İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS V 133b
Sitâyiş-i eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Akhisâr: Cânib-i erba‘ası çengelistân ve ormanlı zemînde bir yalçın sa‘b kaya üzre şekl-i muhammes şeddadî taş binâ bir kal‘a-i bâlâdır kim dîvârlarının kaddi kırkar arşın bâlâdır. Melek Ahmed Paşa efendimiz kendü mâlıyla bu kal‘ayı ta‘mîr ü termîm edüp bu kal‘a gûyâ nûr-ı mübîn ve bir sûr-ı gevher-nigîn olup içine müstevfâ cebehâneleri ve topların âmâde edüp dizdârı ve üç yüz aded neferâtların teftîş ve tefahhus edüp her gece mehterhânesi çalınup nigâhbânları gülbâng-ı Muhammedî getirirler, zîrâ Venedik kâfirlerinin Uskokları gelecek muhâlif boğazda vâki‘ olmuş kal‘adır, ammâ kaç adımdır ma‘lûmum değildir, zîrâ şimâlî ve garbî ve cenûbî tarafları çâh-ı gayyâ gibi uçurumdur. Ol taraflarda handakları yokdur, ammâ kal‘a kapusu tarafında yalçın kesme kaya handakı üzre asma cisri vardır, varoşa geçilir.
EÇS V 133b
Ve derûn-ı hisârda ancak seksen aded hâne-i fukarâlardır, lâkin bunda bir Hünkâr câmi‘i ve cebehâne ve anbâr mahzenleri var. Çârsû-yı hammâmdan bir imâret yokdur, ammâ metîn kal‘a oldu, lâkin nehr-i (---) aşrı mağrib cânibine sehel havâlesi vardır, ammâ dörd cânibi derk-i esfel gibi uçuru[m] kayalı yerler olduğundan bu kal‘aya ol havâleden yürüyüş olup yanına varılmaz. Ancak kıble cânibinde bir büyük demir kapusu varoşa açılır ve bir uğrın kapucuğu dahi var. Andan hîn-i muhâsarada tâ suya inilir nihânî yolu vardır.
EÇS V 133b
Der-beyân-ı varoş-ı Akhisâr
EÇS V 133b
Cümle sekiz mahalle [ve] sekiz yüz aded tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ hadîka-i gülistân ve bostânlı ve kiremitli ve tahta ile mestûr vâsi‘ hâne-i ma‘mûrlardır.
EÇS V 133b
Ve cümle sekiz mihrâbdır. Cümleden mükellef ve ma‘mûr u müzeyyen Handân Kethüdâ câmi‘inin târîhidir:
EÇS V 133b
Dedi Adnî ana çün bed’-i nazarda târîhCennet-i Adn'e müşâbih bu binâ-i bâlâSene (---)
EÇS V 133b
Mâ‘adâ mesâcidlerdir.
EÇS V 133b
Ve cümle üç aded tekye-i meşâyihândır. Cümleden Hazret-i şeyh Kâfî tekyesi tarîk-i Celvetî'de fukarâsı mevcûd esmâları "Yâ Ma‘bûd" kimesnelerdir.
EÇS V 133b
Ve cümle üç aded mekteb-i püserândır ve cümle bir aded şeyh Kâfî hazretlerinin hânının kapusu üzre târîhidir:
EÇS V 133b
Târîhini sorana budur cevâb-ı şâfîHânın binâsı çün der târîhi şeyh KâfîSene (---)
EÇS V 133b
Ve bir hammâmı var ve cümle seksen aded dekâkînlerdir, ammâ bezzâzistânı yokdur, {lâkin şeyh Kâfî'nin} medrese ve dârü'l-hadîs ve imâret-i me’keli vardır. Eyle şehr-i kebîr değildir, ancak bir serhad kal‘asıdır.
EÇS V 133b
Âb [u] havâsı latîfdir. Suları şehre çam ağacından künkler ile gelir. Nehr-i (---) derler bir âb-ı hayâtdır, ammâ bu varoşa muttasıl Ca‘fer Beğzâde nâmıyla müte‘ârif bir zâ‘im hânedân sâhibi bir merd-i meydândır kim her şeb hânesinde üç dörd yüz ata müsâfir yemi asılup ni‘met-i firâvânı mebzûldür ve bir bâğ-ı hadîka-i ravza-i rıdvâna mâlik olmuşdur kim içinde bir âdem gâ’ib olur. Gûnâ-gûn meyve-i âbdâr fevâkiheleri olur kim diyâr-ı Bosna'da meğer Mosdar'da ve Foça'da ola, ammâ bunun emrûdu ve gûnâ-gûn tüffâhı olur kim "Ve râhin râhı râhın misle tüffâh" dedüği bu Akhisâr elması hakkında ola. Ve bu şehrin oğul balı ve bal suyu memdûh serhadd-i Bosna'dır.
EÇS V 133b
Ziyâret-i şeyh Kâfî hazretleri: Bu hâk-i pâk-i Akhisâr'da müştak olup kesret-i seyâhat ile cemî‘i ulûm-ı şettâya mâlik olduğundan mâ‘adâ ilm-i kâfda lâ-nazîr olup yine arzu-yı sılâ-i rahm içün bu Akhisâr'a gelüp câmi‘ ve mesâcid ve medrese ve tekye-i dervîşân ve hân [u] hammâm ve mekteb-i sıbyân ve çeşmesâr-ı âb-ı revânlar ve bî-hisâb hayrât [u] hasenâtlar edüp bir vâsi‘ mahsûldâr mahalli cümle talebelerine ve muhibb-i kadîmlerine bu mahalde bir kasaba-misâl amâr edüp ismine hâlâ Nev-âbâd derler. Bâğ-ı İrem-misâl bir yerdir kim hâlâ günden güne amâr olmadadır.
EÇS V 133b
Bu cây-ı İremde sâkin olup cümle fünûnda birer hummûs-ı Nahşivânî-misâl risâleler ve niçe mücelled kitâb-ı mu‘tebereler ve ilm-i nahvda Kâfiye'ye şerhler etmişdir kim kırâ’at edenlerin şerha şerha yağı erir. Tâ bu mertebe müşkilât-ı te’lîfâtları vardır.
EÇS V 133b
Ba‘dehû Arapça emrine imtisâlen dâr-ı fânîden dâr-ı bâkîye rıhlet edüp binâ etdiği medrese ve tekyesinde bir kubbe-i pür-envârın zîr-i zemîninde seccâdesi üzre hâzırdır dediklerinde hakîrin karârı kalmayup kabr-i şerîfine girdim. Hakkâ ki seccâde üzre ter u tâze uzanup yatır. Karîbü'l-ahd olmağile şeref-i sohbetleriyle müşerref olmuş müsinn kimesnelerden su’âl etdim,
EÇS V 133b
"Azîz-i merhûm kimyâya mâlik olup yigirmi dörd sâ‘atde me’kûlât [u] meşrûbâtdan bir şey tenâvül etmeyüp illâ kimyâ altununda onar dâne nohud kadar habbe altunlar yudup aslâ ekmek su yemezdi. Anıniçün kemâl-i riyâzât ile merhûm olduğıyçün cesed-i şerîfi çürümedi" deyü nakl etdiler.
EÇS V 133b
Hâlâ meşhed-i şerîfi içi müşk ü amber-i hâm kokar, ammâ kefeni beyâz çarşaflar ile dahi mestûrdur.
EÇS V 133b–134a
Bu âsitâne-i sa‘âdet Akhisâr'ın önünde Nev-âbâd kasabasında şâhrâh üzre vâki‘ olmağile ziyâretgâh-ı âyende vü revendegân-ı erbâb-ı dilândır. Rahmetullâhi aleyh. 134a
EÇS V 134a
Ba‘dehû Akhisâr'dan kalkup cânib-i cenûba giderken dağlar içre bir aynü'l-hayât kaynar su başında Melek Ahmed Paşa bir müfîd u muhtasar bir kasr-ı müşeyyed binâ etmiş, ammâ suyu gûyâ buz pâredir. Anı ubûr edüp yine dağlar ve ormanlar içre gâfil gitmeyüp pür-silâh ubûr edüp,
EÇS V 134a
Menzil-i karye-i Köprez ve evsâf-ı yaylağ-ı Köprez
EÇS V 134a
Bu karye sene (---) târîhinde Gâzî Fazlî Paşa müceddeden bir câmi‘i ve bir hânı ve bir hammâmı ve birkaç dükkânı ve yüz aded tahta ve çam kabuğu örtülü fukarâ hânesinin amâr edüp mu‘âf u müsellem etdi, zîrâ bu yaylada küffâr beher sene niçe bin âdem esîr ederdi. Anıniçün cümle Bosna eyâletine mutasarrıf olan vüzerâlar bu yaylada on bin asker ile yaylayup çam kabuğundan niçe bin hâneler binâ edüp muhâfaza eder.
EÇS V 134a
Sitâyiş-i yaylağ-ı Köprez: Bu yayla eyle bir fezâdır kim Rûm ve Arab [u] Acem'de misli varise Erzurûm'da Bingöl ve Kayseriyye'de (---) ve Van'da cebel-i Sübhân ve Bursa'da kûh-ı Ruhbân ve Nemse'de cebel-i Alaman ola, ammâ bu Köprez yaylasında Âl-i Osmân ve Hind ve Sind pâdişâhlarının askeri yaylasa yerlerimiz dar demezler bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr tirfil ve yonca ve ayrık ve bersîm misilli niçe bin elvân nebâtât [u] giyâhât ile Cenâb-ı Kibriyâ-yı Zü'l-celâ[l] sun‘ın izhâr içü[n] cemî‘i devâbbâtların doylamağa bu sahrâ-yı lâle-izârı sünbül ve benefşe ve zerrîn ve tutyâ ve yer gülü ve yer vişnesi ve yer çileği ni‘metleriyle bu sahîfe-i Köprez'i zeyn etmiş. Ve bunda olan yebrûhu's-sanem, ya‘nî benî Âdem sıfatında Abdüsselâm dahi derler, ol ot ve cedvâr-ı Rûmî ve sünbül-i Rûmî ve nergis-i Rûmî ve şekakıl ve şakâyık ve sa‘leb ve râvend-i Rûmî (---) (---) (---) (---) ve bunun emsâli niçe kerre yüz bin elvân ahşâbât [u] giyâhât nebâtâtlar hâsıl olur kim hadd [ü] hasrın yine Hallâk-ı âlem bilür.
EÇS V 134a
Ve bunda olan âb-ı hayâtların adedin âdeme ve cemî‘i mahlûkata hayât veren Rabbü'l-âlemîn bilir.
EÇS V 134a
Ba‘zı uyûn-ı sermâlar var kim mâh-ı Temmuz'da bir âdem ol ayn-ı zülâlden üç taş çıkaramaz. Tâ bu mertebe buz pâre-misâl âb-ı zülâllerdir ve ol kadar hâzımü'l-ifrât aynü'l-hayâtlardır kim bir âdem bir toklu kuzuyu yeyüp bu sulardan nûş etse ân-ı vâhidde yediği ta‘âmı hazm eder ve cemî‘i devâbbâtlar za‘îf ü nahîf olup şâh-ı gedâ atı gibi olsa bir hafta bu yaylanın nebâtâtından yeyüp âb-ı nâbından nûş etse ol hayvân eyle semîn olur kim gûyâ dâbbetü'l-arz olur ve benî Âdem âb [u] havâsının letâfet-i ekl [ü] şürbinden ten-dürüst olup zinde olur. (---) (---) (---)
EÇS V 134a
Bu yaylada üç gün meks edüp gölemez ve kaymağ u yoğurd ve teleme peynirleriyle semiz kuzular yeyüp Cenâb-ı Allâh'a şükr edüp andan taraf-ı cenûba gidüp,
EÇS V 134a
İstircan Köpek kal‘ası
EÇS V 134a
Latin krallarından İstircan nâm bir pehlivân keferenin köpekleriyçün binâ olunmuş bir kal‘a imiş. Sene (---) târîhinde Ebü'l-feth asrında Mahmûd Paşa feth edüp virân eylemişdir. Aslâ içinde ma‘mûrâtdan bir şey yokdur. Anı geçüp yine cânib-i cenûba,
EÇS V 134a
Menzil-i kasaba-i şuviçse
EÇS V 134a
Bir vâsi‘ mahsûldâr fezâda Kilis sancağı hâkinde bâğlı ve bâğçeli ve üç yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir hânlı ve bir hammâmlı ve çârsû-yı bâzârısı bir küçük kasabadır, ammâ ahâlîsi gâyet şecî‘ ve tüvânâlardır. Hattâ Fâtıma Sultân ehli Koca Yûsuf Paşa bu rabta-i İremde müştak olup Harem-i hâsda perverde olmuşdur. Bu kasabadan kalkup elli aded pür-silâh refîkler alup cânib-i garba meyyâlce giderken Venedik kâfiri Uskoklarının havf [u] haşyetlerin çekerek yüz bin renc [ü] anâ ile hamd-i Hudâ sahrâ-yı Hilevne'ye çıkdık. Andan
EÇS V 134a
Evsâf-ı mağârâ-yı azîm Rivne, ya‘nî sûr-ı bâlâ-yı Hilevne
EÇS V 134a
Be-kavl-i müverrihîn-i Latin bu kal‘a olduğu dağda Süleymân Nebî asrında Rivne nâm bir div-i be-nâm Süleymân Nebî'den firâr edüp bu cebel-i bâlâda bir kehf-i azîm kazup demirü(?) gârda kırup mesken edüp ol gârdan bir nehr-i azîm çıkardı. İlâ hâze'l-ân ol âb revândır. Anda ol div mürd olup bu Kilis diyârı anın derdinden halâs oldukda İskender-i Kübrâ târîhinin (---) senesinde Dubrovnik penc-pirimlerinden İstircan nâm kefere bu Hilevne kal‘asın İstircam nâmıyla binâ eder. Ba‘de zamân bu kal‘aya Hırvat tâ’ifesi istîlâ edüp lisân-ı Latince ismine Hilevne derler. Ol lisân üzre Hilevne (---) demekdir.
EÇS V 134a–134b
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hersek diyârın aldıkda küffâr-ı dalâlet-âyîn salâbet-i Âl-i Osmân'a tâkat getiremeyüp bu kal‘ayı Venedik kâfirleri hâli üzre bırağup Venedik Körfezi deryâsı kenârında İspilet kal‘asına firâr ederler kal‘a bilâ ceng feth olup dest-i İslâm'da iken Selîm Hân-ı Evvel Mısır fethinde iken bu Hilevne kal‘asına Venedik keferesi istîlâ edüp âhir-i kâr 134b zamân-ı Süleymân Hân'da Hüsrev Paşa sene (---) târîhinde bu kal‘ayı dest-i kuvvet-i bâzûsuyla feth edüp Kilis sancağı tahtı olmuşdur.
EÇS V 134b
Hâlâ yine Bosna eyâletinde Kilis sancağıdır, ammâ sene 1056 târîhinde Venedik kâfiri Kilis kal‘asıyla yetmiş altı pâre kal‘amız Tekeli Mustafâ Paşa elinden alup ol zamândan berü Kilis sancağı kal‘ası kâfir destinde kalmak ile bu Hilevne kal‘ası Kilis beğlerinin tahtı olmuşdur. Beğinin hâss-ı hümâyûnu 142.500 akçedir. Tîmâr 927 ve ze‘âmet 48. Kanûn üzre cebelüleri ile iki bin aded müsellâh asker olup beğiyle me’mûr oldukları sefere giderler. Alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşıları vardır. Yüz elli akçe şerîf kazâdır. Nâhiyesi cümle seksen beş aded kurâdır.
EÇS V 134b
Âsitâne tarafından Yeniçeri Ağası Halîl Ağa üç aded oda yeniçeriler ile muhâfazacılardır ve bir oda topçular ağası ve bir oda cebeciler ağası vardır ve kal‘a dizdârı ve altı yüz aded yarar neferâtları ve şeyh-i islâmı ve nakîbüleşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfları vardır ve şehir subaşısı ve muhtesib ağası ve bâcdârı ve mi‘mârbaşısı ve harâc ağası vardır.
EÇS V 134b
Der-beyân-ı eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Hilevne
EÇS V 134b
Bu kal‘a-i hoş-binâ-yı ra‘nâcık Rivne dağı eteğinde bir yalçın kırmızı şekil kaya üzre seng-i tırâş bir kal‘a-i savaş-ı hâzır-başdır kim gûyâ şekl-i bâdemî vâki‘ olmuşdur, lâkin mürûr-ı eyyâm ile câ-be-câ yerleri münhedim olup sene (---) târîhinde Melek Ahmed Paşa hasbeten lillâh kendü mâlıyla bu kal‘ayı ta‘mîr ü termîm edüp dürr-i beyz-âsâ beyâz kuğu gibi edüp kal‘a önünde Hilevne sahrâsına nâzır bir tophâne seddi binâ etdi kim gûyâ sedd-i İskender'dir. Ve kal‘anın tâ zirve-i a‘lâsında yalçın kaya üzre bir kulle-i azîm inşâ etdi ve bu kulleye ve mezkûr sedd üstüne Tekelü Paşa münhezim olduğu seneden kalan topları kundaklayup bu kal‘aya ve sedler üstüne ale't-tertîb dizüp cümle top-ı kûplar Hilevne sahrâsına nâzırlardır ve bunda olan cebehâne-i gûnâ-gûnun vefreti Bosna serhaddinin bir kal‘alarında yokdur.
EÇS V 134b
Ve derûn-ı hisârda cümle üç aded hâneciklerdir. Üç aded buğday anbârları var ve bir hünkâr câmi‘i var. İçine ancak yigirmi âdem sığar.
EÇS V 134b
Ve kal‘anın kıbleye nâzır bir metîn demir kapusu var. şeb [ü] rûz pâsbânları kapu arasında mevcûd olup her şeb derûn-ı hisârda mehterhâne çalınup pâsbânlar gülbâng-ı Muhammedî çekerler, ammâ bu kal‘anın bir cânibinde handakı yokdur, zîrâ cümle yalçın kaya üzre bir küçük kal‘acıkdır.
EÇS V 134b
Sitâyiş-i varoş-ı kal‘a-i Hilevne: Bu varoş-ı ma‘mûr kal‘anın cânib-i kıblesi ve garbına ve cenûbuna kayalı dere ve depeler üzre cümle dokuz mahalle ve bin yüz aded cümle kârgîr binâ kal‘a-misâl tahtânî ve fevkânî evlerdir, ammâ bir hânede bâğ u bâğçe-i İremler yokdur, zîrâ yalçın kayalı yerlerdir. Bu hânelerin nısfı cümle şindire tahta örtülüdür. "Bu tahtaları rûzgâr-ı zorkâr götürmesin" deyü her evlerin üzerlerine azîm direkler komuşlar. Bu rûzgâr-ı akîm derdinden bu şehrin ekseriyyâ evleri kayagan taş örtülüdür. Bu şehirde esen rîh-i Sarsar meğer Âd kavmi üzre eser idi.
EÇS V 134b
Ve bu varoş cümle on üç aded mihrâbdır. Yedi aded imâretleri rasâs-ı hâs nîlgûn ile mestûr imârât-ı ma‘mûrelerdir. Evvelâ cümleden çârsûya karîb Dokatoğlu Hacı Ahmed câmi‘i kârgîr kubâblı ma‘bedgâh-ı münevverdir kim kapusu üzre târîhi budur: