EÇS V 15a
Kal‘a-i Van'a üç menzil karîb Erciş kal‘asından İslâmbol'a revâne olduğumuz konakları bildirir
EÇS V 15a
Evvelâ Paşa efendimizle karye-i Akserâb'dan kalkup cânib-i şimâle (---) sâ‘atde ma‘mûr [u] âbâdân kurâları ol şiddet-i şitâda geçüp,
EÇS V 15a
Menzil-i karye-i Taşkın: Erzurûm eyâleti hudûdunda Malazcird sancağı hâkinde bir ma‘mûr Ermeni köyüdür. Andan (---) sâ‘atde,
EÇS V 15a
Evsâf-ı bilâd-ı şâh-ı Yezdicürd, ya‘nî kal‘a-i Malazcird
EÇS V 15a
İbtidâ bânîsi Yezdicürd şâh ibn (---) şâhdır.
EÇS V 15a
Lisân-ı Moğolî'de Malazcird derler,
EÇS V 15a
Lisân-ı Acem'de Hân Gazanfer şâh derler.
EÇS V 15a
Ve lisân-ı Arab'da Sûr-ı Sebu‘ derler, zîrâ Azerbaycân pâdişâhlarından Kılıç Arslan dahi amâr etdiğinden Sûr-ı Sebu‘, ya‘nî Arslan kal‘ası demek olur, ammâ lisân-ı Ekrâd'da Malazırd derler ve ba‘zıları Malazgird derler, zîrâ bir değirmi kaya üzre vâki‘ olduğundan Malazgird, ya‘nî Değirmi kal‘a derler ve niçeler Merazbird derler, ammâ sahîhi Malazcird'dir, ya‘nî (---) (---) (---) (---) demek olur.
EÇS V 15a
Eyâlet-i Erzurûm'da başka sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı 100.000 akçe eder. Livâsında 14 ze‘âmetdir ve 282 tîmârdır. Alaybeği ve çeribaşısı vardır. Kanûn üzre cebelüleriyle bin beş yüz asker olur, ammâ Kürdistân olmağile bizimle Bitlis Hânı cenginde bile olduklarından ma‘lûmumuzdur kim sekiz bin aded müsellâh ü müzeyyen ve müretteb asker idiler. Bitlis Hânı Abdâl Hân'a bunlar dilgîr olmağile hânın askerini münhezim eden ibtidâ bu kavm-i Malazcird{dır} ve ba‘dehû kavm-i Mahmûdî idi.
EÇS V 15a
El-hâsıl güzîde asâkir sâhibü's-seyf-i zü'l-fecâmlar ve şemşîr sâhibi müczemlerdir ve Âsitâne tarafından iki müddetde yüz elli akçe pâyesiyle bir kadı gelüp ahkâm-ı şer‘-i Resûl-i mübîn edüp beher sene ikişer bin guruş tahsîl eder. Gerçi Kürdistân'dır, ammâ halkı şâfi‘îyü'l-mezheb olmağile şer‘-i şerîfe mutî‘lerdir. Gayrı hâkimleri yokdur, cümleden mülk-i mîr-i livâdır. Kal‘ası dahi neferât-ı nökerâtlarıyla beğine müfavvazdır, lâkin adâlet yeridir, zîrâ halkı gâyet şedîd ve şecî‘lerdir.
EÇS V 15a
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Malazcird: Be-kavl-i müverrihân, diyâr-ı Ermen-i Erzen'den bir şehr-i sagîredir. Kal‘ası bir müdevver püşte üzre sâfî kesme taşdır ve şekl-i müdevver olduğundan Sûr-ı gird dediler. Derûn-ı hisâr ma‘mûrdur, ammâ hâneleri ma‘lûmum değildir. Sene 878 târîhinde Akkoyunlu Sultân Uzun Hasan-ı Bayındırî zabtında iken Ebü'l-feth Hasan-ı Tavîl'i münhezim edüp bu kal‘a halkı itâ‘at etdiler.
EÇS V 15a
Ba‘dehû Bâyezîd-i Velî asrında Acem istîlâ edüp sene 902 târîhinde Selîm şâh-ı Evvel'e Çıldır gazâsı avdetinde mutî‘ olup el-ân hükm-i Âl-i Osmân'dadır. Kal‘anın cânib-i selâsı havâleli kal‘acıkdır. şarka nâzır bir kapusu var ve aşağı (---) deresine nuzûl olunur. Kesme kayadan su yolları vardır. Bâğ u bâğçe ile memdûh değildir. Kal‘asını câ-be-câ Timur harâb etmişdir. şehri dahi ol kadar ma‘mûr değildir. Cümle iki bin hâne ve bir câmi‘ ve iki medrese ve bir küçük hammâmı var, ancak beş âdem alır. Bir hânı ve elli mikdârı dükkânı ve yedi aded mekteb-i sıbyânı vardır. 18 iklîm-i örfiyyenin vasatında bulunmuşdur.
EÇS V 15a–15b
Bu şehrin şimâlinde Erzurûm üç menzildir. Ve cânib-i kıblesinde şehr-i Bitlis iki menzilden nâkısdır. Kal‘a-i Van şarkında dörd menzildir. Kal‘a-i Ahlat ile Malazcird beyni kâmil yedi fersahdır. Kûh-ı bâlâlardan müstakîm râhları vardır. Ve şehrin âb [u] havâsı gâyet yayla olup cümle ahâlîsi ten 15b dürüstlerdir, zîrâ kışı gâyet katıdır.
EÇS V 15b
şehrin içinden cereyân eden (---) nehri Bingöl yaylasından tulû‘ edüp bu şehirde şiddet-i şitâdan kapanup kâmil bir ay teka‘üd olunmak fermân olunup bir gün hikmet-i Hudâ bir dolu yağdı kim her dânesi yüzer dirhem vezn olundu ve çok hayvânât telef edüp bir sâ‘atden sonra paşaya bir dolu dânesi getirdiler, kâmil bir vukıyye geldi. Paşaya ol dâne gelince belkim elli dirhem erimiş idi. Ve şeşhâne-i mühr-i Süleymân gibi ve kaz yumurtası gibi dolular yağdı.
EÇS V 15b
Bu şehirde paşa ile meştâ faslında iken Bitlis hânı koca hândan bizim paşaya mahabbetnâmeleriyle hedâyâları gelüp hakîrin altı re’s atlarımız ve iki sepet esvâblarımız gönderüp dörd aded kölelerimize onar altun harc-ı râh ve birer kat libâs-ı sipâh verüp hakîre iki yüz guruş ve iki kızıl katır yüküyle şeker işi hulviyyât ve sâ’ir me’kûlâtlar ihsân edüp göndermiş.
EÇS V 15b
Ve mektûb-ı mahabbet uslûbunda eyle tahrîr etmişler kim, "Benim ömrüm karındaşım Evliyâ Efendi niçün havfa düşüp bir gecede böyle firâr etdiniz? Bilmez miydiniz kim Kürdistân hâli eyle olagelmişdir? İşte boyahâne ihsân etdiğimizin mahsûlünden cenâbınıza iki yüz guruş gönderdim. Allâh ile ahdim olsun. Nitekim bu Abdâl Hân-ı za‘îf [ü] nâ-tüvân hayâtdadır. Her sene ebvâb-ı mahsûlâtın size vâsıl ederiz. Hemân bizi ve merhûm yâr-ı gârın oğlum Ziyâeddîn'im merhûmı hayr du‘âdan unutmayasın. Hamd-i Hudâ cümle aşâ’ir [ü] kabâ’ilim kavm-i Kürdistân cem‘-i vefîr ile ‘Hânımızı katl edeni de yerine katl ederiz. Emr-i şer‘ Resûl-i mübînindir’ deyü gulû-yı âm edüp kana kan taleb edüp oğlum Nûruddehr senin yanında karındaşı Ziyâeddîn'imi katl eylediği hâtıriyçün şer‘ile anı da katl etdiler. Elhükmilillâh üç günde iki şehzâde-i âzâde-i cüvân-baht nâzenîn ciğer-pârelerden ayrıldım" deyü tahrîr etmiş, ammâ "Elhükmilillâh", "Elhamdülillâh" yerine idi.
EÇS V 15b
Zîrâ anların katlleri yine kendüsi Koca Hân'ın tahrîkiyle idi. Devlet-i dünyâ içün iki cân-pâreden ayrılup devlet yine kendüsine münhasır oldu, ve's-selâm, ammâ âkıbeti hayr olsun.
EÇS V 15b
Esvâblarımı ve gulâmlarımı gönderdiğinden ol kadar memnûn oldum ki gûyâ cihân benim oldu, zîrâ mâldan değil cânımdan bile me’yûs olmuşdum. Hamd-i Hudâ halâs oldum ed-du‘â (---) (---)
EÇS V 15b
Ve mine't-te’sîrâtı ru’yâ-yı sâliha-i fakîr
EÇS V 15b
Bir gece bu şehr-i Malazcird'de külbe-i ahzânım içre hâb-âlûd iken menâmımda görürüm ki İslâmbol'da imişim. Siyâvuş Paşa'nın vâlidesiyle Süleymâniyye'de Defterdârzâde Mehemmed Paşa'nın vâlideleri baş başa verüp ağlaşırlar.
EÇS V 15b
Hakîr eyitdim, "Ey vâlide efendilerim, ne ağlarsız?" dedim.
EÇS V 15b
Anlar eyitdi, "Ey Evliyâ Efendi, ikimizin de oğulları Siyâvuş ve Mehemmed İslâmbol denizinde boğuldılar. Lütf eyle, bu haberi Erzurûm'da sizin Melek Ahmed Paşa'ya bu haberi söyle. Anların derdine birer dermân edüp anları boğulmuşken diri eylesin" dediler.
EÇS V 15b
Hemân hakîr hâbdan bîdâr olup tecdîd-i vuzû‘ edüp vakt-i şâfi‘î olmağile Paşa huzûruna varınca selâm verüp aleyke aldıkda, "Evliyâm, Erzurûm'da ne vâkı‘a gördün?" dedi.
EÇS V 15b
Hakîr eyitdim, "Hele sultânım, Erzurûm'a varalım" dedim.
EÇS V 15b
"Hele ne vâkı‘a gördünse söyle?" dedi.
EÇS V 15b
Hakîr de görüp tahrîr etdiğim vâkı‘ayı ale't-tafsîl Paşa'ya takrîr eyledim.
EÇS V 15b
Hemân Paşa eydir: "Sübhânallâh, ben de demin vâkı‘amda seni gördüm. ‘Erzurûm'da size bir vâkı‘a-yı garîbe nakl ederim, ammâ ağlaman’ dedin. Ben de sana anıniçün ‘Erzurûm'da ne vâkı‘a gördün?’ dediğim ol idi, ammâ hayr ola, ol hatunların ağlayup ‘Oğullarımız İslâmbol'da gark oldular’ dedikleri dünyâ mâlına gark olup Allâhu a‘lem ‘Erzurûm'da Paşa'ya söyle, boğulmuşken oğullarımız diri eylesin’ dedikleri çerâğ ve tevâbi‘lerin ihyâ ederiz ve ruhlariçün hayrât [ü] hasenât edüp anlar zinde olur. Allâhu a‘lem bize Erzurûm'da senin ağzınla çok haber gelür" deyü vâkı‘amı böyle ta‘bîr edüp "Hayr ola" deyü bir Fâtiha tilâvet etdi.
EÇS V 15b
Ve'l-hâsıl bir ayda şiddet-i şitâ sehel teskîn olup azm-i cânib-i Rûm'a başladık, zîrâ ber-hurdâr olsun, Malazcird Beği Mehemmed Beğ beher yevm üçer bin at yemi ve ellişer koyun ta‘yîn verüp bir ay mihmândârlık etdiğinden Paşa hicâbda idi. Âhir Malazcird'den hareket günü Paşa eğninden bir semmûr kürkü Mehemmed Beğ'e geydirüp livâ-i Malazcird re‘âyâsına cümle a‘yânın huzûrunda beş aded kîse-i Rûmî ihsân edüp tuğlar Erzurûm cânibine revâne olup ertesi gün Paşa da Malazcird'den cânib-i şimâle (---) sâ‘atde,
EÇS V 15b–16a
Menzil-i karye-i Kaz Gölü: Malazcird hâkinde bir buhayre sâhilinde beş yüz hâneli ma‘mûr köydür. 16a
EÇS V 16a
Sitâyiş-i buhayre-i Fahte: Kal‘a-i Malazcird ile kal‘a-i Hınıs mâbeyninde bir müdevver göldür ammâ Malazcird'e bir menzil karîbdir. Bu buhayrede alabalıklar olur kim Bosna ve Hersek diyârında şehr-i Mostar içre akan nehr-i Neretva'da ol kadar iri alabalığı olamazdır. Ve cemî‘i eyyâm-ı şitâda cümle kaz ve ördek bu buhayrede kışlayup cemî‘i Malazcird sancağı ahâlîsi bu kazlardan sayd edüp kifâf edindiklerinden Kaz gölü derler. Cemî‘i kûh-ı bâlâların cereyân eden âb-ı hayâtları bunda cem‘ olur. Bu buhayrenin dâ’iren-mâdâr cirmi iki menzil yerdir. Andan yine cânib-i şimâle (---) sâ‘at karlar çiğneyüp,
EÇS V 16a
Menzil-i karye-i Kamber Baba Sultân: Hınıs sancağı hâkinde beş yüz hâneli müselmân ve Yarmeni köyüdür. Andan, Ziyâret-i Kamber Baba nâm bir ziyâret etdik ammâ aslı ve fer‘iyle ma‘lûmum olmadığından tahrîre cür’et olunmadı. Andan yine şimâle (---) sâ‘atde,
EÇS V 16a
Menzil-i kal‘a-i Hınıs: Erzurûm eyâletinde başka sancakbeği hükmünde olup kal‘asının bânîsi ve eşkâli ve fâtihi ve âsâr-ı binâları ve âb [u] havâsıyla cümle bâlâda sene 1057 târîhinde Defterdârzâde ve Gâzî Seydî Ahmed Paşa ile âsî olan şuşik Beği (---) nin üstüne cenge gitdiğimiz sene bu Hınıs kal‘ası evsâfı cild-i evvelimizde mufassal tahrîr olunmuşdur. Cild-i evvelin fihrisine nazar oluna. Bunda dahi beş gün tekâ‘üd edüp andan beş altı bin re‘âyâ Hınıs beği fermânıyla karlı dağları kürüyüp yolları tathîr edüp andan,
EÇS V 16a
Menzil-i karye-i Kozlu Baba: Bu dahi Hınıs sancağı hâkinde Yarmeni köyüdür. Bâğ u bâğçeden alâmet yokdur.
EÇS V 16a
Ziyâret-i Kozlu Baba: Ebû İshâk Kâzrûnî kuddise sırruh hazretlerinin hulefâlarından mecâzibûn sultândan ulu kimesne imiş. Evkât-ı hamseyi Erzurûm'da Ebû İshâk Sultân ile kılup yine bunda savma‘asında bulunurmuş kim bu mahal ile Erzurûm mâbeyni dörd menzil yerdir. Netîce keşf ü kerâmetleri âşikâre olmuş erdir. Otuz üç dâne kozdan bir tesbîhi var imiş. Dâ’imâ boynunda taşırmış. Anıniçün Kozlu Baba derler. Bir bî-evkâf tekyeciğinde künc-i anâda genc-i gınâ sâhibi fukarâları vardır. Andan yine şimâle (---) sâ‘atde,
EÇS V 16a
Menzil-i Ağzıaçık Mağârâ: Hınıs sancağı hâkinde kenâr-ı Araz nehrinde bir ma‘mûr köydür. Bu kurâ halkının cemî‘i hayvânâtları sayf u şitâda nehr-i Araz sâhilindeki mağârâlarda yatırlar. Mâh-ı Temmuz'da ol gârlar sermâdır. Eyyâm-ı şitâda hummâ-misâl germâdır. Anıniçün Ağzıaçık mağârâ derler. Kûh-ı Bîsütûn'dan nişân verir gâr-ı yetîmânlardır kim her bir kehf içre onar ve on beşer bin koyun kışlar. Andan yine taraf-ı şimâle (---) sâ‘atde gerçi kar üzre gitdik ammâ havâ mu‘tedil olup,
EÇS V 16a
Mukaddemâ sene 1057 târîhinde şuşik kal‘ası gazâsına geçerken bu cisrden ubûr olunmuşdur ammâ ta‘rîf ü tavsîf olunmamış idi. Bu cisr-i azîm nehr-i Araz-ı azîm üzre Âl-i Çobaniyân'dan es-Sultân (---) Melik Gâzî binâ etmişdir.
EÇS V 16a
Bir sarp ve zayyık yerde eflâke ser çekmiş kayadan kayaya Kehkeşân-âsâ bir göz tâkı atılmış kavs-i kuzahdan nişân verir bir göz pül-i ibret-nümâdır, ammâ Batman cisri ve Hasankeyf kal‘ası cisri gibi kemeri içinde hânı ve hücre ve matbahları yokdur. Hemân ibret-nümâ bir göz cisr-i musanna‘-i garâ’ibdir.
EÇS V 16a
Bu kantara-i vâcibü's-seyrin pesendîde bir ma‘rifet arz edüp yed-i tûlâsın ayân u beyân etdiği oldur kim tâk-ı Kisrâsının ortasına vaz‘ etdiği kined ta‘bîr etdikleri seng-i hârânın tâ vasatına bir zer-i hâlisden bir halka asmış, nehr-i Araz üzre maslûb durup bir rîh-i şedîd ol halkaya isâbet etse halka-i müdevver hareket eder. Ve ol halkanın da rezesi vardır kim âdem beli kalınlığı vardır. Ve halka kezâlik âdem uyluğu kalınlığı vardır, âlî yerde olmağın küçük görünür ammâ içinden bir at geçse mümkündür, tâ bu mertebe bir azîm altun halkadır. Anıniçün Altun Halkalı köprü derler.