EÇS V 137b
Dizdârı Baba Ahmed Ağa kim bir pîr-i fânîdir. Her kullede yüzer aded pür-silâh yiğitler şeb [ü] rûz mevcûdlardır kim cümle bu guzâtlar Baba Ahmed Ağa'nın evlâd-ı evlâdları tenâsül bulup gâzî yiğitlerdir. Gayrı ecnebî kimesne yokdur ve bir kimesne bu kullelerde duramaz.
EÇS V 137b
Gâyetü'l-gâye cezîre yerlerdir. Ve her şeb bu mezkûr kullelerin demir kapuların sedd edüp nöbet beklerler. Artık bu cisrden beri İslâm tarafına küffâr geçemez. Gerçi nehr-i Çetine deryâ-misâl bir nehr-i azîm değildir. Kâfirler murâd etse silâhların sallar ve potlar üzre koyup ubûr edüp geçerler, ammâ bir şikâr alup gelirken bu su kenârında İslâm askeri kâfirin girîbânın alırlar ve bu köprüde olan Baba Ahmed gâzîleri imdâd yetişirler.
EÇS V 137b
Ve bu nehir sehel şurcadır. İbtidâ tulû‘u cânib-i şarkda ve taraf-ı cenûbda Dinare dağlarından ve Zadvorya kal‘ası dağlarından ve Omiş kal‘ası bellerinden gelüp bu cisir altından ubûr ederek cânib-i garbda (---) dibinde Akdeniz'e mahlût olur. Bunda Gâzî Baba Ahmed, paşaya bir ziyâfet-i azîm edüp bir hil‘at-i fâhire geydirildi ve Baba Ahmedzâde İsmâ‘îl Ağa on bin yiğide kulağız olup cânib-i cenûbda kâfirin Zadvorya kal‘asına ve dahi Omiş kal‘asına nehb u gâret etmeğe gitdiler, Hudâ âsân getire.
EÇS V 137b
Andan Paşa kalkup Baba Ahmed'in bir oğlun dahi kulağız alup cânib-i cenûba dağlar tathîr ederek,
EÇS V 137b
Evsâf-ı kûh-ı Tin, ya‘nî kal‘a-i metîn Sin
EÇS V 137b
Lisân-ı Latince (---) (---) Sîn derler, ammâ lisân-ı (---) Sîn mezâra derler. Hakkâ ki bir mezâr gibi oyulmuş bir kayalı dağ arasında şekl-i muhammesden tûlânîce ve harâbca kal‘adır, ammâ zemîni Tin dağının maşrık tarafında bir sarp kayalı yerde kal‘adır, ammâ havâlesi çokdur. Câ-be-câ der [ü] dîvârları mürûr-ı eyyâm ile rahnedâr olmuş. Hemân Melek Ahmed Paşa bu kal‘ayı bu hâlde görüp cümle asker-i İslâm'ı bu kal‘aya üşürüp amâr etmeğe bir kîse guruş verüp imâra başladılar. Üç günde bu kal‘a dürr-i beyz-âsâ edüp içine kifâyet mikdârı cebehâne ve âlet-i silâh ve mühimmâtlar kodu.
EÇS V 137b
Dizdârı ve üç yüz aded gâzî neferât garîbleri vardır, ammâ kal‘anın ne mikdâr cirmi vardır, add edemedim ve bânîsin dahi istimâ‘ edemedim, ammâ fâtihi sene (---) Süleymân Hân asrında Gâzî Hüsrev Paşa fethidir ve hâlâ Kilis sancağı hâkinde yüz elli akçe kazâ idi. Hâlâ nâhiyeleri cümle kâfir elinde kalup kazâ-yı âsumânî oldu. Hudâ halâs ede.
EÇS V 137b
Bu mahalde Zadvorya'ya giden guzât ol kadar mâl-ı ganâ’imle gelüp şâdumânlar olup cümle mâlları derûn-ı kal‘aya koyup defterle dizdâr ağaya emânet verildi, ammâ derûn-ı hisârda bir hünkâr câmi‘i ve anbârlar ve (---) mikdârı şindire tahta örtülü müfîd ü muhtasar hâne-i fukarâlar vardır, ammâ cümleden Mahmûd Efendi'nin ve dizdârın hâneleri mükellefdir, ammâ taşra(da) bâğları mükemmeldir. Dağlarında inciri çok olmağile bu dağa kûh-ı Tin derler.
EÇS V 137b
Ve bu kal‘a gâyet serhad yerdir, zîr[â] bizim kâfir elinde olan Kilis kal‘amız bu Sîn kal‘asına yaya âdem bir sâ‘atde varır, ammâ atlıya iki sâ‘at karîb yoldur, zîrâ yolları sengistân ve dağıstân yollar ve bellerdir. Ammâ bu kal‘a-i Sin'in imâristânından,
EÇS V 137b
Bu kal‘adan kalkup cânib-i cenûba sarp sengistân yollar aşup,
EÇS V 137b
Evsâf-ı dâr-ı mûnis-i enîs, ya‘nî kal‘a-i ser-âmed-i Kilis
EÇS V 137b
Lisân-ı Latince ismi (---), ammâ galat-ı meşhûr (---).
EÇS V 137b
İbtidâ bânîsi Venedik penc-pirimlerinin binâsıdır.
EÇS V 137b–138a
Ba‘dehû sene 943 târîhinde Süleymân Hân asrında Gâzî Hüsrev Paşa fethidir. Kanûn-ı Süleymân Hân üzre Kilis sancağı beğinin tahtı idi ve yüz elli akçe şerîf kazâ idi, lâkin sene (---) târîhinde Venedik küffârı 138a Tekeli Mustafâ Paşa'yı Danilova nâm mahalde münhezim edüp bu kadar asker-i İslâm dendân-ı tîğdan geçüp küffâr-ı bed-girdâr Tekeli Paşa'nın otağın bu Kilis kal‘ası altında kurup Ceneral nâm kapudan-ı bednâm Tekelü Paşa'nın mücevvezesin başına geyüp mehterhâne-i Âl-i Osmân çalarak dîvân-ı bed-âyîn etdikde Kilis kal‘asının a‘yânlarından dizdârı ve Sultânzâdeler ve Ca‘fer Beğzâdeler ve niçe ağazâdeler taşra dîvâna gelince görseler cümle küffâr askerleri içinde kaldılar. Hemân bunları kâfirler esîr-i bend-i zincir etdiler.
EÇS V 138a
Ba‘dehû derûn-ı hisârda olan guzât "el-amân" deyü kal‘a-i {Kilis'i} kâfire vere ile verdiler.
EÇS V 138a
Kâfir dahi ahd [ü] amânına vefâ edüp cümle hisâr erleri yerli yerlerine gitdiler. Mezkûrûn a‘yân-ı küffârlar kâfir destinde esîr kaldılar.
EÇS V 138a
Bu hîle [ü] şeytanat ile kâfir bu kal‘a-i Kilis'e istîlâ etdiler. Ol zamândan berü bu kal‘a-i ibret-nümâ dest-i kâfirde kalup câmi‘lerimiz duyûr-ı gamâme olmuşdur. Hattâ bu vâkı‘a-i hadîse-i pür-melâl zamân-ı Sultân İbrâhîm Hân'da vâki‘ olmuşdur.
EÇS V 138a
Bu hâdise-i kübrâyı İbrâhîm Hân istimâ‘ edüp vezîr-i bî-dilîri olan Hezârpâre Ahmed Paşa'ya eydir:
EÇS V 138a
"Lala, benim âbâ vü ecdâdımın feth etdiği Kilis nâm kal‘a-i be-nâmı küffâr almış. Niçün bu kadar zamândan berü bana demezsin?" dedikde, vezîr vızır yazır eydir:
EÇS V 138a
"Gerçek pâdişâhım, Bosna serhaddinde küffâr bir kilise almış. Mukaddemâ yine kendülerinin imiş. Haber gönderelim, yine kâfir bize kiliseyi versin" dedikde, merhûm sâf-dil,
EÇS V 138a
İbrâhîm Hân eydir: "A cânım lala, ya ben kiliseyi n'eyleyim? Ben anı bir azîm şehir zann etdim" deyüp, bu kal‘a ol zamândan berü kefere-i fecerelerde kaldı.
EÇS V 138a
Der-beyân-ı eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Kilis
EÇS V 138a
Bu kal‘anın cânib-i erba‘ası çep çevre birer top menzili ba‘îd havâleli dağlardır, ammâ Gırıblan dağı pek yakın havâledir kim Melek Ahmed Paşa'nın bir gulâmı bu kayadan derûn-ı hisârda olan küffârın birisinin başına bir ok urup kâfiri depeledi. Tâ bu mertebe karîb bir ok menzili bir havâle dağdır, ammâ bu dağlardan aşağı inerken gûyâ Gayyâ deresine ve Derk-i esfel deresine inilüp kal‘a bu derelerin ortasında vâki‘ olmuş evc-i âsumâna ser çekmiş gûnâ-gûn yalçın kayalar üzre şekl-i müseddes bir şeddadî seng-i tırâş ahcârât-ı mücellâlar ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Gerçi havâleleri çokdur, ammâ aşağı kal‘a dibine varıldıkda kal‘anın zirve-i a‘lâsı semâda kalır. Bir vecih ile bu kal‘aya yürüyüş olmayup zafer mümkün değildir. İllâ muhâsara ile yâhûd havf [u] haşyet-i Âl-i Osmân ile vere edüp feth ola, ammâ bu kal‘a gûyâ bir kâse içindedir. Etrâfları kâse kenârları havâlesi yerleridir. Kal‘anın kendisi kâse içinde bir sivri pilav depesidir. Ancak bir yolu ve bir kapusu var. İçinde küffâr mâl-â-mâl olup hamd-i Hudâ asker-i İslâma bir top atmayup etrâf [u] eknâfların guzât-ı müslimîn nehb u gâret edüp mâl-ı ganâ’imle muğtenim oldular, ammâ kal‘a döğülmedi ve bu Kilis'in cânib-i garbındaki dağ başlarından leb-i deryâda kâfirin İspilet kal‘ası nümâyân idi. Andan kalkup bir azîm dereler içre gidüp,
EÇS V 138a
Bu dahi bir seng-i tırâş ile mebnî bir küçük kal‘acıkdır. Mukaddemâ bunu dahi Kilis ile küffâr almışdır. Bunun dahi etrâfları nehb u gâret olup cümle bâğları ve eşcârâtları dest-i teberdârânlardan geçdi.
EÇS V 138a
Evsâf-ı dâr-ı Mesîh-millet, ya‘nî kal‘a-i üstüvâr İspilet
EÇS V 138a
Niçe kerre muhâsara olmuşdur, ammâ âhir dest-i küffârda kalmışdır. İbtidâ bânîsi Pulya Vilâyeti Kralı İspilet nâm kefere binâsıdır. Ba‘dehû Venedik küffârı destinde kalmışdır. Lisân-ı Latin'de İspilet (---) demekdir. Bu kal‘a leb-i deryâda bir püşte-i pest üzre seng binâ bir kal‘a-i garrâdır kim cümle der [ü] dîvârları seng-i mutarraş ile mebnîdir ve leb-i deryâda bir azîm limanında yedi aded kâfir kadırgaları yatırdı.
EÇS V 138a–138b
Hâlâ Venedik pirinc-pirimi hükmünde cenerallikdir ve kal‘ası büyük Akdeniz'den girmiş bin mîl tavîl körfez deryâsının Bosna vilâyeti tarafı kenârında vâki‘ olmuşdur, ammâ âsî kal‘ası olmak ile yanına varamayup ne cirmde ve ne tarz [u] tavrda idiği ma‘lûmumuz değildir. Ancak derûn-ı hisârda ma‘mû[r] kenîse çanlıkları nümâyân idi. Hattâ niçe bin guzât-ı muvahhidîn bu kal‘a etrâfında olan köylerin ve bâğ evlerin ıhrâk edüp mahsûlâtların nehb u gâret ederken guzâta kal‘adan ol kadar balyemez top gülleleri urdu kim her gülle birbirine ta‘kîb edüp kal‘a murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. 138b
EÇS V 138b
Bu kal‘a altından dahi bu kadar mâl-ı ganâ'imle tekrâr avdet edüp Kilis değirmenlerinden ubûr ederek bu kerre cânib-i garba giderken bu mahalde çeteye gidenler mâl-ı menâl-ı firâvânlar ile muğtenim geldiler, ammâ üç aded yiğitleri şehîd oldu. (---) (---) Andan
EÇS V 138b
Lisân-ı Latince kamin taşlık demekdir. (---) rinde Venedik kralları binâsıdır kim iki aded kal‘alar birbirine mukâbil seng binâ kal‘a-i ra‘nâcıklardır. Sene 961 Gâzî Malkoç Beğ Süleymân Hân asrında feth edüp ba‘dehû yine küffâr bu kal‘alara istîlâ etdi, ammâ şimdi bu sene (---) de Melek Ahmed Paşa deryâ-misâl asker ile bu kal‘a zeylinde meks etdikde, asker-i İslâma ihsânlar edüp derhâl Büyük Kamin kal‘asının varoş-ı müzeyyenin ıhrâk bi'n-nâr edüp kal‘a meydân-ı mahabbetde kaldı. Hikmet-i Bârî Cenâb-ı Kibriyâ yârî kılup bu varoşu(n) âteşin rûzgâr-ı zorkâr Küçük Kamin kal‘ası içine girüp ol dahi âteş-i sûzân ile ıhrâk olurken derhâl Bosna serdengeçdileri İsmâ‘îl alaybeği kolundan "Allâh Allâh" deyüp Büyük Kamin'e yürüyüş edüp ân-ı vâhidde hamd-i Hudâ feth edüp derûn-ı hisâra guzât-ı müslimîn duhûl edüp ezânlar okundu ve bî-hadd ü bî-kıyâs mâl-ı hazâ’inler alındı.
EÇS V 138b
Andan Küçük Kamin kâfirleri bu hâl-i pür-melâli görüp âteşden biryân olmadan taşra çıkdıklarında yüz adedi esîr ve elli adedi dendân-ı tîğdan sîr olup hamd-i Hudâ bu iki kal‘a bir günde feth olduğuna bu hakîrin şikeste-beste târîhidir:
EÇS V 138b
(---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)Dedim du‘â ile târîh mübârek ola gazânSene 1070
EÇS V 138b
Bu kal‘aları asker-i İslâm zabt edince ol sâ‘at Der-i devlet tarafına "Bu kal‘aları amâr edüp asker koyalım mı? Yohsa münhedim edelim mi?" deyüp bir ağasıyla arz edüp gitmede. Bu kal‘alarda kifâyet mikdârı asâkir-i İslâm kalup Paşa efendimiz cânib-i garba ma‘mûr kurâları ıhrâk ederek,
EÇS V 138b
Bir sahrâ-yı çemenzâr sevâhildir kim bu mahallin bâğ u besâtînlerinde olan gûnâ-gûn limon ve turunc ve nar ve nârenc meğer cezîre-i Sakız'da ve İstanköy'de ola. Bunda dahi teberdârân ve dilâverânlar cümle bâğları kırup geçirdiler. Andan,
EÇS V 138b
Sene 961 Süleymân Hân ümerâlarından Malkoç Beğ fethidir. Bânîsi ma‘lûmum değildir, ammâ bu kal‘anın ismi lisâ[n]-ı Latince (---) (---) Virlika'dır. (---) (---) rinde hâlâ Kilis sancağı hâkinde bir taşlık içinde bir sa‘b ve metîn küçük kal‘adır. Dâ’iren-mâdâr cirmi bin adımdır. İçinde bir câmi‘i ve kırk elli neferât evleri ve cebehâne ve şâhî topları ve dizdârı ve kırk aded kulu vardır. Hân ve hammâmları ve çârsû-yı bezzâzistânı ve imâretleri yokdur. Ancak bâğları ve lezîz balı çokdur. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) Andan,
EÇS V 138b
Evsâf-ı binâ-yı hısn-ı hasîn, ya‘nî ibret-nümâ-yı kal‘a-i Kinin