İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS IV 383b
Evsâf-ı şehr-i kadîm Bühtân, belde-i Finik-i kaviyyü'l-bünyân, dârü'l-Melik Dârâ Şâh, tahtgâh-ı Âl-i Abbâsiyân-ı âlîcâh, bilâd-ı rebî‘-i pür-semer, ya‘nî Cezîre-i kal‘a-i İbnü'l-Ömer
EÇS IV 383b
Be-kavl-i müverrihân Mıkdısiyân-ı Yarmenî ve müverrihân Yanvân-ı Yunanî eğer millet-i Mesîhiyye'den iseler de hubût-ı Âdem Nebî'den berü ibtidâ bu edîm-i arzun ahvâlâtın Hazret-i İdrîs Nebî tahrîr etmişdir. Anların tahrîrinden müverrih Mıkdısî ve müverrih Yanvân bu cezîre-i dünyânın cemî‘i kûhları ve enhârları ve şehr-i azîmleri ve kılâ‘-ı kadîmleri bânîleri ve fâtihlerin ve arz-ı beled [ü] tâli‘-i imâretlerin cümle tahrîr etmişlerdir. Ol akl-ı Aristo müverrihayn-ı İsevînin tahrîrleri üzre bu şehr-i azîm Cezîre'ye ibtidâ esâs urup cây-ı vatan edinen ba‘de't-Tûfân bizzât Hazret-i Nûh Necî'dir kim ba‘de't-Tûfân Cûde şehrin imâr etdi. Ammâ şiddet-i şitâsı şedîd olmağile cebel-i Cûde'den etrâfı geşt ü güzâr ederek bu Cezîre şehri hâkine kadem basup âb u hevâsından hazz edüp bu zemîn-i sevâhili cây-ı vatan idinüp niçe zamân bu edîmde sâkin oldu.
EÇS IV 383b–384a
Hattâ Hazret-i Nûh Nebî'nin hâtûnu gemi ile Tûfân deryâsında mellah-vâr şinâverlik ederken talattum-ı deryâ-yı azâbdan havf ü haşyete 384a düşüp hâmile iken iddet-i müddeti tamâm olmadan vaz‘-ı haml edüp sıkt vâki‘ oldukda bir merhûm ciğer-kûşe-i nâ-tamâm vücûda gelir. Gördüler kim henüz bir pençe-i âfitâb-ı âlemtâb olmada. Bir nûr-ı İlâhî gulâm-ı nâ-tamâm meğer rahm-ı mâderde dokuz ay on gün ki iki yüz seksen gün tamâm olmadan iki yüz on yedi günde bi-emri Hayy-ı Kadîr merhûm tevellüd etdiğiyçün ismine Tarh ibn Nûh-veled kodular. Lafz-ı tarh hisâb-ı cifr-i Alî üzre 217'dir. Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm bu ciğer-kûşe-i nâ-tamâmın na‘şını ba‘de't-Tûfân bu şehr-i Cezîre'de defn etmişdir kim bundan mukaddem rûy-ı arzda benî Âdem'den bir ferd-i âferîde medfûn olmamışdır.
EÇS IV 384a
Ba‘dehû Hazret-i Nûh du‘â edüp "İlâhî bana bin yıl ömür verdin. Bu evlâdım dünyâya gelmeden merhûm oldu. Bu evlâdım bu amber-pâkde yatdıkça bu şehirde sâkin olanların evlâdları ve sâ’ir hayvânâtları ekiz doğup tenâsül bulalar ve evlâdları sıkıt doğmayalar. Ve dâ’imâ âfât-ı semâvî ve âfât-ı arazîden ecel-i müsemmâlarına dek mu‘ammer ü mesrûr ve şehirleri ma‘mûr olalar." deyü Nûh Necî bu Cezîre-i İbn Ömer'e hayr du‘â etdiğinden bu şehrin ekseriyyâ havâtînleri ve ba‘zı devâbâtları ekiz doğarlar ve halkı ekseriyyâ altmışdan yetmişden yüz yetmişe yetmiş olurlar.
EÇS IV 384a
Hatta bu hakîr "Selîm-i Evvel ile Çıldır'da Şâh İsmâ‘îl cenginde fetâ yiğit idim." diyen Cizre halkıyla kelimât etmişim. Ammâ be-kavl-i müverrihân-ı Kıbtıyân eyle tahrîr etmişler kim Hazret-i Nûh'un ırk-ı tâhirinden dörd oğlu var idi. Biri Sâm ve biri Hâm ve biri Yâfis ve biri Ken‘ân idi.
EÇS IV 384a
Çünkim bu Cizre şehrinde vücûda gelen beşinci evlâd-ı Nûh kim Tarhu'n-Nûh idi. Hazret-i Nûh Tûfân'da kırk gün gezüp ba‘de't-Tûfân iki yüz on yedi günde Tarhu'n-Nûh evlâdı ba‘de't-Tûfân ibtidâ zemîne defn olundu, denildiğine müverrihân-ı Kıbtî eydürler: "Ol zamân kim Hazret-i Nûh emr-i İlâhî ile Tûfân'dan haberdâr olup Kûfe şehrinde câmi‘-i Alî içinde keştî binâ edüp cümle evlâd-ı zevi'l-ihtirâmı merkebe girüp âmâde oldular.
EÇS IV 384a
İllâ Hazret-i Nûh'un dördüncü oğlu Ken‘ân, Ûc ibn Unk'un iğvâsıyla pederi inşâ etdiği gemiye girmeyüp "Yüce dağlar başına çıkarım." deyü başın alup diyâr-ı Mısır'da Cîzi şehri tarafınra Hazret-i İdrîs'in ta‘lîmiyle Sûrîd Hâkim binâ etdiği Heremeyn dağları kim hâlâ anlara İhrâm dağları ve Fir‘avn dağları derler, Ken‘ân ibn Nûh ol dağların kehfine girüp cây-ı menâs ola deyü mülâhaza edüp gitdi. Ammâ beri tarafda Hazret-i Nûh evlâdı Ken‘ân'ın gemiye girmediğinden gâyet müte’ellim oldukda Cenâb-ı Hak tarafından Hazret-i Cibril-i Emîn nâzil olup sûre-i (---) bu âyet-i şerîfi Hazret-i Nûh'a tesliye-i hâtır içün getirdi. "Ayet-i şerîfe Arapça nassı kâtı‘ı kıbel-i Hak'dan nâzil olunca Hazret-i Nûh'un ma‘lûmu oldu kim amel-i gayr-i sâlih kavm-i dâldir.
EÇS IV 384a
Andan tesellî-i hâtır olup Nûh Necî bu gamdan fâriğ olup Tûfân'dan necât ricâsında oldu. Öte tarafda Nûh, evlâdı Ken‘ân-ı mürîd bed-gümân bir tuç-ı kumkuma içre üç aylık me’kûlât [u] meşrûbâtla kumkuma içre girüp evlâdları kumkuma ağzın âteş ile kalay eridüp lehem akıdup kumkumanın kapusun sedd edüp gitdiler. Ve cümle evlâd-ı Ken‘ân âb-ı zulumâtdan gark oldular. Ken‘ân bu hokka içre yine içine tebevvül ve takayyuz ide ide necâset içinde kaldı. Yanında bir âleti dahi yokdur kim kumkumanın lehimli yerin kal‘ edüp kendi taşra çıka. Ve çıkarılır Tûfân-ı Nûh'da gark olam deyü havfinden kumkuma-i müdevver içre kalup kendi necâseti ile âlûde olup dururken bi-emri Hayy-ı Kadîr Tûfân-ı Nûh gün be-gün müşted olup talattum-ı deryâ Ken‘ân'ın kumkumasını galtân ide ide Ken‘ân-ı bî-amân necâseti içinde gark olup temevvüc-i deryâ-yı zulumât kumkuma-i dehlîz[e] habs olan Cürce diyârının cânib-i garbîsinde Elvâhât diyârında Elvâh-ı kebîr-i Kalimun'da kumkuma-i Ken‘ân kalup Tûfân-ı Nûh âsûde olunca benî Âdem zemîn-i dünyâya {bu cebel-i Cûdî şehrinden bu Cezîretü'l-Arab şehrinden} müstevlî olup Ken‘ân'ın kumkumasın bulup kırarlar ve Ken‘ân'ı kumkumadan çıkarup necâsetiyle Ken‘ân'ı Kalimun Elvâhının cânib-i garbında bir gâr içre Ken‘ân'ı defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı Kıbtîlerdir kim be-kavl-i Kıbtî ba‘de't-Tûfân rûy-ı arzda defn olunan ibtidâ Ken‘ân ibn Nûh'dur.
EÇS IV 384a–384b
Andan şehr-i Cezîre'de Tarh ibnü'n-Nûh'dur deyü Kıbtî müverrihleri ve müverrih Mıkdısi'ye ve müverrih Rûm Yanvân'a bu gûne i‘tirâz etmişler ammâ cümlesinin rivâyetleri üzre bu şehr-i Cezîre-i ibn Ömer'de medfûn olan Tarh ibnü'n-Nûh'dur. Zîrâ hâlâ kadd-i mezârının tûlu kırk ayak vardır. Hâlâ ziyâretgâhdır. 384b
EÇS IV 384b
Andan ma‘lûmdur kim bu cezîre şehrin ibtidâ imâr eden Hazret-i Nûh'dur. Ba‘dehû Hazret-i Nûh yine Kûfe şehrine gidüp Yâfis ibn Nûh bu şehri dahi ziyâde imâr edüp tenâsül buldu. Andan niçe yüz mülûkdan mülûka değüp âhir Melik Dârâ Şâh hevâ-yı sevâhilinden hazz edüp bu şehri dârü'l-mülk etdi. Âkıbet Rûmeli'nde Kavala ve Selânik ve Atina ve Makedona ve Kostantiniyye'den İskender-i Yunan diyâr-ı Acem'e hurûc edüp bu diyâra mâlik Dârâ Şâh ile ceng-i azîm edüp esnâ-yı cengde Dârâ Şâh münhezim olup taht-ı Dârâ olan Karadere şehrin ve Nasîbîn şehrin ve bu Cezîre şehrin cümle harâb u yebâb edüp kavm-i Acem'i harâca kesüp İskender-i Rûm diyâr-ı Rûm-ı merzibûm-ı edna'l-arza gider.
EÇS IV 384b
Andan sonra sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'dan el-Melik Müstencid Billah bu şehri imâr edüp yüz sene dest-i Abbâsiyân'da durup kavm-i Yezîdîler istîlâ edüp mutasarrıf oldular.
EÇS IV 384b
Andan yine Âl-i Abbâsiyân'dan Buhtî nâm bir mîr-i benâm ale'l-gafle Bağdâd'dan ılgar ile şebhûn edüp şehri feth edüp cümle Yezîdîleri dendân-ı tîğdan geçirüp Buhtî Hân yetmiş sene mu‘ammer olup adl-i adâletiyle Cizre ma‘mûr olup kavm-i Buhtî bî-hisâb güzîde asker olduğundan hâlâ Cizre ahâlîsine niçe tevârîhlerde kavm-i Buhtâniyân derler.
EÇS IV 384b
Ba‘dehû yetmiş seneden sonra Mîr Hân Buhtî merhûm olup yerine evlâd-ı ferhunde-ahteri Mîr Finik Hân taht-nişîn olup cihân-ârâ bir melik oldu ve mâl-ı firâvâna mâlik olup bu kal‘ayı binâ etdiğinden hâlâ cümle tevârîhlerde Cizre kal‘asının ismine Finik derler.
EÇS IV 384b
Ve müverrihân-ı Arab bilâd-ı Rebî‘ derler. Kavm-i Ervâm Cizre derler. Kavm-i Ekrâd Cezîrî derler. Kavm-i Moğol Til-Cize derler. Kavm-i Yarmenî (---) derler. Kavm-i Rûm Darapye derler. (---) (---) (---)
EÇS IV 384b
Ba‘dehû sene 212 târîhinde bu Cezîre-i Cizre'ye millet-i Mesîhiyye'den Ermenî kavmi istîlâ edüp "Cümleden melik oldum" deyü bu şehri imâr ederken ba‘de Hicreti'n-Nebeviyye iki yüz yigirmi sene mürûrdan sonra Hazret-i Ömer evlâdlarından Hazret-i Emîr Ziyâd ve anın oğlu Emîr Lokmân ve onun oğlu Emîr Ömer Şeybân hazretleri bile idi. Bu Emîr Ziyâd yetmiş bin "Benim dîger nîst!" diyen güzîde asker ile Malatıyye kal‘asın Ermen nasârâsı destinden dest-i kahr ile feth edüp ol mâh-ı mübârekde mansûr u muzaffer deryâ-misâl asker ile bu kal‘a-i Cezîre üzre çöküp hâh-nâ-hâh kılıç urarak feth edüp ilâ hâze'l-ân Ya‘kûbî ve Mansûrî Ermenî ri‘âyâları harâc-güzârlardır. Anlar feth etdikden berü bu Cizre şehrine Cezîre-i ibn Ömer ibn Ömer Şeybânî derler.
EÇS IV 384b
Ba‘dehû Melik Ömer ibn Hazret-i Ömer bu kal‘anın der-i dîvârının bir taşın beyâz ve bir taşın siyâh ile inşâ etdiğinden fâtihi ve bânîsi Hazret-i Ömer radıyallahu anh derler ammâ galatdır. Hazret-i Ömer bizzât zamân-ı hilâfetlerinde Kudüs-i şerîfi Kayâsıra Harkil'den feth etdi.
EÇS IV 384b
Andan şehr-i Basra'yı feth edüp diyâr-ı Acem'de Nihâvend kal‘asın serdârı Sâriye'ye feth etdirüp Basra'dan imdâda yetişdiler. Gayri fütûhâtlara gitmeyüp Amr ibnü'l-Âs'a Mısır'ı ve Arz-ı Hasan'ı ve Dimyât'ı ve Reşîd'i ve İskenderiyye'yi ve Esine ve İsvân'ı ve Elvâhât ve Cerce ve Dimne ve Behnîsâ ve Feyyûm'u feth etdirmişdir. Ammâ evlâd-ı zevi'l-ihtirâmlarından Emîr Ziyâd ve Emîr Ömer Şeybânî bu Cizre {şehrin feth} etmişlerdir.
EÇS IV 384b
Ba‘dehû sene 791 târîhinde Timur Hân Bağdâd üzre gelirken bu Cezîre halkını cümle ale'l-ittifâk Timur Hân'a ser-fürû etmeyüp kal‘a-i Cezîre'nin cânib-i şarkîsinde bir hafr-i azîm kazup nehr-i Şatt'ı cereyân etdirüp kal‘a-i Cezîre içinde kaldı. Ba‘dehû Timur Hân-ı pür-zor gelüp gördü kim Şatt'ın tuğyânından kal‘a-i Finik cezîre olmuş, bir yerden muhâsara edemeyüp "Olmaya illâ hayr, ey kavm-i Buhtâniyân!" deyüp hâ’ib ü hâsir Bağdâd-ı İremezât'a varup dest-i Acem'den feth edüp evlâd-ı mîhteri (---) şehzâdeyi Irâk'a hâkim edüp yine Cezîre kal‘ası üzre gelüp Şatt'ın tenezzülünde olmağile deryâ-misâl asker ile amân u zamân vermeyüp kal‘ayı feth ederken cümle kavm-i Buhtâniyân gemilere süvâr olup nehr-i Şatt ile birer tarafa pârekende ve perîşân olduklarında Timur Hân-ı pür-zor mâl-ı ganâ’im bulmaduğu dâğ-ı derûnundan aşağı varoş-ı hisârın niçe yerlerin münhedim edüp bî-ganâ’im Timur azm-i Horasân edüp gitmede. Beri tarafda Cezîre kal‘asının cânib-i şarkîsinde hafr olunan handak içre nehr-i Dicle cereyân ide ide yol bulup hâlâ büyük Şatt kal‘anın şarkında akup kelekler yanaşır iskele-i azîmdir. Ammâ kadîm-i eyyâmda Şatt-ı Kebîr Cizre'nin taraf-ı garbîsinde cereyân edermiş. İlâ hâze'l-ân Şatt nehri içre bir cezîrede kal‘a-i Finik-i Cizre vâki‘ olmuşdur. Ammâ Diyârbekir hâkinde Hasînkeyfâ kal‘ası hâkine karîbdir.
EÇS IV 384b–385a
Timur'dan sonra yine dest-i Âl-i Abbâsiyân'da imâr olup ba‘dehû sene 920 târîhinde 385a Selîm Hân-ı Evvel diyâr-ı Acem'e Çıldır sahrâsında Şâh İsmâ‘îl ile savaş-ı perhâşa giderken bilâ-da‘vet bu Cezîre'nin hâkimi (---) Hân yigirmi bin güzîde cengâver ü dilâver-i server [ü] hünerverler ile Selîm Hân'ın selâmına el kavuşduklarından Selîm Şâh-ı Evvel cihân kadar hazz edüp başından tâcın ve eyninden semmûr lipâcesin Cizre hâkimine giydirüp yarlığ-ı belîğ-i şâhî ile eyâlet-i Cizre'yi Sultân Hüseyin'in ocaklığı ola!" deyü fermân eder. Hâlâ eyâlet-i Cezîre, Cizre hânlarının mülk-i mevrûslarıdır kim azl [u] nasb kabûl etmezler. Ve taht-ı hükûmetlerinde aslâ timâr ü ze‘âmet ve hâss-ı hümâyûn yokdur. Cümle ebvâb-ı mahsûlâtı Cizre hânının hâss-ı hümâyûnu kayd olunmuşdur ve cümle sancağında olan kefere re‘âyâlarının harâcları Cizre beğinindir. Ve kânûn-ı Süleymân Hân üzre iki tuğlu mîr-i mîrân pâyesidir.
EÇS IV 385a
Hîn-i gazâda cümle yigirmi bin asker ile Diyârbekir vezîrine talî‘a-i asker olup sefer eşer. Zîrâ eyâlet-i Diyârbekir'de bundan büyük hükûmet yokdur. Taraf-ı pâdişâhîden kendüye bir emîr gelse hân-ı âlîşân-ı cem-cenâb yazılır. Zîrâ Âl-i Abbâsiyân'dandır. Ve eyâlet-i Bağdâd'da hân-ı âlîşân-ı Abbâsiyân İmâdiyye sultânlarıdır kim Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ anlara sultân-ı âlîşân tahrîr etdiğin bilirim. Asla sultân değil sültân idi. Ve dahi eyâlet-i Van'da Âl-i Abbâsiyân'dan Hakkarî hânlarıdır kim anlara da hân-ı âlîşân cenâb yazılır. Yine eyâlet-i Van'da Bitlîs hânına dahi ol elkâb ile evâmir-i şerîfler yazıldığı bâlâda tahrîr olunmuşdur. Ammâ Selîm Hân-ı Evvel asrında bu Cizre hâkimi bî-tekellüf Çıldır imdâdına giderken Mısır'dan Sultân Gavrî'nin Acem şâhına gönderdiği imdâda Cizre hâkimi yolda râst gelüp kırdığından Selîm Hân mahzûz olup cümleden Kürdistân hâkimleri üzre bu Cizre hâkimi tasaddur etmişdi. Hattâ Fâtih-i Bağdâd Sultân Murâd Hân'a nehr-i Furât kenârında istikbâle vardığından cümleden mu‘azzez ü mükerrem olan Sultân (---) (---) idi.
EÇS IV 385a
Sâ’ir hâkimlerin ayân u beyân eder: Evvelâ mezâhib-i erba‘adan şeyhülislâmları ve nakîbü'l-eşrâfı ve der-i devlet tarafından üç yüz akçe pâyesiyle mu‘teber kadısı ve cümle (---) aded nevâhî kurâlarından kadıya senevî ber-vech-i adâlet üç bin guruş olur. Ve cümle eyâlet-i Cizre'den beğine beher yevm birer rub‘ {kile} mâl hâsıl olur. Zîrâ taht-ı hükûmetinde cümle (---) aded kurâ vü kasabât ve kılâ‘-ı ma‘mûrelerdir. Ve sekizinci hâkim hân kethudâsıdır ve dokuzuncu hâkim şehbenderdir. Ve onuncu hâkim iskele bâcdârıdır ve on birinci zâbit şehir muhtesibidir.(---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IV 385a
Cezîre sancağında olan mîr-i aşâ’irleri beyân eder: Cümle on iki aded aşîret beğleridir. Ammâ tabl [u] alem sâhibi değillerdir, ammâ beğleriyle me’mûr oldukları sefere mükellef ü mükemmel güzîde asker ile giderler.
EÇS IV 385a
Evvelâ Cizre şehrinin cânib-i (---) ba‘îd kal‘a-i Hardekıl beği Cizre hâkiminin sağ vezîri hükmündedir. Ol dahi on iki aşîret beğine hâkim olup on bin askere mâlikdir. Anın baş aşîreti kavm-i Sülupiyân'dır kim cümle üç bin tüfeng-endâzdır ve aşîret-i şehbâzdır ve sol vezîri pâyesindedir. Mîr-i Birispi, bu dahi on aded aşîrete hükm edüp on bin tüfengliye mâlikdir. Ve üçüncü aşîret mîr-i Veseldân'dır ve döndürcü Kârsân'dır ve beşinci Kibriyân'dır ve altıncı Kellehugiyân'dır ve yedinci Jilaniyân'dır ve sekizinci Küçük Zıbarı'dır ve ve on iki aded mîr-i aşâ’irin güzîdesi bunlardır. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IV 385a
Cizre sancağında olan ma‘mûr kurâların güzîdelerin beyân eder: Evvelâ nevâhî-i Til Akra derler bir kal‘acıkdır. Cezîre-i Dicle ve nehr-i Furât mâbeyninde Sincâr'a ve Musul'a karîbdir. Ammâ Musul'un garbîsinde çölündedir. Hâlâ ol kadar ma‘mûr değildir ve Cizre'nin hudûd-ı intihâsına vâki‘ olmuşdur. Ve,
EÇS IV 385a
Nevâhî-i kal‘a-i Kefirsusa, Şatt'ın cânib-i garbında Cezîre hâki hudûdunda Dicle ve Furât'da vâki‘ olmuşdur. Bağı ve bâğçesi vardır ve Musul'a bir menzil karîbdir ve Cizre ile kal‘a-i Nasîbîn arasında,
EÇS IV 385a–385b
Sancağ-ı Aşdı: Aşdı beği Diyârbekir hükmüdür. Cezîre'nin cânib-i garbîsinde bir konakdır ve Cizre köyleriyle müşâdır ve Aşdı beği tahtı kasaba-i Marin, çölde cezîre-i Dicle ve Furât'da câmi‘ ve hân u hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı ma‘mûr kasabadır. Niçe kerre Cizre hükmünde olmuşdur. Hâlâ niçe bin halkı dağlarda mağaralar içre sâkinlerdir.(---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) 385b
EÇS IV 385b
Cizre kal‘asının zemîn ü eşkâl-i cirmin beyân eder
EÇS IV 385b
Evvelâ bu kal‘a-i Finik, hâk-i bilâd-ı rebî‘de Şatt içinde ve şimâlinde bir konak kal‘a-i Hasankeyfâ ve kıblesinde kal‘a-i Küfürzamân'dır. Bu iki medîne-i atîkin mâbeyninde taşra varoş düzde ve iç kal‘ası püşte-i âlî üzre bir kal‘a-i Bûhinân'dır. Cânib-i garbîsinde bir menzilde Aşdı beği hâkidir. Bu dahi Diyârbekir sancaklarındandır kim kavm-i Aşdı on bin asker olur. Yine Cizre'nin garbında üç konakda çölistânda nehr-i Furât'a karîb Sincâr kal‘ası sancağıdır kim bâlâda Musul'dur. Cânib-i şimâline ve garbîsine meyyâlce kal‘a-i Mardin çölde (---) menzil karîbdir kim yalçın kaya üzre meşhûr-ı âfâk kılâ‘ların biri dahi bu kal‘a-i Mardin'dir. Sene 1065 târîhinde kal‘a-i Mardin dahi vasf olunmuşdur. Bu kal‘a-i Cezîre mezkûr kal‘alara karîb bir tarz-ı acîb ve garîb binâ-yı mehîb seng-i mutarraş ile mebnî bir hisâr-ı kavîdir. Ve üstâd-ı bennâ-yı kûhken bu kal‘a inşâsına var makdûrun arz-ı ma‘rifet içün tarf edüp rûy-ı dîvârı bir sıra seng-i siyâh ve bir sıra hacer-i ebyaz ile ta‘mîr etmiş ve niçe yerlerinde cümle ahcârları sadranc nakşı tertîb eylemiş ve iç kal‘anın burc u bârûların gâyet metânet üzre etmiş. Ve dendân-ı bedenleri ve mazgal deliklerin icrâ-yı ma‘rifet edüp müzeyyen etmiş ammâ iç kal‘asının handakı yokdur. Lâkin aşağı varoş-ı hisârın handakı vardır.
EÇS IV 385b
Ve cümle üç aded kapudur. Evvelâ cânib-i garba mekşûf bâb-ı Tur, Hadîd kapusu dahi derler ve ikinci kapuya Bâbu'l-mâ derler, ya‘nî Şatt kenârı kapusudur. Cânib-i kıbleye meftûhdur. Ve üçüncü kapuya Bâbu'l-cebel derler. İç kal‘anın altındadır ve cânib-i şimâle nâzırdır. Ve bu kapu önünde Şatt-ı azîm üzre yigirmi aded gemi üzre cisr-i kavî vardır kim vâcibü's-seyrdir. Kaçan kim Diyârbekir ve Hasankeyfâ'dan {ve Fındık kal‘asından} kelek gemileri gelse cisir dîdebânları cisirin ortasında iki gemiyi küşâde edüp kelekler ubûr edüp yine sedd ederler.
EÇS IV 385b
Bu cisrin karşu tarafındaki mahalle (---) (---) derler, yine Cizre hükmündedir. Ve bu cisir başına karîb kelek gemileri yanaşır iskeledir ve niçe kerre Şatt nehri tuğyân ile gelse Cisir kapusundan içeri nehr-i Dicle şehre girüp şâhrâhları gark eder ammâ her bâr nehr-i Şat taşkın ve coşkun gelmez gâyet tuğyân ile gelse şehri gark eder. Ammâ ilm-i nücûmda ve ilm-i cifirde üstâd-ı kâmillerin tahrîri üzre şehr-i Cizre'yi ve kal‘a-i Bağdâd ve kal‘a-i Kurna ve kal‘a-i Basra'yı Şattu'l-Arab gark edüp nehr-i Şatt ve nehr-i Furât seyl-i Ceyhûn u Seyhûn u Nil gibi deryâ olup Necef deryâsı yine buhayre-i azîm olup andan taşup Şâm'ın Ka‘be çöllerini ve Mekke ve Medîne yollarına cereyân ederek Ka‘be çölistânı nehr-i Furât ile çengelistân ve ormanistân olup benî Âdem ile imâr olup nehr-i Furât Süveys deryâsına cereyân ide deyü tahrîr etmişler. Ve ol asırda bu şehr-i Cizre harâb kalup Küfürzamân kal‘ası Medâyin-i Irâk misilli bir sevâd-ı mu‘azzam ola demişler. Lâ-ya‘lemü'l-gaybe illallah.
EÇS IV 385b
Ammâ hamd-i Hudâ bu asırda Cizre kal‘ası ve şehrin gâyet ma‘mûr u âbâdân ve ahâlîsin mesrûr [u] handân gördük. Ve kal‘a-i Cizre dâ’iren-mâdâr (---) adımdır. Sâ‘at-i nücûmî ile (---) sâ‘atde devr olunur ammâ cânib-i garbîsindeki bâğ u bâğçeleriyle bir günde güç ile devr olur.
EÇS IV 385b
Der-sitâyiş-i imârât-ı hânedân-ı şehr-i Cizre: Bu cirimde olan şehr-i mu‘azzamın enderûn [u] bîrûnunda cümle (---) aded sarây-ı âlîler ve büyût-ı vâlîler ve hânedân-ı a‘yân u eşrâf u kibâr ve külbe-i ahzân-ı fukarâlardır.
EÇS IV 385b
Evvelâ İçkal‘ada Paşa sarâyı, iki yüz hücre ve kâ‘alı ve hammâmlı ve kasr-ı Havernaklı şâhâne sarâydır kim İçkal‘a içre gûyâ nârin hisârdır. Dizdârı ve kal‘a neferâtları yokdur. Kal‘a miftâhları cümle paşa destindedir. Ve kal‘a huddâmları cümle Cizre paşası tevâbi‘idir. Bu kal‘a gerçi iç ildir ammâ adû-yı cânîsi Yezîdî ve Haltî ve Çekvânî ve Bâpirî ve Sincârî ve Zibarî Kürdleri hasm-ı kavîleridir. Anınçün bu kal‘anın dîdebânları şeb [ü] rûz nigehbânlık edüp âmâde dururlar. Ve bu kal‘anın kifâyet mikdârı cebehânesi ve sâ’ir mühimmâtları ve müstevfâ şâhî topları vardır. Ve buğday anbârları ve cebehâneleri ve Şatt'a nüzûl eder su yolları vardır. Andan aşağı bârûda (---) (---) hânesi gâyet mükellefdir. Ve bu şehrin cümle binâları kârgîr ve cibiz ile mebnî imâretlerdir ve sarây-ı (---)
EÇS IV 385b–386a
Evsâf-ı imârethâ-yı câmi‘-i mü’minân [u] muvahhidân: Evvelâ şer‘-i Resûl-i mübîn üzre cum‘a namâzı sahîh olsun içün hutbe-i Âl-i Osmân tilâvet olunur. Câmi‘-i selâtîn birdir ve binâ-yı kadîmdir ve rısâs-ı hâs ile mestûr değildir. Cümle kireç ile siper olmuş ibâdetgâh-ı azîmdir. Bânîsi 386a Âl-i Abbâsiyân'dan (---) (---) hâkimin binâsıdır. Bir minâreli ve rûhâniyyetli müstecâbü'd-da‘ve mahal bir ma‘bedgâh-ı latîfdir.
EÇS IV 386a
Bundan mâ‘adâ cümle iki yüz kırk aded mahalle mesâcidleridir. Evvelâ (---) mescidi,
EÇS IV 386a
Der-beyân-ı dârü't-tedrîs-i âlimân: Cümle altı aded medrese-i tahsîl-i ulûmdur. Evvelâ (---) (---) semtinde Medrese-i Mîr Abdâlî, sorh-gûn tula ile mebnî bir kârgîr kavî medrese-i kadîmdir ve Medrese-i Süleymân Beği (---) (---) mahaldedir ve (---) (---) semtinde Meydân Medresesi ve iki aded medreseler dahi yukaru kal‘a altındadır. Bu medreseler cümle ma‘mûr [u] âbâdân vakf-ı kavî hayrât [u] hasenâtlardır kim cânib-i vakıfdan mütevellîsi her hücrede sâkin olan talebelere vazîfe-i mu‘ayyenelerin ve lahmiyye ü şem‘iyyelerin mâh-be-mâh vâsıl eder. Bunlardan mâ‘adâ derûn-ı şehirde ne kadar mahalle mesâcidleri var ise elbette birer medrese-i hasbîleri vardır. Zîrâ bu Cizre şehrinde tâlib-i ilm ulemâ-yı Ekrâd ziyâdesiyle çokdur. Ve bu şehirde dârü'l-hadîs ve dârü'l-Kur’ân kurrâ-yı mahsûs yokdur. Cümle medreselerde cemî‘i ulûm ü fünûn görülmektedir.
EÇS IV 386a
Sitâyiş-i tekye-i erbâb-ı tarîk-ı dervîşân: Cümle (---) aded tekyegâh-ı seyyâhândır. Evvelâ mezâristân içinde tekye-i Hazret-i Muhammedü'l-Gavs tarîk-ı Hâcegân-ı Nakşıbendî'de bu Şeyh Muhammedü'l-Gavs kutbiyyete kadem basmış ulu sultândır. Kubbe-i âlîsinde cümle Hindî ve Özbekî ve Çağatayî ve Kumuk kavmi sâkin olmuşdur. Halîm ü selîm ve halkdan münzevî künc-i mihnetde sâkin âdemler vardır. Ve tekye-i,
EÇS IV 386a
Der-beyân-ı hân-ı hâcegân-ı sevdâgerân: Cümle bir aded mihmânhâne-i tüccârândır kim cümleden kadîm kârgîr binâ-yı musanna‘dır. (---) demek ile ma‘rûfdur. Bundan gayrı hân-ı tüccârân firâvândır.(---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IV 386a
Der-ayân-ı mihmânsarây-ı ehl-i hıref-i gurebâ-yı mücerredân: Cümle (---) aded bekâr odalarıdır.
EÇS IV 386a
Der-alâmet-i çârsû-yı bâzâr-ı bezzâzistân: Cümle (---) aded dekâkîn-i bâzâr-ı hüsündür kim sûk-ı tavîli tertîb üzre mebnîdir. Bezzâzistânı şehrin vasatında vâki‘ olup üzeri serâpâ örtülüdür. Sûk-ı sultânîsinde her esnâfda zî-kıymet kâlây-ı cevâhir elbette boldur.