezâr mürdamân-ı Acem esîr-bend-i hicrân hor-dem olanda Şâh İsmâ‘îl mu Benderçede bir hisâr-ı üstüvâr yasayupdır kim heze çâr köşesi Kahkahâ-âsâ hisâr-ı şâhîdir. Derûn-ı kirmânda endek dü-hezâr hâne-i çâr-kâr vardır ve niçe câmi‘ler ve hân u hammâm ve zâviye vü tekye vü mekteb ü medrese ve imâretleri ve çârsû-yı bâzâr-ı şâhîsi vardır ammâ hevâsı gâyet sevâhil olmağile şiddet-i hârdan âdem pişer. Ve pirinc ü şeker kamışı olur ve limonu ve turuncu ve narı ve zeytunu ve inciri ve servi dırahtı çokdur. Ammâ mahbûbu memdûh değildir. Halkı ekseriyyâ Urbân-ı Cebrî mezhebinde melâhideden eşedd kavmi vardır ammâ hâkimi olan Hânkulu Hân nâm bir mest-i müdâm Gürcîyyü'l-asl bir benâm kimesne idi. Ammâ halûk u hoş-sohbet merdüm-i merd idi.
EÇS IV 364b
Evsâf-ı ülke-i müzeyyen-âvîze, ya‘nî şehr-i ma‘mûr Huveyze
EÇS IV 365a
Andan yine cânib-i garba kıble tarafına 5 sâ‘atde,
EÇS IV 365a
Menzil-i kend-i Mihmândâr: Duvrak şehri hânlığı hükmünde bin hâneli ve câmi‘ u hânlı ve çârsû-yı bâzârlı kend-i ma‘mûrdur. Re‘âyâları cümle Urbân-ı Şî‘îlerdir. Andan yine cânib-i kıbleye giderken diyâr-ı Acem'den gelen nehr-i Kârûniyye'yi atlar ile gücile ubûr edüp 7 sâ‘atde,
EÇS IV 365a
Menzil-i kend-i Sencuvân: Duvrak hânı hükmünde bir hânlı ve hurmalı ve câmi‘li ve bâzârlı kend-i mu‘azzamdır. Cümle ahâlîsi şürefâlardır ammâ kızıl Kızılbaşlardır.
EÇS IV 365a
Evsâf-ı ülke-i Hân Durak, ya‘nî şehr-i âbâdân-ı Durak
EÇS IV 365a
Sene (---) târîhinde Kör Hudâbende Şâh'ın Durak Hân nâmında bir benâm hânı vilâyet-i Hürmüz'ü Portukal Firengî destinden feth etdiği sene-i mezkûrde bu hâk-i amber-pâke geldikde bu şehri Durak Hân âbâdân etdiğiyçün şehr-i Durak derler. Dal-ı mazmume ve vâv-ı müczem râ-yı meftûh ve elif-i meskûn ve kaf-ı müczem ile Duvrak şehri derler. Başka hânlıkdır kim üç bin nökere mâlikdir ve on iki aded hâkimi mukarrerdir. Şehri bir vâsi‘ çemenzâr fezâda nehr-i Kârûniyye kurbünde altı bin hâneli ve câmi‘ ü hân u hammâm ve çârsû-yı bâzârlı şehr-i şîrîndir. Mahbûb u mahbûbesi dahi şîrîn zebân ve marâlî vü gazâlî gözlü ve münevver yüzlü Arab u Acem mahbûbları vardır.
EÇS IV 365a–365b
Bu mahalde Acem haddi tamâm olup Basra hudûduna kadem basdık. Zîrâ Şatt'ın şarkında hâk-i Acem'de Basra'nın Böğürdelen nâm kal‘asının 365b hâk-i pâki vardır. Hîn-i sulhda hâk-i Acem'de Böğürdelen kal‘ası binâ olunmuşdur. Andan yine cânib-i garba Kârûniyye nehri kenârıyla 9 sâ‘atde,
EÇS IV 365b
Sene (---) târîhinde Acem'in böğrün delmek için alâ rağmi'l-a‘dâ hâk-i Acem'de kuvvet-i bâzû ile bu kal‘a[yı] (---) (---) binâ edüp nâmına Böğürdelen dediler. Sâhil-i Şatt'da şekl-i murabba‘ gâyet metîn tula binâ-yı hısn-ı hasîn kal‘a-i zîbâdır. Lâkin Basra gibi büyük değildir. Dâ’iren-mâdâr cirmi üç bin adımdır ve handakı vardır. Ve Şatt kenârında bir kapusu var, kıbleye nâzırdır. Ve cânib-i berre şark tarafında Duvrak şehri kapusudur. Derûn-ı kal‘ada sâkin başkaca sancak beği hâkimdir kim bin mikdârı nökere mâlikdir. Bu kal‘a hudûd-ı Acem'de intihâ-yı serhad bender olmağile kal‘a dizdârı ve sekiz yüz kal‘a neferâtı vardır ve başkaca gümrük emîni vardır. Diyâr-ı Acem'den ve diyâr-ı Hürmüz'den gelen bâzergân metâ‘larından bâc u gümrük alınır bender-i Böğürdelen'dir kim şâhî darbzen toplar ile Acem'in ve Fireng gemilerinin böğrün deler şâhâne top-ı kûbları vardır. Ve derûn-ı kal‘ada cümle altı yüz mikdârı müfîd ü muhtasar külbe-i ahzânları ve câmi‘ vü hânları ve gâsılları ve birkaç dükkânları vardır ammâ gayrı imâretleri yokdur. Lâkin bâğ-ı nahlistân [u] gülistânları çokdur.
EÇS IV 365b
Andan gemilere süvâr olup karşu tarafda yine şehristân-ı Arab kal‘a-i Basra; hamd-i Hudâ selâmetle dâhil olup Basra hâkimi Hüseyin Paşa velî-ni‘metimize ve Murtezâ kethudâsı karındaşımıza Huveyze şehrinin at gemilerinden (---) şehrinin Gucurât kutnîlerinden ve Duvrak şehri elma ve ayvalarından hedâyâlarımız verüp yine şehr-i Basra içre birkaç eyyâm cân sohbetleri etmeğe başladık.
EÇS IV 365b
Hikmet-i Hudâ Acem Şâhı olan Şâh Abbâs-ı Sânî'den Yâr Alî Hân nâm bir hân-ı benâm elçi gelüp Basra mukâbelesinde olan Böğürdelen kal‘asındaki kadırga ve kayıklar ve ma‘şûka nâm peremeler ile hânı Şatt üzre beri Basra'ya geçirirken rûy-ı deryâda bir alây-ı azîm olup alâ zu‘mı'l-a‘dâ Basra kal‘asından niçe yüz pâre toplar atılup niçe bin tüfeng-i pürrengler endâht olup âdem deryâsı temevvüc edüp cümle ahâlî-i Basra Acem elçisi istikbâline bir alây-ı Muhammedî olmuşdur kim diller ile ta‘bîr ü kalemler ile tahrîr olunmaz.
EÇS IV 365b
Ba‘dehû elçi i‘zâz [u] ikrâm ile Hüseyin Paşa huzûruna gelüp ser ber-zemîn edüp şâh-ı âlî-câhın nâmesin paşaya verüp kırâ’at olundukda mefhûm-ı nâme ma‘lûm-ı Hüseyin Paşa olup şâh tarafından gelen hedâyâları Hüseyin Paşa birer kerre gözden geçirüp kabûl edüp hazînedâra teslîm etdi.
EÇS IV 365b
İbret-nümâ-yı sun‘ı azîm: Gelen elçi bir kafes içre bir kara karınca ve gâyet beli ince kuvvet [ü] kudreti kadarınca kafes içre harekât ederdi. Ammâ cüssede tazı kelbi kadar var idi. Hatta bir altun zencîr ile karıncayı kafese kaydbend etmişlerdi. Hikmet-i sun‘-ı azîm idi.
EÇS IV 366a
Dâru'n-Nusra ya‘nî kal‘a-i Basra'dan Bağdâd'a gitdiğimizi beyân eder
EÇS IV 366a
Evvelâ Basra'dan yine Murtezâ Paşa kethudâsı refîkımız ile cümle beş yüz aded pür-silâh cengâver fetâlar ile azm-i Bağdâd-ı behişt-âbâd deyüp Basra'dan cânib-i şimâle Şatt kenârıyla,
EÇS IV 366a
Menzil-i kal‘a-i Eski Mansûre: Nehr-i Murâd kenârında, Basra hâkinde olduğu bâlâda mastûrdur. Andan gemilerle yine cezîre-i Kurna'ya nehr-i Furât ile geçüp,
EÇS IV 366a
Kal‘a-i Yeni Mansûre'de karâr etmeyüp Havri's-subû‘ nâm mahalden ubûr edüp 12 sâ‘atde,
EÇS IV 366a
Menzil-i kal‘a-i Fethiyye: Mukaddemâ bâlâda tavsîf olunmuşdur. Andan yine cânib-i şarka 8 sâ‘atde,
EÇS IV 366a
Menzil-i kal‘a-i Kurna: Bu dahi mukaddemâ bâlâda temdîh olunmuşdur. Bunda bir gün meks edüp mîr-i livâsından ve yeniçeri ağasından ve gayrı a‘yânından cüz’î ve küllî hedâyâlar alup cümle dostân-ı muhibbân-ı sâdıkân ile vedâlaşup yine cezîre-i Kurna içre tur‘a-i Zekiyye-i âb-ı hayâtı gemiyle ubûr edüp 7 sâ‘atde,
EÇS IV 366a
Menzil-i kal‘a-i Mansûre. Andan yine cânib-i (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IV 366a
Evsâf-ı kal‘a-i kadîm-i üstüvâr, ya‘nî sûr-ı Hımmâr
EÇS IV 366a
Bu kal‘a-i sene 121 târîhinde Âl-i Emeviyyûn'dan Mervân-ı Hımâr binâ etdiğiyçün kal‘a-i Hımmâr derler. Mervân-ı Hımâr bu hisâr-ı üstüvârı ol kadar imâr etdi kim yetmiş bin alaca atlı askeri ve iki kerre yüz bin gayrı nökeri atlanırdı. Ebü'l-Müslim-i Mervî Horasân'dan on iki bin leşker-i muvahhidîn ile hurûc edüp Mervân dahi üç kerre yüz bin cünûd-ı cünübiyle Ane ve Seleme sahrâlarında Ebü'l-Müslim ile ceng-i perhâş edüp yedi gün savaş-ı azîm ederek âhir Mervân'ın dedesi Mu‘âviye Hazret-i Alî ile nehr-i Furât sâhilinde Ca‘ber kal‘ası altında Hazret-i Alî ile Sıffîn cengi etdikleri yerde Mervân ve Ebü'l-Müslim ceng edüp bi-emri Hudâ sekizinci günde Mervân-ı Hımâr münhedim olup Şâm'a firâr etdikde iki kerre yüz bin asker-i Mervâniyân teber-i Ebü'l-Müselmân'dan geçüp Mervân'ın akîbince Ebü'l-Müslim askeri Mervân'ı kovarak Şâm'dan Gazze'ye, andan Arz-ı Hasan-ı Bilbeys'e andan Mısır'a varınca Mervân'ı kovup âhir Mervân Mısır'da dahi karâr edemeyüp diyâr-ı Sudan'a firâr etmek içün şehr-i Mısır'dan nehr-i Nil'i ubûr edüp karşu Cîze şehri hâkinde Heremeyn ya‘nî Fir‘avn dağları kurbünde Busır nâm mahalle varup "Ebü'l-Müslim elinden halâs oldum." deyü mezkûr karyede hâb-âlûd olmuşken Ebü'l-Müslim tarafından kova gelen Âmir ibn Cürcânî ibn Abdullah-ı Mâznî Mervân-ı Hımâr'ı yorgun argın ve durgun eşek gibi yatır bulup hımâr-ı eşek gibi anırda anırda katl edüp başın Haleb'de Ebü'l-Müslim'e götürüp kavm-i Müslimî emîn oldular.
EÇS IV 366a
Ba‘dehû Mervânîler Mervân-ı Hımâr'ın na‘şın yine katlolunduğu Busır büleydesinde defn etdiler. Hâlâ gayrı ziyâret-i Mervâniyândır kim Âl-i Emeviyyûn bu Mervân-ı Hımâr'da inkırâz buldu. Cümle 14 aded halîfe-i Benî Ümeyye idi. Müddet-i îşân sene 91 Şâm-ı cennet-meşâm taht-ı Emeviyyûn idi. İbtidâları Mu‘âviye ibn Ebî Süfyân'dır ve neseb-i Resûl'dendir. Müddet-i emâret-i Mu‘âviye sene 19, şehr 3 vefâteş der-şehr-i Recebü'l-mürecceb fî sene 60, müddet-i ömreş sene 78 Şâm'da medfûndur.
EÇS IV 366a
Ahır evlâdı Hımâr'ın gövdesi Mısır Cîze'sinde belde-i Busır'da başı şehr-i Haleb'in Kellâsiyye mahallesinde medfûndur. Ba‘dehû Ebü'l-Müslim-i Teberdâr askeri Mervâniyân'ı kıra kıra bu Basra kurbünde merkûm Ammâre kal‘asın feth edüp içinde olan Mervâniyân'ı cümle teber-i Müslimî'den geçirüp bu Hammâr kal‘asın harâb u yebâb edüp ba‘dehû yine imâr olup hâlâ Basra hükmünde sancak beği mukâta‘sında ma‘mûr kal‘ası Şatt cezîresi kenârında türâbdan şekl-i muhammes bir küçük kal‘adır. Dizdârı ve iki yüz neferâtları vardır ve cümle tahtânî müfîd ü muhtasar türâb ile mestûr hâneleri ve câmi‘ ve hân u hammâmı ve çârsû-yı bâzârı vardır.
EÇS IV 366b
Evsâf-ı Kasr-ı Ca‘feriyye: Sene 192 târîhinde Âl-i Bermekiyân'dan Ca‘fer-i Bermekî imâr u termîm etdiğinden Kasr-ı Ca‘ferî derler, ammâ ibtidâ bânîsi Âl-i Abbâsiyân'dan el-Mütevekkil Alallah bu şehri müceddeden inşâ edüp nehr-i Şatt'dan Katul nâm bir tur‘a-i azîm ayırup Kasr-ı Ca‘feriyye'den aşağı çöle cereyân edüp niçe yüz pâre kurâları reyy edüp bitdikden sonra nehr-i Katul denmeyüp Nehrivân derler.
EÇS IV 366b
Ba‘dehû Cürc-âbâd kasabasından aşağı nehr-i Şatt'a mahlût olur ammâ bu mezkûr nehr-i Katul'un ibtidâ Şatt'dan mahreci bu Kasr-ı Ca‘ferî kurbündedir. Hâlâ bu Kasr-ı Ca‘ferî ancak Şatt kenârında bir ma‘mûr kasaba-misâl kalmışdır.
EÇS IV 366b
Cümle (---) aded tahtânî ve fevkânî müfîd ü muhtasar beyt-i fukarâlardır. Câmi‘i ve hânı ve kahvehâneleri ve bâğ u bâğçe ve gülistânı ve kifâyet mikdârı dükkânı vardır. Ammâ müverrihân-ı Irâk'ın tahrîri üzre Kasr-ı el-Mütevekkil Alallah Şatt cezîrelerinden Ravza nâm bir cezîrede bir kasr-ı azîm etmiş kim içinde yetmiş hammâmı ve üç yüz aded maksûreleri ve niçe bin havz u şadırvân ve müte‘addid çile-hâne-i nakş-ı nigârhâne-i çîn hücreler var imiş. Bu Kasr-ı Ravza içre on iki bin huddâm var imiş ve her huddâma birer tarz üzre inşâ olunmuş pencere ve şâhnişînler ile ârâste ve kat-ender-kat gûnâ-gûn maksûreler ile pîrâste olmuş Kasr-ı Ravza-i Mütevekkil imiş. Ancak hâlâ temelleri zâhir ü bâhirdir. Ammâ kasabası ma‘mûr u zâhirdir. Ve hâkimi,
EÇS IV 366b
Evsâf-ı menzil-i Medâyin-i Hûrî: İbtidâ bânîsi (---) (---) (---) (---) (---) (---) ammâ nehr-i Şatt'dan ba‘îddir ve arslanı gâyet çokdur ve Kurna kal‘asından bu mahalle gelince otuz bir sâ‘atlik yerdir.