EÇS V 8a
Birisi eydir: "Bire n'idek bunları, altun ve cevâhir var mıdır?"
EÇS V 8a
"Lâ vallâh u billâh işte bunlardır. Ve bu heybede donumuz ve gömleklerimizdir" dedim.
EÇS V 8a
"Berekât versin. Biz dağ âdemîsiyiz, bize gömlek lâzımdır" deyü heybesiyle gömlekleri aldılar.
EÇS V 8a
Biri dahi belimdeki kılıca yapışam zann edüp hakîr bir pertâb edüp alarka olup bir silâha davranam zann edince yedisi de üzerime tüfeng havâle edüp,
EÇS V 8a
Hakîr eyitdim: "Hey gâzîler! Altında atı kalmış yorgun argın ve durgun ulak âdeme sarılmak yüklü avrede el urmak gibidir. Ne var, îmân ehlinde yad olmaz. Bu sizin etdiğiniz bu dağlarda Köroğlu etmemişdir. Eğer merd-i Hudâ iseniz sizden emîn olalım. Hemân yol alup gidelim" deyüp lütf ile tekellüm edince birisi belinden kılıcın çözüp,
EÇS V 8a
"Yiğit bu kılıcım pek ey kılıçdır. Sende yâdigârım olsun. Senin belindeki gümüşlü kılıcı bana ver. Ben de senin bir yâdigârın taşıyam" deyüp minnet etdikde hakîr n'ola deyüp {kılıcım verüp} cümlesiyle öpüşüp karındaş olup hamd-i Hudâ dahi bir şey’imize vaz‘-ı yed etmeyüp andan,
EÇS V 8a
Menzil-i Tosya, andan ol gece Osmâncığ’ı geçüp ve Gümüş'ü ve Kerkez kasabaların ubûr edüp,
EÇS V 8a
Menzil-i Amasiyye, andan Çengalli Bel, mahûf [u] muhâtara olmağile gece ile ubûr edüp, menzil-i kal‘a-i Niksâr, andan menzil-i Koylıhisâr, andan teper aşağı uçurumdan uçarak menzil-i karye-i Keremli, andan Erzincân şehrin geçüp dinç atlar ile Erzurûm sahrâsıyla gidüp,
EÇS V 8a
Menzil-i kal‘a-i Erzurûm, andan cânib-i şarka gidüp menzil-i kal‘a-i Malazcird, andan menzil-i kal‘a-i Erciş, anda dinç atlar alup Amik kal‘asın geçüp,
EÇS V 8a
Menzil-i kal‘a-i Van, serhadd-i Azerbaycân
EÇS V 8a
Vakt-i şâfi‘îde uğrın kapuyu açup hamd-i Hudâ sıhhat ü selâmetle on üçüncü gün Melek Ahmed Paşa efendimizin mübârek cemâl-i bâ-kemâlin görüp emrleri ve hatt-ı şerîfi ve cümle mekâtibleri kırâ’at edüp Siyâvuş Paşa'nın sadrıa‘zam olduğundan cihân cihân hazz edüp hakîre bir kîse guruş ve bir kat esvâb semmûr kafâsı kürkü ile ihsân edüp,
EÇS V 8a
"Evliyâm sen sağ ol. Kâzım nâm gulâm-ı memlûkun merhûm oldu. İşte sana ki ana bedel iki Gürcî gulâm" deyüp hakîri memnûn eyleyüp konağıma revâne oldum.
EÇS V 8a
Bir hafta istirâhat edüp bir gün paşa-yı deryâ-dil eydir: "Evliyâm! Ulaklık ile hidmetimizde bulunup bize müjde haberleri getirdin. Sana Bitlis hânı oğlumun mukarrernâmesin ve Zirikî beğinin mukarrernâmesin sana hidmet vermişim. Ale's-sabâh durma, zîrâ vakit ahşamlıdır ve Bitlis hânı oğlumuzda bekâya yetmiş kîse mâlın tahsîline anda olan mataracıbaşıyla bir ayak evvel mukayyed olup tahsîl edüp tîzce gelesin, zîrâ getirdiğin emr-i şerîfde ve mektûb-ı mahabbet-uslûblarda neler tahrîr olunduğun sen bilirsin" dedi.
EÇS V 8a
Ertesi sene (---) Rebî‘ulâhir'in âhirinde Van'dan şehr-i Bitlis'e ve kal‘a-i Zirikî'ye gitdiğimiz konakları ayân u beyân eder
EÇS V 8a
Evvelâ paşadan mukarrer emrlerin ve hânlara mahabbetnâme hil‘atleri ve hedâyâların alup paşanın hayr du‘âsıyla Van'dan Mâllı Kaya Çelebi ile çıkup cânib-i cenûba,
EÇS V 8a
Menzil-i kal‘a-i Restân: Niçe kerre bâlâda memdûhdur.
EÇS V 8a
Andan Van deryâsı kenârında Çomar Bölükbaşı atıyla kendüyi üç minâre kaddi Kepan {kayası} nâm yerden deryâya atdığı mahalli ubûr edüp,
EÇS V 8a
Menzil-i karye-i (---), andan Kuskunkırân dağın ubûr edüp,
EÇS V 8a
Menzil-i Hân-ı Taht-ı Van: Bu dahi bâlâda mevsûfdur.
EÇS V 8a–8b
Bundan hâna mukarrer haberin gönderüp ertesi Bitlis hânının kethüdâsı Kara Mehemmed Ağa nâm ankâ-yı be-nâm on bin mikdârı Rujikiyân askeriyle mukarrer istikbâline karşu çıkup alay-ı azîm ile Bitlis şehri içinden ubûr edüp 8b doğru Hânbâğı'na varılup bir dîvân-ı azîm olup paşa-yı âlî-vakârın mukarrernâmesi ve mektûbları kırâ’at olunup paşa-yı bâ-vakârdan getirdiğimiz hil‘at-i fâhireleri hâna geydirüp du‘â-yı hayr ile sandal-nişîn oldukda paşanın gönderdiği hedâyâları Ziyâeddîn Hân'a arz etdiğimizde dünyâ kadar hazz edüp pîşkeşin harîr makûlesi olanların vâlidesine gönderdi.
EÇS V 8b
Andan hânın hil‘at geydiğin bâğdan Bitlis kal‘asına işâret etdiklerinde el-azametullâh evvelâ kal‘adan ve şehrin dam u bâm kayalarından niçe bin tüfeng atılup akîbince üç yaylım top kal‘adan atılup şehr-i Bitlis murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup üç gün şehirde meks edüp dördüncü gün hândan me’zûn olup "Gideriz" dedikde hakîre iki kîse ve bir semmûr kürk ve bir Gürcî gulâm ve iki at ihsân edüp esbâb [u] kürkleri cümle bir yere Allâh emâneti verüp hândan refîkler alup,
EÇS V 8b
Bitlis'den Zirikî beğine gitdiğimiz beyân eder
EÇS V 8b
Evvelâ Bitlis'den cânib-i cenûba Seng-i Har deresin geçüp ve Delikli kayayı geçüp sengistân uçurum yerlerden ubûr edüp,
EÇS V 8b
Menzil-i kal‘a-i Kefender: Bitlis hânı hükmünde olduğu bâlâda Van'a giderken mufassal tahrîr olunmuşdur.
EÇS V 8b
Andan cânib-i kıbleye Bitlis deresi cereyân etdiği dereler içre ba‘dehu evc-i âsumâna ser çekmiş cibâl-i âlîlere yüz bin renc [ü] anâ ile ubûr ederek (---) sâ‘atde,
EÇS V 8b
Menzil-i karye-i (---): Zirikî beğinin hükmünde sâfî üzüm bâğlı bir sarp yerde ma‘mûr karyedir.
EÇS V 8b
Bu mahalden Zirikî beğine mukarrer getirdiğimiz haberin gönderüp ertesi üç bin mikdârı güzîde asker ile kethüdâsı Beşâret Ağa nâm hümâm gelüp alay-ı azîm olmaya ancak bir cem‘iyyet-i tüfeng-endâz Ekrâdıyla kal‘a-i Zirikî'ye dahil olduk.
EÇS V 8b
Evsâf-ı (---), ya‘nî kal‘a-i üstüvâr-ı Zirikî
EÇS V 8b
Beğin sarâyına dahil olduğumuz gibi dîvân olup mukarrernâme-i paşa-yı âlî-vakâr tilâvet olunup hil‘at-i fâhireyi hakîr geydirüp sâ’ir hedâyâlar dahi kendüye arz olup mesrûr oldu. Ve de’b-i kadîmeleri üzre kal‘adan on pâre şâhî toplar atılup gûyâ şâdumân oldu. Ve hakîre beğ bir cihân-nümâ havâdâr yerde bir konak verüp birkaç gün şehri teferrüc etdik.
EÇS V 8b
Evvelâ hâkim-i Zirikî: Van eyâletinde başka beğlikdir. Beğinin hâssı (---) akçedir. Altı bin tüfeng-endâz askere ve yigirmi aded mîr-i aşâyire mâlikdir. Gerçi sâ’ir ümerâ-yı Van gibi muhteşem değildir, ammâ pâyda mertebesi âlîdir. Ve taht-ı hükûmetinde tîmâr ve ze‘âmet vardır. Hîn-i gazâda erbâb-ı tîmârı altı yüz asker olur. Çeribaşı ve alaybeğisi ve yüz elli akçe kadısı vardır, ammâ müftî ve nakîb ve sâ’ir hâkimleri yokdur, ammâ ulemâsı çokdur.
EÇS V 9a
Hân ile müşerref olup yine bize bir mükellef oda döşeyüp gece ve gündüz hân ile ve on iki aded bürâder-i cân-berâberleriyle sohbet-i hâs ederdik. Hamd-i Hudâ gecemiz Kadir ve rûzumuz rûz-ı ıyd-ı adhâ idi. Ve paşanın fermân etdiğine göre mataracıbaşıyla cidd u cehd edüp ihtimâm-ı tâm ile elli kîse mâl hân-ı âlîşândan tahsîl edüp paşaya göndermeğe üç yüz tüfeng-endâz ile bizim kendi mâllarımız dahi Van'a gönderüp şehr-i Bitlis'de sebük-bâr kaldık.
EÇS V 9a
Ve hân-ı cedîdin zimmetinde ancak yigirmi kîse kaldı ve mataracıbaşı yine anın dahi tahsîline şeb [ü] rûz ibrâm ederdi, ammâ bu hakîr cümle hânzâdeler ve mîr-i aşâyir ve a‘yân-ı kibâr-ı Bitlis ile hüsn-i ülfet edüp her birinden bu kadar ihsân [u] in‘âmlar görüp az zamânda dörd sepet sanduka esbâb ve gayrı tuhaf ve zî-kıymet eşyâlar ve yedi re’s küheylân atlar peydâ edüp her şeb [ü] rûz rûz-ı Nevrûz-ı Harezmşâhî ederdik.
EÇS V 9a
Hikmet-i Hudâ sene (---) mâh-ı Cemâziyelevvel'inin gurresinde Melek Ahmed Paşa efendimizin Van'dan azli haberi gelüp eyâlet-i Van Pehleli Ahmed Paşa'ya ihsân olunmuş, ammâ gâyet şiddet-i şitâdan paşa Van'da kalup müsellem zabt etdiği haberiyle paşanın bakâya mâlı tahsîli içün Yûsuf kethüdâmızdan bir kıt‘a mektûb gelüp,
EÇS V 9a
"Elbette mâlı tahsîl etmeden gelmeyesiz" deyü tahrîr eylemiş.
EÇS V 9a
Mâh-ı mezbûrun ikinci günü anı gördük. Melek Ahmed Paşa efendimizle bin altmış beş Ramazân'ının yigirmi dördüncü bâzârertesi gün ceng edüp firâr eden Abdâl Hân şehr-i Bitlis'e girüp dahil oldukda ahâlî-i şehir helc u melc olup,
EÇS V 9a
"Hay Melek Ahmed Paşa'nın azli muhakkak oldu kim Abdâl Hân Mudiki dağlarına firâr etmişken yine şehr-i Bitlis'e geldi, gör bu şehre neler işler?" deyü herkes havf u haşyetinden hân-ı atîke hedâyâlar ile gelüp buluşurlardı.