EÇS V 62a
"Bir dahi su yolun küffâr bulmasın" deyüp bir gece kimsenin haberi yok iken su yolun pinhân edüp cümle kal‘ayı beyâz ve münevver edüp kâfirlerden alınan cümle yetmiş altı pâre topları ve cümle cebehâneleri ve cümle mühimmât [u] levâzımâtları yerli yerine koyup toplar kirpi gibi dizilüp Özü kal‘ası pür-âteş oldu ve Rus-ı menhûsdan alınan sağîr ü kebîr yüz altmış altı pâre şayka ve kayıkları ve çırnıklarının niçesin bozup buğday anbârları ve kulleler üzre kubbeler örtüp mâ-bâkîsin Özü limanında hıfz olunup Özü kal‘ası cebehânesindeki cemî‘i zincirleri çıkarup cümle esîrlerin boğazlarına tavk-ı selâsil urup cümlesin pây-beste ve dil-haste ve giriftâr-ı bend-i belâ edüp sahrâ-yı Özü'de yatan leşlerin ve nehr-i Özü'ye gark olup batan keferelerin vücûdların sudan çıkarup kelleleri kesildi. Ve meterislerde ve meydân-ı ma‘rekede kalan lâşe-i murdârın dahi kelleleri ten-i mencûsundan cudâ olup ve bin iki yüz aded işe güce yaramaz mecrûh olan kâfirleri dahi cümle kılıçdan geçirüp baş etdiler. Ve cümle başları Özü meydânında esîr olanlara kendü kavmi başların bıçaklar ile yüzerlerken ağlaşarak,
EÇS V 62a
"Filân Hıristiyânın başıdır" deyü birbirlerine gösterirlerdi. Kimisi,
EÇS V 62a
"Kâşki biz de böyle olup esîr olmaya idik. Dahi başımıza ne hâller gelir" deyü feryâd ederlerdi. Ve feth olunan yüz yetmiş pâre şayka ve çırnıklar içinden ve meterislerde alınan ve sahrâlarda bulunup ceng ile alınan cümle mâl-ı ganâ’imleri ve sâ’ir mühimmât âvânîler ki mîrîye â’id olmuşdu, anları cümle bin iki yüz aded at arabalarına mâl-â-mâl edüp sâ’ir guzât-ı müslimînin aldığı kanı bahâsı altı bin dokuz yüz aded Kazaklardan mâ‘adâ mîrîye â’id olan on bir bin altmış aded esîr küffârın elleri bâğlı ve ciğerleri dâğlı cebe ve cevşenleri ve yetmiş nefer hatmanları ve serdâr-ı murdârları olan Krakov kralının oğlu veled-i pelîdi olan Holandiye nâm la‘în dahi kayd [u] bend-i silsile olup cümlesi arabalar üzre tahmîl olunup üç yüz altmış aded gûnâ-gûn haçlı bayrakları ve tabıl ve dankiyo ve nâkûsları ve erganon ve düdükleri ve surka tulum nâm bir mizmerdir cümle bayrakların ser-nigûn ve mün‘akis edüp sâ’ir tecemmülât-ı mehmelâtları dahi menkûp olunup her kâfir zincirleri ile boğazlarından bâğlı ve cümlenin elleri dahi beşer beşer birer araba angışlarına bâğlı âmâde oldular ve ba‘zı guzât-ı müslimîn kendü hüsn-i rızâsıyla kanı ve cânı bahâsı esîrlerin pâdişâh içün iki yüz elli aded kâfirleri ellişer guruşa satup akçesin alup anları dahi pây-beste ve dil-haste zincire urup arabalara yükletdiler. Ve cümle arabalar üzre altı bin altmış aded kelle-i bî-devletleri arabalar üzre sırıklar ile zeyn edüp âmâde oldu.
EÇS V 62a
Ve yigirmi altı pâre şâhâne toplar kim her biri münakkaş altun-misâl serâmed şâhî topları arabalarıyla âmâde etdiler. Ve sâ’ir guzât-ı müslimîn destinde olan altı bin dokuz yüz aded esîrlerinin pençâk ve öşr-i şer‘î-yi sultânîsi adl-i Ömer üzre alınup anlar dahi altı yüz seksen aded esîrler kayd [u] bend olup arabalar üzre hâzır-baş olup sâ’ir mâl-ı ganâyimle guzât-ı müslimîn muğtenim olup esîrler ile sîr oldular.
EÇS V 62a–62b
Ve cümle altı bin yetmiş aded Rus-ı menhûs tüfenglerin arabalar üzre {zeyn} etdiler ve cümle bin iki yüz aded arabaların ikişer atlarından iki bin dörd yüz at eder ve ancak 62b guzât-ı müslimînin yağma etdiğinden gayrı cümle üç bin at olup araba atlarıyla cümle beş bin dörd yüz re’s atları mîrî içün kayd-ı pây olunup üzerlerine Akkirmân ve Özü kulları binüp anlara teslîm olundu. (---) (---) (---) (---)
EÇS V 62b
Bunlardan mâ‘adâ sâ’ir meydânda kalan mâl-ı ganâ’im ve cebehâne makûlesi eşyâlar cümle Özü kal‘asına kondu. Ve bu cümle üsârâ ve mâl-ı ganâ’im ve gülle ve topları Yûsuf Kethüdâ hakîr ile Başbölükbaşı Hüseyin Ağa'ya defter ile teslîm olunup cümle Paşa sekbânlarından iki bin yiğit ve cümle Akkirmân askerinden kırk dörd bin yiğide mezkûr esîrleri teslîm edüp cümle Özü ağaları neferâtlarına tenbîh [u] te’kîd etdiler kim,
EÇS V 62b
"Sakının, gâfil {olman}. Bu esîrleri ve bu kadar mâl-ı ganâ’imleri elinizden Kazak kurtarmak içün Perezen suyu kenârında ve Dalbora nâm derede önünüz alalar. Ceng edüp mâl kurtaralar, gâfil mebâş" deyü bizlere tenbîh ederken,
EÇS V 62b
Hemân Yûsuf Kethüdâ eyitdi, "Tîz cümle Özü kulu bile atlanup, Hocabay'a varup gerü dönsünler" deyince cümle
EÇS V 62b
Özü ağaları, "Ya sultânım, sonra biz yalınız nice dönüp oradan buraya gelelim ve Özü kal‘asın nice boş koyalım. Görmez misin, hasımlarımız kapumuz dibindedir. İşidirsiz, siz gidince küffâr bu intikâmı bize komayup elbette bizi yine gelir vurur. Vallâhi nice bu esîrleri götürelim" deyü redd-i kelâm etdiklerinde hemân,
EÇS V 62b
Yûsuf Kethüdâ {eydir}: "Bire Allâh kerîmdir, ya bu kadar mâl-ı ganâ’im pâdişâhımıza vâsıl olmasın mı? Tîz silâhlanınız, yohsa vallâhi sizi şeytân alır" dedikde anlar dahi silâhlanırken hikmet-i Hudâ-yı Bârî yârî kılup {nehr-i Özü'nün} karşu tarafından bir siyâh toz evc-i âsumâna burum burum oyulkanarak ber-havâ çıkmada. Hemân sâ‘at tarfetü'l-ayn içre karşu Kılburun kal‘asına askerin ucu gelüp {göründü}. Meğer bizzât Tatar Hânı Mehemmed Giray Hân hazretleri seksen yedi bin asker ile {Kırım'dan} iki gün iki gecede imdâda gelüp ol ân kendisi bir gemiye binüp Özü kal‘asına geçdikde Yûsuf Kethüdâ ve hakîr ve cümle a‘yân-ı Özü {Hân} huzûruna varup baş urup dest-i şerîflerin bûs edüp şerefyâb oldukda
EÇS V 62b
{Hân eydir}: "Bire kişiler, gazânız kutlu olup doyum olasız" deyü kal‘a istihlâsından azîm hazz edüp cümle arabalar üzre mâl-â-mâl âmâde olan üsârâları ve mâl-ı ganâ’im ve cebehâneleri seyr [ü] temâşâ edüp,
EÇS V 62b
"Bunları Paşa efendime gönderin, ammâ gemilerle gönderseniz dahi yahşı idi, zîrâ bu yolda kâfir bu esîrleri kurtarmağa elbette katlanır" dedikde Özü kulları hemân fürce bulup,
EÇS V 62b
"Pâdişâhım, belî, biz dahi eyle dedikde bizi dahi esîrler ile ta‘yîn eylediler" dediklerinde,
EÇS V 62b
Hân eydir: "Ma‘kul olmuş. Cümleniz atlanınız. İşte ben geldim. Özü'de otururum" dedikde cümle Özü'lü hâzır olup,
EÇS V 62b
Hakîr {eyitdim}: "İşte Hânım, Paşa efendime ben müjde götürüp geldim ve yine şimdi giderim" dedikde hemân Hân tarfetü'l-ayn içre Paşa'ya bir mektûb yazup Paşa'ya koynundan bir cevâhirli sâ‘at verüp, "Evliyâm, boş gitme. şu emâneti Paşa'ya ver" deyü hakîre dahi yüz altun harc-ı râh verüp ol ân dest bûs edüp cümle Akkirmân ve Özü kulu ve Paşalı sekbân sarıca askeriyle yine
EÇS V 62b
Özü'den Akkirmân'a gitdiğimiz bildirir
EÇS V 62b
Evvelâ bism-i İlâh ile pür-silâh cânib-i cenûba üç sâ‘atde
EÇS V 62b
Nehr-i Perezen Geçidi: Hemân bu mahalle geldikde cümle tüfeng-endâzları anda hâzır olan meterislere koyup etrâf [u] eknâfa Akkirmân askerinden birer sâ‘at ba‘îd karavullar koyup ale't-ta‘cîl yigirmi pâre gemiler ve potlar ve sallar ile cümle arabaları ve esîrleri Özü askeriyle geçirüp ardı sıra Akkirmân askerin atlarıyla geçirüp yine karşu tarafda meterise girüp niçe bin Akkirmân askeri aslâ gemilere bakmayup mu‘tedil havâda tarfetü'l-ayn içre nehr-i Perezen'i yıldırup yıldırım gibi geçdiler. Andan cümle Paşalılar ve bâkî karavula giden Akkirmânlılar geçüp yine ılgar şeklinde Karadeniz kenârıyla Bahşili'yi ve Deligöli ve dahi Üçacılı'yı geçüp Acılı deresinde atlara yem kesdirirken yine halkı meterise koyup cânib-i erba‘aya ince karavullar koyup atlar yem kesince hemân andan kalkup yine cenûba Karadeniz kenârınca 15 sâ‘atde,
EÇS V 62b
Hocabay kal‘ası altında meks edüp kal‘a vîrânı altında cümle arabalar ile esîrleri anda gizleyüp yine etrâf [u] eknâfa muhkem karavullar koyup kazanlar asup aşlar yeyüp atlara yemler kesüp hemân anda yatmadan yine semt-i cenûba Dallığ'ı ve Böremoyin'i 8 sâ‘atde geçüp hamd-i Hudâ,
EÇS V 62b–63a
Menzil-i Otyarık: Bu mahalde yine tüfengler atup otlar yarık edüp anı gördük 63a üç pâre kayık gelüp yine ibtidâ hakîr geçüp Paşa hazretlerinin dest-i şerîfin bûs edüp,
EÇS V 63a
"Müjde sultânım, bin iki yüz aded at arabalarıyla bu kadar esîr ve mâl [u] menâl ve kelle ve paça ve top u tüfeng mâl-ı ganâ’im gelüp cümle Özü kulları ve beğleri dest-i şerîfiniz bûs edüp işte Yûsuf Kethüdâ kulunuzun ve Mehemmed Giray Hân seksen bin askerle dünki gün gelüp Cânkirmân'da kalup işte sultânıma mektûbları ve bir sâ‘at hedâyâsı" deyüp mektûbları verüp eyitdim:
EÇS V 63a
"Amân sultânım, iki gecedir kâfir bizi bîzâr edüp gözedirdi, ammâ basîret üzre olup askerimiz çok olduğundan bir mahalde batamadı. Amân, hemân sultânım, bu karşudaki mâl-i pâdişâhîyi ve asker-i İslâm'ı bir ân evvel bu Akkirmân'a geçirin" dedikde, cümle Akkirmân limanında olan şayka ve karamürsellerin sandalları ve Kili ve İsmâ‘îl ve Otyarık gemileri kayıkların cümle tarfetü'l-ayn içre karşuya sürüp cümle mâlları ve esîrleri evvel be-evvel anları ve andan cümle atları geçürüp kimer asker gemilerle kimer asker Yanık kal‘ası kurbunda Mayak geçidinden nehr-i Turla'yı yıldırup geçdiler. Bu mahalde Paşa eydir:
EÇS V 63a
"Evliyâm, göreyim seni. Dîn-i mübîn uğruna bu kadar arabalar ve kelleleri ve cümle esîrleri Akkirmân altına nice getirirsin. Yürü Allâh âsân getire" deyü du‘â etdikde hemân eyitdim:
EÇS V 63a
"Sultânım, biz alay ile gelirken kal‘adan toplar atılup Akkirmân halkı şâdumân olsunlar" dedikde,
EÇS V 63a
"Eyle olsun" deyüp dizdâra hitâben bir buyurdu gidüp bizler yine Akkirmân'dan nehr-i Turla'nın Otyarık mukâbelesine gelüp cümle mâl-ı ganâ’imi beri tarafa geçmiş bulup Hüseyin Bölükbaşı'yla meşveret edüp,
EÇS V 63a
Der-beyân-ı alay-ı üsârâ-yı Kazak-ı bî-îmân be-sahrâ-yı kal‘a-i Akkirmân
EÇS V 63a
Çünkim cümle küffâr arabalar üzre der-zencir hâzırlar idi. Cümlesin arabalardan indirüp beşer beşer bir yerde zincirler ile bağlı ve yetmiş aded hatmanlarının ciğeri dâğlı piyâde giderken önleri sıra {kâfirlerin} tabılhâne ve erganon ve nâkûsu ve dankiyo tulumları ve düdüklerin çalarak âmâde olup cümle bin iki yüz aded arabalarda altı bin yetmiş aded musaykal tüfengleri tezyîn olup ibtidâ Bucak Tatarı cümle kırk sekiz bin güzîde pür-silâh asker geçdiler.
EÇS V 63a
Andan Akkirmân kal‘ası kulu, andan pür-silâh Paşalı kimi yaralı ve kimi bereli ve kimi mecrûh hele anlar da ubûr edüp andan sekbân bayrakları, andan bin iki yüz at arabaları üzre mâl-ı ganâ’imlerin zî-kıymetleri ve cümle altı bin yetmiş aded tüfenglerin cümlesi arabalar üzre zeyn olup ve arabalar üzre gûnâ-gûn üç yüz altmış aded haçlı {ser-nigûn} bayraklar ve her arabada ellişer aded kâfir kellelerinden {cümle 6.000 kelle} ve nice bini tuzlu yüzülmüş kelle ile arabalar geçüp andan yigirmi altı pâre şâhâne topları arabalarıyla ubûr edüp andan on bir bin altmış aded piyâde zincirlerin sekbân ve sarıca cellâdları pür-silâh olup esîrleri keşân ber-keşân çeküp geçmede, andan yetmiş nefer hatmanları, andan Krakov kralı oğlu Holandiye nâm mel‘ûn at üzre elleri bağlı ve ciğeri dağlı ve gerdânı zincir tavklı kâfirin önü sıra cümle tabıl ve nefîr ve erganon ve nâkûs ve tulumların çalarak ubûr edüp dahi ardları sıra bir hayli Özü kulları ardları sıra Özü ağaları ve başbölükbaşı hakîr ile atbaşı berâber bir alay-ı azîm ile kâfirin haçlı bayrakların ser-nigûn ederek kal‘a-i Akkirmân altında Paşa otağında otururken huzûrundan bu tertîb üzre cümle esîr ve mâl-ı ganâ’imler geçince Paşa safâsından hakîre ve Hüseyin Bölükbaşı'ya birer hil‘at-i fâhire ve birer çelenk dahi kendü eliyle başımıza sokup,
EÇS V 63a
"Evliyâm, bunlar cümle mâl-ı pâdişâhîdir. Bunları defterinle cümle Akkirmân kal‘ası zindânına ve cebehânesine koyup inşâ’allâh sabâh bunları der-i devlete gönderelim" deyüp cümle esîrleri ve cebehâne ve mâl-ı ganâ’imleri Akkirmân kal‘asında dizdâra defter ile teslîm edüp elime hüccet-i şer‘iyye alup Paşa efendimiz huzûruna geldikde {eydir}:
EÇS V 63a
"Evliyâm, hâzır ol inşâ’allâh ale's-sabâh seni müjde ile Âsitâne-i Sa‘âdet'de sa‘âdetlü pâdişâha gönderirim" dedikde,
EÇS V 63a–63b
"El-emrü emrüküm" dedim. Ve şâmlı Alî Ağa'yı Edirne üzre Boğazhisâr'a Köpürlü Mehemmed Paşa'ya ol ân Alî Ağa'ya mektûblar ile üç yüz altun verüp gönderdi. Ve şâmlı Ensesi Yamalı 63b Halîl Ağa'yı cümle esîrler ve mâl-ı ganâ’imle Akkirmân'dan bin yiğit ve Paşalıdan bin yiğit cümle iki bin pür-silâh yiğit ile cümle esîrleri ma‘ûnât ve levâzımât [u] mühimmâtları ve niçe yüz arabacılarıyla Halîl Ağa'ya beş kîse harc-ı râh verüp Âsitâne'ye yolladı. Ertesi ale's-sabâh İslâmbol kâ’immakâmı Kör Hasan Paşa'ya ve Vâlide Sultân'a ve Kaya Sultân'a ve şeyhülislâma ve kadıaskereynlere ve'l-hâsıl yetmiş kıt‘a mektûblar ile hakîre yüz altun harc-ı râh verüp Babadağı voyvadalığı ve zahîre-bahâ emrlerin ihsân edüp,
EÇS V 63b
"Sıhhatle gelüp mutasarrıf ol" deyü du‘â-i hayrile Akkirmân'dan "Bism-i İlâh" deyüp "Tevekkülen-alallâh" diyerek var makdûrumuz sarf edüp üç hidmetkâr ve bir menzilci sekiz re’s çatal menzil bârgîrleriyle ol gün,
EÇS V 63b
şehr-i İsmâ‘îl: Anda mütevellîye Özü müjdesin edüp istirâhat ve ta‘âm yeyince atlar gelüp derhâl Tuna'yı geçüp bir dahi tekrâr Tuna'yı kal‘a-i Tulça önünde geçüp, andan bir baş soluğu,
EÇS V 63b
Menzil-i Baba şehri: Anda Bekir Ağa hânesinde sehel ârâm edüp atlar gelüp andan cehd-i ihtimâm ile nısfu'l-leylde,
EÇS V 63b
Kasaba-i Hacıoğlu bâzârı: Anda sabâha dak yatup ba‘de salâti'l-fecr Pıravadi'den hemân atlar alup durmadan Çenge balkanın aşup yine nısfu'l-leylde,
EÇS V 63b
Menzil-i kasaba-i Kırkkilise: Anda sehel bârgîrler gelince ârâm edüp sehel ta‘âm yeyüp atlara binüp "Bireh bireh hay koma gitdi" deyüp hırâş-ı cân çekerek dördüncü günde vakt-i kuşlukda,
EÇS V 63b
Belde-i tayyibe, ya‘nî hamâhâllâh kal‘a-i Kostantiniyye içre Kaya Sultân'a vusûl bulup mektûbların verüp andan kapu kethüdâmız Zühdü Efendi'ye nüzûl edüp andan evvel ân Kâ’immakâm Kör Hasan Paşa'ya varup selâm verüp yeden bi-yedin mektûbları verüp,
EÇS V 63b
"Sultânım, Melek Ahmed Paşa karındaşınızdan ve Özü kal‘asın kâfir muhâsara edüp yedi gün yedi gece ceng etdiğimizden sonra dörd gündür kal‘a kâfir elinden halâs olup Özü'den müjde ile Akkirmân'da Paşa'ya bu kadar bin baş ve diller ve kap[u]danlar ve hatmanlar ve cebehâneler ile Melek Paşa efendime geldim. Anlar dahi bu kadar kelle ve kapudanlar müjdesiyle hakîri cenâb-ı şerîfinize gönderüp dördüncü günde geldim" dedikde,