İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS V 111b
olup Bosna'dan ma‘zûl Semendire sancağına mutasarrıf olan Küçük Balı Beğ'e pây-ı taht Semendire olmak içün bu kal‘a sadaka olunup taraf-ı pâdişâhîden bu kal‘anın ta‘mîr [ü] termîmi içün otuz bin mümessek sikke-i hasene verildikde cümle guzât-ı müslimîn kol kol meci ile üşüp zamân-ı kalîlde metânet üzre binâ olunup muhâfazasına kırk bin asker ile Vezîr Mustafâ Paşa kaldı.
EÇS V 111b–112a
Andan nehr-i Sava üzre cisirler kurulup asker-i İslâm Sirem ve Ösek ve Pojega ve Valpova ve şikloş ve Peçoy ve Budin'e varınca akıncı kavmiyle Ungurus vilâyetlerin harâb ü yebâb ve halkın esîr-i kebâb ve hânelerin ıhrâk [u] türâb edüp taht-ı Belgrad'a ol kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenim olan guzât-ı müslimîn gelirler kim bir esîr bir rub‘ guruşa bey‘ oldu deyü pederimiz Dervîş Mehemmed Zıllî Serzergerân-ı Dergâh-ı âlî olup bu gazâ-yı ekberde bile olmak ile anlardan istimâ‘ edüp sikadan nakl edüp bu Seyâhatnâmemiz içre alâ kadri'l-bizâ‘a tahrîr olundu, ammâ hamd-i Hudâ bu hakîr-i pür-taksîre dahi bu şehr-i Belgrad'ın imârın görmek müyesser olup evsâfın tahrîr etmeğe ihtimâm etdik. 112a
EÇS V 112a
Sitâyiş-i kal‘a-i Belgrad-ı binâ-yı üstâd
EÇS V 112a
Evvelâ sebeb-i tesmiye-i kal‘a-i Belgrad niçe lisân üzre Belkırad, ma‘mûr u müzeyyen ve metîn ve pây-ı taht olan kal‘aya ve şehre derler. Bu şehir bender-i azîm ve bâğ-ı İrem olduğundan Belkırad derler, ammâ kavm-i Fireng-i bed-reng-i pür-ceng bu kal‘aya Kaminkırad derler. Ba‘zılar Belkırad derler, ammâ diyâr-ı Rûm serhadlerinde üç Belgrad şehri vardır. Biri diyâr-ı Arnavudluk'da Arnavud Belgradı hâlâ bizimdir kim Avlonya beği tahtıdır. Biri diyâr-ı Erdel'de Erdel Belgradı'dır. Gerçi kâfiristândadır, ammâ ol dahi Mekke ve Medîne vakfı olup Âl-i Osmân'a tâbi‘ Erdel krallarının tahtıdır. {Biri dahi Budin kurbunda iki merhale taht-ı Alman olan Ustolni Belgrad'ımızdır.} Biri dahi bu Belgrad'dır kim cemî‘i büldânlar içre bunun ismine Tuna Belgradı derler kim Semendire sancağı beğinin tahtıdır. Hattâ eyle bir şehr-i mu‘azzamdır kim cemî‘i İslâm pâdişâhı ve kefere kralları mâbeyninde hasretü'l-mülûk bir şehr-i İremezâtü'l-imâddır.
EÇS V 112a
Der-beyân-ı zemîn-i kal‘a-i Belgrad
EÇS V 112a
Eyle bir arz-ı âlîye vâki‘ olmuş kim nehr-i Tuna ile nehr-i Sava bir yere cem‘ olduğu mahalde bir kayalı burun ucunda vâki‘dir. Nehr-i Sava cânib-i cenûbunda tâ Bosna ve {Hırvadistân ve Islovin} serhadlerinde Kırka sancağı ve Bihke sancağı ve Korpa sancağı ve Kosdaniçse ve Odvina ve Lika ve Çerniçse kal‘aları ve kâfirin Galya ve Dodoşka dağlarından ve Zirinoğlu ve Beganoğlu ve Nadajoğlu kefereleri vilâyetlerinin dağlarından nehr-i Sava cem‘ olup kal‘a-i Raça önünde {nehr-i Drin'e karışır, ammâ nehr-i Drin} yine Bosna serhadlerinde {Hersek sancağı dağlarında Çemerne dağından ve Zagor'dan ve Oluk dağlarından cem‘ olup şehr-i Foça içinde nehr-i Tihotine ile bir olup andan kasaba-i Ustikolona'ya ve Bosna Vişegrad'ı ve kasaba-i Sirebreniçse ve kasaba-i Valiva'ya ve niçe kurâ vü kasabâtlara uğrayup andan} kal‘a-i İzvornik önünden ve şehr-i Beline önünden cereyân eden nehr-i Drin bu nehr-i Sava'ya mahlût olup deryâ olarak kal‘a-i Böğürdelen'den ubûr edüp Belgrad'ın aşağı kal‘ası burnunda Sultân Süleymân kullesin döğerek nehr-i azîm Tuna'ya karışup mecma‘ü'l-bahreyn olup ikisi deryâ olur. Ve nehr-i Tuna dahi kal‘a-i Belgrad'ın cânib-i garbından cereyân edüp ibtidâ tulû‘ı Alman diyârında Alman dağlarından çıkup niçe kılâ‘lardan sonra pây-ı taht Ungurus-ı menhûs olan kal‘a-i Peç'e andan kal‘a-i Pojon ve Yanık ve Komran ve bizim Üstürgon Vişegrad ve Vaç ve Peşte ve Budin ve Ösek ve Varadin ve Islankamin ve Zümon nâmân kal‘aları önünden güzer edüp nehr-i Tuna mezkûr Belgrad dibinde nehr-i Sava'ya mahlût olur. şehr-i Belgrad'ın kal‘ası ve varoşu bu nehreyn-i azîmeynin burnunda bir püşte-i âlî üzre vâki‘ olmuş kal‘a-i zîbâdır.
EÇS V 112a
Der-ayân-ı eşkâl-i kal‘a-i Belgrad sengîn bünyâd
EÇS V 112a
Bu kal‘a-i hoş-binâ-yı ibret-nümâ nehr-i Sava ve nehr-i Tuna kenârında cümle dokuz kat kal‘a-i bî-misâl bölme bölme hisâr-ı üstüvâr-ı pür-me’âl ve bir sûr-ı bâ-kemâldir kim aşağı kat kal‘asından niçe zor âver kemândârân dilâverân var kuvvetini bâzûya getirse yukaru kal‘aya şast ber-kabza bir ok perrân etse iç kal‘aya sehm-i kazâsı gücile yetişir. Tâ bu mertebe âlî iç kal‘ası vardır. Ve aslâ bu kal‘anın cânib [u] etrâfında bir havâlesi yokdur kim böyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i gevher-nigîndir.
EÇS V 112a
Ve eşkâl-i cirm-i kal‘a: Cümle dokuz kat bölmesi şekl-i muhammes binâ olunup dâ’iren-mâdâr cümlesi beş bin yüz adımdır ve dokuz kat kal‘a dîvârlarının köşelerinde cümle yüz on altı kullelerdir ve cümle dokuz kat bölme hisâr dîvârları üzre beş bin altmış aded dendân-ı bedendir, ammâ
EÇS V 112a
Evsâf-ı aşağı kal‘a: Sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed bu kal‘ayı muhâsara etdikde bu aşağı kal‘a yok idi. Ancak nehr-i Tuna kenârında bir zîk küçük varoş idi. Sultân Mehemmed bilâ-feth avdet edince bu aşağı kal‘ayı Milagoş Kral müceddeden binâ edüp kal‘a-i Belgrad dahi ziyâde istihkâm buldu. Bu hisâr-ı süflî dörd kat bölme sûr-ı metîn ve dörd aded kavî demir kapular ile ârâste ve sa‘b kal‘alar ile pîrâste olmuş hisâr-ı üstüvârdır. Evvelâ bârûthâne kapusu ve ıskala-i {kebîr} kapusu ve ıskala-i sağîr kapusu ve uğrın kapucuk ve bu aşağı hisârın dörd ad[ed] bölmesinde birbirlerine girir birer iç kapuları dahi vardır ve bu dörd kat bölme aşağı hisâr içre cümle dörd yüz aded tahtânî ve fevkânî bâğ u bâğçesiz cümle kiremit örtülü hâne-i kadîmlerdir.
EÇS V 112a
Ve cümle beş mihrâbdır. Evvelâ Sultân Süleymân Hân câmi‘i kurşumludur ve Hacı Velî câmi‘i ve Küçük Hacı Velî câmi‘i ve bir aded Süleymân Hân hânı ve bir aded Süleymân Hân hammâmı ve bir kârhâne-i bârûdhâne ve bir darbhâne-i sikkehâne ve Süleymân Hân'ın kulle-i azîmi bu aşağı kal‘adadırlar. Ve kal‘a hâricinde nehr-i Tuna kenârında bir liman-ı azîmi var. Elli pâre tıransa gemi alır ve gümrükhâne-i pâdişâhî leb-i Tuna'da bu kal‘a önündedir, ammâ,
EÇS V 112a–112b
Sitâyiş-i yukaru iç kal‘a: Bu kal‘anın dahi dörd aded kapusu vardır. Cânib-i şarka Sâ‘at kapusu kim aşağı büyük şehre işler. Bu mahalde bir sâ‘at kullesi var. Çanının sadâsı tâ nehr-i Sava aşrı 112b bir konak yer kal‘a-i Zümon'da istimâ‘ olunur. Ve bu sâ‘at kullesi köşesinden şehir aşağı kazancılar başında aşağı kal‘aya inilir uğrın kapu kim cânib-i şarka mekşûf bâb-ı hadîd şâhrâhdır. Andan cânib-i garbde nehr-i Sava'ya inilir, cânib-i cenûba meftûh küçük demir kapudur. Ve bir kapu dahi aşağı hisâra inilir nerdübânlı küçük kapu şimâle nâzırdır.
EÇS V 112b
Ve bu iç kal‘ada cümle iki yüz aded hânelerdir, ammâ bunda dahi aşağı kal‘a gibi çârsû-yı bâzâr yokdur. Ancak bunda dahi Süleymân Hân câmi‘i rasâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr bir câmi‘-i nûrun alâ nûru var ve bir nâzik serâmed minâre-i mevzûnu var kim gûyâ sihr-i helâldir. Hattâ üstâd-ı bennâ Mi‘mâr Sinân bu minâre-i ibret-nümâ hakkında buyurmuşlar kim:
EÇS V 112b
"Diyâr-ı Alman'da taht-ı Ungurus olan Belgrad'da bu minâre ile yed-i tûlâmı ayân etdim. Ha hüner kim gayrı üstâd-ı bennâlar böyle bir minâre-i musanna‘ı ahşâbâtdan yapsınlar" der. Tâ bu mertebe rakîk ve serâmed bânghâne-i Muhammedî'dir ve bu minâre önündeki nârin kal‘a handakı içre Sokollu Koca Pîr Mehemmed Paşa'nın bir âb-ı hayât çeşmesi vardır kim târîhi budur:
EÇS V 112b
Gel beğim içmek dilersen dünyâda âb-ı hayât.
EÇS V 112b
Sene (---)
EÇS V 112b
Ve bu iç kal‘ada cümle kal‘a neferâtları sâkindir. Gayrı kimesne olmak memnû‘dur kim dâ’imâ ahâlîsi mevcûd olup dizdâr ağa dîvânında pür-silâh âmâde dururlar. Ve bu mezkûr câmi‘in mihrâbı önünde Ebü'l-feth Gâzî'nin münhedim edüp gitdiği bir kat şeddadî binâ dîvâr var kim gûyâ sedd-i Nemrûd ve sedd-i Yecûc'dür. Küffâr bu dîvârı bırağup önüne hâlâ olan dîvârı müceddeden çeküp kal‘a sedd-i İskender olmuş, ammâ eğer içerde kalan dîvâr-ı kadîmi, pâdişâh-ı zü'l-kadre fermânıyla amâr etseler henüz kal‘a-i Belgrad bir kat dahi olup kal‘a-i Kahkaha olurdu, ammâ bu harâb dîvâr önündeki yeni dîvâr kâmil otuz ayak enli ve seksen zirâ‘-ı Mekkî âlî dîvâr-ı üstüvârdır ve bu dîvâr önünde handak aşrı olan meydâna At bâzârı derler. Ol taraf handakı kesme kaya handak-ı bî-amândır kim seksen arşın enli handak-ı mehîbdir, ammâ ol kadar amîk değildir.
EÇS V 112b
Sitâyiş-i hisâr-ı Nârin kal‘a: Bu kal‘a Yukarukal‘anın cânib-i garbı köşesinde vâki‘ olmuş gâyetü'l-gâye metânet üzre mebnî şekl-i murabba‘ seng-i tırâş ile inşâ olunmuş başka iki kat bölme hisâr-ı üstüvârdır kim içinde dizdâr ve kal‘a imâmı ve mü'ezzininden gayrı bir ferd-i âfrîde sâkin değildir. Ancak bir zâviye ve gılâl anbârları ve su sarnıçları vardır. Ve cânib-i şarka nâzır iki kat metîn demir kapuları mâbeyninde dizdâr ağa dîvânhânesi etrâfında olan rûy-ı dîvârda maslûb cebe ve cevşen ve katlavî ve tuğulka ve ser-penâh ve zırh [u] zereh-külâh ve balta ve nacaklar ve şiş ve harbe ve mızrak ve tüfeng ve tîr-i kemân ve kılıç ve gaddâre ve zemberek ve gürz ve salık ve nobbut ve sopa ve salma ve gürz ve siper-i zerîn ve niçe bin bunun emsâli âlet-i silâha müte‘allık zî-kıymet silâh-ı gûnâ-gûnlar ile bu kapular mâbeyni eyle müzeyyen olmuşdur kim Devlet-i Âl-i Osmân'da misli meğer Bağdâd-ı bî-dâdda ola.
EÇS V 112b
Ve bu kapu önünde handak üzre bir asma haşeb cisri var. Her şeb makaralar ile çekilüp kal‘a kapusu önüne siper edüp sedd-i İskender olur ve her sabâh bu kapu du‘â ve senâ-yı Süleymân Hân ile açılırken birer koyun kurbân ile bu bâb-ı âlî küşâde olur ve bu nârin kal‘anın handakı gâyet vâsi‘ ve amîkdir. İç kal‘a içinde bir kat iç kal‘a ve handaklı kal‘ayı nâdir görmüşüzdür. Eğer var ise böyle metânet üzre değildir.
EÇS V 112b
Ve bu nârin kal‘a etrâfında beş aded kurşum örtülü evc-i âsumâna ser çekmiş müdevver ve musanna‘ kulle-i âlîlerdir kim gûyâ her biri İslâmbol'da Galata kullesidir.
EÇS V 112b
Evvelâ cümleden kebîr Neboysa kullesi, bu kulleden kâfir, "Udri Neboyse", ya‘nî "Korkma ur Türk'ü" dediğiyçün Neboysa kullesi derler.
EÇS V 112b
Andan Kızıl kulle, andan Kanlı kulle, cümle mücrim ve kanlı olanları bunda koduklarıyçün kanlı kulle derler.
EÇS V 112b
Andan Zindan kullesi, andan şahin kullesi. Bu mezkûr olan kullelerin içinde olan cebehâne ve âlet-i silâh ve mühimmât [u] levâzımât meğer kal‘a-i Rodos'da ve kal‘a-i Bağdâd'da ve kal‘a-i Budin'de ola. Hattâ Selîm şâh-ı Evvel Mısır'ı feth etdikde kal‘a-i İskenderiyye'ye gidüp Sultân Gavrî ve Sultân Kayıtbay ve Sultân Kalavan ve gayrı Mısır pâdişâhlarının cem‘ etdiği âlet-i silâh zer-ender-zer cebe ve cevşen ve zırh-ı kolçağ tuğulka-yı tâlûtîleri İslâmbol'a getirüp Süleymân Hân dahi bu kal‘aya Allâh emâneti edüp ibtidâ cum‘ayı kal‘ada kıldıkda cemî‘ guzât-ı müslimîn ile,
EÇS V 112b
"Bu şehir ma‘mûr u âbâdân olup dâ’imâ düşman şerrinden emîn ola" deyü hayır du‘â etdikleri ecilden ile'l-ân bu şehir ma‘mûr olup şerr-i düşmandan emîn ve sâlim olmadadır.
EÇS V 112b–113a
Ve bu nârin kal‘ada elli kulaç amîk bir çâh-ı mâsı var kim tâ umkunda bir suyu vardır. Nehr-i Sava'ya lağım ile gidüp su gelir âb-ı hayatdır ve aşağı kal‘adan dahi nehr-i Tuna'ya gider lağım yollarından su alınur ve nârin kal‘ada bir çâh-ı cahîm zindânı var kim gûyâ çâh-ı Gayyâ ve çâh-ı Kahkaha ve çâh-ı Bâbil'dir. Bu çâh-ı derk-i esfele kefere zamânı ümmet-i Muhammed'i kemendler ile indirüp 113a dollâb sapanlarıyla esîrleri çıkarırlarmış. Üç bin âdem alır kesme çakmak kayasıdır derler. Hâlâ bu kadar yüz yıldan berü muhâsara havfinden bu çâh darı ile ve kabuklu pirinç çeltiği ile leb-ber-lebdir kim gûyâ tarladan henüz gelüp der-anbâr olmuşdur, ve's-selâm.
EÇS V 113a
Ammâ taşra kat kal‘anın At bâzârı köşesinde Tophâne kullesi sırasında bir çâr-kûşe kurşum ile mestûr bir hayli ma‘mûr bir kulle-i azîm var. Ol tarafdan bu kal‘aya aslâ lağım etmek kabil değildir, zîrâ yalçın kesme kayalardır. Ve ol tarafın handakı da gâyet vâsi‘ ve amîk ve sarpdır, ammâ aşağı kal‘anın handakı yokdur. Zemîne bir kazma ursan Tuna suyu çıkar ve ba‘zı mahal dîvârları Sava ve Tuna nehirlerine gark olup durur. Bu taraflardan bir vech ile meteris mümkün değildir.
EÇS V 113a
Ve dahi sâ‘at kullesi ve kapusu önünde bir kasr-ı Havernâk'ı var. Cümle sahrâ-yı Tımışvâr râyegân [u] nümâyândır. Ve dahi nehr-i Sava'ya nâzır bir kasr-ı şîrîni var, cümle Zümon sahrâsı ayân ve beyândır. Ve bu kal‘ayı Süleymân Hân Sırf Pâdişâhı Ungur Kral elinden aldıkda nehr-i Sava aşrı balyemez toplar ile döğe döğe aşağı kal‘ayı vîrân edüp nehr-i Sava üzre gemileri birbirlerine çatup üzerlerine çitler döşeyüp gemileri Sava ile akıdup cümle gemiler kal‘a dibinde o zîk yerde kısılup kalınca cümle guzât-ı müslimîn mezkûr gemiler üzre dal kılıç yürüyüp ibtidâ kılıç ile aşağı kal‘a feth olup dörd haftadan sonra Yukarukal‘a dahi kılıç ile feth olup cümle guzât-ı müslimîne Süleymân Hân takye ile altun bezl etdiği muhakkakdır kim ol gûne iltifât-ı şehriyârî ile bu kal‘a-i bâğ-ı İrem âdem deryâsı olup bu kadar bin asker-i deryâ-misâl üzre bu şehr-i azîme yigirmi yedi aded hâkim nasb eylemişdir.
EÇS V 113a
Ba‘dehû Budin kal‘asın feth etdikden sonra Budin eyâletinde Semendire sancağı beği tahtı olmak üzre tahrîr edüp Küçük Balı Beğ ibtidâ hâkim-i örf nasb olunmuşdur.
EÇS V 113a
Der-beyân-ı hâkimân-ı kal‘a-i Belgrad-ı hoş-âbâd
EÇS V 113a
Evvelâ bu Semendire beğinin taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu 540.260 akçedir ve ze‘âmet 16 ve tîmâr erbâbı 155, ammâ cebelüleri ile cümle iki bin asker olur kim cemî‘i zamânda Sirem ve Semendire sancağı küffârdan yüz çevirmemişlerdir. Alaybeği ve çeribaşısı ve yüzbaşıları vardır, ammâ Semendire beği hâss-ı hümâyûnuna göre bin aded müsellâh yiğit besleyüp livâsı hâkinde hükm-i hükûmât edüp ber-vech-i adâlet on yedi bin guruş mâl tahsîl edüp me’mûr olduğu sefere gider. Livâsında cümle (---) aded ma‘mûr kurâları ve cümle (---) aded hâslarının subaşılıkları vardır. İnşâ’allâh cümle kurâ vü kasabâtları ve kılâ‘ları mahalliyle ta‘rîf ü tavsîf olunur.
EÇS V 113a
Andan hâkim-i sânî beş yüz akçe mevleviyyetdir. Beher sene mollasına adâlet üzre otuz kîse hâsıl olur, zîrâ mollalar beğleri aslâ ve kat‘â söyletmezler. Gâyet mansıb-ı âlîdir.
EÇS V 113a
Ve nevâhîleri cümle (---) aded kurâlardır ve taht-ı hükûmet Semendire'de cümle (---) aded kazâdır. Anlar dahi an-karîb mahalleriyle tahrîr olunur.
EÇS V 113a
Hâkim-i sâlisi dizdâr ağadır kim cümle bin aded topçu ve cebeci ve hisâreri ve azebistân askerîlerine hâkimdir.
EÇS V 113a
Andan hâkim-i râbi‘i sipâh kethüdâyeridir, ammâ tevâbi‘ât-ı sipâh azdır.
EÇS V 113a
Andan hâkim-i hâmisi Âsitâne tarafından bir mükellef yeniçeri çavuşu serdâr olup hükûmet eder, zîrâ cemî‘i halkı yeniçeri geçinirler.
EÇS V 113a
Andan hâkim-i sâdisi Âsitâne tarafından cebeci çorbacısıdır, ammâ neferâtları katı nâdirdir.
EÇS V 113a
Andan hâkim-i sâbi‘i Tuna kapudanıdır kim tâ Vidin ve Budin serhadlerine varınca cümle Tuna ve Sava gemileri bunun hükmündedir kim her zamân onar pâre firkate ile bin aded azebistân neferâtlarıyla Tuna üzre gezüp salb [u] siyâset sâhibidir.
EÇS V 113a
Andan hâkim-i sâmini gümrük emînidir kim beher sene gümrüğü on yedişer bin guruşa iltizâmdır.
EÇS V 113a
Andan hâkim-i tâsi‘i anbâr-ı pâdişâhî emînidir kim nehr-i Sava kenârındaki anbârlarda olan mâl-ı hazâ’in-i sürsat anın hükmündedir.
EÇS V 113a
Andan hâkim-i âşiri muhtesib ağadır kim cümle ehl-i hıref anın destindedir.