EÇS IV 376b
Melik Amedân imâda sarıldığından İmâdiyye deyü vech-i tesmiyyesi olunmuşdur. İnşâallah mahalliyle ol mutalsam amûdun evsâfı dahi tahrîr olunur.
EÇS IV 376b–377a
Ba‘de'l-feth bu kal‘a-i İmâdiyye'nin hükûmetin Hazret-i Alî 377a ammîzâdelerinden (---) İbn Hazret-i Abbâs'a verüp diyâr-ı İslâm oldu. Hâlâ İmâdiyye hâkimleri Seyyid Hân ve Murâd Hân ve Mîrhâc Hân ve Memkân Hân ve niçe hânlar cümle-i cümele Hazret-i Alî'den berü sülâle-i ırk-ı tâhir-i Âl-i Abbâsiyân'dır. Cizre hâkimi ve Hakkarî hâkimi ve Bitlîs hâkimi dahi bu sülâle-i pâkdendir kim inşâallah inkırâzu'd-devrân devletleri mü’ebbeddir. Zîrâ diyâr-ı Acem ile vilâyet-i Âl-i Osmân mâbeyninde ol kûh-ı Bî-sütûn kûh-ı Demâvend ve kûh-ı Akra ve kûh-ı Seylân ve kûh-ı Harîr ve kûh-ı Ardalân (---) (---) (---) mâbeyne sedd olup kavm-i İmâdiyye-i bahâdırân sedd-i sedîd olmuşlardır.
EÇS IV 377a
Âhir sene 941 târîhinde Süleymân Hân deryâ-misâl asker ile diyâr-ı Irâk üzre giderken İmâdiyye hâkimi (---) hân, Süleymân Hân'ı tâ nehr-i Furât'da istikbâl edüp diyâr-ı İmâdiyye'nin yüz yetmiş altı pâre kılâ‘larının miftâhların Süleymân Hân'a verdiğinden Sarı Süleymân Hân memnûn u mahzûz olup İmâdiyye hükûmetin ber-vech-i te'bîd ve ocaklık yine (---) hâna yarlığ-ı belîğ-i şâhî ile ihsân olunup ilâ hâze'l-ân hâkimân-ı İmâdiyye Süleymân Hân'a hayr du‘â ederler.
EÇS IV 377a
Ba‘dehû sene 1048 târîhinde İmâdiyye hâkimi kırk bin askeriyle Bağdâd fethinde bulunup ba‘de'l-feth ocaklık ve yurdluk hatt-ı şerîfleri tecdîd olundu.
EÇS IV 377a
Ahvâl-i hâkimân-ı İmâdiyye: Eyâlet-i Bağdâd'da iki tuğlu mîr-i mîrân pâyesiyle ber-vech-i te’bîd hükûmet-i azîmdir kim kırk bin tüfeng-endâza ve elli bin ulemâya ve üç kerre yüz bin re‘âyâ-yı gûnâ-gûna mâlikdir. Ve eyâletinde yüz (---) aded mîr-i aşâ’ir-i kabîle ve cümle 176 aded kılâ‘-ı sağîre vü kebîre mâlikdir. İnşâallah her biri mahalliyle tahrîr olunur. Ve kânûn-ı Süleymân Hân üzre Şehrezûl hâkiminin hâssından bir akçe eksik hâssı olmak ile hîn-i dîvânda İmâdiyye hâkimi Şehrezûl hâkiminin alt yanında oturur. Ve Irâk seferleri oldukça Şehrezûl hâkimiyle İmâdiyye hâkimi talî‘a-i asker-i İslâm olup çarhacı olur. Diyârbekir hâkimi dümdâr olur.
EÇS IV 377a
İmâdiyye diyâr-ı Kürdistân'da ulu hükûmetdir, andan Hakkarî'dir, andan hâkim-i Bitlîs'dir, andan hâkim-i Cezîre-i Ömer'dir ammâ İmâdiyye hâkimine ülkesinden ber-vech-i adâlet beher yevm birer kile-i Âmidî mâl tahsîl olunur ve eyâletinde asla timâr u ze‘âmet ve alâybeği ve çeribaşı ve serdâr u dizdâr ve kethudâyeri hâkimleri yokdur. Cümleten melik kendüsü hâkim-i dünyâdır ve ba‘zı müverrihler hâkim-i Behdînân derler. Ve hâkim-i Seyyid Hân ve hâkim-i İmâdiyye ve hâkim-i Âmidiyye, Âmide bir melike ismidir. Bir zamân bu diyârda Hânzâde Hanım'e diyârında melike olduğu gibi Âmide dahi bu diyârda melike olmağın hâkim-i Âmidiyye derler, ba‘zılar İmâdiyye, Âmidiyye'den galatdır derler ammâ bu İmâdiyye kal‘asına lisân-ı İbrî'de Til Harîr derler. Ve lisân-ı Arab'da Cebel-i Akreb derler ve lisân-ı Pârisîde kûh-ı Kerdüm derler ve lisân-ı Ekrâd-ı Lulu'da Baytanûr derler ve lisân-ı Zaza-i Ekrâd'da Âmidiyye, fasîh u belîğleri İmâdiyye derler ve lisân-ı Moğolî'de ibtidâ Keyûmers binâ etdiğiyçün Til Keyüm derler ve lisân-ı Rûm'da Dârâ Şâh'ın yaylağı olmağile bu İmâdiyye'ye Dârâ Piğados derler ve lisân-ı kadîm-i Ermen'de (---) derler.
EÇS IV 377a
Hakkâ ki arz-ı Irâk'da böyle bir sedd-i Kahkahâ-misâl kal‘a-i bî-misâl görmedim. Diyâr-ı Anadolu'da kal‘a-i Karahisâr-ı Sâhib ya‘nî Afyonkarahisârı ve diyâr-ı Rûm-ı Erzurûm'da kal‘a-i Kemâh ve diyâr-ı Ermen'de kal‘a-i Van ve diyâr-ı Âzerbaycân'da kal‘a-i Mekü ve diyâr-ı Diyârbekir'de kal‘a-i Mardin ve diyâr-ı Irâk'da bu kal‘a-i İmâdiyye cümleden şöhre-i şehr olmuş hisâr-ı üstüvârlardan yed-i kudret ile kal‘a halk olunmuş bur sûr-ı sun‘-ı Allah'dır kim seyyâh-ı âlem ve cihân-geşt ü âlem-bîn olanlar ve im‘ân-ı nazarla bu kal‘aya nazar edenler bu kal‘anın keyfiyyet-i hâlin bilirler, yohsa herkes sâmi‘înden olmağile bu kal‘aya akl u fikr-i Aristo irgürmemişdir.
EÇS IV 377a
Hatta be-kavl-i Yarmenî-i Mıkdısî bu kal‘a-i İmâdiyye Dârâ Şâh tahassun edüp kâmil üç sene kefere-i Rûm muhâsara edüp bir vecihle bir tarafdan zafer bulamayup Rûm keferelerinin hâ’ib ü hâsir gitdiklerin mufassal yazmış. Ya‘nî tâ bu mertebe kûh-ı bülend üzre bennâsız binâ olunmuş kal‘a-i zîbâdır. Ve sâhib-hurûc Timur Hân dahi kal‘a-i Van ve kal‘a-i Mardin'e ve kal‘a-i Amasiyye ve bu kal‘a-i İmâdiyye'ye aslâ bir çâre edemeyüp me’yûs ve hüsrân gitmişdir. Ve ol asırda bu İmâdiyye hâkinde kûh-ı bâlâlar içre bin yedi yüz pâre kend-i ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar olup dağ u taşı âdem deryâsı imiş.
EÇS IV 377a–377b
Ammâ hâlâ müsinn kimesnelerin nakli üzre yedi yüz pâre kend-i ma‘mûr kalmışdır. Ammâ cümle ahâlîsi Şâfi‘îyyü'l-mezheb ve mü’min ü muvahhid kimesnelerdir kim cümle bây u gedâsı şer‘-i şerîfe mutî‘ u münkâdlardır. Ve dahi hân-ı âlîşândan gayrı bir hâkimi dahi devlet-i Âl-i Osmân tarafından üç yüz akçe pâyesiyle kadısı 377b vardır ve mezâhib-i erba‘adan şeyhülislâmları ve nakîbi'l-eşrâfı ve şâhbenderi ve muhtesibi ve bâcdârı vardır.
EÇS IV 377b
Eyâlet-i İmâdiyye'de olan sancak beğlerin beyân eder: Cümle (---) aded hâkim ümerâlardır kim tabl [u] alem sâhibleridir. Lâkin Âl-i Osmân ümerâları değillerdir. Cümlesi İmâdiyye hâkiminden hil‘at giyüp hâkim olur ammâ anlar da mâbeynlerinde ocaklık üzre hükûmet sâhibleridir. Bir sefer olsa İmâdiyye hâkimiyle sefer eşerler. Taht-ı hükûmetlerinde aslâ timâr u ze‘âmet yokdur. Ebvâb-ı mahsûlâtları İmâdiyye hâkimi gibi kendülere hâs kayd olunmuşdur. Bu ümerâlardan biri fevt olsa kânûn üzre İmâdiyye hâkimi vâlî-i Bağdâd'a arz etmeden oğluna veya bir akrabâsına sancağın verir. Eğer akrabâsı yok ise bir gayrı müstahıkkına verüp kalemiyye avâ’idinin nısfın İmâdiyye hâkimi ve nısfın Bağdâd vâlîsi kalemiyye almak kânûn-ı Süleymân Hân'dır. Evvelâ mîr-i livâ-yı Akra ve mîr-i livâ-yı Şuhoy Muhammed Beğ ve mîr-i livâ-yı Zaho ve mîr-i livâ-yı Dühük ve mîr-i livâ-yı Muzurî ulu sancak sâhibidir. Ve mîr-i livâ-yı Zıbarı bu dahi yigirmi bin tüfeng-endâza mâlikdir. Akra sahrâsın kavm-i Zıbarı dutmuşdur. Ve mîr-i livâ-yı Zaho, nehr-i Habur sâhilinde ulu sancakdır.
EÇS IV 377b
Ülke-i İmâdiyye'nin mîr-i aşîretlerin beyân eder: Evvelâ cümle (---) aded tabl [u] alemsiz aşîret beğleridir. Evvelâ aşîret-i Sindî ve aşîret-i Selvâne ulu aşîretlerdir. Bu ikisi Zaho sancağı beğine tâbi‘lerdir. Sindî ve Selvâne nâm câmi‘ ve hân ve hammâm ve medrese ve çârsû-yı bâzârlı kasabaları var biner hâneli ve bâğ-ı İremle ma‘mûr u müzeyyen rabtaları vardır. Ve,
EÇS IV 377b
Der-sitâyiş-i eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i İmâdiyye: Evvelâ bu kal‘a-i İmâdiyye kûh-ı bâlâlar içre sa‘b u sengistân u çengelistân cebel-i âlîler içre sa‘bu'l-mürûr râhlar ile ubûr olunur bir püşte-i şâhika üzre eflâke kad çekmiş bir sûr-ı siver gibi bir sedd-i Kahkahâ hisâr-ı ra‘nâdır. Cânib-i erba‘ası mahsûldâr kûh-ı bâlâlardır. Kal‘asının aşağı dereleri serâpâ bâğ-ı İrem-misâl ravza-i Rıdvân'dan nişân verir mahsûldâr bâğ-ı cinânlardır. Ve bu kal‘anın cânib-i şarkîsinde (---) menzilde kal‘a-i Akra'dır ve cânib-i şimâlinde dörd menzilde vilâyet-i Hakkarî hânıyla müşâdır kim Çölümerk kal‘ası pây-ı taht-ı hân-ı Hakkarî'dir. Anın şimâlinde iki menzilde kal‘a-i Pîzân'dır kim Hakkarî hânı karındaşı Hüsrev Paşa bu kal‘a-i Pîzân'da olur. Ve bu İmâdiyye'nin şarkıyla şimâli arasında ara yatıda kal‘a-i Şuhoy'dur. Anın şimâline karîb kal‘a-i Baytanûr'dur. Bu iki kal‘ateyn İmâdiyye ile Hakkarî ülkesi mâbeynine vâki‘ olmuşdur. Ve bu İmâdiyye'nin cânib-i garbîsinde kal‘a-i Dühük'dür.
EÇS IV 377b–378a
Bu gûne ta‘rîf u tavsîfden murâd oldur kim bu kal‘a-i İmâdiyye cemî‘i Kürdistân'ın ve Arab u Acem'in tâ ortasında vâki‘ olmuş kal‘adır kim cânib-i etrâfında olan seng-i hârâlarında niçe kerre yüz bin gûne murg-ı vahşî âşiyân dutmuş İmâdeddîn kal‘asıdır. Cânib-i (---) urûc olunur. Ancak bir yolu vardır ve cânib-i erba‘ası çâh-ı gayyâdan ve derk-i esfelden nişân verir mahsûldâr âb-ı revânlı bâğlı u bâğçeli derelerdir kim bir tarafından kal‘aya zafer mümkin değildir. Bu derelerin mâbeyninde vâki‘ olmuş seng-i hârâlar üzre bir kal‘a-i yed-i kudretdir kim her tarafından aşağı nazar edenin zehresi çâk olur. Gerçi böyle seng-i bâlâ üzre niçe sa‘b hisâr-ı metîneler var ammâ daracık kal‘a-i sağîrelerdir. Ammâ bu İmâdiyye şâhikası bir vâsi‘ sahrâlı ve çemenzâr yerli ve hân sarâylı ve bâğlı u bâğçeli ve servî dırahtlı ferah-fezâ yalçın kayalı zemîndir kim bu kûh-ı bülendi bir âdem (---) sâ‘atde devr eder. Niçe yeri 378a arz-ı hâlî olduğundan mâ‘adâ şehrin cümle mezâristânı kal‘a içindedir.
EÇS IV 378a
Ve şekl-i müdevverden tûlânîce kûşe kûşe vâki‘ olmuş bir sûr-ı ibretdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi âheste reviş ile cümle (---) (---) adımdır. Ve cümle iki aded kal‘a kapusu vardır. Evvelâ cânib-i şarka Zıbarı kapusu mekşûfdur. Bu iki kat kapu mâbeyninde bir seng-i hârâ vardır. Hîn-i fetihde Hazret-i Alî radıyallahu anh düşmana karşu ol taşı Zülfikâr ile iki pâre etmişdir. Bi-emri Hudâ gûyâ mânend-i hıyar dilmişdir. Hâlâ makâm-ı Alî nâmıyla ziyâretgâh-ı ünâsdır. Ve cânib-i garba bâb-ı Muzurî meftûhdur. Bu kapuya Musul kapusu dahi derler. (---) (---) (---) (---) Bâbü'l-ebvâb misilli metîn kapulardır.
EÇS IV 378a
Ve bu kal‘anın etrâfında asla handak yokdur handağa ihtiyâc değildir. Zîrâ her cânibi esfel dereleridir. Ve sâ’ir kılâ‘-ı metîneler gibi etrâfında metîn kulleler ve tabyalar ve fosticse ve mazgallar yokdur. Ancak Hudâyî bir kal‘a-i kudretdir.
EÇS IV 378a
Sitâyiş-i imâret-i kal‘a-i İmâdiyye: Şâhbender defteri üzre derûn-ı kal‘a-i İmâdiyye'de cümle (---) aded hânedân u sarây-ı âlîler u tahtânî vü fevkânî kârgîr binâ büyût-ı ra‘nâlardır. Ve cümle kireç ve cir u cıbıs ve hâk-i pâk ile mestûr külbe-i ahzân-ı ma‘mûrlardır. Cümleden Hân Sarâyı Muzurî kapusunun iç yüzünde bir köşeye vâki‘dir. Bu sarây-ı azîm gûyâ İmâdiyye kal‘asına iç kal‘a vâki‘ olmuşdur. Yüz elli aded hücre-i ma‘mûrlar ile ârâste ve dîvânhâne ve hammâm u kâ‘alar ile pîrâste olmuş sarây-ı azîmdir. Bin on seneden berü gelen hân-ı hânân mülûk-ı selâtîn-i Abbâsiyân'ın her biri birer âsâr-ı binâ zamîme ederek kasr-ı Havernak-misâl bir sarây-ı pür-kemâldir. Ve bu sarây içinde bir meydân-ı azîmin bir köşesinde bâğ-ı İrem-misâl bir bâğçesi var ve anda iki aded sebz-gûn zümürrüd-misâl serâmed serv dırahtları var kim her gören "Sübhânu'l-Hallâk!" deyü engüşt ber-dehen edüp ta‘accüb eder. Ve bu bâğçe kurbünde seng-i hârâdan Sultân Hüseyin İmâdiyye'de sikke ve hutbe sâhibi iken bir çâh-ı mâ kazdırmış, umku yetmiş zirâ‘-ı Mekkîdir ammâ âb-ı hayâtdan nişân verir. Cümle sarâyın enderûn [u] bîrûnunda hân ile sâkin olanlar bu bi’r-i zülâlden dollâblar ile su çeküp nûş ederler ve gayrı levâzımâtlarına mâ-i zülâlden isti‘mâl ederler. Ve bu sarây-ı azîmin cümle revzenleri cânib-i (---) küşâde olup cihân-nümâ maksûreler ile müzeyyen bir taht-gâh-ı Âl-i Abbâsiyân'dır. Ancak meydâna nâzır bir kapusu gûyâ kal‘a kapusudur. Ve bu Hân sarâyı kurbünde yine Muzurî kapusu iç yüzünde Zıbarı beği sarâyı dahi meşhûr ve ma‘mûr u müzeyyen sarâydır. Ve yine Hân sarâyı meydânına nâzır Muzurî kapusu kurbünde Muzurî beği sarâyı, bu dahi İmâdiyye ve Kürdistân'da meşhûr hânedândır. Ve Mezâristân meydânında Kadı efendi sarâyı mahkeme-i şer‘-i Resûl-i Mübîn'dir kim dîvânhâne ve hücreleri cümle kal‘a bedenleri üzre vâki‘ olup cihân-nümâ bir hevâdâr sarây-ı ra‘nâdır ve Şeyhülislâm Monlâ (---) Efendi sarâyı
EÇS IV 378a
Kal‘a-i İmâdiyye içre olan cevâmi‘leri beyân eder
EÇS IV 378a
Cümle (---) aded mihrâbdır. Cümleden mükellef ve mükemmel câmi‘-i selef-i selâtîn kal‘a içinde Hân Sarâyı kurbünde Ulucâmi‘, sene (---) târîhinde (---) (---) binâsıdır. Bundan ulu câmi‘ yokdur. Cümle amûdlar üzre kârgîr kemerler ile toloz binâlı câmi‘-i kadîmdir. Lâkin kurşum örtülü değildir. Serâpâ Horasânî kireç binâ ile mestûr mezgitgâh-ı ma‘mûrdur. Mezheb-i Şâfi‘î'de cum‘a namâzı sahîh olsun içün bu câmi‘de salât-ı cum‘a edâ olunur câmi‘-i azîmdir. Ammâ sâ’ir diyârın cevâmi‘leri gibi maslûbât âvîzeler ile ve harîr halıçalar ile döşenüp müzeyyen değildir. Ammâ gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ve ancak bir minâresi var imiş, zelzeleden münhedim olup nısfı kalmış.
EÇS IV 378a–378b
Ve bu Ulucâmi‘e muttasıl Kubad Beğ nâm bir mîr-i hümâm bir câmi‘ binâ etmeğe mübâşeret edüp nâ-tamâm kalup ancak minâre-i bâng-ı Muhammedîsi tamâm olmağile evkât-ı hamsede ezân-ı Muhammedî bu minârede okunup Ulucâmi‘in münhedim minâresinde ezân okunmaz, dâ’imâ mu‘attaldır. Hudâ imâr ide. 378b (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) Bu câmi‘lerden mâ‘adâ mesâcidlerdir.
EÇS IV 378b
Sitâyiş-i dârü't-tedrîs-i âlimân-ı İmâdiyye
EÇS IV 378b
Cümle (---) aded dârü't-tahsîl-i ulûmdur. Cümleden mükellef ü mükemmel ve kadîm medrese-i Kadı, kârgîr binâ-yı azîmdir. Bunda bir kerre Bismillah diyen mahrûm olmayup elbette müfessir ü muhaddis olmuşdur. Hareminde bir servi dırahtı vardır kim bu felek-i atlas-ı ahdarda eyle bir serâmed mevzûn bir serv-i sebz-gûn görülmemişdir. Berk-i pîçâ-pîçinin râyiha-i tayyibesi dershânların dimâğların mu‘attar eder. Ve bu medrese kurbünde bir âb-ı zülâl kuyusu vardır, umku elli kulaçdır.
EÇS IV 378b
Ve medrese-i Emîrhâc, evkâfı ma‘mûr ve kitâbhâne hazînesinde on bin pâre kütüb-i nefîsesi mestûr medrese-i Emîrü'l-Hac'dır.
EÇS IV 378b
Ve medrese-i Zıbarı, dergâh-ı azîmdir. Ekseriyyâ kavm-i Zıbarı talebeleri vardır.
EÇS IV 378b
Ve medrese-i Murâd Hâniyye, âsitâne-i kübrâdır. Her suhteye hücre-bahâ lahmiyye ve şem‘ıyyesi, vazîfe-i mu‘ayyenesi cânib-i vakıfdan mâh u sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl vâsıldır.
EÇS IV 378b
Ve medrese-i Memkân ya‘nî Memi Hân, bu dahi ma‘mûr ve telâmîzleri mesrûr medrese-i dârü's-sürûrdur.
EÇS IV 378b
Ve medrese-i Melik İzdin ya‘nî Melik İzzeddîn, rûz-merre merreteyn çobrası mebzûldur.
EÇS IV 378b
Andan medrese-i Seyyid Hân, buna medrese-i Nev derler, ya‘nî yeni medresedir. Sene (---) karîbü'l-ahd binâ olunmağile binâsı ve evkâf akârâtı ma‘mûrdur. Bu medrese kurbünde bir yalçın kaya vardır kim aşağısı çâh-ı sa‘îrdir. Vâcibü'l-katl olan kişileri hâkimü'l-vakt ol kayalardan aşağı atdırup ol mücrim âdem pâre pâre olur. Ammâ hikmet-i Hudâ bir kerre bir âdemi mücrim deyü sicinden çıkarup bu kayadan aşağı atarlar. Hemân ol âdem murg-ı zeyrek gibi ber-hevâ tayerân ederken bi-emri Hâfızullah on aded ukâb kuşları İmâdiyye kayalarındaki âşiyânelerinden pervâz urup mezkûr mücrim herîfi minkâr u nâhunlarıyla kapup alâ melei'n-nâs Seyyid Murâd Hân'ın huzûruna müttehem {zann etdikleri} âdemi koyup yine ber-hevâ pervâz edüp âşiyânlarına giderler. Bu hâli cümle ahâlî-i İmâdiyye görüp âlem-i hayretde kalırlar. Hemân Murâd Hân herîf-i zarîfin kaydbendlerin küşâde edüp eydür: "Ey âdem doğru söyle, sen ne gûne teshîre mâliksin, dürûğ deme, dürüst söyle. Seni rehâ idem!" der. Herîf-i mazlûm eydür: "Vallah hânım ahşam vâkı‘amda Hazret-i Yûsuf'u gördüm. Safâ geldin benim yâr-ı gâr-ı refîkim, benim dayf-ı mükerremim. Gam yeme ale's-seher biz seni Cenâb-ı Kibriyâ'nın on aded melâyikesine bi-emri Hayy-ı Kadîr ısmarlarım. Benim gibi sana bu sicinden zarar isâbet etmeyüp halâs olursun. Gam yeme Arapça deyüp cemî‘i vücûdum üçer kerre sığayup gâ’ib oldu. Hakîr dahi hâbdan bîdâr ve zevk-i derûndan huşyâr olup gördüm ki cümle kaydbendlerim ve kıfl-ı hadîdlerim şeşilmiş yerde yatır gördüm. Hemân siccânların havfinden yine bendlerim kendime bend edüp salât-ı fecri edâ ederken anı gördüm, beni cellâd-ı bî-amânlar huzûruna getirüp bilâ tevakkuf ne cürümde idiğüm benden su‘âl etmeyüp beni yalçın kayadan aşağı ilkâ etmeği fermân etdikde beni atdılar. Bir kerre hırz-ı cân ile "Yâ Allah" dedim, anı gördüm, on dane melâ'ike gökden nüzûl edüp beni kapdılar. İşte kendim huzûrunda kodular ve gâib oldular." deyü herîf-i mazlûm sergüzeşt [ü] serencâmın nakl edince Murâd Hân herîfin destin bûs edüp helâllık dileyüp âzâd edüp üç bin altun ihsân edüp ehl [ü] ıyâlinin rûz-merre ma‘ûnâtın ta‘yîn eder. Bu ahvâle vâkıf olmuş âdemlerden istimâ‘ edüp bu sergüzeşt-i ibret tahrîr olunmuşdur. Hâlâ bu medrese bu kayası kenârında niçe sâhib-i sülûklar gelüp ibâdet ederler ve niçeler sicn-i Yûsuf'da teberrüken girüp ibâdet ederler, ve's-selâm.
EÇS IV 378b
Andan sonra kal‘a-i İmâdiyye'nin aşağı deresinde Hân bâğ-ı İremi kurbünde bâğlar kenârında medrese-i Sultân Hüseyn-i âdil, bundan gayrı binâ-yı azîmli ve evkâf-ı metînli medrese-i kebîr yokdur. Gûyâ bir kal‘adır. Altmış aded kârgîr binâ kıbâblar ile mebnî hücreleri ve dârü't-tedrîsi ve hareminde havz-ı azîmi ve selsebîl ü fevvâreleri ve hareminde hıyâbân [u] gül-i gülistânı ve hücreleri etrâfında bostânı vardır. Derûn-ı medrese sayf u şitâda üç yüz dörd yüz talebe ile memlûdur kim cemî‘i fünûn bu âsitânede kırâ’at olunur ders-i Aristo ve Hâkim Sînâtabî‘at kimesneler vardır. Ve sâhibü'l-hayrât gâyetü'l-gâye muhibb-i ulemâ olmağile bu medreseye elli aded ma‘mûr kurâlar ve,
EÇS IV 378b–379a
deyü kefere kenîselerinden avâid ü fevâid ta‘yîn edüp niçe bâğ u bâğçe ve dekâkîn ü âsiyâb-ı âb bu medreseye muttasıl inşâ edüp vakf 379a etmişdir ve ders-i âmın şehrin şeyhülislâmın etmişdir. Bu imâret evkâf-ı kavî olmağile her hücrenin talebelerine cânib-i vakfdan vazîfe-i mu‘ayyeneleri dâyimdir. Ve her hücreye dârü'z-ziyâfesinden birer sofra ta‘âm merreteyn ta‘yîndir. Ammâ bu medrese-i azîm cisr-i Kophan yanında olmağile kavm-i Ekrâd bu medreseye medrese-i Kophan derler. Ammâ bânîsi Sultân Hüseyin'dir. Kavm-i Ekrâd'ın niçesi medrese-i Kubâ derler. Hulâsa-i kelâm bu diyâr-ı Kürdistân'da on bir sene seyâhat edüp bu medrese-i Kophan gibi bî-misâl medrese görmedim. Kal‘a-i Mardin'de medrese-i Kâsım Paşa ve kal‘a-i Van'da medrese-i Horhor ve medrese-i Hüsrev Paşa dahi meşhûrlardır ammâ bu İmâdiyye'nin medrese-i Kophan'ı anlardan ma‘mûr u müzeyyendir. Ve bu kal‘a-i İmâdiyye'de mahsûs dârü'l-hadîs ve medrese-i dârü'l-kurrâ yokdur. Ammâ cümle medreselerde ilm-i hadîs ve ilm-i tecvîd görülür. Lâkin ilm-i hıfz-ı Kur’ân-ı Azîm'e ol kadar mukayyed değillerdir. Zîrâ hâfız-ı Kelâmullah olan âlim olmaz derler.
EÇS IV 379a
Sitâyiş-i mekteb-i dârü't-ta‘lîm-i sıbyân-ı ebcedhân: Cümle (---) aded ta‘lîmhâne-i tıflân-ı püserândır. Evvelâ (---),
EÇS IV 379a
Der-beyân-ı tekye-i dervîşân-ı zîşân: Cümle (---) mihmânhâne-i bî-minnet dervîşândır. Evvelâ (---),
EÇS IV 379a
Der-ayân-ı esmâ-i mahallât-ı büldân: Cümle (---) aded,
EÇS IV 379a
Der-zikr-i hân-ı hâcegân-ı tüccârân: Cümle (---) aded,
EÇS IV 379a
Aded-i çârsû-yı bezzâzistân: Cümle (---) aded,
EÇS IV 379a
Binâ-yı hammâm-ı gâsilân: Bu şehirde hammâm (---) ammâ sâ’ir diyârın hammâmları gibi rûşenâ hammâm-ı ra‘nâ değildir. Kâr-ı kadîm binâ-yı azîmdir. Lâkin bu şehir halkı gâyet gayyûr olduklarından hâtûnlarıyçün hânelerinde birer hammâmları elbette mukarrerdir.(---) (---)