EÇS V 173b
Kıratova ile Eğridere mâbeyninde evce peyveste olmuş bir kûh-ı ser-bülenddir kim evc-i âsumâna kad çekmiş dıraht-ı müntehâlar var kim misli meğer Ravna ve Çernik dağlarında ola. Ve bu cebel-i bâlâda me‘âdin-i hadîd lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâdır. Ve bu kûh-ı bülendin tâ zirve-i a‘lâsında kefere zu‘munca Hazret-i İsâ havâriyyûnlarından şem‘ûn-ı Safâ makâmı ola bir deyr-i azîm vardır kim bir kâr-ı kadîm ve bir deyr-i adîm olduğuna âsâr-ı binâsı şâhiddir. Anda olan ruhbânların pençe-i âfitâb muğpîçeleri âyende vü revendelerin önüne durup hidmet ederler, ammâ bize hidmet etmediler. Ve niçe yüz hânelerinde müsâfirîn içün dîbâ ve şîb ve zerbâf döşek ve yorkanları akmişe-i fâhiredendir. Her şeb yüz iki yüz âdem piyâde ve esb-süvârlar gelüp ayş u işretler edüp her birine gûnâ-gûn i‘zâz ü ikrâmlar ile tîb ü [tatyîb-i] hâtır ederler bir acâ’ib manastır-ı kıssîsân-ı millet-i Mesîhiyyedir kim elbette her müsâfirînin haddine göre bir hedâyâ vermeleri mukarrerdir.
EÇS V 173b
Ve Eğridere yüz elli akçe pâyesiyle a‘lâ kazâdır. Bu mezkûr deyr-i kadîm Eğridere nâhiyesinde olmağile papaslar kadıya beher sene beşer yüz guruş pîş-tahta mahsûlü ve niçe hedâyâlar verirler. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 173b
Evsâf-ı germâb-ı misl-i Nil, ya‘nî şehr-i ma‘mûr kal‘a-i harâb Köstendil
EÇS V 173b
Be-kavl-i müverrihân-ı Latin bu şehr-i kadîm tâ Hazret-i Yahyâ Nebî asrında Sırf kralları binâsıdır. Lisân-ı Latin'de ismi (---) ndır, ammâ sene 773 târîhinde bâ-sulh Gâzî Hudâvendigâr feth ederken ılıca ve kavzalarını görüp "Kösten imiş", ya‘nî lisân-ı Yörükân'da kösten ılıcaya derler, ya‘nî "Köstendil", "Gönül ılıca"sı demekdir.
EÇS V 173b
Ba‘dehû efvâh-ı nâsda ol nutk-ı dürer-bâr ile efvâh-ı nâsda Köstendil derler. Ba‘dehû küffâr sulhu bozup yine istîlâ etdikde Gâzî Durhan ve Gâzî Lala şahin'ler bu şehir üzre gelüp yine feth etdiklerinde bir dahi küffâra cây-ı râhat olmasın içün kal‘asın münhedim edüp hâlâ dağlar üzre esâs-ı binâları zâhirdir.
EÇS V 173b–174a
Ve Süleymân Hân tahrîri üzre Rûmeli eyâletinde başka sancakbeğinin tahtıdır ve beğinin taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu (---) akçedir ve tîmâr (---) ve ze‘âmetleri (---) adeddir ve çeribaşı ve yüzbaşı ve alaybeğisi vardır. Cümle erbâb-ı tîmâr ve erbâb-ı zu‘amânın ve üç bin akçede bir cebelüleriyle ve beğinin askeriyle cümle üç bin asker olup me’mûr oldukları sefere giderler. Pür-silâh Köstendil askeri meşhûrdur kim semmûr kabaniçseli ve semmûr tâclı ve kaplan ve bebr postlu "Tuna geçdi kayalı" dedikleri eyle bir mehîb askerdir kim bir seferde Sirem ve Semendire ve Köstendil askeri kâfirden yüz çevirmemişlerdir. Hamd-i Hudâ üç kerre gazâlarında bulunup anıniçün şecâ‘at ve salâbetleri tesvîd 174a olundu.
EÇS V 174a
Ve bu şehr-i Köstendil'de şeyhülislâm ve nakîbüleşrâf ve üç yüz pâyesiyle kadısı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir voyvadası ve şehir kethüdâsı ve muhtesibi ve bâcdârı ve harâc emîni misilli hâkimleri vardır, lâkin dizdârı yokdur.
EÇS V 174a
Ve şehrin zemîni kıble cânibi sahrâ-yı bî-pâyândır. şimâlî ve garbî tarafı bir hayli mesâfe-i ba‘îde yerde Dıragovişta yaylağıdır kim andan Karasu nâm bir âb-ı hayât hurûc edüp sahrâdan cereyân ederek {kasaba-i} Boboşova'da Cermata nâm karye dibinde nehr-i Cermat'a girir. Cermat Dobniçse'den gelir. Nehr-i (---) mahlût olur. Gâyet mahsûldâr sahrâ-yı Köstendil'dir, ammâ şehri ol kadar ma‘mûr değildir. Cümle on bir mahallecikdir. Durhanzâde mahallesi ve Eski mahalle ve Bana mahallesi (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) Meşhûr mahallâtlar bunlardır.
EÇS V 174a
Ve cümle bin yüz aded kiremitli tahtânî ve fevkânî evlerdir. Cümleden Durhanzâde sarâyı ve Paşa sarâyı ve İbrâhîm Paşa Mühürdârı sarâyı ve hâkim-i vilâyet şemsî Paşazâde kethüdâsına bir sarây-ı musanna‘ inşâ etmede idi. (---) (---) (---) (---) Ma‘rûf sarâylar bunlardır.
EÇS V 174a
Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ Durhanzâde câmi‘i ve çârsû içinde Eski Sultân Murâd câmi‘i tarz-ı kadîmdir kim ol kadar vâsi‘ ve musanna‘ değildir. Hattâ haremi yokdur. Yol aşrı bir âbdest havzı var. Kösten germâbıyla âbdest alınır. Ve Alaybeği câmi‘i (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) Bunlardan mâ‘adâ mesâcidlerdir.
EÇS V 174a
Ve üç aded medrese ve altı aded mekteb-i sıbyân ve beş aded tekye-i dervîşân-ı zî-şân ve üç aded hân-ı tüccârânı var, ammâ Eski câmi‘ önünde çârsû içinde Koca Murâd Hân hânı âyende vü revendegânlara mihmân-sarây-ı hasbîdir, ammâ gayrıların cânib-i vakfdan kirâları alınır vekâle-i sevdâgerânlardır.
EÇS V 174a
Ve cümle iki yüz aded dekâkînleri vardır. Her esnâfdan bulunur, ammâ bezzâzistânı yokdur ve hammâmı dahi yokdur, zîrâ hammâma muhtâc değildir.
EÇS V 174a
Kavm-i Yörükân kösten derler. Bursa halkı kaplıca derler. Sofya halkı bana derler. Çıtak kavmi koza derler. Arab kavmi hummâ derler. Acem kavmi germâb derler. Türkman kavmi ılı su derler. Moğol kavmi ısâb derler. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 174a
Hulâsa-i kelâm her elsine-i muhtelifede birer gûne ismi vardır, ammâ bu Köstendil'de on iki yerde kârgîr binâlar ile müstahkem kubâb-ı âlîli ve müte‘addid havuz ve kurnalı ve müte‘addid halvetli köstenler vardır. Cümleden Beğ kösteni ve Alaybeği ılısı ve Koca Murâd Hân kavzası mükelleflerdir ve her birinde birer camekân ve dârü'l-gusullerde kurnalar var ve pâk ü pâkîze futa ve havlı makramalar ile dellâklar hidmet ederler, ammâ her birinde birer gûne menâfi‘-i kesîreler var, zîrâ cümlesinde kesret-i râyihası istişmâm olunup her kişinin parmağındaki gümüş hâtemi altun gibi zerdâlûde olur. Eğer altun ise nûrun alâ-nûr olur. Ve her germâbın suları ol kadar suhûniyet üzre halk olunmuşdur kim âb-ı bârid karışdırmasalar çimmek mümkün değildir. Hattâ niçesinde baş ve paça ütülenüp yumurta bişirirler.
EÇS V 174a
Ve bu on iki kârgîr binâ ılıcalardan gayrı mahallât aralarında niçe müfîd ü muhtasar hummalar vardır. Bundan mâ‘adâ her evde birer ıssı su mukarrerdir. Hattâ âbhânelerinde ve câmi‘ musluklarında cümle cereyân eden âb-ı germâlardır.
EÇS V 174a
Bu şehir halkının aslâ hammâm masrûfu yokdur ve cereb ve cüzâm ve beras ve Firengî zahmeti aslâ yokdur, zîrâ bu diyârda olan yenâbi‘-i kesîre bir diyârda yokdur. Eğer her birinin hâssasın tahrîr etsek müsevveddâtımız bir tomar-ı dırâz olur.
EÇS V 174a
Ammâ şehrin âb [u] havâsı ol kadar memdûh değildir, lâkin ahâlîsi gâyet garîb-dost âdemlerdir kim ni‘metleri bay u gedâya mebzûldür. Hattâ bu şehirde rûz-ı rûşende kapusun kapayup hânedânında oturmak gâyet ayıbdır. Ganîmet şehir olmağile bir âdem atıyla bir hânda bir ay otursa kimesne çûn [u] çirâ demezler. (---)
EÇS V 174a–174b
Memdûhâtından her meyvesi çokdur, ammâ Köstendil elması rub‘-ı meskûnda yokdur. Hattâ Malatıyye'nın nârinli elması ve Kefe'nin Sudak bâğı elmasından bunun elması memdûhdur, zîrâ misk ü amber-i hâm râyihaları içinde çekirdeği çıkır çıkır eder, kaz yumurtası kadar sürâhi sarı ve beyâz şekerden lezîz elması olup her bâr pembeler içre kutulara koyup pâdişâha 174b ve a‘yân [u] kibârlara vilâyet vilâyet gidüp henüz letâfet [ü] helâveti bâkî olup tûl-ı zamânda meyve-i tuffâhına kat‘â bir tagayyür gelmez.
EÇS V 174b
Hattâ "Ve râhin rahı râhın misle tüffâh ve billâhi in‘tasım ‘ammâ yesım" kelâmı bu Köstendil elması hakkında ola demişler.
EÇS V 174b
şehrin maşrık tarafında bir hıyâbânlı cebel-i âlîdir kim altun ve gümüş me‘âdinleri vardı, lâkin hâsılı harcına kifâyet etmediğinden mesdûd etmişler. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 174b
Alaybeği câmi‘inde eş-şeyh A‘mâ Dede (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 174b
Lisân-ı Latin'de (---) (---) (---) demekdir. Bânîsi Rila yaylağı sâhibi Rila Kral kızıdır. Kal‘asın sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr vezîri Gâzî Lala şahin Paşa'dır kim Sırf ve Bulgar ve Latin elinden dest [ü] bâzû ile feth edüp kal‘asın esâsdan münhedim edüp şehrin şimâlindeki dağlar üzre âsâr-ı binâları nümâyândır.
EÇS V 174b
şehrin zemîni nehr-i Cermat kenârının yemîn ü yesârında bir vâsi‘ öz içre sâfî gül [ü] gülistân ve müşebbek bostânlı iki bin aded tahtânî ve fevkânî serâpâ kiremitli ma‘mûr evlerdir ve mezkûr nehr-i Cermat Niş ve şarköy dağlarında tulû‘ edüp bu rabta içre şehrin vasatından bir haşeb cisr-i kebîr altından ubûr edüp cânib-i kıbleye cereyân ederek Demirhisâr mukâbelesinde Vetirne şehri cisrinden ve Demirhisâr'dan geçüp nehr-i azîm Vardar'a munsabb olur bir âb-ı hayâtdır kim bundan Dobniçse halkı nûş etmeğile cümle zindedirler.
EÇS V 174b
Ve hâlâ hâkimü'l-vakti Rûmeli eyâletinde vezîr hâssı voyvadalıkdır ve yüz elli akçe pâyesiyle a‘lâ kazâdır ve nâhiyesi cümle (---) aded ma‘mûr kurâlardır. Sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve bâcdârı vardır, ammâ şeyhülislâm ve nakîbüleşrâfı yokdur, lâkin harâc ağasıyla a‘yânı çokdur.
EÇS V 174b
Medrese, mekteb-i sıbyânları, iki aded hânları, iki aded hammâmları var, ammâ köpr[ü] başında hammâm küçükdür, ammâ müferrihdır. Cisir başında nehr-i Cermat'dan dollâb ile hammâma su çekilür.
EÇS V 174b
Yüz aded dükkânları ve müte‘addid kahvehâneleri var.
EÇS V 174b
İki tekyesi var. Biri şehrin garbında tekye-i (---) (---) âsitâne-i Bektaşiyândır. Sultân-ı fakr bir küçük kubbe içinde medfûn olup etrâfında cihâz-ı fakrdan çerâğ ve alem ve def ü kudûmler ve post ve hırka ve seccâdeler ile müzeyyen bir kubbe-i pür-envârdır. Dahi etrâfı gül [ü] gülistân ve bâğ u bostân bir murgzâr-ı cân hezâr bir tekye-i Âl-i Abâdır. Beş on dâne pây-bürehne ve ser-bürehne âşıkânları var.
EÇS V 174b–175a
Tekye-nişîni Hüsâm Dede hod tekmîl-i fünûn etmiş bir pîr-i fânî cânlar cânıdır, ammâ kerâmât-ı azîz sâhib-i şühedâ oldur kim kaçan azîz-i merhûm Gâzî Orhan asrında bu şehre Hacı Muhammed Bektaş hazretleri izniyle bu şehre gelüp müsâfir olduklarında bu şehir ol zamân kefere destinde imiş. Kral sayd [u] şikârdan gelirken bu tekye mahallindeki hıyâbâna uğrayup görse kim bir alay abdâlân def [ü] kudûmların çalup âyîn-i Âl-i abâ ederler. Kral-ı dâll bunlardan hazz edüp şikâr etdiği geyiğin birin bu dedelere verüp, "Tîz pişirin bile yeyelim" deyü kral dedeler ile hem-celîs oldukda hemân azîz-i merhûm sığını pâk soyup bir kuru çam ağacına geyiği geçirüp meydân-ı mahabbete koyup cümle fukarâ def [ü] kudûm çalarak tevhîde meşgûl olup ot yanmadan tütün tütmeden harâret-i tevhîd ile tarfetü'l-ayn içre kralın gözü önünde çiğ sığın tennûrda pişir gibi pişüp kral dahi tenâvül ederken hemân kebâb şişi olan kuru çam ağacını azîz yere bismillâh ile sancup ol ân ol şiş ağacı yeşerüp bir sebiz-gûn çam ağacı olur. Hâlâ azîzin âsitânesi önünde evc-i semâya ser çekmiş bir çam ağacıdır kim bu şehirde değil etrâf kurâ vü kasabâtlarda eyle çam ağacı yokdur. Kral bu âteşsiz gazâl pişdiğin ve kebâb şişi kuru ağac iken dıraht-ı sebze-vâr olduğun görünce cümle tevâbi‘iyle îmâna gelüp Orhan Gâzî'ye Dede ile gidüp tecdîd-i bî‘at edüp yine şehr-i Dobniçse'ye gelüp niçe zamân mu‘ammer olup hâlâ Dede Sultân ile Melik Habîb bile medfûnlardır kim hâlâ 175a ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır.
EÇS V 175a
Bu tekyeden berü şehrin ortasındaki ağaç cisirden geçüp şehrin çârsû-yı bâzârıdır ve şehrin enseleri dağlar üzre gülistânlı bâğlardır.
EÇS V 175a
Ve âb [u] havâsı gâyet latîf olduğundan Dobniçse'nin mahbûbu ve mahbûbeleri memdûhdur ve halkı gâyet garîb-dost olup ni‘metleri fukarâ ve mesâkîne mebzûdur.
EÇS V 175a
Ve hükm-i Âl-i Osmân'da üç aded şehr-i Dobniçse vardır. Biri Sava nehri kurbunda nehrin öte kenârında Kosdaniçse kal‘asına karîb kal‘a-i Dobniçse'den bu Dobniçse ma‘mûr ve ganîmetdir ve (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 175a
Ba‘dehû bundan kalkup yaya cânib-i şarka gidüp bir merhalede,
EÇS V 175a
Menzil-i karye-i Durgan: İki yüz hâneli Bulgar kefereleri köyüdür. Andan yine semt-i şarka gidüp,