İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS IV 397b
Netîce-i merâm harâbâbâd-ı Nasîbîn'in alâ kadri'l-imkân bu mertebe ahvâllerine vâkıf-ı esrâr olup ba‘zı ahbâb ile vedâlaşup cânib-i cenûba 6 sâ‘atde çölistân içre şiddet-i hâr çekerek gidüp,
EÇS IV 397b
Menzil-i Aznavurdepesi: Nasîbîn hâkinde bir çölistân içre bir püşte-i a‘lâdır. Sene 244 târîhinde Hârûnu'r-Reşîd'in vüzerâlarından Aznavur nâm bir hümâm niçe yüz bin âdem cem‘ edüp bu depeyi yığdığından galat-ı meşhûr evlâ olup Aznavur Depesi derler. Zamân-ı kadîmde bu püşte üzre evc-i âsumâne ser çekmiş bir kulle-i nüh-tâk var imiş kim cânib-i garbında tâ Şâm çöllerinde olan Ane ve Seleme kal‘aları nümâyân imiş ve cânib-i şimâlinde tâ Mardin kal‘ası ve Sencâr Şâh kal‘ası zâhir ü bâhir imiş ve cânib-i cenûbunda tâ Eski Musul âşikâre olur bir depe-i âlî imiş. Ve her ne tarafdan bir kârbân veyâhûd bir asker-i bed-gümân nümâyân olsa bu depe olan kasr üzre âteşler yakup çerâğân ile şehr-i Dârâ-zemîne haber ederlermiş.
EÇS IV 397b
Ba‘dehû sene 815 târîhinde Timur Hân-ı Gürkân, Bağdâd üzre gelirken bu mezkûr kasr-ı bülendi münhedim edüp hâlâ esâsı ma‘lûmdur. Ammâ el-hâletü hâzihî bu Arnavud Depesi nâm mahalden bir çay cereyân eder ammâ ismi ma‘lûmum değildir. Bu mahallin (---) (---) içinden berü cereyân edüp nehr-i Habur-ı Karkaya'ya mahlût olur. (---) (---) (---) (---)
EÇS IV 397b
Andan cânib-i cenûba çöl ile 6 sâ‘atde giderken şâhrâh-ı müstakîm iki çatal yol olup cânib-i cenûba giden Bağdâd'a gider ve cânib-i garba meyilli giden kal‘a-i Urfa'ya ve kal‘a-i Bilecik'e ve vilâyet-i Haleb'e giden yollardır kim mukaddemâ sene 1059 târîhinde ubûr etdiğimiz konaklardır kim mahalli olmağile tahrîr olundu. Evvelâ bu çatal yol dediğimiz Haleb yolunda,
EÇS IV 397b
Göllü Köy: Hâk-i Mardin'in Ermenî köylerinden bin hâneli ve âb-ı hayât kuyulu ve bâğ u bâğçeli ma‘mûr ze‘âmet (---) köydür. Mardin bu mahalden dörd sâ‘at nümâyândır. Andan,
EÇS IV 397b
Koçhisâr: Bu dahi Mardin nevâhîlerinden kasaba-misâl câmi‘li ve bir kaç dükkânlı ma‘mûr kasabacıkdır ve câmi‘inde Mardin gılâli leb-ber-lebdir. Gerçi Koçhisâr derler ammâ hisârı ma‘mûr değildir. Dizdârı ve a‘yânı yokdur. Andan,
EÇS IV 397b
Menzil-i Gümişbend: İsmi nâ-ma‘lûm bir çay kenârında (---) (---) (---) ve bir püşte üzre Hazret-i Eyyûb Nebî makâmı vardır. Andan yine cânib-i garba,
EÇS IV 397b
Menzil-i Vîrânkal‘a: İçinde Keys Urbânı sâkindir. Mardin hâkinde olmağile suları sarnıçdır. Andan yine garba meyyâl,
EÇS IV 397b
Menzil-i Karadepe: Bu Diyârbekir'in Siverek sancağı hâkinde bir harâb köydür ammâ suyu çokdur. Andan,
EÇS IV 397b
Menzil-i Gözlükuyu: Bu dahi Siverek hâkinde bir çölde harâb köydür ammâ bir çay vardır cereyân edüp nehr-i Furât'a mahlût olur ammâ ismi hâtırda kalmamış. Andan yine cânib-i garba,
EÇS IV 397b–398a
Kasaba-i Cüllâb: Bâlâda mevsûfdur. Andan yine garba şehr-i Ruha ya‘nî taht-ı Nemrûd Urfa, andan kasaba-i Çârmelik, andan kal‘a-i serâmed Birecik, andan kasaba-i Nizib, andan Kızılhisâr, andan Balis ve Azez ve Kilis ve Bâb ve Bomboç ve Haleb'e varınca yol üzerinde olan mezkûr kasabalar kerrât ile bâlâda tahrîr olunmuşdur ammâ bu Kızılhisâr'dan çıkan 398a suyun nısfı Ayntâb şehri suyuna karışup Ayntâb'dan Haleb şehri bâğçelerine uğrayup andan (---) (---) mahlût olur. Ammâ bu bâlâda tahrîr olunan Göllü köyünden beri tahrîr olunan on bir aded kasabâtlara şimdi uğramayup "Çatal yol" dediğimiz Göllü köyünden sonra cânib-i cenûba çöl ile 6 sâ‘atde,
EÇS IV 398a
Menzil-i karye-i Monlâ Alî: Bu mahalde bâlâda tahrîr olunan Urfa ve Birecik ve Haleb yolları cânib-i garbda kalup bizler diyâr-ı Musul yoluna azîmet etdik ammâ bu mezkûr karye-i Monlâ Alî, (---) hâkinde bir çölistânda Mavâl Urbânı atlarının ayağı altında pâymâl-i rimâl olmuş bir büleyde-i mu‘azzam imiş. Mürûr-ı eyyâm ile harâb olup hâlâ Murtezâ Paşa imâr edüp
EÇS IV 398a
Bir âb-ı hayât nehr-i sağîre kenârında birkaç aded su değirmânları var, etrâf kurâlardan dahi sâ’ir ehl-i beled gendümleri getirüp tahhânlar herkesin gılâlın öğüdüp öşrün alur meşhûr değirmân-ı mahsûldârlardır. Andan yine çöl ile cânib-i cenûba 4 sâ‘at şiddet-i hârda gidüp,
EÇS IV 398a
Menzil-i (---) Kamçıyân: (---) hâkinde cezîre-i Dicle ve Furât'da nehr-i Şatt'dan dörd sâ‘at mikdârı ba‘îd bir püşte-i azîm üzre,
EÇS IV 398a
Önünden nehr-i Kamçıyân çayı cereyân edüp vâdî-i Kamçıyân'ı saky eder. Bu ayn-ı zülâlin ibtidâ-i tulû‘ı cebel-i Hirem'den hurûc edüp niçe yüz aded kasabât u kend-i âbâdânları reyy edüp cereyân ederek nehr-i Habur-ı Karkaya'ya rîzân olur. Ol dahi nehr-i Furât'a munsabb olur denilmişdi. Ammâ bu mahalden çölistân ile bir günde cânib-i şimâle susuz şiddet-i hârda derd-i belâ çekerek 15 sâ‘atde,
EÇS IV 398a
Evsâf-ı kal‘a-i Yeni Ruhbe: Evlâd-ı Arab mâbeyninde Ruhbe-i Cedîd derler, kavm-i Ekrâd-ı Sincâr, Künişşet Ruhbân derler ya‘nî Ruhbân Kilisesi derler. Moğol kavmi Pül Muğân derler. Bu kal‘a eyâlet-i Ruha hükmünde kal‘a-i Sincâr ile müşâdır. Sincâr'ın dahi cânib-i şarkîsi hâk-i Nasîbîn ile müşâdır ammâ bu Yeni Ruhbe kal‘asını ibtidâ binâ eden Mısır pâdişâhlarından Sultân Berkuk sene 777 târîhinde binâ etmişdir. Zîrâ bu diyârda anların Acem ile Haleb ve Urfa içün çok ceng [ü] cidâl bâzgeştleri olup anınçün bu Ruhbe kal‘asın müceddeden bir til-i türâb püşte-i âlî üzre bir seng-i mutarraş kal‘a-i ra‘nâ inşâ etdirmişdir ammâ gâyet sa‘b hisâr-ı üstüvârdır lâkin küçükdür. Bu dahi cezîre-i Dücle ve nehr-i Furât kenârında vâki‘dir. Ve cümle ahâlî-i Ruhbe nehr-i Furât'dan nûş ederler. Derûn-ı kal‘ada elli mikdârı hâne-i sağîrleri ve medfa-i şâhî darbzenleri ve dizdârı ve kal‘a neferâtları ve Urfa paşası tarafından hâkimi vardır. Ve nehr-i Furât sâhilinde bostân u bâğlı u bâğçeli ve Câmi‘-i Berkuk Şâh'lı ma‘mûr kasabacıkdır. Ammâ Urbân eşirrâsından mahsûllerin halâs idemezler. Ve,
EÇS IV 398a
Ruhbe-i Atîk: Bu Ruhbe-i Cedîd'e bir menzil karîbdir ve Ruhbe-i Atîk dahi Urfa eyâletindedir ammâ bu Ruhbe-i Cedîd Şâm'dan ve Haleb'den gelen âyende vü revende tüccârânın memerr-i nâsıdır kim Ane kal‘ası ve Seleme kal‘ası üzre gidüp kâh sâhil-i Furât ile kâh çölistân u berr ü beyâbân ile Bağdâd'a ve kal‘a-i Tikrit'e ve kal‘a-i Musul'a ve eğer isterlerse şehr-i Nasîbîn'e gelir şâhrâh üzre bu kal‘a-i Yeni Ruhbe binâ olunmuşdur. Andan iki günde bu Yeni Ruhbe'yi temâşâ edüp yine iki günde şehr-i Nasîbîn'e gelindi. Andan yine râh-ı Bağdâd'a azîmet edüp 7 sâ‘atde çölistân içre şiddet-i hâr çekerek arslan u zi’b havflerin çekerek ve erneb ü gazâl ve hımâr-ı beyâbânî sayd ederek,
EÇS IV 398a
Menzil-i Tahtigân-i mülûkân: Bâlâdaki tahrîr olunan Ruhbe-i Cedîd Bağdâd yolundan hılâfdır ammâ dahi bâlâdaki (---) Kamçıyân'dan ve bu Tahtigân Bağdâd'ın doğru yoludur. (---) hâkinde nehr-i Şatt'ın taraf-ı garbîsi çölünde Şatt'dan on sâ‘at ba‘îd bir sahrâda bir hân-ı azîmi var.
EÇS IV 398a–398b
Ve bu mahalde Buhtî Kürdleri hayme-i siyâhlarıyla meks ederler ve bu Tahtıgân'ın cânib-i şarkîsinde on sâ‘atde Şatt kenârında kal‘a-i Kefirzamân'dır ammâ zamânımız olmamağile inşâallâh avdetde temâşâ idelim deyü ubûr olundu ammâ bu Tahtgâh-ı sarây-ı kârbân (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) 398b
EÇS IV 398b
Andan yine taraf-ı cenûba çölistân içre on bir sâ‘at gidüp,
EÇS IV 399a
Evsâf-ı menzil-i şehr-i azîm ve belde-i kadîm-i harâbâbâd Eski Musul
EÇS IV 399a
Eyâlet-i Musul-ı cedîde sâhil-i Şatt'ın garbında cezîre-i Dicle vü Furât'da vâki‘ olmuş bir harâb mesken-i bûm [u] gurâb olmuş bir şehr-i harâbdır kim Şatt kenârınca kâmil bir günde devr olunur harâbistânı vardır. Evvelâ be-kavl-i müverrihân-ı Mıkdısî-i Yarmenî, eğer millet-i Mesîhiyye'den ise de, bu diyâr-ı Irâk'ı ve Âzerbaycân'ı ve Şirvân u Şâmakı'yı tâ Mâverâü'n-nehir'e varınca arz-ı Mukaddes'i eyle tahrîr etmişdir kim, bir müverrih-i âlem anın tahrîrine göre terkîm edüp mâhiyyet-i dünyâyı Atlas ve Minor ve Coğrafiyye kitâbları gibi hakîkat üzre yazamamışlardır. Ammâ merkûm Mıkdısî-i Yarmenî bu arz-ı Irâk'da şehr-i Musul'u kûh-ı bâlâsı ve bânîsi ve arz-ı beledi ve mutalsamât-ı ibret-nümâlarıyla ve imârât-ı külbesiyle tahrîr etmişdir kim Arab u Acem ve Kıbtî ü Yunaniyân müverrihleri ta‘bîr ü tavsîf etmede Mıkdısî yanında cümle müverrihler lâl olmuşlardır.
EÇS IV 399a
Evvelâ bu Eski Musul içün be-kavl-i Mıkdısî ibtidâ bânîsi ba‘de't-Tûfân (---) (---) imâr edüp ol asrın müverrihleri bu şehre lisân-ı Süryânî üzre Bendâv Acînât ya‘nî Peygamber Cenneti demekdir. Tâ bu mertebe bu Eski Musul İremezâtü'l-imâd misilli bir hadîka-i ravza-i Rıdvân-ı bâğ-ı cinân imiş. Yârân-ı bâ-vefâya ne gûne imâreti müzeyyen olduğu andan ma‘lûm ola kim bu şehrin yemîn [ü] yesârında olan bâğ-ı cinânları ve gaytân-ı gülistânları ve müşebbek bostânları sabâh ve ahşâm nehr-i Şatt ile saky etdikleri mahalde Şattu'l-Arab gibi deryâ-misâl nehr-i azîm cereyân itmeyüp Şatt'dan aşağı ehl-i Medâyin feryâd edüp "Bre, nehr-i Şatt Musul kavminin isti‘mâl etdiğinden gelmez oldu." deyü feryâd ederlermiş ve vakt-i gurûb olup ahâlî-i Musul atlarına su vermek içün nehr-i Şatt'ın yemîn ü yesârından altı kerre yüz bin altun ve gümüş satıllar ile atlarına su verdikleri zamân yine Şattu'l-Arab bir sâ‘at cereyân etmez olurmuş.
EÇS IV 399a
Yine şehr-i Medâyinli "Musul harâb ola!" deyü du‘â ederlermiş. Ve Şatt nehrinin yemîn [ü] yesârında imâristân [u] bostânları saky etmeğiçün yetmiş bin aded âsiyâb-ı mâları var imiş kim her biri Hamâ dollâbı gibi üç fersah yerden sadâları istimâ‘ olunurmuş ve nehr-i Şatt üzre haşeb-i tavîlden ve levha-i arîzden kâmil üç bin aded cüsûrlar var imiş. Kırk aded yerde dahi kârgîr binâ ile mebnî kantara-i azîmeler var imiş. Hâlâ Şatt'ın tulum kelek gemileri mezkûr püllerün Şatt içre pâyelerinden havf ederler.
EÇS IV 399a
Hulâsa-i kelâm sâ’ir imâristânları "Hâkezâ kıyâs remev!" dedikleri gibi gayrı âbâdânları ana göre kıyâs oluna.
EÇS IV 399a
Sebeb-i harâbîsi içün bir müverrih eyle tahrîr etmiş kim bu Musul pâdişâhı Âzerbaycân'da Ahlat pâdişâhıyla mâbeynlerine bürûdet hâsıl olup Musul pâdişâhı nâmesinde Ahlat pâdişâhına eyle tahrîr eder kim "Musul şehrimin imârı hakkiyçün sana bir iş ederim ki Buhtunnasr kal‘a-i Sıfet'e ve şehr-i Taberistân ve şehr-i Askalân'a ve Arz-ı Hasan'a etmemiş ola." deyü nâmesin Ahlat pâdişâhına gönderir. Ahlat pâdişâhı da bir alây-ı Dârü'l-Büleh ya‘nî Oğuz kavim kimesneler bir yire gelüp Musul içün bed-du‘â ederler. Bi-emri Hudâ ol gice bir zelzele-i azîm olup şehr-i Musul cümle ahâlîsiyle helâk olup şehri harâb olur. Bir kavilde Hazret-i Risâlet-penâh rahm-i mâderden müştakk olduğu leyle-i mübârekde Tâk-i Kisrâ münhedim olduğu gice "Bu şehr-i Musul da harâb oldu." derler.
EÇS IV 399a
Bir kavilde Hulâgû Hân Âl-i Abbâsiyân üzre Bağdâd'a gelirken Moğol kavmine harâb etdirüp Bağdâd üzre geldi, deyü tastîr etmiş. Hatta Musul'un harâb olmasiyçün lisân-ı Süryân'da böyle şi‘ir demişler. Güfte-i Midâc, makâm-ı sabâ, usûleş sofyâne:
EÇS IV 399a
Lev şilî ballem bî lânıkî.
EÇS IV 399a
Tercüme-i mısra‘: Bu dünyâda sebât yokdur.
EÇS IV 399a
Şum bize bir nâlûmı berkî.
EÇS IV 399a
Tercümesi: Nahsdır gam-i şâdî geçer
EÇS IV 399a
Ahbû tırminânî çarkî.
EÇS IV 399a
Tercümesi: Ne denlü meyl edersen kaçar.
EÇS IV 399a
Kitülle buhtarsem hırkî.
EÇS IV 399a
Tercümesi: Ehlî isen aldanma bakar.
EÇS IV 399a
Bu ebyâtları Mıkdısî yahşı tahrîr etmişdir ammâ hakîr bu kadar ancak işâret edebildik ve hâlâ bu harâbe niçe bin Buhtî kavmi ba‘zı kıbâblarda ve zîr-i zemînlerde ve hâne-i harâblarda haymeleriyle sâkin olurlar.
EÇS IV 399a–399b
Ammâ bu Musul'un Şat mukâbelesi şarkîsinde Bağdâd hâkinde kasaba-misâl (---) (---) bir büleyde vardır, gâyet ma‘mûr [u] âbâdândır. 399b Bu eski Musul'dan hareket edüp mezâristânın ubûr ederken alâyimât-ı ibret-nümâlar var kim diller ile ta‘bîr olunmaz ve her mevtânın seng-i mezârlarında niçe yüz yıllık gûnâ-gûn hatlar ile tahrîr olunmuş vâcibü's-seyr merâkıd-ı tavîleler var kim niçesini tahrîr eylesek Deşt-i Kıpçak'da kûh-ı Elburz dâmeninde Irâk-ı Dadyân şehrinin harâbistânının mezâristânın tahrîr etdiğimize döner. Gerçi kimyâb makûlesi eşyâların midhati zikrinde fâ’idesi ve beyânında âyidesi vardır ammâ harâbistân ve gûristân gibi gayrı meşhûrun zikrinde fâ’idesi ve beyânında âyidesi olmayup ol kadar "İ‘tibârı olmayan nesnelerin tavîl zikrinde melâlet vardır." deyü mezâristân-ı Musul'dan güzer ederken bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânîyi cemî‘i ehl-i îmân rûhiyçün tilâvet edüp ubûr edüp anda yine cânib-i cenûba sâhil-i Şatt ile sayd [u] şikâr-ı gazâl ederek 6 sâ‘at gidüp,
EÇS IV 399b
Menzil-i hân-ı İsmâ‘îl: Hâk-i Musul'da Şatt kenârında kal‘a-misâl bir hân-ı kârbânsarây-ı azîmi var ammâ bu çölistânda bir cây-ı emândır kim ol şiddet-i hârda âdem ol mihmânsarâya dâhil olunca cennete girecek Ashâb-ı Kehf kelbine düşüp âdem tâze cân bulur.
EÇS IV 399b
Andan yine semt-i cenûba 6 sâ‘at çöl ile şehr-i Musul'a vâsıl olduk. Hamd-i Hudâ bu çölistânda bir şehr-i ma‘mûr görüp pür-hâsıl oldu. Hattâ Musul paşası sayd [u] şikâr tarîkiyle Murtezâ Paşa efendimiz kethudâsına istikbâle çıkup alây ile kal‘aya girerken toplar atılup dâhil-i sarây olunca ta‘âmlar tenâvül olunup Murtezâ Paşa kethudâsı Musul paşası (---) Paşa sarâyına kondu. Hakîr dîvân efendisine konup şehr-i Musul'un a‘yân [u] eşrâfı ve erbâb-ı ma‘ârifiyle ihtilât edüp şehr-i Musul'u geşt [ü] güzâr edüp evsâfın tahrîre şürû‘ eyledik.
EÇS IV 399b
Evsâf-ı şehr-i kadîm, sevâd-ı azîm, belde-i kavm-i Humeydiyye, bilâd-ı Rebî‘iyye, ehl-i beledi vâsıl-ı dâru'n-na‘îm, ya‘nî kal‘a-i Musul-ı sûr-ı azîm