EÇS V 69b
Ol gün kal‘aya amân u zamân vermeyüp azharun mine'ş-şems asâkir-i İslâm'ı meterise döküp cânib-i erba‘asın yedi vezîr ve yigirmi aded mîr-i mîrânlar ve yetmiş aded tabl [u] alem sâhibi sancak ümerâları ve yüz on aded alaybeğleriyle Yanova kal‘asın kat-ender-kat kuşadup gece ve gündüz sademât-ı top-ı kûplar ile yedi yerden döğüp âhirü'l-emr sene (---) târîhinde kal‘a-i Yanova feth olduğu târîhidir. Be-dest-i Köpürlü Mehemmed Paşa-yı sadrıa‘zam.
EÇS V 69b
Târîh-i feth-i Yanova (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 69b
Hemân ol ân vezîria‘zam kal‘ayı ta‘mîr ü termîm edüp içine yigirmi oda yeniçeri ve topçu ve cebeci ve yigirmi bin asker ile içine ibtidâ (---) paşayı muhâfazacı koyup cemî‘i mühimmât [u] levâzımât-ı kal‘ayı kemâkân görüp ordu-yı İslâm'da dellâller nidâ eder kim,
EÇS V 69b
"Her kime dirliği lâzım ise ardım sıra gelüp Kâsım ulûfesin Kâğızhâne'de alsın" deyüp ılgar ile Yanova'dan İslâmbol'a geldikde Melek Ahmed Paşa ile mükellef alay edüp Köpürlü'ye istikbâle çıkup Dâvûdpaşa kurbunda iki vezîr-i dilîr birbiriyle buluşdukda,
EÇS V 69b
Köpürlü vezîr eydir: "Bürâder şu sizin Abaza Hasan Paşa biz gazâda iken kâfire ey imdâd edüp bizi acele ile ey getirmedi mi?" deyince,
EÇS V 69b
Hemân Melek Paşa eydir: "Ey sultânım, niçün 'sizin Hasan' dersiz? Ol şimdi kâfirden eşedd olup me’mûr olduğu cihâd-ı fî-sebîlillâha gitmedi. Anın katli şer‘an ve ana tâbi‘lerin cümle katlleri helâldir. Hemân üzerine sefere çıkalım" dedikde (---) (---) hemân,
EÇS V 69b
Köpürlü eydir: "Ya Hasan sizin âşîretinizden Abaza'dır. Üzerine sefer eder misiz?" dedikde,
EÇS V 69b
Melek eydir: "Eğer fermân-ı pâdişâhî olursa Vallâhi şimdi Üsküdar'a geçerim" dedikde,
EÇS V 69b
Köpürlü cihân kadar hazz edüp, "Bürâder, inşâ’allâhu Te‘âlâ ol âsîlerin yakın zamânda başları Der-i devlet'e gelir. Bu niyyete el-Fâtiha" deyüp at başı berâber alay-ı azîm ile {Dâvûdpaşa sarâyında sa‘âdetlü pâdişâha buluşduklarında anda sehel müşâvere olup yine Dâvûdpaşa'dan deryâ-misâl asker ile pâ[di]şâh-ı âlem-penâh dahi} tâ Kâğızhâne sahrâsında otağ-ı Âsaf-ı Berhıyâ'ya varup {meks etdikde} ba‘de't-ta‘âm Melek Paşa yine Köpürlü'den me’zûn olup alay-ı azîmile sarâyına gelüp karâr-dâde olup ol ân Köpürlü vezîr ulûfe çıkarup ol gün ol gecede yedi bölük sipâhîye ve cemî‘i mevcûd olan kullara meş‘aller ile ulûfe verilüp devr oldukda defter-i pâdişâhî kapanup cümle Hasan Paşa yanında bulunan ve dahi Köpürlü'yle Yanova gazâsında bulunup gözü görüp ma‘lûmu olan âdemler seferden Kâğızhâne ulûfesine gelmedikleri ecilden Hasan Paşalı bahânesiyle yigirmi bin altmış altı aded sipâh ve dokuz bin aded yeniçeri ve cebeci ve topçu ve'l-hâsıl kırk bin asker-i İslâm'ın esâmesi çalınup ertesi gün,
EÇS V 69b
Beşiktaş'dan Üsküdar'a geçüp Hasan Paşa-yı Celâlî üzre sefer tedârikin beyân eder
EÇS V 69b–70a
Bâ-fermân-ı şehriyârî cemî‘i Âl-i Osmân askeri Üsküdar sahrâsında hayme vü hargâhlar ile meks edüp Anadolu vilâyetlerinde ne kadar Âl-i Osmân'ın eyâletleri vezîrleri ve mîr-i mîrânlara ve sâ’ir ümerâlara ve cemî‘i kadılara Hasan Paşalı katliyçün nefîr-i âm hatt-ı şerîfleri cemî‘i Memâlik-i Mahrûsa-i Âl-i Osmân'a emr ü fermânlar pârekende ve perîşân olup cümle Kürdistân askerine Diyâr 70a bekir eyâletiyle Murtazâ Paşa serasker oldu. Ve Erzurûm eyâletiyle Gürcistân ve Ahıçka ve Kars ve Tırabuzan ve Van askerlerine Gürcî Mustafâ Paşa serdâr olup anlar deryâ-misâl asker ile Murtazâ Paşa üzre gelmede. Kara Hasan Paşa da kırk bin güzîde âteş askerle Üsküdar üzre varmada. Tâ ki Karaman eyâletinde Ilgın nâm sahrâda iki İslâm askeri deryâ-misâl birbirlerine mukâbil olup bir mukâtele olmuşdur kim hubût-ı Âdem'den berü Âl-i Emeviyyûn'dan Abdullâh ibn Mervân bile böyle dilîrâne Rüstem-i Restâne-misâl {ceng} etmemişdir ve görülmemişdir.
EÇS V 70a
Âhir meydân-ı şecâ‘at ve zafer-i me’ser bi-emr-i Hayy-i Kadîr Hasan Paşa'ya kalup Murtazâ Paşa ve Gürcî Mustafâ Paşa'lıdan niçe bin aded bî-günâh âdemler hâke güm olup Murtazâ Paşa'nın ol zer-ender-zere gark olmuş pençe-i âfitâb-ı duhter-i pâkîze ahterler kim her biri cemî‘i zamân âfitâb-ı âteş-tâbda pinhân olmuşken ve nâz u na‘îm ve ni‘met-i nefîse ile perveriş olmuş Nefîse Bula ve Sitimâh Bula ve Mihrimâh Bula ve Dilcân Bula ve Canizâr Bula nâm yetmiş aded cevârîler kim her biri birer Rûm harâcı {değer} hûrî-misâl bintânların cümlesi sekbân ve sarıca haşerâtlarının destlerine {mezkûr câriyelerin} girîbânları girüp baş kabak ve yalın ayak başlarından tâc ve eyinlerinden hulle ve pâlarından halhalları ve gûşlarından mengûşeleri gidüp gûyâ cennetden uryân çıkan Havvâ anamıza döndüler kim her bir duhterin girîbânları çâk, ammâ rahim yakaları cak olmayup her biri izz u vakâr ile mezkûr kızları huzûr-ı Hasan Paşa'ya sekbân ve sarıcalar getirince,
EÇS V 70a
Hasan Paşa eydir: "Bire Murtazâ Paşa ayıb değil midir kim yiğit olasın. Bir nefsün belâsıyçün bu kadar fâhişe ordu-yı İslâm'da taşıyup böyle rüsvâ-yı âm olasın" deyüp,
EÇS V 70a
Hasan Paşa eydir: "Tîz şahbâzlarım, bu anda bu cevârîlerin esbâb [u] eskalleri ve halhalları ve bilezikleri ve donların veresiz" dedikde cümle kızların esbâbların getirüp geydirdiklerinde hemân Hasan Paşa merdlik edüp cümle câriyeleri taht-ı revânları ve tavâşî ağaları ve ba‘zı esîr olmuş kapucubaşılarıyla esbâbları ve katarların verüp yanlarına on bayrak sekbân koşup her bir kızlara ve tavâşîlere belağan mâ-belağ ihsânlar edüp Murtazâ Paşa'ya,
EÇS V 70a
"Eyle olur bürâder cân u baş kurtarmak hâlidir, size ve bize böyle olur" deyü mektûblar gönderüp niçe bin gûne özrler diledi, ammâ Murtazâ Paşa cây-ı amân deyü {Afyonkarahisârı'na andan} Haleb kal‘asın buldu.
EÇS V 70a
Ve Gürcî Mustafâ Paşa dahi cân ve başıyla kaçarak Afyonkarahisârı'n kân-ı mekân eyleyüp iki vezîr-i âlîşân ve yigirmi iki aded mîr-i mîrân-ı Âl-i Osmân cümlesi uryân u büryân ve giryân u nâlân dağlara düşüp ancak piyâde cân kurtardılar.
EÇS V 70a
Bu Mustafâ Paşa'dan mâ‘adâ cümle vüzerâ ve ümerâlar ve gayrı asâkir-i İslâmlar cümle Haleb kal‘asına firâr edüp kapandılar kim Çelebi Hasan Paşa'dan halâsa mukayyed olalar, ammâ öte tarafda Hasan Paşa ise iki serdâr-ı mu‘azzam vezîrin ve yigirmi iki aded mîr-i mîrân ve sâ’ir ümerâların ve seksen yedi bin askerin cümle mâl-ı Karûn'uyla Hasan Paşa kenz-i dahme-i Efrâsiyâb'a mâlik olup Hasan Paşa'nın bir şütürbânı bir köçeğe mâlik değil iken ikişer üçer çifte köçeğe ve birer ikişer katar köşke mâlik şerîf ağa oldular.
EÇS V 70a
Ve seyis ve harbendeleri ve akkâm ve meş‘alcileri ve cerge ve katar u mehâr ve zırh [u] zereh-külâh ve bâr [u] büngâha mâlik olup gûyâ leyle-i Kadr'e uğrayup nicesi şâdmerk oldu, ammâ Murtazâ Paşa askeri ve Gürcî Mustafâ Paşa askeri bir habbeye ve bir cübbeye muhtâc ve ac u zâc olup dağlarda niçe gün Hasan Paşa'lı havfinden her biri ot otlayarak birer tarîk ile dâr [u] diyârlarına firâr edüp niçe yüğrük atlı olanlar at başın Üsküdar'da Köpürlü Mehemmed Paşa otağında çeküp soluk aldıkda nice bozulup nice kırıldıkların ve cümle vüzerâ nice firâr etdiklerin Köpürlü'ye nakl etdiklerinde Köpürlü-yi müdebbir,
EÇS V 70a
"Bu haber şâyi‘ olmasın" deyü feryâda gelen âdemleri haps etdi, ammâ yerin kulağı vardır.
EÇS V 70a–70b
Ertesi gün "Hasan Paşa Murtazâ Paşa'yı ve Gürcî Mustafâ Paşa'yı seksen yedi bin asker ile cümle amân u zamân vermeyüp kırmış. İşte Hasan Paşa yüz bin sekbân ve sarıca ile bu Üsküdar'a geliyormuş" deyü bir güft [u] gû olup Üsküdar içre âdem deryâsı çalkalanup İslâmbol'a firâr etmeğe kırk elli guruşa kayık bulunmayup Köpürlü kayıkları yasak edüp, ol gün Melek Ahmed Paşa efendimize ve Boynueğri Mehemmed Paşa'ya fermânlar gidüp cümle askerler ile Üsküdar'a geçüp Ağaçayırı ve Kadıköy ve Bulgurlu ve Çamlıca dağı eteklerinde handaklar kazup ve tabyalar 70b düzüp ve yedişer kat meterisler kazup cümle yeniçeriler ve paşaların sekbân u sarıcaları meterise girdikleri gün sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlî-câh sa‘adetle yigirmi bin aded güzîde bostâncı ve on iki bin kendü sarây-ı hâs askeriyle Üsküdar'a geçüp Sarây-ı Üsküdar'da meks edüp Kayışbınarı Kocaeli yolları ve Bostâncıbaşı köprüsü nâm yollara ince karavullar koyup cümle eyâlet {hâkimlerine} Hasan Paşa üzre varup ceng etmeleriçün mü’ekked evâmir ve hatt-ı şerîfler gitdi.
EÇS V 70b
Ammâ beri tarafda Üsküdar'da cümle asâkir-i İslâm'ın Hasan Paşa havfinden durmağa iktidârları olmayup gün be-gün "Geldi, geldi, basdı basdı" dimeden berî olmak içün âhir Üsküdar'dan cümle asâkir-i İslâm sa‘âdetli pâdişâhı alup hâh-nâ-hâh İslâmbol'a geçirip Üsküdar'ı hâli üzre kodular.
EÇS V 70b
Ammâ öte tarafda Hasan Paşa günden güne şîrînleyüp başına deryâ-misâl asker cem‘ {edüp} memâlik-i mahrûseleri urmada ve yakup yıkmada. Ve re‘âyâ vü berâyâ üzre konup sekbân u sarıca haşerâtları bu kadar ibâdullâhların mâlları ve evlâdların alup gûnâ-gûn nâ-şer‘î eziyyetler edüp âhir-i kâr bu kadar eziyyetden sonra niçe yüz bin re‘âyâ vü berâyâ bu hâli görüp cevr u cefâ-yı nâ-hemvâra tâkat getiremeyüp cemî‘i Anadolu ve Karaman ve Mar‘ayş ve Sivas eyâletlerinin ahâlîleri eküp biçmeği ve yeyüp içmeği şehirlerinde bırağup götürmede yenli ve bahâda ağır zî-kıymet mâlların ve ehl [u] ıyâllerin alup kimi diyâr-ı Acem'e ve kimi Bağdâd çölüne ve kimi Erzurûm yoluna vilâyet vilâyet gidüp el vilâyet perîşân ve pârekende olunca Hasan Paşa askeri içre bir kaht [u] galâ-yı azîm oldu kim gûyâ Mısır'da kaht-ı Yûsuf oldu.
EÇS V 70b
Der-beyân-ı kâr-ı ahvâl-i Celâlî Hasan Paşa
EÇS V 70b
Bu Hasan Paşalı içre kaht [u] galâ olduğundan hâlleri perîşân olup kankı diyâra gideceklerin bilmeyüp,
EÇS V 70b
"Gâh Mar‘ayş ve gâh Adana ve gâh Kayseri'de Göksun yaylası" deyü serseri gezerken Âsitâne-i sa‘âdet tarafından mezâhib-i erba‘adan fetvâ-yı şerîfler ile evâmir-i şerîfler ile cemî‘i eyâletlere ve sancaklara ve kazâlara Hasan Paşalı katliyçün nefîr-i âmlar gelüp,
EÇS V 70b
"Mâlları sizin, ancak cümle celâlînin başları bizim" deyü fermân-ı şehinşâhîler sâdır olunca el-azametullâh Türk tâ’ifesinin ellerine böyle fursat girince ata, dona kâdir olan ve olmayup eğri demirin eline alup piyâde pür-silâh Etrâk tâ’ifesi Hasan Paşalının ardları sıra sarp dağlara girüp Hasan Paşa'nın dağda ve taşda ota ve otluğa ve bir iki konak ba‘îd zahîreye gidenleri ve "Hasan Paşalıdır" deyü niçe tüccâr tâ’ifesin ve'l-hâsıl çatal Osmânlı sarıklı ve atları na‘llı ve kıyâfetleri belli eli tüfengli ve belleri vezneli ve kaba bıyıklı âdemleri kıra kıra tamâm edüp günden güne {dahi} kış gelüp lâ-mekân bî-mekân bini iki bini bir tarafa zahîreye gitmeğe iktidârları kalmayup günden güne etrâf [u] eknâfların cânı acımış re‘âyâ vü berâyâ ile münhezim olmuş asker-i firâvân ihâta etmede, ammâ bu minvâl üzre Hasan Paşalının da duracak ve oturacak ve sığınacak ve yatacak ve zemistândan kanacak bir cây-ı menâs yerleri kalmayup askeri ve kendisi aç bî-çâre Hasan Paşa neylesün? Askere muhtâc âhirü'l-emr hâne berdûş gezmeden ve ac u zâc ve bir hınta ve şa‘ire muhtâc olup cihân başlarına dar oldu. Mâl-ı metâ‘ çok, ammâ yenir mi? Yiyecek yok. Havf u haşyet ve renc [ü] anâ çok.
EÇS V 70b
Âhirü'l-emr hemân bir gün kırk yedi bin aded celâlîlerin eşbehlerinden dörd vezîr-i a‘yân ve sekiz mîr-i mîrân ve yüz yetmiş alaybeğleri ve üç yüz aded sipâh kethüdâyerleri ve altı yüz aded yeniçeri serdârları ve iki yüz yetmiş bayrak sekbân ve sarıca bölükbaşıları ve sâ’ir melâ‘în ve müfsidîn iş erleri hemân huzûr-ı Hasan Paşa'ya bi'l-muvâcehe gelüp gûnâ-gûn şutûm-ı galîzeler ile ve "Bire gidi Kazak" lafzı ile eyitdiler kim,
EÇS V 70b–71a
"Bire gidi kâfir Abaza, sen bizim bâzû-yı kuvvetimizle Âl-i Osmân'ın Ilgın şehri altında üç vezîrden ve yigirmi iki aded beğlerbeğisi ve sâ’ir ümerâları ve seksen yedi bin askeri bizim sebebimizle bozup on Mısır hazînesi mâl-ı Karûn'a mâlik olup ve niçe bin aded at ve katara ve sâ’ir âlet-i silâh ve serâperdelere ve cebehâne ve sâ’ir mâl-ı ganâ’ime mâlik olup bizi ve atlarımızı ve tevâbi‘ [u] levâhiklerimizi bugünkü günde bu kılıç gibi gelmiş kışda açlıkdan bizi kırarsın" diye diye Hasan Paşa'yı cânından bîzâr etdiler. Hemân Hasan Paşa-yı pür-zâr Sarı Ken‘ân vezîri ve Tayyaroğlu vezîri ve Musli Paşa vezîri ve Cân Mirzâ Paşa'yı ve Alî Mirzâ Paşa'yı ve şâtır karındaşı Abaza Hasan Paşa'yı 71a ve Hâdım karındaşı ve Tatar Ahmed'i ve Bektaş Ağa Ömer'in ve Başka Vâdî ve Vehhâb Kadı ve Kudde Çerkezini ve şâm Ağası Kör Abdüsselâm'ı ve Kadrî Ağa'yı ve Kürd Osmân (---) (---) (---) (---) (---) (---) ve niçe bunun emsâli iş görmüş paşaları ve ağaları Hasan Paşa huzûruna çağırup bu mezkûr umûr-dîde âdemler ile meşveret edüp,
EÇS V 71a
"Ağalar, beğler ve birbirinden yeğler, vezîrler ve kardaş ve yoldaş ve sırdaş başdaşlar, bugün gördünüz mü bu bizim levendâtlar benim yüzüme karşu ne söylediler? Allâh'dan revâ mıdır? Bu hakârete kim tahammül eder? Ben bugünkü gün anların veliyy-i ni‘amları değil miyim? Bu hâl üzre hâlimiz neye müncer olur? Mâlımız şükür Allâh'a çok, ammâ aşımız ve işimiz ve eşimiz yok. Cümle cihân halkı hâlâ bize düşman. Eşimiz yoldaş, sırdaş, hâldaş kardaşlarımız dahi bugünkü gün görün bize rû-be-rû ne gûne zebân-dırâzlık etdiler" dedikde, hemân,
EÇS V 71a
Kürd Osmân eydir: "Vallâhi Sultânım, anları da ta‘[y]îb etme kim cânlarından bîzâr olup atları ve kendüleri açlıkdan öldüler" denildikde, hemân,
EÇS V 71a
Tayyaroğlu eydir: "Buna tedârik, cümle asker ile yap yap Kilis ve Azez ve A[yı]ntâb ellerine varalım. Bir zamân anda sevâhil görelim. Eğer anda dahi yine bu askerimiz ta‘n-âmîz sözler söylerlerse hemân bir gün cenâbınız darılup ‘sizin derdinizden Murtazâ Paşa'ya dahl düşüp Haleb'e düşerim’ deyüp beş altı yüz âdemle cenâbınız ve beş altı yüz âdemle hakîr ve beş altı yüz yiğit ile Ken‘ân Paşa karındaşımız ve Musli Paşa karındaşımız ve Ferhâd Paşa ve Deli Gürcî Dilâver Paşa ve Cân Mirzâ Paşa ve Alî Mirzâ Paşa ve (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) ve'l-hâsıl cümle paşalar ve beğler ile Kilis ve Azez ve Ayıntâb altına varalım. Murtazâ Paşa ve Kadrî Paşa ve Dutsak Alî Paşa ve Çetrefilzâde Hüseyin Paşa ve (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---).
EÇS V 71a
Ve'l-hâsıl derûn-ı Haleb'de mütehassın olan paşalar ile haberleşüp,
EÇS V 71a
‘El bizim ve etek sizin’ deyü dahl düşme haberin gönderelim.
EÇS V 71a
Görelim, ‘gel’ derler mi ve demezler mi? Yohsa bu sekbân u sarıca ve çalıcı mehterleri ve aşcıların derdlerin çekmeden ise ölmek yeğdir.
EÇS V 71a
Hele bir kerre bu nezâketle Haleb'e girelim. Olmaya illâ hayr" deyüp Haleb'e âdemler gönderirler.
EÇS V 71a
Bu re’y [u] tedbîri müstahsen görüp nefîr-i rıhletler çalınup tuğlar Ayıntâb'a varır. Andan ale's-sabâh tuğlar kıble çölüne doğru çekdikde hemân yine Hasan Paşa askeri hücûm edüp Paşa'nın dizginine yapışup,
EÇS V 71a
"Gidi Kazak, bu çöl [ü] çölistânın neresine gidersin?" deyü feryâd etdiklerinde derhâl Hasan Paşa mukaddemâ meşveret-i ma‘hûde üzre sarıcalara ve çalıcı mehterlere eydir:
EÇS V 71a
"Bire hey kâfir gidiler, sizin sözünüzle Yanova seferine gitmeyüp sizin derdinizden âhir âsî {oldum ve} ikide birde ‘bizim kuvvetimizle bu kadar mâl sâhibi oldun’ deyü başıma kakarsız. İşte mâl [u] menâl başınızda pârelenüp irte kalsın. İşte biz sizin ta‘nınızdan Haleb'e gidüp başımı Kara Murtazâ Paşa'ya vermeğe giderim. Emr Allâh'ındır. Dün doğdum, bugün ölürüm. Beni isteyen kardaşlarım gelsin" deyü dahi Haleb'de Murtazâ Paşa'dan haber gelmeden hemân Hasan Paşa üç vezîr ve yedi beğlerbeği ve niçe iş görmüş âdemler ılgar ile Haleb'e karîb vardıkda,
EÇS V 71a
{Kavm-i avânın Hasan Paşa'ya eyledikleri âkıbet-endîş pendnâmeleridir}
EÇS V 71a
Hasan Paşa'nın hayırhâh-ı devlet olanların ağır yırtup iş görmüşlerinden ba‘zı bölükbaşılar eydirler: