EÇS V 53a
Ol ân Paşa Nigebolı ve Kırkkilise [ve] Vize ve Çirmen ve Akkirmân ve Bender ve Silisre ve Vidin alaybeğlerin ân-ı vâhidde cümle askerleriyle âmâde edüp ve Bucak Tatarı'ndan on bin askere Eşekdereli Mehemmed Ağa'yı ve Dedeşbay Ağa'yı ve Satıbay Ağa'yı ve Batır Mirzâ'yı ve'l-hâsıl bu makûle kırk bayrak sâhibi ot ağaların ve et kulların cümle ma‘ûnâtlarıyla tahsîl edüp Yûsuf Kethüdâ'sına on kîse harc-ı râh verüp on beş bin güzîde askere serdâr edüp arkasına bir semmûr lipâçe geydirüp cümle askere sağular sağlayup gözlerinden çekîde çekîde yaş ile Melek ağlayup cümle guzâta,
EÇS V 53a
"Yürü, Allâhu Rabbü'l-âlemîn mu‘în ola" deyüp on beş bin güzîde askeri ol gün Akkirmân karşusunda Otyarık nâm mahalle cümle gemilerin sandalları ve zarbina ve tıransa gemileriyle fi'l-hâl karşuya cümle askeri geçürüp kendüleri kal‘a-i Akkirmân altına gelüp,
EÇS V 53a–53b
Der-beyân-ı re’y [ü] tedbîr-i âhir: Hemân Akkirmân limanında sene-i sâbıkadan kalmış Varna cenginde alınan yigirmi pâre Urus-ı menhûs şaykalarının cümle mühimmâtların tarfetü'l-ayn içre koyup ve küçük şayka ve zarbuna ve şayka sandallarının sâhiblerine ücretlerin verüp elli pâre gemilere Akkirmân'dan on bin guruşluk keraste ve beksimâd ve bârûd-ı siyâh ve gülle ve gayrı âlet-i silâhlarla ve sâ’ir levâzımât mühimmâtlar ile elli pâre gemileri leb ber-leb edüp yüz kantar mismâr ve cümle Akkirmân ve Kili mi‘mârların gemilere iki bin kile buğday ve beş bin kile darı dahi doldurup kendü bayraklarından yigirmi bayrak sekbân ve sarıca ve Akkirmân kal‘ası kulundan bin aded güzîde şehbâz yiğitler ile cümle iki bin ma‘dûd asâkir-i pür-silâhı iki günde elli pâre gemilere doldurup Akkirmân'dan bi-emr-i Hudâ eyyâm-ı muvâfık ile sekiz sâ‘atde kal‘a-i Özü'ye varınca cümle asker-i İslâm elli pâre gemiyle gelen zahîre ve kerasteleri ve askeri görüp tâze cân bulup cümle cebehâne ve zahîreleri der-anbâr ve der-mahzen edüp kal‘anın ta‘mîr ü termîmine ve handak-ı azîmlerin tathîrine mukayyed olup bu asâkir-i İslâm sâlimîn ü gânimîn Özü'ye vâsıl oldukları haberi ertesi gün zahîre getüren gemilerle gelüp, Urus şaykalarının birkaçın bozup kal‘a ta‘mîrine iskeleler yapıldığı haberi Yûsuf Kethüdâ mektûbiyle gelüp Yalı Tatarların bi'l-cümle Özü ağaları ve Özü Beği Kargılı 53b Halîl Ağa ve sâ’ir iş erleri ve Yûsuf Kethüdâ dahi Tatar askerin istemiş.
EÇS V 53b
Paşa eyitdi: "Bunda dahi bize asker lâzımdır" deyüp ol gün Eflâk ve Boğdan ve Bender beğlerine mektûblar yazılup Özü kal‘ası meremmâtıyçün on bin kıt‘a belvân direkler ve mismâr ve şindire tahta ve sâ’ir top tahtaları ve gayrı elvân keraste ve sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtlar ile bin aded mi‘mâr ve çerâhor ve iki bin Eflâk ve üç bin Boğdan ale'l-acele gelsin" deyü buyurdular mü’ekkeden tahrîr olunup Ensesi Yamalı şâmlı Halîl Ağa mübâşir olup katar-ı mehâr ile Halîl Ağa Eflâk ve Boğdan'a gitmede.
EÇS V 53b
Ve yine ol gün Özü'den haber geldi kim "Kal‘anın hayli dîvârları meremmât olup handaklar tathîr oluyor" dediklerinde Paşa safâsından raks edüp Yalı ağasına,
EÇS V 53b
"Sen de cümle Bucak Tatarı'yla Özü kal‘asına gitmeğe hâzır ol" dedikde,
EÇS V 53b
"El-emrü emrüküm" deyüp âmâde oldu.
EÇS V 53b
Ve ol gün İsmâ‘îl ve Kili kal‘asından on gemi keraste ile bin aded müsellâh asker gelüp anlar dahi eyyâm-ı muvâfık ile üç sâ‘atde Özü kal‘asına varup vâsıl oldukları haberi geldi. Bu messerret üzre Akkirmân altında Melek Ahmed Paşa ile âsûde hâl dururken sene 1068 târîhinde Âsitâne-i Sa‘âdet tarafından Köpürlü Mehemmed Paşa vezîria‘zam ağalarından (---) Ağa nâm bir hümâm gelüp,
EÇS V 53b
Der-beyân-ı fetihnâme-i Cezîre-i Bozcaada
EÇS V 53b
Vârid olup dîvân-ı pâdişâhî oldukda fetihnâme-i hümâyûn kırâ’at olunup cemî‘i asker-i İslâm ferah kesb edüp kal‘a-i Akkirmân top şâdumânları edüp kal‘a-i Akkirmân gûyâ murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup âteş-nişân olup fermân-ı pâdişâhî üzre yedi gün yedi gece top u tüfeng ve fişeng şâdumânlarından mâ‘adâ cümle şehr-i Akkirmân akmişe-i fâhireler ile ve niçe kerre yüz bin kanâdiller ile şehir çırâğân olup herkes köşe köşe cavk cavk gûnâ-gûn zevk u şevk edüp devâm-ı devlet-i pâdişâhî ed‘iyesine müdâvemet ederlerdi.
EÇS V 53b
Ve her tarafda herkes lu‘b u lehv ve ayş [u] işretde olup Paşa'nın evkât-ı hamsede dokuzar kat mehterhâneleri çalınup sabâh ve ahşam yigirmi Akkirmân kazganı ta‘âm tabh olup hâs u âm ve bay u gedâya ni‘met-i bî-imtinânı mebzûl idi.
EÇS V 53b
Ve ol gün Melek Ahmed Paşa-yı müdebbir üç yüz kıt‘a buyurdular tahrîr edüp eyâlet-i Özü'de cümle kazâlara ve şehir [ve] kurâ vü kasabâtlara birer mükellef ağa ile fetihnâme sûretleri müjdesi her ağa ile gitdikde Paşa efendimiz hakîre kal‘a-i Özü ve kal‘a-i Hasan Paşa ve kal‘a-i Kılburun fetihnâme müjdesi emrlerin verüp ve Özü kal‘ası ta‘mîr ü termîmi içün Yûsuf Kethüdâ'ya ve Özü beğlerine ve Kılburun beğine birer mektûb ve birer hil‘at verüp,
EÇS V 53b
Akkirmân'dan Özü kal‘asına Bozcaada fetihnâmesin götürdüğümüz menâzilleri ve çekdiğimiz âlâm-ı şedâ’id serencâmı beyân eder
EÇS V 53b
Evvelâ Akkirmân'dan Paşa efendimle vedâ[‘]laşup hayır du‘âsıyla yigirmi aded tevâbi‘ ve yigirmi aded Akkirmân kal‘ası kulağızlarından yarar ve nâmdâr kulağızlar alup Akkirmân'dan üç aded firkatelere süvâr olup eyyâm-ı tayyib ile nehr-i Turla Karadeniz'e karışdığı boğazı altı mîlde selâmetle ubûr edüp,
EÇS V 53b
Menzil-i Otyarık: Nehr-i Turla'nın karşu şimâli tarafında Özü kal‘ası hâkinde sâfî Kazağistân Rus-ı menhûsların şikârgâh yerleridir, zîrâ bu mahalde Akkirmân'dan gemiyle geçüp Özü'ye andan Kırım'a gidilen şâhrâh olduğundan cemî‘i Kazak bu yolların kemîngâhlarında bekleyüp âyende vü revendeleri alup esîr etmeden hâlî değil. Bir ıssız bî-amân yollardır. Hudâ hıfz ede.
EÇS V 53b–54a
Bu mahalle Otyarık nâmının vech-i tesmiyesi oldur kim Kırım'dan ve Özü'den bu çöl-i bî-amân ile gelen eğer gece ise bıldırdan kalmış ölen otları cem‘ edüp ot edüp karşu Akkirmân'a yarık işâreti etdiğinden Akkirmân'lı tarfetü'l-ayn içre gemilerle bu mahalle gelüp söyleşüp eğer müslim ise ve mutî‘lerden ise alup karşu geçirirler, ammâ birkaç kerre kâfirlerin Türkçe bilen Kazakları bu mahalle gelüp otları yarık edüp Akkirmân'dan kayık ile âdemler gelince cümle Akkirmânlıyı esîr edüp gitdiler. Ol zamândan berü Akkirmânlı gâfil olmayup değme âdemi bu Otyarık'dan değme hâl ile almazlar, ammâ ulakları ve yolcuları bilüp âteş yakdıklarından bilüp alırlar. Anıniçün bu mahalle Otyarık dirler. Bâyezîd Hân-ı Velî Akkirmân'ı feth edince bu mahalle bir cây-ı menâs olmak içün bir püşte üzre bir geçit kulle-i azîmi yapup emn [u] amân yer olur. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile Kazak-ı Ak istîlâ edüp temelinden münhedim eder. Hâlâ eser-i binâları zâhirdir. Bir bayır üzre gâyet muhâtara yerdir. Ol gece anda Kazak havfinden aslâ nevm-i râhat görmedik, zîrâ bu mahal Kazağın 54a tahta kal‘asıdır.
EÇS V 54a
Andan cânib-i şarka Karadeniz kenârıyla sahrâ-yı Tîh'den nişân verir bir bî-amân zemîn-i yâbis ile 8 sâ‘atde,
EÇS V 54a
Menzil-i Böremoyin: Lisân-ı Tatarca, ya‘nî Kurd boynu dimekdir. Hakkâ ki eşek kadar kurdları Kazak domuzlarından eşeddir. Bir dereli ve ılkınlı ve sazlı ve kamışlı bî-amân yerdir.
EÇS V 54a
Etrâfımıza karavullar koyup yine pür-silâh iken heybelerimizden hâzır ta‘âmlar yeyüp andan yine Karadeniz kenârıyla 5 sâ‘atde,
EÇS V 54a
Menzil-i Dallık: Bir dere içre ormanlık dalları olmağile Tatar kavmi bu mahalle Dallık derler. Bu dahi kâfirin gâyet pusu yerleridir kim gâyet mahûfdur ve Mayak yolu bu mahalde kavuşup 14 sâ‘atde geçüp,
EÇS V 54a
Zemîn-i kal‘a-i Hocabay: Sultân Bâyezîd Akkirmân'ı feth edince Hocabay nâm bir bay kişi Bâyezîd Hân'dan me’zûn olup bu mahalde bir kaya üzre bir kal‘a-i metîn inşâ edüp içine kul koyup beş kerre yüz bin koyuniyle bu vâdîleri mülk edinüp geçindiğinden Hocabay derler. Hâlâ kal‘ası Karadeniz kenârında bir sarp kaya üzre âsâr-ı binâları zâhir ve bâhir durup şey’-i kalîl ile bu kal‘a amâr olsa ülke amâr olup emn-i tarîk olurdu.
EÇS V 54a
Ve bu mahalde Karadeniz'den tuz çıkup kal‘a neferâtının mevâcibleri memlahadan hâsıl olurdu. Anda cümlemiz bir dere içre ormanlığa girüp atlara yemler asup etrâfımıza karavullar koyup atlara yemler kesdirüp yine ol gece kalkup ılgar ile Karadeniz kenârıyla gidüp Hoca deresin atlar ile geçdik. Bu dere sol tarafda Durujunka vilâyetinden gelüp bu mahalde Karadeniz'e munsabb olur küçük sudur. Ol suyu geçüp Karadeniz kenârınca taraf-ı şimâle 5 sâ‘atde,
EÇS V 54a
Menzil-i Üçacılı gölü: Nâm mahalli âheste âheste pür-silâh âmâde sehel ârâm edüp at dinlendirdik, zîrâ bu Üçacılı nâm gölün başında Kazağ-ı Durujunka'nın Orbakirmân nâm bir balıkhâne kal‘ası vardır. Anıniçün ol mahalden sît u sadâsız geçüp ve Deli gölü geçüp gerçi esbâblarımız sehel ıslanup ol mahalde sehel meks olundu. Bu mahal dahi emîn değildir. Andan yine cânib-i şimâle,
EÇS V 54a
Yahşı Deresi: Bunu dahi âsân vech ile geçüp 2 sâ‘atde,
EÇS V 54a
Nehr-i azîm Perezen: Tâ cânib-i garbda şahrut ve Ladicin dağlarından gelüp Durujunka Kazağı vilâyetin geçerek bu yol üzre aslâ geçit vermez nehr-i azîm olup Karadeniz'e Tentere adaları önünde mahlût olur. Bir mîl enli sudur. Yüz bin renc [ü] anâ çekerek ancak bir küçük gemiyle karşu geçerken hamd-i Hudâ Akkirmân askeriyle mukaddemâ fermânlarla giden bin aded Boğdan keferesi askeri gelüp anlar ile bî-bâk u bî-pervâ sabâha dak potlar ve sallar çatup atları yıldırarak karşu tarafa geçdik, zîrâ bu mahalde kâfir pusuya saklanup görür ki askerin yarusu geçüp yarusu yerinde kaldıkda asker iki bölük olunca ya berisin ya ötesindeki askeri urup esîr eder çok olmuşdur kim hem berisin ve hem ötesin urur bir muhâtara nehr-i Perezen'dir. Hamd-i Hudâ selâmetle cümle ubûr edüp yine Karadeniz kenârınca cânib-i şarka 4 sâ‘atde,
EÇS V 54a
Evsâf-ı hısn-ı hasîn Cânkirmân, ya‘nî kal‘a-i Özü-yi dâr-ı amân
EÇS V 54a
Hamd-i Hudâ sene (---) târîhinde bin aded Akkirmân ve bin aded Boğdan askeriyle Özü kal‘asına karîb vardıkda Özü beğine ve Paşa kethüdâsına hakîrin geldiği haberin gönderüp hakîr cümle asker ile sehel atlardan inüp istirâhat mahallinde iken kal‘a cânibinden bir toz zâhir olup cümle Özü askeriyle beğleri ve Paşa kethüdâsı hakîre istikbâle gelüp ba‘de'lletî ve'l-letâ alay-ı azîm ile zîr-i kal‘aya vardıkda el-azametullâh üç aded Özü kal‘ası ve Hasan Paşa ve Kılburun kal‘alarının beş pâre kal‘adan ol kadar "Safâ geldin" topları endâht etdiler kim zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp kal‘a-i Özü'ye selâmetle dahil olup beğ sarâyında dîvân-ı pâdişâhî olup mehterhânelerden sonra efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın buyurdumların ve mektûbların beğlere ve Yûsuf Kethüdâ'ya verüp ibtidâ Bozcaadası fetihnâme-i hümâyûnu kırâ’at olunup cümle ibâdullâh hazz edüp devâm-ı devlet-i Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘'e ve fâtih-i Bozcaada Köpürlü Mehemmed Paşa'ya hayır du‘âlar edüp,
EÇS V 54a
Sitâyiş-i şâdumânî-i feth-i cezîre-i Bozcaada der-kal‘a-i Cânkirmân, ya‘nî Özü
EÇS V 54a–54b
Hemân fetihnâme okundukdan sonra kal‘a neferâtı ve çavuşları nidâ edüp cümle neferâtlar kal‘anın burc [u] bârûları ve bedenleri üzre pür-silâh hâzır olup mukaddemâ imdâda giden on bin aded güzîde asker enderûn [u] bîrûn-ı kal‘ada deryâ-misâl asker-i İslâm cümle silâhlariyle âmâde 54b olup ibtidâ yukaru büyük kal‘ada üç nöbet gülbâng-ı Muhammedî çekilüp sadâ-yı Allâh Allâh evc-i âsumâna peyveste olup ba‘de'd-du‘â ve senâ beş aded kal‘alardan tabl ve nakkâre ve nefîrlere Rehâvî makâmında üstâd-ı kâmil mehterler rehâ buldurunca hâzır-bâş olan guzât-ı müslimîn dendân-ı bedenlerden bir yaylım tüfeng atup ardı sıra şâhî ve balyemez toplar atılup zemîn ü âsumân ra‘d-vâr güm güm gümledi.
EÇS V 54b
El-hâsıl bu uslûb üzre üç nöbet top u tüfeng şâdumânları olup şehr-i Özü'yi eyle müzeyyen etdiler kim gûyâ pîrezen-i dünyâ nev-darûs olup sûr-ı zifâf-vâr şenlik şâdumânlar ile ahâlî-i Özü'nin geceleri leyle-i Kadir rûzları gûyâ rûz-ı ıyd-ı adhâ oldu.
EÇS V 54b
Andan sonra hakîr cümle kal‘anın iş erleriyle etrâf-ı kal‘ayı deverân u seyerân ederek kal‘anın ta‘mîr ü termîm olunmuş yerlerin ve meremmâta muhtâc olan yerlerin cümle keşf edüp termîme muhtâc olan yerlere âdemler üşürüp üç günde niçe yerleri sedd-i İskender-vâr metânet üzre amâr ederlerdi, ammâ bu hakîr gûyâ kal‘anın imâretine mübâşir gelüp her gün kal‘aları seyr [ü] temâşâ edüp ve cümle ocak ağalarıyla hüsn-i ülfet edüp vilâyetin ahvâllerin su’âl ederek vâkıf-ı esrâr olup tahrîr ederdim.
EÇS V 54b
Ve her gün donanma şâdumânında ale's-sabâh bir ağada ba‘de'l-asr bir ağada, ziyâfetler tenâvül edüp hedâyâlar tahsîl ederdik.
EÇS V 54b
Bir gün Özü beği hakîre donanma müjdesiyçün bir kîse guruş ve bir semmûr kafâsı kürk ve iki donluk saya çuka ve iki Rus kölesi ve üç re’s küheylân Sâlihli atları verdi. Ve Özü kal‘alarının beşinden dahi bir kîse guruş ve beş gulâm-ı be-nâm ve beş re’s at-ı cilfidâm verdiler. Andan Paşa kethüdâsı Yûsuf Ağa yüz altun ve bir köle ve bir kafâ kürk ve bir at ve bir kılıç, gulâmlarıma dahi onar altun ihsân edüp kal‘anın evsâfına mukayyed olmağa şurû‘ etdik.
EÇS V 54b
Der-beyân-ı sitâyiş-i eşkâl-i kal‘a-i amân Özü-yi cân
EÇS V 54b
Sene (---) târîhinde Âl-i Osmâniyân'dan Sultân (---) binâsıdır, be-dest-i Macar Alî Paşa. Üç tuğlu vezîr eyâleti tahtıdır, lâkin bî-amân yer olmak ile vezîri Silisre ve Babadağı ve Akkirmân şehirlerinde oturup on bin asker ile muhâfaza edüp hâlâ bu kal‘a-i Özü Silisre eyâletinde başka sancakbeği tahtıdır, ammâ bunun beği kanûn üzre Özü suyunun karşu Kırım tarafında Kılburun nâm kal‘ada oturup muhâfaza edüp tâ Kırım cezîresinin Orağzı nâm mahalle dörd konak çöl ile Kırım'a varınca Özü beğinin hükmündedir. Tatar hânların Kanûn-ı Bâyezîd Hân üzre alâkaları yokdur. Özü beğinin taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu 240.000 akçedir, lâkin ze‘âmet u tîmâr ve alaybeğisi ve çeribaşısı yokdur, zîrâ kıble tarafı Karadeniz ve garb tarafı cümle Kazağistân'dır. Her bâr Kazak horoslarının sadâları işidilir ve şark tarafı nehr-i Özü aşrı Heyhat sahrâsıdır. Tâ kal‘a-i Azağ'a ve andan doksan yedi konak tâ Bahr-i Harez'e varınca sahrâ-yı Heyhat Deşt-i Kıpçak'dır ve cenûb tarafı kezâlik Akkirmân'a varınca cây-ı bî-amân yerlerdir kim niçe kerre ubûr itmişih. Anıniçün tîmâr ve ze‘âmetleri yokdur.
EÇS V 54b
Yüz elli akçe kazâdır. Nâhiye kurâları arzullâh-ı vâsi‘dir. Üç oda cebeci ve üç oda topçu askerleri var. Aslâ yeniçeriler yokdur ve duramazlar, zîrâ kazanç ve kâr [u] kisb yok bir cezîre-i derbend-i calenderdir.
EÇS V 54b
Ve cümle beş pâre kal‘alarda beş aded mankala dizdârları vardır ve cümle yigirmi aded tuğ sâhibi muhteşem ağalardır ve cümle iki bin elli aded güzîde pâk ve müsellâh hâzır u âmâde kulları vardır.
EÇS V 54b
Bir hâkimi dahi beğ subaşısıdır ve mi‘mâr ağası ve muhtesib ağası ve bâc u bâzâr ağası ve marankoz ve kalafat ağası vardır, zîrâ iskele olmağile Akkirmân'a ve Kili ve İsmâ‘îl'e gider gelir ve karşu Kırım'a asker geçirir gemileri çok olduğundan kalafat ve marankozları vardır.
EÇS V 54b
Eşkâl-i Özü: Bu kal‘a biri birine muttasıl üç kat bölme kal‘alardır, ammâ cümleden kadîm yukaru Macar Alî Paşa binâ etdiği eski kal‘a bir topraklı bayır üstünde on beş tahta örtülü kulleli ve yigirmi ayak enli kalın şeddadî-misâl taş dîvârlı ve iki kat hisâr pîçe dîvârlı ve handakı derin enli sarp ve metîn çâr kûşe bir kal‘a-i üstüvârdır. Ve handakı üzre bir haşeb cisri var, her gece cisri nigâhbânlar makaralar ile çeküp cisri kal‘a kapusuna dayayup kapuya siper ederler.
EÇS V 54b
{Bu cisir Melek Ahmed Paşa binâsıdır kim asma makaralı cisirdir}.