EÇS V 5a
Menzil-i kal‘a-i Vestan: Van deryâsı kenârında bâğlı ve bâğçeli ve câmi‘ medreseli Hakkârî hâkimi hükmünde olduğu bâlâda Bitlis hânı cenginden Melek Ahmed Paşa efendimizle gelirken bu Vestan kal‘ası evsâfı tahrîr olunmuşdur.
EÇS V 5a
Ertesi ale's-seher sene (---) târîhinde yigirmi beş atımızla ve on bir gulâm-ı halka-begûşumuzla ve Murtazâ Paşa koşduğu refîklerimiz ile sâlimîn ü gânimîn, kal‘a-i Van-ı sedd-i îmân ve kaviyyü'l-bünyâna dahil olup Melek Ahmed Paşa efendimizin mübârek cemâlin müşâhede edüp dest-i şerîfin bûs etdikde eydir:
EÇS V 5a
"Bire oğul! Sen cânib-i Tebriz'e ve andan Murtazâ Paşa karındaşın Dümbülî kal‘asında hapsden çıkarmağa gidüp Bağdâd'a varup andan Basra'ya varup yine Bağdâd'a gelüp gönderdiğin mektûb ile sıhhat haberin geleli sekiz ay oldu. Sen bu kadar zamândan berü kanda idin" dedikde,
EÇS V 5a
Hakîr eyitdim: "Vallâhi sultânım, seyâhat etmediğim diyârlar ol semtde çok idi. Sultânımın Acem hânlarına ihsân etdiğiniz mektûblar elime girince ‘Fursat ganîmetdir’ deyüp Murtazâ Paşa hedâyâsın getiren (---) (---) Ağa da sebük-rûh bir yâr-ı muvâfık ele girince diyâr-ı Acem'de kırk altı pâre sağîr ü kebîr şehir temâşâ edüp diyâr-ı Irâk'da Bağdâd'a vardım. Andan Murtazâ Paşa karındaşınızın mektûbuyla vilâyet-i Basra ve Lahsa ve Ummân ve Tûcmekrân ve Katîf ve Cerâyir-i Hâridât ve Bahr-i Hürmüz ve andan yine diyâr-ı Acem'de şehr-i Huveyze ve şehr-i Durak ve niçe şehirlerden sonra yine kal‘a-i Basra'ya gelince altmış bir pâre şehir ve kılâ‘ vü kasabâtlar seyr edüp yine diyâr-ı Medâyin üzre kal‘a-i Bağdâd'a geldim. Andan Murtazâ Paşa efendimizin Yûsuf Kethüdâsıyla diyâr-ı Kürdistân'da eyâlet-i şehrezûl ve eyâlet-i İmâdiyye'de dahi yigirmi altı pâre kılâ‘ u şehr-i müzeyyenler seyr edüp Diyârbekir'e geldik. Andan yine Bağdâd yoluyla çölden yigirmi üç günde Bağdâd'a gelüp andan mâh-ı (---) Murtazâ Paşa ile vedâ[‘]laşup (---) günde şehr-i Musul'a andan yine Kürdistân içre (---) sancak yeri temâşâ edüp vilâyet-i Hakkârî'den bu Van'a gelince cümle (---) aded sancak yerde (---) aded kal‘a temâşâ edüp hamd-i Hudâ ten-dürüstce sultânımın mübârek cemâlin gördüm" deyü yine hâk-i pâyine rûmâlîde edüp Basra'da Efrâsiyâboğlu Hüseyin Paşa mektûbların ve Murtazâ Paşa ve Bağdâd a‘yânlarının ve İmâdiyye ve şehrezûl [ve] Akra ve Zaho ve Dühük ve Cezîre ve Musul ve Hasankeyf ve Diyârbekir vâlîsi Firârî Mustafâ Paşa'nın ve'l-hâsıl cümle mîr-i mîrân ve ümerâ ve a‘yân u eşrâfların yüz yetmiş kıt‘a mektûbların ve Hüseyin Paşa ve Murtazâ Paşa'nın verdiği hedâyâları defteri mûcebince cümle Melek Ahmed Paşa'ya hedâyâları teslîm edüp emânet-kârlığı edâ etdik ve paşadan hayr du‘âlar alup bu hakîre bir kîse guruş ve bir kat libâs-ı fâhire ve bir raht ve zeynli mu‘teber at ihsân edüp hamd-i Hudâ konağımıza varup cümle dostânlar ile müşerref olup ertesi gün Murtazâ Paşa efendimizin koşduğu üç bayrak sarıca yiğitlerine bu hakîr üç yüz guruş verüp paşa efendimizden ve bizim sıhhatle Van'a dahil olduğumuzu mektûblar ile Murtazâ Paşa'ya i‘lâm edüp mezkûr refîkleri Bağdâd'a Kürdistân-ı Hakkârî içre yolladık.
EÇS V 5a
Ba‘dehû şeb [ü] rûz Melek Paşa efendimizin meclis-i şerîfinden bir ân münfekk olmayup sekiz ayda etdiğimiz seyâhatleri ve manzûrumuz olan kılâ‘-ı azîmeleri ve şehr-i kadîmeleri ve acâ’ib ü garâ’ibâtdan ibret-nümâ şeyleri ve her diyârın amâr u harâbın ve adl [ü] adâlet-ünvânın su’âl edüp nedîmlik edüp gecemiz Kadr ve rûzumuz rûz-ı ıyd olup sohbet-i hâs ederdik.
EÇS V 5a
Bu minvâl üzre yedi gün mürûr edüp Âsitâne tarafından Sadrıa‘zam Siyâvuş Paşa'nın ve Kaya Sultân efendimizin ulaklarıyla Melek Paşa efendimize yetmiş aded mektûblar Der-i devletden gelince kırâ’at edüp mefhûmu ma‘lûmları olunca ol sâ‘at Gınâyîzâde efendimize kırk kıt‘a mektûblar yazmağa fermân edüp ol leyle-i nâ-mübârekede Melek Paşa efendim eydir:
EÇS V 5a
"Evliyâm, oğul! Sekiz ay hândan hâna vüzerâdan vüzerâya ve ümerâdan ümerâya safâ-yı hâtır ile cihânı geşt [ü] güzer etmek merdân-ı Hudâlık değildir. İşte merd-i meydânlık oldur kim ale's-sabâh benim hâtırım içün ale'l-acele ulaklık ile üç gulâm alup elbette İslâmbol'a gidersin" deyü elime üç yüz altun ve belime bir hoş-kadem kılıç ve koynuma bir aylı ve günlü bir cevâhir zarflı sâ‘at verdikde hakîr dahi gaş[y] olup "El-emrü emrüküm" deyüp hâzır-bâş oldum.
EÇS V 5a
Ertesi ale's-seher paşanın destin bûs edüp,
EÇS V 5a–5b
Sene 1066 mâh-ı (---) gününde diyâr-ı Van'dan Erzurûm üzre ulaklığile Rûm'a gitdiğimiz menâzilleri bildirir 5b
EÇS V 5b
Evvelâ kal‘a-i Van'dan üç gulâmımla sekiz aded çatal atlara süvâr olup bismillâh deyüp cânib-i şimâle 12 sâ‘atde Amik kal‘asın geçüp,
EÇS V 5b
Menzil-i Amik kal‘ası: Andan menzil bârgîrleri alup (---) sâ‘atde Bârgîri kal‘asın geçüp,
EÇS V 5b
Menzil-i kal‘a-i Malazcird andan (---) sâ‘atde Hınıs kal‘ası hâkin geçüp ve Altun Halkalı cisrin geçüp,
EÇS V 5b
Menzil-i Hasankal‘ası: Anda Tavukçu Mustafâ Paşa'dan mektûb ve ihsân alup (---) sâ‘atde,
EÇS V 5b
Menzil-i kal‘a-i Erzincân: Andan yarar bârgîrler ve sürücülerin nâmdârın alup (---) sâ‘atde Koylıhisâr kal‘asın geçüp,
EÇS V 5b
Menzil-i kal‘a-i Nîkhisâr, ya‘nî Niksâr, andan yine cânib-i garba şehr-i Lâdik'i geçüp,
EÇS V 5b
Menzil-i Marzifon şehri, bundan dahi yarar bârgîrler alup semt-i garba (---) sâ‘atde Osmancığ'ı geçüp şehr-i Tosya andan yine yarar menzil bârgîrleri alup (---) sâ‘atde seğirdüp Bolu şehrin geçüp kal‘a-i Göynük'e erken varılup der-akab atlar alup ol gece yine seğirdüp ale's-seher,
EÇS V 5b
Menzil-i kal‘a-i İzmit: Anda üç sâ‘at istirâhat edüp ve yarar atlar alup nısfu'l-leylde Gekbiziyye'de menzil alup ale's-seher,
EÇS V 5b
Menzil-i şehr-i Üsküdar, andan kayık ile İslâmbol'a dahil olup onuncu günde Van'dan İslâmbol'a gelüp mektûblar ile Sadrıa‘zam-ı dilîr Süleymân Paşa'ya gelüp bir hil‘at-i fâhire ihsân edüp gayrı in‘âm-ı nâyâbla hakk olup hâ’ib u hâsir taşra çıkup ulaklık hebâya çıkdığından belime urup Re’îs Efendi hücresinde sehel istirâhat edüp ba‘de'd-dîvân Sadrıa‘zam hakîri huzûruna çağırup paşanın ve Kürdistân'ın ve kal‘a-i Van'ın cümle ahvâllerin su’âl edüp,
EÇS V 5b
Buyurdular kim: "Paşa karındaşımıza Bağdâd'ı, Murtazâ Paşa’ya Basra'yı versek hazz eder miydi? Yohsa İslâmbol'a gelüp Kaya Sultân'dan mı hazz ederdi?" dedikde,
EÇS V 5b
Hakîr eyitdim: "Van bir cezîre yerdir. Anda efendimiz bir şey tahsîl edemeyüp ancak masrûfun ihâta edebildi. Züğürd âdem İslâmbol'a gelse Kaya Sultân ile ne safâ etse gerek" dedim.
EÇS V 5b
Vezîr eyitdi: "Yok yok! Paşan İslâmbol'a gelmeğe amel edermiş" dedikde,
EÇS V 5b
"Lâ, vallâhi ve billâhi eğer Van'da ve eğer bir ulu hânda oturmak paşaya Mısır'da oturmadan yahşıdır, zîrâ güft ü gûdan paşanın kulağı dinç olur" dedim.
EÇS V 5b
Hemân vezîr eyitdi: "Paşan mühr ile Girid'e gitmeden mahzûz mudur?" dedi.
EÇS V 5b
"Eğer dîn-i mübînden imdâd ederseniz fermân pâdişâhındır, diyen kullardandır" dedim.
EÇS V 5b
"Âferim Evliyâm! Hakkâ ki Melek Ahmed Paşa hüddâmısın. Ey imdi seni birkaç günden sonra Van'a yollarız, hâzır ol" deyü ceybinden yüz yedi altun ihsân etdikde cânım yerine gelüp ulaklık yorgunluğun ferâmûş edüp andan doğru Kaya Sultân'a gelüp paşanın mektûbların verüp niçe bin kelimâtlar olundu.
EÇS V 5b
Andan iki yüz altun ve bir kat esvâb ihsân edüp ol gece anda mihmân olup her sabâh dîvândan eksik olmayup yine Van'a revâne olmak sadedinde iken İslâmbol içre kul mâbeyninde fetret ve gulgule ve velvele olmağa başladı.
EÇS V 5b
Eğer rûz-merre olan vekâyi‘âtları birer birer tahrîr etsem bir tomar-ı dırâz olması mukarrer idi, ammâ alâ kaderi'l-imkân deryâda katre ve güneşde zerre mikdârı tahrîre cür’et edelim. (---) (---) (---) (---).
EÇS V 5b
Der-beyân-ı vekâyi‘ât-ı gulgule-i Rûm-ı edne'l-arz, ya‘nî hâdisât-ı gulû-i âm-ı avâm be-vâdî-i Atmeydânı
EÇS V 5b
İhvân-ı bâ-safâya şöyle ma‘lûm ola kim işbu sene 1066 Cemâziyelevvel'inin gurresi ki yevmü'l-isneyn idi. Vezîria‘zam Süleymân Paşa Girid mühimmâtına mukayyed olup tershâne-i âmire umûruna mukayyed iken sadâret-i uzmâdan ma‘zûl olup cümle a‘yân-ı devletlerin re’y-i ahsenleri ile mührü cezîre-i Girid'e küçük sipâhiyle Hüseyin Paşa'ya gönderdiler. Ol sâ‘at Zurnazan Mustafâ Paşa kapudan iken Deli Hüseyin Paşa'nın yerine Der-i devletde kâ’immakâm oldu ve kapudan pa[şa] (---) Paşa oldu.
EÇS V 5b
Ertesi gün selâse idi. Kalıçacızâde Mehemmed Paşa defterdârlıkdan ma‘zûl olup Kara Murâd Paşa'nın kethüdâsı Karagöz Mehemmed Efendi başdefterdâr olup defterdâr-ı sâbık Kalıçacızâde'nin muhâsebesin görüp zimmetinde bin kîse çıkup haps fermân olundu.
EÇS V 5b
Mâh-ı mezbûrun beşinci cum‘a günü kable’z-zuhr Üsküdar'dan İslâmbol'a niçe yüz aded kayıklar geçüp fi'l-hâl İslâmbol içre kıyâmet kopup Allâhümme âfinâ bir gulgule oldu kim herkes hânesinde cân u başı havfine düşdü.
EÇS V 5b–6a
Ve cümle a‘yân-ı dîvân ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân bir yere cem‘ olup Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre müşâvere edüp sulehâ-yı ümmetden Kazancızâde re’yiyle nakîbüleşrâf ve Nişâncı Süleymân Paşa'yı gulû eden kullara 6a elçi gönderdiler. Kul tâ’ifesi de Süleymân Paşa'yı rehin alıkoyup kendülerden niçe ebü'l-kelâmları nakîbüleşrâf ile sa‘âdetlü pâdişâha gönderüp "Cümle kulun pâdişâhım ayak dîvânı olmak ricâ ederler" dediklerinde nakîbüleşrâf nihânîce pâdişâha ve vâlideye kulun fetret-i isyân [u] tuğyân-ı vefretin sıhhati üzre haber verince huzûr-ı pâdişâhda hâzır olan musâhib [u] musâhibeler ayak dîvânı olmasına aslâ cevâz göstermediler. Çünkim ayak dîvânı olmayup cemî‘i haşerât-ı eşkıyâ-yı bî-bekâ-yı pür-şekâ sadâ-yı Allâh Allâh'a üç nöbet rehâ buldurup ol gece cümle zorbalar zor-ı bâzûlarına dayanup Yenicâmi‘de ve hareminde ve Atmeydânı'nda ve Mehterhâne'de ve ednâları Atmeydânı'nda Çingane cergelerinde "Habarla çörteni" diyerek Çinganelere mihmân oldular.
EÇS V 6a
Ol gece cemî‘i vüzerâ ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ Hâsbâğçe'de müsâfir oldular. Ve sabâha dak bir kimesne râhat hâbın görmeyüp müşâvereler etdiler.
EÇS V 6a
Ale's-sabâh ki oldu, Halıcızâde'yi kapu arası hapsinden çıkarup Yedikulle sicnine kodular. Ve sâ‘at-be-sâ‘at ecnâs-ı mahlûkât-ı camapur askeri gibi ipi sapı ve zâbiti ve râbıtı yok âdemler zorba zorba ve küme küme pür-silâh ve bî-silâh kişiler cem‘ olup birkaç kerre mâbeyne elçiler gidüp geldiler. Aslâ tarafeynden bir fâ’ide zuhûr etmeyüp kul ayak basup,
EÇS V 6a
"Elbette ve elbette ayak dîvânı isteriz" dediler.
EÇS V 6a
Yine cümle erbâb-ı dîvânın re’yiyle sipâh ocağından Kara Abdullâh nâm bir müksiri'l-kelâm ve bir mudhikân hümâmı elçilik ile bu camapur askerine gönderüp vardıkda,
EÇS V 6a
Feth-i kelâmı ol oldu kim: "Bak a bire âdemler! Kanı sizin içinizde söz anlar âdem şekilli âdeminiz. Ve başınız buğunuz kimdir" dedikde,
EÇS V 6a
Kul eydir: "Ya sen bizi beğnemedin mi Kuşlu haddır(?) bire vura şu gidiyi" deyince Kara Abdullâh bire âdemler masharalığı koyuldum zann edüp ol ân Kara Abdullâh'ı hemân pâre pâre ve dilim dilim ve şılım şılım edüp na‘şını Mehterhâne kapusu önündeki parmaklığa ayaklarından salb etdiler, ammâ pâdişâhımızın kulun murâdları ne idiğin bilmedi ve musâhibler kulu pâdişâha hilâf inhâ ederlerdi.
EÇS V 6a
Bu gûne velvele ve gulgule üç gün üç gece olup âhir-ı kâr cümle çârsû-yı bâzâr kapanup bey‘ [ü] şirâ olmayup câmi‘ler kapanup ibâdet olmayup nân u nemek ve Tahta'l-kal‘ada yemek dahi bulunmaz olunca hemân sipâh zümresinden âkıbet-endîş umûr-dîde şekilli zorbalar sûret-i hakdan görünür şekilli olup evvelâ Rûm Hasan Ağa ve Kayıkçı Hüsâm Ağa pâdişâha girüp mâ-vaka‘ kelâmı bir bir tefhîm etdirüp pâdişâh-ı cem-cenâb bi'z-zarûrî Alayköşkü’ne çıkup,
EÇS V 6a
"Nedir kullarım" dedikde cümle eşkıyâlar bir ağızdan,