EÇS VI 4b
Bu kal‘a-i Vinçaz ise nehr-i Moriş'in karşu tarafında evc-i semâya berâber bir topraklı kûh-ı bâlâ sırtında bir Şeddâdî sengîn-bünyâd bir kal‘a-i Şeddâd'dır. Ve cânib-i erba‘ası dereli ve depeli ufacık dağlardır. Ve nehr-i Moriş'in beri cânibinde cisir başında bir varoş-ı azîmi var. Ve mu‘azzam kiliseler ile evleri ve hân ve çârsû-yı bâzâr ile müzeyyen şehr-i ma‘mûr iken bir gece Tatar-ı sabâ-reftâr askeri bu şehrin cümle âdemlerin esîr edüp ol kadar mâl-ı firâvân ve ol mikdâr zahâ’ir-i bî-pâyân alup şehri âteşe urup harâb u yebâb ve hayvânâtları kebâb ve hâneleri türâb oldu.
EÇS VI 4b
Bu böyle bir şehr-i vâsi‘ idi kim Erdel kralları bilâ-teşbîh tahta culûs etse Erdel'in dörd bölük kefereleri cem‘ olup bu şehirde krallardan bî‘at ve teba‘iyyet ve bid‘at ederlerdi. Zu‘m-ı bâtıllarınca,
EÇS VI 4b
"Betlen Gabor kral ve Hûşenk Şâh oğlu Macar İsvan ve Menûçehr oğlu Macar Duşak, ya‘nî cedd-i kavm-i Hayduşak bu şehirde yatır" deyü bu şehire i‘tibâr ederlerdi, ammâ asâkir-i İslâm husûsan Tatar-ı adû-şikâr-ı benâm i‘tibâr [ü] i‘tizâr bilmeyüp kâfir itâ‘at etdi ise hoş, eğer mutî‘ [ü] münkâd olursa harâc-güzâr edüp afv eder.
EÇS VI 4b–5a
Andan bu Vinçaz kal‘asından kalkup cânib-i şimâle giderken Tatar askeri Kemen Yanoş kral ile tabur cengi edüp on bin esîr ile ordu-yı İslâm'a dâhil olunca asker-i İslâm içre 5a bir sürûr [u] şâdumân ve bir ganîmet-i firâvân oldu kim ta‘bîr olunmaz.
EÇS VI 5a
Andan kurâları yaka yıka (---) sâ‘atde nehr-i Moriş kenârına varup bir cisr-i haşebden cümle asker-i İslâm ubûr edüp kat-ender-kat alay ile cuyûş-ı müslimîn yürüyüp Belgrad'dan bir top menzili ba‘îd konuldu.
EÇS VI 5a
İsmi yine lisân-ı Latince "Beyâz kal‘a" demekdir. Cümle diyârlarda dörd Belgrad vardır. Biri Tuna Belgradı ve biri Arnavud Belgradı ve biri Ustolni-Belgradı, ya‘nî ustolni "iskemle" demekdir lisân-ı Latin'de. Biri de bu kâfiristân Erdel'indeki Belgrad-ı İrem-âbâd idi.
EÇS VI 5a
Sene (----) târîhinde Sultân Süleymân Hân Tuna Belgrad'ın feth edüp içinde olan küffâr bir kal‘a binâ edüp dârü'l-karâr etdikleriyçün "Erdel Belgradı" deyü nâm verdiler.
EÇS VI 5a
Ve cemî‘i Erdel krallarının pây-ı taht-ı menhûslarıdır. Kal‘ası nehr-i Moriş kenârında bir sahrâ-yı azîme vâkı‘ (vâkı‘) olmuş şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i metîn ü müstahkemdir.
EÇS VI 5a
Ve beş aded tula binâ sedd-i metîn tabyası var gûyâ Varat kal‘asıdır, ammâ bunun iki kapusu var, biri cânib-i kıbleye nâzır biri taraf-ı garba manzûr. Ve kal‘ası içi sadranc nakşı şâhlar ile ârâste ve musanna‘ kenîseler ile pîrâste olmuş idi kim ta‘bîr olunmaz idi.
EÇS VI 5a
Ve hân ve imâretler ve medrese ve bıtrîk ve kıssîshâneler ve çârsû-yı bâzâr ve bezzâzistân ile gâyet müzeyyen idi.
EÇS VI 5a
Ve kal‘anın kıble tarafında olan dîvârı üstünde sahrâya nâzır krallara mahsûs bir sarây-ı âlî-i ibret-nümâ var idi kim cemî‘i der ü dîvârları nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn ve cümle sütûnları yeşim ve harekânî ve tûtîyâ ve mermer ve somâkî ve sütûn-ı zenbûrîler ile müzeyyen idi.
EÇS VI 5a
Ve cümle revzenleri pirinç kafesli ve billûr ve necef ve moranlı câmlar ile müzeyyen idi. Ve ferşi Hind-pususkârîsi gibi hurde ruhâm döşenmiş taşlar ile mefrûş idi. Ve gûnâ-[gû]n tahtânî ve fevkânî şâhnişîn ve maksûrelerinde fıskiyye ve havuz ve şazrevânlarında ve fevvârelerden âb-ı rakîkler pertâb edüp gûnâ-gûn tasnîfâtlar ile müzeyyen idi.
EÇS VI 5a
Lâkin Âl-i Osmân askerine mukâbil olup mukâvemet edemeyeceğin bilüp böyle bir kal‘a-i hısn-ı hasîni ve böyle bir müzeyyen ve mahbûb ve mergûb şehr-i metîni bırağup cümle kefereleri dağlara firâr etdiklerinde bu kal‘anın her tarafından yağmâcı asâkiri Tatar girüp zabt u rabtları mümkün olmayup ibtidâ kiliselerinin çanların çıkarup sâ’ir mâl-ı künûzların bulup hadd [ü] hasrdan bîrûn ve hisâbdan efzûn mâl-ı ganâ’imler alup böyle nâzenîn şehri âteş-i Nemrûd'a urup garîb şehir, murg-ı semender-vâr böyle ma‘mûr dâr-ı diyâr âteş içinde kalup deyyâr bir imâret kalmadı.
EÇS VI 5a
Ve mukaddemâ sene (---) târîhinde Yanova gazâsına Mehemmed Giray Hân bu şehire uğrayup Kazak-ı Ak askeri bu Belgrad kal‘asına sarılup altı gün yedi gece ceng-i azîm edüp âhir-i kâr kal‘ayı döğmeden fâriğ olup hân hazretleri taşra şehrin âteşe urup gitmişlerdi.
EÇS VI 5a
Ol zamândan berü yine varoşu Erdel kâfirleri imâr edüp ol dahi şimdi âteşe urulup berbâd oldu, ammâ bu kal‘a-i Belgrad kâfiri cenge âmâde olsalar hayli analar ağlayup ceng-i azîmler olurdu, zîrâ bu kal‘anın kıble tarafı sâfî batak ve çatakdır. El-İyâzu billâh fîl-i Mengerusî girse rehâ bulmayup gark olur, ammâ bu şehirin âb [u] hevâsı ve bâğ u bâğçesi latîfdir.
EÇS VI 5a
Ve bunda iki gün asker-i İslâm meks edüp yine Tatar askerine çapula gitmek, ya‘nî sefere gitmek fermân olunup on iki bin asker yine Kemen Yanoş kral ardına düşüp gitdiler. Hudâ hirâsların âsân ede. Andan 5 sâ‘atde,
EÇS VI 5a
Menzil-i kenâr-ı nehr-i Moriş : Anda olan cümle ma‘mûr kurâların ganîmetleri alınup âteşe uruldu. Andan şimâle 3 sâ‘atde,
EÇS VI 5a
Lisân-ı Macarca (---) (---) demekdir. Bânîsi Yejder ban imiş. Bu dahi Erdel kralları hükmünde, lâkin Redey İşvan oğlunun milkidir. Nehr-i Moriş kenârından ba‘îdce bir sahrâda bir kal‘a-i ra‘nâ imiş. Ve mefret manastırlar ve sarây-ı ma‘mûreler ve çârsû-yı bâzârı ve hânları ve gayri imârâtları gâyet ma‘mûr u müzeyyen imiş. Çarkacı İsmâ‘îl Paşa ile Tatar askeri ileri gidüp cümle mâl-ı erzâk-ı ganâ’imlerin alup şehri ıhrâk bi'n-nâr etmişler ancak zîr-i zemînlerde mâl ü menâl ve bâğ u bâğçe kalup sonra varan asakir-i İslâm'a ganîmet oldu.
EÇS VI 5a
Andan yine taraf-ı şimâle 4 sâ‘at tirfil ve ayrık ve yonca giyâhistânları içre gidüp,
EÇS VI 5a–5b
Menzil-i Bonçab: Gâyet ma‘mûr nâhiye idi. Tatar askeri Kemen Yanoş taburu ardı sıra giderken bu nâhiyeyi berbâd edüp, yigirmi bin aded esîr alup ordu-yı İslâm'a mansûr [u] muzaffer gelüp bir esîr bir guruşa fürûht olmağa başladı. Andan 5b 3 sâ‘atde,
EÇS VI 5b
Evsâf-ı ma‘âdin-i kadîm şehr-i Tuzda
EÇS VI 5b
Erdel kralına tâbi‘dir, ammâ başka emânetdir kim bir Mısır hazînesi hâsıl olur. Cümle serhadlere ve gayrı vilâyetlere tuz bu şehirden gider. Cümle kefereleri tuzculardır. Ve bunda tuz çıkan mağâraları görmeyen dünyâda bir şey-i ibret-nümâ görmüş değildir, zîrâ gâyet mahûf u muhâtara ka‘r-ı zemîne varmış her bir ma‘deni derk-i esfele ermiş çâh-ı gayyâdan nişân verir gâr-ı yetîmânlardır kim Allâh saklaya. Esîr olan ümmet-i Muhammed'i bu tuz ma‘denine korlar, aslâ halâs olmak yokdur. Ve bu mahalde tuz kayaları dağlar gibi yığılmış idi. Cümle askerin atları ve katır ve develeri ve sığır ve koyunları bu tuzları yeyüp yalayup safâlar etdiler.
EÇS VI 5b
Bu dâr-ı dünyâda böylece tuz ma‘deni iki yerdedir. Biri bu Erdel Tuzda'sıdır biri Eflak diyârı o kıyâsıdır. Mâ‘adâ diyârlarda göllerde ve deryâ kenârlarında tuz hâsıl olur, ammâ Hacı Bektaş-ı Velî tuzu kerâmet ile hâsıl olmuş billûr taş gibidir, ammâ bu Eflak ve Erdel tuzları fîl cüssesi kadar kayalardır, ammâ bu Erdel'in Tuzda ma‘deni kurbunda bir şehr-i azîm var idi. Bâğ u bâğçesi ve imâret [ü] âbâdânı gûyâ bâğ-ı İrem idi. Bunda bir gün meks olmağile bu şehir dahi âteş-i Nemrûd ile berbâd oldu kim zemîninde imârât [ü] âbâ[dân]dan ancak hâkister-i efkendesi kaldı.
EÇS VI 5b
Hakîr-i pür taksîr yine Melek Ahmed Paşa efendimizden me’zûn olup bu Tuzda şehrinden cânib-i garba elli aded pür-silâh yiğitler ile bir gün bir gece dağlar içre seğirdüp "Ha şunda ve bunda" diyerek,
EÇS VI 5b
Lisân-ı Macarca (---) (---) demekdir. Biz bu kal‘ayı mesâfe-i ba‘îdeden görünce kâfir kal‘ası zann edüp dahi ileri vardık. Bir yeni minâreyi henüz bennâlar inşâ ediyorlardı. Meğer bu kal‘a bizim Âl-i Osmân'ın sene (---) târîhinde bu seraskerimiz Ali Paşa kal‘a-i Varat'ı feth edince bu kal‘a dahi amân ile feth olup zamîme-i diyâr-ı İslâm'dan olmuş ve Varat paşasının hâss-ı hümâyûnundan voyvadalığı olup nâhiye niyâbeti olmuş. Ve Varat Paşası Sinân Paşa'nın âdemleri bizi görünce gaş olup hayrân kalup,
EÇS VI 5b
"Âyâ bunlar kimler kim?" deyü birbirleriyle müşâvereye başlayup bildiler kim, bir alay cebeci gâzîleriyüz.
EÇS VI 5b
"Bire gâzîler, safâ geldiniz ve hoş geldiniz. Bire bir aydır asker-i İslâm'dan haber yokdur. Siz nereden geldiniz ve nereye gidersiz ve asker-i İslâm kandedir?" deyü su’âl etdiklerinde,
EÇS VI 5b
"Vallâhi biz asker-i İslâm'ı tuz çıkan Tuzda şehrinde bırağup bir gün bir gecede ılgarup bu kal‘a kâfirin zann edüp geldik. Hamd-i Hudâ diyâr-ı İslâm'a kadem basdık" dediğimizde,
EÇS VI 5b
"Bire cânım ol tuz çıkar şehir bu kal‘amıza altı konakdır. Siz bu kâfiristânı kırk elli yiğit ile nice geldiniz?" deyü ta‘accüb edüp vâfir ta‘zîm ü tekrîm edüp ziyâfetler edüp eyitdiler:
EÇS VI 5b
"Sakının kardaşlar bu nâhiyeden esîr alman ve köy yakman, siz bilirsiz!" deyü bize vâfir hedâyâlar verdiklerinde hemân,
EÇS VI 5b
Hakîr eyitdim: "Baka gâzîler bizler at sırtına geldikden sonra cân ve baş ile oynar bir alay garîb gâzîleriz. Bu diyâra biz gelmedik ve köylerin görmedik ve kasabaların bilmedik. Ordumuza boş gitmemek içün aç kurd koyuna salar gibi her yer ne olsa sarılup elbette şikâr alıruz. Ey imdi eyle olsa sizlerden ricâmız oldur ki bu kadar gâzîlerinizden bizimle beş on dâne şehbâz yiğitler atlanup bize şikâr alacak kâfir köylerin gösterüp sınırlarınızdan gerü dönüp geleler!" dediğimde,
EÇS VI 5b
Bazı yiğitler "Vallâhi ma‘kûl" deyüp on aded yiğit bizimle âmâde olmağa gitdiler, ammâ bu Şolomkovar kal‘ası ağaç palanka-i rıhtım-ı Şeddâdîdir, ammâ gâyet metîn ü müstahkemdir. İçinde bin aded güzîde bahâdır erleri ve bir câmi‘i ve yahşı cebehâneleri ve şâhâne Macar-ı füccâr topları var, gâyet mükellef ve metîn kal‘adır kim bir yayla dibine vâkı‘ olmuş sehel havâlesi var. Ol dağda bâğları var çârsû-yı bâzârı ve gayri imâretleri henüz ma‘mûr olmada idi.
EÇS VI 5b
Ba‘dehu bu kal‘a refîkleri gelüp bundan hâ’ib ü hâsir avdet edüp ol gün cânib-i şarka yürüyüp nehr-i Kiriş'i ubûr edüp Kiriş'in karşı tarafında âmâdânî on beş katana kâfire râst [geldik]. Hikmet-i Hudâ ellerinde altı aded ümmet-i Muhammed esîrleri var idi.
EÇS VI 5b–6a
Hemân sâ‘at cümlemiz dal sâtûr-ı Muhammedî olup ân-ı vâhidde on beşin dahi akdarup pây-beste ve dil-haste edüp esîr-i bend-i belâ ile giriftâr etdik. Ve altı aded ümmet-i Muhammedlerin bend-i zincîrlerin alup Hızır-misâl yetişüp 6a cümlesin kâfirlerin atlarına kâfirlerin silâhlarıyla bindirüp kâfirleri piyâde keşân-ber-keşân çeküp yürüdüp cânib-i erba‘ayı yaka yıka, kırk altı aded güzîde esîrler alup ordu-yı İslâm'a dâhil olup esîrler fürûht olunup onar guruş hissedâr olduk.
EÇS VI 6a
Andan dahi kalkup, yine cânib-i şimâle vâsi‘ sahrâ-yı âbâdân içre harâb ü yebâb ederek 6 sâ‘at gidüp,
EÇS VI 6a
Evsâf-ı kal‘a-i üstüvâr, ya‘nî Şamos Uyvar
EÇS VI 6a
Lisân-ı Macar'da (---) demekdir, ammâ sahîhi Uyvar'dır. Erdel krallarına tâbi‘dir. Lâkin Süleymân Hân asrından evvel cümle küffârların şikâyetgâhları ve kralların tahtgâhları bu idi. Kal‘ası bir buheyre-i azîmin kenârında şekl-i müseddes Şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i mu‘azzamdır kim sedd-i sedîd ve dîvâr-ı medîd yedi aded mîl-i cedîd tabyaları vardır. Ve cebehânesi ve cümle topları ârâste ve altı bin aded cengâver Nemse askeriyle pîrâste olmuş bir kal‘adır kim mahsûd-ı çâsârân-ı bî-dîndir. Ve makbût-ı havakîn-i enîndir. Cümle asâkir-i nusret-me’ser bu kal‘a-i Şamos Uyvar altına varup meks etdikde azharun mine'ş-şems cümle asker mûr [u] zenbûr gibi kal‘anın cânib-i erba‘asına üşüp derûn-ı kal‘adan ancak küffâr bir yaylım top endâht edüp ve bir yaylım kurşum atmağa güc ile iktidârları olup gayra mecâlleri muhâl olup cümle papasları bedenler üzre amân bayrakların ser-nigûn diküp,