EÇS V 164b
Âfâk[ı] şehâ ma‘deletin nûr pür etsinHurşid gibi encümen-i dehre çerâğ olGâh nâfe gibi eyle diri deşt-i mu‘attarGeh gonca-sıfat gülşene gel ziynet-i bâğ olDâdâr-ı cihân eylemesin âlemi sensizHer kanda isen pâdişâhım dünyede sağ ol
EÇS V 164b
deyüp gerüye mektûbları yeden be-yed dest-i pâdişâha verüp kırâ’at olunup mefhûm-ı kelâmları ma‘lûm-ı sa‘âdetleri olup, buyurdular kim,
EÇS V 164b
"İnşâ’allâh Bursa'dan Boğazhisâr'a vardıkda Kapudan Alî Paşa lalamı Vârat kal‘ası üzre ve Erdel diyârları üzre serdâr-ı mu‘azzam ederim" buyurup, kâmil üç sâ‘at murâd [u] merâmları üzre rifkatle cevâblar verüp niçe bin kelimâtlar olunup hakîre yüz yetmiş altun ve bir hil‘at-i fâhire ihsân olunup taşra çıkdığımda,
EÇS V 164b
Köpürlü Mehemmed Paşa eydir: "İlahî Evliyâ ber-hurdâr-ı ömr ol. Aceb yek-pâre cevâblar verdin ki her biri Devlet-i Muhammediyye'ye yarar merhem-i Süleymânî'dir" deyü hakîre hayır du‘â edüp iki yüz altun ihsân ve Köpürlüzâde Mustafâ Beğ ve şâmîzâde ve silihdâr ve çukadâr ağalar cümle ihsânlar edüp ve Nişâncı Paşa bir Mülteka'l-ebhur ve bir arûz kitâbı ihsân edüp İslâmbol'a geçdik.
EÇS V 164b
Ba‘dehû ertesi gün Bihke kapudanı gelüp, anınla tekrâr huzûr-ı pâdişâhîye varup, "Evliyâ Çelebi beni Zirinoğlu'ndan halâs etdi" deyü ol dahi ağlaya ağlaya, "Hemân pâdişâhım, Erdel'e sefer lâzımdır" deyü iki sâ‘at sefere müte‘allık kelimâtlar olup, ana dahi sa‘âdetlü pâdişâh üç yüz altun ve bir hil‘at-i fâhire ihsân olunup taşra çıkup Köpürlü Mehemmed Paşa'dan ve cemî‘i erbâb-ı dîvândan cümle yüz yetmiş kıt‘a mektûblar alup, İslâmbol'dan Bosna diyârına on bir günde Hilevne sahrâsında paşa efendimize sıhhat ü selâmetle varup sâhib-i devlet efendimiz bize hidmetimiz mukâbelesinde İzvornik kazâsının bedeliyye hidmetin tahsîlin ihsân edüp elli aded âdemler ile kazâ-i İzvornik'e ve Tuzla kazâsına gitdik.
EÇS V 164b
Melek Ahmed Paşa efendimizin Bosna eyâletinden sebeb-i azlin beyân eder
EÇS V 164b–165a
şehr-i Banyaluka'da efendimiz Ferhâd Paşa hânesinde yedi 165a ay kâmil meks edüp aslâ paşa matbah kaynatmayup rûz-merre kırk beş yer[d]e şîr-i hurmâ ve katr-ı nebâtlı ni‘met-i nefîseler tenâvül olurken hikmet-i Hudâ bir gece paşanın hazînesi tavanı delinüp birkaç sepet sandukalar yarılup yigirmi bin altun ve bu kadar akmişe-i fâhireler gâ’ib olunca, hemân ale's-sabâh paşa hâne sâhibi Ferhâd Paşa oğlu Mehemmed Beğ'e ve kethüdâsı ve hazînedârına sekbân ve sarıcalar işkenceler edüp âhirü'l-emr Ömer nâm bir küçük gulâma işkenceler edüp,
EÇS V 165a
"Vallâhi bizim beğin hazînedârı Ahmed tavanı delüp beni ip ile aşağı sarkıdup dörd kîse aldım ve bu kadar cevâhir alup ip ile beni dahi yukaru çekdiler. Ba‘dehû bana yüz dâne Dobra-Venedik dinârı verdiler" dedikde, Mehemmed Beğ ve kethüdâsı ve hazînedârı,,
EÇS V 165a
"Hâşâ haberimiz yokdur" deyü inkâr ile cevâb verince Küçük Ömer tavanı delen burguları ve destereleri meydân-ı mahabbete getirüp burguları ve destereleri yapan üstâdları çağırup,
EÇS V 165a
"Belî biz yapup ev sâhibi hazînedârına verdik" dediklerinde, hazînedâra hadden ziyâde işkenceler edüp âhirü'l-[emr] eydir:
EÇS V 165a
"Vallâhi sultânım, oldu olacak, senin hazînedârın beni severdi ve senin hazînene kapanup senin cümle cevâhir ve mâlın bana gösterüp,
EÇS V 165a
‘şundan, ya‘nî mâl alsana’ deyüp bir gece tavanı deldik ve dörd kîse Venedik dinârı aldım. İşte mühriyle durur" deyü kîseleri meydân-ı mahabbete çıkardı.
EÇS V 165a
Sabâhısı işitdik, "Altun gâ’ib oldu" dediler. Yemîn billâh edüp ağladı. Paşa kendü hazînedârına dahi işkence edüp aslâ bir şey demeyüp, yine Mehemmed Beğ'e işkenceler edüp hapse verdi.
EÇS V 165a
Hemân ol gece hâne sâhibi hapsden firâr edüp doğru Köpürlü kethüdâsı Gürcî Kethüdâ'ya varup kelpeden ile kopan etlerin ve parmağında kamış yürütdüklerin bir bir Köpürlü'ye gösterüp on iki günde emr-i pâdişâhîyle bir kapucubaşı gelüp Paşa hazînedârı ve Miftâh gulâm Ömer'i ve tavandan inen Küçük Ömer'i ve Mehemmed Beğ kethüdâsı ve hâne sâhibi hazînedârı Ahmed'i ve burgucuyu ve desterecileri ve paşa kendü emîni Mehemmed Efendi'yi da‘vâya vekîl edüp Âsitâne-i sa‘âdet'e gönderüp huzûr-ı Köpürlü'ye sekiz aded âdemler varup kadıaskerîler ve İslâmbol kadısı huzûrlarında paşa hazînedârına hükm olunup,
EÇS V 165a
"Sen subaşılardan avâ’id [ü] fevâ’id alup niçün havâ-yı nefse tâbi‘ olup paşanın mâlların niçün ecnebî âdemlere gösterirdin?" deyüp san(?) esâmesin çalup hazînedârı ve miftâh gulâmı Baba Ca‘fer zindânına gönderüp, işkenceler edüp karâr edüp bir uçkur içinde üç bin altun meydân-ı mahabbete çıkup hazînedârı ve miftâhı gulâmı kayd [u] bend ile paşaya gönderüp Köpürlü mektûbunda eydir:
EÇS V 165a
"Benim Melek Paşa karındaşım, bu ne hükûmetdir kim kendü mâlını hıfz edemeyüp nâ-hak yere gayrı âdemlere işkenceler edersin. Ya gayrı ibâdullâhların gâ’ib olan mâlların nice bulup tahsîl edersin? Bu ne şekl-i hümec hükûmetdir ve ne şekil vâlî-i vilâyetlikdir?" deyü niçe ta‘n-âmîz mektûblar geldi.
EÇS V 165a
İşbu sene 1071 Rebî‘ulevvel'inin on ikinci bâzârertesi günü Melek Ahmed Paşa efendimizi Bosna'dan ma‘zûl edüp Bosna eyâleti Fâtih-i Vârat Serdâr Alî Paşa'ya sadaka olunup bize Rûmeli eyâleti ihsân olunup Banyaluka'dan Rûmeli'ne gitdiğimiz konakları beyân eder
EÇS V 165a
Ammâ ol kadar şiddet-i şitâ idi kim "tü" disek âdemin tükrüğü yere buz olup düşerdi. Evvelâ bism-i İlâh ile Banyaluka'dan cânib-i kıbleye 13 sâ‘atde,
EÇS V 165a
Menzil-i kasaba-i Varsal vakfı: Cümle evlere konulup zevk u safâlar etdik, ammâ yollarda acâ’ib dipi ve boran çekdik. Andan kal‘a-i Gölhisâr'ı geçüp 12 sâ‘atde,
EÇS V 165a
Menzil-i kal‘a-i Yayiçse. Andan kal‘a-i Vinçaz'ı geçüp renc [ü] anâ çekerek 8 sâ‘atde,
EÇS V 165a
Menzil-i kasaba-i İskopya. Andan yine cânib-i kıbleye,
EÇS V 165a
Menzil-i kal‘a-i Travnik. Andan {8 sâ‘atde,}
EÇS V 165a
Menzil-i kasaba-i Vitez. Andan 5 sâ‘atde yine semt-i kıbleye,
EÇS V 165a
Menzil-i karye-i Ekşisu. Andan 8 sâ‘atde,
EÇS V 165a
Menzil-i karye-i Bâliş. Andan nehr-i Sarây'ı geçüp ve nehr-i Sarây şehr-i Sarây'ın kıblesi cânibinde (---) yaylaklarından cem‘ olup nehr-i Milaçka ile nehr-i Sava'ya mahlût olur. Andan,
EÇS V 165a
Menzil-i şehr-i kal‘a-i Sarây: Garâ’ib sevâd-ı mu‘azzamdır. Üç gün bunda meks olunup azîm zevk u safâlar edüp firâvân ni‘met-i bî-pâyânlar tenâvül olunup paşa efendimize ve gayrı ağavâtlar vâfir hedâyâlar geldi. Andan dahi kalkup taraf-ı şarka dağlara çıkup,
EÇS V 165a–165b
Menzil-i karye-i Mokra hânları: Bir câmi‘i ve paşalara odaları ve beş aded hânları Mokra kayası 165b dibindedir kim Rûm ve Arab u Acem'de Mokra kayası meşhûrdur. Melek Ahmed Paşa ol kayalardan dörd aded koçı arabaları kayalardan çıkarup öte yüze aşırdı. Andan 8 sâ‘atde,
EÇS V 165b
Menzil-i Zakova hânı. Andan 8 sâ‘atde cânib-i kıbleye gidüp,
EÇS V 165b
Evsâf-ı dâr-ı cihâd, ya‘nî kal‘a-i seng-âbâd Vişegrad
EÇS V 165b
Lisân-ı Latince gırad kal‘aya derler (---) demekdir. Bânîsi Hazret-i İsâ zamânında Dobra Hersek kralı binâsıdır, ammâ fâtihi sene (---) târîhinde bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân fethidir.
EÇS V 165b
Hersek sancağı hâkinde mu‘âf müsellem Sokollu Mehemmed Paşa mütevellîsi hâkimdir ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve yetmiş aded neferâtı ve bâcdârı vardır.
EÇS V 165b
Kal‘ası nehr-i Drin kenârında yumurta gibi bir yumru topraklı evce münkalib olmuş kûh-ı bâlâ üzre şekl-i muhammes seng bi[nâ] bir kal‘a-i ra‘nâcıkdır, ammâ küçükdür. İçinde kulu ve evleri ve bir câmi‘-i sagîri ve kifâyet mikdârı cebehânesi ve bir kal‘a kapusu var. Gayrı ma‘mûrâtdan bir şey yokdur.
EÇS V 165b
Cümle aşağı varoşunda yedi yüz hâne ve bir selâtîn-misâl bir câmi‘-i dil-küşâ ve on bin at ve katır ve develer alır kal‘a-misâl bir hân-ı azîm ve bir hammâm-ı latîf ve çeşmesârlar ve selsebîl ve âb-ı revânlar ve cümle üç yüz aded kârgîr dükkânlar serâpâ bu zikr olunan hayrât u hasenâtlar cümle merhûm u mağfûrunleh Sokollu şehîd Mehemmed Paşa'nındır kim cümle imârâtları rasâs-ı hâs nîlgûn kurşum ile mestûrdur.
EÇS V 165b
Ve bu şehir içre hayrât-ı ibret-nümâsının biri dahi nehr-i azîm dîvâne Drin üzre on bir göz bir cisr-i kebîri var kim her bir kemerleri kehkeşân-âsâ âsumâna ser çeküp her biri kavs-i kuzahdan ve tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir. Anadolu'da nehr-i Sakarya üzre Bâyezîd-i Velî'nin Geyve köprüsü ve Kızılırmak üzre Çâşnigîr köprüsü ve nehr-i Araz üzre Altun Halkalı köprü ve yine nehr-i Araz üzre Hasankal‘ası kurbun[d]a Çoban köprüsü ve Hazzo kurbunda Batman cisri ve Hısn Keyfâ püllü ve Adana ve Misis köprüleri cümle meşhûrdur, ammâ Rûmeli'nde Çekmece cisirleri ve Hersek sancağında Mostar cisri bir göz püll-i ibret-nümâdır, ammâ bu Vişegrad cisrini görüp ilm-i hendese ve ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan bu cisr-i azîmi gördükde akıllar perîşân olur. İbtidâ esâsına târîhdir:
EÇS V 165b
Dedi târîhin Nihâdî her gören ede du‘âYapdı bu köprüyü su üzre Mehemmed PaşaSene (---)
EÇS V 165b
Görüp itmâmını Hâdî dedi ana târîhBârekallâh aceb cisr-i kebîr u eltafSene 985
EÇS V 165b
Ammâ bu cisr gâyet dîvâne cereyân eder nehr-i Drin üzre vâki‘ olup gök gibi sâ‘ika verir bir âb-ı mahbûbdur, ammâ âb-ı zülâldir. İbtidâsı Hersek sancağında Çemerne yaylağından ve Zagor yaylağından gelüp şehr-i Foça içinden ubûr etdiği gibi nehr-i Tihotine ile bir olur. Nehr-i Tihotine dahi Arnavudluk vilâyetinde Plav kal‘ası dağlarından gelüp Foça şehri dibinde nehr-i Drin'le bir olup andan kasaba-i Ustikolona'ya, andan bu şehr-i Vişegrad'a, andan kal‘a-i İzvornik'e uğrayup andan kal‘a-i Raça önünde nehr-i Sava'ya karışup deryâ olup Sava dahi Belgrad dibinde nehr-i Tuna'ya, Tuna dahi beş koldan Karadeniz'e mahlût olur, ammâ nehr-i Drin âsî sudur. Hattâ bir kerre bu cisr-i metînin bir gözün yıkup cânib-i vakfdan bir gözünün imârâtına yetmiş yedi bin guruş gitdi.
EÇS V 165b
Hulâsa-i kelâm vâcibü's-seyr bir kantara-i azîmdir.
EÇS V 165b
Ve bu Vişegrad'ın âb [u] havâsı gâyet memdûh olduğundan mahbûb u mahbûbeleri ve bâğları meşhûrdur.