EÇS V 117a
Andan kal‘a-i Lipova'yı muhâsara etdiler. Ol mahalde pusudan asker-i İslâm üzre küffârın taburu gelüp ehl-i İslâm ve ashâb-ı nîrân birbirlerine girüp bir azîm savaş-ı perhâş edüp bi-avnillâhi Te‘âlâ küffâr münhezim, asker-i İslâm mansûr ve muğtenim niçe bin kefere ve fecere tu‘me-i şimşîr ve bakıyyetü's-süyûfları beste-i zencir olup feth-i kal‘a-i Lipova, be-dest-i Serdâr Mehemmed Paşa. Hamd-i Hudâ kal‘a-i bâkire dest-i İslâma girüp derûn-ı hisâra Ulama Paşa hâkim nasb olup andan,
EÇS V 117a
Muhâsara-i kal‘a-i Tımışvâr: Cümle asker-i İslâm kal‘ayı ihâta edüp dokuz yerden meterislere girilüp ceng [u] cidâl ederken bi-emr-i Hayy-i Kadîr merkûm kal‘alar feth oluncaya dek şiddet-i şitâ gelüp bir acâ’ib seyl-i bârân-ı rahmet nâzil olup cümle meterisler ve tabyalar âb-ı rahmet ile memlû olup cümle yeniçeriler meterislerinde durmak imkân olmaduğu ecilden "El-umûru merhûnetün bi-evkâtihâ" deyüp, cümle asker-i İslâm meterisler ve sıçan yollarından çıkup kal‘adan fâriğ olup meymene ve meysere cebehâne ve top-ı kûpları cümle gerü çeküp bu ahvâl-i pür-melâli Der-i devlet-i Pâdişâhîye i‘lâm olundukdan sonra serdâr-ı müşârün-ileyh ile cüyûş-ı müslimîn kal‘a-i Belgrad'[da] kışlamak fermân olundu.
EÇS V 117a
Bu havâdisât-ı azîmlerin cümlesi pederimizden istimâ‘ olunmuşdur, zîrâ bu gazâlarda peder-i büzürgvârımız bile idi kim anlardan nakl ederiz. Bu meştâda küffâr-ı hâksâr kal‘a-i Lipova'ya istîlâ eder. Ol ceng-i âşûbda mahsûr olan Ulama Paşa şehd-i şehâdeti nûş eder, sene 958.
EÇS V 117a
Ve mukaddemâ Lipova kapudanı olan Batori Andraş,
EÇS V 117a–117b
"Yine kal‘a-i Lipova'ya mâlik oldum" deyü Lipova'dan yüz bin kefere ve fecereler ile kal‘a-i Çanad üzre gelirken Budun Vezîri Alî Paşa'ya râst gelüp cümle küffârı tîğ-i âteş-tâbdan geçürüp ol arada Erdel kralı Lipova kal‘asın boş bulup kal‘aya istîlâ edüp miftâhların Devlet-i Alîyye'ye 117b gönderüp hidmet etdikde cenâb-ı pâdişâhîden Erdel kralına bir tîğ-i zerrîn ve hil‘at-i fâhire ile mer‘î ve mahmî kılındı.
EÇS V 117b
Andan sene-i âtîde Sultân Süleymân Hân Edirne'ye azîmet eyleyüp mukaddemâ Tımışvâr kal‘asının fethine sû’-i tedbîr ve te’hîr olunduğundan ve Lipova kal‘asına tekrâr küffâr-ı dûzah-karâr Erdel kralı elinden alup zafer bulduğundan pâdişâh-ı gerdûn-vakâr Rûmeli vezîri Serdâr Mehemmed Paşa'ya muğber-hâtır olup serdârlıkdan ma‘zûl edüp Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa'yı serdâr-ı sipehsâlâr ta‘yîn eyleyüp kırk oda yeniçeri ile sekbânbaşı ve aşağı bölük ağaları ve topçu ve cebeci ve on yedi mîr-i mîrân ve kırk aded mîr-i livâ ve Budin Vezîri Alî Paşa'yı ma‘an ta‘yîn eyleyüp sene 959 mah-ı Rebî‘ulâhir'inin yigirmi yedinci günü ednâ'l-arz olan mahmiyye-i Edirne'den serdâr-ı müşârün-ileyh deryâ-misâl asker-i nusret-me’ser ile çıkup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp adl [ü] insâf ederek şehr-i Belgrad'da meks-i hıyâm edüp andan nehr-i Tuna cisrinden ubûr edüp şehr-i Ramazânü'l-mübârekin beşinci gün kal‘a-i Tımışvâr'a amân u zamân vermeyüp on altı aded balyemezler ile yedi yerden asker döküp kal‘a döğüp bir günde yedi aded yerlerin rahnedâr etdikde bir gecede handak içinden cereyân eden nehr-i Tımış'ı kesüp kal‘a-i Tımış kuruda kuruya kaldı.
EÇS V 117b
Mukaddemâ sene-i sâbıkda mahsûr olan kapudanı Luşancı nâm la‘în yine ol bî-dîn kapanup cünd-i cünüb-ı Hırvad ve hoyrâtdan üç bin aded tüfengli soltat ve murtat ve Nemçe ve Leh ve İşpaniye kefereleri ile kapanup şeb [ü] rûz ceng-âşûb ederlerdi, ammâ ehl-i İslâm ümerâsı bir mertebe cengâverlikler ve bir mertebe dilâverlikler edüp küffâra bir ân göz açdırmayup top u tüfengleri perrân ederlerdi ve her fetâlar dal kılıç olup rahnedâr yerlerden girmeğe acele ederlerdi. Hattâ Serdâr Ahmed Paşa'nın bir yürüyüşde altında bir atı top ile urulup der-akab bir gayrı ata süvâr olup yürüyüşden kalmaz, tâ bu mertebe cür’etler eder, ammâ her gün yüz ve yüz elli aded guzât-ı müslimîn câm-ı şehâdeti nûş edüp yine mahlûlâtların serdengeçdi gâzîlerine ihsân edüp guzât-ı müslimîni cenge terğîb ederdi.
EÇS V 117b
Hulâsa-i kelâm kal‘a-i Tımışvâr tamâm otuz beş günde "El-amân ey güzîde-i Âl-i Osmân" ile feth oldu, sene 959, be-dest-i Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa. Derûn-ı hisâra asker-i İslâm çıt-a-çıt girüp herkes şikâr olmak sadedinde iken iç kal‘aya tekrâr küffâr-ı murdâr kapanup sulhu bozup yine tekrâr cenge âheng etdiklerinde bir ceng-i azîm olup niçe bin küffârı tîğ-i Dahhâk'dan geçürüp bakıyyetü's-seyfi esîr-i kayd [u] bend oldular.
EÇS V 117b
Ez-ân sebeb ki sene-i mâzîde kal‘a-i Lipova'da mahsûr olup yüz yetmiş gün ceng [u] cidâl edüp ba‘dehû Ulama Paşa vere ile Lepova kal‘asın mukaddemâ kapudanı olan Batori Andraş nâm bî-traşa ber-vech-i emânet kal‘a-i Lipova'yı verüp cümle guzât bî-silâh giderken mezkûr Batori Iştvân ahd-şikenlik edüp Ulama Paşa'nın ardı sıra Yorgi Frenc nâm mel‘ûn Yedikulle hapsinde babasıyla haps idi. Babası pelîd Yedikulle'de mürd olunca oğlu âzâd olup babası intikâmıyçün Ulama Paşa'nın askeri ardlarına düşüp Ulama Paşa'yı ve cümle asker-i İslâm'ı şehîd etmişdi. Bu kerre kal‘a-i Tımışvâr'da dahi Ulama Paşa'nın hûnın almak içün Osmânlı da ahd-şikenlik edüp cümle küffârı derûn-ı Tımışvâr'da kılıçdan geçürüp kanları revân olup kal‘a-i Tımışvâr bu yüzden feth oldu ve's-selâm.
EÇS V 117b
Hamd-i Hudâ Süleymân Hân asrından berü dest-i İslâm'da ma‘mûr u âbâdân bir kal‘a-i gâzîyândır. Hâlâ Süleymân Hân tahrîri üzre başka eyâletdir.
EÇS V 117b
Paşası iki tuğlu mîr-i mîrândır, ammâ niçe kerre üç tuğlu vezîrlere sadaka olunmuşdur, ammâ paşasının taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu sekiz yüz altı bin yedi yüz doksan akçedir. On bir yerde hâs voyvadaları vardır, ammâ bu hâslardan ve bâc u bâzâr ve cürm [ü] cinâyet ve bâd-ı havâdan ber-vech-i adâlet paşasına seksen yedi bin guruş dutar. Seydî Ahmed Paşa gibi zabt ederse iki kerre yüz bin guruş dutar eyâlet-i azîmdir. Çete ve potura yeridir kim gâzîler esîr getirirlerse bî-kıyâs üsârâ peydâ olur.
EÇS V 117b
Eyâleti cümle altı sancakdır kim zikr olunur: Evvelâ sancağ-ı Lipova ve sancağ-ı Çanad ve sancağ-ı Göle ve sancağ-ı Modova ve sancağ-ı İrşova ve sene 1069 Köpürlü Koca Mehemmed Paşa kal‘a-i Yanova'yı ve kal‘a-i şebeş'i ve kal‘a-i Logoş'u feth edüp bu üç aded sancakları dahi eyâlet-i Tımışvâr'a ilhâk edüp eyâlet-i kübrâ oldu.
EÇS V 117b–118a
Bizzât kal‘a-i Tımışvâr paşasının tahtıdır. Eyâletinde cümle erbâb-ı ze‘âmet 59 ve cümle tîmâr 290. Cebelüleri ile kanûn üzre yedi bin sekiz yüz asker olur. Paşasının askeriyle cümle on bin asker-i pür-silâhdır. Alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşısı vardır. Sefere me’mûr oldukları yere paşalarının alemi altında sefer eşerler. Me’mûr oldukları seferde 118a bulunmazlarsa paşalarının arzıyla tîmâr ve ze‘âmetleri âhar müstahıklarına tevcîh olunur.
EÇS V 118a
Bu eyâletde hazîne defterdârı ve mâl defterdârı ve defter kethüdâsı ve tîmâr defterdârı ve çavuşlar kethüdâsı ve çavuşlar emîni ve defter emîni ve şehir emîni var, lâkin hazîne defterdârının hâssı 110.000 akçedir. Hâss-ı ze‘âmet kethüdâsı ve defter kethüdâsı ve defter emîni 64.880 akçedir. Hâss-ı ze‘âmethâ-yı defterdâr 60.000 akçedir.
EÇS V 118a
Andan hâkim-i şer‘îsi beş yüz akçe mevleviyyetdir ve cümle (---) aded nevâhî kadıları vardır. Cümle eyâleti sancağı (---) aded kazâlardır. Beher sene mollasına ber-vech-i adâlet yigirmi kîse hâsıl olur.
EÇS V 118a
Ve bir hâkimi dahi kal‘a dizdârıdır kim cümle yigirmi dörd aded tuğlu ve sancağ u bayraklı ağaları vardır. Evvelâ azeb ağası ve beşli ağası ve gönüllü ağası ve martolos ağası ve topçu ağası ve cebeciler ağası ve hisâreri ağası ve pandur ağası ve'l-hâsıl kanûn üzre yigirmi dörd ağa ve (---) aded kal‘a neferâtlarıdır kim cümle şeb [ü] rûz mevcûdlardır. Beher sene bunların vazîfe-i mu‘ayyeneleri taraf-ı pâdişâhîden ve hâs ve harâclardan (---) yük akçe edüp mâl defterdârından ulûfelerin alırlar.
EÇS V 118a
Ve bir hâkimi dahi şeyhülislâmdır ve bir hâkimi nakîbüleşrâfdır ve sipâh kethüdâyeri ve kapukulu yeniçerisi serdârı üç oda yeniçeri ağasıdır ve cebeciler serdârı ve topçular serdârı. Bunlar Âsitâne tarafındandırlar, yerli kul değillerdir. Ve gümrük emîni ve muhtesib ağası ve anbâr emîni ve bâcdârı ve mi‘mârbaşı ve şehir subaşısı ve harâc ağası kavli üzre bu eyâletde otuz altı bin aded keferelerden harâc alınup kullarına mevâcib verilir, zîrâ eyâletinde cümle (---) aded kılâ‘ların neferâtlarına defterdâr bu cizyelerden ulûfe verir.
EÇS V 118a
Der-beyân-ı zemîn-i kal‘a-i üstüvâr, ya‘nî eşkâl-i sûr-ı Tımışvâr
EÇS V 118a
Bu kal‘anın zemîni bir çemenzâr ve mahsûldâr ve bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr ve nebâtât [u] giyâhâtlı hâk-i pâk-i amber-pâka vâki‘ olup etrâfı gül [ü] gülistân ve bâğ u bostânlı arz-ı mu‘teberdir kim bu vâdîlerde aslâ ve kat‘â bir bakla mikdârı taş bulunmaz yerde binâ olunmuş bir kal‘a-i zîbâdır. Nehr-i Tımış kal‘anın handakları içinden ve iç kal‘ası dibinden cereyân edüp kal‘a-i Pancova dibinde nehr-i Tuna'ya munsabb olup Erdel dağlarından tulû‘ etdiği bâlâda tahrîr olunmuş bir âb-ı hayâtdır. Ve dahi,
EÇS V 118a
Bu Tımış nehrinin batağı çatağı içre gûyâ bir su içinde kaplıbağa yatır gibi durur, dörd ayakların germiş, dörd aded tabya-i azîmleridir ve kaplıbağanın başı gûyâ iç kal‘adır ve kaplıbağanın vücûdu gûyâ kal‘anın cirmidir. Bu hisâb üzre şekl-i muhammesdir, lâkin ne taşdır ve ne tuladır. Cümle kalın meşe ve pelîd ağaçlarından mebnî bir palankadır. Taşra yüzü çit örme bir kat ince beyâz ve mücellâ dîvâr şekilli çitdir. Üstâd-ı kâmil bu çiti yaban asmalarından örüp üzerine alçı ve beyâz kireç sürüp nûr-ı mücellâ kuğu-misâl bir kal‘adır, ammâ iç kat dolma palankası iki kat sütûn-ı bâlâlardır kim mâbeynini üstâd-ı kâmil bennâ horasan ve kireç ve alçı ile eyle rıhtım etmiş kim bin yıl niçe yüz bin top-ı kûp gülleleri ursan palanka direklerinin aralarına gülleler girüp gâ’ib olur. Taş kal‘alar gibi topdan aslâ havf u haşyeti yokdur. Eğer palanka ağaçların âteşe uralım deseler deryâ-misâl sudan ve bataklardan yanına varılmaz ve etrâfında batakdan meterise girilmez ve iç kal‘adan ve dörd aded makas tabyalardan şayka toplar âdem gezdirmez, değil ki palankasın âteşe uralar. Bir vech ile kabza-i teshîre almak mümkün değildir, illâ muhâsaradan gayrı ilâc yokdur, zîrâ gâyet metîn kal‘a-i hısn-ı hasîndir. Eğer denirse "Ağaç kal‘a mürûr-ı eyyâm ile çürümez mi?" denirse, belî çürüyen sütûn-ı müntehâların kırk elli yılda bir çıkarup yerine bir dıraht-ı müntehâ korlar, zîrâ bu kal‘anın ta‘mîr ü termîmine me’mûr yetmiş aded ma‘mûr köyler me’mûrlardır, ammâ her dırahtı bataklık içre dura dura abanos olup polad-ı Nahçivânî olmuşdur. Ve dolma rıhtım dîvârı dahi sedd-i şirvanî olmuşdur kim bu dîvârın enniliği kâmil elli ayak ve ba‘zı yerleri altmış ayak âriz dîvârlardır kim üzerlerinde fârisi'l-hayl olanlar cirid oynasalar yerleri dar değildir.
EÇS V 118a
Ve cânib-i erba‘ası fecc-i amîk batak handakdır ve handaka nâzır üç yüz yerde dîdebân hücreleri var kim dokuz kat mehterhânesi ba‘de'l-ışâ çalındıkdan sonra cümle nigehbânları "Allâh yeğdir, yeğ" deyü tâ sabâha dek feryâd edüp her şeb yigirmi dörd ağaların on ikisi kol dolaşırlar, ilâ mâşallâh.
EÇS V 118a–118b
Mu‘tâd-ı kadîmeleri böyledir ve bu kal‘anın aslâ dendân-ı bedenleri ve burc [u] bârûları yokdur, lâkin top delikleri çokdur. Cümle iki yüz beş aded balyemez ve darbzan ve şayka ve kolomboruna ve şâhî darbzen top-ı musanna‘ları var kim her biri birer kal‘a değer top-ı ibret-nümâlardır ve bu kal‘anın cebe 118b hâne-i gûnâ-gûnun ve sâ’ir mühimmât [ü] levâzımâtın ve me’kûlât [u] meşrûbât-ı zahâ’irâtların hisâbların cenâb-ı Bârî bilir.
EÇS V 118b
Ve beş aded tabyaları üzre ve yeniçeri odaları cânibinde kirpi tüğü gibi zeyn olmuş arabalar üzre siperler ardında topçularıyla hâzır-bâş toplar var kim her topa şems-i âteş-tâb pertev urdukda âdemin çeşm-i nergisleri hîrelenir.
EÇS V 118b
Ve bu tabyalar üzre bu kal‘anın cirmi kâmil bir sâ‘atde dolanılır. Hattâ her ağa bu kal‘ayı her gece bir sâ‘atde devr etdikde ol ağa neferâtlarının çavuşu "Bir pâsbân" deyü feryâd edüp anlar oturup ol ân bir gayrı ağa neferâtlarıyla kalkup kal‘ayı devr etdikde yine bir sâ‘at olup "Bir pâsbân" deyü feryâd ederler. Tâ sabâha dak sayf u şitâda tûl-ı nehâr kanûnları böyledir. Sâ’ir kılâ‘larda bu âyîn yokdur. Hattâ rûz-ı rûşende dahi dîdebânları başka ağalardır. Bu kal‘a etrâfında olan sahrâlara nazar ederler.
EÇS V 118b
Eğer su’âl olunursa "Bu kal‘aya bu kadar himmet olunduğuna göre niçün taş binâ ve niçün tula binâ olunmadı?" denilirse,
EÇS V 118b
"Bu diyârda taş mesâfe-i ba‘îdeden gelmeğe muhtâc ve taş topa dayanmaz ve tula binâ bârânın kesretinden ve handaklarında olan nehr-i azîmin vefretinden ağaç palanka metîn etmişler ve zemîni oynak çamurlu yer olmak ile taş binâ birkaç yıla varmayup ka‘r-ı zemîne geçer" deyü üstâd-ı bennâ-yı âkıbet-endîş-i zevi'l-ukul bu kal‘ayı palankadan inşâ etmiş, ammâ ilm-i hendese üzre var makdûrun sarf edüp ol bennâ-yı bânî bu kal‘ada kasd-ı tasarruflar etmiş kim im‘ân-ı nazar ile nazar eden atlas-ı felekde eyle bir kârgîrlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir.
EÇS V 118b
Netîce-i merâm bu kal‘a hemân savaş-ı perhâş içün binâ olunmuşdur kim bir cânibinde aslâ ve kat‘â havâlesi yokdur.
EÇS V 118b
Ve kal‘a-i Tımışvâr'ın cümle beş aded kapusu var, ammâ bu kapuları ancak kârgîr kemer binâlı ve ikişer kat metîn ve âlî ve vâsi‘ demir kapulardır ve her kapuların önlerinde asma makaralı haşeb köprüleri vardır. Her gece kapuları sedd edüp cisirleri makaralar ile çeküp kapuların önlerine siper ederler. Evvelâ bâb-ı garb iki kapudur kim anın târîhi budur:
EÇS V 118b
Kankı düşman fikr-i fâsid eyleye bu hısn içünİre şemşîri ricâlullâhdan ana inhizâmEy Ubeydî Hâtif-i Kudsî dedi târîhiniLillâhi'l-hamd kulle-i bâb-ı kebîr oldu tamâmSene (---)
EÇS V 118b
Bu kapu cânib-i kıbleye mekşûf gâyet sa‘b bâb-ı kebîrdir kim iki kapunun mâbeyni cümle elvân silâhlar ile âmâde olup bevvâbları şeb [ü] rûz pür-silâh dururlar. Bu kapuların miftâhları her şeb yeniçeri ağasında emânet durur. Paşa istese miftâhları vermezler.
EÇS V 118b
Diğer târîh-i bâb-ı garb, {Vam kapusu dahi derler}:
EÇS V 118b
İlahî bu şehir içre sağîr u ger kebîr olsunKamusuna nasîb etsin Hudâ son demde îmânıRicâlullâh ile bu Kevseri dedi ana târîhDilerim kim bu hısnın Hak ola dâ’im nigehbânı.Sene (---)
EÇS V 118b
Bu bâb-ı hadîd cânib-i şarka meftûhdur. Hattâ üstünde bir kasr-ı âlîsi var ve kapuya muttasıl bir tabya-i azîmi var kim üstünde kesik balyemez küffâra amân vermez top-ı âteş-nişân bu tabyadadır ve cümle yeniçeri odaları bu tabya üstündedirler.
EÇS V 118b
İlahî ömr-i devletliyle (?) bir dem olmaya hâlî
EÇS V 118b
Harâbe dilleri ma‘mûr u âbâdân u ihyâdan
EÇS V 118b
Ricâlullâh ile Hâtif Ubeydî dediler târîh
EÇS V 118b
Meded yâ Rab masûn eyle bu hısnı mekr-i a‘dâdan.