EÇS V 37b
Kal‘a-i Bender nümâyân oldukda el-azametullâh kal‘a-i Bender askeri cümle dokuz bin aded pür-silâh mükellef ü mükemmel asker Paşa'ya istikbâle çıkup alay-ı azîm ile gülbâng-ı Muhammedî çekerek kal‘a altına varıldıkda kal‘adan bir yaylım top [u] tüfengler atılup zemîn [ü] âsumân sadâ-yı top-ı kûpdan lerzenâk olup Paşa efendimiz dârât [u] kerr ü feriyle serâperdesinde meks edüp istikbâle çıkan kal‘a neferâtlarına bir kîse bahşîş ihsân edüp sahrâ-yı Bender'de asker cem‘ olmasıyçün üç gün tekâ‘üd ile cânib-i erba‘aya karavullar fermân olundu, zîrâ bu kal‘a-i Bender tâ kâfiristânın kat(?) ortasıdır.
EÇS V 37b
Evsâf-ı sedd-i İslâm-ı dâr-ı imdâd, ya‘nî kal‘a-i Üstüvâr-ı Bender-âbâd
EÇS V 37b
Mâ-tekaddem sene 889 târîhinde Bâyezîd Hân Akkirmân kal‘asın feth etdikde bu mahalle Gedik Ahmed Paşa Tatar-ı adû-şikâra geçit olsun içün bir müfîd [ü] muhtasar kulle binâ ederler. Tâ ki Süleymân Hânî'de Kazak-ı Ak ol kulleyi münhedim edüp andan Tatar askeri nehr-i Turla'yı geçerken Rus-ı menhûs Tatarı bu mahalde kırardı. Âhir Tatar Hân Süleymân Hân'a bu mahalde bir kal‘a binâ olunmasın ricâ edüp ricâsı hayyız-ı kabûlde vâki‘ olup,
EÇS V 37b
Süleymân Hân buyururlar kim "Ben derim, anda bir kal‘a yapılsın" demek ile kal‘a yapılup tamâm oldukda ismini kal‘a-i Bender'im kodılar.
EÇS V 37b
Sonra galat-ı meşhûr evlâ olmağile kal‘a-i Bender dediklerinin vech-i tesmiyesi oldur. Sene (---) târîhinde binâ olunmuşdur. Âl-i Osmân kal‘a inşâ edemez derler. Bu kal‘ayı görmeyen Âl-i Osmân'ın kal‘a yapmasına elbette münkirdir. Hâlâ Özü eyâletinde Akkirmân ile müşâ bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i dârü'l-amândır.
EÇS V 37b
Hâlâ Özü hâkinde başka sancakbeği tahtıdır kim beğinin hâss-ı hümâyûnu 340.000 akçedir. Kanûn üzre erbâb-ı tîmârı 312 ve erbâb-ı ze‘âmeti 4. Cümlesi cebelüleri ile üç bin asker olur. Beği dahi beş yüz askere mâlikdir ve alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşısı ve ot ağaları ve beşli ağaları ve ot kulları vardır ve yüz elli akçe hâkim-i şer‘-i Resûl-i mübîn kazâsı vardır. Nâhiyesi cümle (---) aded kurâdır. Beher sene ber-vech-i adâlet kadıya beş kîse ve beğine yigirmi kîse â’id ü fâ’id olur. Eğer Tatarın "Beş baş" ta‘bîr etdikleri seferleri karşu kâfir tarafına işlerse beğine kırk elli kîse-i Rûmî olur.
EÇS V 37b
Kal‘a dizdârı ile yigirmi ağalıkdır ve üç bin aded müstahfızân-ı azeb ve yerli ve gönüllü kal‘a neferâtları vardır, Ve yeniçeri ağasıyla yedi oda kapukulu çorbacıları ve bir oda cebeci ve bir oda topçu {ve muhtesib ve subaşı ve gümrük emîni} vardır.
EÇS V 37b
El-hâsıl hîn-i muhâsarada bu kal‘a içre on iki bin asâkir-i İslâm mevcûd olur, zîrâ elbette haftada bir kerre küffâr şarâbı içüp gözüne şarâb-ı bî-hicâb geldikde elbette bu kal‘ayı her bâr muhâsara eder.
EÇS V 37b
Evsâf [u] eşkâl-i cirm-i kal‘a-i Bender
EÇS V 37b
Kal‘ası nehr-i Turla kenârında bir yanı alçak, cenûbu ve kıblesi yüksek küfeke kayalar üzre şekl-i murabba‘ bir şeddadî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ u metîndir, Ve her taşı fîl-i Mengerusî cesedi ve sığır ve at karnı kadar seng-i hârâ taşlardır kim Süleymân Hân'ın Mi‘mârbaşısı Sinân ibn Abdülmennân Ağa bu kal‘ayı inşâ ederken var makdûrun sarf edüp gûnâ-gûn ilm-i hendese üzre ihtirâ‘âtlı kulleler ve musanna‘ ve metîn burc [u] bârûlar etmiş kim vasfında lisân kasırdır ve cümle der [ü] dîvârı yigirmişer ayak enli ve kalın horasanî ve rıhtım dîvâr-ı hemvârdır. Ve dahi dâ’iren-mâdâr cirmi bedenler üzre kâmil iki bin beş yüz germe adımdır ve kara cânibinde handakı gâyet derindir, ammâ nehr-i Turla kenârında handakı yokdur, lâkin ol tarafı dahi iki kat bölme metîn hisâr-ı üstüvârdır. Ve cümle iki kapusu var. Biri kıble cânibine nâzır varoşa açılır büyük ve metîn demir kapudur kim handak üzre asma cisri dollâb ve zincirler ile her gece kalkup cisri kal‘a kapusuna siper ederler. Ve bu kal‘a cümle iki kat dîvâr olmak ile bu büyük kapudan içeri bir kat demir kapu dahi vardır. Kıbleye mekşûfdur kim bu kapu üzre çâr-kûşe beyâz mermerde târîhi var, ammâ gâyet bâlâda olup ve izdihâm yer olmak ile kırâ’at olunmayup tahrîr olunmadı, ammâ bu târîhin sağ tarafında bir beyâz mermer üzre hüsn-i hat ile tahrîr olunmuş:
EÇS V 37b
"Âh cânım Rukıyye Hânım, âşıkı Macar Mustafâ"
EÇS V 37b
Ve bu hattın üst yanında bir taşı oyup bir münakkaş İznik çanağını ayağından dîvâra yapışdırmışlar, ammâ gâyet üstâd işi, içi mâvi nakş-i bukalemûn çanağ-ı nîlgûndur. Ve bu demir kapu arasında yukaru kemerde bir demir kafes asılıdır kim hîn-i ma‘rekede bu kafesi koyverüp kapu önüne siper ederler.
EÇS V 37b
Ve bu kapu üzre Süleymân Hân'ın câmi‘i var. Ol kadar büyük ve mükellef değildir.
EÇS V 37b–38a
Ve bu bölme kal‘ada cümle yüz aded şindire tahta örtülü evlerden gayrı bir imâret şey yokdur. Ve bu Yukarukal‘a on iki aded tahta örtülü metîn ve müstahkem kulle-i azîmlerdir kim her birinde beşer altışar pâre balyemez topları var. Ve bu kal‘anın dörd köşesinde olan başka kal‘a-misâl kulle-i azîmler üzre sağîr ü kebîr yüzer aded şâhâne topları olup her kullede yüzer 38a ve yüz ellişer aded kâfirin top gülleleri saplıdır, zîrâ Berebaş kâfiri bu kal‘ayı yüzer bin asker-i Rus-ı menhûs ile altı kerre muhâsara edüp hamd-i Hudâ bir zafer bulmayup hâ’ib ü hâsir gitmişdir.
EÇS V 38a
Ve bu kal‘anın içinde bir demir kapu dahi aşağı hisâra iner. şarka nâzır bir küçük kapudur kim bu aşağı kal‘a tâ nehr-i Turla kenârına varır. İçinde cümle evleri şark cânibine nâzır biri biri üzre Turla'ya bakar cümle üç yüz aded tahta şindire örtülü hânelerdir.
EÇS V 38a
Bu mahalde aslâ bâğ u bâğçe yokdur. Cümle yeniçeri ve cebeci ve topçular bunda sâkin olup başka bölme metîn rabât-ı şeddadî'dir.
EÇS V 38a
Ve bu aşağı hisârın altı aded metîn kullelerinde nehr-i Turla'ya nâzır mehîb balyemez topları var kim Urus şaykaların aslâ geçirmez. Bu kullelerin cümle üstlerini Melek Ahmed Paşa efendimiz kendi mâlıyla tahta şindire ile örtmüşdür.
EÇS V 38a
Ve Turla kenârında şark cânibine nâzır bir su kapusu vardır. Cümle ahâlî-i kal‘a suyu andan alırlar. Ve Turla kenârı kumsal yer olmak ile ol tarafda kal‘anın handakı yokdur. Ve ba‘zı yeri kal‘anın bu cânibi kanara kaya üzre vâki‘ olmuşdur.
EÇS V 38a
Ve bu aşağı kapu olan kulle-i azîm içinde Süleymân Hân'ın bir câmi‘i dahi var. Mihrâbının iki tarafında balyemez topları var ve ağa kapusu önünde iki şehîd merkadi vardır kim her leyle-i Kadîr'de üzerine nûr yağdığın kerrât ile görmüşlerdir.
EÇS V 38a
El-hâsıl Âl-i Osmân'ın kilid-i metîni bu kal‘a-i bender-âbâddır. Hafizahullâh, ammâ derûn-ı kal‘ada cebehâne ve anbâr ve mahzenlerden gayrı çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâm ve bezzâzistân misilli imâretler yokdur.
EÇS V 38a
Ve bu kal‘anın büyük kapusunun taşra sol tarafında handak kenârında bir mürtefi‘ havâdâr yerde mecma‘ü'l-irfân bir teferrücgâh ve mesîregâh namâzgâh-ı ferah-fezâsı var. Cümle guzât anda tâ‘at u ibâdet edüp varda beklerler. Ve handak kenârınca cümle kalın direkler ile şaranpav ta‘bîr etdikleri parmaklık çevirmişlerdir kim andan içeri at ve katır ve sâ’ir hayvânât giremeyüp kimesne handaka bir hâr u hâşâk atamazlar. Gâyet amîk ve pâk handakdır.
EÇS V 38a
Ve bu hisâr-ı üstüvârın cânib-i erba‘ası ceng içün meydânlardır. Aslâ eser-i binâdan bir şey yokdur kim ol meydânlara kal‘anın topları kirpi gibi nâzırdır ve bu kal‘anın şark tarafında aslâ ve kat‘a varoşu yokdur, ammâ batı ve kıble tarafında varoş-ı azîmi var kim cümle etrâfı kesme handakdır. Ve her tarafında balvan kuyuları ve karavulhâneleri vardır.
EÇS V 38a
Bu varoş içre cümle dörd aded mihrâbdır. Ve dörd aded Müslim mahalleleri var. Yedi mahallesi cümle Eflâk ve Boğdan keferesi mahallesidir. Ve cümle bin yedi yüz aded tahtânî ve fevkânî kârgîr binâsı yok, cümle tahta havlılı ve tahta örtülü ve saz ile mestûr ve niçe havlıları etrâfı çitli evlerdir.
EÇS V 38a
Aslâ selâtîn câmi‘leri ve kârgîr minâreli câmi‘ler yokdur. Cümle minâreleri tahta ile mebnîdir, ammâ çârsû içinde (---) câmi‘i cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir.
EÇS V 38a
Medrese ve dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîs yokdur, ammâ iki yerde mekteb-i sıbyânı var.
EÇS V 38a
Ve cümle iki yüz aded müfîd [ü] muhtasar dükkânları var, lâkin bezzâzistânı yokdur, ammâ hânları ve mahzenleri çokdur ve sokaklarında aslâ kaldırım dahi yokdur ve bâğları dahi azdır, zîrâ her gün küffâr gelüp ceng edüp harâb eder. Anıniçün bâğ u bâğçeleri azdır, ammâ bu varoşdan taşra batı ve kıble tarafı gâyet mahsûllü nebâtât ve giyâhâtlı sahrâlardır kim kurâlarında bal ve yağı gâyet çok olur.
EÇS V 38a
Ve âb [u] havâsı (havâsı) gâyet latîfdir ve halkı gâyet şecî‘ ve bahâdırlardır kim cümle Tatar kalpağı ve Kutmen kürkü geyüp her sabâh Turla'nın karşu tarafına Kazak kâfiri gelüp ceng ederler. Bu şehir içre ancak bir kesîf hammâmı vardır ve ziyâretgâhları ma‘lûmum değildir.
EÇS V 38a
Bir gün birkaç gâzîler karşu tarafda kemîngâh yerlerde sinüp yedi aded Kazak kâfiri diller getirüp Paşa-yı müdebbir bunları söyledüp,
EÇS V 38a
"Vallâhi Erdel kralı Rakofçi oğlu yüz bin asker ile Erdel vilâyetinin Seykel sahrâlarına gelmiş, ammâ dahi Leh vilâyetine girmemiş ve Leh kralı iki kerre yüz bin askerle sizin gelmeniz imdâdına bakar, ammâ size tâbi‘ Eflâk ve Boğdan beğleri yigirmişer bin asker Rakofçi'ya {imdâd} gönderüp sizi urmak üzredir" deyü haber verdikde, hemân Paşa bu dilleri ılgar ile Köpürlü'ye beş günde gönderüp ahvâl-i pür-melâli kefereler nakl etdikde Eflâk ve Boğdan Kapu Kethüdâsı Uzun Alî Ağa Köpürlü vezîre der kim,
EÇS V 38a
"Sultânım, bu bed haber Melek Ahmed Paşa'nın düzme iftirâsıdır. Eğer Eflâk ve Boğdan Rakofçi krala imdâd verirse beni katl edin" deyü da‘vâ-yı merd etdiğinin haberi kal‘a-i Bender altında Melek Paşa'ya gelüp Köpürlü dil kefereleri küreğe göndermiş.
EÇS V 38a
Hemân Paşa-yı âkıbet-endîş Eflâk ve Boğdan tarafına çaşıtlar gönderüp iki günde haberin sıhhatin getirdiklerinde Paşa-yı müdebbir cümle asâkir-i İslâm ile âmâde dururdu.
EÇS V 38a–38b
Ertesi gün Âsitâne tarafından hatt-ı şerîf ile bir kapucubaşı gelüp "Melek Lalam 38b Allâh işin âsân getirüp Leh kralı dostumuza Tatar hân ile imdâd edüp basîret üzre olasın" deyü du‘ânâme hattı gelüp ol gün yine Tatar hândan Aliş Ağa nâm bir bartır carlıklar getirüp eyle tahrîr etmişler kim,
EÇS V 38b
"Benim karındaşım, hâzır olun, Hacılar Bayrâmı gününde sizinle inşâ’llâh kal‘a-i Hotin altında mülâkat olup andan Rıdvaniçse nâm kal‘adan cenâbınız nehr-i Turla'yı ubûr edüp Leh vilâyetinde cenâbınız ile ve Leh kralı ve Kıraku kıralıyla ve bizim Kardaş Kazağımızla bir olup Rakofçi la‘înin siz ardından ve biz önünden bir hareket edelim, olmaya illâ hayr. Hudâ kerîmdir, âheste hareket edesiz, zîrâ bizim karındaşımız Nûreddîn Sultân'ı kırk bin asker ile Rakofçi'yı aramağa göndermişimdir. İnşâ’llâh Leh içine anlar dahi varup taburdan haber aldıklarında cenâb-ı şerîfinize anlardan haber varır" deyü hândan bu gûne imhâlnâme gelince Paşa-yı müdebbir âdemer ile müşâvere edüp bir ayak ileri kâfirin Orhay nâm vilâyetine doğru gitmeği ma‘kul görüp,
EÇS V 38b
Kal‘a-i Bender'den Leh vilâyetine gitdiğimiz kılâ‘ u konakları beyân eder
EÇS V 38b
Evvelâ kal‘a-i Bender'den seher vaktinde kös-i rıhletler çalınup üç aded mîr-i mîrân askeriyle ve yalı ağası Sefer Gâzî oğlu İslâm Ağa kırk yedi bin aded güzîde sadaklı ve savatlı ve koş atlı bahâdır-ı Bucak Tatarı ileri çarkacı olup kös-i kebirgeler çalup ileri gitdiler, ammâ cümle kapu kuluyla cebehâne ve toplar ile aşağı bölük sipâhîleri cümle kal‘a-i Bender'de kalmak fermân olunup ancak Melek Ahmed Paşa seksen yedi bin altmış aded güzîde asker ile kal‘a-i Bender'den "Tevekkülen-alallâh" deyüp cânib-i garba Turla kenârınca gidüp mukaddemâ Eflâk ve Boğdan memleketine gönderdiğimiz çaşıtlarımız Paşa'ya gelüp,
EÇS V 38b
"Amân sultânım, işte Eflâk ve Boğdan küffârı sizin bu Benderde durduğunuz haberin işidüp Rakofçi'dan dahi on bin aded katana Macar Eflâğ ve Boğdan'a imdâd gelüp yarın ya öbür gün elbette sizi bir su geçidinde basarlar" deyü haber verdiklerinde Paşa-yı müdebbir gelen çaşıtlar ile ileri bir ağasın çarhacı olan yalı ağasına ve üç aded mîr-i mîrânlar haber gönderüp anlar âmâde olmada, beri tarafda Paşa kâmil 15 sâ‘at hâk-i Bender'de gidüp nehr-i Yişnevic'i atlar ile ayakdan geçüp,
EÇS V 38b
Menzil-i karye-i Sihare: Bender nâhiyesi kurâsıdır, ammâ nehr-i Yişnevic, İskerled ve Boğdan dağlarından gelüp bu mahalde nehr-i Turla'ya mahlût olur. Bu Sihare köyünde sabâha dak cümle asker-i İslâm hâb-ı râhat görmeyüp pür-silâh âmâde durdular, ammâ hamd-i Hudâ düşmandan bir nâm u nişân görülmedi.
EÇS V 38b
Andan ale's-sabâh nefîr-i rıhletler çalınup cümle asker hâzır u müheyyâ ağırlıklar cümle gerüde giderek,