EÇS V 126a
"Zîrâ birkaç kerre ganîmet alup diyâr-ı Kırım'a gidüp şikârların satup yine gelüp şikâr-ı lâ-yuhsâ almış gâzîlerimiz vardır" dediler.
EÇS V 126a
Elhamdülillâh sümme elhamdülillâh şöyle bir gazâ-yı garrâda bulunduk.
EÇS V 126a
Andan serdâr-ı mu‘azzam Alî Paşa kal‘a-i Vârat fethinde cân ve baş oynadup fî-sebîlillâh uruş eden gâzîlerden kal‘a muhâfazasına on iki bin "Benem, diğer nîst!" diyen şahbâzlara tîmâr u ze‘âmet ve gedik terakkîler ile câ-be-câ harâb olmamış hânedânlar verüp çerâğ-ı efrûhte etdiler.
EÇS V 126a
Evvelâ zamânın Rüstem-i Sâm-ı akrânı Seydî Ahmed Paşa kim hâlâ zamânımızda eyle bir şîr-i nerre-i dirrende vezîr-i dilîr yokdur, belki pespâye olan gâzîler mâbeynlerinde böyle bir Âsaf-ı Berhıyâ vezîr-i sâhib-i tedbîr bulunmaz, gerçi kal‘a-i Vârat altında meterise girmedi, ammâ etrâf [u] eknâfı muhâfaza edüp anın havf [u] haşyetinden Kemen Yanoş Kral-ı dâl kal‘a altına gelüp şebhûnlar etmeğe kâdir olmayup cümle mücâhidînler kal‘ayı bî-bâk ü bî-pervâ döğüp zor-â-zor alâ mehlin (---) günde feth etdiler.
EÇS V 126a
Ba‘de'l-feth Seydî Paşa muhâfazada kalmasıyla meterise girmediğinin ayıbın setr eyleyüp cümle bildiği gâzîleri Vârat altında başına cem‘ eyleyüp şebhûnlara ve çeteye ve poturalara giderdi.
EÇS V 126a
Anın kafâdârlarından biri dahi Fenlaklı Gâzî Sührâb Ağa zor-â-zor bir dilâver-i server-i hünerver er yiğit idi.
EÇS V 126a
Andan bahâdırân-ı cüvân-merdin biri ve serbâzân fetâların dilîri Façatlı Alî Ağa ve Seydî Ahmed Paşalı Küçük şahin Ağa ve Egre ağalığından ma‘zûl Seydî Ahmed Ağa.
EÇS V 126a
Andan Panço Hüseyin Beğ bir kasîrü'l-kame kimesne idi, ammâ nâmı Pança olmağile ismi müsemmâsına mutâbık olup düşmana pençe saldıkda Küçük şahin Ağa gibi şikârlarına şahin ve zağanos gibi sunarlardı. Niçe yüz aded arbede ve harb [u] kıtâller görmek ile tekmîl-i fünûn etmiş ve her cenge bî-bâk ü bî-pervâ girüp çıkmış ve her çend savaşlara âbdest ile sâf tâhir girüp sâfî ganîmet ile çıkardı.
EÇS V 126a
Husûsan Erdel diyârının Saboc dağındaki dâğîleri ve Turda derelerindeki tahassun eden yağıları becene becene bulup giriftâr-ı kayd [u] bend beste-i zincîr edüp huzûr-ı Serdâr Alî Paşa'ya getürürlerdi.
EÇS V 126a
Her bâr küffâr-ı Macar-ı füccârı böyle katl [ü] esîr-i bend ederlerdi. Bi-fazlillâhi Te‘âlâ feth ü nusret ehl-i İslâma ve kesret ü hezîmet küffâr-ı liyâma bu gâzîlerin yüzünden yüz dutup her biri yüzden ziyâde yüz aklıkları edüp küffârları giriftâr-ı bend-i belâ ederlerdi ve bâzâr-ı Vârat'da fürûht ederlerdi. Bu mücâhid fî sebîlillâh gâzîlerin sebebleriyle niçe tüvânâ şahbâzlar kal‘a-i Vârat'da kalup şehr-i Vârat ma‘mûr [u] âbâdân olmağa başladı.
EÇS V 126a
Der-sitâyiş-i tılsımât-ı ibret-nümâ-yı kal‘a-i Vârat
EÇS V 126a
Hattâ mezkûr Façatlı Alî Beğ ba‘de'l-feth Vârat'ın iç kal‘ası önünde tuçdan niçe aded sâhib-kırânların sûret-i tılsımları eşkâlleri var idi. Niçe sûretleri tuçdan atlar üzre süvâr olmuş dururlardı. Hemân mezkûr Façatlı Alî Ağa,
EÇS V 126a
"Nedir bu cüzâm put tasvîrleri?" deyüp bir kerre at bırağup mezkûr tılsım-ı tuç sûrete bir kılıç eyle bir sâtûr-ı Alî Façatî urdu kim mânend-ı hıyâr ol sûretin sağ kolunu düşürdü. Andan gayrı halk dahi bu puta kılıç üşürdü. Hudâ âlimdir, bir kes bir kesek pâresin kesmeğe kâdir olmadılar. Hattâ çok yiğitler birbirlerin imtihân içün bu putlara kılıç urduklarında niçesinin kılıçları pâre pâre olurdu, ammâ Alî Ağa'nın kılıcı bir eski Alman idi. şast ber-kabza kılıç urdukda karış karış ve şerha şerha zahm ergürür idi.
EÇS V 126a–126b
Bu sûretlerin gûnâ-gûnu turfa ve acîbe timsâller idi kim her biri altun yaldızlı putlar idi kim her biri birer harâc-ı Rûm değerdi. Her birinde şeb çerâğ taş gözler ve yigirmişer kırat elmas tırnaklar ve birer tuçdan mebnî atlara süvâr olup ba‘zısının ellerinde yine tuçdan mücevher ve minâlı topuzlar ve salmalar ve 126b ve Sâm-süvâr-vâr gürz-i Ferâmurzları ve bellerinde kılıçları ve omuzlarında kalkanları cümle müzehheb ve mutallâ tuçdan idi. Ve ba‘zısı piyâde durup anları gören zî-rûh zann ederdi. Ve her birinin kadleri hâlâ benî Âdem kadlerinin iki kaddi kadar kadd-i kametleri var idi. Ve cümle atları dahi tuçdan dâbbetü'l-arz kadar musanna‘ timsâller idi.
EÇS V 126b
Bu timsâlleri esîr olan papaslardan su’âl etdim:
EÇS V 126b
"Bunlar ne me‘âdin-i mutalsamlardır kim bunlara bir şey kâr etmez" dedikde ,
EÇS V 126b
Kıssîs eydir: "Bunların ibtidâ ma‘denleri diyâr-ı Acem'de Nahçuvan'dan gelüp hâlâ bunlar polad-ı Nahşivânî'dirler. Tuç ise iki şeyden mürekkebdir. Nısfı kalay ve nısfı bakır ola, hâlis tuç olur ve tuç-ı esferü'l-levn olsun deyü içine tutiya korsan sarı altun-misâl tuç olur. Ve hâlâ cümle kâfiristânda ve bizim bu Vârat kal‘asında olan üç yüz aded toplarımız bu terkîb ile dökülmüş altun gibi berrâk ve sarı toplardır kim ibtidâ bu toplar döküldükde germâ-germ otuz altı sâ‘at göyner çam ile âteş edüp kaynar kal olur. Ba‘dehû top dökerler. Yine hîn-i mahalde âteşde ol top kırıkların eritmek kabildir, ammâ bu bizim Vârat'da Alî Ağa'nın kılıç ile urduğu sûretler polad-ı Nahşivânî tucu olmağile ne âteşden ve ne eğeden ve ne çürümeden bâk [u] pervâsı yokdur, ammâ bu Alî Ağa niçe çalım ile bu putları kılıç ile çaldı" deyü bu ahvâl-i timsâlleri nakl eden ruhbân engüşt ber-dehen edüp nakl ederdi.
EÇS V 126b
Yine su’âl etdiğimde, bıtrîk ve kıssîs eydir:
EÇS V 126b
"Bunlar putlar değillerdir. Ancak her birin birer üstâd birer gûne ilm ile mutalsam edüp biner sene hükm-i te’sîr ile tılsım edüp hükümleri nâfiz idi. Sene 1007 târîhinde Satırcı Mehemmed Paşa bu kal‘ayı muhâsara etdikde bu timsâllerin hükmüyle cümle Türk askerinin elleri dutmayup kışdan ve kıyâmet ve ra‘d u berk ve yağmurdan göz açmayup ve anların ordularına bir sinek askeri müstevlî olup Türkler cânlarından bîzâr olup kal‘a-i Vârat'ı bırağup hâ’ib ü hâsir gitdiler, zîrâ ol asırda bu timsâllerin hükmü zamânları olup bin sene olmamış idi, ammâ sene 1067 târîhinden berü hükümleri bâtıl olduğun bilüp Osmânlı ile müdârâ edüp Seydî Ahmed Paşa'yı niçe kerre bu kal‘aya koyup mâl-ı firâvânlar verdik.
EÇS V 126b
Âhirü'l-emr bu kal‘a yine Osmânlı destine girmesi bu tılsımâtların hükümleri bâtıl olması sebebidir, ammâ bu timsâllerin sebeb-i asılları oldur kim bu sûretlerin sâhibleri bizim Macar Hıristiyânlarının ecdâdları sûretleridir kim bunlar diyâr-ı Mâverâ’ü'n-nehr'de sâkin Menûçehr'in dörd aded evlâdları kim Menûçehr'den firâr edüp bu Macar-ı füccâr diyârlarına gelüp {ibtidâ} vatan dutanların sûretleridir. Ol asırda bu dörd aded kimesnelere su'âl ederler kim
EÇS V 126b
‘Sizler kimlersiz ve ne yer âdemlerisiz?’ derler.
EÇS V 126b
Bunlar dil bilmezler. Âhir-i kâr yine kendü Acem lisânlarıyla ‘Men çârız’, ya‘nî ‘bizler dörd nefer beğzâdeleriz’ deyü mençarız derler.
EÇS V 126b
Bunlar men çâr imiş, men çâr, men çâr diye diye men çârdan galat-ı meşhûr Macar (Macar) kaldı kim bu Macarların aslı bu sûret sâhibleri Menûçehr evlâdlarıdır kim Macar'ın asl u fer‘i ibtidâ kavm-i Acem'dir.
EÇS V 126b
Bu sûret sâhibinin biri Orta Macar'ın bâğ-ı İrem'i olan Kaşa şehrinde yatır ve Kaşa'yı ibtidâ bünyâd eden ol Kaşavân'dır kim Kaşa şehri anın ismiyle müsemmâdır.
EÇS V 126b
Biri dahi Fâtih-i Egre {Mehemmed Hân'ın} ceng etdiği Hıriştoş yaylasında Türk Oru dedikleri yerde yatır.
EÇS V 126b
Biri dahi nehr-i Tisa kenârında divler ile ceng ederken niçe bin div-i sefîdleri kıra kıra nehr-i Tisa'ya döker. Anıniçün hâlâ nehr-i Tisa'dan hammâm kubbesi kadar kelleler ve beşer zirâ‘ div kemikleri çıkar. Kendisi dahi bir div ile ceng edüp sarmaşarak nehr-i Tisa'ya gark-ı âb olup meyyiti sâhil-i Tisa'da yatır.
EÇS V 126b
Biri dahi Nagban Ejder'dir kim Erdel'de Nagban Ejder kal‘asın binâ edüp altı yüz yıl ömür sürüp Nagban Ejder kal‘asında ejder-i zemîn anı dahi yeyüp lef-i telef etdi. Nagban Ejder anın ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i ejder-sîmâdır kim bu kal‘a kayasında hâlâ nümâyân bir gâr-ı azîm var. Anda bir ejder-i heft serle Nagban ceng-i firâvân edüp ejderi küşte etdikden sonra kendi na‘şesi dahi bir püşte mezâr oldu.
EÇS V 126b
Bu mezkûr birâderânlar Acem diyârından bu hâk-i pâk Macaristan'a gelüp tenâsül bularak kavm-i Macar çok olup ekseriyyâ kelimât-ı Macar'da Fârisî lugatlar çok isti‘mâl olunur gâyet lezîz lisândır. Hattâ birbirlerine lehce-i mahsûsaları ile gâyetü'l-gâye i‘zâz ü ikrâm tevâzu‘ ile îhâmlı kelimâtlar edüp hüsn edâlar ederler.
EÇS V 126b
İşte bu kal‘a-i Vârat'da olan sûretler Menûçehr oğullarının sûretleridir. Yohsa bunlar putlarımız değildir ve ma‘bûd ittihâz edüp put-perest değilleriz" deyü papas-ı mezbûr ile gûnâ-gûn müşâvereler ederdik.
EÇS V 126b–127a
Ve kavm-i Macar gerçi millet-i Mesîhiyyedendir, ammâ put-perest değillerdir ve kenîselerinde bir haçdan gayrı bir âsâr-ı bünyân ve birkaç çerâğdân ve kandildânlardan gayrı bir nişân yokdur. Cemî‘i der [ü] dîvârları incü-misâl beyâz dîvârdır, ammâ Nemse keferelerinin ve Donkarkız 127a vilâyetinin ve Danimarka diyârının cümle düyûrlarında ol kadar tasvîrât-ı maslûbât putlar var kim diller ile ta‘bîr ü tavsîf olur değildir. Hamd-i Hudâ Vârat kenîselerinde aslâ ve kat‘â putlar bulunmayup cümle ma‘bedgâh-ı müslimîn oldu ve's-selâm.
EÇS V 127a
Ez-în-cânib ba‘de'l-feth Serdâr Alî Paşa cümle ağavâtların fetihnâmeler ile eyâlet-be-eyâlet gönderüp bu hakîre Bosna eyâleti fetihnâmesin ihsân edüp ve efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya mahabbetnâme ve zî-kıymet gazâ mâlı hedâyâlardan verüp hakîre dahi bir kîse ve üç at ve yedi aded mahbûb Macar gulâmları verüp Bosna'ya gitmeğe âmâde olduk. Hattâ bu mahalde cümle guzâta destûr verilüp herkes vatanlarına revâne olup Alî Paşa Tımışvâr'da ve Çavuşzâde kal‘a-i Virse'de ve gayrı vüzerâ ve ümerâlar manâsıblarına gitmeğe me’mûr olup serdâr-ı ekrem bir ağasıyla Erdel diyârında alınan mâl-ı ganâ’imlerin zî-kıymetlerin Vârat'da komayup Belgrad kal‘asına göndermek içün bu kadar envâ‘-ı sîm âvân ve bu kadar zerrîn âvân-ı bî-hisâb musanna‘ ve murassa‘ salîbeler ve çelîpâlar ve zerrîn ve murassa‘ lu’lu’ ve elmas ve yâkût ile kâr olunmuş zerrînkâr halhal ve tavk ve İstefanlar ve elvân elvân emti‘a-i esnâf tecemmülât akmişe-i kâlâ-yı vâlâ-yı bî-hisâbları meydân-ı mahabbete çıkarup hüccet-i şer‘iyye ile Alî Paşa defter edüp ağasına teslîm etdi.
EÇS V 127a
Andan bâlâda zikri sebkat eden ceseden timsâl-i garîbe vü acîbeleri ve niçe bin nâkûs ve çelîpâ çanların ve gûnâ-gûn havân topları ve musanna‘ altunlu münakkaş topları ve gayrı gûnâ-gûn zî-kıymet âlât-ı harbleri yigirmişer ve otuzar çift câmûs ve sığır çeker arabalara merkûm eşyâları tahmîl edüp âmâde olduklarında bu hakîr dahi Serdâr Alî Paşa efendimizle ve gayrı vüzerâ ve a‘yân [u] kibârlar ile vedâ‘ edüp "Tevekkülen-alallâh" deyüp
EÇS V 127a
Kal‘a-i Vârat'dan Bosna diyârına gitdiğimiz konakları ve kılâ‘ları beyân eder
EÇS V 127a
Evvelâ Vârat'dan Alî Paşa ağasıyla üç bin kadar asker ve yedi yüz araba mâl ile cânib-i cenûba bism-i İlâh ile gidüp kal‘a-i Fektebatur, andan menzil-i kal‘a-i Yanova, andan kal‘a-i Tımışvâr, andan palanka-i Dente'yi ubûr edüp, andan menzil-i palanka-i Pancova, andan üç günde gemiler ile bu kadar araba ve bâr-ı sakîlleri geçürüp,
EÇS V 127a
Menzil-i evsâf-ı kal‘a-i Belgrad-ı Hürrem-âbâd
EÇS V 127a
Mukaddemâ bu şehr-i azîm bâlâda memdûhdur, ammâ şimdi bunda cümle asâkir-i İslâma meştâ fermân olunup dellâllar nidâ etdikde el-azametullâh Erdel diyârında alınan mâl-ı ganâ’imler meydân-ı mahabbete çıkup envâ‘-ı sîm ve zerrîn âvânları ve pençe-i âfitâb-ı mehtâb duhter-i pâkîze-ahterler ve rûh-ı musavver pençe-i âfitâb muğpîçeler ve dûşîze ve şûrîze kâlim nisvân-ı sâhib-isyânlar bâzâr-ı Belgrad'da bey‘u şirâ olundu kim hadd [ü] hasırdan efzûn idi ve serdâr-ı muzafferimizin fermânıyla şarbatak kal‘asına ve Sekelhit kal‘aları üzre sefere gitmek içün kal‘a-i Vârat'dan çıkan polad-ı Nahçivânî olan mezkûr putları top dökmek içün bir putu Ferhâdî külünkler ile yüz bin renc-i anâ çekerek kırup âteşe bırağup eritmek mümkün olmayup âhir-i kâr âteşden çıkarup ferâgat etdiler. Tâ bu mertebe böyle bir garîb ü acîbe me‘âdin-i ibret-nümâ iken Façatlı Alî Ağa'nın dest [ü] bâzûsuna kuvvet kim böyle bir polad-ı Nahçivânîyi bir tîğ-i bürrân ile iki pâre eden Alî Ağa'ya hezâr ahsend ve sadlek ve kez lek bâr[ek] Allâh. Ba‘dehû Belgrad'dan yine cânib-i cenûba,
EÇS V 127a
Menzil-i karye-i Ruzay: Semendire sancağı hâkinde Sırf ve Bulkar re‘âyâlı ze‘âmet köyüdür. Andan yine ormanlar içre giderken,
EÇS V 127a
{Sergüzeşt-i âmedânî}: Ormanlık içinde dörd re’s komor bârgîrleri, ya‘nî kirâ bârgîrleri bulduk, ammâ birinden kan akar. Dahi ileri vardık. Birkaç âdem leşleri yatır, ammâ biri dirice olup gâh yatır gâh düşer. Andan su’âl etdikde, meğer bunları ol ân harâmî haydukları bozup kırmışlar. Bu âdemi bir seğsâne üzre yükledüp dahi ileri vardık. Bir dere içinde on yedi âdem {leşi} ve bu kadar sepet sandukları ve bu kadar esbâb [u] eskal yıkılup yatır. Meğer henüz dahi şikârların harâmîler almayup bizleri görüp firâr edüp kemîngâhda pinhân olmuşlar. Biz dahi "Uğrudan uğruya hisse vardır" deyü pâymâl-ı rimâl olan emti‘a-i fâhirelerden ve akmişe-i nâdirelerden bir kutu beyâz ve bir kutu sarı sırma ve yedi parça Fireng katîfesi ve yedi donluk çukalar ile yedi re’s bârgîrler alup andan yine cânib-i cenûba gidüp,
EÇS V 127a–127b
Zamân-i kadîmde Gâzî Porça kal‘asın feth edüp temelinden münhedim etmiş, ammâ bu şehrin bânîsi Destpot Kral'dır. Vech-i tesmiyesi lisân-ı Sırf'da Valiva demek (---) (---) (---) (---) demekdir. Bu rabta-i müzeyyen Semendire sancağı hâkinde beğlerin hâssıdır. Voyvadası hâkimdir ve yüz 127b elli akçe kazâdır, ammâ gâhîce Belgrad mollalarına sadaka olunur. Cümle (---) aded nevâhî kurâlarından üç kîse hâsıl olur. Yeniçeri serdârı ve kethüdâyeri ve dizdârı yokdur.