EÇS IV 407a
Ba‘dehû Buhtunnasr diyâr-ı Kürdistân'dan hurûc edüp Hazret-i Yahyâ kanın kavm-i İsrâ’ilî'den taleb etmeğe azîmet etdikde deryâ-misâl asker ile ibtidâ gelüp bu şehr-i Hızır Nebî'yi harâb u yebâb ve kavm-i Yahûd'u kebâb edüp be-kavl-i müverrihîn iki kerre yüz bin Yahûdî katl etdi ve bakıyyetü's-seyfi firâr edüp hâlâ diyâr-ı Acem'de şâhların tahtgâhı olan Isfahân-ı Atîk'e varup anda sâkin olduklarından Isfahân'a beled-i Yahûdiyye derler.
EÇS IV 407a
Ba‘dehû ârifân-ı Acem ve zarîfân-ı kavm-i Becem kesr-i elif ile ve feth-i elif ü med ile Aspehân derler ammâ niçe füsehâları kesr-i elif ve sükûn-ı sad-ı mühmele ve feth-i bâ-i muvahhid ve hâ-yı hüvvez meftûh ile ve sükûn-ı elif ve uhrâ nûn-ı sükûn ile Isfahân dediler ammâ kâ‘ide-i lisân-ı lûgat-i Acem'dir kim bâ-i muvahhideyi harf-i fâya tebdîl eylerler. Zîrâ ilm-i tecvîdde bâ harfi ve fâ harfi hurûf-ı şefevî olduğundan bâ harfin fâ yerine isti‘mâl ederler. Meselâ ferişteye perişte ve perifte dahi derler ve file pîl dahi derler. Anınçün Aspehân'a Isfahân-ı nısf-ı cihân derler. Ammâ bu gûne isim ile müsemmâ oldu ammâ yine ba‘zı tevarihlerde şehr-i Yahûd derler. Bu mezmûm isim ile müsemmâ olmuş pây-i taht-ı şâh-ı şâhân-ı İrân-zemîn olmasın içün Âl-i Kiyâniyân'dan Keygubâd Şâh bir gayrı şehir inşâ edüp ismine "Nısf-ı cihân-ı seyyâhân." dediler. Anınçün şehr-i Isfahân birbirine muttasıl iki şehirdir ammâ Isfahân-ı atîk-i şehr-i Yahûd'u ibtidâ binâ eden Tahmûres ve Cemşîd ve Zülkarneyn binâ etmişlerdir. Lâkin sonra kavm-i Yahûd mezkûr Hazret-i Hızır şehrinden varup mâl-â-mâl olduklarından şehr-i Yahûd derler.
EÇS IV 407a–407b
Ezîn-cânib yine sadede rücû‘ idelim. Ol zamân kim Buhtunnasr bu Hazret-i Hızır şehrin harâb edüp yine imâr olup Hulâgû Hân harâb etdi ve yine âbâdân olup Timur Hân harâb 407b edüp ilâ hâze'l-ân cezîre-i Dicle ve Furât'da (---) (---) kal‘a-i Tikrit kurbünde bir merhale yerde binâları cihânı dutmuş âbâdânı ancak kasaba-misâl kalmış câmi‘ vü hân u medrese vü hammâmlı ve kifâyet mikdârı esvâk-ı muhtasarlı dekâkînleri vardır. Ve evâyil-i a‘sârda seng-i hârâ-yı mutarraş ile mebnî bir sûr-ı azîmi var imiş, ol dahi harâbdır. Bu şehr-i harâbı şu‘arâ-yı selef görüp ta‘accübâne bu şi‘ri terennüm etmişler. Beyt:
EÇS IV 407b
Eyâ leyte şi‘rî hel tefirru ba‘denâUrûm ve Âram ve Şâne ve'l-Hadra
EÇS IV 407b
Ziyâretgâh-ı harâbe-i kasaba-i Hızır: Evvelâ ziyâret-i beyt-i Hazret-i Hızır, bir kehf içre külbe-i ahzândır kim hâlâ derûn-ı gârda müşk ü amber-i hâm râyihası şemm olunur. Niçe ârifân-ı sâdıkânlar varup ziyâret ederler.
EÇS IV 407b
Ve makâm-ı enbiyâ-i sâbi‘: Bu dahi bir gâr-ı yetîmândır kim derûn-ı kehfde bin âdem sığar bu gârın etrâfında birer hücre-misâl küçük gârceğizler vardır. Her birinin atabe-i ulyâsı üzre makâm-ı Hızır ve makâm-ı Yûnus ve makâm-ı Circîs ve makâm-ı Zülkifl ve makâm-ı İlyâs ve makâm-ı Nûh Necî ve makâm-i esîr Danyal deyü her gâr üzre bu esmâ-i peygamberânı bir gûne hatt ile seng-i hârâlar üzre tahrîr etmişler.
EÇS IV 407b
Bu ziyâretleri edüp yine cânib-i cenûba 6 sâ‘atde,
EÇS IV 407b
Tikrit sancağı hâkinde cezîre-i Dicle ve Furât içinde Şatt kenârında bir püşte üzre şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i harâb-ı musanna‘dır. Mâ-tekaddem bu dahi şehr-i ma‘mûr imiş, Hulâgû Hân harâb etmiş. Nehr-i Şatt kenârında iki kal‘a birbirlerine mukâbildir. Bu beri Tikrit tarafında olana Âşık kal‘ası derler. Şatt'ın taraf-ı şarkîsinde Bağdâd hâkinde olana Ma‘şûk kal‘ası derler. Bu dahi bir püşte üzre şekl-i murabba‘ taş binâ bir kal‘a-i harâbdır kim ikisinin de dizdârları ve neferâtları yokdur. Ve zamân-ı kadîmde tâ Cemşîd asrından berü bu kal‘adan kal‘aya nehr-i Şatt üzre on yedi göz bir cisr-i azîm var imiş. Hâlâ nehr-i Dicle tenezzülde oldukda cisrin kârgîr pâyeleri zâhir ü bâhir olur ve Şatt'ın kelek gemileri bu mahalle geldikde cisir pâyeleri esâslarından havf ederek ta‘vîz ile ubûr ederler. Bu mahal gûyâ diyâr-ı Rûm'da nehr-i Tuna üzre kal‘a-i Budin kurbünde Tuna'nın tarafeynindeki harâb olan Siverin ve Severin kal‘aları mâbeynindeki cisr-i harâb pâyelerine müşâbihdir ammâ bu Şatt'ın Âşık-Ma‘şûk kal‘ası boğazı Tuna boğazından sarpdır. Zamân-ı kadîmde bu Âşık'dan Ma‘şûk kal‘ası cisrinin her gözlerine zencîr çekerlermiş ve üstâd-ı selef kal‘a-i Âşık'dan kal‘a-i Ma‘şûk'a nehr-i Şatt altından kârgîr kubur binâ ile yol var imiş ammâ hakîr görmedim, illâ harâbistân-ı şehrin gördüm. Kâhîce bu mahalle kavm-i Urbân-ı Mavâl gelüp meks ederler ammâ bu mahalle gelen Tikrit'den atlarının yemlerin ve kendülere ekmeklerin bile getirmek gerek .
EÇS IV 407b
Ziyâretgâh-ı kal‘a-i Âşık:(---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IV 407b
Ziyâretgâh-ı kal‘a-i Ma‘şûk: Bu harâbistânın hâricinde bir kubbe-i âlî içre merkad-i Hazret-i Hasan el-Asker ibn (---) (---) hazretleri medfûndur. Bu kubbe-i âlînin külâhı evc-i âsumâna ser çekmiş zümürrüd-misâl yeşil kâşî ile mebnî bir kubbe-i münevver-i nûrun alâ nûr'dur, ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Ve dahi yine bu âsitâneye karîb,
EÇS IV 407b
Ziyâret-i kubbe-i İmâm Mehdî ibn: (---) (---) Hazretleri medfûndur. Bu kıbâbların aslâ evkâfları kalmamışdır ammâ yine muhibb-i Hânedân'dan fukarâ-yı Bektaşiyân'dan tekye-nişîn-i zîşân fukarâları vardır, âyende vü revendenin nezerâtlarıyla geçinirler. Bunda bir sarây-ı azîm vardır kim eğer harâbının medhin tahrîr etsem başka bir tomar-ı azîm olur. İçinde kavm-i Urbân sâkin olup Sarây-ı Sultân Mehdî derler.
EÇS IV 407b
Ve eğer bu Âşık [u] Ma‘şûk kal‘aları âbâdân olsa bir hazîne-i Irâk hâsıl olurdu. Zîrâ zemîn-i mahsûldârdır. Andan cânib-i cenûba 8 sâ‘atde,
EÇS IV 407b–408a
Menzil-i kasaba-i Düceyle-i cedîd ya‘nî şehr-i kadîm Sümeyke: Şehr-i kebîr iken mürûr-ı eyyâm ile harâb olup Kör Hudâbende Şâh tur‘asın harâb etdi. Hâlâ Murtezâ Paşa imâr edüp nehr-i Şatt'dan Düceyle arkı girdiği mahalle Murtezâ Paşa Ağası Bekir Ağa bir câmi‘ ve medrese ve hân u hammâm ve birkaç aded dükkân ve bir mekteb-i sıbyân inşâ edüp yedi yüz mikdârı hâneler ile günden güne imâr olmadadır. 408a Sene 1065 târîhinde Murtezâ Paşa'nın yüz bin guruş sarf edüp açdığı Düceylân arkı budur kim hâlâ üç yüz pâre kasabât misilli ma‘mûr u âbâdân kendlerdir ve beş yüz atlı ile iner ve biner hoş-âmed ağası hâkimi vardır. Hâlâ bu Düceylân hükûmetinden bin kise mâl hâsıl olup Âsitâne'ye üç yüz kise irsâliye gidüp mâ‘adâsı paşaya ve kulun mevâciblerine kalır. A‘lâ vü zîbâ hükûmet olduğu bâlâda evsâf-ı Düceylân ile tahrîr olunmuşdur. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IV 408a
Menzil-i (---) (---) Cırbeli: Bu dahi cezîre-i Şatt-ı Furât'da ma‘mûr kasaba-i kebîrdir. Sebeb-i tesmiyyesi (---) (---) (---) Bu rabta-i zîbâyı dahi Murtezâ Paşa imâr edüp bir câmi‘ ve bir hammâm ve iki aded hân ve bir aded mekteb-i sıbyân ve elli aded dükkânlar inşâ eyledi. (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IV 408a
Menzil-i kasaba-i Hazret-i İmâm Mûsâ radıyallahu anh: Âsitânesi ma‘mûr u âbâdân olup Kuşlar kal‘ası hâkinde olup nehr-i Şatt mukâbelesinde Hazret-i İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı akdem âsitânesidir kim mukaddemâ Bağdâd-ı behişt-âbâd evsâfında İmâm-ı A‘zam âsitânesi tahrîr olunmuşdur.
EÇS IV 408a
Ba‘dehû İmâm Mûsâ'dan bir sâ‘at cenûba gidüp,
EÇS IV 408a
Menzil-i Kuşlar kal‘ası'nda meks olundu. Zîrâ Şatt üzre cisri ta‘mîr etdiklerinden geçilmeyüp mihmân olundu. Bu kal‘a-i Tayr-âbâd dahi bâlâda mevsûfdur.
EÇS IV 408a
Ertesi cisir tamâm olup hamd-i Hudâ cisirden selâmetle ubûr edüp alây-ı azîm ile cümle paşa ağaları ve Bağdâd a‘yânları ile Bağdâd-ı İremezâtü'l-imâda dâhil olup Murtezâ Paşa efendimizin yine dîdâr-ı şerîfin görüp Murtezâ Paşa ve bu hakîr cihân cihân mahzûz olup dest-i şerîfin bûs edüp şerefyâb olduk. Ve kethudâsı dest bûs edüp İmâdiyye ve Cezîre ve Hasankeyf beğlerinin ve Diyârbekir vezîri Firârî Mustafâ Paşa'nın verdiği mektûbları ve cümle hedâyâları Murtezâ Paşa'ya kethudâsı arz etdikde cemî‘i hedâyâlardan gâyet memnûn oldu. Ve hakîr dahi fakîrânece ba‘zı dest-âvîz hedâyâlarımızı Murtezâ Paşa'ya arz edüp andan dahi gâyet mesrûr oldu. Ve her gice yine şeref-i sohbetleriyle müşerref olup bu hakîre bir semmûr kürk ile serâpâ bir kat libâs-ı fâhire ve bir kise guruş verdi ve yine gicemiz Kadr u rûzumuz ıyd-ı adhâ ve rûz-ı nevrûz-ı Harezmşâhî olup Melek Ahmed Paşa efendimizin meclis-i şerîfi sohbetlerin bu hakîre ferâmûş etdirdi. Ve bu geldiğimiz çölistânda dahi çekdiğimiz renc [ü] anâ-yı âlâm-ı şedâyidi dahi cümle hâtırdan dûr eyledik.
EÇS IV 408a–408b
Ammâ ihvân-ı seyyâhâna şöyle ma‘lûm ola kim İslâmbol'dan Bağdâd-ı behişt-âbâda gelince kâmil 449 sâ‘atlik yerdir ve cümle 64 konaklık yerdir. Bağdâd ile İslâmbol'un nısıf menzili Malatıyye kurbünde karye-i Hasan Badrık'dır ve's-selâm. Ammâ şimdi Diyârbekir'den Bağdâd'a gelişimiz 161 sâ‘atlik yerdir. Ve Diyârbekir'den Bağdâd yigirmi üç konak yerdir ve yigirmiden dahi eksiklikle gelinir ammâ şiddet-i hâr olmağile bizler âheste âheste reviş geldik. Ve seyâhat içün Yeni Ruhbe ve şehr-i Hızır'a uğradık. Şöyle ma‘lûm-ı sa‘âdet oluna. 408b
EÇS IV 408b
Âhir-ı kâr bir gün Melek Ahmed Paşa efendimizden Murtezâ Paşa'ya diyâr-ı Van'dan ulaklar ile mektûb-ı muhabbet-uslûblar gelüp Melek Ahmed Paşa'nın Bağdâd'da olan arkı mahsûlün Murtezâ Paşa'ya i‘lâm edüp "Elbette mahsûlümüzü Evliyâ ile bu cânibe gönderesüz" deyü haber geldikde hakîr bu haber-i mûhişden müte’ellim olur şeklin gösterüp Murtezâ Paşa'ya eyitdim:
EÇS IV 408b
"Sultânım ben Van'a revâne olmam ve ben sultânımdan ayrılmam." dedim. Bu kelimât-ı hoş-âmedden Murtezâ Paşa hazz edüp eyitdi:
EÇS IV 408b
"Evliyâm, pederimiz Melek Ahmed Paşa pederimiz olmasa ve ben anın çerâğ-ı efrûhtesi olmasam Hudâ hakkiyçün ben seni göndermezdim. Ammâ Evliyâm sen benimsin ve ben seninim, elem çekme. Dağ dağa kavuşmaz âdem âdeme kavuşur." deyüp üçüncü gün hakîre üç kise guruş ve üç at ve bir küheylân kısrak-ı mu‘teber at ve bir mahbûbe-i cihân bikr-i nâ-şüküfte-i zamâne ve üç aded pençe-i âfitâb-ı âlem-tâb misilli Gürcî gulâmları ve hakîre bir kat yol esvâbları ve bir kılıç ve tirkeş ve bir yorga bârgîr raht u baht u licâmı ve gümüş zeyni ile ihsân edüp on bir aded huddâmlarıma dahi ellişer guruş ve birer kat esvâblar ihsân edüp Bağdâd'dan ma‘zûl Yeniçeri Ağası (---) (---) Ağa'ya hakîri teslîm edüp gâyet tenbîh ü te’kîd etdi.
EÇS IV 408b
Ve Melek Ahmed Paşa efendime muhabbetnâmeler ile beş re’s küheylân ve iki başdan hudûd-ı cılğıdân kısraklar verdi. Ve on aded Şeyhânî kılıçlar ve bir yük fağfûrî kâseler ve fincânlar ve bir yük mertebânîler ve kırk aded nâfe-i müşk-i Hoten ve on şemmâme amber-i hâm ve bir incü tesbîh-i dürr-i yetîm ve yüz kıt‘a dîbâ vü şîb ü zerbâf ve akmişe-i fâhireler ve kâlâ-yı nâdireler makûlesi eşyâları Kaya Sultân içün hedâyâlar verüp bu mezkûr eşyâları cümle bir katar katıra tahmîl edüp katarıyla hakîre teslîm edüp yine ol ân hakîre hemân beş yüz altun harcırâh ihsân edüp tâ kal‘a-i Van'a varınca kâmil bir bayrak sarıca arı eri yiğitleri ta‘yîn eyleyüp paşanın Bağdâd'daki arkı mâlından üç bin altun ve beş bin altun dahi Murtezâ Paşa ceybinden Melek Ahmed Paşa efendimize ceyb harclığı gönderüp paşa ile ve cümle a‘yân [u] kibâr [u] ağavât [u] eşrâflar ile vedâ‘laşup her birinden cüz’î ve küllî ihsân hedâyâlar alup Şeyh Abdülkâdiri'l-Ceylânî hazretlerin ve Şeyh Şehâbeddîn-i Sühreverdî hazretlerin ve Kassâb-ı Cömerd'i ve Kamber-i Alî'yi (---) ve Hazret-i İmâm-ı A‘zam Nu‘mân ibn Sâbit'i ve niçe yüz kibâr-ı evliyâ-ı kümmelînleri ziyâret ve vedâ‘ edüp paşanın dest-i şerîfin bûs edüp bükâ-âlûd olup du‘â ve hayr u senâlar ile sene 1066 mâh-ı (---) (---) günü Bismillah ile nehr-i Şattu'l-Arab üzre cisirden ubûr edüp ibtidâ,
EÇS IV 408b
Menzil-i Kuşlar kal‘ası: Bunda bir gün meks edüp cümle üç bin aded güzîde pür-silâh asker-i İslâm olup paşadan hakîre üç katar deve yükü me’kûlât [u] meşrûbâtlar ile bir bayrak ta‘yîn olunan sekban ve sarıca yiğitleri gelüp haymelerin kurup meks edüp azm-i râh etmeğe âmâde olduk. Hudâ-yı Bîçûn âsân ide ve's-selâm.
EÇS V 1b
1b Allâhu velîyyü'l-hidâyeti ve bihi nesta‘în. Elhamdülillâhi'l-lezî şerrefenâ bi-şerefi sohbeti derâvîşi's-sıddîk, ve lekaytü fîhâ seyyâhâni'l-berri ve'l-bihârı ehli’t-tahkîk. Ve salli ilâ künhi hakîkatihî bi'l-kavli ve’t-tasdîk. Ve's-salâtü ve's-selâmü alâ Muhammedin ve âlihi’t-tâbi‘în bi'l-hidâyeti ve’t-tevfîk. Ammâ,
EÇS V 1b
Der-şurû‘-ı sitâyiş-i azm-i râh-ı iklîm-i Van, kaviyyü'l-bünyân olan diyâra azm etdikde, defter oldur ki,
EÇS V 1b
Bağdâd-ı behişt-âbâddan Hille çölistânıyla diyâr-ı Musul’a, andan diyâr-ı Kürdistân kal‘aları ve şehr-i ma‘mûrelerin ve cereyân eden enhârları ve gayrı ibret-nümâların seyr [ü] temâşâ ederek diyâr-ı Van’a revâne olduğumuz kurâ vü kasabât ve menâzilleri ayân u beyân ederve's-selâm
EÇS V 1b
Evvelâ "Tevekkülen-alallâh" deyüp Kuşlar kal‘asından cânib-i şarka şatt ile Furât arasında cezîre add olunan çöl ü çölistân içre şiddet-i hâr çekerek arslan-ı arbedelerin sadâların istimâ‘ ederek iki kerre esedlere râst gelüp kovarak 6 sâ‘at gidüp,
EÇS V 1b
Menzil-i ziyâret-i karye-i eş-şeyh Hazret-i Ma‘rûf-ı Kerhîrahmetullâhi aleyh:
EÇS V 1b
Kuşlar kal‘asında bir bî-emân yerde bir ziyâretgâh-ı azîmdir. Fukarâ-yı hattâtân tarîk-i Hazret-i Osmân-ı Zünnûreyn'den ulu sultândır kim tarîk-i ser (---) ser-çeşme-i mektûbcıyândır kim pîr [ü] perverini fehm eden nâme tahrîr eden hattâtlar bu ebyâtı mektûb üzre tahrîr etseler elbette ol mektûb sâhibine varup vâsıl olur. Beyt:
EÇS V 1b
Umarım mektûbumu vâsıl ede minnî ileyh,Hazret-i Ma‘rûf-ı Kerhî rahmetullâhi aleyh.
EÇS V 1b
Beyti mücerrebdir kim bir mektûb üzre bu beyt yazılsa elbette vâsıl olur, mücerrebdir, ammâ ba‘zısı Ma‘rûf-ı Kerhî mektûblar üzre hurûf ile tahrîr ederler. Meselâ harfleri bunlardır: Arapça Bu dahi mücerrebdir.
EÇS V 1b
El-hâsıl ulu sultândır kim ziyâretgâh-ı hâss u âmmdır. Ve her bâr merkad-i pâk-i pür-envârında Hasanî ve Hüseynî arslanlar gelüp ziyâret etdiklerin niçe bin âdemler görmüşlerdir. Hattâ "Bir esed dâ’imâ merkad-i şerîfin türbedâr ile bekler" dediler, ammâ niçe kerre varup ziyâret etdim, ammâ görmedim, ammâ bu türbe etrâfında olan arslanlar bir ferd-i âferîde merd ü zene zarar etmeyüp türbeye benî âdem varsa arslanlar çöle giderler.