EÇS VI 12a
Bu mahalle Beleşo-Sonlok nâhiyesi derler. Ertesi gün nehr-i Şamos'u ubûr edüp bir gün bir gecede dahi yürüyüp sene 1071 ıyd-ı adhâsının yigirmi ikinci günü kırk bin dörd yüz aded esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle sîr olup hamd-i Hudâ ordu-yı İslâm'a yine nehr-i Tise kenârında dâhil olup Yalı Ağası Şâh Polad Ağa ve Ak Mehemmed Ağa ve Dedeş Ağa ve gayri ot ağaları hil‘at geyüp hakîre ancak bir çeleng ihsân olunup serdâr başıma kendü eliyle koduğundan cihân kadar hazz etdim.
EÇS VI 12a
Hemân ol ân cemî‘i mâl-ı ganâ’im metâ‘ esîrlerimiz meydân-ı mahabbete çıkarup fürûht olunup aslâ akçe etmeyüp bir guruşa on yaşına pençe-i âfitâb gulâm-ı mehtâblar bey‘ ü şirâ olunup bir avretin iki elinde iki evlâdıyla bir buçuk guruşa fürûht olduğu sicill-i şer‘de mastûr oldu.
EÇS VI 12a
Netice-i merâm "Yiğide (---) âdem başına ikişer guruş hisse değüp, gazâ mâlıdır Hakk berekât versin" dedik.
EÇS VI 12a
Ordu-yı İslâm eyle ganîmet oldu kim herkes esîr almadan bîzâr oldular. Hakîr dahi bir gazâda üç aded esîre mâlik oldum ve üç gulâmlarım dahi birer esîr ile sîr oldular.
EÇS VI 12a
Hamd-i Hudâ yine Melek Ahmed Paşa efendimize selâmetle buluşup şeref-i sohbetleriyle müşerref olduk. Ve cümle gâzîler ganîmetlerin fürûht edüp gazâ mâlıyla ganîmet oldular.
EÇS VI 12a
Bu mahalde Serdâr Ali Paşa cümle a‘yân-ı devlet ve erbâb-ı izzet iş erleriyle müşâvere edüp,
EÇS VI 12a
"Elbette fermân-ı pâdişâhî üzre bir kral nasb edüp bekâyâ hazîneyi tahsîl edüp edâ-yı hidmet edelim, yohsa bu el vilâyetleri yakup yıkmadan pâdişâha ne fâ’ide. Elbette Husvar kal‘asında olan Helil Gaboru ve Kaşa şehrinde Zolomioğlu'nu getirdüp kral edelim. Yohsa kılıç gibi kış gelmede ve iş gerü kalmada" dediklerinde Siyâvuş Paşa karındaşı Abaza Sarı Hüseyin Paşa Tımışvar eyâletiyle ve serdâr kethudâsı Hasan Ağa kırk aded bayrak sekbân sarıca ile ta‘yîn olunup kral getirmeğe me’mûr olduklarında hakîr Hüseyin Paşa ile,
EÇS VI 12a
Husvar kal‘asına ve Kaşa şehrine gitdiğimiz konakları beyân eder
EÇS VI 12a
Hakîr üç gulâm ve altı aded çatal atlarım ile bu mahalden kalkup,
EÇS VI 12a
"Âyâ nehr-i Tise'yi ne cânibden ubûr etmek mümkündür?" deyü müşâvere edüp Tise'nin maşrık cânibine baş yukaru altı sâ‘at gidüp,
EÇS VI 12a
"Âhir bu mahalden geçilir" deyü murg-ı cânlarımız Allâh'a ısmarlayup herkes refîkleriyle helâlleşüp kılıçları ve tîrkeşleri ve gayri silâhların herkes arkalarına bağlayup ba‘zı iş görmüş ve çete gözetmiş gâzîler silâhların tulumlara ve sazdan sallara koyup on bin bahâdır yiğitler yigirmi beş bin esb-i tâzîler ile Allâh'a sığınup ba‘de'd-du‘â vü senâ cümle guzât gavvâs-ı bahrî gibi o nehr-i bî-amân Tise'ye urup şinâverlik ederek herkes cân bâzârına düşüp bir kenâra ubûr etmede. Hüseyin Paşa sallar ile geçüp hakîr cümle esvâb [u] eşyâlarım tulumlara koyup iki at ortasına gelüp Tatar'dan gördüğüm gibi selâmetle nehr-i Tise'yi ubûr edüp secde-i şükür etdim.
EÇS VI 12a
Gerçi Tuna ve Şattu'l-Arab ve Nîl ve Ceyhûn ve Seyhûn kadar amîk ve arîz su değildir, ammâ dîvâne coşkun akar nehr-i azîmdir.
EÇS VI 12a
Ve cümle asâkir-i İslâm yüz bin renc [ü] anâ çekerek ubûr edüp ancak on yedi âdem atdan ayrılup şehîd oldular. Bu mahalde sehel ârâm edüp herkes esbâbların kurudup fî'l-hâl atlara süvâr olup ol sahrâ-yı çemenzâr-ı azîmin maşrık cânibine 8 sâ‘atde ma‘mûr u âbâdân kurâ vü kasabâtlar ve ibret-nümâ musanna‘ manastırlar ve bâğ u bâğçeler ubûr ederek (---)
EÇS VI 12a
Lisân-ı Macar'da (---) (---) demekdir. Bânîsi Menûçehr oğlu Acem'den Macar olan Nagban Ejder kral binâsıdır. Erdel krallarına tâbi‘dir, ammâ Orta Macar hâkinde vâkı‘ olup bir zamân Orta Macar hâkimi Kurs Palatinuş hükmünde idi.
EÇS VI 12a–12b
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Erdel hâkimi Betlen Gabor kral Süleymân Hân'ın izniyle 12b bu kal‘a-i Husvar'ı Kurs Macarı elinden kuvvet-i Âl-i Osmân ile alup bir kal‘a-i metîn etmişdir kim gece vâkı‘sında gören âdemin dudakları uçuklar. Hâlâ içinde cümle keferesi Nemse ve kapdanı ve ir[ş]ekleri ve şagları ve nemeşleri cümle Nemse'dir, lâkin Zolomioğlu milkidir. Kal‘ası Hasun yaylası dibinde dîvârları dolma rıhtım-ı Şeddâdî sedd-i İskender-misâl beyâz kuğu gibi kal‘adır kim sûr-ı üstüvârının kaddi evc-i âsumâna berâber bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn nev-binâ bir hisâr-ı zîbâdır.
EÇS VI 12b
Ve aşağıda varoşu kal‘anın mağrib cânibine nâzır cümle evleri biri biri üzre gâyet müzeyyen varoşdur kim cemî‘i sarâylarının sütûhları elvân kiremitler ile mestûr ve cümle kenîseleri rusâs ile ve kalaylı teneke ile ma‘mûr düyûrların haçları zeheb-i hâlis ile mutallâ olduğundan âdemin çeşm-i nergisleri hîrelenir. Ve bâğ u bâğçesinin hadd [ü] nihâyeti yokdur ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir.
EÇS VI 12b
Bu kal‘ayı hayli mesâfe-i ba‘îdeden seyr [ü] temâşâ edüp cümle guzât ile bir top menzili alarkada meks edüp ba‘dehu derûn-ı kal‘aya iki aded iş görmüş fasîh Macarca bilir âdemler gönderdik. Nîm sâ‘atden sonra kal‘a cânibinden bir toz belürdü.
EÇS VI 12b
"Âyâ bu ne ola?" derken on bin mikdârı küffâr, pür-silâh mest-i evkâr gelüp Hüseyin Paşa huzûrunda bî-pâk ü bî-pervâ olup eydir:
EÇS VI 12b
"Baka Türkler. Buraya ne cür’et ile geldiniz? Ve murâdınız bize bildiriniz" dediklerinde bizim serdârımız, Hüseyin Paşa eydir;
EÇS VI 12b
"Size ve kapudanınıza Erdel dojları ve nemeş ve birovlarından ve bizim serdârımız Ali Paşa'dan nâmelerimiz var. Kal‘a kapudanına buluşmak isteriz" dedikde, gelen fecerelerin başı,
EÇS VI 12b
"N'ola sizden birkaç âdem bizimle gelsin, ammâ sizler bu mahalde kalasız ve top altına gelmeyesiz" dedikde, Hüseyin Paşa Budin a‘yânından Hüseyin odabaşı ve Mustafâ odabaşılar ile tokuz kişi, hakîr ile on kişi olup küheylân atlarımıza süvâr olup nâme ve mektûbları alup küffâr askeri önümüze düşüp zîr-i kal‘aya vardığımızda aşağı varoş kapusun açup iki cânibi temâşâ edüp büyük hisâr dibine vardıkda handak kenârında atlardan enüp beş aded yiğitlerimiz atlar yanında kalup handak üzre cisre kadem basdığımızda niçe yüz küffârlar karşu gelüp beşimizin dahi silâhların alup gözlerimiz bağlayup ellerimize yapışup kâmil yüz ayak nerdübân çıkup gözlerimizi açdılar.
EÇS VI 12b
Bir dîvânhâne-i âlîde iskemleler üzre oturup cümle Tise sahrâsı ve nehr-i Tise yalıları ve cümle kurâ vü kasabâtlar sahîfe-i Minor Coğraf gibi nakş-ı bûkalemûn gibi nümâyân idi.
EÇS VI 12b
Bu temâşâyı ederken kapudan içerden gelüp "Safâ geldiniz ve hoş geldiniz" dedikde mektûb ve nâmeleri yed-i nâ-pâkine verüp kırâ’at olundukda mefhûm-ı kelâmın anlayup derhâl Zolomioğlun meydân-ı mahabbete getirdüp,
EÇS VI 12b
"Bu dîvâne midir krallığa istediğiniz?" dedikde Zolomioğlu'na bakdık ayağında yetmiş vukiyye gelir demir neybesi var ve elleri bağlı ve boğazı tavklu fakîr kralzâde hem kal‘a sâhibi ve hem mahpus imiş.
EÇS VI 12b
Kapudan eyitdi: "Devlet-i Âl-i Osmân bu güne mi kaldı kim böyle dîvâneyi kral edüp hazîne nice tahsîl edüp Erdel diyârın nice hıfz [u] hırâset etse gerek. Yâ bizim kralımız Kemen Yanoş'un nesi vardır" dedikde,
EÇS VI 12b
Hüseyin Odabaşı eydir; "Kemen Yanoş'un kral olduğundan Âl-i Osmân pâdişâhının izni ve haberi yokdur. Kanûn üzre kral değildir, bir zorba âsîdir. Şimdi bu sefere anın içün geldik, ammâ bize de karşu duramayup kaçup gezer. Biz anı kral istemeziz, bu Zolomioğlu'nu verin götürüp kral ederiz" dedikde, hemân kapudan-ı la‘în-i bî-îmân gazab-âlûd olup hemân fakîr Zolomioğlu'nu kal‘adan aşağı atmağa (atmağa) fermân edüp evce berâber kal‘a kenârına Zolomioğlun getirüp fakîr kefere yüz bin feryâd [u] nâlişler edüp atarken cümle kapudanlar ve irşek ve bıtrîk ve şaglar ricâ edüp halâs edüp yine zindâna girirken hemân Hüseyin Odabaşı Zolomioğlu'na sarılup,
EÇS VI 12b
"Elbette biz bunu kral etmeğe götürürüz" deyü Zolomioğlu'na sarılınca hemân kapudan elindeki meçiyle Hüseyin Ağa'nın uyluğundan urup zahmdâr eyleyüp andan yine gözlerimiz bağlayup kal‘adan taşraya çıkardılar.
EÇS VI 12b–13a
Ba‘dehu gözlerimiz açup ellerimize 13a birer çuka ve birer kumaş ve ellişer altun ve huddâmlara ellişer guruş verüp yolladılar. Bizler dahi mağmûm dönüp ol sahrâda ve Serdâr Hüseyin Paşa ile kalan on bin askere mülâkât olup ol ân Hüseyin Ağa'nın zahmın sarup sarmalayup kıssa-i pür-hisse-i pür-melâlimiz Hüseyin Paşa'ya bir bir takrîr etdikde cümle guzât bir yere gelüp,
EÇS VI 13a
"Âyâ, biz kralsız asâkir-i İslâm serdârına nice varalım ve ne diyelim?" deyü meşveret edüp bu Husvar sahrâsından şimâl cânibine 1 sâ‘at gidüp,
EÇS VI 13a
"Kaşa kal‘asından Helil Gabor'u taleb edelim" deyü Mustafâ Odabaşı'yı on bin yiğide serdâr edüp elçi gönderdikde Hüseyin Paşa kal‘a-i Kaşa altındaki sahrâda bâkî kalup mâ-bâkî asker ile yine hakîr kal‘a-i Kaşa altına varup Mustafâ Ağa ve elli aded yiğit huddâmlarımız ve bu hakîr-i pür-taksîr ile {cümle} elli bir âdem olup sabâha dek şimâl cânibine gidüp 6 sâ‘atde,
EÇS VI 13a
Evsâf-ı şehr-i müzeyyen-i İrem-âbâd, ya‘nî kal‘a-i Kaşa-i ibret-âbâd
EÇS VI 13a
Lisân-ı Macar'da lafz-ı Kaşa (---) demekdir. Bu şehrin ibtidâ bânîsi Acem diyârından gelen Menûçehr evlâdlarından Kaşa Ban binâsıdır kim sâhil-i Tise'de dîvler ile ceng edüp dîvleri kıra kıra nehr-i Tise'ye döküp âhir kendüsü dahi nehr-i Tise âbıyla gark olup hâlâ bânîsi Kaşa sâhil-i nehr-i Tise'de bir deyr-i mu‘teberde yatır, anıniçün hâlâ ba‘zı balıkçılar nehr-i Tise'den kazan kadar dîv kelleleri ve bedensiz sekiz arşın tavîl diz kemikleri çıkar.
EÇS VI 13a
Ba‘dehu Kaşa Ban Menûçehr evlâdı ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i ra’nâ olup günden güne imâr olduğundan hasretü'l-mülûk-i kıralân-ı mudıllân oldu.
EÇS VI 13a
Andan niçe mülûke intikâl edüp hâlâ hâk-i Orta Macar'da Kurs keferesi içre Nemse çârnâsârı hükmünde ve gâh Erdel kralları destinde olup cümle keferesi Erdel ve Nemse ve Orta Macar ve Kurs kâfiridir, ammâ re‘âyâsı Eflakân ve Korol'dur.
EÇS VI 13a
Kal‘ası Kaşa yaylası dâmeninde şekl-i murabba‘dan tûlânî Şeddâdî seng-tırâş bir metîn ü müstahkem kal‘a-i savaş-ı perhâşdır kim gûyâ Eğre kal‘ası gibi dâmen-i kûha vâkı‘ olmuşdur, ammâ bu Kaşa Eğre'nin üçü kadar var bir vasî‘ ve azîm tabyaları var. Ve dağdan tarafı bir azîm gayyâ-misâl handakı ve cümle sekiz aded cedîd metîn kapuları var. Ve dâ’iren-mâdâr iki kat kal‘a dîvârı ve kal‘adan hâric sedd-i Kahkahâ-vâr kavî tabyaları kirpi gibi balyemez toplar ile ârâste ve gûnâ-gûn muhîl [ü] şeytanatlar ile pîrâste olmuş hisâr-ı üstüvârdır kim üstâdân-ı selef var makdûrun sarf edüp bu sûrda eyle tasarruflar etmişdir kim zamânımız üstâdları ol binâ-yı refî‘u'ş-şâna mânend bir hisâr inşâ etmeğe kâdir değillerdir.
EÇS VI 13a
Hulâsa-i kelâm bu edîm-i arzda eyle bir musanna‘ ve mücellâ ve musaykal ahcârâtlı kal‘a-i şîrîn yokdur.
EÇS VI 13a
Ve ecnâs-ı kesîre mahlûkât-ı Hudâ ile pür olmuş bir bender-âbâd kal‘a-i kaviyyü'l-bünyâd şehirdir kim dâr-ı diyâr-ı Erdel'de bu şehr-i Kaşa ve şehr-i Praşo gûyâ mânend-i Mısır'dır ve sayf u şitâda âdem deryâsıdır. Ve derûn-ı hisârda dörd bin aded sarâylar ve gayri nûhüsethâneleri kat-ender-kat kârgîr binâlardır kim her biri birer gûne tarz [u] tarh üzre mebnî şâhnişîn ve kâh-ı musanna‘lar ile nakş-ı bûkalemûn nigârhâne-i çîn-misâl hânedân-ı pür-me’âller var kim cümlesinin dam u bâmları serâpâ elvân sırçalı kiremit ve sarı pirinç ve beyâz kalaylı teneke ve rusâs-ı hâs ile mestûr sarâylardır kim her birinin ta‘rîf ü tavsîfinde kilk-i cevâhir-nisârlar ile tahrîri mümkün değildir.
EÇS VI 13a
Ve kal‘a kapuları mâbeynleri mâl-â-mâl cebehâneler ile ve nigehbân ve pâsbânlar ile müzeyyen ve âmâdedirler. Zîrâ dâ’imâ bu kal‘a ahâlîsinin havfleri Leh'den ve Çeh'dendir.