EÇS VI 7b
Bu menzilde vâfir cebehâne arabaları ve toplar gelemeyüp cemî‘i bârhâne gelmesiyçün Rûmeli eyâletiyle efendimiz Melek Ahmed Paşa'yı me’mûr eyleyüp ol sarp dağlardan niçe bin arabalar aşınca bu mahalde iki gün meks olundu, ammâ bu mahalde gelen esîrlerin hisâbın Hudâ bilür. Hattâ beş yaşında bir esîr yüz akçeye ve bir at elli akçeye bey‘ olunup ordu-yı İslâm eyle ganîmet oldu kim herkes ganîmetden bîzâr olup yurd yerlerinde ba‘zı partal u sartal makûlesi kelepür eşyâları bırağırlardı. Hattâ bazı avret ve oğlan yurd yerlerinde serserî gezerlerdi. Ve bu mahallere Bihâr nâhiyesi derler, gayet mahsûllü yerlerdir. Andan 5 sâ‘atde,
EÇS VI 7b
Erde[l] krallarının hâssıdır ve sahîh Erdel diyârı bu mahallerdir. Orta Macar ve Hayduşak Macar ve Seykel Macar ve Saz Macar değildir. Hâssü'l-hâs Erdelistân-ı kâfiristân bu zemîn-i a‘mâristândır kim Erdel'in tâ ayne'l-fi‘li bu mahallerdir. Şehir bir bayırlı mahalle vâkı‘ olmuş on üç bin aded kârgîr binâ kâşî-i Çîn gûnâ-gûn kiremitler ile mestûr bir şehr-i ma‘mûr idi kim görenler vâlih [ü] hayrân kalırlardı.
EÇS VI 7b–8a
Çarkacı İsmâ‘îl Paşa askeri mâl-ı ganâ’imler alup böyle şehr-i nâzenîni ıhrâk bi'n-nâr ile 8a harâb-âbâd etmişler. Hakîr Melek Ahmed Paşa efendimizle uğrayup temâşâ etdik. Henüz güneşde zerre ve deryâda katre-misâl bâğ-ı İremden nişân verir bâğçelerinde nüzhet-âbâd kasr-ı Havarnakları ve fıskiyye ve havz [u] şazrevânları kalmış.
EÇS VI 8a
Andan yine taraf-ı şimâle 4 sâ‘atde,
EÇS VI 8a
Hakîkatü'l-hâl otluk ma‘deni denildiği kadar var. Cümle asâkir-i İslâm bu sahrâ-yı çemenzâr [u] giyâhât içre iki gün meks eyleyüp nebâtâtın taşıyup niçe kerre yüz bin at ve katır ve develer bağlayup cemî‘i Tatar halkının da altı kerre yüz bin devâbbâtları bu sahrânın otun otluğun yediler. Gûyâ deryâda katre ve güneşde zerre kadar eksilmedi.
EÇS VI 8a
Andan kalkup yine şimâle 5 sâ‘at gidüp bayırlar ve çayırlı yerler aşup,
EÇS VI 8a
Bu nehir tâ şark cânibinde Seykel yaylalarında Senyal dağlarından hurûc edüp yigirmi pâre kal‘alara uğrayup kal‘a-i Namin ile kal‘a-i Kalu kurbunda nehr-i azîm Tise'ye mahlût olur bir âb-ı hayât nehirdir. Tâ Erdel memleketinin ortasından cereyân edüp, niçe vâdîleri ve kurâ vü kasabât ve kılâ‘arın mezra‘alarını saky eder.
EÇS VI 8a
Andan (---) sâ‘at yine şimâle gidüp tekrâr,
EÇS VI 8a
Bu mahalde hakîr on sekiz yiğit ile nehr-i Şamos'u ubûr edüp Maşrık cânibinde dağlar aşup bir gece seğirdüp vakt-i şâfi‘îde bir köy basup on dörd aded güzîde pençe-i âfitâb gulâm-ı mehtâbları esîr ve yüz elli aded sığırlar ve iki yüz aded koyunlar ganîmet alup tekrâr selâmetle,
EÇS VI 8a
Bu mahalde cümle ganîmetlerimiz fürûht edüp yigirmi birer guruş hissedâr olup Kâzım nâm gulâmı hissemize tuta aldık. Andan 4 sâ‘at yine şimâle gidüp yine,
EÇS VI 8a
Bir çemenzâr bâğ-ı İrem-misâl bir mahsûllü ma‘mûr kurâlar idi. Deryâ-misâl asker gelüp meks eyledikde bu sahrânın cânib [ü] etrâfında olan kurâları gâret edüp cümle ıhrâk bi'n-nâr olundu. Andan 3 sâ‘atde def‘â,
EÇS VI 8a
Hülâsa-i kelâm bu diyârları nehb ü gâret edüp esir [ü] mâl-ı firâvân alup ıhrâk bi'n-nâr etmek içün nehr-i Şamos kenârında on gün meks edüp niçe yüz kurâ ve kasabât ve kılâ‘ ve palankaları yakup yıkup harâb [u] yebâb edüp bu menzilde ale'l-umûm asâkir-i İslâm-ı nusret-me’ser nehr-i Şamos'u karşu tarafa âsân vech ile ubûr edüp artık cânib-i şimâle gitmeyüp taraf-ı maşrıka azîmet olunup 5 sâ‘atde dağlar ve beller aşup ismi ma‘lûmum değil bir sahrâda meks olunup cümle asâkir-i İslâm'a tenbîh [ü] te’kîd olunup herkes hayme vü hargâhında olan esîrleri zabt etdiler. Andan 2 sâ‘atde,
EÇS VI 8a
Lisân-ı Macar'da "taş kal‘a" demekdir. Erdel krallarına tâbi‘dir, ammâ mürd olan Rakofçi kral la‘înin veled-i pelîd-i anîd-i nâ-pâki kal‘asıdır. Bânîsi Gorandi Mikloş kral binâsıdır. Bu kal‘a aslâ itâ‘at etmeyüp yüzden mütecâviz topları asker-i İslâm'a atup çok âdem helâk etdi, zîrâ yola karîb idi.
EÇS VI 8a
Ba‘dehu yanına kimse uğramayup cüyûş-ı muvahhidîn alarkadan ubûr etdiler, ammâ kal‘a küffârları mukaddemâ pusuya girüp hayli ümmet-i Muhammedi giriftâr-ı esîr-i bend-i belâ ve zincîr-keşân eylediler.
EÇS VI 8a
Bu ahvâl-i pür-melâl seraskere mün‘akis olup bu kal‘adan dil almak içün efendimiz Melek Ahmed Paşa ta‘yîn olundukda bir gece iki bin aded pâk ve pâkîze müsellah yiğitleri mezkûr kal‘a altında kemîngâhlar[a] koyup sabâh oldukda kal‘a kapusu açılup cümle küffâr bî-pâk ü bî-pervâ taşra çıkdıklarında hemân kemînde olan guzât "Allâh" deyüp kılıç urdular.
EÇS VI 8a
Derhâl der-i kal‘a kapanup cümle küffâr taşrada kalup beş yüz aded küffâr pây-beste ve dil-haste ve bend-i zincîr ile müşerref olup dörd yüz kadar kelle dahi alındıkda azamet-i Hudâ mel‘ûn kal‘a belki bin mikdârı balyemez topları atup murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı.
EÇS VI 8a
Hamd-i Hudâ bir kimsemize top gülleleri isâbet etmeyüp kal‘a taşrasında olan mâl-ı ganâ’imlerin cümle Hırvadlı gâzîlerimiz alup beş yüz esîr ile ordu-yı Melek Ahmed Paşa'ya alay ile gelinüp bir niçe kâfirleri serdâra dil götürülüp ba‘de's-su’âl kelleleri serâperde önünde be[de]n-i murdârlarından cüdâ olundu.
EÇS VI 8a–8b
Ba‘dehu cümle ganâ’imle cümle üsârâlar fürûht olunurken meğer kal‘a kapudanı olan mel‘ûn tebdîl-i câme etmiş ol ma‘rakede esîr olmuş. Ol mel‘ûn-ı kallâş-ı nâ-tırâş hâmûş-bâş dururken serhad gâzîleri içre kırk bin guruşa dek bahâya çıkınca ne olduğu ma‘lûm olup mukaddemâ asker-i İslâm'dan aldığı ümmet-i Muhammed esîrlerinin yüz yigirmisin dahi verüp kırk bin guruşa fürûht olunup her bahâdır yiğitlere otuzar aded 8b guruş hisse değdi, ammâ mezkûr Köyvar kal‘ası nehr-i Şamos kenârında evc-i semâya berâber bir topraklı dağda iki çatal karşu karşuya iki dâne hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn seng-tırâş bir sûr-ı savaş-ı perhâşdır kim Deve kal‘asından sonra bu kal‘aya mu‘âdil bir sûr-ı üstüvâr yokdur.
EÇS VI 8b
Gerçi nehr-i Şamos aşırı bir kûh-ı bülend havâlesi vardır, ammâ kal‘aya ol dağdan bir zarar yokdur. Ve bu kal‘aya serhad halkı Çatal kal‘a derler. Ve batı tarafına nâzır birer kapusu var. Cânib [ü] etrâfı dereli ve depeli yerlerdir. Andan kalkup 3 sâ‘atde,
EÇS VI 8b
Bu nehr-i lezîz tâ Halmaş yaylağından gelüp bu mahalde nehr-i Şamos'a mahlût olur, lâkin küçük nehirdir, ammâ âb-ı zülâldir. Andan yine şimâle 2 sâ‘atde,
EÇS VI 8b
Lisân-ı Macar'da (---) demekdir. Bânîsi Matyaş kraldır kim vilâyet-i Ungurus'a ve vilâyet-i Leh'e mâlik olup Tuna Belgrad'ın Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'e vermeyen kral-i dâllin oğlu Matyaş kral binâsıdır, ammâ Orta Macar'da Zolomioğlu milkidir. Ve Erdel krallarına tâbi‘ bir şehr-i Laboş'dur kim nehr-i Laboş kenârında bir sahrâya vâkı‘ olmuş ürd-i behişt bir şehr-i müzeyyen imiş. Tatar-ı saba-reftâr-ı adû-şikâr askeri serdârı olan Şâh Polad Ağa bu şehre uğrayup mâl-ı ganâ’im ve üsârâların alup şehr[i] âteş-i sûzân ile ziyân ve halkını esîr [ü] nâlân ve kurâların alan u tâlân etmişler. Hakîr vardıkda ancak birkaç kârgîr binâ kenîseleri kalmış idi. Anları dahi Âl-i Osmân askeri zîr-i zemînlerin kazup bir hayli defîne mâllar bulup kileseleri âteş-i Nemrûd ile göyündürdüler. Andan nehr-i Laboş'u ubûr edüp 4 sâ’atde bayırlar aşup nice köyler ıhrâk edüp giderek,
EÇS VI 8b
Sâhilinde meks [ettik]. Bu nehir Nagbanya dağlarından gelüp nice kurâ ve şehirleri rey edüp nehr-i Şamos'a mahlût olur.
EÇS VI 8b
Ve bu mahalle karîb nice yerlerde aceb ü garâ’ib banalar, ya‘nî ılıcalar vardır, lâkin gayri diyâr germâbları gibi ma‘mûr kârgîr binâlar ile inşâ olunmamışdır, ammâ hassaları çokdur.
EÇS VI 8b
"Kiraz eyyâmında bu vâdîlerde yigirmi bin kefere çadırları ile bu kadar mahlûk-ı Hudâ gelüp ıyş ü işret edüp ılıca-yı Rûmî ederler" deyü nakl etdiler. Lisân-ı Macar'da ılacaya (---) derler.
EÇS VI 8b
Andan 3 sâ‘atde her biri birer şehre benzer kurâları yaka yıka gidüp,
EÇS VI 8b
İtâ‘at edüp bir yeniçeri odası konulup ıhrâk olunmadı. Ve bu mahalde nâm [u] nişân içün bin koyun on altı akçeye bey‘ olunup Ordu Monlası Ramazân Efendi sicille kayd etdi. Bir seferde Âl-i Osmân askeri böyle ganîmet olmamışdır.
EÇS VI 8b
Andan 5 sâ‘at gidüp sene 1071 Zilhicce'sinin arife günü "Allâhümme Lebbeyk" diyerek pür-silâh gidüp,