EÇS V 33a
Hele cümle halka "Paşa sıhhatdedir" deyü haber verdim.
EÇS V 33a
Andan ol ân karye-i Çenge, andan kal‘a-i Aydos, andan karye-i Fakılar, andan karye-i Kovanlı, andan şehr-i Kırkkilise.
EÇS V 33a
Yine menzil bârgîrleri değişdirüp anda dahi Paşa'nın sıhhat haberin halka i‘lân edüp andan, Kasaba-i Bunarhisâr, andan Uzunhacılar, andan kasaba-i Kösdemir, andan kasaba-i Çatalca, andan Rabta-i Topçular.
EÇS V 33a–33b
Mankalya'dan 33b üçüncü günde Kaya Sultân'a vâsıl olunca Paşa'nın mektûbların verüp Paşa'nın sıhhat haberin i‘lâm etdikde "Kanı Paşa'nın kendi hattı" dediklerinde "Paşa gâyet şikeste-hâl ve meksûr-ı per ü bâl olduğundan kendü kalemiyle yazmağa iktidârı olmayup ‘İ‘timâd etsinler’ deyü beni üç günde sultânıma gönderdi ve sultânıma Eflâk ve Boğdan hazînesiyle yetmiş kîse gönderdi ki İnşâ’llâh sekiz günden hazîneniz dahi vâsıl olur" dedikde sehel i‘timâd edüp Kaya Sultân hazz etdi, ammâ musâhibeler "Elbette Paşa öldü" dediler.
EÇS V 33b
Meğer efvâh-ı nâsda Paşa ölüp Kaya Sultân'ı Kara Murtazâ Paşa'ya nikâh sadedinde iken hakîr hızır gibi yetişüp varmışım.
EÇS V 33b
Hemân sultâna yemîn edüp, "Bire efendim, Paşa hayâtdadır. Sultânımdan bir cerrâh ve bir hekîm ister, işte mektûblara nazar edüp i‘tikad edin" deyü feryâd etdim. Aslâ zerre kadar i‘timâd u i‘tikad etmediler.
EÇS V 33b
Hemân hakîr yine atlara süvâr olup kapu kethüdâsıyla Köpürlü Mehemmed Paşa huzûruna varup dest bûs etdikde,
EÇS V 33b
"Evliyâ, paşanızdan mı gelirsin? Paşa kaç gündür merhûm olalı?" dedikde,
EÇS V 33b
"Allâh ırağ eylesün. Paşadan üç gündür ayrılalı. İşte sultânıma ve dârü's-sa‘âde ağasına mektûbları" deyüp mektûbun destine verüp kırâ’at etdikde,
EÇS V 33b
"Elhamdülillâh sıhhatde imiş. Hay gidi avratlar, hemân Kaya'yı bir kocaya dahi vermek içün fakîr Melek'i öldü deyü niçe gûne güft [ü] gûlar etdiler" deyü mektûbları Telhîsî Ramazân Ağa ile sa‘âdetlü pâdişâha hakîri bile gönderüp Yalı Köşkü'nde hakîr huzûr-ı pâdişâha varup yer öpdükde paşanın sıhhat haberin bildirüp pâdişâh-ı hakîm paşanın hayâtda olduğın hazz edüp hakîre yüz on altun ihsân edüp taşra çıkdıkda kızlar ağasının mektûbların dahi verüp taşra çıkup yine Topçular Sarâyı'nda Kaya Sultân'a gelüp yine perde-i zenbûrî ardında hakîr ile sa‘âdetlü pâdişâhın niçe gûne kelimât etdiklerin su’âl buyurup Paşa'nın za‘af-ı hâlin ve ahvâl-i pür-melâlin su’âl ederken hikmet-i Hudâ Karadeniz'den muvâfık eyyâm ile üç günde Uzun Ömer Re’îs gemisi gelüp mektûblar içinde paşa kendi hattıyla "Elhamdülillâh sıhhatdeyiz" deyü ancak yazabilmiş ve yine cerrâh ve hekîm istemiş ve bir gemi zahîre ve sâ’ir metâ‘-ı gûnâ-gûnlar göndermiş. Bu kerre sultân hakîre i‘timâd edüp iki yüz sikke-i hasene şerîfî altun ve bir semmûr kafâsı kürk ve hânemize muttasıl bir hâneyi seksen yedi bin akçeye olup hüccet [ü] temessükâtların hakîre ihsân edüp ol gün cerrâh Çipilyanoğlu kefereye bir kîse guruş harc-ı râh ile sâ’ir ma‘ûnâtların verüp hakîr yine Köprülü'ye varup ve her a‘yân-ı kibârdan mektûblar alup,
EÇS V 33b
Köpürlü vezîr buyurdu kim, "Evliyâ, paşana söyle, yalıların hıfz u hırâsetine pek mukayyed ola. Yohsa bu hastalıkdan halâs oldu, ammâ benim marazımdan değmede ki şifâ bula" deyüp yetmiş altun ihsân edüp mektûblar ile Kaya'ya gelüp ol dahi {hakîre} yüz altun harc-ı râh ile üç aded seğsâne yükü paşa içün me‘âcinler ve edviyeler ve me’kûlât [ü] meşrûbât [ve] melbûsâtlar {verdikde} bârgîrlere tahmîl edüp sene 1067 mâh-ı Safer'inin yigirminci günü,
EÇS V 33b
Silisre'ye revâne olduğumuz menâzilleri beyân [eder]
EÇS V 33b
Evvelâ kasaba-i Çatalca andan kasaba-i Kösdemir, andan karye-i Incıklar, andan karye-i Erikli, andan karye-i Karabınar, andan karye-i Nâdir, andan kal‘a-i Pravadi, andan Ortaköy, andan karye-i Kızılca, andan karye-i Eflatar, andan kal‘a-i Silisre'de paşayı Mankalya'dan taht-ı revân ile getirmişler, bulup, pâyına hakîr yüzüm sürüp cümle mektûbları verüp Çipilyanoğlu Paşa'ya tîmâra başlayup Paşa hamd-i Hudâ günden güne iki ayda ten-dürüst olup cümle fukarâlara yigirmi kîse bezl edüp cümle ağavâtlarının voyvadalığı muhâsebelerin bağışlayup cemî‘i ağavâtları hidmetlere yollayup kendüleri kâhîce sayd [u] şikâra ve bâğ u bâğçelerde zevk u safâlar ederken niçe yüz gulâm yetimleri sünnet edüp kimin birer ağaya ve kimin üstâda ve kimin hocaya verüp birer kat hil‘at-i fâhireler ihsân ederdi. Ve niçe yetîme kerîmeleri ba‘zı müselmânlara verüp geydirüp kuşadup çerâğ-ı efrûhte edüp Silisre içre Çârsûbaşı'ndan tâ İslâmbol kapusuna varınca üçer bin mi‘mâr arşını dolu şâhrâh üzre kârgîr binâ kaldırımlar yapup niçe yollara seyl yolları açup şehr-i Silisre'yi çamur deryâsından halâs edüp bir sarrâchâne ve bir kahvehâne-i âlî ve niçe hâneler binâ edüp tarîk-i âm kaldırımlarına vakf eyleyüp sipâh kethüdâyeri Zankoç Hasan Ağa'yı bu evkâfa mütevellî nasb etdi.
EÇS V 33b
El-hâsıl bu Melek efendimiz hakkâ ki melek haslet olup cemî‘i evkâtı hayr [u] hasenât ile geçerdi. Ve sefer ve hazerde bir vaktin kazâya komayup evkât-ı hamsesin vakt-i evvelde edâ-yı farz edüp ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at bir dindâr hâmî-i dîn-i mübîn idi. Ve ekseriyyâ ömrü savm-ı Dâvûd ile geçüp cemî‘i zamânda lisânından sikem sikem lafzı çıkmayup pek gazab-âlûd oldukda "Hay nâmerd" ve "Hay hayâsız" der idi.
EÇS V 33b
Bu gûne niçe bin gûne hüsn-i hâller ile muttasıf adl [ü] adâlet[e] sâ‘î ve hakkına râzî bir âdem idi.
EÇS V 33b
Hikmet-i Hudâ Silisre şehrinde zevk u safâda iken sene 1067 Safer'i âhirinde Leh kralı tarafından bir feryâdcı elçi paşaya gelüp,
EÇS V 33b–34a
"Erdel Kralı Rakofçioğlu benim Leh memleketime gelüp istîlâ etmeğe murâd edinüp Eflâk ve Boğdan beğleri dahi Rakofçi krala yigirmişer bin asker imdâd verüp üzerime gelmek üzeredir. Amân devletli vezîr" deyü Leh kralı 34a bu gûne tazallumnâme ile hedâyâsı gelüp Paşa'ya vâsıl olunca hemân elçi ile Paşa bir ağasın Âsitâne tarafına ulaklığla gönderüp Köpürlü Mehemmed Paşa da sa‘âdetlü pâdişâha elçiyi buluşdurup, nâmenin mazmûnu,
EÇS V 34a
"Ben pâdişâhımın mutî‘ [ü] münkad kuluyum, amân" dedikde derhâl Ser-bevvâbân-ı Dergâh-ı Âli'den Mustafâ Ağa nâm bir kapucubaşı Paşa'ya hatt-ı şerîf ile gelüp Dîvân-ı Silisre'de hatt-ı şerîf tilâvet olunup,
EÇS V 34a
"Sen ki Melek Ahmed Paşa lalamsın, hatt-ı şerîf-i sa‘âdet makrûnum vusûl buldukda bir ân durmayup Leh memleketine Tatar Hân Mehemmed Giray ile serdâr-ı mu‘azzamım olup cümle eyâletin sancağı askeri ile ve birden bine ve binden yüz bine varınca eli berâtlı olan askerimle mükellef ü mükemmel kapun askeriyle Leh seferine gidüp Leh kralına imdâd edüp Rakofçi nâm la‘înin hakkından gelmek içün fermân-ı hümâyûnum sâdır olup bir semmûr kürk ve bir kılıç ve haftân ve sorguc-ı pâdişâhî ve cebehâne-i âmiremden iki bin tüfeng ve bin aded şemşîr ve bin aded mızrak ve sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtlar ile yüz katar deve ve yüz katar katır ve on tavla at ve yigirmi oda kapukulum yeniçerilerinden ve sağ ve sol gurebâların dörd aded aşağı bayrak sipâhîleriyle bir otağ-ı pâdişâhî irsâl etmişim. Gerekdir kim bir ân durmayup Leh kralı imdâdına Tatar Hân ile haberleşüp yetişesin" deyü hatt-ı şerîf ve emr-i pâdişâhî ve Köpürlü Paşa mektûbları kırâ’at olunup,
EÇS V 34a
{Melek Ahmed} Paşa "Emir pâdişâhımın" deyüp, dîvân-ı pâdişâhîde semmûr hil‘at-i fâhireyi geyüp şemşîri kemerine bend edüp sorguc-ı şâhîyi ser-i sa‘âdetine takup ceng tablına turralar urulup ol ân tuğ-ı vezîr çıkup "Sefer-i pâdişâhîdir!" deyü taraf taraf dellâller nidâ edüp cemî‘i sancakbeğlerine ve cemî‘i kazâlara ağavâtlar Paşa'nın serdârlık tuğrâ-yı garrâsı emriyle gidüp asker cem‘ etmeğe me’mûr oldular.
EÇS V 34a
Ol gün hemân Paşa Silisre'de Namâzgâh mahalline otağ bârhânesin çıkarup bir sâ‘atden alay-ı azîm ile serâperdesinde meks edüp ertesi gün bir müşâvere-i azîm edüp,
EÇS V 34a
şehr-i Silisre'den sene 1067 şa‘bân'ının on ikinci güni Leh memleketine Rakofçi kral üzre sefere gitdiğimiz konakları ve kılâ‘ vü kasabâtları bildirir
EÇS V 34a
Evvelâ Namâzgâh'da sa‘âdetlü pâdişâhdan hatt-ı şerîf ile tuğrâ-yı garrâyı serdârlık sorgucu getiren kapucubaşıya on kîse ve on at ve bir semmûr kürk ihsân edüp mu‘tâd-ı kadîmesi üzre ağayı der-i devlete mektûb-ı mahabbet uslûblar ile Köpürlü vezîre yolladı.
EÇS V 34a
Andan bism-i İlâh ile Silisre'den cânib-i kıbleye, menzil-i karye-i Elmalı, andan Çukurbınarı, andan Karaağaç, andan Kilisecik, andan Bozâvurd, andan Söğüdcük, andan kasaba-i ma‘mûr Hacıoğlu bâzârı sahrâsında meks eyleyüp günden güne asker-i İslâm deryâ-misâl olup cem‘iyyet-i kübrâ olmada.
EÇS V 34a
Bu mahalde Paşa-yı müdebbir Tatar Hân'a ve yalı ağasına ve Bucak Tatarı ot ağaları ve et kullarına ve Eflâğ ve Boğdan beğlerine "Hâzır-bâş olasız" deyü kapucubaşıların gönderüp Hacıoğlu'nda üç gün meks ederken ale's-sabâh,
EÇS V 34a
Paşa eydir: "Allâhu a‘lem, şimdi Âsitâne tarafından bir âdem isti‘câl emriyle gelir" dediği sâ‘at Hudâ hakkıyçün hemân kapucular kethüdâsı otağa girüp eydir,
EÇS V 34a
"Sultânım, sadrıa‘zam hazretlerinin bir ağası gelmiş" dedikde,
EÇS V 34a
"Gelsin" deyüp kapucubaşı dâmen bûs edüp emr-i şerîf kırâ’at olundukda "Cümle cebehâne ve serâperde-i pâdişâhî ve yigirmi oda yeniçeri ve dörd aşağı bölük sipâhîsi ile rûznâme halîfelerinden ve nüzûl emîninden ve sürsat ağasından birer âdem tevâbi‘leriyle gelüp vâsıl olup "Yine elbette bir ân durmayup kalkasın" deyü emrler kırâ’at olunup ol ân tuğ kalkup ale'l-akîb Paşa dahi tabl [u] kudûmun döğüp gelen ağaya üç kîse verüp yolladı.
EÇS V 34a
Andan, altmış yedi Ramazân'ının evvelki günü cânib-i şimâle gidüp karye-i Hırmenli, andan karye-i Düdükci, karye-i Kurnarcık, andan karye-i Bülbüllü, andan
EÇS V 34a
Kasaba-i azîm İster: Âsitâne-i Sa‘âdet'de yeniçeri ağaları hâssı olup cümle re‘âyâsı kefereler olduğu cild-i sânîde mastûrdur. Andan,
EÇS V 34a
Karye-i Eynehân çeşmesi, andan karye-i Yaylacık, andan kal‘a-i şehr-i azîm Babadağı, bu dahi cild-i sânîde mufassalen merkûmdur. Andan Yeniköy.
EÇS V 34a
Anda mâh-ı Ramazân ıydının salâtın edâ edüp günden güne asâkir-i İslâm deryâ-misâl olup Erdel diyârından Rakofçi kral tabur-ı azîm ile Leh memleketi üzre hurûc etdiği haberi geldi.
EÇS V 34a
Sene 1044 târîhinde müceddeden Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ binâsıdır, be-dest-i Piyâle Kethüdâ-yı Tershâne-i Âmire, bâ-fermân-ı Kâ’immakâm-ı Pâdişâhî Bayrâm Paşa.
EÇS V 34a
Tuna kenârında bir alçacık kaya üzre şekl-i murabba‘dan tûlânîce şeddadî metîn taş binâ bir kal‘a-i zîbâdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi bin altmış adım küçük kal‘adır. Ve cânib-i cenûba nâzır ancak bir küçük demir kapusu var. Etrâfında aslâ handakı yokdur. Ve derûn-ı hisârda bir câmi‘i ve buğday anbârı ve cebehânesi ve Tuna'ya enilir bir su yolu ve yetmiş aded neferât hâneleri var, ammâ üç yüz neferâtları ve dizdârı ve Tuna'ya nâzır serâmed topları vardır.
EÇS V 34a–34b
Gâyet mahallinde binâ olunmuş elzem-i levâzımından kal‘a-i zîbâdır. Hâkimi gümrük emînidir kim on yük akçe iltizâm mu‘âf kasabadır ve yüz elli akçe kazâdır. Cümle yetmiş pâre nâhiye kurâlarından ve Beşdepe nâhiyelerinden kadısına senevî ber-vech-i adâlet üç kîse 34b mâl hâsıl olur, ammâ Silisre eyâletindedir kim Silisre alaybeğisi çerileriyle bu kal‘a etrâfını Rus-ı menhûsdan muhâfaza eder, ammâ bu Tulça varoşu sâfî saz ve hasır örtülü altı yüz aded Eflâk ve Boğdan ve Bulkar keferesi hâneleridir. Dağlarında bâğları ve nehr-i Tuna'da balık avlayacak ağları vardır ve bal suyu meyhâneleri vardır ve gümrüğe karîb müfîd [ü] muhtasar bir câmi‘i ve bir mükellef kiremit örtülü kârgîr binâ-yı metîn hânı ve birkaç dükkânları cümle Gümrük Emîni Tokatlı Mustafâ Ağa'nın hayrâtıdır.
EÇS V 34b
Hikmet-i Hudâ biz bu kal‘a altında meks etmişken bir sabâh kırk altı pâre Rus-ı menhûs şaykaları kal‘a altına hücûm edüp bu kadar deryâ-misâl asker-i İslâm'ı görüp kal‘adan bunlara yigirmi pâre balyemez toplar urup yine Karadeniz'e firâr etdi.
EÇS V 34b
Bu kal‘a altında asker-i İslâm ile üç gün meks edüp beş yüz pâre tıransa ve şayka ve kayıklar ile cümle asker-i İslâm üç günde cezîre-i Tulça'ya ubûr olundu.
EÇS V 34b
Evsâf-ı cezîre-i Tulça, ya‘nî Yılan Adası