EÇS V 178a
Ve derûn-ı hisârda cümle iki yüz aded bâğ u bâğçesiz hisâreri hâneleri var. Aslâ Rûm kefereleri yokdur ve buğday anbârları ve cebehâne mahzenleri var, ammâ iç el olmak ile cebehânesi ve topları azdır, ammâ her gece dîdebânları kal‘a bekleyüp mehterhâne çalınur ve göle nâzır metîn üstüvâr ebrâcları vardır.
EÇS V 178a
Ve kal‘anın kapusu dibindeki büyük kullede Sultân Mehemmed câmi‘i var, ammâ küçükdür ve Sultân Süleymân câmi‘i var. Ol dahi küçük câmi‘dir ve kal‘adan taşra Kadı câmi‘i ve üst yanında Namâzgâh. Bunlardan mâ‘adâ mahalle mesâcidleridir.
EÇS V 178a
Ve cülye varoşda yigirmi mahalledir. On altısı kefere mahallâtlarıdır ve biri Yahûdî mahallesidir. Kefereleri cümle İslâmbol'un vüzerâya hidmet eden ankâ Rûm kefereleri cümle bu Gölikesri'de sâkin olup cümle evleri ahmer levn musanna‘ kiremitler ile mestûr acâ’ib ü garâ’ib ve sarây-ı ma‘mûrlardır kim cümle evleri sâhil-i gölde kayıkhâneli ve şâhnişînli İslâmbol tarzı kat-ender-kat sarâyları limanlı hânedânlardır ve gayrı fukarâ hâneleriyle cümle iki bin beş yüz aded hânelerdir kim cümle evleri göle nâzırdır.
EÇS V 178a
Ve bu şehir ve kal‘a gölün cânib-i garbîsinde kayalar üzre vâki‘ olmuşdur, ammâ sokakları daracıkdır.
EÇS V 178a
Medresesi ve dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîsi yokdur, ammâ bir mektebi var, zîrâ müselmânı gâyet azdır. Olanları da kavm-i haylâzdır. Lisânları Urûm lehcesi üzre olup "varmisik, gelmisik, o bizim afendimisdir, ya niçi bize gelememişsiz, hasretiniz anmisik, belkim bize gelmemiş deyü çok bakmisik" deyü bu gûne kelimât ederler, ammâ gâyet ehl-i tab‘ geçinüp fodul ve ehl-i zevk âdemlerdir, ammâ ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘atden geçinir âdemlerdir.
EÇS V 178a
Ve bu şehirde cümle iki kesîf hammâmdır. Biri göl kenârında mâ-i buhayre-i zülâldendir. Biri mu‘attaldır. şitâ eyyâmında işler, lâkin Temmuz eyyâmında bu şehir içre göl var iken halkı hammâma muhtâc değillerdir.
EÇS V 178a
Ve cümle yüz aded dükkânları var. Ekseriyyâ balık kurusu ve bakkal ve zenânlardır, ammâ bezzâzistânı yokdur ve cemî‘i şâhrâhları zâtî kesme kayalı pâk ve mücellâ kaldırımdır ve kal‘ası dahi göl içinde bir burun kaya üzre gûyâ ada-misâldir, ammâ karaya ittisâli vardır. Bunun dahi kaldırımları hemçünân kesme kayalardır.
EÇS V 178a–178b
Ve cümle yetmiş aded kenîseleri var. Cümlesi gölün kenârında papas ve bıtrîk ve keşiş ve kıssîs ve ruhbânları ve ladika ve mitrepolid ve kalayorozlarıyla memlû duyûrlardır. 178b İslâmbol'un ve gayrı diyârın tâ Maskov vilâyetinin Gürcî keferelerinden bu kenîselere nezerâtlar gelir.
EÇS V 178b
Ve cümle dağlarında üç bin aded bâğlardır. Memdûhâtından şırası ve beyâz francıla ekmeği meşhûrdur.
EÇS V 178b
Ve âb [u] havâsının letâfetinden Rûm muğpîçe gulâmları var kim cezîre-i Sakız'da eyle mahbûb gulâm-ı Mesîh yokdur. Ve mahbûbe keratse kızları var kim her biri fisdan-ı harîrlerinin dâmenlerin der-miyân edüp tâvûs-ı bâğ-ı cinân gibi reftâr etdikde görenin aklı gider.
EÇS V 178b
Sitâyiş-i buhayre-i Gölikesri: Bu buhayre-i âb-ı zülâlin dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil yigirmi dörd mîldir ve müdevverü'ş-şekilden tûlânîce şekl-i bâdemî vâki‘ olup umku elli kulacdan ekall fecci vardır, ammâ kenâreleri beşer onar kulaç yerleri vardır. Gâyetü'l-gâye şîrîn âb-ı hayâtdır kim İslâmbol'da gûyâ Kâğızhâne suyudur ve bunda cümle ehl-i beled esbâbların gasl edüp aslâ sabun sürmeden her siyâbları gül pembe-misâl beyâz olur. Anıniçün bu şehirde sabun makbûl değildir.
EÇS V 178b
Ve gölünde niçe bin elvân simâk-i semînleri sayd olunur kim rub‘-ı meskûn buhayrâtlarında nazîri yokdur, zîrâ dağlarında hâsıl olan nebâtât [u] giyâhâtları bârân-ı rahmet selleri bu buhayreye döküp mâhîler ol nebâtâtları yeyüp semîn olurlar.
EÇS V 178b
Kaçan kim rûz-ı Kasım olur cemî‘i sayyâd-ı mâhîlerin her biri bu göle yüzer araba çalıları döküp nişân koyup herkes mülk eder ve cümle balıklar mezkûr çalılar içinde mesken edinüp, ba‘dehû bahâr eyyâmında pelayiş(?) ta‘bîr ederler bir gün vardır. Bu gölün emîninden cümle balıkçılar izin alup herkes gemiler ve kayıklar ile göle dökdükleri çalılar üzre hisselerine varup ağlar ile ve çatal harbeler ile niçe kerre yüz bin balıkları avlayup emîne öşrün verirler. Ve cemî‘i küffâr memleketlerinden bâzergânlar ol günde hâzır bulunup niçe yüz bin guruşluk balıklar alup tuz ile salamura edüp vilâyet vilâyet balığından götürürler kim bu perâst günleri başka bir garâ’ib temâşâ gündür.
EÇS V 178b
Hattâ Sultân Murâd-ı Râbi‘'e âlât-ı meclis içün bu mâhîlerden tuzlayup ılgar ile getirüp nakl-i meclis ederlerdi, zîrâ bu gölün mâhîleri misk gibi kokar, aslâ ve kat‘â balık râyihası yokdur. Ve cemî‘i hükemâ kavlince balık muzırdır, lâkin bu gölün balığın Fireng zahmına mübtelâ olanlar yese bi-emr-i Hudâ şifâ bulur. Bu balıkların kebâbı ve çorbası ve tavası gâyet lezîz ve latîfdir. Hattâ bu hakîr-i pür-taksîr bu felek-i kec-revde çok tek ü bûm olup çok dâr [u] diyâr geşt [ü] güzâr eyledim, ammâ bu buhayrenin mâhîleri gibi mâ’ide görmedim. Gûyâ lezzetde ilikdir, ammâ cümleden memdûhu la‘lgûn pul ile halk olunmuş alabalığı ve sazan ve levrek balıklarının her biri ellişer vukıyye gelir gûnâ-gûn mâhîlerdir, ve's-selâm.
EÇS V 178b
Der-beyân-ı ziyâretgâh-ı Gölikesri: Göl kenârında tekye-i Kâsım Baba. Yine bizzât kendüler anda medfûndur. (---) (---)
EÇS V 179a
Bu kazâları dahi seyr [ü] temâşâ edüp ve üç kazâdan üç yük akçe zahîre-bahâ alup yine cânib-i şimâle iki günde gidüp tekrâr,
EÇS V 179a
Menzil-i kal‘a-i Gölikesri: Bunda dahi mahkemeden zahîre-bahâ defteri alup, üç aded mahzarlar ile,
EÇS V 179a
Kal‘a-i Gölikesri'den Gölikesri kazâsına ve Karayek İçi kurâlarına ve Cum‘abâzârı kazâsına gitdiğimiz kurâları beyân eder.
EÇS V 179a
Evvelâ Gölikesri'den cümle atları gemilere koyup gölü karşu geçüp göl kenârında,
EÇS V 179a
Menzil-i karye-i Liçista: Büyük Urûm köyüdür. Andan karye-i Zagorec, andan
EÇS V 179a–179b
Karye-i Gülısıran: Bu köy bir sarp depeli kûh-ı bâlâ üzre sâfî kürekçi kefereleri 179b köyüdür. Andan karye-i Büyük Pelahor, andan,
EÇS V 179b
Kasaba-i Sagîr Na‘lband: Ayn-ı (---) kenârında bir vâsi‘ fezâ içre yüz elli hâneli ve bir câmi‘li ve bir hammâmlı ve bir hânlı ve yigirmi dükkânlı Tophâneli Kadrî Ağa'nın serbest ze‘âmetidir. Andan 2 sâ‘atde,
EÇS V 179b
Karye-i Kılar: İki yüz hâneli ve câmi‘ ve hân ve hammâmlı ve birkaç dükkânlı müselmân köyüdür. Cum‘abâzârı kadısı bu karyede sâkin olup, andan dahi
EÇS V 179b
Zahîre-bahâ içün defter alup gezdiğimiz kurâları beyân eder
EÇS V 179b
Evvelâ karye-i Kulfal Obası ve karye-i Sılpova ve Hasanköy ve karye-i Pokravenik. Bunlar sâfî Urûm keferesi köyleridir kim nâzenin Urûm keratseleri var, kârları ipekçilerdir. Suluhâl yaylağı dibinde olmağile havâsı latîf olduğundan mahbûbeleri hûbdur ve cümle dağları ve bâğları bâdem ağaçlarıyla zeyn olmuş hûb havâ bir karye-i ra‘nâdır.
EÇS V 179b
Andan karye-i Kurucaova, andan karye-i Temirhânlı, andan karye-i Tarakçılar ve karye-i Özbekîler. Bu mezkûr kurâlar Cum‘aâbâd kazâsı idi. Andan,
EÇS V 179b
Karayek İçi kazâsı kurâların beyân eder
EÇS V 179b
Cümle halkı Top-keşân Yörükleridir. Evvelâ karye-i Temirhânlı ve karye-i Hamza Fakılı ve karye-i Gerçekler ve karye-i Bezciler ve karye-i Devlethânlı ve Hacı Fakılu ve karye-i Dedeler ve karye-i şahinler ve karye-i Çukur Anbâr ve karye-i Süleler ve karye-i Daragonişte ve karye-i Kayalı Oba ve karye-i Dikli ve karye-i Devasiler ve karye-i İmadlu ve karye-i Koca Ahmadlu ve karye-i İncilü ve karye-i Menteşelü ve karye-i Himmetlü ve karye-i Karaağaç ve karye-i İshâklu ve karye-i Karagözlü. Bâlâda tahrîr olunan üç pâre kurâdan ahâlîleri cem‘ olup üzerimize gulû edüp,
EÇS V 179b
"Biz top-keşân askerîsiyiz. Ellerimizde emrlerimiz vardır. Biz zahîre-bahâ vermeziz" deyü hayli ceng edüp bizden bir yiğidi şehîd edüp, anlardan on âdem mecrûh olup beş aded âdemlerin hâh-nâ-hâh giriftâr edüp şehîdimiz mahkeme-i Resûl'e getirüp üç pâre kurâ halkından üç bin guruş kan-bahâ ve üç yük akçe zahîre-bahâ alup, andan karye-i Kullalar ve karye-i Erdoğmuşlar ve karye-i Karabınar ve karye-i Durgutlar ve karye-i Solinar ve karye-i Eynel Obası ve karye-i Kurdlar ve karye-i Tirepişte ve karye-i Gıranova ve karye-i Evrene ve karye-i Tirebne ve karye-i Fırankofça ve karye-i İn Obası ve karye-i Sindellü ve karye-i Evreşe ve karye-i Haydarlu ve karye-i Baraklu ve karye-i Cillu ve karye-i Temürhânlu ve karye-i Celilli ve karye-i Gemiciler ve karye-i Nâ’iblü ve karye-i Logoniçe ve karye-i Radoniş ve karye-i Büyük Hasançi ve karye-i Negoçan ve yine kasaba-i Na‘lband şeşan dağlarında Manastır şehrin gâret eden Yano kâfir olmağile ol dağlarda olan kurâların mâlları tahsîl olmayup kaldıkda, cümle tevâbi‘lerimiz bırağup yalnız bir gulâmımla at boynuna düşüp,
EÇS V 179b
Üç sâ‘atde şeşan dağına çıkup anı gördüm. Bir navortalı kâfir gelüp eydir: "Bire Türk sen bu dağda n'işlersin?" dedikde, hakîr eyitdim, "Bizim Yano Beğ dostumuza geldim. Buluşsam gerek" dedikde, kâfir gidüp yine gelüp, "Gel gidelim" dedikde, atdan piyâde olup sık orman içre giderken yemîn ü yesârda beş altı yüz harbalı kâfir bellerinde ikişer üçer tabanca tüfengleri ve ellerinde navortaları ile âmâde kefereler içre giderken iki tarafda belki üç yüz aded koyun ve hınzîrları kebâb ediyorlar ve Manastır şehrinden ve Maşkolor panayırından aldığı çukaları niçe yüz derziler keferelere esbâblar kesüp biçüp dikerler. Bunları temâşâ ederek geçüp ileri vardım. Gördüm ki bir başı telli kırmızı yağız yelekli mutarraş şahbâz kefere ayağa kalkup eydir:
EÇS V 179b
Hakîr dahi, "Hoş buldum ve güler cemâline geldim" "Sen, bu dağa korkmadan nice geldin?" dedikde,
EÇS V 179b–180a
"Ayağıyla gelene Muhammed dîninde ve İsâ dîninde ölüm olmaz, ammâ ben ölmeğe geldim. Bu dağda olan köylerde zahîre-bahâ akçesi içün üç yük akçe kaldı. Mahkemeden kadı defter verdi. Melek Ahmed Paşa ‘Kanı benim mâlım?’ dese gerek. Biz dahi ‘Alamadım’ deyince, ‘Kanı kadının arzı’ dese gerek. Kadı ise arz vermeyüp Melek Ahmed Paşa beni haps edüp bu dağdaki mâlı benden alır. Ben de cânım acısından başım terkiye koyup size geldim. 180a Sana ne düşerse eyle. İşte cânım, işte başım" dedikde,
EÇS V 180a
Yano eydir: "Senin suçun yokdur. Hep sizin kadı kâfirlerinin suçudur. Anlar defter verüp vilâyet mü’zîleri ile kadılar re‘âyâlara zulm ederler, ammâ inşâ’allâh biz ol kadıyı bir hâl ile öldüreyim ki ibret-i âlem ola. Bak a yiğit, sen beni bilir misin?" "Yok" dedim.
EÇS V 180a
"Ben İslâmbol'da Mahmûd Paşa hammâmı dibinde şerbetçi Yano değil miyim ki sen bana bir kerre Gümrük Emîni Alî Ağa'dan harâcım kâğızın alıverdin" dedikde, cânım yerine gelüp,
EÇS V 180a
"Henüz bildim" deyüp, berây-ı maslahat, "hay cânım" deyü öpüşüp, görüşüp bir kebâb-ı kuzu ta‘âm yeyüp, ol ân üç yük akçe bârgîre tahmîl edüp on pastav prankona çuka ve elli top atlas ve on top Firengî basma ve on bârgîr yükü tütün ve hakîre iki yüz Venedik altunu ve aşağıdaki kırk aded tevâbi‘lerime birer donluk saya çukalar ihsân edüp tâ benimle aşağı ovaya gelüp tevâbi‘lerime vâsıl eyleyüp gerüye dönüp cümle bârgîrler dahi bize kalup cümle tevâbi‘lerim âlem-i hayretde kaldılar. Anlara da çukaların ihsân edüp cümle mesrûr u şâdân oldular. Hamd-i Hudâ bu serdengeçdilik ile bir yük akçe yerine üç yük akçe ve bir yük akçe kadar metâ‘ alup bu uslûb üzre Cum‘abâzârı kazâsı mâlı tahsîl olup (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 180a
Eğribucak kazâsına gitdiğimiz kurâ vü kasabâtları beyân eder
EÇS V 180a
Evvelâ karye-i Beğcili ve karye-i Keçili ve karye-i Çârşenbebâzârı ve karye-i Adilli ve karye-i Eğribucak. Yüz hâneli ve câmi‘ ve hânlı ve hammâmlı ve birkaç dükkânlı müselmân köyüdür. Bu re‘âyâlar cümle top-keşân Yörükânlarıdır kim hîn-i seferde balyemez toplarını çeken câmûsları sürüp top-keşânlık ederler. Andan,