EÇS V 88b
Evsâf-ı sahrâ-yı bî-kıyâs, ya‘nî hâmûn-ı Manyas {ve buhayre-i mâ-i İlyâs}
EÇS V 88b
Bânîsi Hallâk-ı âlem Sannâ‘-ı Lem-yezel Perverdigârdır, ammâ Manyas sahrâsı ismiyle müsemmâ olmasının vech-i tesmiyesi oldur kim gölünün ibtidâ tulû‘u (---) tarafında İlyâs bunarından tulû‘ etdiğiyçün "mâ-i İlyâs"dan galat kavm-i Yörükân-ı Türkân "Manyas gölü" derler.
EÇS V 88b
Dâ’iren-mâdâr cirmi (---) fersah yerdir, lâkin ol kadar derin değildir. Âb-ı hayâtdan nişân verir bir mâ-i İlyâs'dır. İçinde alabalık ve turna balığı ve yılan balığı (---) (---) (---) (---) ve gûnâ-gûn simâk-i nefîseler sayd olunur. Mîrî mâl verir başka sayyâdları vardır. Herkes hazz-ı nefsi ve kâr [u] kisbiyçün balık şikâr edemezler.
EÇS V 88b
Ve dahi vakt-i şitâda bunda olan kaz ve ördek ve angıt ve kuğu ve karabatak ve bozbakkal ve sürhâb ve yeşilbaş ve martı ve saka kuşu ve gayrı niçe yüz elvân hûş [u] tuyûr ile bu buhayrede mâl-â-mâl oldukda her gece kuğu ve kaz ve angıt sadâsından ve kanatları şakırdısından sahrâ-yı Manyas lerzenâk olur. Bu murgânların dahi avcıları mîrî mâl verirler, maktû‘dur.
EÇS V 88b
İbret-nümâ-yı sırr-ı garîbe vü acîbe: Bir sırr-ı İlahîdir kim bu kâra akıllar çâk âdetullâh eyledir kim su âteşin zıddıdır. Âteş üzre su döksen âteş söner, ammâ hikmet-i Hudâ bu Manyas gölünde hâsıl olur bir gûne pembe kökü-misâl kav biter. Su içinden koparup çakmak taşı üzre koyup çakmak demiriyle ursan bi-emr-i Hayy-ı Kadîr sudan çıkmış yaş şeyden âteş zâhir olup tütün yakmağa ve her şey’e istîmâl olunur, ammâ mezkûr kavı kurudup çaksan âteş dutmaz. Meşhûr-ı âfâk bir gûne kavdır. Arapça
EÇS V 88b
Ve bu Manyas gölünün kenârlarında serâmed sazları hâsıl olup bu buhayre etrâfında olan re‘âyâ vü berâyâ ol sazları mevsiminde koparup ve terbiye etdikden sonra gûnâ-gûn münakkaş hasırdan seccâdeler ve mak‘adlar ve döşemeler dokurlar kim âdem hayrân olur.
EÇS V 88b
Ve bu Manyas gölü kurbunda Bolcaağaç nâm bin hâneli köyde haftada bir bâzâr-ı azîm durup Tire ve Mağnisa ve Balıkesri ve Karesi ve Kirmastı ve (---) şehirlerinden kırk elli bin cân cem‘ olup germâ-germ bey‘ ü şirâlar olup cemî‘i zî-kıymet metâ‘lar anda bî-kıymet bulunur. Andan cânib-i garba (---) sâ‘atde,
EÇS V 88b
Evsâf-ı cây-ı bostân kasaba-i Gönan
EÇS V 88b
Zamân-ı Rûm'da ulu imâristân imiş. Hâlâ ol kadar âsâr-ı binâları yokdur. Bursa krallarının eşbehi Mihâliçse nâm kralın saydgâhı ve teferrücgâhı bir şehr-i müzeyyen imiş. Ba‘dehû sene 735 târîhinde Orhân Gâzî'ye itâ‘at edüp ba‘dehû Timur kavmi harâb etdiler. Vech-i tesmiyesi oldur kim (---) (---) (---) (---) anıniçün Gönan derler.
EÇS V 88b
Bursa sancağı hâkinde (---) tarafından hâkimi var ve (---) (---) kazâsıdır. şehri bir vâsi‘ (---) bâğlı ve bâğçeli âb [u] havâsı latîf yerdir.
EÇS V 88b
Ve cümle (---) aded ma‘mûr u müzeyyen tahtânî ve fevkânî cümle kiremit örtülü büyût-ı zîbâlardır. Serdârı ve kethüdâyeri (---)
EÇS V 88b
Ve cümle (---) aded mihrâbdır. (---) (---) (---) (---) mâ‘adâsı mesâcidlerdir. Halkı ekseriyyâ Yörükândır. Ermeni ve Rûm re‘âyâları vardır. (---) (---) (---) (---).
EÇS V 88b
Ve cümle (---) aded hânları vardır ve hammâmı var (---) (---) ve cümle (---) aded müfîd ü muhtasar dükkânları vardır, ammâ gayrı imâristânı yokdur, lâkin bâğı ve bâğçesi gâyet çokdur.
EÇS V 88b–89a
Menzil-i Güvercin köprüsü: Bir çınaristân 89a dere içre Koca Murâd Hân-ı Evvel binâsı üç göz cisrdir. Andan kalkup yine cânib-i garba, hünkârımız sayd [u] şikâr ederek (---) sâ‘atde,
EÇS V 89a
Evsâf-ı kal‘a-i bî-bekâ, ya‘nî kasaba-i Dimetoka
EÇS V 89a
İbtidâ bânîsi Kaydefa avrat oğlu Dimo Kral'dır. Andan sonra Bursa krallarından Duka Ban nâm be-nâm binâ edüp dahi tevsî‘ edüp iki kral-ı dâl binâsı olmağile Dimoduka derlerdi. Ba‘dehû 735 senede Gâzî Orhân oğlu Süleymân Paşa feth edüp galat-ı meşhûr evlâ olmağile tahfîf-i kelâm edüp Dimetoka dediler.
EÇS V 89a
Anadolu eyâletinde (---) sancağı hükmünde (---) (---) tarafından hâkimi var. Serdârı ve sipâh kethüdâyeri (---) (---) sâkindir ve hâlâ kal‘ası (---) (---) cümle imâristân-ı şehir hâneleri (---) aded vâsi‘ yerde bâğlı ve bâğçeli ve çemenzârlı yere vâki‘ olmuş ma‘mûr kasabacıkdır. Hâkim-i şer‘i yüz elli akçe pâye ile kazâdır, lâkin (---) sâkindir.
EÇS V 89a
Câmi‘i (---) (---) ve mesâcidleri ve hânları ve hammâmı, mekteb-i sıbyânı var, ammâ medrese ve dârü'l-hadîs ve dârü'l-kurrâları yokdur. Ancak bir Türkistân kasabasıdır. Re‘âyâsı Yörükân ve Rûm ve Ermenilerdir ve cümle (---) aded müfîd ü muhtasar çârsû-yı bâzâr dükkânları vardır.
EÇS V 89a
Evsâf-ı zemîn-i Bay Boğa, ya‘nî kal‘a-i Karabiga
EÇS V 89a
İbtidâ bu zemîni feth eden Sultân Alâ’eddîn'in ümerâlarından Bay Boğa nâm bir be-nâm kimesne Âl-i Osmân'ın cedd-i ızâmı Ertuğrul Beğ ile bu yerleri feth edüp cây-ı menâs etdiklerinde Karaman halkı bu yerlere Bay Boğa kal‘ası derlerdi, ammâ Rûm keferesi destinde iken ismi Kalopiga derlerdi, ya‘nî Eyi (---) dimekdir.
EÇS V 89a
Ba‘dehû sene 766 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Evvel, ya‘nî Gâzî Hudâvendigâr ibn Sultân Orhân Rûm keferesi elinden kuvvet-i bâzû ile feth ederken usret çeküp ba‘de'l-feth câ-be-câ yerlerin münhedim etmişdi ve ibtidâ fâtihi Kara Biga Bay ismiyle müsemmâ idi. Yine anlar da Kara Biga Bay dediler. Tahfîf-i kelâm edüp "Bay" lafzın kaldırup hemân Karabiga nâmıyla ma‘rûf bir şehr-i mevsûfdur.
EÇS V 89a
Hâlâ kal‘ası harâbca bir (---) yerde şekl-i müseddes köşe köşe bir sa‘b ve rıhtım şeddadî binâdır. İç el olmak ile dizdârı ve neferâtları ve cebehânesi yokdur.
EÇS V 89a
Hâlâ kanûn-ı Süleymân Hân tahrîri üzre Deryâ kaleminde Kapudan Paşa hükmünde hâkimi sancakbeğidir. Taraf-ı pâdişâhîden beğinin hâssı 213.088 akçedir. Beş yüz aded cebelüsü ile sefer eşer ve erbâb-ı zu‘amâsı 6 ve erbâb-ı tîmârı 14. Başka alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşısı var. Cümle cebelüleri ile altı yüz asker olurlar. Bir hâkimi dahi yüz elli akçe kazâdır ve nâhiyesi cümle (---) aded kurâlardır. Müftî ve nakîbüleşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı ve yeniçeri serdârı ve sipâh kethüdâyeri ve muhtesibi ve subaşısı vardır.
EÇS V 89a
şehri bir alçak dağ eteğinde bir vâsi‘ öz içinde bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr u müzeyyen kasabadır. Cümle (---) aded tahtânî ve fevkânî kâr-ı kadîm kârgîr binâlı cümle kiremit örtülü büyût-ı ma‘mûrelerdir.
EÇS V 89a
Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ çârsû içinde (---) (---) câmi‘i kurşum örtülü cemâ‘at-i kesîreye mâlik câmi‘-i kadîmdir.
EÇS V 89a
Bunlardan mâ‘adâ mahalle mescidleridir ve medrese-i Leysîzâde, ammâ dârü'l-hadîs dârü'l-kurrâ-yı mahsûsası yokdur ve cümle altı aded mekteb-i sıbyân-ı püserânları vardır ve cümle (---) aded tekye-i Halvetî ve Kâdirî ve Bektaşiyân âsitâneleri var.
EÇS V 89a
Ve cümle (---) aded mükellef ü mükemmel mihmân-sarây-ı tüccârân-ı berr ü bihâr hânları vardır. (---) (---) (---) (---)
EÇS V 89a
Ve cümle (---) aded hammâmları var, ammâ Leysîzâde Efendi hammâmı gâyet hoş-havâ ve kâr-ı kadîm hammâm-ı rûşenâdır kim cemî‘i kubbe-i nüh-tâk-ı tumturâk revâklarından bir katre arak damlamaz meşhûr-ı âfâk hammâm-ı tâk-ı revâkdır.
EÇS V 89a
Ve cümle (---) aded esvâk-ı sultânîsinde her hırefden mevcûd dükkânları vardır, ammâ bezzâzistânı yokdur.
EÇS V 89a
Netîce-i kelâm cemî‘i imârât ebniyeleri ile ârâste ve cemî‘i bâğı ve bâğçeler ile pîrâste olup her şey mevcûd bir şehr-i ma‘hûddur.
EÇS V 89a–89b
Ve ahâlîsi kavm-i Etrâk'dir ve kavm-i Yörükân'dır, lâkin gâyet salâh-ı hâl ile müte‘ârif garîbü'd-diyâr muhibb-i hânedân sâhibi âdemleri var kim ekseriyyâ esbâbları çuka ve elvân lekfûrî bez haftân geyerler. Zenâneleri beyâz ızâr bürünürler, ammâ çârsû-yı bâzârda aslâ bir avrat yokdur. 89b
EÇS V 89b
Karabiga'nın âb [u] havâsının letâfetinden mahbûbu ve mahbûbesi çokdur.
EÇS V 89b
Memdûhâtından bâğ u bâğçesinde unnâb ağacı cihânı dutup unnâb meyvesi meşhûrdur. Anıniçün bu şehirde hünâm marazı ve boğaz ve ağız ağrısı inhidârı olmaz, zîrâ bu gûne emrâz-ı muhtelifelere kuru unnâb suyu ve dud şerbeti gâyet nâfi‘dir.
EÇS V 89b
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı Karabiga: Evvelâ şehir hâricinde cebbâne-i hâmûşân içre,
EÇS V 89b
Ziyâretgâh-ı Leysîzâde: Musannif ve mü’ellif sulehâ-yı ümmetden kimyâ-yı iksîr-i a‘zam sâhibi sâhibü'l-hayrât bânî-i imârât ile mevsûf ve ma‘rûf kimesne idi.
EÇS V 89b
Karye-i Çavuş: Câmi‘i ve hânlı ma‘mûr müselmân köyüdür. Andan yine taraf-ı garba,
EÇS V 89b
Menzil-i Çınarlıdere: Bir çınaristân içre cümle asâkir-i İslâm meks etdiler. Andan yine semt-i garba,