İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS V 162b–163a
Der-fasl-ı sayd [u] şikâr: Zirinoğlu kâmil yedi sâ‘at bizim serhadlerimiz tarafında olan zikri sebkat eden kırıntıların iç yanında bir azîm kasr-ı âlî var. Anda çıkup karâr-dâde olduğumuz gibi dağlar ve ormanlar içinden taraf taraf top sadâsı kopup el-azametullâh meğer mukaddemâ tâ Çakatorna'dan re‘âyâlara âdemler gitmiş. Âdem deryâsı bir hay huy sayha-i azîm ile âdem deryâsı gelmede ve toplara ârâm olmayup atılmada, ammâ cemî‘i dağların vahşî canavârları sürü sürü gelüp Kırıntı nâm mahalde yığılup cân bâzârına düşmede, ammâ azamet-i Hudâ Subhânü'l-Hallâk fîl cüssesi kadar sığınların şâhaları çatal-misâl olmuş ve karaca ve tablalı ve yağmurca ve sinhale(?) nâm hayvânların her biri Kastamonu'nun çâlâk katırlarına benzer. Ve bir gûne kırmızı yünlü ayu geldi kim her biri Bağdâd aslanına {benzer} mehîb, mefret ve azulu hınzîrları hımârdan büyük ve yaban keçisi ve yaban koyunu sığır kadar ve gele gele ol kadar tilki ve çakal ve kurd ve sırtlan ve tavşan geldi kim hisâbın Hallâk-ı âlem bilir. Bu hâl üzre cümle kâfir topları atarak ve sâ‘ika-i topdan mahlûkat kaçarak bir yere gelüp lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ hayvânâtlar ortada kalınca kral ve hakîr köşkden temâşâ edüp, "Bire vurun" deyince el-azametullâh 163a kassâb-ı kazâ-yı ecel bu kadar yüz bin cânın içine girüp kırmağa başladılar, ammâ hınzîr ile ayu beş yüz mikdârı kefereleri helâk etdiler. "Bire vardı" ve "Bire geldi" derken gerüden dağlar içre gere gere getirdikleri katrânlı Firengî ipden seyrek balık ağı gibi örülmüş ağlar gelüp gerildikde aslâ hayvânâtlar firâr edemeyüp be-dürüstî kırmağa başladılar, ammâ hınzîr ve kurd cânları acısından önlerine râst gelen hayvânları eyle paraladılar kim cümle mahlûk anlardan havf ederlerdi, ammâ ayular bir yere gelüp ellerine budağ birer ağac pârelerin alup insân gibi ayağ üzre kalkup hınzîra ve kurda sopalar urup depelerdi. Mehîb ve mefret Alman ayıları olur.
EÇS V 163a
Netîce-i kelâm alarkadan küffârlar bunları cümle kırup ol gün dağlar içre bir sayd [u] şikâr kebâbı faslı edüp belki bin araba şarâb nûş edüp mest evkâr evkâr yine alay ile Ligradçık kal‘asına gelüp ertesi gün hersekden me’zûn olduk. Ban ile vedâ‘a vardıkda Melek Paşa efendimize bir münakkaş camlı hinto ki altı aded atlarıyla ve içi mâl-â-mâl Firengî katîfe ve on çift altun kakma kuburlı çarklı tüfengler ve on pastav elvân saya ve prankona tuhaf çukalar ve elli çift bir gûne münakkaş Alaman kilimleri verdi kim gûnâ-gûn nakş-ı sihr-i bukalemûndur kim bir diyâra mahsûs değildir. Andan on külçe mümessek telâtin derisi ve on külçe Alaman ayusu ve Alaman sığını derisinden debâgat olunmuş pembe-misâl gûnâ-gûn güderiler verüp elime defter verdi ve on aded ümmet-i Muhammed esîrlerin birer at üzre pür-silâh edüp "Paşa'nın uğuruna âzâd etdim" deyü hakîre on aded âdemleri teslîm etdi. Ve hakîre bir kîse harc-ı râh on donluk çuka ve on çift münakkaş tüfengler ve beş top mu‘amberîn güderiler ve beş kilim [ve] on çift Alaman nafesi kürkler ve gulâmlarıma yigirmişer uskota guruş ve bizimle olan serhadlilere dahi bir kîse guruş, kapudanlarına bir çuka verüp paşaya nâmeler verüp bize beş yüz kadar atlı kâfirler refîk verüp ban ile vedâ[‘]laşup (---)
EÇS V 163a
Ligradçık'dan diyâr-ı Banyaluka'ya gitdiğimiz menâzilleri beyân eder
EÇS V 163a
Evvelâ bism-i İlâh ile cânib-i kıbleye (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 163a
Andan nehr-i Sava kenârında cümle serhadlilere destûr verüp hakîr nehr-i azîm Savayi gemiler ile ubûr edüp hamd-i Hudâ selâmetle,
EÇS V 163a
Menzil-i kal‘a-i Kıradişka: Bu mahalde Bihke kapudanına bir âdemimle mektûb gönderüp mektûbum vusûl buldukda, "Paşa efendimize gelüp buluşasın" deyü haber gönderüp, hakîr Kıradişka'dan kalkup cânib-i kıbleye 5 sâ‘atde,
EÇS V 163a
Menzil-i kasaba-i Terenteren: Andan yine cânib-i kıbleye 4 sâ‘atde,
EÇS V 163a
Menzil-i kal‘a-i şehr-i azîm Banyaluka: Paşa efendimize varup mübârek dest-i şerîfin bûs edüp Zirinoğlu hedâyâsın hinto arabalarıyla cümle Zirin defteriyle teslîm edüp on nefer esîrler dahi paşanın dest-i şerîflerin bûs etdiklerinde, hakîr eyitdim,
EÇS V 163a
"İşte bunların her biri onar ve yigirmişer yıl imiş esîr-i bend [u] belâ çekerler imiş. Bunları Zirinoğlu, sultânıma mahabbeten zindândan çıkarup başınız içün âzâd etdi" dediğimde paşa safâsından şâd girye edüp ağlayup hamd-i Hudâ etdi ve her biri diyârlarına ihsânlar alup gitdi.
EÇS V 163a–163b
Paşa cümle hedâyâlara nazar edüp bunlardan dahi hazz edüp niçe eşyâlardan "el-hedâyâ tüşterek" deyü ağavâtlara birer şey hibe edüp, "Evliyâm, hoş geldin ve safâ geldin, ammâ kanı Bihke kapudanı" dedikde, "Sultânım, niçe zindândan çıkarup ayağından neybe demirin kırup bir kat esbâb semmûr kürküyle ve müsellâh bir küheylân atıyla ikrâm olunup, "Belki küffâristândır, yine âzâd etdiklerine peşîmân olalar" deyü ol ân kraldan izin alıverüp, ‘Banım 163b kapudan cisrine kavuşmağa gitseler’ dedikde ricâmız kabûl olup Bihke kapudanı bin aded güzîde atlılar ile ılkar edüp Bihke'ye gider, ammâ ne gider. şimdi Kıradişka'dan haber gönderdim. Yarın ya bir gün bunda hâk-i pâye gelüp yüz sürmesi mukarrerdir" deyüp Zirinoğlu ahvâllerin ve vilâyetin imârâtın ve gayrı temâşâ etdiğimiz kılâ‘-ı metîneleri su’âl ederek musâhabet ederdi.
EÇS V 163b
Hakîkatü'l-hâl ertesi gün Bihke kapudanı dahi Paşaya on bin guruşluk hedâyâlar ile gelüp buluşup bir nedîm-i şehriyârî olacak müdebbir ve mubassır kimesnedir. Paşa hazz edüp eydir:
EÇS V 163b
"Kapudan sa‘âdetlü pâdişâhın fermânıyla seni seksen yedi bin guruşa halâs etdik. Seni umûr-ı Devlet-i Âl-i Osmân müşâveresiyçün Der-i Devlet'e istemişler. Evliyâm, sen de hâzır ol kapudanın ıtlâkına sen gitdin ve seksen yedi bin guruşluk mâlı hüccet-i şer‘iyye ile sen götürdün ve ol diyârları sen gördün, sen bildin. Yürü mektûblarımla görüp bildiğin gibi Köpürlü Mehemmed Paşa'ya cevâb ver" dedikde,
EÇS V 163b
"Nola, Bismillâh el-emrü emrüküm" deyüp tedârikimiz görüp âmâde olduk, lâkin hakîr iki yerden gayret kuşağın ve hamiyyet kılıcın kuşandığımdan mâ‘adâ cemî‘i vücûdum prankona çuka kenârları ve mişmâlar(?) ile der-âgûş etdirüp gûyâ Van diyârında Ahlad şehri kadîdi gibi olup bâzûlarım ve uyluklarım eyle sarup sarmalayup bu ten-i nâ-dürüste be-dürüstî ile teklîf-i mâlâ-yutâk ederek gûyâ yek pâre bir âdem olup paşadan mektûbları ve Budin'de Seydî Ahmed Paşa'dan gelmiş mektûbları ve hâlâ benim Zirinoğlu'ndan getirdiğim mektûbu ve İspilet kapudanından gelmiş mektûbları cümle hakîre verüp her menzilde menzilcilere bahşîş vermek içün iki yüz sikke-i hasene altun verüp,
EÇS V 163b
"Göreyim seni Evliyâm, nice sebük-rûhluk edüp birkaç gün hâbdan bîdâr olup bir gün mukaddem yetişesin, zîrâ bu mektûblarda Devlet-i Âl-i Osmân'a lâzımlı umûr-ı mühimmeler vardır. İnşâ’allâh sıhhatle geldikde senün ıvazın sana ma‘a'z-ziyâde ederim. Yürü Allâh işiniz onara, ammâ yollarda gâfil gitme" dedikde, kapudana on bârgîr ve bana üç re’s bârgîrler gelüp bism-i İlâh ile dest bûsdan sonra atlara süvâr olup,
EÇS V 163b
Banaluka'dan ılgar ile İslâmbol'a gitdiğimiz bildirir
EÇS V 163b
Evvelâ Banaluka'dan bir baş Gölhisâr'ı ve Yayiçse'yi ve Vinçaz'ı ve İskopya'yı ve Travnik'i geçüp menzil-i şehr-i Sarây.
EÇS V 163b
Andan kal‘a-i Vişegrad'ı ve kal‘a-i Dobron ve kal‘a-i Pireboy'u geçüp menzil-i şehr-i Yenivaroş.
EÇS V 163b
Andan Yenibâzâr'ı ve kal‘a-i Baniska'yı ve kal‘a-i Mitroviçse'yi geçüp menzil-i kal‘a-i Vuçitrin'de yarar atlar alup Bihke kapudanının bunda üç âdemi kaldı.
EÇS V 163b
Andan kal‘a-i Priştine'yi ve kal‘a-i Kaçanik'i ve kal‘a-i Üsküb'ü geçüp menzil-i kal‘a-i Eğridere.
EÇS V 163b
Andan yarar bârgîrler alup şehr-i Köstendil'i ve kasaba-i Dobniçse'yi geçüp,
EÇS V 163b
Menzil-i şehr-i Sofya: Bihke kapudanı eydir: "Evliyâ Çelebi biz esîrlik çeküp on yıldır ata binmek değil zindânda yayan yürümemişimdir. Ben bir iki gün sonraca gideyim" deyüp, hakkâ ki garîb kapudan bî-tâb ü bî-mecâl kalup andan hakîr ayak bağsız kalup var kuvveti bâzûya getirüp İhtiman'ı ve Tatarbâzârcığın geçüp menzil-i kal‘a-i Filibe, andan, menzil-i Edirne, andan menzil-i Burgaz.
EÇS V 163b
Andan ol gün ol gece seğirdüp menzil-i belde-i tayyibe İslâmbol'a hamd-i Hudâ sıhhat ü selâmetle dokuzuncu günde ba‘de'l-mağrib Melek Ahmed Paşa efendimizin kapu kethüdâsı sadrıa‘zam imrâhûru olan Abaza Mehemmed Ağa'nın hânesine vardığım ân atlardan indirmeden ayağım tozuyla hakîri Köpürlü Mehemmed Paşa henüz salât-ı ışâyı kıldığı mahalde huzûr-ı Köpürlü'ye tîrkeşimle girüp, anda sadağım kılıcım bırağup ba‘de's-selâm dest bûs edüp,
EÇS V 163b
"Evliyâ, hoş geldin. Bosna'dan çıkalı kaç gündür?" dedikde, hakîr eyitdim,
EÇS V 163b
"Hemân Zirinoğlu'ndan Bihke kapudanın halâs edüp geldiğim gün paşa karındaşınız Banaluka'da bırağup dokuzuncu gündür kim seğirdüp hamd-i Hudâ yine mübârek cemâlin gördüm" deyüp cümle mektûbları huzûruna koyup, "Paşa karındaşınız dest-i şerîfiniz bûs edüp bu feryâdnâme mektûblara nazar edüp tedârikler görsün buyurdular".
EÇS V 163b
Hemân ibtidâ Melek Paşa efendimizin mektûblar[ın] şâmîzâde'ye verüp cümle gılmân-ı hâssaları taşra kovup, hakîr de hareket edeyim, dedikde, "Sen otur" buyurup mektûb tilâvet olundukda netîce-i kelâm mektûb oldur kim,
EÇS V 163b–164a
"Benim efendim, mukaddemâ Kapucu 164a başı Alî Ağa'nız yediyle mektûb-ı dürer-bârınız gelüp vusûl buldukda fermân-ı şehriyârî üzre nehr-i Sava'da cisr-i azîmler etdik ve İzmiyan dağları iç[re] tâ kal‘a-i Zadra ve kal‘a-i Kilis ve kal‘a-i şibenik yolların tathîr edüp yine fermân-ı pâdişâhî üzre Bihke kapudanı (---) Ağa'yı seksen yedi bin guruşa hâmil-i varaka Evliyâ Çelebi'yi gönderüp Zirinoğlu'ndan kapudanı halâs edüp huzûr-ı şerîfe gönderilmişdir" dedikde, Köpürlü eydir:
EÇS V 164a
"Yâ Evliyâ kanı kapudan" dedikde, hakîr eyitdim,
EÇS V 164a
"Sultânım, kapudan bu kadar sene azâb-ı sicni çeküp bir lahm u şahm sâhibi bir menkale âdem olmağile batıyyü'l-hareke olup ılgara tahammül edemediğinden Sofya-i sâfiye şehrine gelüp andan yap yap gelir. İnşâ’allâh iki üç günden anlar da bundadır" dedim. Köpürlü eyitdi,
EÇS V 164a
"Ya Zadra altında bile mi idin?" "Belî efendim, cümle Bosna eyâleti askeriyle ibtidâ Kilis'den gâret ederek geçüp leb-i deryâda İspilet kal‘ası varoş ve bâğ u bâğçeleri cümle teber-i müslimînden geçürüp, andan Marina kal‘ası ve Ribniç[s]e kal‘ası ve şibenik kal‘asına varınca cümle mâl-ı mâ-meleklerin harâb ü yebâb edüp cümle guzât-ı müslimîn dörd bin aded güzîde asker alınup hamd-i Hudâ şibenik dibinde kal‘a-i Ribniçse ve Marina ve Kamin kal‘aları feth olup yire berâber oldu ve cümle ağaçları teberden geçdi ve dörd kerre yüz bin komor bârgîri, ya‘nî kirâ beygiri yükü buğdayları taşıyup İslâm kursağına nasîb oldu. Andan yigirmi günde yemîn ü yesârı gâret ederek kal‘a-i Zadra altına varup kal‘adan hâric bir azîm tabyasına amân vermeyüp feth olundu".
EÇS V 164a
"Evliyâ Zadra nice kal‘adır?"
EÇS V 164a
"Efendim, leb-i deryâda bir yüzünde iki Eskisarây cirminde vardır, ammâ himmet-i Âl-i Osmân'a dağlar dayanmaz. Anın da cümle bâğların baltadan geçirüp kapudan taşra bir kâfir çıkmağa kâdir olmadılar. Andan yedi günde on bin güzîde salt asker olup vilâyet-i Mora'ya ve vilâyet-i Dodoşka'ya nehb u gâret etdiğimizde fakîr-i pür-taksîr bile idim" "Yâ Evliyâ, Dodoşka ne vilâyetdir?" dedi[kde],
EÇS V 164a
"Vallâhi sultânım, Venedik Körfezi nihâyetinde lisân-ı Talyan söyleşir yüz bin kavm olur. Nısfı Venedik'e tâbi‘dir, nısfı Nemse kralına tâbi‘ olanı sulha mugâyir olmasın içün gâret etmeyüp, ammâ Venedik'e tâbi‘den bin kadar esîr ve mâl-ı ganâ’im alınup, ba‘dehû kal‘a-i Zadra altına gelüp Kırka sancağı içinde biz harâb kal‘alarımız temâşâ ederek gelüp Kilis sahrâsında meks edüp Der-i Devlet'e bu kadar kelle ve esîr kapudanlar (---) Ağa ile gönderilmiş idi" deyü cevâb verdim. Köpürlü eyitdi,
EÇS V 164a
"Yâ Evliyâm Zirinoğlu'na kapudanı kurtarmağa sen mi gitdin?"
EÇS V 164a
"Belî, bu abd-i za‘îf Banaluka'dan bir günde Kıradişka'ya varup, andan nehr-i Sava'yı geçüp Çernik sancağı hâkine kadem basup, andan üç günde Zirinoğlu hudûdunda kırıntı nâm dağlar gibi ağaçlar kırıntısın geçüp bir günde Çakatorna nâm kal‘asında, kendü tahtı olan kal‘asıdır. Anda on iki Sirem arabası mâlı ve beş semmûr kürkleri kendü defteriyle teslîm edüp ol mahalde kapudanı zindândan çıkarup âzâd etdiler, ammâ efendim gâyet ma‘mûr u âbâdân vilâyetleri var.
EÇS V 164a
Ve bir kal‘ası da Ligradçık'dır ve bir kal‘ası da Koproniçe'dir. Ve'l-hâsıl yedi yüz altmış pâre sağîr ü kebîr kal‘a ve palanka ve kavata kulleleridir kim bu kulleler cümle diyârlarının kenârlarında birbirinden birer top menzili ba‘îd metîn kullelerdir, ammâ asfa dayanmazlar ve Zirinoğlu'nun evzâ‘ ve etvârın ve niçe kılâ‘ların seyr [ü] temâşâ edüp hâlâ ümm'l-ahbârım" dedi[k]de Köpürlü bi'z-zarûrî hande edüp Defterdâr İbrâhîm Paşa'ya hitâb edüp,
EÇS V 164a
"Biz bu Evliyâ'yı sabâhın sa‘âdetlü pâdişâhım huzûruna götürürüm. Hâzır ol" deyü tenbîh edüp zeyl-i mektûbu dahi kırâ’at etmeğe başlayup derûn-ı mektûbda eyle tahrîr olunmuş kim,
EÇS V 164a–164b
"Eğer efendim, intihâ-i serhaddimizden eğer su’âl buyururlarsa Dodoşka vilâyeti Venedik hükmünde ve nısfı Nemse zabtında olup Beganoğulları ile 164b yüz bin kavimdir. Tâ anlara varınca fermânlar üzre nehb u gâret edüp mâl-ı ganâ’im alındı.
EÇS V 164b
Ve bizim serhaddimizden Kırka sancağında kal‘a-i Kininli ve Kininli(?) ve Pakriçse ve Nadinli gâzîlerinden beş bin mikdârı "Benem, diğer nîst!" mezkûr Dodoşka vilâyetinden içeri vilâ[yet]-i Islovin'i ve vilâyet-i Hırvadistân'ı ve vilâyet-i Mekemorya'yı ıhrâk bi'n-nâr edüp hadden efzûn mâl-ı ganâ’imler alınup bî-hisâb esîr çıkardılar.
EÇS V 164b
Ve bir büyük kapudanları kırk nefer kefereleriyle esîr düşüp inşâ’allâh anı da huzûr-ı şerîfe gönderirim. Ol esîr kapudanın cevâbı üzre Nemse çâsâr-ı nâçâr hâlâ cümle ümerâ-yı küffârlara ve cemî‘i goroflara ve cümle kapudanlar ve banlara papinteler, ya‘nî hatlar gönderüp kal‘a-i Yanova ve Göle kal‘aları üzre hareketleri var. Husûsan Rim Papa dedikleri nâ-pâk melâ‘în-i bî-mu‘în ki re'îs-i kıssîsân kallâş bu sanki millet-i Mesîhiyyenin küfr âyînini icrâ edüp riyâzet ile kadîd olan bî-dîn yedi kral ki Donkarkız ve Danimarka, Filimenk, İsfaç, Çeh, Leh banlarının kral-ı menhûslarına la‘netnâme-i Marya kot kapurhandlar yazup cümle melâ‘înler müttefik ve müttehid {olup} niçe turrehât-ı bed-nesâyih küfr-âmîz ve gûnâ-gûn dalâlet-engîz bed-vasiyyetler yazup Türk üzre sefer edelim deyü cenge tergîb edüp hâlâ papa mel‘ûnun fitne ve fesâda terğîbi sebebiyle Erdel vilâyetinde Rakofçi kral ve Kemen Yanoş la‘înler nehr-i Tisa kenârında Huşvâr kal‘ası altında yüz bin kâfir fecereler cem‘ olduğu giriftâr olan keferelerden istimâ‘ olunup ve Budin Vezîri Seydî Ahmed Paşa karındaşımızdan hakîre mektûblar gelüp esîrlerin cevâblarına mutâbık olduğundan Seydî Ahmed Paşa'nın mektûbların dahi sultânıma göndermişdir. Manzûr-ı sa‘âdet-me’âbları olup Erdel'e ve Vârat câniblerine ve şarbatak ve Segelhît câniblerine asker-i deryâ-misâl ile azîmet etmeğe bezl-i himmet buyurasız, ve's-selâm" deyü mektûb hatm-i kelâm olup, Zirinoğlu mektûbu dahi bu bu siyâk [u] sibâk üzre idi. Köpürlü bu mektûblardan şâd [ü] handân olup sefer açmak sevdâsında olup hakîre eydir:
EÇS V 164b
"Evliyâ seni huzûr-ı pâdişâha götürürüm" deyüp âdâb-ı meclise müte‘allık niçe nasîhatlar edüp ale's-sabâh bu hakîri Üsküdar bâğçesinde Revân köşkü nâm kasr-ı Havernâk'da huzûr-ı pâdişâha vardıkda zemîn bûs edüp dervîş-i dil-rîşâne ve abdâlâne bu beyti terennüm etdim: