EÇS V 36b
Ve cümle (---) aded hân-ı sevdâ-gerân-ı mücerredândır. Evvelâ (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---).
EÇS V 36b
Ve cümle (---) aded dükkân-ı ehl-i hırefdir kim her esnâfdan bulunur, ammâ bezzâzistânı yokdur ve bozahâneleri çokdur, zîrâ ahâlîsi cümle Tatar kavmidir. Bâzârında mahbûb u mahbûbe esîrleri çokdur.
EÇS V 36b
Ve cânib-i şarkîsinde ve kıblîsinde bâğ u bâğçeleri bî-hisâbdır, ammâ cânib-i garbîsinde kumdan yığın yığın depeler vardır. Âhir-i kâr "Bu şehri kum gark eder" derler.
EÇS V 36b
Ve a‘yân-ı kibârdan halkı yokdur. Cümle fukarâ zeylinde ehl-i tüccâr ve mücâhid fî-sebîlillâh halkı vardır. Ekseriyyâ cümle Tatar kalpağı geyüp at eti yeyüp kuzu postu {kürkü} geyüp boza ve bal suyu içüp ayda bir kerre beş baş gazâsına "Tevekkülen-alallâh" deyüp Kazak vilâyetine akın edüp ya bay, ya hay veya vay doyum gelüp kılıçlarıyla geçinir gâzîlerdir.
EÇS V 36b
Ve âb [u] havâsı gâyet latîf olduğundan halkının reng-i rûları humret üzre olup ten-dürüst âdemlerdir.
EÇS V 36b
Ve iskelesinde yaz ve kış her diyârın gemileri eksik değildir.
EÇS V 36b
Memdûhâtından beyâz ekmeği ve mayak yağı ve kızıl buğdayı ve arpası ve sâ‘at kumu (---) (---) (---) (---) (---) (---) ve iklîm (---) tûl-ı nehârı (---) ve arz-ı beledi (---) (---) (---) (---).
EÇS V 36b
Evsâf-ı vâdî-i mehîb Kamerü'l-kum, ya‘nî kân-ı ecinne-i kavm-i Kum
EÇS V 36b
İhvân-ı safâya şöyle ma‘lûm ola ki bu Akkirmân vâdîleri ba‘de't-tûfân cümle deryâ idi. İskender-i Zülkarneyn emr-i Hakk ile Karadeniz boğazın kesüp Akdeniz'e akıtdıkda bu mahaller ıssız ve hâlî rimâlistân kalup kavm-i sakalân, ya‘nî Ecinne kavmi bu vâdîleri beğenüp vatan edindiler. Tâ ki ekasireler zamânına dek bu fezâlar ecinnelerin cây-ı râhatları oldu. Âhir Enûşirvân asrında Salsal nâm bir pehlivân tamâm seyâhat ederek bu Akkirmân zemînine gelüp görse kim bir âb [u] havâsı latîf kal‘a yeridir, lâkin kurbunda ecinne kavminin cây-ı menâsları var. Derhâl hükemâların cem‘ edüp ilm ile ecinne kavmine bir tılısm-ı a‘zam edüp yine Kamerü'l-kum'da sâkin olalar, ammâ benî Âdem üzerine gelmeyeler ve benî Âdem anlar üzre varmayalar. Böyle bir tılsımât edüp ilâ hâze'l-ân bir vâdî-i kumistân-ı mehîb [ü] mahûfdur kim âdem ol rimâlistâna girse vâlih [u] hayrân olur.
EÇS V 36b
Hattâ sene (---) târîhinde Kazak-ı Ak yetmiş pâre şaykalar ile Akkirmân'ın varoşun urmak kasdına bu Kamerü'l-kum içre girüp cümle gâ’ib olurlar. Sonra kayıkların cümle Akkirmân kavmi alup ganîmet ederler. Hâlâ ol asırdan beri Kazak, Akkirmân'ın adın anmazlar. Gûyâ bir kum deryâsıdır. Her bâr kumdan niçe dağlar peydâ olup yine bozulup bir yerde dahi peydâ olur, azîm temâşâ-yı mehîbdir.
EÇS V 36b–37a
Bir kerre beş on yârân cür’et edüp kimimiz atlı ve kimimiz piyâde ellerimize demet demet kamışlar alup kum içine kamışları 37a dike dike alâmet edüp gitdik ki gerü dönüşde ol alâmetlerle gelevüz. Hele cür’et edüp bir sâ‘atde gezüp kumdan bî-tâb ü bî-mecâl olup ba‘zımız küçük ecinne yayı ve babucı ve asâları ve okları ve niçemiz tencere ve tavalar ve meşe kozalağı kadar çanak tabaklar ve mızraklar
EÇS V 37a
Âhir-i kâr gezerken bir rîh-i akîm esüp kumlar üzre sokduğumuz kamışlar yıkılup yolumuz gâ’ib oluyor, hemân tarfetü'l-ayn içre cümlemiz gerü dönüp atlarımıza süvâr olup Akkirmân'a gelüp bulduğumuz metâ‘ları ehl-i belede gösterüp anlar eyitdi,
EÇS V 37a
"Bizlerde dahi acâ’ib ü garâ’ib ecinne bisâtları vardır" deyü ziyâdesiyle ta‘rîf ü tavsîf etdiler ve,
EÇS V 37a
"Bulduğunuz ba‘zı şey’leri âteşe bırağın görün yanar mı?" dediler.
EÇS V 37a
Hakîkatü'l-hâl niçe bisâtları âteşe bırakdık. Ne yandı ve ne kavruldu ve ne karardı ve bozardı. Âteşin harâreti bile te’sîr etmeyüp âteşden çıkarup elimize aldık. Gûyâ buz pâre gibi idi. Niçe şey’leri Paşa'ya verüp ol dahi Âsitâne'de Kaya Sultân'a hedâyâ gönderdi ve hâlâ hakîrde niçe gûne şey’leri vardır. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) ve's-selâm.
EÇS V 37a
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı mekabir-i müslimîn-i Akkirmân
EÇS V 37a
Ba‘dehû Akkirmân'dan Paşa efendimiz ile kalkup cânib-i garba meyyâl gidüp,
EÇS V 37a
Menzil-i Hân Kışlası, {ya‘nî mekân-ı hâkim-i Bucak Tatarı}
EÇS V 37a
Beş yüz hâneli {cümle saz örtülü ve nehr-i Turla'dan bir sâ‘at ba‘îd} ma‘mûr [u] âbâdân kasaba-misâl hân ve câmi‘ ve hammâmlı köydür. Yalı ağası dedikleri hâkim Tatar hânlar tarafındandır, ammâ Özü vezîri hükmündedir.
EÇS V 37a
Bucak Tatarı kavmi dedikleri kim kırk bin şiydak[lı] ener biner Tatar-ı sabâ reftâr adû-şikâr kavimdirler. Cümle iki yüz yetmiş pâre köy ve kışla ve otar köylerdir.
EÇS V 37a
Bunlarda olan mâl u rızk ve hayvânât u ganîmet vilâyet-i Kırım'da yokdur. İslâmbol'u yağ u bal ile ganîmet eden bunlardır.
EÇS V 37a
Bu Bucak Tatarı dediklerinin mekânları nehr-i Tuna ile nehr-i Turla arasında şarkdan garba tûlu beş konakdır. Tuna ile Turla'ya gelince iki germe konak yere Bucak derler, ammâ çok asker-i nâmdâr çıkar, lâkin cümlesi Özü vezîri emrine me’mûrdurlar, ammâ Tatar hânın yalı ağası zabt edüp ağaya da ve paşaya da gazâ mâlından öşr verirler. Gâyet mutî‘ gâzîlerdir.
EÇS V 37a
Andan yine cânib-i garba meyyâl gidüp,
EÇS V 37a
Akkirmân hâkinde nehr-i Turla batağı geçidinde hâlâ Galata kullesi gibi müdevver üzeri sivri tahta kubbeli bir kulle-i kavîdir. Mâ-tekaddem kal‘a-i azîm imiş kim Sultân Bâyezîd-i Velî binâsıdır.
EÇS V 37a
Ba‘dehû Semiz Mehemmed Giray Hân asrında bu kal‘ayı Kazak-ı Ak alup kal‘asın harâb ü yebâb eder.
EÇS V 37a
Ba‘dehû sene 1025 târîhinde bâ-fermân-ı Sultân Ahmed Hân Özü hâkimi şakşakî Paşa bu kulle-i âlîyi şeddadî taş binâ inşâ edüp hâlâ imârdır.
EÇS V 37a
Taşrasında bir kat ağaçdan dolma palanka hisârı vardır. Akkirmân'dan Özü'ye ve Kırım diyârına giden, nehr-i Turla'yı bu Yanık kal‘ası'ndan geçer. Lâzımlı geçit olmağile dizdârı ve iki yüz aded müsellâh neferâtları vardır. Cebehânesi ve yigirmi pâre hurde şâhî topları vardır. Bu kal‘a altında meks etdiğimiz sâ‘at Melek Paşa efendimiz bu kal‘anın handakın fi'l-hâl cümle askere tathîr etdirüp derûn-ı kal‘aya elli aded dalyan tüfengler vakf eyleyüp teslîm-i dizdâr olup Akkirmân sicilline kayd olundu.
EÇS V 37a
Lâkin bu kal‘a-i müfîd [ü] muhtasarın enderûn [u] bîrûnunda aslâ hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzârdan bir imâret yokdur. İllâ bir mescidi vardır.
EÇS V 37a
Andan asker-i İslâm'ın niçe bini Hân Kışlası üzre gidüp Paşa efendimiz alay-ı azîm ile nehr-i Turla kenârıyla semt-i garba gidüp,
EÇS V 37a
Karye-i Hacı Hasan: Tatar Hân vezîri Sefer Gâzî Ağa'nın kışlasıdır. Sefer Gâzî Ağaoğlu İslâm Ağa yalı ağası olmağile bu mahalde Paşa'ya kırk bin sadaklı ve savatlı şehbâz Tatar gâzîleriyle istikbâle çıkup Paşa'ya ve cümle asker-i İslâma bin koyun ve yüz sığır boğazlayup ziyâfet-i azîm edüp cümle guzâtı tok toyum eyledi. Andan,
EÇS V 37a
Karye-i Korkmaz: Nehr-i Turla'ya karîb bir câmi‘li ma‘mûr yalı köyüdür. Andan,
EÇS V 37a
Karye-i Sultân Savatı: Hân ve câmi‘li ma‘mûr yalı köyüdür kim cümle evleri saz örtülüdür. Darb-ı meseldir kim "Tatarın yediği darı ve geydiği deri, evleri saz kendileri nâ-sâz" derler, meşhûr meseldir. Andan,
EÇS V 37a
Karye-i Porka: Bu dahi yalı köyüdür. Andan,
EÇS V 37a
Karye-i Tonal: Ma‘mûr Tatar köyüdür. Andan yine cânib-i mağribe nehr-i Turla kenârınca,
EÇS V 37a
Menzil-i Kasaba-i Çöplüce: Bender kal‘ası nâhiyesinde beş yüz saz örtülü hân ve câmi‘li ve yetmiş aded dükkânlı yalı ağası hükmünde ma‘mûr Tatar ve Eflâk ve Boğdan köyüdür. Haftada bir kerre azîm cem‘iyyet-i kübrâ olup bâzârı durur. Turla nehri kenârı olmak ile bâğları ve bâğçeleri çokdur. Andan yine taraf-ı garba,
EÇS V 37a
Karye-i Tilmaza: Re‘âyâsı Eflâk ve Boğdan'dır. Andan,
EÇS V 37a–37b
Karye-i Livonta: Bender köylerinden re‘âyâsı cümle Eflâk ve Boğdan'dır. Andan 37b cânib-i garba,
EÇS V 37b
Karye-i Kopan: Re‘âyâsı cümle Boğdan'dır kim yalı ağası hükmündedir, ammâ Bender kal‘ası hâkinde Turla nehri kenârındadır ve cümle iki yüz saz örtülü ve bir kenîseli ma‘mûr köydür ve bunun nehr-i Turla karşusu sâfî Kazak-ı Ak vilâyetidir. Andan semt-i garba 3 saat gidüp,
EÇS V 37b
Yeniköy: Nehr-i Turla kenârında bir mu‘azzam köydür kim cümle re‘âyâsı Boğdan keferesidir. Ve bunda Bender hâkimi tarafından kulağuzlar alup chanib-i garba 3 sâ‘at gidüp