EÇS V 26b–27a
"Lala, sana Özü eyâletin müft 27a ihsân eyledim. Bir hoşca basîret üzre olup Karadeniz kenârındaki yalı şehirlerin Urus-ı menhûsdan bir hoş hıfz [u] hırâset eyle" deyüp bir kîse altun ve bir semmûr kürk ihsân edüp,
EÇS V 27a
Buyurdular kim "Melek lalam, senden evvel Haydar Ağazâde Mehemmed Paşa lalam Özü eyâletine mutasarrıf idi, ammâ zabtı müyesser olmayup hâlâ mahsûlü sana â’id ü fâ’id olmuşdur. Mehemmed Paşa'dan mahsûlün taleb edüp inşâ’allâh sabâh kalkup eyâletine selâmetle varasın" deyü pâdişâh-ı cem-cenâb, efendimize du‘â edüp,
EÇS V 27a
Efendimiz dahi yine, "Es-selâmu aleyküm" deyüp âdâb üzre kıçın kıçın taşra çıkup doğru Sadrıa‘zam Boynueğri Mehemmed Paşa'ya varup mülâkat olduklarında anlar dahi efendimize harc-ı râh on kîse verüp anlar dahi,
EÇS V 27a
"Sabâhın mansıbınıza teşrîf buyurun" deyüp Paşa anlar ile dahi öpüşüp görüşüp vedâ[‘]laşup ağlaşarak birbirlerinden ayrılup paşa, sarâyına gelüp ol ân yedi yüz pür-silâh yiğit ile konakçı Himmet Ağa tuğu Edirnekapusu'ndan taşra Otakçılar nâm mahalde Melek Ahmed Paşa'nın Topçular Sarâyı'na tuğu getürdüler. El-hâsıl Van'dan İslâmbol'a geldikde ancak on gün tekâ‘üd edüp bin altmış altı ıydının dördüncü günü
EÇS V 27a
İslâmbol'dan Özü eyâletine gitdiğimiz konakları ve kurâ vü kasabât, acîbe vü garîbeleri beyân eder
EÇS V 27a
Evvelâ İslâmbol'dan ibtidâ bir alay-ı azîm ile dokuzar kat mehterhânemiz döğerek şâhrâh-ı pâdişâhîden ubûr ederek ibtidâ efendimiz Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân'ı ziyâret eyleyüp andan yine alay-ı azîm kerr ü ferr ü dârât u şöhret-i şevket-i Âl-i Osmâniyân üzre pür-silâh mükellef ü mükemmel Edirnekapusu'ndan taşra çıkup ibtidâ,
EÇS V 27a
Menzil-i Topçular: Paşa Efendimiz, Haydar Ağazâde'ye bir mahabbetnâme yazup bu hakîre verüp buyurdular kim,
EÇS V 27a
"Var Evliyâm, bizim bacanağımız Mehemmed Paşa karındaşımıza Silivri'de selâm eyle, bizim anların zimmetinde yetmiş yedi kîse Bender mâlından kalmış hasad mahsûlümüz vardır. Lütf edüp harc-ı râh içün versinler" deyü hakîri Mehemmed Paşa'ya gönderüp hakîr dahi ale'l-fevr huzûr-ı Mehemmed Paşa'ya varup,
EÇS V 27a
"Hay Evliyâm, hoş geldin, dahi sağ mısın?" dedikde hikmet-i Hudâ hakîr dahi latîfe olmağiçün dedim ki
EÇS V 27a
"Aşk olsun yola, evvel beğler, paşalar ölür, sonra dervîşler" dedim. Arapça
EÇS V 27a
Netîce-i kelâm Van ve Diyârbekir ahvâllerin su’âl ederken efendimizin mektûb-ı mahabbet-uslûbun Haydar Ağazâde'nin eline verüp kırâ’at etdikde âteş pâre olup,
EÇS V 27a
Buyurdular kim "Hem Van mansıbından mâl ile gelüp, hem üzerimden mansıbım alup, yine benden yetmiş yedi kîse ister, bir akçe vermem. Biz anınla akrabâyız. cânım Evliyâm, vallâhi vermem" deyü yemîn edüp âteş pâre oldu.
EÇS V 27a
Hikmet-i acîbe ve garîbe-i kâr-ı Hudâ: Yine huzûr-ı Mehemmed Paşa'da ba‘zı seyâhat etdiğimiz diyâr-ı Acem'de Tebriz ve Hemedân ve Derkezin ve Erdebil'i söyleşirken,
EÇS V 27a
İç ağalarından biri {eydir}: "Sultânım, dörd ulak geldi" derken hemân ulaklar dahi içeri girüp,
EÇS V 27a
"Es-selâmu aleyküm devletli vezîr, biz sa‘âdetlü pâdişâhın hidmeti içün Edirne'ye gideriz. Tîz bize dörd bârgîr ve bir menzilci" dediklerinde,
EÇS V 27a
Haydar Ağazâde eydir: "Ya kahpe oğulları, ben menzilci miyim? Varın Silivri şehrinde menzilciden beygirler alup cehenneme dek gidin" deyü çekişmeğe başladı. Meğer gelen ulaklar Bostâncı aznavurları idi.
EÇS V 27a
Biri eydir: "Sultânım menzilci kaçmış, ammâ bize sizin atlardan birkaç at verin ve karnımız açdır, bize ta‘âm verin" deyüp bellerinden tîrkeş ve kılıçların çıkarup ve sedd-i İskender-vâr bî-bâk u bî-pervâ oturdular.
EÇS V 27a
El-hâsıl bunlara mâ-hazar bir ta‘âm getürüp bunlar ta‘âmı yerken paşanın,
EÇS V 27a
Receb Ağa'sı eydir: "Sultânım deryâdan bir kanca başlı kayık göründü ve işde geldi" derken paşa pençereden bakup,
EÇS V 27a
"Ayâ bunlar kimdir?" cümle paşalı güft [u] gûyâ başladılar. Hemân dörd dâne gelen ulaklar ta‘âmı bırağup tarfetü'l-ayn içre bellerine silâhların bend edüp yine beygir istemeğe başladılar.
EÇS V 27a
Paşa dibelik gazab-âlûd olup, "Bire sehel sabr edin, şu gelen kimdir görelim" derken,
EÇS V 27a
"Sultânım, kayık ile gelen bostâncıbaşı imiş, Edirne'ye gider" dediklerinde,
EÇS V 27a
Paşa eydir: "Bize gelsin, tîz ta‘âm hâzırlan" dedikde,
EÇS V 27a
Hakîr eyitdim: "Sultânım, ben gederim. Paşa efendimize bir kâğız tahrîr edin" dedikde,
EÇS V 27a–27b
"Katlan Evliyâm, şunları savabilir miyiz, görelim. 27b Andan sonra gidesin" derken, hemân kapudan Bostâncıbaşı İdrîs Ağa gelince evvel gelen dörd aded ulaklar dal kılıç olup,
EÇS V 27b
"El kaldırmanız paşam, pâdişâhımızın esîrisin" deyü ol ân Paşayı (---) (---) (---) (---) Hemân hakîr taşra çıkup aklım başımdan gidüp tarfetü'l-ayn içre ılgar ile paşaya gelüp kıssa-i pür-hisse-i mâcerâyı mâ-vaka‘ı üzre nakl bi'l-mıstar Paşaya nakl etdiğimde paşa âlem-i hayretde kalup,
EÇS V 27b
"Gitdi yetmiş yedi kîse" deyü gamnâk oldu.
EÇS V 27b
Üç gün Topçular'da meks edüp ertesi gün Haydar Ağazâde mâlından cümle atları ve develerin ve yetmiş kîse mâlın sa‘âdetlü pâdişâh Bostâncıbaşı İdrîs Ağa eliyle Melek Ahmed Paşa efendimize teslîm etdikde paşa dahi beş kîsesin bostâncıbaşıya ihsân edüp mâ-bâkîsin cümle karakullukçulara ve iç ağalarına ve taşra tevâbi‘lere bahşîşler ihsân olunup altmış altı şevvâl'inin on yedinci bâzâr günü Topçular'dan kalkup Kaya Sultân bile koçu arabalar ile,
EÇS V 27b
Menzil-i kasaba-i Çatalca: Bâlâda Hünkâr bâğçesi ve şehrinin câmi‘ ve hân [ve] hammâmlarıyla memdûhdur. Bunda Paşa, Kaya Sultân ile Hünkâr bâğçesinde üç gün zevk edüp Kaya Sultân cümle ağalara ve karakullukçulara yigirmi kîse harc-ı râh ihsân edüp sultân ile paşa vedâ[‘]laşup sultân İslâmbol'a bizler Kovukdere nâm tenk ü tar dereden
EÇS V 27b
Menzil-i kasaba-i Fener: Bu dahi bâlâda mevsûfdur.
EÇS V 27b
Andan yine cânib-i şimâle karye-i menzil-i Harmanşâhî. Andan karye-i Uzunhacılar. Kırkkilise sancağında nehr-i mecnûn Ergene kenârında birkaç hânlı ve câmi‘li ve bâğ u bâğçeli ma‘mûr [u] âbâdân müselmân köyüdür. Andan yine şimâle,
EÇS V 27b
Kostantin tekrûru binâsıdır. Kal‘ası bir yalçın kaya üzre şekl-i muhammes şeddadî bir küçük kal‘adır. İçinde âbâdânı yokdur. Sene 769 târîhinde Sultân Murâd-ı Evvel, ya‘nî Gâzî Hudâvendigâr Rûm keferesi elinden cebren ve kahren feth edüp ol zamândan berü kal‘ası harâb-âbâddır. Kal‘asının kayalarından bir âb-ı hayât kaynak suyu çıkar kim gûyâ şarâb-ı kevserdir. Tuna'dan geldiği muhakkakdır kim Çelebi Sultân Mehemmed, Tuna Demirkapusu'ndan saman ve kömür döküp bu Yenehisâr'dan ve Devne değirmenlerinden kömür akmışdır. Anıniçün bu kasabaya Bunarhisâr dahi derler. Câmi‘i ve bir küçük hammâmı ve mesâcidleri ve mükellef müte‘addid hânları ve birkaç dükkânları ve bâğları ve bâğçeleri vardır. Kırkkilise sancağı hükmünde (---) (---) niyâbetdir.
EÇS V 27b
Evsâf-ı şehr-i Kırknisâ, ya‘nî Kırkkilisa'dır
EÇS V 27b
Sebeb-i tesmiyesi oldur kim Gâzî Hudâvendigâr Rûm keferesi elinden feth etmezden evvel bu şehir içre bir karıdan dokuz ay on günde kırk aded kız rahm-ı mâderden vücûda geldüğiyçün Hudâvendigâr bu şehri feth edüp ismine Kırknisâ korlar. Hâlâ Kırknisâ'dan galat-ı meşhûr Kırkkilise derler. İbtidâ bânîsi Yanko oğlu İlyana kraldır. Edirne'den evvel binâ olunup sene 769 Gâzî Hudâvendigâr destine girüp Özü eyâletinde başka mükellef sancakdır. Taht-ı hükûmetinde (---) pâre âbâdân kurâdır. Mîr-i livâsına ber-vech-i adâlet on bin guruş hâsıl olup beş yüz âdem ile mîr-i livâsı zabt [u] rabt edüp Özü eyâletinde muhâfaza eder. Beğinin taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu iki yüz bin akçedir. Ve taht-ı livâsında bir ze‘âmet ve cümle tîmâr on sekizdir. Hîn-i seferde cümle erbâb-ı tîmâr kanûn üzre cebelüleri ile sekiz yüz âdem olur, beğinin askeriyle bin üç yüz asker olur. Ve üç yüz pâyesiyle yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ber-vech-i adâlet kadıya senevî üç kîse olur, ammâ kal‘ası yokdur. Yeniçeri serdârı ve sipâh kethüdâyeri ve muhtesibi ve bâcdârı vardır. Ve şehrinin cânib-i erba‘ası kara taşlık içinde kırmızı topraklı bâğ u bâğçeler var kim âdem gâ’ib olur ve her bâğda niçe yüz keklik kuşları cihânı dutmuşdur. Ve şehri bâğistân içre (---) kenârında bir vâsi‘ öz içre cümle kat-ender-kat kiremit örtülü ma‘mûr u âbâdân ve müzeyyen sarây-ı âlîler ile ârâste ve hadîkalar ile pîrâste olmuş kasaba-i şîrîndir kim cümle (---) mahalledir.
EÇS V 27b
Evvelâ (---) mahallesi (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) ve cümle (---) aded sağîr ü kebîr hânelerdir.
EÇS V 27b
Ve cümle (---) mihrâbdır. Evvelâ çârsû içinde Kurşumlu (---) câmi‘i. Bir minâreli cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir kim Eski câmi‘ demekle ma‘rûfdur. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) aded mesâcidlerdir. Evvelâ (---) mescidi (---) mescidi (---)
EÇS V 28a
Ve cümle (---) aded tekyesi var (---) (---) (---).
EÇS V 28a
Ve iki aded pâk hammâmı var. Biri köprü başında (---) (---) hammâmı rûşendir. Biri bezzâzistâna muttasıl (---) hammâmıdır, ammâ hânedân hammâmları çokdur.