EÇS VI 2a
"Elbette ve elbette Erdel diyârına girüp bir yeni kral nasb edüp Kemen Yanoş kralım diyenin hakkından gelüp sene-i sâbıkalardaki hazînemi tahsîl edüp hatt-ı şerîfime amel edesin!" deyü hatt-ı şerîf geldikde Eski Tabur yerinden kalkılup 4 sâ‘atde,
EÇS VI 2a
Musik nâm su çıkar, bu Musik dağlarından tulû‘ edüp nehr-i Tımış'a mahlût olur. Bu dere içre çektiğimiz bârân-ı rahmeti Hudâ bilür. Cümle asker mâldan ve cândan bîzâr olup yatacak ve duracak yerler kalmayup bârân-ı rahmet askere matar-ı la‘net oldu. Andan 5 sâ‘at yine cânib-i şarka,
EÇS VI 2a
Bir öz içinde bir ormanlı çemenzârda sehel güneşler olup pür rahmet olur. Ve cümle esbâblarımız ve hayme vü hargâhlarımız yâbis oldular. Bu mahalde bir Macar avreti bir çadır içre yedi nefer âdemleri katl edüp sabâhısı ol mel‘ûneyi gâzîler âteş-i Nemrûd'a yakdılar. Ve bu menzilde niçe yüz aded at arabaları kırıldı, zîrâ sa‘b yol idi. Ve bunda müşâvere olup ol gece Demirkapu'ya beş bin tüfeng-endâz yiğitler gönderilüp pusuya girdiler. Bu askerin akîblerince Tımışvar eyâleti ile Abaza Sarı Hüseyin Paşa talî‘a-i asker ta‘yîn olundu. Ve andan Çarkacı İsmâ‘îl Paşa kalkup Demirkapu'yu gitdi ve Demirkapu'yı mülk etdiği haberi gelüp asker tâze cân buldu. Andan 3 sâ‘atde,
EÇS VI 2a
Evsâf-ı menzil-i kûh-ı vilâyet-i Erdelistân-ı Macaristân, ya‘nî Demirkapu-yı kûhistân [u] çengelistân
EÇS VI 2a
Bu Demirkapu nâmıyla müte‘âref olan zemîn kûh [u] çengelistân eyle bir kûhistân-ı dırahtistândır kim rûy-ı arzda misli yok bir sedd-i sedîd ve bir bâb-ı hadîd idi,
EÇS VI 2a
Be-kavli müverrihân-ı Macar: Bu mahalde İskender-i Zülkarneyn üç kat demir kapular inşâ edüp bu mahalden cânib-i cenûba dörd konak yer dağlar içre tâ nehr-i Tuna Demirkapusuna varınca üç kat dîvâr-ı rasîf ve üç kat handak-ı amîk ve nazîf kazmışdır. Hâlâ handaklarının ve esâs-ı rasîfleri âşikâre durur. Ve bu Demirkapu'dan cânib-i şimâle yigirmi konak yer dağlar içre tâ nehr-i Tise'ye varınca yine üç kat dîvâr ve hafrlar kazmış, anda dahi cümle âsâr-ı binâlar nümâyândır.
EÇS VI 2a
Bu hisâb üzre diyâr-ı Erdel'in garbî ve cenûbî tarafların sûr içine alup diyâr-ı Ungurus ile diyâr-ı Erdel'e hudûd vaz‘ etdiği mahalde bu Demirkapu vâkı‘ olmuşdur, ammâ mürûr-ı eyyâm ile bâblardan eser yok, ammâ esâs-ı binâlarından sedd-i İskender-vâr âsâr-ı binâlar vardır.
EÇS VI 2a
Hikmet-i Hudâ bu Demirkapu dağları evce berâber kûh-ı bâlâlardır kim üç aylık yol Erdel diyârının dörd bölük olan Hayduşak diyârın ve Erdel diyârın ve Saz diyârın ve Seykel diyârın ihâta etmiş dağlardır kim ancak şâhrâh-ı Erdel'e girmeğe dörd yol vardır. Biri cânib-i garbda Osmânlı tarafında bu Demirkapu, ulu yoldur.
EÇS VI 2a
Biri cânib-i şimâlde Tise kenârında Orta Macar'a girecek Namin yoludur.
EÇS VI 2a
Biri de cânib-i şark ile şimâle meyyâl Seykel vilâyetinden Leh vilâyetine girecek Seykel yoludur.
EÇS VI 2a–2b
Ve dördüncüsü cânib-i kıblede Eflak vilâyetine girecek kal‘a-i 2b Praşo yoludur.
EÇS VI 2b
Bu diyâr-ı Erdel'e bu dörd aded yoldan gayri şâhrâh yollar yokdur. Cümle etrâfın bu Demirkapu dağları ihâta etmiş sengistân ve kûhistân dağlardır. Anıniçün gâhîce bu Erdel küffârı Âl-i Osmân'a isyân [u] tuğyân eder. Ve bu Demirkapu'nun batı tarafları Tımışvar ve Göle vilâyetleridir ve şimâl tarafı henüz feth olmuş Yanova ve Varat kal‘aları taraflarıdır. Ve maşrık ve kıble cânibleri cümle Erdel vilâyetleridir dahi kıble ve cenûb tarafların diyâr-ı Erdel'in Eflak ve Boğdan vilâyetleri ihâta edüp anlar da nehr-i Tuna kenârına vâkı‘ olup hudûdları nehr-i Tuna'dır kim Eflak ve Boğdan'ın cânib-i şimâli ve yıldızı ve garbîsi Erdel vilâyetleri olmuş olur, ammâ diyâr-ı Erdel azîm vilâyetdir. İnşâ’allâhu Ta‘âlâ alâ kadri'l-imkân manzûrum olduğu üzre tahrîr olunur ve bihi-müste‘ân.
EÇS VI 2b
Evvelâ bu Demirkapu'da cemî‘i asâkir-i İslâm ile dağlar ve ormanlar içre iki gün meks olunup üç bin iki yüz araba ve bu kadar bin seyishâne ve bârhâne develeri güc ile ubûr edüp andan cânib-i maşrıka yokuş aşağı 5 sâ‘atde nüzûl edüp dıraht-ı azîmler temâşâ ederek diyâr-ı Erdel'e kadem basup,
EÇS VI 2b
Bu mahalde bir deyr-i azîm var idi. Mukaddemâ Seydî Paşa ile bu mahalle geldikde bu deyri ıhrâk bi'n-nâr edüp hâlâ harâb idi.
EÇS VI 2b
Bu sahrâda cümle asker-i İslâm ile cenâhat tınâb tınâba konulup cümle mîr-i mîrânlara karavullar fermân olunup şeb [ü] rûz cümle guzât pür-silâh âmâde durmağa başlandı. Andan nîm sâ‘at bir sahrâ-yı bî-pâyân içre gidüp,
EÇS VI 2b
Serhad gâzîleri Haçek ve Hasek derler. Bu sahrâ-yı çemenzârda bir ordu-yı İslâm kurulmuşdur kim,
EÇS VI 2b
"Bir pâdişâh-ı cem-cenâb böyle asâkir-i bî-hisâb ile konulmamışdır ve misli sebkat etmemişdir" deyü serhad gâzîleri nakl etdiler.
EÇS VI 2b
Ve bu sahrâda on gün meks olunmağa nâdîler nidâ edüp yine karavullar azîm vezni üzre tenbîh ü te’kîd olundu. Zîrâ Kemen Yanoş kralın hareketi haberi alındı, ammâ ne çâre dahi Tatar askeri gelmedi ve Seydî Paşa olmadığından askerin yüzü gülmedi. Hattâ bu sahrâda Seydî Ahmed Paşa ile Budin ve Eğre ve Tımışvar ve Kanije ve Sirem ve Semendire askerleriyle sene (---) târîhinde Rakofçi kralın seksen yedi bin askerin bu sahrâda bozup kırup esîr etdiğimiz mahaldir kim asker-i İslâm hâlâ ceng mahallinde meks edüp ordu-yı İslâm içinde on yerde kubbe-misâl küffâr kelleleri gülleler-misâl püşte püşte yığılmışdır.
EÇS VI 2b
Hulâsa-i kelâm ceng-i azîm olmuşdur. Ve cümle müverrihler bu cengi hakîkati üzre yazmışdır. Hak Ta‘âlâ da bu sene-i mübârekede eyle bir savaş-ı perhâş olmağı müyesser ede, âmîn.
EÇS VI 2b
Zîrâ Seydî cenginde seksen yedi bin Nemse ve Macar ve İslavin ve Korol ve Leh ve Çeh kâfirlerin ol şiddet-i şitâ[d]a bu sahrâ içre beyâz kar üzre küffârın kızıl kanların on iki bin yiğit ile dökmüşüzdür. Ve kral-ı la‘în Rakofçi üç yüz aded küffâr ile mecrûhan firâr edüp gitmişdir. Eğer bu Seydî gazâsın mufassalan tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olur, ammâ hâlâ asker-i İslâm ile bu sahrâda otururken elli bin Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâr altı kerre yüz bin güzîde ağırmak kazaklanmış ve kazılanmış atları [ile] yalı ağası olan Şâh Polad Ağa gelüp serdâr-ı mu‘azzamdan hil‘at-i fâhireler geyüp Çarkacı İsmâ‘îl Paşa'dan bir sâ‘at ileri meks edüp ol gün ordu-yı İslâm ganîmet oldu. Ve ol ân yalı ağasına fermân gidüp Kemen Yanoş kral taburundan haber alup diller getirmeğe me’mûr olup kırk bin askerle ol ân ılgar edüp tabura gitdiler. Ve yine ol gün Cerrâh Kâsım Paşa Kemen Yanoş kralın taburu keferelerinden on aded dil kâfirler gelüp huzûr-ı serdârda söyledüp ba‘de'l-haber serâperde önünde cellâd-ı felek kellelerin galtân eyledi.
EÇS VI 2b
Bu hakîrin ibtidâ bu gazâda çeteye gitdiğimizi beyân eder
EÇS VI 2b–3a
Evvelâ bu sahrâ-yı Haçek'den Budin gâzîleriyle cânib-i garba dağlar içre girüp Desne dereleri içre ve Desne dağları üzre bir gün bir gece seğirdüp dere ve depe ve dağ u rağ u bâğ ve yakın u ırağ gezerek Desne dağları bir becene-i azîme, ya‘nî bir sarp kırıntılık içinde cem‘ olmuş kâfirlere râst gelüp üç yerden üç bin yiğit ile "Allâh!" deyüp koyulduk, ammâ yüz bin renc [ü] anâ ile hamd-i Hudâ beceneyi feth edüp yüz yigirmi bir esîr ve bu kadar kelle ve bu kadar mâl-ı ganâ’im kelepürler alup sâlimîn ü gânimîn bir gün bir gecede Desne derelerin ubûr edüp sahrâlara çıkup dördüncü gün Hasek sahrâsında ordu-yı İslâm'a vâsıl olup esîrleri ve mâl-ı ganâ’imlerimiz fürûht ederken hikmet-i Hudâ Serasker Ali Paşa bu ganîmet ile geldiğimizi istimâ‘ edüp herkes çeteye gidüp 3a ordu-yı İslâm boş kalır mülâhazasıyla "Çete memnû‘dur!" deyü dellâllar nidâ edüp,
EÇS VI 3a
"Bu gelen cebeciler cümle esîrleri sâhiblerine teslîm edüp müjdelerin alsınlar yohsa pâdişâh başıyçün cebecileri kırarım!" deyüp üzerimize mübâşir çavuşlar koşup Haçek sahrâsının kıble tarafında nîm sâ‘at ba‘îd kal‘a-i Kolçvar meydânına esîrleri teslîm etmeğe refîklerimizle giderken merhûm Seydî Ahmed Paşa'ya yüz bin rahmet ve bu serdâra sadlek la‘net okuyarak kal‘a-i Kolçvar dibine vardık.
EÇS VI 3a
Evvel ve âhir Erdel kralları hükmünde olup dest-i Âl-i Osmân'a aslâ girmemişdir ve Seydî Paşa'dan gayri bu diyâra bir vezîr gelmemişdir. Lâkin bu kal‘a Zolomioğlu'nun irs ile intikâl eden mülküdür kim bin kadar askere mâlikdir. Kal‘ası Kolçvar yaylası deresinin içinde nehr-i Kolçvar kenârında bir yalçın kaya üzre evce berâber Şeddâdî ve şekl-i muhammes kal‘a-i metîndir. Haçek sahrâsına nâzır bir kapusu ve on bir kulleli şirîn kal‘adır, ammâ havâlesi çokdur, lâkin her cânibi uçurum olmağile yanına varılmaz. Ve havâlesi olan dağların ardları kıble cânibi cümle Eflak vilâyetidir. Ve bu kal‘anın aşağı dere içinde bâğlı ve bâğçeli bir varoş-ı meresî(?) içre musanna‘ kenîseleri ve deresinde gûnâ-gûn mâhîleri var. Ve âb [u] hevâsı latîf olduğundan mahbûb u mahbûbeleri meşhûrdur.
EÇS VI 3a
Ve bu kal‘a kapudanı itâ‘at edüp serdâra hedâyâlarıyla vardığından cümle esîrlerimiz defter ile bu kapudana teslîm olunup,
EÇS VI 3a
"Bire üç kîse müjde-i esîr" deyü verüp üç bin yiğide yirmişer guruş gazâ mâlı değüp,
EÇS VI 3a
"Fi'l-bereke" deyüp kapudandan dahi niçe gûne hedâyâlar alup tekrâr ordu-yı İslâm'a avdet olundu.
EÇS VI 3a
Ol gün sene 1071 mâh-ı Zilka‘de'sinin on sekizinci cum‘a gün (Erdel) Erdel memleketi kâfirlerin cümle mutî‘ etmek içün cümle Tatar askeri kalkup bir sâ‘at ileri gitmek fermân olundu.
EÇS VI 3a
Ve Budin askeriyle İsmâ‘îl Paşa çarkacı ve Çatalbaş Paşa dündâr fermân olunup derhâl nefîr-i rıhletler çalınup Cerrâh Kâsım Paşa tuğlar ile konakçı olup ol güne gelince Hasek sahrâsında on gün meks olunmuşdu. Andan Hasek sahrâsının maşrık tarafına 2 sâ‘atde,
EÇS VI 3a
Erdel kralları hükmündedir, ammâ Solom Gargor Batori mülküdür kim Yanova beği (kral) olan Barçay kraldır. Kal‘a-i Seyk lisân-ı Macar'da (---) (---) demekdir. Kal‘ası nehr-i Lena kenârında evce berâber bir küçük taş binâ ve içinde ancak on hânesi ve bir küçük kenîsesi var, ammâ aşağı sahrâda Barçay kralın bir musanna‘ sarâyı var idi kim resm ü tarh u tarzı nakş-ı bûkalemûn-ı cihân-pesend idi. Asâkir-i İslâm bu sarâyı âteşe urup cümle der [ü] dîvârları âteş-i Nemrûd içinde kaldığın kal‘a kapudanı görüp vâfir hedâyâlar ile seraskere gelüp itâ‘at etdi. Andan kalkup Lena boğazın aşup,
EÇS VI 3a
Menzil-i kenâr-ı nehr-i Küçük Şamos: Sâhilinde Kosvar sahrâsında meks olundu ve ol gün, "Asker-i İslâm ganîmet olsun" deyü "Kol kol çeteciler gitsin" deyü fermân olundukda hemân hakîr fursat ganîmetdir, ol sâ‘at elli aded pür-silâh yiğitler ile batı tarafında dağlar içre beş sâ‘at gezüp aslâ ganîmet bulamayup ancak bir Eflak keferesi dil dutup kulağın yay kirişi tuncuyla kısdırup ol kadar îzâ ve işkence etdik aslâ mâl-ı ganâ’im demedi. Biz dahi kellesin kesüp yine ol gün tehî-dest serserî gezüp ordu-yı İslâm'a dâhil olduk.
EÇS VI 3a
Yine ol gece yüz piyâde yiğit tüfeng-endâz ve yüz cürd atlı pür-silâh şehbâz bir yere cem‘ {olup} yine mağrib cânibine bir gün bir gece gidüp bir sengistân dağlarda mağâralar içine kırk elli pâre köyün kâfirleri kapanmışlar. Bir hayli ceng-i azîm etdik. Sarp kayalar olmağile bir vech ile zafer mümkün olmayup biz dahi fâriğü'l-bâl olup gerü avdet etdikde aşağı derelerdeki hayvânâtlara tama‘ etmeyüp cümlemiz ale'l-ittifâk Şebevar deresiyle gerüye gelirken üç bin kadar semîn sığırlar ganîmet alup 5 sâ‘at gidüp,
EÇS VI 3a
Evsâf-ı kal‘a-i Şebevar, ya‘nî şehr-i Pisanvar
EÇS VI 3a–3b
Erdel kralları mülküdür. Kal‘ası bir dere ağzında havâleli şekl-i murabba‘ ve on bir kulleli sa‘b u metîn bir Şeddâdî taş binâ hisâr-ı ra‘nâdır. Ve maşrık cânibine iki kapusu ve içinde cümle topları ve cebehânesi mükellef ve mükemmel iken gulgule-i Rûm ve velvele-i Rûm sadâsı havfından 3b kal‘a içre cümle mâl [ü] menâllerin bırağup ancak evlâd [u] ensâblarıyla dağlara ve sa‘b mağâralara firâr etmişler. Biz dahi iki yüz yiğit cür’et edüp âheste reviş kal‘a içine girdik. Aslâ âdem ve âdemî-zâd yok.