EÇS V 171a
Garâ’ib bunda kim bu mutalsam ayn-ı zülâl içre niçe kerre yüz bin elvân sağîr ü kebîr mâhîler şinâverlik edüp gelmede ve gitmededirler. Niçe âdemler tefe’ül edüp,
EÇS V 171a
"Eğer benim işim hayr ile itmâm bulursa bu mâhîler benim bezl etdiğim etmeği tenâvül ede ve illâ hayr ile işim râst olmazsa ekmeğim yemeyeler" deyü fâl ederler.
EÇS V 171a–171b
Bi-emr-i Hayy-ı Kadîr niçe 171b âdemin nânın yerler. İşi râst gelir. Niçesinin nânına aslâ nazar etmeyüp yemezler. Ol kimesnenin işi dahi ileri gelmezler, ibret-nümâ-yı azîmdir.
EÇS V 171b
Ve bir temâşâ dahi bu uyûnda niçe bin balıklar bir gün görünür kim niçe bininin bağırsakları taşra sarkup kanları akar ve kimi mecrûh ve kimi ölmüş su üzre gezer. Birkaç günden istimâ‘ olunur kim ya bir kal‘a altında ceng-i azîm olmuş veyâhûd kal‘a feth olmuş veyâhûd asker-i İslâm münhezim olmuş, bir gûne haberler zuhûr eder, garîb mutalsam temâşâdır.
EÇS V 171b
Niçeler "Bu makâm Hazret-i Lokmân makâmıdır" derler, ammâ Lokmân Nebî Rûm diyârına gelmemişdir. Ancak Lokmân isimli bir hekîm-i hâzık-ı zû-fünûn imiş. Hâlâ ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 171b
Fasl-ı bî-medh-i kenîse-i Rahib Mığdısiyân: Ermeni ve Rûm ve Bulgar ve Sırf ve Latin ve Yahûdîlerin duyûrları vardır, ammâ Fireng ve Macar ve Nemse'nin kenîseleri yokdur, ammâ bu şehirde Latin çok olmağile Bulgar ve Sırf kenîselerinde bed-âyîn ederler.
EÇS V 171b
Medh-i havâ-yı hûb-ı nesîm-i câvidân: Âb [u] havâsının letâfetinden rîh-i nesîm-i bâd-ı sabâ bu şehre mahsûs olduğundan cümle halkı zindedirler.
EÇS V 171b
Der-vasf-ı ekâlim-i arz-ı büldân: İlm-i usturlab sâhibleri iklîm-i hâmisde bulup arz-ı beledi (---) (---) tûl-ı nehârı (---) (---)
EÇS V 171b
Der-fasl-ı tâli‘-i Üsküb-i imâristân: İbn Havkal nakli üzre tâli‘-i Üsküb burc-ı sevrde beyt-i Zühre-i türâbîdir. Anıniçün halkı şûhdurlar.
EÇS V 171b
Der-beyân-ı memdûhât-ı sanâyi‘ât: Çuka ve abâyî elvândan oyma münakkaş yasdık ve basma çıt perde işlenir kim diyâr-ı Acem'de olmaz.
EÇS V 171b
Der-ayân-ı kâr [u] kisb-i ehl-i esnâfât: Halkının bir fırkası tüccâr-ı berr [ü] bihârdır. Bir zümresi âvândır ve bir sınıfı ehl-i hırefdir. Biri ulemâ geçinirler.
EÇS V 171b
Der-şi‘r-i hubûbât-ı mahsûlât: Kosova'da ve Ofçabolu'da dânedâr buğdayı ve arpası ve bakla ve böğrülce ve kırahı meşhûrdur.
EÇS V 171b
Alâmet-i me’kel-i dâr-ı it‘âm-ı imârât: Cümle dokuz aded me’kel-i dârü'z-ziyâfe-i müsâfirîn ve mücâvirînlerdir kim cemî‘i âyende vü revende ve ulemâ ve fukarâ-yı mesâkîne subh u şâm ale'd-devâm sofra-i bî-imtinânları bay u gedâya mebzûllerdir. Cümleden Yahyâ Paşa imâreti ve Hünkâr imâreti ve Koca Mustafâ Paşa imâreti ve İshâk Beğ imâreti ve oğlu İsâ Beğ imâretleri dâ’imâ cârî ni‘met-i firâvândır.
EÇS V 171b
Der-medh-i ni‘met-i nefîse-i me’kûlât: Ekseriyyâ ziyâfetlerinde yer tennûrunda pişmiş kuzu piryânları ve Vardar balığı kapamaları ve mâhîce ta‘âmları meşhûrdur.
EÇS V 171b
Sitâyiş-i me’kûlât-ı fevâkih-i müsmirrat: Hayevanî elması ve ekmek ayvası ve bardak eriği ve şeftalüsü latîfdir, ammâ at şeftalüsü ola hayât-ı cândır.
EÇS V 171b
Hayât-ı cân-perver envâ‘-ı meşrûbât: Cümleden mümessek bal suyu ve hardaliyyesi ve poloniyyesi ve vişnâbı ve şıra-i duhter-i rezi meşhûr-ı âfâkdır.
EÇS V 171b
Der-aded-i bâğavât-ı imâd-ı İremezât: Bâcdâr ve şehir kethüdâsı nakilleri üzre cümle yetmiş yedi bin dölüm bâğ vardır ve bir o kadar vakıf bâğlardır.
EÇS V 171b
Der-ayân-ı teferrücgâh-ı erbâb-ı hâcât: (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 171b
Fasl-ı lehce-i mahsûs-ı ahâlî-i ıstılâhât: Halkının ekseriyyâ kelimâtları Rûm ve Arnavud lisânı arasında bir gûne lehce-i mahsûsaları var. Meselâ "Ya biz size demişmiz çelepi efendimize varamız ve anlar pizim efentimizdir". Bunun emsâli îhâm-ı imâleli kelimâtları var, ammâ başka letâfetdir.
EÇS V 171b
Der-ayân-ı tetimme-i şehrengîz-i ahkâm-ı külliyât: Hattâ şehr-i Üsküb-i pür-hubûb hakkında Dülgerzâde bir kıt‘a etmişdir:
EÇS V 171b
Sırtü'd-dehre'r-Rûme fi'r-RûmiLâ lâkay[tü] diyâra mahbûbîFe bi-avnillâhi kad hasaletMinyetü'l-kalbi gayra mahbûbiMâ da‘înî ilâ metâ sekebetMislü Vardari cennetü Üskûbî
EÇS V 171b
Hakkâ pâk şehirdir kim cümle şâhrâhları hemvâr döşeli beyâz kaldırımdır ve a‘yân [u] eşrâf-ı kibârı gâyet çokdur ve mesken-i şu‘arâ ve muhibb-i fukarâ halkı var kim cümle ehl-i zevk ve ehl-i şevk ve ehl-i aşk âşıkân-ı sâdıkânları var.
EÇS V 172a
Bâb. şehr-i Üsküb'ün müşâsında olan kılâ‘ları bildirir
EÇS V 172a
şehr-i İpek ve sancağ-ı Dukagin ve şehr-i Pirizren şehr-i müzeyyen Üsküb'ün garbında dağlar ardında birer ikişer konak yer karîb şehirlerdir. Cânib-i kıblesine bir konak kal‘a-i Köpürlü ve iki konak şehr-i İştib'dir ve cânib-i şarkında bir menzilde kasaba-i Kıratova'dır. Bir menzil dahi kal‘a-i Eğridere'dir. (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 172a
Evsâf-ı ziyâretgâh-ışehr-i Üsküb-i mergûbnevverallâhu mazcı‘ahumâbi-envâri'l-gufrân settârü'l-uyûb
EÇS V 172a
Ev[velâ] Bâyezîd-i Velî dâmâdı Yahyâ Paşa câmi‘inde vâ‘iz ü nâsıh olan şeyh Lütfullâh yine şehr-i Üsküb'de müştak olup Bâyezîd-i Velî'ye şeyh dahi olmuş idi. şeyh İlahî-i Simavî'den cihâz-ı fakrı kabûl edüp Üsküb kal‘ası cebelinde bir zâviye inşâ edüp anda medfûndur, kuddise sırruhu.
EÇS V 172a
Ve ziyâret-i el-Mevlâ Âşık Çelebi: Lokmân Hekîm âsitânesinde medfûndur. Seng-i mezârında târîhi budur:
EÇS V 172a
Ziyâret-i sultânü'ş-şu‘arâ Üveys bin Mehemmed eş-şehîr Veysî Efendi
EÇS V 172a
Anadolu beldelerinde medîne-i Alaşehir[de] mütevellid olup bir monlanın mâye-i girân-mâyîsi idi, ammâ tekmîl-i fünûn edüp nûr-ı İlahî oldu ve Devlet-i Âl-i Osmân'da safâ-yı hâtır ile mutasarrıf olmaduğu menâsib-i âlî kalmayup her mansıbı elbette birer gûne risâle te’lîfiyle alırdı. Hattâ Vâkı‘anâme-i Veysî nâmıyla bir târîh-i nûrdur, ibn Sultân Ahmed'e edüp kazâ-i Üsküb kendüye mü'ebbed sadaka olunur.
EÇS V 172a
Ve Siğer-i Veysî dahi bir siğerdir kim hakkâ ki Hazret-i Risâlet-penâhı ve cümle Hulefâ’ü'r-Râşidîn ve Muhâcirîn [ü] Ensârîleri ve cümle Erbâb-ı Suffeleri eyle ta‘rîf ü tavsîf eylemişdir kim hakkâ ki Hâhânî bile eyle bir hilye ve siğer edememişdir. Bir müdevven-i azîm siğerdir, ammâ Kamûs-ı Ahter'i ve Sıhâha muhtâc hummûs-ı Nahşivânî bir kitâb-ı mu‘teberdir.
EÇS V 172a
Ve ilm-i inşâya müte‘allık niçe dîvânları ve ilm-i şi‘rde cihân-ârâ Hamse Dîvânı var kim Hamse-i Nizâmî'den makbûl dîvândır. Âhir-i kâr Üsküb'de münzevî olup ekser evkâtı Üsküb kazâsıyla geçerdi ve âhirü'l-emr ömr-i girân-mâyesi dahi Üsküb'de geçdi ve ibtidâ kendüleri Üsküb kazâsı olduklarında Misâlî Çelebi târîh demişdir:
EÇS V 172a
Misâlî şâd olup kevneyn(?) eyledikde dedi târîhin
EÇS V 172a
Yine Veysî Efendi hâkim oldu şehr-i Üsküb'e
EÇS V 172a
Yedi kerre kazâ-i Üsküb'e mutasarrıf olmuşlardır. Âhir zemzeme-i enfâsı dem-beste-i menâfiz ve menâhir oldu. Sinn-i târîhi "ha, sin" 68 lafzıdır. Baba Lokmân civârında bir merkad-i (...) âşiyânı var ma‘lûm-ı hâss u âmmdır. Mevtine Atâ’î Çelebi târîh demişdir:
EÇS V 172a
Veysî ki olmuşdu nesr-i lugazda bî-bedelTa‘yîn-i sâl-i fevtine târîhdir gazelSene 1037
EÇS V 172a
Mevlânâ-yı merkûm kadı ve râzî ve fâzıl ve münşî-i dîvân-ı fezâ’il bedî‘ü'l-abîr harîrü't-tahrîr vassâf-ı firdevs-edâ sîr-i cüvân sultân-ı herdü-sezâ idi. Hulâsa-i kelâm, eğer ilm-i inşâda eğer ilm-i lugazda benî Âdem'de vech-i arza eyle bir vücûd-ı nûr-ı İlahî gelmemişdir. Hattâ yüzden mütecâviz risâle ve yüze yetmiş belki dahi altmış aded kasâ’id-i belîgaları var ve kırk aded mücelled kitâbları var kim her biri cihân-ârâlardır. Husûsan siğeri nazîre kabûl etmez kabîlindendir. Hattâ bu hakîr Üsküdarî Mahmûd Efendi huzûrunda azîzin kendü güftelerinden,