İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS IV 387a
Ey şeb çi şeve şeve ki dârî hûb hûbCahgın tireyşe barandı Bârî hûb hûbİlâ âhirih A ya ya ya.
EÇS IV 387a
Bir hoş-âyende nevâ olduğundan lisân-ı Ekrâd-ı Cizre üzre bu mahalle Cizre kelek gemilerinin ve nehr-i Habur'un evsâfları bu gûne murabba‘ ile tahrîr olunup bu lisân-ı fasîh bu kadar ile iktifâ olundu. Eğer her mısra‘ın tercüme etsek tatvîl-i kelâm olur.
EÇS IV 387a
Der-fasl-ı tetimme-i şehrengîz-i külliyât-ı şehr-i Cezîre-i İbn Ömer
EÇS IV 387a
Hikmet-i Hudâ Cizre içre sâkin bir sâhib-i hânedân kimesne vardır. Hazret-i Risâlet-penâhın alemdârı Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri neslindendir. Anlar evlâd-ı evlâda ulu ocakdır ve gâyetü'l-gâye sulehâ-yı ümmetden kimesnelerdir. Bunların evkâfından şehre karîb bir su değirmânları vardır. Bi-emrillah ol değirmân dönmez olsa andan ma‘lûm olur kim ol hânedândan bir kimesne fevt olur ve yine deverân eder, sırr-ı acîb-i mücerrebdir.
EÇS IV 387a
Ve bu Cizre'nin cânib-i garbîsi çölünde kavm-i (---) (---) Urbânı kara haymeleriyle sâkinlerdir ve kavm-i (---) (---) Ekrâdı dahi hayme vü hargâhlarıyla konup göçerler. Zîrâ bu diyârın hevâsı sevâhil olup zemîni vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr bir mahsûldâr dâr-ı diyâr olmağile deyyâr u kûhistânda benî Âdemden hâli bir hatve arz-ı hâliye yokdur. Ve Bâbü'l-mâ‘da Küçük Şatt üzre bir musanna‘ cisri vardır.(---) (---)
EÇS IV 387b
Der-beyân-ı ziyâretgâh-ı ulemâ-yı sulehâ-yı kibâr-ı kümmelîn-i şehr-i Cezîre-i İbn Ömer
EÇS IV 387b
Evvelâ bu şehrin cebbâne nâm mezâristânı şehir içinde vâki‘ olmuşdur. Niçe yüz bin kibâr-ı evliyâ-yı izâm ve niçe bin sahâbe-i kirâm kurâfe-i kübrâsında medfûndur kim, beyt:
EÇS IV 387b
Nelerden arda kalmışdır dilâ dünyâyı söyletsen
EÇS IV 387b
Kimi Cem'dir kimi Dârâ yatan mevtâyı söyletsen.
EÇS IV 387b
Mazmûnu üzre niçe selâtîn-i Âl-i Abbâsiyân âsûdelerdir ammâ ziyâret edüp ma‘lûmumuz olan bunlardır: Evvelâ Cizre içre Turnabine nâm mahalde,
EÇS IV 387b
Ziyâret-i Sultân: Mevtâ-yı kadîm-i evvel Hazret-i Tarh ibn Hazret-i Nûh'dur kim Tûfân-ı Nûh'da gemi içre vâlidesi havfinden vaz‘-ı haml etdikde merhûm olmuş müştakk olup ba‘de't-Tûfân rûy-ı arzda ibtidâ bu sıkıt Tarh ibn Nûh defn olunmuşdur. Hâlâ derûn-ı şehirde bir mescidde medfûn olup kaddi kırk kademe tavîl bir kabr-i münevver-i dırâzdır kim bu Cizre şehri evsâfının ibtidâsında bu Tarh ibn Nûh mufassal tahrîr olunmuşdur. Andan,
EÇS IV 387b
Ziyâret-i Hazret-i İmâm Ca‘fer-i Sâdık ibn İmâm Muhammed Bâkır kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-azîz hazretleri: Cezîre şehrinin cânib-i garbîsi hâricine sehel karîb bir kubbe-i âlî âsitânede medfûndur. Garâbet bunda kim kal‘a-i İmâdiyye'nin aşağı Kopan medresesi dibinde dahi İmâm Muhammed Bâkır âsitânesi vardır. Ulemâ-yı İmâdiyye bizde medfûndur derler ve ulemâ-yı Cizre bizde âsûdedir derler. Ammâ bu hakîr-i pür-taksîr âlem-i seyâhatde niçe yerde İmâm Muhammed Bâkır meşhedi ziyâret etdiğime şehâdet ederim. Belki makâmları ola. Rahmetullahi aleyhi rahmeten vâsi‘a. Andan,
EÇS IV 387b
Ziyâretgâh-ı eş-Şeyh Muhammedü'l-Gavs: Kibâr-ı Nakşıbendiyye'dendir. (---) (---) (---) mahalde kubbesinde Hindî fukarâları sâkin olurlar. Ve kal‘a-i Cizre'nin su kuyusu kurbünde,
EÇS IV 387b
Ziyâretgâh-ı Meşhed-i İmâm Alî: Kubbe-i âlîleri bir âsitânedir ammâ kabr-i şerîfi değildir. İmâdiyye kal‘asın feth etdikde bu Cizre'ye gelüp sâkin oldukda makâmıdır, derler ammâ hâlâ ziyâretgâh-ı erbâb-ı hâcâtdır. Ve dahi ilm-i tecvîd üzre {Hazret-i Kur’ân'ı} Cenâb-ı Kibriyâ tarafından Hazret-i Cibril-i Emîn Hazret-i Risâlet-penâha âyet be-âyet getirüp Hazret'e Cibril-i Emîn ta‘lîm etdiği üzre Hazret-i Kur’ân-ı Azîmi ve Furkân-ı Kerîmi kemâ hüve hakkuhu icrâ edüp ilm-i tecvîde müte‘allık Cezerî nâm bir kitâb te’lîf eden eş-Şeyh Muhammed ibn Cezerî eş-Şâfi‘î hazretleri bu Cezîre şehrinde medfûndur kim niçe yüz mücelled kitâb-ı mu‘tebere te’lîfâtları vardır. Gerçi kitâb-ı Cezerî bir küçük kitâbdır ammâ Hummûs-ı Nahşevânî'dir. Cümle yüz dokuz aded ebyâtdır. Tâlibîn anı hıfz etdükde me’hazlarıyla sâ’ile cevâb-ı pür-savâb verüp cemî‘i hurûfu mehâriciyle icrâ etmeğe kâdir olup niçe musannifîn Kitâb-ı Cezerî şerh edüp bir müdevven kitâb-ı mu‘teber olmuşdur. Üstâd-ı kâmil kitâbın evvelinde kendülerinin ismin ve maskat-ı re’slerin ayân u beyân içün hutbe-i kitâba bu yüzden bede’ eylemişdir:
EÇS IV 387b
{Bismillahirrahmânirrahîm}. Yakûlü serâcî afvu Rabbu sâmi‘ Muhammed ibnü'l-Cezeriyyi'ş-Şâfi‘î, elhamdülillah ve sallallahu alâ Nebiyyihî ve Mustafâh Muhammedün ve âlihî ve sahbihî ve mukri'il-Kur'ân ma‘a muhibbihi.
EÇS IV 387b
Deyü (---) (---) aded manzûm kitâbı altı fasl üzre itmâm etmişdir. Hâlâ Hazret-i Kur’ân'ı mehâric-i hurûfiyle kırâ’at etmek Muhammed Cezerî hazretlerinden kalmışdır kim şehr-i Cezîre'de medfûn olup ziyâretgâh-ı huffâz-ı Kur’ân ve hamele-i Furkân uşşâkânlar ve gayrı müştâkânlardır. Rahmetullahi aleyh.
EÇS IV 387b
Bu şehr-i Cezîre'de niçe bin bunun emsâli musannifîn ü mü’ellifîn kimesneler âsûdedirler ammâ niçe kimesneler Musul şehri hâricinde medfûndurlar, haber-i galatdır. Andan medfûn olan bu azîzin evlâdıdır.
EÇS IV 388a
Şehr-i Cizre'yi alâ kadri'l-imkân seyr [ü] temâşâ edüp Murtezâ Paşa kethudâsı karındaşımız ile Cizre hânından me’zûn olduğumuz mahalde Murtezâ Paşa kethudâsından karz-ı hasen aldığı mâlı Cizre hânı verüp ve bin guruş harcırâh ve beş re’s küheylân at ve beş aded Gürcî gulâmı ve bir katar-ı katır me’kûlât [u] meşrûbât verüp hakîre dahi bir at ve bir gulâm-ı mehtâb ve üç yüz guruş ihsân edüp hân ile vedâlaşup,
EÇS IV 388a
Cizre şehrinden Aşdı sancağına ve Hasankeyf şehrine gitdiğimiz menâzilleri ve kılâ‘ u kasabât u kurâları beyân eder
EÇS IV 388a
Evvelâ Cizre Hânı (---) (---) Hân üç bayrak güzîde tüfeng-endâz Kürd şehbâzları refîk verüp Bismillah ile cânib-i şimâle Şatt sâhiliyle (---) sâ‘atde,
EÇS IV 388a
Menzil-i (---) (---) : Cizre hâkinde bir sengistân dere içre bâğ u bâğçeli ma‘mûr câmi‘ ve medreseli köydür. Andan yine cânib-i şimâle meyyâlce (---) sâ‘atde,
EÇS IV 388a
Menzil-i karye-i (---) (---) : Bu dahi Cizre hâkinde câmi‘ ü medrese ve bâğ u bâğçeli Ekrâd köyüdür. Andan yine cânib-i şimâle meyyâl ne‘ûzü Billah sengistân ve sa‘b u gazabistân yerlerin yüz bin renc [ü] anâ ile (---) (---) nâm mahalde Aşdı beği hâkine kadem basdık. Andan (---) sâ‘atde,
EÇS IV 388a
Karye-i (---) : Aşdı hükmünde beş yüz hâneli câmi‘ vü medrese ve hân [u] hammâmlı ve bâğ u bâğçeli ma‘mûr karyedir.
EÇS IV 388a
Hikmet-i Hudâ bu kasabada Dülhû nâm bir Kürd gördüm. Bi-emr-i Hudâ merd-i Hudâ'nın kaddi üç buçuk zirâ‘ ide. Başı Adana kabağı veyâhûd Van lahanası veyâhûd nehr-i Sakarya kenârında Geyve kasabası kavunu kadar kelle-i zî-devleti var idi. Gözleri uğu kuşu gözleri gibi müdevver idi ammâ hikmet-i Sânı‘-ı Hallâk-ı âlem ol mehîb âdem gözlerinin kapakların kıpsa sâ’ir benî Âdem gibi ığmâz-ı ayneyn etmeyüp gözleri bınarı yerinden gözleri kuyruğu tarafıyla gözleri pilelerin ya‘nî göz kapakların yanına kayardı. Ve burnu Mısır'ın ve Mora diyârının mor patlıcanı kadar minkârî burnu var idi. Ve dudakları gûyâ şütür-leb idi. Ve dendânları gâv-ı Isfahân kadar idi. Ve kıtifeyninde birer âdem otursa yerim dar diyemezdi. Ve hikmet-i garîbenin biri dahi ol kimesnenin sekiz bıyığı var idi. Evvelâ büyük bıyığı aslîsi demm-i binâ-gûşuna erdikden sonra ziyâdesin arakıyyesi içre kor idi. Ve arakıyyesi bir kile Sa‘îrd pirinci alırdı. Ve iki bıyığı dahi burnu deliklerinden taşra sarkmış idi. Ve iki bıyığı kulakları deliğinden taşra çıkmış idi. Ve iki kaşları dahi birer karış bıyık gibi sarkmış idi. Bu minvâl üzre meşrûh olur sekiz adet sâhib-i şevârib bir ağreb ü garâ’ib âdem idi.
EÇS IV 388a
Bundan mâ‘adâ bu Aşdı kavminin ekserî böyle tüğlü âdemlerdir. Hatta bir kerre hammâmlarına girmek iktizâ etdi. Ekserî cümle halkı siyâh koyun pöstekisi geymiş endâmlı tüğlü âdemlerdir ammâ gâyet şecî‘ dilâver kimesnelerdir. Bu kasabayı (---) (---) temâşâ edüp yine cânib-i şimâle (---) sâ‘at gidüp,
EÇS IV 388a
Evsâf-ı kabasa-i Marin: Diyârbekir eyâletinde Aşdı beği tahtıdır. Yiğirmi üç bin askere ve on beş bin Ekrâd re‘âyâ-yı tüfeng-endâza mâlikdir. Gerçi beği Diyârbekir eyâletinde beğdir ammâ hâss-ı hümâyûnu yokdur. Ülkesinin ebvâb-ı mahsûlâtı kendüye hâs kayd olunmuşdur. Eyâlet-i Diyârbekir'de mîr-i aşâ’irlerde bundan güzîde askerli aşîret yokdur. Bir ümerâsı fevt olsa yerini Âmid vâlîsi oğluna yâhûd akrabâlarının bir eşbehine verilüp gayriye verilmez ve Osmânlı beği dahi olamaz. Zîrâ gâyet sa‘b u çengelistân u sengistân kûh-ı bî-emânlarda Yezîdî kavimleri çokdur. Hatta Diyârbekir'den tulumdan kelek gemileri Hasankeyf'den ubûr edüp bu Aşdı içine geldikde her gelen kimesne Şatt kenârından kurşun urup ol gemilerden elbette bâc alırlar akûr kavimdirler.
EÇS IV 388a
Eşkâl-i zemîn-i kasaba-i Marin-i Aşdı:
EÇS IV 388b
Kasaba-i Marin'den Cizre hâkiminin verdiği üç bayrak kulağuzlara izin verüp Aşdı hâkine kadem basdığımızın haberin Cizre beğine i‘lâm edüp rehber-i mezbûrlar mektûb-ı muhabbet-üslûbumuz ile Cizre'ye revâne olup Aşdı beğinden yine üç bayrak piyâde yiğitler alup cânib-i şimâl-i garba meyyâl ol mahûf ve muhâtara dağlar ve sengistânlar aşup (---) sâ‘atde,
EÇS IV 388b
Menzil-i (---) : Hasankeyf hâkinde beş yüz hâneli câmi‘ vü hân [u] medrese vü hammâmlı ve bâğ u bâğçeli köydür.(---) (---) (---) (---)
EÇS IV 388b
Andan semt-i şimâle (---) sâ‘atde,
EÇS IV 388b
Evsâf-ı ülke-i kavm-i Ekrâd-ı Sikiyfâ, ya‘nî kal‘a-i hasn-ı Hasîn-keyfâ
EÇS IV 388b
İbtidâ bânîsi Âl-i Abbâsiyân'dan Hârûnu'r-Reşîd'in vezîr-i dilîri Sikiyf Kay binâsıdır. Lisân-ı Ekrâd'da Sikiyf (---) (---) derler. Anınçün kavm-i Ekrâd bu kal‘aya Sikiyf derler. Lisân-ı Arab'da Hasînkeyfâ derler, ya‘nî ince kal‘a derler. Ammâ müverrihân-ı Arab kavlince bu şehri Sikiyf nâm Ekrâd binâ etdi ammâ kal‘asını Mısır pâdişâhlarından Âl-i Eyyûbiyân'dan el-Melikü's-Sâlih Necmeddîn Eyyûb {ibn el-Melikü'l-Kâmil Muhammed} halîfe iken oğlu {el-Melikü'l-Mu‘azzam Turan Şâh'ı} bu Hasînkeyfâ'ya hâkim edüp gönderdi. Bi-emri Hudâ pederi el-Melik Sâlih merhûm olup hilâfet oğlu Turan Şâh'a intikâl edince vâlidesi Şecerü'd-dür nâm hâtûn ki hâlâ Ka‘be-i Mükerreme'nin kisvesi ya‘nî Mekke'nin siyâh örtüsü ol Şecerü'd-dür Hâtûn'un hayrâtıdır. Ol hâtûnun ehli merhûm olunca cümle a‘yân-ı Mısır meşveretiyle ve cemî‘i kulun talebiyle Şecerü'd-dür nâm hâtûnu Mısır'a melike edüp derhâl evlâdına yedi Mısır hazînesi mâl gönderüp "Elbette ne keyfiyyette olursa benim oğlum bir hasîn inşâ idesin" deyü evlâdına fermân edüp "Kal‘a itmâmından sonra Mısır'a gelüp müstakil pâdişâh olasın" deyü şehzâde-i âzâdeye vâlidesi tarafından yedi Mısır hazînesiyle bu gûne fermân varınca derhâl kal‘anın esâsına sa‘d-ı sâ‘atde ve burc-ı seretân-ı beyt-i kamer-i mâ’i'de mübâşeret edüp kal‘a itmâm bulunca ismine Hasînkeyfâ dediler.
EÇS IV 388b
Ba‘dehû şehzâde bu Hasînkeyf'den Mısır'a gelirken vâlidesinin mâlıyla Şâm kurbünde bir kal‘a binâ edüp ismine Şecer kal‘ası dediler. Zîrâ Şecerü'd-dür'ün Hasînkeyfâ kal‘asından artan mâl ile binâ olunmuş kal‘a-i Şecerü'd-dür'dür.
EÇS IV 388b
Andan şehzâde Mısır'da bir azîmü'ş-şân pâdişâh olup Akka ve Remle ve Yafa kal‘alarında ve Antakiyye altında İşpaniye kâfiriyle ceng-i azîmler edüp mansûr u muzaffer olup el-Melikü'l-Muzaffer es-Sultânu'l-Mu‘azzam Turan Şâh b. el-Melikü's-Sâlih Necmeddîn Eyyûb {b. el-Melikü'l-Kâmil Muhammed} deyü nâmdâr bir pâdişâh-ı sâhib-vakâr oldu. "Bu kal‘a-i Hasînkeyfâ anın binâsıdır." deyü niçe müverrihân-ı Arab eyle tahrîr etmişler ve müverrih dahi mezkûr mezkûr şehzâdenin bu zemîn-i Hasînkeyfâ maskat-ı re’si olmağile müstakil halîfe olunca "Mısır'dan hazîne gönderüp bu Hasînkeyfâ'yı binâ etdi." deyü tahrîr etmiş.
EÇS IV 388b
{Ba‘dehû bu Turan Şâh-ı Mu‘azzam Dimyat kal‘asın İşpaniye Firengî destinden halâs eyleyüp Mısır'a geldikde sene 648 târîhinde kendü kulları Turan Şâh üzre gulüvv edüp şehîd etdiler. Müddet-i saltanatı ancak yetmiş gün oldu. Ammâ gazâlarda ve kal‘a-i Hasankeyfâ'da çok hilâfet etdi. Mısır'da vâlidesi Şecerü'd-dür yanında medfûndur. Âl-i Eyyûbiyân bunda inkırâz buldu ve saltanat kullarına intikâl etdi}. Ammâ efvâh-ı nâsda galat-ı meşhûr evlâ olup Hasankeyf kal‘ası derler.
EÇS IV 388b
Bu gûne galat-ı meşhûr ile dest-i Âl-i Osmân'da (---) aded Hasan nâmında kal‘alar vardır. Evvelâ Erzurûm'un cânib-i şarkîsinde bir menzil ba‘îd Pasin sancağı beği tahtı olan sahîh Hasan kal‘asıdır. Hasîn kal‘ası değildir. Zîrâ Akkoyunlu pâdişâhlarından Sultân Uzun Hasan Bayındırî binâ etmeğile Hasan kal‘ası derler.
EÇS IV 388b
Ve Malatıyye kurbünde Hasan Badrak kal‘ası, Timur Sivas'a giderken harâb edüp kendi kaldı. Ve yine Malatıyye kurbünde Hasan Mansûr kal‘ası ve Trablus-Şâm kurbünde Hasan kal‘ası ve (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IV 388b
Bu kal‘a-i Hasankeyfâ Erzurûm Hasan kal‘asından sa‘bdır.
EÇS IV 388b
Der-beyân-ı eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Hasînkeyfâ
EÇS IV 388b–389a
Nehr-i azîm Diyârbekir önünden cereyân eden Şatt'ın kenârında bir püşte-i âlî üzre şekl-i muhammes seng-binâ kal‘a-i ra‘nâdır kim Şatt'ın cânib-i garbında Cizre ve Mardin hâkinde anlara ikişer konak karîb bir kal‘a-i garîbdir kim cânib-i garbîsinde iki menzilde Diyârbekir hâkiyle müşâdır. Cânib-i şimâlîsinde nehr-i Şatt aşrı Mifârıkîn beğiyle bir menzilde müşâdır. Ve yine cânib-i şimâlin şarkîsine meyyâl Şatt aşrı bir menzilde Karabaş nâm Yezîdî Kürdü köyünde Hazzo beğiyle müşâdır. Ve cânib-i şarkı Şatt'a Cizre beği hudûdu olmağile hem-hudûddur. Ve cânib-i cenûbda bir konakda Aşdı beğiyle müşâdır ammâ müverrihân kavli üzre bu kal‘a-i Hasankeyf cezîre-i Dicle vü Furât addolunan cezîre içinde Şatt kenarında nehr-i Furât semt-i garbîsinde üç menzîl ba‘îddir. Ammâ kal‘a-i Keyf-i Sikiyf, Hasankeyf Sikyf tâ Şatt kenârındadır. Zîrâ Diyârbekir'den Şatt ile taraf-ı cenûba cereyân eden kelek gemileri ibtidâ Hasankeyf'e yanaşırlar, andan Aşdı hudûduna çıkarlar, andan Cizre şehrine, andan Kefirzamân'a, andan şehr-i Hafr'a andan şehr-i Musul'a andan Tikrid'e andan İmâm Mûsâ andan Kuşlar kal‘asına cümle kelekler yanaşırlar. 389a Zîrâ bu bâlâda tahrîr olunan kılâ‘lar cümle Şatt'ın cânib-i garbîsinde Hasankeyf tarafındadır ve Diyârbekir'e (---) menzil karîbdir ve Diyârbekir'in eyâleti hâkinde bir sancakdır.