EÇS V 182b
Bir hâkim-i şer‘leri şeyhülislâm ve nakîbüleşrâf ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır ve nâhiyesi cümle (---) aded kurâdır. kal‘a dizdârı ve üç yüz elli neferâtı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir voyvadası ve harâc ağası ve muhtesib ağası ve mi‘mâr ağası ve şehir kethüdâsı ve topçubaşı ve cebecibaşı ve bâcdârı vardır.
EÇS V 182b
Der-beyân-ı eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Semendire
EÇS V 182b
Nehr-i Tuna sâhilinde Belgrad tarafında çâr-kûşe bir seng-i tırâş kal‘a-i savaşdır kim cemî‘i ahcârları Ferhâd-vâr tîşe-i üstâd mi‘mârdan çıkup mücellâ ve musaykal dîvâr-ı serâmeddir. Hakkâ ki Âl-i Osmân elinde eyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn hisâr-ı kadîm ve sûr-ı azîm yokdur ve eyle bir rabât-ı müzeyyen ve şehr-i medyendir kim binâsı bir refî‘ü'l-bünyân ve halkı halîm ü selîm ve sâhibü'ş-şân âdemlerdir. Üstâd-ı selef-i mühendisîn var makdûrun sarf edüp alâ mehil bir kal‘a inşâ etmişdir kim hâlâ seyyâhân-ı berr [ü] bihâr içre memdûh olup hasretü'l-mülûk bir kal‘a-i mahbûbdur.
EÇS V 182b
Dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil dörd bin adımdır ve cümle otuz altı kulle-i azîmlerdir, ammâ sâhib-i binâsı Sıvlani Yanoş Kral bir sâhib-i tab‘ ilm-i nücûmda kâmil üstâd-ı âmil olmağın bu kal‘anın kara tarafındaki on iki aded kullelerin ilm-i nücûm üzre esâsın sa‘d sâ‘at-i tâli‘-i meymûnda bırağup on iki kulle binâ olunmuşdur ve her kullenin kubbesi üzre ola[n] alemlerin gölgeleri gün deverân etdikce baş kullenin zıllı yanındaki kullenin dibine geldikde bir sâ‘at olur. Bu hisâb üzre on iki kulle külâhının alemi gölgeleri on iki sâ‘atde on iki kulle dibine gelüp on iki sâ‘at tamâm olur. Garîb san‘at-ı acîbdir, ammâ bu san‘atı Destpot Krala isnâd ederler, zîrâ bir zamân anın tahtı idi.
EÇS V 182b–183a
Ve bu kal‘a İslâmbol'dan on yedi sene mukaddem feth olmuşdur ve her kullesi minâre kaddi çâr-kûşe âlî kullelerdir ve cümle on iki 183a bin aded dendân-ı bedendir ve üç tarafı nehr-i Tuna'dır. Bir tarafı karadır. Ol tarafı ise iki kat amîk handak olup nehr-i Tuna ile leb ber-leb olduğundan bu kal‘a hemân bir cezîre gibi kalmışdır ve iç kal‘ası Tuna kenârı köşesindedir kim azîm vezni üzre kulle-i bâlâları var. Her kullelerin içleri fetihden berü mâl-â-mâl hazîne ve cebehânelerdir ve bu iç kal‘anın kapusu önündeki handak dahi başka leb ber-leb nehr-i Tuna'dır ve bu iç kal‘anın yere berâber Tuna'ya nâzır içine âdem sığar şayka topları var kim her biri ejder-i heft-sere benzer ve bu iç hisâra aslâ enâyî âdem giremez.
EÇS V 183a
Dizdâr ve kethüdâ ve imâm hânesinden gayrı amâr yokdur. Her gece ellişer âdem nigehbânlık edüp seherlenirler ve taşra kal‘ada dahi Tuna'ya nâzır âdem sığar şayka toplar vardır.
EÇS V 183a
Sitâyiş-i aded-i cevâmi‘hâ-yı kal‘a-i Semendire: Cümle (---) aded câmi‘dir. Evvelâ derûn-ı hisârda Ebü'l-feth Sultân Mehemmed câmi‘i tarz-ı kadîmdir, ammâ kurşumlu mıdır, ma‘lûmum değildir ve şîr Murâd bin Abdullâh câmi‘i, deyü kapusu üzre târîhi böyle tahrîr olunmuşdur ve Hacı Velî câmi‘i (---) (---) (---) (---) (---) (---) Bunlardan mâ‘adâ mesâcidlerdir.
EÇS V 183a
Ve iki aded dârü't-tedrîs-i müfessirândır. Medrese-i Sultâniyye, medrese-i şîr Mur[â]diyye ve sâ’ir mesâcidlerde talebe hücreleri çokdur.
EÇS V 183a
Ve cümle on yedi mekteb-i dârü't-ta‘lîm-i püserândır. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 183a
Ve üç aded tekye-i abdâlân-ı seyyâhândır. Evvelâ şehrin bir sâ‘at garbında tekye-i Gâzî Balı Beğ (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 183a
Ve bir aded hammâm-ı gâsilândır kim Kızlar Ağası hammâmı derler, kal‘a içinde gâyet müferrih hammâmdır ve her hânede soba hammâmları mukarrerdir.
EÇS V 183a
Ve iki aded hân-ı sevdâgerândır. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 183a
Ve kal‘a içinde cümle bin aded kiremit ve şindire tahta örtülü bâğ u bâğçesiz tahtânî ve fevkânî evlerdir, ammâ kârgîri azdır, zîrâ zemîni Tuna kenârında olmağile batakdır ve cümle sokakları serâpâ ağaç direk döşelidir.
EÇS V 183a
Bu kal‘a dîvârları yüksek olmağile havâsı eyyâm-ı Temmuz'da şiddet-i hâr üzredir, ammâ şitâ eyyâmları gâyet sermâ ve germâ havâ-yı mu‘tedildir.
EÇS V 183a
Ve bu kal‘adan taşra varoşa dörd kat kal‘a kapusundan taşra çıkılır. Her kapu mâbeyninde dîdebânlar ve pâsbân ve nigehbânlar âmâde olup her bâbların aralarındaki rûy-ı dîvârlarda niçe bin gûne musanna‘ âlet-i silâhlar ile zeyn olmuşdur ve batı tarafına nâzır büyük kapu üzre selef pehlivânları azîm temâşâgâh alâmetler asmışlar. Cümleden biri bir tuç havânı ok ile urup bir tarafdan delüp bir tarafdan çıkmış aceb şast darbdır . Bir alâmet dahi üç dâne çâr-kûşe mermerleri bir yerden bir darb-ı ok ile ve kurşum ile delüp anı dahi asakomuşlar, ammâ iç kal‘a kapusu üzre dörd aded pehlivân gürzlerin asmışlar. Aceb pehlivânlıkdır.
EÇS V 183a
Der-beyân-ı taşra varoş: Bu kal‘anın cânib-i cenûbunda varoş-ı azîmi var. Kal‘a handakından alarka çârsûya giderken bu mâbeynde nehr-i Tuna ile leb-ber-leb bir handak dahi vardır. Tuna cereyân edüp altı aded yerden ağaç köprüler ile çârsû varoşuna geçilir.
EÇS V 183a
Ve bu şehrin içerisinde ve taşrasında cümle yigirmi dörd mihrâbdır. Dördü salât-ı Cum‘a kılınır. Meselâ Hünkâr câmi‘i ve Hacı Velî câmi‘i ve şîr Mur[â]d câmi‘i (---) Bunlardan mâ‘adâ mesâcidlerdir.
EÇS V 183a
Ve taşra varoşda cümle üç bin aded kiremitli ve şindire tahta örtülü mükellef hâne-i zîbâlardır ve cümle üç yüz aded dükkânlardır, bezzâzistânı yokdur, ammâ her zî-kıymet eşyâlar bî-kıymet mevcûddur.
EÇS V 183a
Ve âb [u] havâsı latîf olduğundan mahbûb u mahbûbeleri çokdur.
EÇS V 183a
Memdûhâtından Semendire üzümü ve beyâz(?) kirazı gâyet memdûhdur ve bâğ [u] bâğçesine hadd [ü] nihâyet yokdur (---) (---) (---)
EÇS V 183a
Sitâyiş-i iklîm-i büldânı: Velandiyo(?) kavli üzre yigirmi sekizinci iklîm-i örfîden olup arz-ı beledi (---) ve tûl-ı nehâr (---) (---) (---)
EÇS V 183a
Der-beyân-ı tâli‘-i imâret-i Semendire. (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 183b
Sitâyiş-i ziyâretgâh-ı kal‘a-i Semendire: Evvelâ şehrin cânib-i garbîsi tarafında bir yassı depe havâlesi var. Anda ziyâretgâh-ı şehîdlik ve yine şehirden cânib-i garba nîm sâ‘at ba‘îd Belgrad tarafına nehr-i Tuna kenârında bir mürtefi‘ bayır üzre ziyâret-i Gâzî Balı Beğ, rahmetullâhi aleyh. Sene 933 târîhinde şehîd olup bu âsitânede medfûndur ve hâlâ ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilân bir âsitâne-i dervîşân-ı zî-şândır. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS V 183b
Ba‘dehû Semendire'de cümle ahbâb ile vedâ[‘]laşup anda gemilere süvâr olup Tuna'nın karşu cânibinde,
EÇS V 183b
Der-beyân-ı vilâyet-i Tımışvâr-ı sarp hisâr
EÇS V 183b
Menzil-i karye-i Balvan: Andan 8 sâ‘atde,
EÇS V 183b
Menzil-i palanka-i Dente: Mukaddemâ sene (---) târîhinde bir küçük palanka olup deşt-i Kıpçak-vâr bir sahrâda vâki‘ olduğu sene-i mezbûrda evsâfı tahrîr olunmuşdur. Andan 5 sâ‘atde,
EÇS V 183b
Menzil-i kenâr-ı nehr-i Tımış: Erdel vilâyetinden gelüp Belgrad mukâbelesinden aşağı Pancova palankası dibinde nehr-i Tuna'ya mahlût olduğu dahi yazılmışdır. Andan 5 sâ‘at gidüp,
EÇS V 183b
Menzil-i kal‘a-i sûr-ı üstüvâr-ı Tımışvâr: Sene (---) târîhinde bu dahi Vârat kal‘ası gazâsına giderken evsâfı mufassalan tahrîr olunmuşdur, ammâ şimdi bu sene-i mübârekede Âl-i Osmân askeri ordusuna sıhhat [ü] selâmetle dahil olup efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya vâsıl oldukda dokuz yük akçe kendülere teslîm edüp ba‘de'l-harc ve'l-mesâr[ıf] hakîre dörd kîse mâl kalup cümle çuka ve kumaşları paşa tevâbi‘lerine yıllık verüp hamd-i Hudâ sebük-bâr kaldıkda yine her bâr Melek Ahmed Paşa efendimizin şeref-i sohbetleriyle müşerref olup Rûmeli sancakları ve kazâlarında seyâhat etdiğimiz yerleri ve sergüzeşt [ü] serencâmları söyleşirdik.
EÇS V 183b
Der-beyân-ı ordu-yı asâkir-i İslâm be-sahrâ-yı Tımışvâr-ı benâm
EÇS V 183b
Serdâr-ı mu‘azzam Köse Alî Paşa Bosna eyâleti askeriyle kal‘a-i Tımışvâr altında meks etmiş, Rûmeli eyâletiyle efendimiz Melek Ahmed Paşa Dente kal‘ası tarafında konmuş, Anadolu eyâletinde Çavuşzâde Mehemmed Paşa Virse kal‘ası tarafına nüzûl etmiş, Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa eyâleti gâzîleriyle Tımışvâr'ın semt-i garbîsinde nüzûl etmiş, Tımışvâr vâlîsi Siyâvuş Paşa karındaşı Sarı Hüseyin Paşa cânib-i şimâle meks etmiş. Egre paşası askeriyle Balvan tarafına konmuş, Seydî Ahmed Paşa Budin'den ma‘zûl cânib-i şimâle konmuş, ammâ azîm askeri var idi ve Vârat paşası Sinân Paşa şebeş kal‘ası yolunda ârâm etmiş ve Adana eyâletiyle Yentür Hasan Paşa cânib-i şarka konmuş ve Eğri paşası semt-i şimâle konmuş ve Çatalbaş Paşa Karaman askeriyle Logoş kal‘ası cânibinde karâr etmiş ve doğancıbaşılıkdan çıkan İbrâhîm Paşa Seydî Paşa tarafında mihmân olmuş ve Vârat eyâletiyle Küçük Mehemmed Paşa yine Yanova kal‘ası semtinde karâr-dâde olmuş ve Hısım Mehemmed Paşa Mora askeriyle serdâr tarafında meks eylemiş ve Mar‘ayş paşası Sührâb Mehemmed Paşa Melek Paşa semtinde meks etmiş ve Sivas Paşası Alî Paşa Virse cânibinde konmuş. Ve'l-hâsıl-ı kelâm yedi vezîr-i rûşen-zamîr ve yigirmi aded mîr-i mîrânlar ve yüz yigirmi aded mîr-i livâlar kanûn-ı şehriyârî üzre kollu kollarınca meks edüp Serdâr Alî Paşa'nın serâperde-i sipehsâlârın ortaya alup cânib-i erba‘asında kat-ender-kat ve kilt-â-kilt asker-i deryâ-misâl olup hayme vü hargâh bâr [u] büngâh ve çetr-i mülamma‘lar tınâb tınâba çıt-a-çıt kurulup ancak ordu-yı İslâma girüp çıkmağa dörd kol var idi, zîrâ
EÇS V 183b
"Erdel vilâyetinde Kemen Yanoş Kral iki kerre yüz bin kâfir cem‘ etmişdir" deyü Façatlı Alî Ağa yediyle Macar dilleri gelüp haber verdiklerinde serâperde önünde kelleleri galtân olup her gün cümle vezîrler diyâr-ı Erdel'e girmeğe müşâvere edüp "Tatar askeri gelmeyince kâfiristâna girmek ma‘kul değildir" denilüp birkaç gün te’hîr olundu.
EÇS V 183b
Hikmet-i Hudâ ol günlerde Köpürlü Mehemmed Paşa'dan emr-i şerîf ve hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûn gelüp Seydî Ahmed Paşa'nın başın istemişler. Alî Paşa'nın aklı başından gidüp, "Bu sefer üzre böyle gâzî yiğide kıymak ne demekdir?" deyüp hatt-ı şerîfi güm etdi. Seydî Ahmed Paşa da bu habere muttali‘ olup her bâr serdâra geldikde iki bin aded yarar ve cengâver ve dilâver ve server-i hünerver serdengeçdi yiğitlerle pür-silâh âmâde gelüp bî-bâk ü bî-pervâ gelüp giderdi. Bir gün Seydî Gâzî, efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya gelüp eydir:
EÇS V 183b–184a
"Benim efendim, âhir bu Köpürlü beni öldürür. Dînime kıyamam ve kâfiristâna kaçamam. Benim oğlum Mehemmed'im senin garîbin ve öksüzün olur. Bu oğlan sana Allâh emâneti" deyü beğin elinden yapışup Melek Ahmed Paşa'nın kürkü içine koyup ağladı ve huzzâr-ı meclisde ağlamadık âdem kalmadı ve Seydî Paşa kalkup alayıyla çıt-a-çıt ordusuna gitdi. 184a
EÇS V 184a
Der-beyân-ı tafsîl-i sebeb-i şehâdet-i Gâzî Seydî Ahmed Paşa
EÇS V 184a
İbtidâ Haleb eyâletine (---) paşa mutasarrıf iken paşa-yı mûmâ-ileyhi Haleb'den ma‘zûl edüp eyâlet-i Haleb Seydî Ahmed Paşa'ya ihsân olundukda ahâlî-i vilâyet, "Seydî Paşa zâlimdir" Seydî Paşa'ya Haleb'i zabt etdirmeyüp ahâlî-i vilâyet ile Haleb paşası (---) paşa yek-dil yek-cihet olup Seydî Paşa'yı kabûl etmeyüp kal‘a kapuların sedd etdiler.
EÇS V 184a
Seydî Paşa dahi, "Pâdişâhım bana Haleb kal‘asın ihsân ede. Beni niçün kabûl etmezsiz?" deyü otuz kırk bin âdem ile kal‘a-i Haleb'i muhâsara edüp Kızılkapu nâm mahalden kal‘aya lağımlar ve meterisler sürüp niçe bin güzîde dıraht-ı müntehâları kat‘ edüp domuz damları çatup Haleb kal‘ası üzre havâleler ederek ceng-i azîmler edüp bu kadar ümmet-i Muhammed pâymâl ü rimâl ve perîşân olduğu mahalde Köpürlü Mehemmed Paşa dahi şâm-ı Trablus'dan ma‘zûlen Haleb'e gelüp bu ma‘rekeye râst gelüp mâbeyni ıslâh içün tarafeynden varup gelirken Köpürlü Seydî Ahmed Paşa'ya nasîhat-âmîz kelimâtlar esnâsında Seydî Paşa ise gazûb bir vezîr-i dilîr Köpürlü'ye bir alay zebân-dırâzlık edüp şütûm-ı galîzalardan sonra yine Haleb kal‘asın darebât-ı top-ı kûplar ile taraf taraf döğüp câ-be-câ yerlerin münhedim ederken âhirü'l-emr Âsitâne-i sa‘âdet tarafından Seydî Paşa'ya eyâlet-i Sivas ihsân olup Köpürlü Paşa'nın derûnunda Seydî Paşa etdiği evzâ‘lar kalmışdı.
EÇS V 184a
Âhir birkaç seneden sonra Köpürlü Mehemmed Paşa vezîria‘zam olup mukaddemâ Haleb altında Seydî'nin etdiğine kalmayup Seydî Paşa'ya sene (---) târîhinde Bosna eyâletin ihsân edüp Beğko Paşa'yı ve Hısım Mehemmed Paşa'yı Venedik kâfirinin Kotur kal‘ası üzre serdâr edüp Seydî Ahmed Paşa'yı dahi anlara Bosna eyâletiyle koşundu etdi. Seydî Paşa'ya koşundu olması evzâ‘ı gâyetü'l-gâye girân gelüp "Beni serdâr etmedi" deyü Köpürlü'ye rağmen cümle Bosna ve Hersek askeriyle eyâlet-i Bosna'da serseri gezüp avk [u] te’hîr ederek Dobra-Venedik vilâyetine varup iki kerre yüz bin guruş mâl alup Gaçka sahrâsında meks etmesi sebebiyle Kotur kal‘ası feth olmayup asâkir-i İslâm hâ’ib u hâsir avdet etdiler.
EÇS V 184a
Seydî'nin sebeb-i katline bâ‘is bir dahi bu Kotur ahvâlidir. Bir sebeb-i katli dahi Bosna'dan ma‘zûl edüp Bosna'yı Melek Ahmed Paşa efendimize verüp Seydî'ye Budin eyâleti sadaka olunup Vârat gazâsına Alî Paşa ile ta‘yîn olunup "Yine bana serdârlık gelmedi" deyü niçe bin gûne mevâni‘âtlar gösterüp Vârat kal‘ası meterisine girmedi. Hamd-i Hudâ ana muhtâc olmayup be-dest-i Alî Paşa kal‘a-i Vârat feth olduğuna târîhi,