EÇS V 172a
Açıldı çûn bezm-i elestDevr eyledi peymânesiAndan içenler oldu mestAyılmadı mestânesi
EÇS V 172a
ilâhîsin hoş-elhân ile tilâvet etdiğimde,
EÇS V 172a
Veysî Efendi "Bârekallâh, ne hoş savt-ı hazîne mâlik olur. Bu mahdûmu Hudâ mu‘ammer edüp sa‘âdet-i dâreyne mâlik ede" deyü du‘âdan sonra hakîri Azîz'den su’âl etdikde,
EÇS V 172a
Azîz buyurdular kim, "Bu bizim evlâd-ı ma‘nevîmizdir ve zâkir ve şâkirimizdir. Kalk Evliyâm Veysî Çelebi'nin elin öp" buyurduklarında, hemân kalkup dest bûs edince
EÇS V 172a–172b
Veysî Çelebi eyitdi: "İnşâ’allâh sultânım bu necîb ve reşîd ma‘sûmdan çok ma‘nâ zâhir olup makbûl-i dü-cihân ola" deyü hayır du‘âlar edüp hamd-i Hudâ anların da hüsn-i nazarlarına nâ’il olup, elli seneden sonra şimdi Melek Ahmed Paşa efendimizle Bosnasarâyı mansıbından ma‘zûl olup Rûmeli mansıbına gelirken bu Üsküb nevâhîlerinden Kaçanik nâm kasabaya geldikde Veysîzâde Çelebi ile görüşmek müyesser olmuşdur, ammâ Cenâb-ı Bârî kadirdir kim bu Çelebi'nin pederi Veysî Efendi her ne kadar cihân-ârâ mütebahhirînden füsehâ-yı bulegâ-yı erbâb-ı ma‘ârifden fuzelâ-yı dehr kimesne ise oğlu Çelebi Efendi'nin o kadar aksi bir kelâma kâdir değil, gûyâ mecâzibûndan bir oğuz bülh çelebi idi. Melek Paşa ile görüşmek oldukda hemân samûd abdâlı gibi epsem dururdu. Tâ bu mertebe bir Oğuzcakdır kim müddet-i medîd ömrlerinde kendü pâbûşların bilmek ihtimâli yokdur. Hattâ bir ayağına na‘lın ve bir ayağına 172b çizme geyüp gezer ve gâhîce bir yanına sarı ve bir yanına kırmızı papuç geyüp "Bu şey benim kaydımda(?) olmamışdır" ve selâm verseler, "Ya ben ne diyeyim?" deyü yanındaki huddâmlarına su’âl eder ve ismini su’âl edenlere rub‘ sâ‘atde cevâb verir, ammâ yine ulemâ şeklinde pâk libâslar ile mülebbes bir vecîhü'l-manzar ve müşekkel ak sakallı çelebidir.
EÇS V 172b
Pederi huddâmlarından ba‘zı âdemler kendüyi gözedirler, ammâ tehî değildir. Kendüden niçe keşf u kerâmet mertebesi şeyler âşikâre olmuş. Hemân nazar edelim. Merhûm pederi böyle bir mükessirü'l-kelâm musannif ola. Evlâdı böyle bir kelâm bilmez ola, acîb sırru'l-ilâhdır. Ve hâlâ çelebi-i merkûm pederinin âb-ı rûyuna Kaçanik kazâsıyla mü’ebbed ihsân olunup anınla kifâflanır böyle bir abdâl-meşreb cândır. Hattâ Melek Ahmed Paşa kırk elli altun ihsân etdikde kabûl etmeyüp tevâbi‘lerine ihsân etdiler. Pederi Veysî Efendi'nin merkad-i âşiyânı pür-nûr ola, rahmetullâhi aleyh.
EÇS V 172b
Ve ziyâret-i el-Mevlâ Vâlihî Çelebi: Maskat-ı re’sleri yine şehr-i Üsküb'dür. şeyh Lütfullâh Efendi'nin pây-ı sa‘âdetleri tarafında âsûdedirler. Hâlâ ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır. Târîh-i vefât-ı Vâlihî:
EÇS V 172b
Ey Hilâlî intikâlin gûş edüp târîhiniDedim olsun rûh-ı pâk-i Vâlihî'ye FâtihaSene 1009
EÇS V 172b
Gel berü gir cennete ey Vâlihî Sene 1009
EÇS V 172b
Ziyâret-i şâfi‘îzâde: Tımışvâr monlası iken hastalığında vasıyyet edüp, "Benim vücûdum Üsküb şehrinde defn eylen" deyü vasiyyet etdikde, merhûm olup vasiyyetleri üzre huddâmları na‘ş-ı şâfi‘îzâde'i Üsküb'e getirüp İshâk Beğ câmi‘i hareminde medfûndur kim seng-i mezârında târîhi, sene 990 tahrîr olunmuşdur. Ve dahi Üsküb hâricinde Kumanova yolunda,
EÇS V 172b
Ziyâret-i Kurbân Baba ve kal‘a içinde ziyâret-i Ca‘fer Baba ve Büyük Mezarlık'da bir depe üzre ziyâret-i Gâzî Baba ve çârsû içinde ziyâret-i Baba Meddâh ve Alaca câmi‘ mezarlığında Parmakkapu dibinde ziyâret-i Deli Beğ ve Hünkâr câmi‘i önünde ziyâret-i Gâzî İshâk Beğ ve Baba Meddâh civârında ziyâretgâh-ı Lokmân Hekîm âsitânesinde bınar içre balıklar ile meşhûr ziyâretgâhdır. (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 172b
şehr-i Üsküb'ü seyr [ü] temâşâ ve ziyâretler edüp cemî‘i ahibbâ ve dostânlar ile vedâ[‘]laşup, andan cânib-i kıbleye âbâdân kurâları geçüp,
EÇS V 172b
Evsâf-ı menzil-i kasaba-i ra‘nâ Kumanova: Lisân-ı Sırf üzre (---) (---) (---) demekdir. Üsküb sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır, ammâ ekser eyyâmda Üsküb kadılarına ilhâk olunur. Bir mâbeyn şerîf kazâdır. şehri (---) yerde enhâr-ı kesîreler ile ârâste ve altı yüz aded kiremit örtülü hâne-i rıdvânlar ile pîrâste bir şîrîn kasabacıkdır.
EÇS V 172b
Cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ çârsû içre (---) câmi‘i (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) Mâ‘adâ mesâcidlerdir.
EÇS V 172b
Tekye ve medrese ve mekteb ve hân ve hammâm ve kifâyet mikdâr çârsû-yı bâzârı ve âsiyâbları vardır, ammâ âb [u] havâsı gâyet latîfdir. Bâğ ve bâğçeleri firâvândır. (---)
EÇS V 172b
Andan cânib-i şimâle bir merhale yerlerde gidüp,
EÇS V 172b
Evsâf-ı belde-i (---), ya‘nî kasaba-i ma‘mûr Kıratova
EÇS V 172b
Kırat ovadan galat Kıratova derler. Kal‘ası dağlarda Gâzî Evrenos fethi olup esâsından kal‘asın kam‘ u kal‘ edüp münhedim etmişdir. Câ-be-câ eser-i binâları nümâyândır, zîrâ kefere zamânı şehr-i azîm imiş.
EÇS V 172b–173a
Hâlâ Üsküb sancağı hâkinde yetmiş yük akçe emânetdir kim iki yüz âdemle emîni hükûmet eder, zîrâ bu şehrin dağlarında nühâs-ı hâlis ve fizza-ı muhlis var kim yedişer kol kalın tamar düzmüş ve fizza-i sâfî çıkar zîr-i zemînden şeb [ü] rûz mücrimler ve mu‘âf u müsellem gümüşhâne re‘âyâları bakır ve gümüşlerin cevherin istihrâc edüp 173a emîne teslîm ederler. Hâlâ derûn-ı şehirde mâ-tekaddem olan darbhânesi durur. Hattâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında darbhânesi işleyüp sekizi bir dirhem sîm-i hâlis dirhem ve dinâr kesilüp "Azze nasruhu duribe Kıratova" hattıyla bir gûne meskûk müdevver akçesi var idi. Hakîre görmek müyesser olmuşdur, ammâ hâlâ darbhâne mu‘attaldır, ammâ ma‘deni pey-ender-pey işlemededir.
EÇS V 173a
Ammâ şehrin imâristânı beyne'l-cibâleyn bir vâsi‘ fezâ içre sekiz yüz aded kârgîr binâ tahtânî ve fevkânî serâpâ la‘lgûn musanna‘ kiremitler ile mestûr hadîka-i cinânlı ve âb-ı revânlı hâne-i ma‘mûrlardır ve a‘yânı gümüş ma‘deni olmağile ankâ ve mesrûrlardır.
EÇS V 173a
A‘yândan (---) Ağa ve yüz elli akçe pâyesiyle a‘lâ kazâdır. (---) (---)
EÇS V 173a
Ve cümle yigirmi bir aded mihrâbdır, ammâ çârsû içre
EÇS V 173a
Mâ‘adâ mesâcidlerdir (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 173a
Ve medrese ve tekye ve mekteb-i sıbyânları ve müte‘addid hânları (---) (---) (---) (---) (---) ve çeşmesârları ve sebîlhâne-i atşânları var.
EÇS V 173a
Ve cümle iki aded hammâmı var, ammâ Büyük hammâm'ın bânîsi ma‘lûmum değildir, lâkin gâyet kebîr ve musanna‘dır kim diyâ[r-ı] Rûm'da nazîrin görmedim. İllâ İslâmbol'da Çukur hammâm ve şehr-i Marzifon'da Nazargâh-ı beyne'n-nâs hammâmı ve şâm'da Defterdâr Mustafâ Paşa hammâmı, Mısır'da Âbidîn hammâmı ve Cerce'de Alî Beğ hammâmı gâyet müferrih ve dil-küşâ hammâm-ı rûşinâlardır, ammâ seyyâhân-ı berr ü bihârân bu Kıratova hammâmın merkûm hammâmlardan musanna‘ ve hoş-binâ hammâm-ı müferrihdır kim üstâd-ı mühendis bu germâba var makdûrun sarf edüp eyle nezâketler ile bir tar[z u] tarh-ı hammâm etmiş kim gûyâ kâr-ı Koca Mi‘mâr Sinân'dır ve cânib-i erba‘asındaki dîvârlarında gûnâ-gûn selsebîller revân olup her halvetinde fıskıyye ve şazrevânlar pertâb edüp şâhnişînli hammâm bir diyârda yokdur. İllâ Selânik'de (---) Paşa hammâmında nerdübân ile çıkılır bir şâhnişîni vardır, ammâ bu gayrı mükerrerdir.
EÇS V 173a
Ve bir halvetinde kâse-misâl bir kurnası var kim rub‘-ı meskûnun hammâmlarında yokdur. Gâyet girân-bahâ hacer-i elvân-ı müşa‘şa‘dır ve ferşinin enderûn [u] bîrûnunda envâ‘-ı fusûs-ı mukavvim-i mahkûk-ı gûnâ-gûn ruhâm-ı ibret-nümûn-ı mefkûk ile ma‘kud kılınmışdır.
EÇS V 173a
Ve her kubbe-i nîlgûnunda ve cümle der-ı dîvâr-ı pâkları kubâblarında umk-ı mütecevvifler ve kubâblarında tertîb üzre zeyn olmuş billûr ve necef ve moran camlar ile münevver olup gûyâ hurşîd-i dırahşân derûn-ı hammâmdan ayân olur ve cemî‘i rûy-ı dîvârların şemm etsen misk ve amber-i hâm ve lâdin ile tahmîr olunmuş dîvârların râyihası gâsilin ve gassâlın demâğın mu‘attar etdiğinden mâ‘adâ cümle kubâb-ı ser-nigûnlerinden pür-çekîde arak-yâb damlamaz.
EÇS V 173a
Hulâsa-i kelâm medhinde lisân kâsır ve kalemler kâsirdir kim binâ-yı bedî‘adır. şehr-i Kıratova hemân bu hammâmdan ibâret âb [u] havâsı ve binâsı latîf bir hammâm-ı rûşenâdır.
EÇS V 173a
Ve cümle üç yüz elli aded dükkânları var. Her esnâf mevcûddur, ammâ Kazancılar çârsûsu gâyet müzeyyen sûk-ı sultânîdir. Bu şehirde nühâs ma‘deni olmağile bunda işlenen nühâs âvânî ne Bosna ve ne Kastamonu ve Küre şehrinde ve Tokat kal‘asında işlenmez. Hattâ müşebbek şam‘dân ve buhûrdân ve fânûs ve leğenler ve gûnâ-gûn münakkaş sürâhi zeheb-i hâlis ile mutallâ ibrikler işlenir kim sîm-i hâlisden ancak işlenir üstâdları vardır.
EÇS V 173a
Ve bu şehrin cânib-i kıblesinde şehr-i İştib bir konak yerdir ve semt-i garbında şehr-i Üsküb yine bir merhale yerdir. (---) (---)
EÇS V 173a
Andan kalkup cânib-i şarka giderken karye-i Nagoric'i geçüp amâr Bulgar köylerinden ubûr edüp,
EÇS V 173a–173b
Cümle altı yüz hâneli demir ma‘deni çıkarır Bulkar kâfirleridir. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) 173b
EÇS V 173b
Evsâf-ı Eğridere, ya‘nî kal‘a-i cây-ı amân Hisâr-ı Bayrâm Paşa
EÇS V 173b
Sene 1043 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ vüzerâlarından Bayrâm Paşa müceddeden binâ etmişdir. Bir mahûf u muhâtara eğri büğrü ve kemîngâhlı dere olmağile haydûd kâfirinden aslâ geçilmeyüp dağlarında demir ma‘denleri mu‘attal kalup merhûm Bayrâm Paşa bu kal‘ayı bir dere içre nehr-i (---) kenârında çâr-kûşe seng-i hârâ kal‘a-i ra‘nâ edüp cirmi kâmil sekiz yüz adım ihâta eder. Cânib-i kıbleye bir kapulu ve cebehâne ve gılâl anbârlı ve on aded şâhî toplu ve iki yüz neferâtlı ve dizdârlı bir küçük kal‘adır, ammâ der [ü] dîvârları gâyet âlîdir ve kesme kaya handakı var ve derûn-ı hisârda elli hânesi ve bir câmi‘i ve mehterhâne kullesi var. Her gece nöbet çalınup bâng-ı Muhammedî çekilir gâyet serâmeddir.
EÇS V 173b
Mütevellîsi salb [u] siyâset sâhibi hâkimdir kim yüz elli âdem ile iner ve biner, maktû‘ü'l-kalem ve mefrûzü'l-kadem hükûmetdir, ammâ taşra varoşu sekiz yüz aded kiremitli ve tahta ve saz örtülü ma‘mûr varoşdur. Bir câmi‘i ve altı aded mescidi ve bir azîm kârbânsarây hânı ve bir küçücük hammâmı ve âyende vü revendeye ni‘meti mebzûl imâreti var. Her gece hânın her ocak başına birer bakır sini ta‘âmı ve âdem başına birer nânı ve at başına birer tobra at yemi cânib-i vakfdan cemî‘i kefere ve müslimîne ni‘meti mebzûldür.
EÇS V 173b
Ve kifâyet mikdârı dükkânları vardır. Cümlesinde demir âletleri işlenir. Üstâd haddâdları vardır ve bunda dahi mîrî demir ma‘deni kârhânesi vardır. Cümle re‘âyâ vü berâyâsı âhen cevheri istihrâc ederler. Havâsı latîfdir, ammâ suları âhen ma‘denlerinden gelmek ile memdûh suyu yokdur. (---)