İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS V 38b
Karye-i Boboyoz: Nâhiye-i Bender'in âhir hudûdudur kim altı yüz aded bâğlı ve bâğçeli re‘âyâ-yı Boğdan köyüdür. Bu köyü ubûr edüp ol gün vakt-i asrda,
EÇS V 38b
Menzil-i nâhiye-i Orhay
EÇS V 38b
Sahrâsında cümle hayme vü hargâhları tınâb tınâba çıt-a-çıt kurup meks olundukda cânib-i erba‘aya çeteciler ve karavullar gidüp pusulara girdiler. Biz beride asker-i İslâm ile ol gün kazanlar asup ta‘âmlar pişürüp safâlar etdik ve bu Orhay nâhiyesi evvel ve âhir Boğdan kâfirinin vilâyetinin gâyet ma‘mûr yeridir kim nehr-i Turla kenârına vâki‘ olmuş imâristândır, lâkin kâhîce nehr-i Turla karşusunda Durujunka Kazağı bu Orhay cânibine geçüp harâb eder.
EÇS V 38b
Hikmet-i Hudâ bu mahalde ileri giden yalı ağası çarhacılarımızdan yedi aded kâfir dil getirüp Melek Paşa bu dilleri söyledüp "İşte şimdi sizi kâfir basar" deyü haber verdikde amân u zamân verilmeyüp yedi aded kâfir katl olunup anı gördük, birkaç atlı Tatar feryâdcı gelüp,
EÇS V 38b
"Amân sultânım, bir sâ‘at ileride ceng-i azîmdir, ammâ gam yemen. Atlanup âheste âheste imdâda gelin. Biz dahi kâfiri sizin üzerinize çekeriz. Olmaya illâ hayr" deyüp yine ol bahâdır yiğitler seğirdüp ileri cenge gidince hemân Paşa-yı kâmkâr mehterhâne çaldırmayup seksen bin aded güzîde askeri salt çıkarup gerü ağırlık üzre Kırkkilise ve Köstendil ve Vize sancağı askerlerin koyup cümle asker ile "Tevekkülen-alallâh" deyüp at başı berâber rikâb rikâba çıt-a-çıt bir sâ‘at kadar gidince top u tüfeng ve gülbâng-ı Muhammedî sadâsı istimâ‘ olunup hemân cümle guzât-ı müslimîn ejder-i heft-ser div-i nerre-i dirrendeye dönüp giderken anı gördük çarka giden askerimiz ilerisi at boynuna düşüp Bucak Tatarlı "Kavur cav katı caman katı yaman" deyüp bize işâret ederek kaçarlar, ammâ meğer murâdları kâfiri bizim askerin üzerine getirmek imiş.
EÇS V 38b–39a
Hemân Paşa-yı müdebbir Orhay sahrâsının sağ tarafı nihâyetinde dağlar içre cüyûş-ı muvahhidîni üç bölük edüp kemîngâhlarda âmâde edüp kendisi tevâbi‘ [u] levâhıkıyla ve yetmiş yedi bayrak sekbân u sarıcasıyla Orhay sahrâsında âmâde durup küffâr ile bizim talî‘a-i asker olan yalı askeri 39a sahrâ-yı Orhay'da "Bire vur hay" diyerek elleri ve kolları kanlı gelince hemân Paşa efendimizin Arganalı Ahmed Ağa ve Ensesi Yamalı şâmlı Halîl Ağa ve niçe yüz müsellâh Abaza ve Çerkes ve Kürd ve Türkman ağalarımız aç kurd koyuna girir gibi Eflâk ve Boğdan keferesinin içine girüp kılıç urmağa başladılar, ammâ küffâr-ı dûzah-karârın aslâ bâk-i pervâsı olmayup yaralı hınzîr gibi kudurup ceng ede ede tâ Orhay sahrâsının ortasına küffârın gerüsü de gelüp tamâm oldukda ceng-i azîm mahallinde iken hemân mukaddemâ Paşa efendimizin dağlar içre kemîngâhlara koduğu asker dahi pusudan bir kerre sadâ-yı "Allâh Allâh" ile çıkup kâfirin ardın aldılar.
EÇS V 39a
Hemân küffâr gördü kim Bucak Tatarı askeriyle Osmânlı arasında kalup sehel cenge mukavemet edem sanup bi-emr-i Hudâ bir anda cümle yigirmi sekiz bin küffâr dendân-ı tîğ-i âteş-tâbdan geçüp bakıyyetü's-seyfi nehr-i Turla'ya urup anda dahi yalı Tatarı Turla nehrine atlarıyla yıldırup küffârları kara saçlarından kara şaykalarıyla {karaya} çıkarup esîr etdiler. Ve dağlara firâr eden küffârlar dahi bizim paşalı elinden halâs olmayup anlar dahi pâ-beste ve dil-haste esîr-i bend-i silsile-i âhen olup âh [u] enîne başlayup cümle kelleler Paşa'nın serâperdesi önünde dağlar gibi yığılup cümle esîrlere bu kelleri yüzdürüp yigirmi sekiz bin kelle tuzlanup iki bin esîr ve on iki top ve cebehâne ve haçlı bayrakları ile Ahmed Ağa bu kelle ve esîrleri Âsitâne-i sa‘âdet'de Köpürlü Mehemmed Paşa'ya götürdükde tîz Boğdan ve Eflâk kapu kethüdâsı mel‘ûn Uzun Alî Ağa'yı huzûruna getürdüp,
EÇS V 39a
"Bire mel‘ûn, bu Eflâk ve Boğdan kelleleri nedir? Geçende sen dimedin mi ki ‘Melek Ahmed Paşa Eflâk ve Boğdan'a iftirâ eder. Eğer anlar âsî olurlarsa beni ibret-i âlem eyle’ dimedin mi? Bire kaldırın şu hınzîrı" deyüp Kıbrıs'a nefy-i beled nâmıyla sürüp anda katl etdiler.
EÇS V 39a
Andan Melek Ahmed Paşa sahrâ-yı Orhay'da meymene ve meysere meks edüp "Âyâ Leh diyârında ne zuhûr eder?" deyü müterakkıb iken Paşa efendimiz cümle iş erleriyle meşveret edüp Orhay sahrâsından kalkup yine nehr-i Turla kenârınca bir gün ve nısfu'l-leyle varınca ılgar edüp,
EÇS V 39a
Evsâf-ı kal‘a-i Hotin
EÇS V 39a
Sebeb-i tesmiyesi lisân-ı Boğdanca (---) demekdir. Leh lisânınca (---) demekdir. Mukaddemâ ibtidâ bânîsi (---). Niçe kraldan krala intikâl edüp sene (---) târîhinde Leh kralı hükmünde iken Sultân Osmân Hân-ı Sânî-i şehîd iki kerre yüz bin asker ile muhâsara edüp fethi müyesser olmadı, zîrâ yedi kral küffârının taburları ile ceng-i azîmler edüp niçe bin asker şehîd olduğundan mâ‘adâ Budin askeri ile Budin vezîri Karakaş Paşa dahi şehîd olup asker-i İslâm'ın gözleri büyüyüp Hotin kal‘asının fethi müyesser olmamasının bir aslı budur.
EÇS V 39a
Bir aslı dahi Osmân Hân kuldan yüz çevirüp mudârâ etmediğinden kul dahi Osmân Hân'dan rû-gerdân olup avk [u] te’hîr ile kış gelüp kal‘anın feth-i teshîri müyesser olmadı.
EÇS V 39a
Ba‘de'l-ceng-i cidâl Leh kralıyla Sultân Osmân sulh-ı salâh edüp Hotin kal‘asın Leh kralı berâ-yı sulh Sultân Osmân Hân'a miftâhları ve top u kûpleri ve cebehâneleriyle teslîm edüp Osmân Hân dahi Boğdan beğine kal‘a-i Hotin'i ihsân edüp hâlâ bizim Boğdan beği boyarlığında yüz yetmiş pâre köye mâlik bir küçük palanka-misâl kal‘acıkdır. İçinden cümle Boğdan küffârı Paşa'ya alay ile istikbâle çıkup kal‘adan kırk elli pâre hurde toplar atılup şâdumânlar edüp kal‘a-i Hotin altında nehr-i Turla kenârında meks olunup cânib-i erba‘aya yine çarhacılar ve karavullar koyup kal‘a hatmanı ve boyarları Paşa'ya üç bin koyun ve bin sığır ve yüz fıçı bal ve yüz fıçı yağ ve niçe yüz elvân zahîreler ile iki münakkaş altışar atlı hinto arabalar içinde yigirmişer kîse ve on tahta semmûr ve bir araba yükü balık dişi ve kâmil bin araba yükü cümle askere beksümât ve hâs ve beyâz ekmekler ile küheylân Boğdan bârgîrleri hedâyâlar gelüp Paşa ve cümle ağavâtlar ve cemî‘i asâkir-i nusret-me’ser ganîmet oldukda Melek Ahmed Paşa efendimiz eydir,
EÇS V 39a
"Elhamdülillâh sene (---) târîhinde Osmân Hân ile bu kal‘a altına geldikde kilâr-ı hâsda gılmân-ı hâssa idik. Hamd-i Hudâ şimdi Âl-i Osmân'ın serdâr-ı mu‘azzamı olup bu kal‘ayı emn [ü] emân ile görüp yigirmi sekiz bin küffârların dahi kırup bu kadar bin esîr alup Sultân Osmân'ın intikâmın aldık" deyü hamd [u] senâ etdi.
EÇS V 39a–39b
Eşkâl-i kal‘a-i Hotin: Nehr-i Turla kenârında şeddadî taş binâ bir küçük kal‘adır kim cirmi {bin} beş yüz adımdır ve handakı gâyet metîndir. İki kapusu var. Biri cânib-i 39b cenûba biri nehr-i Turla kenârına nâzırdır ve içinde iç kal‘a-misâl bir manastır-ı azîmi var, İstifanî derler, gâyet metîndir.
EÇS V 39b
Ve cümle sekiz aded tahta örtülü kulleleri var. Ve derûn-ı hisârda ancak altmış yetmiş mikdârı tahta örtülü bâğsız ve bâğçesiz küçük evlerdir. Ve cümle elli mikdârı dükkândır, ammâ taşra varoşı nehr-i Turla'ya doğru bin aded saz ve kamış örtülü Boğdan evleridir. Ve altı aded kenîseleri çanı nümâyân idi. Ve yüz elli kadar yine saz örtülü dükkânlarında asker-i İslâm bey‘ [ü] şirâ edüp kırdığımız kâfirler içün feryâd [u] nâlân edüp,
EÇS V 39b
"Ölsün gidi Türk, Leh vilâyetine gidersiniz. Erdel hâkimi Rakofçi kral dahi sizi kırar" deyü cevâb ederlerdi.
EÇS V 39b
Ammâ {Hotin'in} âb [u] havâsı gâyet latîf olduğundan Boğdan'ın kazda kızları başı açık siyâh kâküllü mahbûbeleri ve bâğ u bâğçesi ve arpa suyu ve pivo [ve] med ve horilka rakılarının envâ‘ı ve balı ve yağı gâyet meşhûrdur.
EÇS V 39b
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı kal‘a-i Hotin
EÇS V 39b
Merkad-i pür-envâr şehîd Karakaş Paşa: Pederimizin ve Melek Ahmed Paşa efendimizin hikâyetleri üzre mezkûr Karakaş Paşa Budin vezîri iken tabur cenginde alnından kurşumla urulup şehîd oldukda yedi bin Budin askeri dahi bu mahalde şehîd olup bu hâk-i pâkde medfûnlardır. Ve yedi kerre tabur cenglerinde on beş bin aded guzât-ı müslimîn şehîd olup cümle bu cebbânede medfûnlardır kim hâlâ niçesinin seng-i mezârlarında isimleriyle ma‘lûm kubûr-ı şühedâlardır. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
EÇS V 39b
Hikmet-i Hudâ cümle asker-i İslâm ile kal‘a-i Hotin altında âsûde hâl üzre yatırken Leh vilâyetinde Tatar Hân'ın karındaşı Nûreddîn Sultân'dan bir mektûb-ı mahabbet-uslûb gelüp eyle tahrîr etmiş kim,
EÇS V 39b
"Benim efendim, sultânım, hâlâ kırk yedi bin asker-i Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr ile diyâr-ı Kırım'dan Ramazân-ı şerîf ıydını kılup ılgar ile Durujunka Kazağı vilâyetinde Aksu kenârında kal‘a-i Ladicin altında kırk bin tüfeng-endâz Kardaş Kazak ve şeremet Kazak ve Sirge Kazak ve Andırya Kazak nâm dostlarımızla Rakofçi kral üzre varmadayız.
EÇS V 39b
Benim efendim, mektûb-ı mahabbet-uslûbumuz ile ağaçayımız Mehemmed Giray Hân hazretlerinin mektûbu dahi sultânıma vusûl buldukda azîz şerîf başın içün ve pâdişâh-ı İslâm başıyçün olsun Bucak Tatarıyla yalı ağasın bu cânibe ale't-ta‘cîl yollayup cenâb-ı şerîfiniz Bender kal‘ası'nda yâhûd yalı köylerinde yâhûd Akkirmân kal‘ası'nda muhâfaza edesiz, zîrâ sizin ile piyâde yeniçeri askeri ve cebehâne-i pâdişâhî vardır. Tatar askeriyle sizlere sefer eşmek müşkildir. Hemân bizi hayır du‘âdan unutmayasız ve dahi sahrâ-yı Orhay'da Eflâk ve Boğdan ve Macar kâfirine ey sâtûr-ı Muhammedî urmuşsun. Küffâr-ı dûzah-karâra hayli rahne verüp Leh kralı dünyâ kadar hazz edüp cenâb-ı Bârî ile bir kılıcı Rakofçi kral'ın taburuna müyesser eyleye. Hemân benim efendim, Bucak Tatarın ale'l-umûm bu cânibe gönderesiz" deyü Nûreddîn Sultân'ın mektûbları geldikde hemân kal‘a-i Hotin altında nefîr-i rıhletler ve kös-i hareketler çalınup cümle guzât ile cânib-i şimâle 6 sâ‘at gidüp Boğdan'ın hükmünde,
EÇS V 39b
Kal‘a-i Soroka: Nehr-i Turla kenârında bir küçük taş kal‘adır. Varoşunda bin kadar saz örtülü ve kiliseli ve bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr kal‘adır. Sağ tarafımızda bir konak ba‘îd kalup biz cümle askerle Hotin'den altı sâ‘atde,
EÇS V 39b
Menzil-i Palanka-i Rıdvaniçse: Evvel ve âhir Leh kralının kal‘asıdır. Âl-i Osmân'a hizmet ile neşv ü nemâ bulup kapucubaşı olan Rıdvân Ağa nâm köle kısmından bir be-nâm ağa fursat bulup kırk yıldan sonra "Âh vatan-ı aslîmin semiz domuz etleri" deyüp Kazak-ı Ak'a firâr edüp bu kal‘ayı binâ etdiğinden kal‘a-i Rıdvaniçse derler. Hâlâ müfîd ü muhtasar bir küçük palanka kal‘acıkdır. Varoşu beş yüz pâre saz örtülü evlerdir.
EÇS V 39b
Bu mahalde cümle asker-i İslâm hayme vü hargâhları ve bâr [u] büngâhları ile meks edüp Bucak Tatarı askeriyçün ân-ı sâ‘atde kamışdan ve sazdan botlar ve tulumdan kelek gemiler ve niçe yüz aded kayıklar ve çırnıklar peydâ edüp kırk yedi bin Bucak Tatarıyla yalı ağası ve Akkirmânlı Eşekdereli Mehemmed Ağa ve Sarataylı Velî Ağa ve Koda Batır Ağa cümlesi Paşa'dan me’zûn olduklarında hemân hakîrin aklı başından gidüp {Melek Ahmed} Paşa'nın ayağına düşüp Tatar ile sefere gitmeğe ricâ etdiğimde du‘â-yı hayr ile yigirmi at ile ve on yedi gulâmımla,
EÇS V 39b
Bin altmış yedi Zilka‘desi'nin nısfında yalı ağasıyla Leh memleketine sefere gitdiğimiz menâzilleri beyân eder
EÇS V 39b–40a
Evvelâ Paşa'nın dest-i şerîfin bûs edüp Rıdvaniçse kurbunda kayıkla nehr-i Turla'yı hakîr selâmetle geçüp karşu tarafda Tatar askerin 40a seyr [ü] temâşâ etdim.
EÇS V 40a
El-azametullâh haşr [u] neşirden bir Kerbelâ günü olup kırk yedi bin Tatar askeri yüz elli bin bârgîrler ile nehr-i Turla'ya kendülerin urduklarında nehr-i Turla bu kadar kerre yüz bin at ayağıyla dolup su bügendi. Alt yanı sığ kalup niçe bin Tatar sudan seğirde seğirde geçdiler. Niçe bin Tatar dahi gemiyle ve pot ile ve tulum ile tarfetü'l-ayn içre geçüp tulumlardan tîrkeş ve kılıçları ve cümle esbâbların çıkarup geyindiler ve tarfetü'l-ayn içre atlandılar. Meğer Leh kralı tarafından on bin Leh askeri imdâda gelüp hâzır imiş. Anlar bizi sol tarafımızda görünen Kamaniçe kal‘asına götürmeyüp yıldız cânibinde Durujunka vilâyetine götürdiler kim Nûreddîn Sultân ol tarafda imiş. (---) (---) (---)
EÇS V 40a
Der-beyân-ı vilâyet-i Leh be-hâkimân-ı Rus-ı menhûs Durujunka
EÇS V 40a
Evvelâ Nûreddîn Sultân'ı şunda bunda râst geliriz diyerek nehr-i Turla kenârıyla cânib-i şarka meyyâl kâmil bir konak ormanistânda Leh askeri önümüz sıra kulağız gidüp,
EÇS V 40a
Evsâf-ı Palanka-i Raşkova: Bânîsi ma‘lûmum değildir, ammâ nehr-i Turla kenârında gâyet ma‘mûr şehirdir. Lisân-ı Lehce Raşkova (---) demekdir.
EÇS V 40a
Andan yıldız cânibine sahrâlar içre âbâdân kurâlar geçüp ikinci günde,
EÇS V 40a
Evsâf-ı kal‘a-i Mohilo: Bu dahi Leh vilâyetinde Durujunka Kazağı hükmünde ganîmet vilâyetdir, ammâ iç kal‘ası bir kaya üzre taş binâ kal‘a-i ra‘nâdır. İçinde üç bin tüfeng-endâz cengâver Kazak-ı Akı var, ammâ taşra varoşu nehr-i Turla kenârında üç bin saz ve tahta örtülü ve ve çârsû-yı bâzârı ve bâğ u bâğçeli ma‘mûr ve metîn palankadır kim her palanka ağaçları âdem kucaklayamaz. İçi cümle rıhtım dolu topraklı palankadır. Çârsû-yı bâzârı ve ma‘mûr haçlı keniseleri var, ammâ hammâmı yokdur.
EÇS V 40a
Andan kalkup cânib-i şarka düz ormanlar içre çemenzâr yerlerde kat‘-ı menâzil edüp bir gece,
EÇS V 40a
Menzil-i sahrâ-yı Zin: Bir acâ’ib otlu ve sulu çemenzâr sahrâ-yı lâle-izârdır.
EÇS V 40a
Andan ertesi ale's-sabâh 10 sâ‘atde gâh ormanlıkda ve gâh kumsal ağaçsız çemenzâr yerler ile gidüp,
EÇS V 40a
Evsâf-ı kal‘a-i Zingü: Lisân-ı Leh ile (---) (---) demekdir. Bânîsi Krakov Kral'ınındır. Nehr-i (---) kenârında iç kal‘ası evc-i âsumâna berâber bir yalçın kaya üzre şekl-i muhammes metîn ve müstahkem taş binâ kal‘a-i ra‘nâdır. Cebehânesi ve mükellef topları ve üç bin askeri vardır, ammâ Kamaniçse hükmündedir, ammâ aşağı varoşı gâyet büyükdür. Cümle üç bin tahta ve saz örtülü ma‘mûr evlerdir ve deyr-i kebîrleri gâyet çokdur. Ve çârsû-yı bâzârı ve aşağı palankası etrâfı sarp taşlık yerde etrâfı sarp handaklı ve yedi kapulu sarp varoşdur. Ve bâğçelerinin hadd [ü] hasrı olmayup elması ve kirazı ve emrûdu ve eriği firâvân olduğundan bu şehir halkı cümle meyvelerin arabalar ile Kamaniçse'ye götürürler.
EÇS V 40a
Andan biz yine şimâl cânibine giderken kâmil on bin aded müsellâh ve mükemmel Leh askeri torompetelerin çalarak altı bin aded arabaları ve cebehâne toplarıyla gelüp bizim askere imdâd gelüp yalı ağasına ve ot ağalarına hedâyâlar verüp,
EÇS V 40a
"Rakofçi Kral, Erdel'in Seykel vilâyetinden çıkalı on gündür. Gâfil olmayalım" deyüp haber getirdiler.