İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS IV 374b
Bu hakîr mukaddemâ Acem diyârın seyâhat ederken Hemedân ve Dergezîn taraflarından güzer edüp bu kûh-ı Akra dâmenlerinden güzer ederken bu kûh-ı Akra'nın ve ma‘âdinlerinin evsâfı tahrîr olunup tekrârına hâcet yokdur. Ammâ şimdi mezkûr kûh-ı Akra'nın cânib-i kıble ve garbîsi mâbeynine bir menzil ba‘îd kal‘a-i Akra düşer. Diyâr-ı Hakkarî'nin Çölümerik nâm şehrine cânib-i şimâle dörd menzil ba‘îd kal‘a-i Akra'dır.
EÇS IV 374b
Ve bu Akra'nın cenûbunda dağlar içre şehr-i Nenîvâ Hazret-i Yûnus aleyhi's-selâmın meb‘ûs olup lisân-ı Ekrâd'ı anın ta‘lîmiyle kavm-i Humeydî'den (---) (---) nâm kimesne tekellüm etdiği şehr-i Nenîvâ bu şehr-i Akra'ya iki konakdır. Hâlâ ol kadar imâr değildir.
EÇS IV 374b
Anda hâne-i Yunus aleyhi's-selâm hâlâ ma‘mûr ve ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır. Hazret-i Yûnus kâh bu medîne-i Nenîvâ'da sâkin olurmuş ve kâhîce şehr-i Musul'da sâkin olurmuş. Âhir-ı kâr Ekrâd-ı mu‘ânidin ısyân u tuğyânları derdinden Yûnus Nebî şehr-i Musul'u terk edüp Akra'nın Humeydiyye kavminden niçe mu‘tekid âdemler ile cânib-i garba seyâhat ederek sâhil-i Bahr-i Sefîd'e gelüp leb-i deryâda bir külbe-i ahzân inşâ edüp tâ‘at u ibâdâta meşgûl idi.
EÇS IV 374b
İlhâm-ı Hayy-ı Kadîr bir gün Hazret-i Yûnus eydür: "İlâhî bana dokuz deryânı seyr {etdir." deyü du‘â eder.
EÇS IV 374b
Hikmet-i Hudâ ale's-seher bir Bahr-i Muhît gemisi Yûnus Nebî olduğu mahalle gelüp Yûnus Nebî dahi bu keştîye girüp azm-i bahr-i Ummân edüp giderlerken hikmet-i Hudâ bir rûzgâr-ı zorkâr zâhir olup cümle ibâdullah gark-ı deryâ olmada.
EÇS IV 374b
Hazret-i Yûnus Nebî eydür: "Bu girdâbdan murâdınız halâs ise kur‘a ile birbirinizi deryâya atasuz. Tâ ki gemi hiffet bulup halâs olasuz" dedikde eyle ederler.
EÇS IV 374b
Hikmet-i Hudâ üçüncü kur‘a Yûnus Nebî'nin deryâya atılmasına gelüp amân vermeden Hazret-i Yûnus'u Bahr-i Sefîd'e ilkâ ederler.
EÇS IV 374b–375a
Hikmet-i Hudâ ol ân} bir neheng-i azîm Hazret-i Yûnus'u yudar. Hemân ol ân neheng-i okyonus {görür kim yutduğu gıdâ bir nûr-ı İlâhîdir kim cemî‘i deryâların mâhîleri gelüp karnındaki kişiyi ziyâret ederler ve neheng kendi karnı rahmet deryâsı kadar olmuş. Âhir-ı kâr fakîr neheng karnında bir enbiyâyı hıfz edemeyüp} dîvâne olup berk-i hâtif gibi Bahr-i Sefîd içre şinâverlik ederek Sebte Boğazı'ndan taşra çıkup bahr-i Muhît'e girer. Andan bahr-i Moğolyan'a varır. Andan bahr-i Fiyamenk'e ve bahr-i Yenidünyâ'ya ve bahr-i Okyonus'a ve bahr-i Girdâb'a ve bahr-i Ummân'a, andan bahr-i Hürmüz'e andan nehr-i Şatt ile balık şinâverlik ederek kırk günde bi-emrillahi Ta‘âlâ Hazret-i Yûnus'u mezkûr balık Şatt kenârında şehr-i Musul'da kayy edüp Hazret-i Yûnus şiddet-i hârda uryân kalınca bi-emrillahi Ta‘âlâ Yûnus Nebî'nin etrâfında kabak ağacı hâsıl olup Yûnus'un avret yerlerin kabak yaprakları setr edüp 375a şiddet-i hârdan ve şav-ı rûzgârdan emîn olur. Ve mezkûr balık Hazret-i Yûnus ile kırk gün enîs-i ülfet edüp yedi deryâyı geşt ü güzâr etdirdiğinden hüsn-i ülfet edüp niçe sene nehr-i Şatt içre şinâverlik edüp her bâr Hazret-i Yûnus'u ziyârete gelüp Hazret-i Yûnus bu mâhîye nafaka verirdi. Hâlâ ol mâhîlere Yûnus balığı derler. Akdeniz'de ve Karadeniz'de çok olur. Esmerü'l-levn zararsız bir gûne mefret mâhîdir.
EÇS IV 375a
{Ammâ hikmet}: Beher sene niçe bin yûnus balıkları bahr-i Muhît'den bahr-i Ummân'a ve bahr-i Hürmüz'e andan nehr-i Şattu'l-Arab'a girüp baş yukaru cânib-i şimâle Bağdâd önünden geçüp şehr-i Musul'da Hazret-i Yûnus'u yudan mâhî-yi Yûnus'u ziyâret iddüp yine Şatt ile avdet etdiklerin niçe bin Şatt kelekçileri görmüşlerdir. Zîrâ Hazret-i Yûnus, şehr-i Musul'un Şattu'l-Arab şarkîsi tarafında balık karnından çıkdığı mahalde medfûndur ve niçe sene mürûrundan balık dahi ölüp Hazret-i Yûnus Nebî civârında kavm-i Humeydiyye ki ümmet-i Yûnus Nebî'dir, mezkûr balığı anlar Yûnus Nebî cenbinde defn etmişlerdir.
EÇS IV 375a
{Bir rivâyetde "Hazret-i Yûnus merhûm olduğu ân nûn-ı Yûnus dahi ölüp cenb-i Yûnus Nebî'de Humeydiyye kavmi yûnus balığın defn etmişlerdir." deyü yazmışlar}.
EÇS IV 375a
Ve niçe müverrihler kabak ağacı bu Musul'da Hazret-i Yûnus içün halk olduğun tahrîr etmişlerdir.
EÇS IV 375a
El-âye sûre-i (---) (---) Arapça âyetin müfessirîn böyle tefsîr etmişlerdir.
EÇS IV 375a
Ve niçe tevârîhde ve tevârîh-i Mıkdısî'de Hazret-i Yûnus'un bu şehr-i Akra'da Humeydiyye kavmi ümmetlerinden hoşnûd olup bu Akra'ya gelüp yedi sene sâkin olup niçe mu‘cizeler gösterüp halkı îmâna da‘vet etdiğin tahrîr edüp niçe mu‘cizelerin tahrîr etmişler. Evvelâ,
EÇS IV 375a
Mu‘cize-i Yûnus Nebî: Bu kal‘a-i Akra kurbünde medîne-i Nenîvâ ki Hazret-i Yûnus anda meb‘ûs olmuşdur. Ana karîb dağlar içre üç sâ‘atde Beled-i Betra nâm bir kend-i sağîr vardır. Bu kend halkından Hazret-i Yûnus asrında imân getiren Humeydiyye kavminden idiler. Çünki Hazret-i Yûnus balık karnından çıkup şiddet-i hârda aç u zâc ve bir nâna muhtâc kalınca bu mezkûr Betra halkı şehr-i Musul bâzârına gelmişlerdi. Hazret-i Yûnus'u bu hâlde görüp bir hayli i‘zâz u ikrâm edüp bir nânpâre verüp Hazret-i Yûnus'u toylayup kal‘a-i Akra'ya andan Beled-i Betra'larına getirüp ta‘zîm ü tekrîm ederler. Hazret-i Yûnus bunlardan mahzûz olup hayr du‘â edüp bu kavme bir âsiyâb-ı dakîk binâ edüp "İnkırâzu'-devrân mü’ebbed ola!" deyü du‘â eder. Hâlâ ol değirmân Beled-i Betra hâricinde zâhir ü bâhirdir.
EÇS IV 375a
Nitekim Hazret-i Yûnus aleyhi's-selâm hayâtda idi, susuz deverân edüp gice ve gündüz yüz elli tağar gendümü kendi kendinden öğüdüp dakîk-i rakîk hâsıl ederdi. Hâlâ cemî‘i değirmânın enkâz-ı bisâtları Diyârbekir kal‘asının siyâh taşı gibi esved-gûn seng-i hârâlardan çarhları ve fili ve milleri ve dollâbları ve göze ve revzeleri ve tahtânî ve fevkânî taşları cümle seng-i hârâdan enkâzlardır kim ne âteşe yanar ve ne kırılır ve ne fenâ bulur. Bir gûne seng-i hârâdır kim gûyâ Diyârbekir kal‘ası taşıdır. Niçe yüz sene deverân edüp niçe kerre yüz bin âdem ol âsiyâb-ı bî-mâdan intifâ‘ görürlerdi. Ba‘zı âdemin gendümi âsiyâb içre kalmasa hemvâre deverân ü seyerân eden seng-i tahhâna ol âdem "Yûnus Nebî hakkiyçün dur!" dese bi-emrillah dururdu. Ve yine ulbe-i âsiyâba gendüm koyup "Yûnus Nebî aşkına deverân eyle!" deseler hemân bi-emri Hudâ tahhânın seng-i âlîsi ve süflîsi deverân ederdi.
EÇS IV 375a
Garâbet bunda kim hâlâ cemî‘i âsiyâbların deverânı su ile yâhûd devâbât iledir ve altındaki taşı sâbitedir ve üstünde taşı deverândadır ammâ bu âsiyâbın ne suyu var ve ne tahhâncısı var. Hemân yemîn-i Yûnus Nebî nâmıyla altındaki taş sağına ve üstündeki taş soluna deverân edüp rakîk dakîk hâsıl ederdi ve bu tahhândan "Yâ Ganiyy-i Muğnî!" sadâsı istimâ‘ olunurdu.
EÇS IV 375a
Bu âsiyâb tâ Enûşirvân asrına dek bî-mâ deverân ederdi. Ol asırda bir bî-dîn mil-i tahhânda olan hatt-ı Yûnus üzre tebevvül edince deverân etmez olur.
EÇS IV 375a
Andan sonra kavm-i benî Hamûdiyye peygamberimiz "Hazret-i Yûnus Nebî mu‘cizesidir, mu‘attal kalmasın." deyü dağlardan değirmâna sular salup niçe yüz sene su ile deverân eder ammâ ne taşları ve ne sâ’ir âletleri fenâ bulmayup yine ke'l-evvel herkesin gılâlin öğüdürdü.
EÇS IV 375a–375b
Âhir be-kavl-i müverrihân İskender-i Yunan kavm-i Rûm-ı bûm ile şehr-i Nasîbîn üzre çeri çeküp Karadere nâm mahalde Dârâ Şâh ile ceng-i azîm edüp Dârâ Şâh münhedim olup niçe yüz bin asker-i Dârâ Rûm destinde dendân-ı tîğ-ı Yunaniyân'dan geçüp Dârâ Şâh'ı esîr etdiler ve taht-ı şâhîsi olan şehr-i Karadere'yi ve şehr-i Nasîbîn'i harâb u yebâb ve halkını kebâb ve hânelerin türâb edüp diyâr-ı Acem'i Rûm keferesi harâca kesüp andan hâsıl olan mâl-ı harâcın nısfın Kudüs-i şerîfde deyr-i Gammâmeye ve nısfın Kostantiniyye içre deyr-i Alina ya‘nî Ayasofya'ya vakf 375b eyleyüp kavm-i Rûm cemî‘i Irâk-ı Arab kim diyâr-ı Haleb'dir ve Irâk-ı Acem kim diyâr-ı Bağdâd'dır, bu şehirlere ve diyâr-ı Kürdistân'a kavm-i Rûm istîlâ edüp kal‘a-i Dühük ve kal‘a-i İmâdiyye'yi ve kal‘a-i Şuhoy'u ve kal‘a-i Akra'yı, andan medîne-i Nenîvâ'yı ve beled-i Betra'yı cümle harâb u yebâb edüp bu beled-i Betra'da Hazret-i Yûnus Nebî'nin mu‘cizesiyle deverân eden değirmânın dahi harâb etmişler.
EÇS IV 375b
Niçe zamân mu‘attal kalup âhir Seyyid Hân Sultân İmâdiyye hâkimi iken imâr edüp niçe sene deverân eder. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile harâb olup hâlâ cemî‘i âlât-ı bisât-ı enkâzları siyâh taşdan pâymâl-i rimâl olup yatır ammâ yine bir âlî-himem murâd idinse imâr edüp deverân etdirir. Zîrâ cemî‘i bisâtları dest-i Yûnus Nebî ile inşâ olmağın âlât-ı hacerine rahne gelüp müsta‘mel olmadan fenâ bulmamışdır. Cümle seyyâhân-ı berr u bihâr ve kavm-i İmâdiyye ve erbâb-ı tüccâr gelüp temâşâ ederler, ve's-selâm. Ezîn-cânib,
EÇS IV 375b
Sitâyiş-i hâkimân-ı kal‘a-i Akra: Evvelâ kânûn-ı kadîm-i kavânîn-ı Âl-i Osmâniyân'dan Süleymân Hân tahrîri üzre bu kal‘a-i Akra eyâlet-i Bağdâd-ı behişt-âbâdda İmâdiyyeyi serbest hükûmetinde hâlâ kal‘a-i Akra sancak beği hükmünde kal‘a-i kadîmdir. Lâkin beği Âl-i Osmân tarafından değildir. Kânûn-ı Süleymân Hân üzre İmâdiyye hâkiminden Akra beği hil‘at giyüp tabl u alem sâhibi olup İmâdiyye hâkimiyle Bağdâd seferine ve muhâfaza ve mahâsarasına me’mûr bir mîr-i Behdinânura'dır. Taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu olmayup evâmirleri elkâbında mîr-i mükerrem tahrîr olunup Âl-i Osmân hâs-ı harâc ü bâc u revâclarına müdâhale etmeyüp livâsı hükmünde aslâ timâr u ze‘âmet yokdur ve kal‘ası ve cemî‘i hükûmâtları beğinin kabza-i tasarrufundadır. Aslâ bir ferd-i âferîde müdâhale edemez. Hatta kadıları dahi İmâdiyye tarafından bir âbid ü zâhid ü fâzıl kimesne olur. Ve beği üç bin mikdârı Humeydî Ekrâd bahâdır askerine mâlikdir. Ve sancağı hâkinde yigirmi bin mikdârı tüfeng-endâz Ekrâd re‘âyâsına mâlikdir. Cümleden melik hâkimdir. Şimâlinde dörd konak Hakkarî hâkiyle müşâdır. Cânib-i şarkîsinde şehr-i (---) Acem ile çetdeşdir. Cenûb tarafında şehr-i Şehrezûl hâkiyle hudûddeşdir. Cânib-i garbında beş konak İmâdiyye ile hem-hâkdir. Selâmetle bu kal‘aya dâhil oldukda mîr-i muhteremi Sultân Hüseyin ibn Sultân {Seyyid} idi. Murtezâ Paşa Kethudâsı Köle Yûsuf Ağa ile bu Akra kal‘asına dâhil olurken Akra beği alây-ı azîm ile istikbâlimize çıkup şehde girerken ka‘adan toplar atılup sarâyında ni‘met-i nefîseler tenâvül olunup Murtezâ Paşa'nın mektûb-ı muhabbet-uslûbun ve bir eğerli raht u bahtlı küheylân atın hedâyâ verüp cihân kadar pek hazzedüp sarâyında mihmân olduk.
EÇS IV 375b
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Akra: Ve Ekra dahi derler. Lisân-ı Ekrâd'da Ekra-i Zıbarı ve lisân-ı Urbân'da Akra-i Alî derler. Ve lisân-ı Acem'de Till-i Akra derler ve lisân-ı Moğolî'de Til Muzurî derler. Ve lisân-ı Zaza-i Ekrâd'da Til Gerdüm derler. Ve lisân-ı Yunan'da Petre Boğas derler. Ya‘nî Taşlı Kal‘a derler. Ve lisân-ı Ekrâd-ı Lulu'da Kûh-pola derler. Ve lisân-ı Yarmenî'de (---) derler.
EÇS IV 375b
El-hâsıl her lisânda kûh-ı bülendiyle meşhûr-ı âfâk bir kal‘a-i Akra-i atîkdir. Ammâ zamân-ı kadîmde şehr-i azîm imiş. Aşağı sahrâsında cümle Zıbarı Ekrâdı sâkinlerdir. Ve Ekrâd-ı Pesân ve Ekrâd-ı Muzurî dahi vardır ammâ azdır. Ammâ kavm-i Humeydî gâyet çokdur. Ve Hânzâde Sultân vilâyeti bu Akra hâkiyle hem-hudûd olmağın Hânzâde'nin (---) Ekrâdı aşîreti her bâr bâzâr-ı Akra'ya gelirler.
EÇS IV 375b
Ve bu Akra kal‘ası hâk-i Sûrân ile hem-müşâ olmağile kal‘a-i Akra'ya kavm-i Sûrân'ı komazlar. Zîrâ birkaç kerre kavm-i Sûrân Akra üzre hücûm etmişlerdir ammâ hâ’ib ü hâsir gitmişlerdir. Ol zamândan berü kal‘a-i Akra dîdebânları bâb-ı Akra'da nigehbânlık ederler. Kal‘ası evc-i semâya ser çekmiş seng-i hârâ ile mebnî bir sûr-ı kavîdir ve şekl-i muhammes handaksız ve bâğ u bâğçesiz bir püşte-i kebût üzre hisâr-ı mebnîdir. Bu kal‘a hasretü'l-mülûk olup niçe kerre bu hisâr-ı metîne üzre selâtîn-i selef ceng [ü] cidâl ü harb [ü] kıtâl edüp aşağı sahrâda (---) (---) mahalde üstühân-ı benî Âdem mâl-â-mâldır. Ve derûn-ı sûrda cümle (---) aded fevkânî ve tahtânî kârgîr binâ hâne-i zîbâlardır kim cümle hâk-i pâk ile mestûr beyt-i ma‘mûrlardır. Ve cümle (---) aded mihrâbdır. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) mâ‘adâ mesâcidlerdir.
EÇS IV 376a
Andan cânib-i şimâle İmâdiyye kal‘asına azîmet edüp 6 sâ‘atde,
EÇS IV 376a
Menzil-i karye-i Bekufâr: İmâdiyye hâkinde kal‘a-i Baytanûr hükmünde üç yüz hâneli câmi‘ ve medrese ve hammâmlı bâğ u bâğçeli Ekrâd kendidir. Karye-i Bekufâr lisân-ı Ekrâd'da söylenici sıçan köyü demekdir. Hakkâ ki faresi çokdur ve hirresi azdır. Andan yine cânib-i şimâle 9 sâ‘atde gidüp,
EÇS IV 376a
Evsâf-ı dâr-ı kadîm Sûr, ya‘nî kal‘a-i Baytanûr
EÇS IV 376a
Lûgat-i sahîhi Bî-tennûr'dur. Zamân-ı kadîmde bu kal‘a hâyilindeki kûh-ı bâlâda bir gâr var idi. Bir tarafı germâb var idi. Herkes hamîrin ol gâra koyup ekmeği pişerdi ve germâb hammâmına girüp şehre gelirdi. Bu şehir içre bir kimesne tennûra muhtâc olmayup murâd-ı merâmları üzre mezkûr tennûrda nânları pişdiğiyçün şehr-i Bî-tennûr derler. Mürûr-ı eyyâm ile galat-ı meşhûr olan evlâ olmağile Baytanûr derler. Ba‘zı müverrihîn ol gâr-ı tennûr Hazret-i Nûh'un du‘âsı berekâtıyla oldu, derler. Zîrâ Hazret-i Nûh ba‘de't-Tûfân bu mahalle bir menzil karîb cebel-i Cûde üzre keştiyle karâr etdiği sûre-i (---) âyet Arapça nassıyla müsbetdir. Andan bu kûh-ı bâlâya gelüp bu gâr-ı tennûrda du‘â edüp tennûr gibi oldukda ekmek pişirmişlerdir. Anınçün bu kal‘aya bî-tennûrdan galat Baytanûr derler.
EÇS IV 376a
Bânîsi, Âl-i Benî Ziyâd'dan Behistivân ibn Şemkîn binâ etmişdir. Âl-i Benî Ziyâd altı neferdir. Vilâyet-i Cürcân ve diyâr-ı Taberistân'a mâlikler idi. Ba‘dehû Şâh Behistivân Irâk-ı Şehrezûl'a mâlik oldukda bu kal‘a-i Bî-tennûr'u bir püşte-i âlî üzre inşâ eyledi. Ammâ gâyet küçükdür, lâkin sa‘b hisârdır kim cânib-i etrâfından bir vech ile zafer mümkin değildir. Meğer birkaç sene her tarafdan muhâsara olup kaht-ı galâdan amân ile kal‘ayı vere ile vereler. Andan muhâsara edenler kal‘aya gireler. Yohsa bir vech ile duhûlü mümkin değildir. Hâlâ İmâdiyye eyâletinde Şuhoy beği hükmünde bir hisâr-ı şîrîndir.
EÇS IV 376a
Andan yine dağlar içre 5 sâ‘atde cânib-i şimâle gidüp,
EÇS IV 376a
Menzil-i karye-i (---): Bu dahi Şuhoy kal‘ası hudûdunda yüz hâneli köydür. Andan 6 sâ‘at gidüp,
EÇS IV 376a
Evsâf-ı misâl-i şehr-i Hoy ya‘nî kal‘a-i Şuhoy: Bânî-i kadîmi yine Âl-i Benî Ziyâd'dan Merdâvîh Şâh binâ etmişdir. Vech-i tesmiyyesi lisân-ı Ekrâd-ı Zaza'da Şıhoy (---) (---) (---) derler. Anınçün kal‘a-i Şuhoy dediler. Bu dahi eyâlet-i İmâdiyye'de başka sancak beği tahtıdır. Ammâ Âl-i Osmân'dan hil‘at giymeyüp İmâdiyye hâkiminden me’zûn mîr-i livâdır. Lâkin evâmir-i Âl-i Osmân'da beğine mîr-i muhterem elkâbı yazılır. Hâs-ı hümâyûnu yokdur. Taht-ı hükûmetinde olan harâc u bâc-ı bâzâr cümle beğinin hâssıdır. Bunun dahi hâk-i pâkinde aslâ timârı ve ze‘âmet ve çeribaşı ve alâybeği ve dizdâr u serdâr yokdur.
EÇS IV 376a
Der-beyân-ı eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Şuhoy: Bu kal‘ayı gördüğümüz mahalde hâkimi Muhammed Beğ nâm bir mîr-i benâm idi. Alây ile istikbâle çıkup derûn-ı sûrda meks edüp ziyâfetler tenâvül olundu ve kal‘adan birkaç hurde şâhî toplar atıldı.
EÇS IV 376a
Evsâf-ı şehr-i dâr-ı cihâd, kal‘a-i Âzerzâd: İbtidâ bânîsi Âzeroğullarından Melik Âzer olmağile kal‘a-i Âzerzâd derler ammâ kavm-i Ekrâd Âzerzâr derler. Bu dahi İmâdiyye hükmünde kal‘a-i Baytanûr ile kal‘a-i Şuhoy'a karîb ve Salcân Şuhoy Beği Muhammed Beğ hükmünde bir püşte-i bâlâ üzre seng-binâ kal‘a-i ra‘nâdır lâkin küçük sûr-ı zîbâdır.
EÇS IV 376a–376b
Andan yine cânib-i garba meyyâl sa‘b kûhlar içre 6 sâ‘atde 376b kal‘a-i İmâdiyye nümâyân olunca İmâdiyye hâkimi (---) (---) Hân askeriyle zâhir u bâhir olup Murtezâ Paşa kethudâsı istikbâl edüp cemî‘i İmâdiyye askerinin güzîdesi cebe vü cevşene müstağrak olup bir alây-ı azîm ile İmâdiyye'ye girerken kal‘a-i İmâdiyye'den şâhî ve balyemez toplar atılup evce urûc eder gibi kal‘a-i İmâdiyye'de (---) (---) hânın sarâyına dâhil olup dîvân-ı azîm oldu.
EÇS IV 376b
El-azametullah diyâr-ı İmâdiyye'nin pâk ü pâkîze semmûr kürklü a‘yân u eşrâfı ve ulemâ vü sulehâsı ve cümle hânın on bin mikdârı güzîde askeri şal ü şapik ve çarık ile mülebbes olmuş tüfeng-endâz ceyş-i mehîbi cem‘ olup hânın dîvânında yemîn ü yesârda altun ve gümüş kavuklu serbendleri turna telli ve şahin çığalı kapucubaşıları ve zer ü zîvere müstağrak olup âdâb üzre el kavuşup dîvânhâne-i hânda tabl u nefîr ü kudümlere turralar urulup dîvân-ı hâkim tamâm oldukda Murtezâ Paşa efendimizin nâmeleri kırâ’at olunup mefhûmu ma‘lûm-ı hân-ı âlîşân olunca hân eyitdi: "Ey kavm-i İmâdiyye, Murtezâ Paşa karındaşımız bizden bizim duhter-i pâkîze-ahterimizi menkûhalığa şer‘-i Resûl-i mübîn üzre taleb eylemiş, ne buyurursuz?" dedikde cümle a‘yân-ı İmâdiyye "İstihâl istihâl, Allah mübârek eyleye!" denildikde şeyhülislâm-ı İmâdiyye eydür: "Kani Murtezâ Paşa vekîli ve kani ya bu hânın vekîli?" dedikde Murtezâ Paşa kethudâsı meydân-ı muhabbete çıkup hân ile dest be-dest olup Bânû Perî'yi Murtezâ Paşa'ya şeyhülislâm nikâh edüp Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet olunup niçe bin kâse eşribeler nûş olunup Murtezâ Paşa tarafından hâna ve hân kethudâsına ve şeyhülislâma semmûr hil‘atler giydirilüp sâ’ir ümerâ-yı a‘yâna yüz elli kadar zerdûz hil‘atler giydirilüp üç katar-ı katır yükü zî-kıymet tuhef-i tefârik-i kâmyâb makûlesi hedâyâları hâna pîşkeş çeküp Dâvûdî zırhlar ve tuğulka-yı Tâlûtîleri hâna bergüzâr edüp on re’s küheylân-ı sâfinâtu'l-ciyâd misilli atları hâna hedâyâ çeküp hân-ı âlîşân, cihân cihân hazz edüp ol ân Murtezâ Paşa'ya nikâh olduğu müjdecileri gidüp andan İmâdiyye hânının niçe bin sahûn et‘ime-i nefîse ni‘met-i mümesseki meydân-ı muhabbete gelüp bir summât-ı Muhammedî çekilmişdir kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Ba‘de't-ta‘âm Murtezâ Paşa kethudâsına hân kendü sarâyına hücreler döşeyüp anda mihmân oldu.
EÇS IV 376b
Bu hakîre Musul kapusu kurbünde Muzurî beği sarâyını menzilgâh verüp hakîre bir kîse guruş hammâm-bahâ ve bir boğça esvâb-ı girân-bahâ gelüp cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtımız ta‘yîn olunup her gâh u geh gâh hân-ı âlîşânın şeref-i sohbetiyle müşerref olup a‘yân-ı İmâdiyye ile hüsn-i ülfet edüp ahvâl-i İmâdiyye'yi tetebbu‘ edüp alâ kadri'l-imkân tahrîre cür’et olundu.
EÇS IV 376b
Evsâf-ı şehr-i Amediyye, binâ-yı Behdînân vilâyet-i Seyyid Hân, ya‘nî kal‘a-i ibret-nümâ-yı hısn-ı hasîn, İmâdiyye-i sedd-i îmân
EÇS IV 376b
Cemî‘i müverrihân-ı cihân kavilleri üzre bu sûr-ı ibret-nümûn olan İmâdiyye hakkında müttefekun aleyh olup eyle tahrîr ü terkîm eylemişlerdir. Ba‘de't-Tûfân-ı Hazret-i Nûh Necî bu mahallere karîb cebel-i Cûde üzre necât bulup keştî-i Nûh'dan çıkan benî Âdem bu edîm-i arza istîlâ edüp her biri bir diyâra perîşân olup cây-ı vatan edindiler. Ammâ bu İmâdiyye gârlarında ibtidâ vatan edinen Âl-i Amâlika'dan Keyûmers oğlu Behdînân bu İmâdiyye kûhunda tavattun edinüp üç yüz sene kâmil mu‘ammer olup evlâd-ı evlâdı tenâsül buldu. Anınçün bu kûh-ı İmâdiyye'ye vilâyet-i Behdînân derler. Ba‘dehû niçe mülûkdan mülûka bu İmâdiyye intikâl edüp âhir Hazret-i İsâ asrından sonra Âl-i Benî Ziyâd'a nakl edüp Melik Merdâvenc ve Melik Şemkin ve Melik Behistivân ve Melik Kapus ve Melik Menûçehr ve Melik Enûşirvân nâmân melikler cümle cehele-i dalâlet-âyînlerden olup bu İmâdiyye'ye ve Irâk u Medâyin'e mâlikler idi.
EÇS IV 376b
Âhirü'l-emr ba‘dehû hicreti'n-Nebeviyye Hazret-i Alî nehr-i Furât kenârında Mu‘âviye ibn Ebî Süfyân ile ceng-i azîm edüp Hazret-i Alî Mu‘âviye'den dilgîr olup Kûfe şehri ve Medâyin şehrin pây-i taht edinüp ol sene-i mübârekede bizzât Hazret-i Alî kerremallahu veche asâkir-i Urbân ile bu İmâdiyye kal‘asın muhâsara edüp yedi ayda cebren ve kahren Enûşirvân oğlu Amedân destinden dest-i kahr ile feth etdiğini müverrihân-ı Arab u Acem tahrîr etmişler. Amedân Kral ibn Enûşirvân bir amûd-ı müntehâya sarılup mürd olmuş bulunduğu müverrih Mıkdısî-i Yarmenî hûb tahrîr etmişdir.