EÇS V 50a
Ve cümle yigirmi aded çanlı manastır ve kenîseler ve beş yüz mikdârı dükkânlardır ve yedi aded haşebden hânları var ve bâğçelerinden üzümü ve eriği ve elması ve emrûdu,
EÇS V 50a
Ve şehrut kal‘asına Boğdan'ın Yaş şehri ve Bender kal‘ası ve Soroka kal‘ası üçü sac ayağı vâki‘ olup birbirlerine ara yatı menzil vâki‘ olmuşdur. Bu şehrut kal‘ası altından dahi kalkup semt-i kıbleye giderken nehr-i azîm Turla'ya râst gelüp kenârıyla yedi sâ‘at gidüp tarfetü'l-ayn içre hâzır olan gemiler ve kayık ve çırnıklar ve sal ve potlar ve tulumlar ile cümle asker nehr-i Turla'yı geçüp karşu tarafda dâr-ı sehl amân hâk-i Boğdan olan zemîne kadem basup andan cânib-i şarka,
EÇS V 50a
Evsâf-ı kal‘a-i kavî Soroka: Bânîsi (---) filândır. Lisân-ı Boğdanca "Soroka" demek (---) demekdir. Bu Boğdan beği hükmünde başka boyarlık ve vâmoşlukdur. Kal‘ası nehr-i Turla kenârında şeddadî taş binâ kal‘a-i bâlâdır, ammâ küçükdür, lâkin Hân'a ey top şâdumânları edüp ziyâfetler ile yüz araba hedâyâlar ile Hân'a yetmiş tahta semmûr ve kırk tahta kafâ ve yüz elli tahta semmûr paçası kürkler ve elli kîse guruş gelüp "Pâdişâhdan bizi ricâ edesiz ki ‘Melek Ahmed Paşa'nın kırdığı bizim Boğdan askeri değil idi’ deyü ricâ edin" deyü ricâları hayyız-ı kabûlde vâki‘ olmayup bu kadar mâldan çıkdılar. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 50a
Andan cânib-i şarka nehr-i Turla kenârınca bir günde,
EÇS V 50a
Menzil-i evsâf-ı Dâr-ı İslâm kal‘a-i Bender-âbâd sedd-i be-nâm
EÇS V 50a
Hamd-i Hudâ sene 1068 Rebî‘ulevvel'in gurresinde vakt-i asrda bâng hâne-i Muhammedî'de ezânlar okunurken Dâr-ı İslâm'a dahil olup kal‘adan Hân'a şâdumânlar ve ziyâfetler olup lâkin şey’-i kalîl hedâyâlar verildi.
EÇS V 50a
Andan yine cânib-i şarka nehr-i Turla kenârıyla gidüp,
EÇS V 50a
Karye-i Kızılçan: Bender köyüdür. Andan,
EÇS V 50a
Hân Kışlası: Bunda Yalı Ağası İslâm Ağa, Hân'a üç bin koyun ile bir ziyâfet-i azîm edüp Hân'a ve Kalga'ya ve Nûreddîn'e ve İslâm Ağa babası Hân vezîri Sefer Gâzî Ağa'ya ve Sübhân Gâzî Ağa'ya ve defterdâr (---) ağaya ve Ayu Ahmed Ağa'ya ve şîrîn ve Mansûrlu beğlerine ve şâh Polad Ağa'ya ve Hânzâde Ahmed Giray'a el-hâsıl yetmiş kimesneler yetmiş aded semmûr tonlar geydirüp Hân'a yetmiş köle ve yetmiş yorga hedâyâ çeküp Hân huzûrunda kalpağın taşlayup baş urup kullukda oldu. Bu mahalde Melek Ahmed Paşa efendimizden dîvân efendisi Gınâyîzâde Alî Efendi, Paşa'dan gelüp niçe gûne mümessek eşribeler ile münakkaş Kaya Sultân yağlıklarıyla selâm getirüp,
EÇS V 50a
"Buyurun, Akkirmân altında Melek Paşa pederiniz pâdişâhımı da‘vet edüp muntazırlardır" dedikde,
EÇS V 50a–50b
Hân eydir: "Da‘vete icâbet gerek. El-emrü emrüküm" deyüp, Hân ale's-sabâh atlanacak olup bu mahalde bu hakîr Hân'dan me’zûn olup yigirmi re’s esîrimle ve kırk yedi alaşa atlarımla ve yedi kîse nakid mâlım ve yedi semmûr kürk ve kırk yedi aded Macar tüfengleri ve üç talika araba kelepür-esbâbımla Akkirmân altında çadırımda sâ’ir 50b huddâmlarım hayâtda bulup hemân atımla ve sadağ ve kıyâfetimle Melek Ahmed Paşa efendimin huzûruna varup ta‘aşşukumdan bükâ-âlûd olup dest bûs ile şerefyâb olup,
EÇS V 50b
"Evliyâm, gazân kutlu olsun" dedikde,
EÇS V 50b
{Hakîr eyitdim:} "Bu gazâ senin himmetinle olmuşdur, efendim, zîrâ ibtidâ kâfire imdâda geden Eflâk Boğdan askerin kırup sâ’ir küffârlar dahi andan ibret alup Rakofçi'ya aslâ imdâd gelmediğinden mel‘ûn kral münhezim oldu" deyüp ol ân Paşa'ya beş esîr ve beş tüfeng hedâyâlar çeküp haymeme gidüp istirâhat etdim. Hamd-i Hudâ sâlimîn ve gânimîn ordu-yı İslâma vâsıl olup cümle ehibbâ ve dostân ve yârânlar ile görüşdük.
EÇS V 50b
Ertesi ale's-sabâh Melek Ahmed Paşa efendimiz cümle askerine ve cemî‘i iş eri ağavâtlarına "Pâk müsellâh olup Hân'a istikbâle hâzır olasız" deyü fermân buyurdular.
EÇS V 50b
Der-beyân-ı da‘vet-i ziyâfet-i Melek Ahmed Paşa berây-ı Mehemmed Giray Hân be-sahrâ-yı Akkirmân
EÇS V 50b
Evvelâ Melek Ahmed Paşa Mehemmed Giray Hân'a Akkirmân'dan cevâhir ve murassa‘ eğerli ve cevâhir raht ve gaddâre ve altun zincirli bir siyâh küheylân at ile kethüdâsı ve dîvân efendisi ve kapucular kethüdâsıyla cümle üç bin aded güzîde pür-silâh küheyl atlı ağalar zırh [u] zereh-külâh ile ve yetmiş bayrak piyâde sekbân ve sarıca askeriyle Hân'a istikbâle gidüp Hân'ı getürürlerken Paşa dahi Yanık kal‘ası cânibine kendüye müte‘allık tevâbi‘leriyle Hân'ı karşıladıkda hemân Hân atdan piyâde olunca Paşa dahi piyâde olup birbirleriyle ağlaşup öpüşerek yine atlanup atbaşı berâber Hân ile Paşa'nın otağına gelüp Hân otakda meks eyleyüp Kalga ve Nûreddîn otakda kalup Sefer Gâzî Vezîr, kethüdâya kondu ve Hân'ın iç ağaları Paşa'nın iç ağaları içinde kalup Paşa kendü gulâmlarından Hân'a yüz aded pâk gılmân-ı hâssalar ta‘yîn eyleyüp Paşa kendünün gayrı otağına gidüp cümle Mansûrlu ve şîrînli ve Kapukulu ağaları ve cümle gayrı mirzâları cümle ağalara kondurup yüz elli aded münakkaş çergelere sâ’ir Badrak ve Karaçi ve Nogay Tatarların kondurup tatyîb-i hâtırlarıyla mukayyed olup Paşa hemân sâ‘at yine Hân yanına varup tahte'l-fütûr nâmında iki yüz fağfûrî tabak mümessek hamîreler ve emlec ve kebbât ve kâblı ve helîle ve külbe şeker mu‘amber ve hamîre-i benefşe ve hamîre-i zambak ve hamîre-i ıtrıfil ve hamîre-i şekakul ve yetmiş aded envâ‘-ı mümessek reçeller tenâvül olunup andan gûnâ-gûn maslûka çorbaları ve gûnâ-gûn mümessek pâdişâha lâyık hoşâblar içilüp ba‘de't-ta‘âm mücevher ileğen ve ibrikler ile eller yaykanup kahveler ve şerbet ve çay ve bâdyân içildikden sonra gülâb ve buhûrlar verilüp Paşa hazînedâra işâret etdikde ayağa kalkup {cümle hedâyâlar huzûr-ı Hân'a gelince Paşa} eydir:
EÇS V 50b
"Pâdişâhım, hayr mukaddem gazân kutlu olsun. Hemîşe böyle gazâlar edesin. Hoş geldin ve safâ gelüp yüzüm basa geldin, zîrâ bir mücâhid pâdişâh-ı kâmkârsın. Âl-i Osmân'ın fermânın edâ edüp dîn düşmanından intikâm alup gazân mübârek ola" deyü Paşa, Hân'ın başına bir zî-kıymet sorguc-ı pâdişâhî sokdu ve üç küheylân at biri gâyetü'l-gâye murassa‘ ve mücevher eğerli küheylân at idi ve Hân'ın beline bir sunkur demirli ve murassa‘ ve mücevher gılâflı seyf-i müczemi Hân'ın kemerine bend edüp andan bir cevâhir çârkab tîrkeş ve bir cevâhirli Sultân Murâd Hân kuşağı ve bir mücevher ve murassa‘ hançer ve bir semmûr kürkü Paşa kendü eliyle Hân'a geydirdi.
EÇS V 50b
Ve bir kat dona gömleğe varınca zer-ender-zer esbâbları Hân'ın huzûruna Paşa koyup Kalga Sultân'a ve Nûruddehr Sultân'a ve şîrîn beğine ve Mansûrlu beğine ve Sincivit mirzâlarına ve atalıklara ve ot ağalarına ve Hân vezîri Sefer Gâzî Ağa'ya ve Yalı Ağası İslâm Ağa'ya ve Defterdâr İslâm Ağa'ya ve Dedeş Ağa'ya ve Kerş Ağa'ya ve Ayu Ahmed Ağa'ya ve'l-hâsıl on yedi semmûr kürkden mâ‘adâ yüz yetmiş aded kuşaklık zer-ender-zer hil‘at-i fâhireleri mezkûr mirzâlara ve Karaçi ve kapukulu ağalarına mertebeli mertebesince hil‘atlar geydirüp sultânlara ve mezkûr ağalara birer at verilüp cümle yetmiş iki re’s küheylân atlar verildi.
EÇS V 50b–51a
Ve niçe mirzâlara zırh [u] zereh-külâh ve kılıçlar ve tîrkeşler verilüp ol gün üç yüz koyun kebâb ve elli kazgan pilav ve zerde ve çorba ve yetmiş gûne ni‘met ile altı bin sahan ta‘âm-ı gûnâ-gûn ve elli bin ekmek summât-ı Muhammedîlere yetmiş yerde ni‘metler döşenüp Akkirmân çayırları üstüne kebâb ve pilav yahni konup Tatar askeri birbirine girüp yedi günlük ta‘âmı bir günde yeyüp pilav zerde ve çorbayı kalpaklarına koyup koşlarına götürdüler. Bu ziyâfet-i azîm hâlâ Akkirmân'da ve Kırım diyârında dâsitân-ı dûstândır. 51a
EÇS V 51a
Ba‘de'z-ziyâfe bu mahalde cümle Bucak Tatarlarına ve cümle et kullarına destûr verilüp cümle vatanlarına gitdiklerinde Hân hazretleri Akkirmân altında seksen yedi bin asker ile yalnız kaldıkda Paşa, Hân-ı âlîşândan üç gün gece kalmasıyçün ricâ edüp,
EÇS V 51a
Hân, "N'ola kalalım, ammâ kardaşım, size bu Tatar askeri bârdır" dedikde,
EÇS V 51a
Paşa-yı müdebbir eydir: "Pâdişâhım, siz berekâtınızla geldiniz. Biz Âl-i Osmân askeri gibi deryâ askerden kocunmazız, n'olsa gerek" dediler.
EÇS V 51a
Andan cümle Kırım askeri Âl-i Osmân ordusun mâl-ı erzâk ile ve zî-kıymet akmişe-i fâhireler ile ve gûnâ-gûn sıgâr ve kibâr pençe-i âfitâb esîrler ile Paşa askerin ve Akkirmân halkın eyle ganîmet etdiler kim bir harbende ve bir sâyis ve garîb yiğitler çifte çifte köçeklere mâlik olup yedi yaşında bir gulâm yedi oka ve bir vukıyye duhâna bey‘ olunup bir gümüş Macar üzengisi üç guruşa ve bir semmûr kürk on vukıyye duhâna bey‘ olunup sâ’ir metâ‘-ı zî-kıymetler dahi bî-kıymet ve bî-su’âl fürûht olundu.
EÇS V 51a
Ve Hân hazretlerinin üç gün gece müsâfir olması muhakkak olunca Paşa, vekîlharc Boşnak İbrâhîm Ağa'yı huzûruna çağırup {eyitdi}:
EÇS V 51a
"Beher yevm ikişer kerre yetmiş yerde {ta‘âm summât-ı Muhammedî'de} ellişer bin ekmek ve beş yüz koyun ve ellişer sığır ve onar at kulunu ve yigirmişer at eti kebâb pişirüp onar kazgan yahni ve onar kazgan pilav ve onar kazgan karanfilli aselî mümessek zerde ve onar kazgan pirinç çorbası ve onar kazgan herîse" pişmek içün vekîlharca tenbîh olup bunlardan mâ‘adâ {Tatar} Hân'a rûz-merre üçer kerre summât-ı Muhammedîler çekilüp Hân tevâbi‘lerine mahsûs otuz üç yerde summâtlar keşîde kılınup her summâtı üçer yüz matbah-ı Keykâvusî sahanları çekilmek içün fermân olunup Akkirmân şehrinden kâmil on yedi bin sahan defterle cem‘ olup üzerlerine dîdebânlar ta‘yîn olundu, zîrâ Tatar ba‘de't-ta‘âm yağmaya öğrenmişlerdir, ammâ Hân huzûruna ale's-sabâh yüz aded münebbet fağfûr tabaklar ile mümessek hulviyyât ve zülbiyyât ve katr-ı nebât-ı hamevi ve mümessek hamîre ve külbe şekerler ve gûnâ-gûn emlec ve kâbülî ve mümessek ve mu‘amberîn reçel-i gûnâ-gûnlar ile perhîz çorbaları ve maslûkalar ile nebâtî hoşâblar gelirdi.
EÇS V 51a
Ve öyle ta‘âmında seksen gûne mümessek bahârlı ni‘met-i nefîseler cümle mertebânîlerle gelirdi ve kindi ta‘âmına cümle mücevher gümüş suhûnlar ile seksen elvân ni‘met-i Perverdigâr gelirdi kim niçe bin elvân bahârların râyiha-i tayyibeleri âdemin demâğın mu‘attar ederdi.
EÇS V 51a
Paşa kethüdâsında Hân vezîri Sefer Gâzî oğlu, dîvân efendisinde Kadıasker Murtazâ Alî Efendi ve şîrîn beği Kapucular kethüdâsında ve Mansûr {Kaya} beği Defterdâr İslâm Ağa ve Telhisî Hüseyin Ağa'da şîrînli Kürşâh-ı Merdân Beğ ve'l-hâsıl cümle a‘yân-ı Kırım'dan kapukulları ve Karaçiler ve şîrînli ve Mansûrlu ve Dâyirli ve Mankıtlı ve olanlar ve emildeş ve atalıklar ve gayrı kartlar ve ot ağaları ve gayrı Nogay mirzâları ve Badrak ataları ve Orak mirzâları cümle-cümle Paşa ağavâtlarının hayme vü hargâhlarında mezkûr ni‘met-i nefîseler ile üç gün üç gece ayş [u] işret edüp azîm ri‘âyetler olunup sohbet-i hâslar olurdu kim ta‘rîf ü tavsîfden müberrâdır.
EÇS V 51a
Yine böyle iken her gün Paşa efendimiz Hân'a ve Kalga ve Nûreddîn'e birer semmûr ton ve birer boğça esbâb ve birer yelkendez gümüşî çullu küheylân atlar hedâyâlar verirdi.
EÇS V 51a
Sitâyiş-i netâyic-i ziyâfet: Üçüncü gün ki oldu ba‘de'l-futûr nefîr-i Hûşenk-şâhî ve Efrâsiyâb sûrnâları ve hâkâniyân kösleri çalınup cümle Tatar askeri Turla nehri geçidi başına gidüp Hân hazretleri kendü yakın ağalarıyla ve kapu kullarıyla Paşa yanında kalup Paşa ile Hân vedâ‘ mahallinde Hân'a bir kîse altun harc-ı râh ve beş şemâme amber-i hâm ve on okka ûd-ı Mâverdî ve yüz çift münakkaş Kaya Sultân yağlıkları ve Hân'ın beline yine bir mücevher zerrîn kemer ve bir hançer-i zü'l-fecâm ve bir kat yine libâs-ı fâhire ve bir semmûr lipâçe-i nâdire kim dîbâya kaplu, Paşa kendü eliyle Hân'ın arkasına geydirüp ta‘zîm ü tekrîm etdi ve tefâruk ve nevâdirât kısmından zî-kıymet girân-bahâ beş boğça envâ‘ından kâlâ-yı vâlâ-yı akmişe-i fâhire ve altun sîmîn âvânî kısmından buhûrdân ve gülâbdân ve şam‘dân ve sîm sini ve on aded sîm suhûnlar pîşkeş çekildi.
EÇS V 51a–51b
Ve yine Kalga Sultân'a ve Nûreddîn Sultân'a ve 51b ve Hân vezîri Sefer Gâzî Ağa'ya dahi birer kat siyâb-ı nazîf ve birer semmûr postîn kaplu dîbâ hil‘at-i fâhireler verilüp huzûrlarına birer boğça zer-ender-zer dîbâ ve şîb ve zerbâf ve çarkûli ve çârbâf ve her boğçadan katîfe ve kâmha ve hârâ ve dârây ve sereng ve Güçerât zertârîler ve kûse destârlardan birer külçe verilüp Kalga {Sultân'ın} ve Nûreddîn {Sultân'ın} ve vezîr Sefer Gâzî Ağa'nın başlarına Paşa kendü elleriyle birer çelenk sokup {eydir:}
EÇS V 51b
"Oğullar, Kırım'da ve seferlerde bu çığalar ile gezün" buyurdular.
EÇS V 51b
Ve andan cemî‘i mirzâlara ve boybeğlerine ve kapu kullarına ve Karaçilere ve yüz aded kuşaklık hil‘at-i zerdûz ve elli çift hil‘at-i evsat ve yüz çift hil‘at-i ednâ ve yüz yetmiş kereke çuka çekmanlar ve hil‘atlar geydirilüp ba‘dehû gülâb ve buhûr verilüp ba‘de'd-du‘â ve senâ Hân kalkacak mahalde Paşa koltuğuna girüp otak bâbına dek piyâde giderken Hân hazretleri Paşa'ya, Rakofçi Kral'ın taburdan alınan vezîri Kemen Yanoş'u ve Apopi Mihâl'ı Paşa'ya hedâyâ verdikde,
EÇS V 51b
Paşa eydir: "Pâdişâhım, aldım kabûl etdim, ammâ şimdi Âl-i Osmân duyup bu esîrleri benden taleb edüp ve Yedikulle'de hapis ederler. Anlardan bana ne fâ’ide" dedikde,
EÇS V 51b
Hân eydir: "Bu söz çındır" {deyüp gulâmlarından} Necatî ve şâh Polad {nâm gulâmlarına}, "şu kîseleri getür" deyüp ol mahalde ayak üzre Paşa'ya seksen bin altun verüp,
EÇS V 51b
Paşa, "Ne zahmet, hey Hânım?" deyüp altunları kabûl edüp Paşa dahi Hân'a bir siyâh kaytas nesl-i cilfidânü's-sâfinâtü'l-ciyâd at-ı sabâ-sür‘at ki gûyâ kaytas-ı sa‘âdetdir, zer-ender-zere müstağrak olmuş bir mücevher zeyn ve murassa‘ ve zerrîn raht ve sîm ve mutallâ zeheb rikâbıyla ve murassa‘ gaddâre ve topuzıyla mezkûr kaytas-ı esb-i peymâyı Hân altına Paşa çeküp bilâ-rikâb süvâr olmada ve Kalga ve Nûruddehr'e ve vezîr Sefer Gâzî Ağa'ya dahi birer mebrûm katîfe eğerli ve sîm ve zeheb mutallâ rahtlı atlar ve birer gümüş çullı yelkendez atlar keşîde kılınup süvâr oldular ve Kadıaskere ve şîrîn beği ve Sincivit ve Mansûrlu ve Arkanlı ve Dâyirli ve Mankıtlı ve Arslanlı ve Çobanlı ve Deveyli ve Nevrûzlı ve Oraklı ve şiydaklı ve Yaman Sadaklı ve Defterdâr İslâm Ağa ve Yalı ağası İslâm Ağa ve Sübhân Gâzî Ağa ve kapukulu a‘yânlarından atalıklara ve emildeşlere ve olanlara ve Karaçilere ve ot ağalarına ve Badrak mirzâlarına ve yurd atalarına ve sâ’ir iş erlerine ve'l-hâsıl bu zikr olunanlardan mâ‘adâ emirzâlara cümle iki yüz on bir neferâtlara on biri sırma eğerli ve sîm rahtlı ve mutallâ-yı zeheb rikâblı atlar idi. On birden mâ‘adâsı iki yüz aded gümüşî çullu atlar yelkendez esb-i tâzîler Hân askerine hedâyâ atlar verildi.
EÇS V 51b
Hân bu hâli görüp Paşa'ya eydir: "Ey karındaşım, efendim, Paşa hazretleri. Bu bize çok iltifâtdır ve ne zahmetdir. Keremkârlık etdiniz" dedikde,
EÇS V 51b
Paşa-yı hâzır cevâb eyitdi: "Pâdişâhım, siz dîn-i mübîn uğuruna mücâhid fî sebîlillâhsız ve Hâdimü'l-Haremeynü'ş-şerîfeyn pâdişâhının emrine imtisâl edüp Devlet-i Âl-i Osmân'a mu‘în oldunuz. Sizlere ta‘zîm ü tekrîm vâcibdir. Ma‘zûr olsun. Ba‘de'l-yevm yine hidmetde olalım" deyü özr âmîz ricâlar edüp, Paşa dahi mahmûdî divne doru atına süvâr olup Hân ile atbaşı berâber giderken Hân'ın Efrâsiyâb mehterhâneleri ve Paşa'nın Âl-i Osmân tablları döğülerek atbaşı berâber Akkirmân'dan cânib-i şimâle bir sâ‘at nehr-i Turla kenârında Yanık nâm kal‘a dibinde Hân suyu geçmeğe kalup Paşa, Hân ile vedâ[‘]laşup Akkirmân'a gitmede. Hakîr dahi Hân'ın dest-i şerîfin bûs edüp vedâ‘ mahallinde koynundan bir mücevher sâ‘atin ve üç yüz altun verüp du‘â-i hayriyle dest bûs edüp Akkirmân'da Paşa'ya gelüp Hân'ın selâmın teblîğ etdim.
EÇS V 51b–52a
İmdi ihvân-ı safâya şöyle ma‘lûm ola kim Allâhu Âlim u Dânâ'ya ma‘lûmdur kim bu ziyâfetler böyle olup ve tahrîr olan sefer-i zafer-me’ser böyle olup cümle ziyâfetlerin muhâsebesi bu hakîrin der-i defterinde dest-i hattımla mesârîf-ı ziyâfet tahrîr olunmuşdur kim üç gün üç gecede olan masrûfât ve cemî‘i hedâyâlar ile iki yüz kırk altı kîse olup Özü eyâleti ve Nigebolı sancağı ilhâk idi. Bu mansıbın cümle mahsûlâtları bi'l-cümle Tatar Hân hedâyâlarına gitdi. Bu mahalde Melek Ahmed Paşa Hâtem-i Tayy ve Ca‘fer-i Bermekî sehâsı etdi. Cemî‘i halk Melek Ahmed Paşa içün Abaza tâ’ifesinde bu kadar sehâ görülmemişdir derler, ammâ Melek Ahmed Paşa aslında Abaza değildir. İslâmbol'da Tophâne şehrinde vücûda gelüp anası ve babası Abaza cinsinden olmak ile 52a Melek'i peder [ü] mâderi altı yaşında süd anasıyla Abaza kavmi mu‘tâdı üzre Abaza vilâyetinde (---) nâm aşîrete gönderüp anda on dörd yaşına bâliğ oldukda bu hakîrin vâlidesi halâsı kızı olmağile der-i devlete Melek gelüp bizim vâlidemizle Melek'i Sultân Ahmed'e hedâyâ verdiklerinde Ahmed Hân Melek'i gördükde,
EÇS V 52a
"Allâhu a‘lem şu oğlan melekdir" der. Bu Melek'i Kızlar Ağası Büyük Mustafâ Ağa'ya, vâlidemizi pederimiz Serzergerân-ı Dergâh-ı âlî Dervîş Mehemmed Zıllî Ağa'ya ihsân edüp, andan bu hakîr vücûda gelüp Melek ile karâbetimizin aslı odur ve "Melek" lakabı Ahmed Hân'ın nutk-ı dürer-bârlarıyla olmuşdur.
EÇS V 52a
Ez în-cânib netîce-i kelâm Akkirmân'da Melek Ahmed Paşa'dan, Hân ayrılup Turla nehri kenârında cümle Tatar askerinden geçit başında defter ile cemî‘i üsârânın savğasın alup seksen yedi bin Tatar-ı adû-şikâr içinden ne kadar mahbûb mahbûb pençe-i âfitâb gulâmlar ve nâ-şükûfte duhter-i pâkîze ahterler var ise Hân kendü huzûruna getirdüp güzîdelerin seçer.