İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS IV 389a
Ahvâl-i hâkim-i Hasankeyf'in keyfiyyet-i hâllerin beyân eder
EÇS IV 389a
Evvelâ eyâlet-i Diyârbekir kânûn-ı Süleymân Hân üzre on iki aded Osmânlı sancağıdır. Kılıç-ı ze‘âmet elli ikidir ve kılıç-ı timâr 626 dır. Sekiz aded yurdluk ve ocaklık tarîkiyle zabt olunur sancaklardır. Beş aded dahi mülkiyyet üzre mutasarrıf hükûmetler vardır ammâ bu Hasankeyf sancağı Diyârbekir eyâletinde azl ü nasb kabûl eder Osmânlı sancağıdır. Kânûn üzre beğinin hâssı 203.955 akçedir ve hâk-i amber-pâkinde Osmânlının sâ’ir livâlarındaki gibi timâr u ze‘âmet ve alâybeği ve çeribaşısı vardır. Erbâb-ı timârı cümle cebelüleri ile bin altı yüz asker olur. Mîr-i livâsı dahi bin kadar askere mâlikdir. Me’mûr olduğu seferlere Diyârbekir vâlîleriyle tabl u kudümün döğüp sefer eşer. Livâsı hâkinden beğine ber-vech-i adâlet on sekiz bin veya yigirmi bin guruş olur ve Âl-i Osmân tarafından yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır.
EÇS IV 389a
Cümle (---) pâre nâhiye kurâlarından beher sene kadıya üç bin guruş olur. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân u eşrâfı vardır ammâ yeniçeri serdârı ve sipâh kethudâyeri ve kal‘a dizdârı yokdur. Kal‘anın hükmi cebehânesi ve mühimmât u levâzımâtları ve kal‘a neferâtları cümle mîr-i livâsı hükmündedir ve muhtesibi ve bâcdârı ve şehir subaşısı vardır. Cümle hâss u harâcı Âl-i Osmân tarafından Mardin voyvodası zabt eder. Ve derûn-ı hisârda cümle (---) aded tahtânî ve fevkânî bâğ u bâğçesiz hânelerdir. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) Aşağı rabâtda cümle (---) aded hânelerdir.
EÇS IV 389a–389b
Sitâyiş-i me’kûlât-ı Hasankeyf: Şalgamı gâyet büyükdür ve lezîzdir. Bir kerre Hasankeyfli bin sun‘-ı Hudâ şalgam-ı kebîri Sa‘îrd'e hedâyâ gönderirler. Sa‘îrd'in pürçüklüsü ya‘nî kırmızı havucu büyük olmağile Hasankeyf'in şalgamın delüp Sa‘îrd havucu sokup Hasankeyf'e gönderirler. Hasankeyfli bundan bir nükte anlayup asker cem‘ edüp Sa‘îrdli ile bir havuç ve şalgam içün ceng-i azîm {etdiklerin hâlâ meşhûr olup mâbeynlerinde adâvetleri vardır}. 389b
EÇS IV 389b
Sitâyiş-i ibret-nümâ-yı âbâdân
EÇS IV 389b
Evvelâ bu şehr-i Hasankeyfâ'da nehr-i azîm Şatt üzre bir cisr-i azîm vardır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz ammâ deryâda katre ve güneşde zerre kadar tavsîf idelim.
EÇS IV 389b
Evvelâ bu cisr-i kebîr eyle bir kantara-i bî-hemtâdır kim tâk-ı revâkına dîde-i insân gücile nazar eder. Her kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr ise dikkat-i tâm ile nazar etse ta‘accüb edüp vâlih [ü] hayrân olur. Devlet-i Âl-i Osmân'da meşhûr olan püllerin ve kantara ve cüsûrların en müntehâ memdûhu diyâr-ı Rûm'un Hersek sancağında Mostar şehri içre nehr-i Neranta ya‘nî nehr-i Neretva üzre bir göz Süleymân Hân'ın cisri meşhûr-ı âfâkdır kim târîhi "Kudret kemeri" lafzıdır.
EÇS IV 389b
Andan Bosnasarâyı serhaddinde Vişgrad kal‘asında nehr-i Dirin üzre Sokollu Mehemmed Paşa'nın on iki göz cisri ibret-nümâsıdır.
EÇS IV 389b
Andan Edirne kurbünde nehr-i Ergene üzre Koca Murâd Hân'ın yüz yetmiş dörd gözlü köprüsü vâcibü's-seyrdir.
EÇS IV 389b
Anadolu'da nehr-i Sakarya üzre Geyve cisri ve Osmâncık cisri ve Amasiyye cisri ve Erzurûm'da nehr-i Araz üzre Çoban köprüsü ve yine Araz üzre Altun Halkalı cisri ve nehr-i Batmân üzre kal‘a-i Hazzo kurbünde Batmân cisri. Bu zikr olunan cüsûrlardan mâ‘adâ niçe bin ibret-nümâ cisr-i azîmler seyr [ü] temâşâlar etdim ki her birinin vasfında lisân kâsırdır ammâ alâ kadri'l-imkân tahrîr olunmuşu vardır ve inşâallah mahalliyle niçesin dahi tahrîr ederiz.
EÇS IV 389b
Ammâ bu Hasankeyf cisri temâşâ olıcak vâcibü's-seyr pül-i ibret-nümâdır. Şatt üzre, eyle bir dîvâne cereyân eder nehr-i arîz ü amîk üzre, Kehkeşân-âsâ semâya ser çeküp eflâke kemend atmış kavs-ı kuzahdan nişân verir bir cisirdir. Üstâd-ı bennâ var kuvvetin bâzûya getirüp bu cisrin yemîn [ü] yesârında olan pâyelerine eyle rıhtım-ı Şeddâdî esâs bırağup üzerine bir kemer inşâ etmiş kim şehr-i Medâyin'de Tâk-i Kisrâ-yı Enûşirvân bu tâk-i Havernak'ın yanında bir bend-i revâkdır ve bu cisrin yemîn [u] yesârı cümle boşdur. Hâne hâne kâ‘a kâ‘a müte‘addid hücreler ve ıstabl-ı azîmler ve her hücrede Şatt'a nâzır pencereler ve şâhnişînler ile inşâ olunmuşdur. Bu cisir gûyâ nehr-i Batmân-ı azîm üzre inşâ olan Batmân cisrine müşâbihdir. Zîrâ Batmân cisri mukaddem binâ olunmuşdur.
EÇS IV 389b
Ana taklîden bu kal‘a-i Hasankeyf'de nehr-i Şatt üzre bu cisri el-Melikü'l-Muzaffer es-Sultânu'l-Mu‘azzam Turan Şâh Batmân cisrin inşâ eden mi‘mârın şâkirdine bu Hasankeyf cisrin inşâ etdirmişdir. Bu cisrin itmâmın Batmân cisrini binâ eden {üstâd} istimâ‘ edüp bir gün nihânîce Hasankeyf'e gelüp görse kim kendünün Batmân nehri üzre binâ etdüği cisirden âlî ve musanna‘ vü müzeyyen ve metîn ü müstahkem bir cisr-i ibret-nümâ olmuş kim hasedinden âh edüp şâkirdine eydür: "Ey oğul, eyi cisir binâ etmişsin ammâ bu cisir henüz nâ-tamâmdır. Bu cisrin tâ zirve-i a‘lâsında kined yerine bir hayli civa dök kim bu cisir ilâ yevmi'l-haşr ber-karâr ola." deyüp gâ’ib olur. Ol gice bu cisri binâ edenin üstâd-ı hasûdu bir tulum içre yedi yıllık Ergane sirkesi kim semm-i helâhilden nişân verir, âlem ağyârdan bî-haber iken ol hasûd-ı lâ-yesûd üstâd cisrin tâ kined yerine bir tulum sarp sirke döküp firâr eder. Ol gice cisrin orta yeri nehr-i Şatt'a dökülür.
EÇS IV 389b
Ale's-sabâh cisri binâ eden halîfe gelüp cisr-i musanna‘ı bu hâlde görüp bildi kim kendünün üstâdı hasedinden böyle etdi. Der-ân yine horasân ve cibis ile cisrin vasatın ta‘mîr ü termîm eder, ammâ çi fâyide. Âhir-ı kâr yine Şatt'a düşer. İlâ hâze'l-ân bu cisr-i ibret-bünyân ortası meksûr kalup üstâd-ı mâzîler bu cisirin ortasına haşeb sütûnlar ile bir metîn kinedler edüp hâlâ ortası ağaç ile mebnî bir cisr-i kavîdir kim rûy-ı arzda meşhûr-ı âfâk cisrin biri dahi bu Hasankeyf kantarasıdır.
EÇS IV 389b
Bu püleden karşu tarafa Hasankeyf beğiyle atlara süvâr olup sayd [u] şikâra gitdikde hakîr at üzre bu cisirden ubûr etmeğe zehrem çâk olup piyâdece güzer edüp karşu tarafda yine esb-i sabâ-sür‘atime süvâr olup Şatt'ın karşu tarafında yine Hasankeyf sancağı hâkinde sahrâ-yı vâsi‘ içre hargûş u gazâl şikâr ederek 5 sâ‘at gidüp nehr-i Batmân kurbünde,
EÇS IV 389b–390a
Ziyâret-i eş-Şeyh Hazret-i Çoban Sultân: Erzurûm eyâletinde Hasan kal‘ası kurbünde nehr-i Araz üzre bâlâda merkûm olan cisr-i Çoban'ı inşâ eden Âl-i Çobaniyân'dan bu dahi bir pâdişâh-ı Çobaniyân idi. Terk-i tâc u taht u baht edüp bu mahall-i fezâda bir bâğ-ı İrem içre bir mesîregâh kubbede medfûn olup ziyâretgâh-ı avâm-ı ünâs-ı hâs [u] âmdır. Ve bu 390a mahalde nehr-i Batmân Hasankeyf'e gelmezden üç sâ‘at mukaddem Şatt-ı Dicle'ye rîzân olur ve nehr-i Batmân'ın Miyâfârikîn ve Zirkî ve Bitlîs dağlarından tulû‘ edüp kal‘a-i Hazzo altında cisr-i Batmân altından ubûr etdiği, Van'a Melek Ahmed Paşa ile revâne olurken mufassal tahrîr olunmuşdur. Ve Şeyh Çoban ziyâretinde bir gece zevk u safâ edüp andan ale's-sabâh yine cânib-i şimâle 5 sâ‘atde yine sayd [u] şikâr-ı erneb ve ceyran ederek,
EÇS IV 390a
Menzil-i karye-i Karabaş: Hazzo beği hükmünde beş yüz hâne-i İremli Yezîdî Ekrâdı köyüdür. Hatta bin altmış beş târîhinde bu köy Yezîdîleri bizi Van'a giderken Diyârbekir karşısında Çöldepe nâm mahalde bir şeb bu mel‘ûn Yezîdîler bizi şebhûn ile urup arbede-i azîm edüp hele hamd-i Hudâ serîka etdikleri eşyâları ve atları bırakdırup harâmîlerin ta bu Karabaş köyüne dek kovup birkaçın katl etmişdik. Hamd-i Hudâ sıhhatle yine geldik, bir kend-i ma‘mûrdur ammâ kavmi Yezîdî mağrûrdur. Anda dahi bir şeb hâb-âlûd olup andan avdet edüp cânib-i kıbleye 4 sâ‘atde,
EÇS IV 390a
Menzil-i karye-i Seremin: Bu dahi Hazzo beği hâkinde iki yüz hâneli Sünnî Şâfi‘îyyü'l-mezheb kimesnelerdir. Andan yine kıbleye vâsi‘ sahrâlar içre şikâr ederek 7 sâ‘atde,
EÇS IV 390a
Menzil-i diğer kal‘a-i Hasankeyf. Der-fasl-ı tetimme-i şehrengîz-i külliyât-ı Hasînkeyfâ:
EÇS IV 390a
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı şehr-i Hasankeyf:
EÇS IV 390a
Bu ziyâretleri tamâm edüp Hasankeyf beği (---) (---) beğden Murtezâ Paşa kethudâsı refîkimiz üç bin guruş mâlın alup ve niçe hedâyâ dahi gelüp hakîre de bir at ve bir kızıl katır ihsân edüp bir bayrak refîkler verüp beğ ile vedâlaşup,
EÇS IV 390a–390b
Hasankeyf'den Diyârbekr'e gitdiğimiz menâzilleri bildirir (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) 390b
EÇS IV 390b
Kal‘a-i Diyârbekir'de Balıklı mahallesinde Osmân Paşazâdelerde on gün mihmân olup Firârî Mustafâ Paşa ile sohbet-i hâslar edüp Murtezâ Paşa Kethudâsı Ruznâmeci Hüseyin Efendi'den beş kise mâlın alup hakîr dahi paşadan ihsân [u] in‘âm-ı firâvânlar alup Diyârbekir'den bir asker-i pür-silâh ile,
EÇS IV 390b
Bağdâd-ı behişt-âbâda giderken seyr [ü] temâşâ etdiğimiz kılâ‘ u menâzilleri beyân eder
EÇS IV 390b
Evvelâ Diyârbekir'den Bismillah ile cânib-i kıbleye (---) sâ‘atde ma‘mûr u âbâdân kurâlar içre,
EÇS IV 390b
Menzil-i karye-i Göksu:
EÇS IV 390b
Bâlâda Sincâr seferine giderken mevsûfdur. Andan yine cânib-i kıbleye 7 sâ‘atde çölistân içre,
EÇS IV 390b
Menzil-i Hazret-i eş-Şeyh Zolî Sultân: Mardin hâkinde ziyâretgâh-ı azîmdir kim aslında eş-Şeyh Şehrezûlî'dir. Beyne'l-halk tahfîf-i kelâm ve galat-ı meşhûr evlâ olmağile Şeyh Zolı derler ammâ sahîhi eş-Şeyh Şehrezûlî'dir kim ziyâretgâh-ı hâs [u] âm olduğu sene 1065'de evsâfı bâlâda mevsûfdur. Kaddese sırruhu'l-azîz.
EÇS IV 390b
Andan yine cânib-i cenûba çöl ü çölistân ve berr ü beyâbân içre 7 sâ‘atde,
EÇS IV 390b
Evsâf-ı menzil-i kal‘a-i gevher-nigîn, ya‘nî hisâr-ı ibret-nümâ-yı MardinBeliyyât-ı dehrden emîn ola, âmîn yâ Mu‘în, bi-hurmeti Seyyidi'l-Mürselîn
EÇS IV 390b
Bu mahalde bu kal‘a-i Mardin'e geldiğimizde Mardin hâkimi Diyârbekirli Bakkaloğlu Muhammed Ağa sarâyında mihmân olup üç gün tekâ‘üd edüp cân sohbetleri etdik.
EÇS IV 390b
Bu kal‘a-i ibret-nümânın dahi evsâfı bâlâda sene 1065'de Firârî Mustafâ Paşa ile Sincâr dağına ve Alî Fâris üzre nehb etmeğe gelen çöl pâdişâhı eş-Şeyh (---) üzre gitdiğimizde evsâf-ı Mardin mufassal tahrîr olunmuşdur. Ve bu Mardin'in şimâline bir menzil-i tavîlde kal‘a-i Hasankeyf'dir ve başka sancakdır. Ve Mardin ile Hasankeyf mâbeynehümâlarında mîr-i Aşdı hâkiyle müşâlardır. Ve bu Mardin'den üç sâ‘at cenûba karye-i Göllü'dür kim Rûm keferesi ile Dârâ Şâh bu Göllü sahrâsında ceng etdikde Dârâ Şâh münhedim olup na‘ş-ı kavm-i Acem püşte püşte yığılıdır. Ve Rûm keferesinin cîfe-i murdârlarının üstühânları başka başka üç yerde kümler içre yığılmışdır kim niçe bin küffâr ol hâk-i nâ-pâke gelüp yüzsüz yüzlerin sürerler. Ve bu Mardin'in cenûbunda Hâtûniyye nâm bir kal‘a-i ma‘mûr-ı benâm Mardin hâkindedir ve kal‘a-i Mardin bu Hâtûniyye kal‘asından nümâyândır. Hârûnu'r-Reşîd'in hâtûnu Zübeyde Hanım bu kal‘ayı inşâ etdiğiyçün Hâtûniyye kal‘ası derler.
EÇS IV 390b
Mardin'den kalkup cânib-i cenûba (---) sâ‘atde,
EÇS IV 390b
Menzil-i Serçehânı: Kal‘a-i Mardin hudûdunda (---) (---)
EÇS IV 390b
Bu Serçehânı'nın cânib-i (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IV 390b
Evsâf-ı tahtgâh-ı Dârâ Şâh-ı kadîm ve sevâd-ı belde-i harâb-ı azîm kal‘a-i Karadere ya‘nî sûr-ı Kara Dârâ
EÇS IV 390b
Bu mahmiyye-i kebîrin eğer müverrihân-ı seleflerin tahrîri üzre bu şehr-i harâbâbâdı tahrîr eylesek bin mücelled {kitâb} olur. Ancak harâbe-i ibret-nümâsından ma‘lûmdur kim Dârâ Şâh asrında altı bin câmi‘ ve yetmiş bin mesâcid ve altı bin medrese ve on bin mekteb-i sıbyân ve yetmiş bin dükkân ve üç bin hammâm ve iki bin hân ve üç kerre yüz bin sarây-ı a‘yân ve gayrı büyût-ı hânedân olduğundan mâ‘adâ bâğ-ı İremezâtları şehr-i Nasîbîn ile müşâ imiş ve şehr-i Kûfe ve şehr-i Ummân ve şehr-i Musul imiş.
EÇS IV 390b–391a
Ba‘dehû bu Kara Dârâ şehrinin harâb olmasının sebeb-i aslı oldur kim kal‘a-i Mardin altında Rûm keferesi askerin Dârâ Şâh Göllü sahrâsında karşılayup bir savaş-ı perhâş edüp dest-i Rûm'da Dârâ Şâh münhezim olup firâr edüp bu pây-ı tahtgâhı olan Karadere'ye gelüp yine var kuvveti bâzûya getirüp deryâ-misâl asker cem‘ edüp kavm-i Rûm ile bu Karadere önünde bir neberd-i azîm edüp bi-emri Hudâ Dârâ Şâh 391a yine münhezim olup bizzât Dârâ Şâh esîr-bend-i zencîr olup cemî‘i İrân-zemîn vilâyetlerin Rûm keferesi harâca kesüp bu Kara Dârâ şehrin harâb [u] yebâb ve halkını kebâb edüp ilâ hâze'l-ân harâbistânı ve sûr-ı kadîmi bir konak mesâfeye varınca yerde yatır ammâ bu şehr-i harâb memerr-i nâsda elzem-i levâzımından olmağile sene 1041 târîhinde Sultân Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân Irâk seferlerine geldiği mahallerde bu kal‘a-i zîbâyı ibtidâ Hûşeng Şâh binâ etdiği kal‘a esâsı üzre seng-binâ bir kal‘a-i çâr-kûşe-i ra‘nâ inşâ edüp Mardin ve Nasîbîn mâbeyni emn ü emân-ı râh oldu. Hâlâ bu kal‘a şehr-i Nasîbîn hâkinde Karadere nâm bir dere ağzında bir boğazkesen kara dereli boğazda bir püşte-i âlî üzre bir kal‘adır. İçinde şitâ eyyâmlarında Aşdı ve Keys kavmi sâkin olurlar.(---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IV 391a
Ve makâm-ı ziyâret-i Hazret-i Zelkifl ibn Hazret-i Eyyûb aleyhi's-selâm: Niçe müverrihler bunda medfûndurlar ammâ sahîhi kal‘a-i Hille kurbünde Refiyye nâm {karye kurbünde Hazret-i Alî kabri kurbünde nehr-i Furât kenârında medfûndur, sah}. Bu kal‘anın cânib-i (---) nâzır bir kapusu vardır. Bu kapunun iç yüzünde,
EÇS IV 391a
Ziyâretgâh-ı Hazret-i eş-Şeyh Emîr Sultân: Cümle kavm-i Ekrâd bu sultâna mu‘tekid olup ziyâret ederler. Kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-azîz.
EÇS IV 391a
Andan sonra bu Karadere şehr-i harâbından cânib-i cenûba (---) sâ‘atde çöl [ü] çölistân içre yüz bin renc [ü] anâ çekerek şiddet-i hârda yine Bağdâd-ı İremezâtu'l-imâd'ın yoluna gelüp,